Türk annelerinin gözünden görmek istediğim bir derdim

bunca şeye rağmen başınızı kaldırıp mutluluğu yakalayabilmişsiniz:KK200:
anneniz kendini atarmış öyle mi? ne güzel bulmuş yolu
böyle bişey için atacaksa atsın tövbe estağfirullah

bundan sonra çekerseniz kardeşiniz için vicdan azabı çekin
onlar sizi çok mu düşündü büyürken!
 
Yorumlarınız için çok teşekkür ederim... Başkası bana böyle bir derdini anlatsa ben de sizin gibi yorum yapardım bunu biliyorum, ama insan içinde yaşarken dışarıdan bakamıyor... Aslında bu gönderiyi yazdıktan sonra okuyunca ben de buz kesildim.
Annem bana çocukluğumdan beri ne yaparsam yapayım suçluymuşum gibi davrandığı için 30 yaşına da gelsem etkisinden çıkamıyorum bunun kolay kolay. İnsanın zihnine işliyor böyle şeyler. Dayak izi bir süre sonra geçiyor da ruhsal olan kalıyor.
Annemin benimle konuşmaması bana bir yandan çok iyi geldi çünkü kendimi ilk kez kendi kararlarını vermekte özgür biri gibi hissettim. Ama tanıdığım kadarıyla, eminim ki, bi süre sonra canım kızım evladım gibisinden iletişim kuracaktır benimle, ve kendimi yine kötü hissettirecektir. Beni bu kadar seven bir kadını ben nasıl üzerim diye düşünmeme sebep olacak. En iyi nasıl yaklaşırım o durumda bilmiyorum. Yukarıda bir yorumda "artık bencil olmanın zamanı gelmedi mi?" yazmışsınız. Haklısınız. Hayatımda hiç bencil olamadım o yüzden nasıl bencil olunur bilmiyorum bile.
Çok teşekkür ederim yorumlarınız için. Dürüst olmam gerekirse "cennet annelerin ayakları altındadır, ama o senin annen o senin baban" gibi yorumlar bekliyordum sanırım... Çok iyi geldiniz bana. Çok teşekkür ederim.
yurtdışında yaşamış olmanıza rağmen çok akıcı ve güzel yazmışsınız. Tebrik ediyorum
 
yurtdışında yaşamış olmanıza rağmen çok akıcı ve güzel yazmışsınız. Tebrik ediyorum
Teşekkür ederim
Küçücük çocuğunu bebeğini acımasızca tokatlayan insanlar benin ailem olamaz. Kardeşimi de çeker alırdım ellerinden kendi bokluklarında boğulsunlar
Bu konuda vicdanım rahat değil. Keşke öyle bir imkanım olsa yanıma alsam, ama engelli raporum ve teşhisim yüzünden mahkemeyle uğraşmam gerekir. Sanmıyorum bana vereceklerini.
 
Ailenle görüşmeni azaltma, direkt sil.

Okurken gözyaşlarımı tutamadım..Yanımda olsanız size sımsıkı sarılırdım.

Örf ve adetlerin yarardan çok zararı var kadınlara. Oldukça zor günlerden geçmişsinjz bırakın gelenekleri. Siz yurtdışındasınız. Hayat orada, burada olduğundan çok daha kolay.

Aileniz ile görüştüğünüz müddetçe mutlu olamazsınız. Daha kötüye gidersiniz.

Mutlu olmak hakkınız
 
İşte başımıza ne gelirse gelsin o çocuk yüreğimizin kanaması geçmiyor İster linç yiyeyim isterse tüm dünya beğenmedim atsın yorumuma Anne baba hakkiymis ha 😓bunu yaşayan bilir.Kesin selam bile vermeyin.Onu çeken bilir onu yaşayan çok iyi anlar gerisine ne kolaydır anne baba hakkı diye konuşmak .Ya o minik çocuğun hakkı ya onun döktüğü o gözyaşları.Kesinlikle güçlü durun.Affederse Allah Affetsin derim benki burada siz affetsiniz kamu davası gibi bir ilahi adalet var.Neyse bu kadar yazabiliyorum travmalarımi tetiklediniz😓
 
Ki bu kadarı sizin her iki taraftan yaşadıklarıniz çok ağır akıl sağlığınızı koruyup bu yasa gelmiş olmanız bile mucize bence çok üzüldüm ve şimdi bu halinizede çok mutlu oldum
Hep mutlu olun
 
Annen hala seni düşünmüyor ne yazikki kendini düşünüyor..küçük evladını da dusunmuyor..
O vakit siz neden onu dusunesiniz ki..büyürken size hiç bir faydası olmamis kendine yapılan haksızlıkların hıncını küçük çocuklarından çıkarmış bir kadin.
Görüşme asla diyemem ama onun için hayatını erteleme yada isteklerini yok sayma..
 
Hayat sizin hayatınız, evet aileniz bir vesileyle hayata gelme sebebiniz ve sizi bugünlere getiren kişiler ancak artık onlardan ayrı bir birey olduğunuzu kabullenmeniz gerekli. Sonuçlarını taşıyabilmek adına kendi kararlarınızı vermeniz gerekli aksi takdirde hayat boyu pişmanlıklar ve keşkeler insanın içinde yer edinebiliyor. Bu nedenle de hayatınızın iplerini aileniz de dahil hiç kimseye vermemenizi tavsiye ederim.
 
İçten içe bir dala tutunma istegiyle annene hep sahip çıkmışsın ama annen babandan daha iyi biri değil emin olabilirsin. Babandan uzak durdugun kadar ondan da uzak durmalisin bence
 
Sevgili kadınlar kulübü,

Yurtdışında yaşıyorum, haliyle yaşadığım sorun için türk aile yapısını bilen, beni daha iyi anlayacağını düşündüğüm kadınların ve annelerin fikrini almaya geldim.
Olayı size olabildiğinde objektif ve tarafsız bir şekilde yazmaya çalışacağım.

Annem 18 yaşına bastığı gün, gurbette çalışan 32 yaşındaki babamla görücü usulü evlenmiş. 9 sene boyunca babam vize işlerini halledemediği için ben ve benden 3 yaş küçük kardeşim Türkiye'de annemle birlikte babamı bekleyerek büyüdük. Vizemiz çıktığında ben 8 yaşındaydım ve yurtdışına taşındık.
Babamın parası yoktu, çalışmıyordu, sonradan anladığım üzere çalışamıyordu çünkü elinden bir iş gelmiyordu, muhtemelen zihinsel bi sorunu vardı. Durum böyle olunca yokluk içindeydik, türk komşuların desteğiyle su üstünde durmaya çalışıyorduk. Böyle devam etmez diyerek annem bir otelde temizlik işine girmişti. Yine de maddi durumumuz pek iyi değildi, çoğu çocuğun sahip olduğu şeylere sahip olamadım.

Annem, yaşadığı hayal kırıklığı, onca yıl bekleyiş, sorumsuz ve çocuk gibi bir koca gibi sebeplerden kaynaklı öfkesini ve üzüntüsünü beni döverek rahatlatmaya çalışıyordu. Hatta öyle ki, dudağıma dikiş atılmıştı dayaktan. Şöyle demişti sonrasında da: sakın kimseye söyleme dayak yediğini seni bizden alırlar.

8 yıl sonra tanıştığım yabancı bir adam olan babam da, dışarıda başkalarından duyduğu küçük düşürmelerin öfkesini de eve gelip benden çıkarıyordu. Babam beni döverken, annem: yüzüne vurma okuldan şikayet gelmesin, derdi.

12-13 yaşlarında ergenlikle birlikte içime kapanmaya başladım, kollarımı kesmeye başladım, altıma kaçırıyordum, derslerim kötüleşmişti, okula gitmek istemiyordum. Çok zeki bir çocuktum, hem annem babamdan daha zekiydim, hem de yaşıtlarımdan daha üstün başarılar sağlıyordum. Sanki babam biraz da kıskandığı için dövüyordu beni. Bir gün yeni bir mobilya almışlardı, 4 çekmeceli, kapaklı bir dolap. Kurulması gerekiyordu. Babam denedi yapamadı. Sonra gittim ben yaptım. Babam çok kızmıştı bana, yanlış mı kurdum diye sormuştum, öyle sanmıştım çünkü. Benimle gurur duyamadığını sonradan anladım.
Çok evden kaçtım, arkadaşlarıma sığındım, sokaklarda yattım, ama ağzımı açıp bir kere olsun beni dövüyorlar evde demedim kimseye. Kendi hatalarımdan da bahsedeyim, babamın parasını çaldım beğendiğim bir çantayı almak için, internet kullanımı yüzünden eve yüksek faturalar geldi. Hiç arkadaşım olmadığı için internetten arkadaşlar edindim, hatta çoğuyla bugün bile görüşüyorum.

Ondan sonra psikiyatride yattım, 14 yaşındaydım. Birden fazla intihar girişimim oldu. Yaklaşık bi sene kadar yattım psikiyatride. Eve geri döndüğümde annem herkese benim hayırsız olduğumu, benden çok çektiğini anlatmıştı ve hamileydi. Ama dünyanın en iyi annesi gibiydi. Sorunlarımın babam yüzünden olduğunu söyledim, annemi hep akladım ben de. Durum böyle olunca, annem odandan çıkma o zaman, ben yemeğini odana getiririm, yeter ki evde kal, baban da karışmaz sana dedi. Evden gitmemem için her şeyi yaptı. Öyle ki, arkadaşlarımla buluşmamı bile istemiyordu.
Kardeşim doğdu, çok ağlayan bir çocuktu ve annem sussun diye onu da dövüyordu, 2-3 aylıkken tokat atmaya başlamıştı bebeğe.

16-17 yaşına geldiğimde, bi saat geç kalsam polisi aramakla tehdit ediyordu.
Babamsa, geceleri odamın kapısını açar, bana uzun ve boş bakar, tükürür ve giderdi. Nefretle bakardı yüzüme. Tiksinirdi benden. Hep salonda otururdu, tuvalete gitmek için salondan geçmem gerekiyordu ve ondan korktuğum için geceleri altıma kaçırırdım tuvalete gitme isteğimi bastırmaya çalışırken. Bazen beni yatağımdan kaldırıyor yanına çağırıyor, bilgisayarındaki bi sorunu çözmem için yardım istiyordu. Porno sitelerine girdiği için saçma sapan reklamlar çıkıyordu onları kapatamıyordu, ben kapatıyordum.

Ne alkol kullandım, ne uyuşturucu. Sanatsal bir çocuktum, resim yapar fotoğraf çekerdim, doğayı severdim.

Sanırım 18 olmuştum, annem hayatında ilk kez babamdan dayak yemişti. Küpesinden kulak memesi yırtılmıştı, hastaneye oradan da polise gitmiştik. Boşanmaya karar vermişti annem. Küçük kardeşim, diğer kardeşim ve ben üçümüz kalmıştık ve ben mutluydum. İçimi kemiriyordu bi soru, ben dayak yerken neden boşanmadı diye ama susuyordum. Anneme hep destek oldum, yaşadığımız ülkenin dilini öğrenemediği için çocukluğumdan beri her türlü tercümeyi yaptım, her yere onunla gittim. Hayatımda ilk kez salonda tv izliyordum, mutfakta oturuyordum. Odamdan çıkmadan yaşadığım onca sene sonra kendimi çok mutlu hissediyordum.

2 yıl geçti, annem bir gün babanla barışmaya karar verdim, buraya taşınacak dedi. Tam okuluma devam ediyordum, güzel bir işim vardı, mutluydum. O zaman ben giderim bu evden dedim. Bi erkek arkadaşım vardı daha yeniydik, onun yanına. O"ospu mu olacaksın gibisinden bir şeyler söyledi. Yediremedim kendime bunu. Gittim evlendim erkek arkadaşımla. Bu evden gidersen bir daha gelemezsin dedi. Tamam dedim.
Tahmin edersiniz belki, çok kötü bir evlilikti bu ve benim gidecek bir yerim yoktu. Erkek arkadaşım türkiyede yaşıyordu ve yurtdışında oturum izni alabilmek için kullanmıştı beni. Ayrıldıktan sonra o adamdan boşanmam 6 yıl sürdü, tüm masrafları ben ödedim, o kılını kıpırdatmadı.


Annem seni özledim diye çağırdı, koşa koşa gittim. Suçluluk duygusundan ölmek üzereydim. Her şeyin sorumlusu sensin, kendin ettin kendin buldun dedi. Ama bir yandan da beni sevdiğini söylüyor bana yardım ediyordu. Kafam karışıyordu.

Başka bir şehre taşındım, tek başıma kendi ayaklarım üzerinde durdum. Annemle daha az görüşmeye başladım. Babamla zaten yıllarca görüşmedim. Özgüvensizliğim nedeniyle de hiçbir şeye cesaret edemedim. Yeni bir işe girerken bile annem ne der diye düşünür oldum. Çok başarılarım oldu, para kazandım, kendime iyi bir hayat sağladım, annem hiç gurur duymadı benimle ve hep bana eve geri dön dedi.

3 sene önce kanser oldum, atlattım. Psikolojik olarak çöküşüm o dönem başladı. Şizofreni hastası olduğumu öğrendim, bununla birlikte post travmatik stres bozukluğu teşhisi kondu. Doktorlarım şizofreninin sebebinin çocukluğumda dışarıya karşı çok iyi görünen, evde baskı ve şiddet uygulayan ailem yüzünden olduğunu söyledi. Çünkü ben de dışarıya karşı çok bir ailem var imajı çiziyor sorunlarımı kimseye belli etmiyor içime atıyordum. İki farklı dünyada yaşıyor gibiydim.

En iyi doktorlara gidiyorum, en iyi tedaviyi alıyorum. Şu an çok iyi durumdayım ama artık çalışmadığım için emekli oldum. 30 yaşındayım.
Annem en sevdiği çocuğunun ben olduğumu söylüyor. Ne zaman evden gitmek istesem intihar etmekle tehdit etti beni, hatta etti de birkaç kere. Ne zaman duymak istemediği bir şey duysa kendini bir yerlerden atmakla tehdit ediyor. Küçük kardeşim daha 14 yaşında ve muhtemelen babama çekmiş, el becerisi yok, konuşması anlaşılmıyor. Anladığım kadarıyla otizm olabilir, zaten 5 yaşına kadar hiç konuşmamıştı, belki de yediği dayaklardandır. Doktora götürmüyor kardeşimi, ona bunun önemli olduğunu söylüyorum anlamıyor. Şu an ergen ve çevresinden "senden bi b..k olmaz gibi yorumlar duymuş, yüzünde ergenlik sivilceleri var onlara kafaya takıyor tabii ki, kilosu var. Depresyona girmesinden korkuyorum dedim anneme, doktora götür, gerekirse engelli yardımı alsın ki ilerde bir güvencesi olsun, bir iş yerine girdiğinde ona edilen laflar suç kapsamına giriyor o şekilde mesela, devlet güvencesi oluyor. Annem kendini atarım ben dayanamıyorum filan dedi, kaldı öyle... Üzülüyorum çocuğa.

En son nokta şu oldu, bir yıldır yabancı bir erkek arkadaşım var, hayatımda tanıdığım en empatik, en anlayışlı, en sevecen insanlardan biri. Anneme anlattım, ben kabul etmem diyerek telefonu yüzüme kapattı. Bizim ailemize uymaz, kültür farkı, dil bariyeri dedi.
Oysa benim böyle bi sorunum yok, 3 dili anadilim gibi konuşuyorum, kendi gelirim, evim, hayatım var. Annem aylardır benimle konuşmuyor.

Yurtdışındaki doktorlarım ve arkadaşlarım bana ailenle görüşmeni azalt, onları dinleme, kendi iç sesini dinle diyor.
Yabancılar için bunu söylemek çok kolay gibi, Türkiye'de olsaydım doktorlar ne derdi? Siz olsanız ne derdiniz?
Lütfen, gerekirse beni de eleştirerek yorum yapın. Herkesin "senin bir suçun yok" demesi bana inandırıcı gelmiyor. Tüm bunları yok yere hak etmiş olamam diye düşünüyorum. Sorularınızı seve seve cevaplarım.


Teşekkür ederim.

Annenin seninle görüşmemesi bir lütuf inan bana
Olabildiğince ailenden uzak dur
Büyük işler başarmışsın, yaşadığın onca şeye rağmen hayatını kurmuşsun
Kendi egemenliğinde yaşamaya devam et, içinden geleni yap
Aile her zaman iyi ya da doğru değildir, bunca acına sebep olan olan insanların ne düşündüğünü önemseme
Türk aile yapısı değil senin hayatın önemli, öyle bir yapıda yok zaten herkes işine geldiği gibi yaşıyor
Allah bir düze çıkarmış seni yeniden uçuruma yürüme, bırak uzak kalsınlar
 
size kocaman sarılmak istedim.

Bence hala size küsüp psikolojik olarak etkileyen annenizle tüm bağınızı koparıp kendinizi serbest bırakın :KK200:
 
Yurtdışındaki doktorlarım ve arkadaşlarım bana ailenle görüşmeni azalt, onları dinleme, kendi iç sesini dinle diyor.
Siz en doğru cevabı sonda yazmışsınız zaten. Bizim bir şey söylememize gerek yok ki. Daha çok gençsiniz. Bence hayata baştan başlamayı hak ediyorsunuz.
 
Siz ya da yurtdışındaki insanlar aileden destek almadan da ayakları üzerinde durabiliyor. Çok güzel birşey. Sizin konumunuzdaki bircok kadın burda kendi ayakları üzerinde duramayacagi için bu toksik aileye boyun eğmek zorunda kalıyor. Siz zorunda değilsiniz. Üstelik sadece yabancı diye aylarca aramayan anne de saygıyı hak etmiyor yani. Tüm önceki şeyleri geçtim son derece fedakar cefakar bir annenjz bile olsaydı üstüne yabancı ile evleniyorsunuz diye sizinle görüşmese idi yine siz haklıydınız ki. Yani içiniz ferah olsun
 
Sevgili kadınlar kulübü,

Yurtdışında yaşıyorum, haliyle yaşadığım sorun için türk aile yapısını bilen, beni daha iyi anlayacağını düşündüğüm kadınların ve annelerin fikrini almaya geldim.
Olayı size olabildiğinde objektif ve tarafsız bir şekilde yazmaya çalışacağım.

Annem 18 yaşına bastığı gün, gurbette çalışan 32 yaşındaki babamla görücü usulü evlenmiş. 9 sene boyunca babam vize işlerini halledemediği için ben ve benden 3 yaş küçük kardeşim Türkiye'de annemle birlikte babamı bekleyerek büyüdük. Vizemiz çıktığında ben 8 yaşındaydım ve yurtdışına taşındık.
Babamın parası yoktu, çalışmıyordu, sonradan anladığım üzere çalışamıyordu çünkü elinden bir iş gelmiyordu, muhtemelen zihinsel bi sorunu vardı. Durum böyle olunca yokluk içindeydik, türk komşuların desteğiyle su üstünde durmaya çalışıyorduk. Böyle devam etmez diyerek annem bir otelde temizlik işine girmişti. Yine de maddi durumumuz pek iyi değildi, çoğu çocuğun sahip olduğu şeylere sahip olamadım.

Annem, yaşadığı hayal kırıklığı, onca yıl bekleyiş, sorumsuz ve çocuk gibi bir koca gibi sebeplerden kaynaklı öfkesini ve üzüntüsünü beni döverek rahatlatmaya çalışıyordu. Hatta öyle ki, dudağıma dikiş atılmıştı dayaktan. Şöyle demişti sonrasında da: sakın kimseye söyleme dayak yediğini seni bizden alırlar.

8 yıl sonra tanıştığım yabancı bir adam olan babam da, dışarıda başkalarından duyduğu küçük düşürmelerin öfkesini de eve gelip benden çıkarıyordu. Babam beni döverken, annem: yüzüne vurma okuldan şikayet gelmesin, derdi.

12-13 yaşlarında ergenlikle birlikte içime kapanmaya başladım, kollarımı kesmeye başladım, altıma kaçırıyordum, derslerim kötüleşmişti, okula gitmek istemiyordum. Çok zeki bir çocuktum, hem annem babamdan daha zekiydim, hem de yaşıtlarımdan daha üstün başarılar sağlıyordum. Sanki babam biraz da kıskandığı için dövüyordu beni. Bir gün yeni bir mobilya almışlardı, 4 çekmeceli, kapaklı bir dolap. Kurulması gerekiyordu. Babam denedi yapamadı. Sonra gittim ben yaptım. Babam çok kızmıştı bana, yanlış mı kurdum diye sormuştum, öyle sanmıştım çünkü. Benimle gurur duyamadığını sonradan anladım.
Çok evden kaçtım, arkadaşlarıma sığındım, sokaklarda yattım, ama ağzımı açıp bir kere olsun beni dövüyorlar evde demedim kimseye. Kendi hatalarımdan da bahsedeyim, babamın parasını çaldım beğendiğim bir çantayı almak için, internet kullanımı yüzünden eve yüksek faturalar geldi. Hiç arkadaşım olmadığı için internetten arkadaşlar edindim, hatta çoğuyla bugün bile görüşüyorum.

Ondan sonra psikiyatride yattım, 14 yaşındaydım. Birden fazla intihar girişimim oldu. Yaklaşık bi sene kadar yattım psikiyatride. Eve geri döndüğümde annem herkese benim hayırsız olduğumu, benden çok çektiğini anlatmıştı ve hamileydi. Ama dünyanın en iyi annesi gibiydi. Sorunlarımın babam yüzünden olduğunu söyledim, annemi hep akladım ben de. Durum böyle olunca, annem odandan çıkma o zaman, ben yemeğini odana getiririm, yeter ki evde kal, baban da karışmaz sana dedi. Evden gitmemem için her şeyi yaptı. Öyle ki, arkadaşlarımla buluşmamı bile istemiyordu.
Kardeşim doğdu, çok ağlayan bir çocuktu ve annem sussun diye onu da dövüyordu, 2-3 aylıkken tokat atmaya başlamıştı bebeğe.

16-17 yaşına geldiğimde, bi saat geç kalsam polisi aramakla tehdit ediyordu.
Babamsa, geceleri odamın kapısını açar, bana uzun ve boş bakar, tükürür ve giderdi. Nefretle bakardı yüzüme. Tiksinirdi benden. Hep salonda otururdu, tuvalete gitmek için salondan geçmem gerekiyordu ve ondan korktuğum için geceleri altıma kaçırırdım tuvalete gitme isteğimi bastırmaya çalışırken. Bazen beni yatağımdan kaldırıyor yanına çağırıyor, bilgisayarındaki bi sorunu çözmem için yardım istiyordu. Porno sitelerine girdiği için saçma sapan reklamlar çıkıyordu onları kapatamıyordu, ben kapatıyordum.

Ne alkol kullandım, ne uyuşturucu. Sanatsal bir çocuktum, resim yapar fotoğraf çekerdim, doğayı severdim.

Sanırım 18 olmuştum, annem hayatında ilk kez babamdan dayak yemişti. Küpesinden kulak memesi yırtılmıştı, hastaneye oradan da polise gitmiştik. Boşanmaya karar vermişti annem. Küçük kardeşim, diğer kardeşim ve ben üçümüz kalmıştık ve ben mutluydum. İçimi kemiriyordu bi soru, ben dayak yerken neden boşanmadı diye ama susuyordum. Anneme hep destek oldum, yaşadığımız ülkenin dilini öğrenemediği için çocukluğumdan beri her türlü tercümeyi yaptım, her yere onunla gittim. Hayatımda ilk kez salonda tv izliyordum, mutfakta oturuyordum. Odamdan çıkmadan yaşadığım onca sene sonra kendimi çok mutlu hissediyordum.

2 yıl geçti, annem bir gün babanla barışmaya karar verdim, buraya taşınacak dedi. Tam okuluma devam ediyordum, güzel bir işim vardı, mutluydum. O zaman ben giderim bu evden dedim. Bi erkek arkadaşım vardı daha yeniydik, onun yanına. O"ospu mu olacaksın gibisinden bir şeyler söyledi. Yediremedim kendime bunu. Gittim evlendim erkek arkadaşımla. Bu evden gidersen bir daha gelemezsin dedi. Tamam dedim.
Tahmin edersiniz belki, çok kötü bir evlilikti bu ve benim gidecek bir yerim yoktu. Erkek arkadaşım türkiyede yaşıyordu ve yurtdışında oturum izni alabilmek için kullanmıştı beni. Ayrıldıktan sonra o adamdan boşanmam 6 yıl sürdü, tüm masrafları ben ödedim, o kılını kıpırdatmadı.


Annem seni özledim diye çağırdı, koşa koşa gittim. Suçluluk duygusundan ölmek üzereydim. Her şeyin sorumlusu sensin, kendin ettin kendin buldun dedi. Ama bir yandan da beni sevdiğini söylüyor bana yardım ediyordu. Kafam karışıyordu.

Başka bir şehre taşındım, tek başıma kendi ayaklarım üzerinde durdum. Annemle daha az görüşmeye başladım. Babamla zaten yıllarca görüşmedim. Özgüvensizliğim nedeniyle de hiçbir şeye cesaret edemedim. Yeni bir işe girerken bile annem ne der diye düşünür oldum. Çok başarılarım oldu, para kazandım, kendime iyi bir hayat sağladım, annem hiç gurur duymadı benimle ve hep bana eve geri dön dedi.

3 sene önce kanser oldum, atlattım. Psikolojik olarak çöküşüm o dönem başladı. Şizofreni hastası olduğumu öğrendim, bununla birlikte post travmatik stres bozukluğu teşhisi kondu. Doktorlarım şizofreninin sebebinin çocukluğumda dışarıya karşı çok iyi görünen, evde baskı ve şiddet uygulayan ailem yüzünden olduğunu söyledi. Çünkü ben de dışarıya karşı çok bir ailem var imajı çiziyor sorunlarımı kimseye belli etmiyor içime atıyordum. İki farklı dünyada yaşıyor gibiydim.

En iyi doktorlara gidiyorum, en iyi tedaviyi alıyorum. Şu an çok iyi durumdayım ama artık çalışmadığım için emekli oldum. 30 yaşındayım.
Annem en sevdiği çocuğunun ben olduğumu söylüyor. Ne zaman evden gitmek istesem intihar etmekle tehdit etti beni, hatta etti de birkaç kere. Ne zaman duymak istemediği bir şey duysa kendini bir yerlerden atmakla tehdit ediyor. Küçük kardeşim daha 14 yaşında ve muhtemelen babama çekmiş, el becerisi yok, konuşması anlaşılmıyor. Anladığım kadarıyla otizm olabilir, zaten 5 yaşına kadar hiç konuşmamıştı, belki de yediği dayaklardandır. Doktora götürmüyor kardeşimi, ona bunun önemli olduğunu söylüyorum anlamıyor. Şu an ergen ve çevresinden "senden bi b..k olmaz gibi yorumlar duymuş, yüzünde ergenlik sivilceleri var onlara kafaya takıyor tabii ki, kilosu var. Depresyona girmesinden korkuyorum dedim anneme, doktora götür, gerekirse engelli yardımı alsın ki ilerde bir güvencesi olsun, bir iş yerine girdiğinde ona edilen laflar suç kapsamına giriyor o şekilde mesela, devlet güvencesi oluyor. Annem kendini atarım ben dayanamıyorum filan dedi, kaldı öyle... Üzülüyorum çocuğa.

En son nokta şu oldu, bir yıldır yabancı bir erkek arkadaşım var, hayatımda tanıdığım en empatik, en anlayışlı, en sevecen insanlardan biri. Anneme anlattım, ben kabul etmem diyerek telefonu yüzüme kapattı. Bizim ailemize uymaz, kültür farkı, dil bariyeri dedi.
Oysa benim böyle bi sorunum yok, 3 dili anadilim gibi konuşuyorum, kendi gelirim, evim, hayatım var. Annem aylardır benimle konuşmuyor.

Yurtdışındaki doktorlarım ve arkadaşlarım bana ailenle görüşmeni azalt, onları dinleme, kendi iç sesini dinle diyor.
Yabancılar için bunu söylemek çok kolay gibi, Türkiye'de olsaydım doktorlar ne derdi? Siz olsanız ne derdiniz?
Lütfen, gerekirse beni de eleştirerek yorum yapın. Herkesin "senin bir suçun yok" demesi bana inandırıcı gelmiyor. Tüm bunları yok yere hak etmiş olamam diye düşünüyorum. Sorularınızı seve seve cevaplarım.


Teşekkür ederim.

Ah…neler yaşamışsınız..
Çok üzüldüm.
Neyse ki birçoğu ve şu an devam etmiyor.
Aslında doktorlar haklı, yani ebeveynleriniz size zarar vermiş ve hala verebilirler.
Ve maalesef böyle çocukluk yaşayanlar, yetişkinlikte, bir şekilde aileye yeniden sığınmaya/bağlanmaya çabalar.
Burda türk aile yapısı üzerinden empati kurmamızı istemiştiniz.
Evet türk aile yapısı aileyi kutsar, ne olursa olsun bağ kopmasın, kol kopar yen içinde kalır denilir.
Ama sizin şu an esas ihtiyacınız ne biliyor musunuz?
Bağ kurmak. Bunu zamanında edemediğimiz bir kaynaktan şimdi elde etmemizi ister beynimiz, o yarım kalan dosyayı kapatmaya çabalar durur.
Ama şu an hassas bir dönemdesiniz ve duygusal destek almalısınız ve bunu size zarar verenlerden alamazsınız.
Onlarla, ancak kendinizi duygusal yönden daha da güçlendirdiğiniz vakit yakınlaşın.
Sizin sahici ve onarıcı bağlara ihtiyacınız var şu aşamada.
Bu arkadaş olabilir, eş/sevgili ve dolayısıyla evlat olabilir.
Ancak hep eksik kalıyorum, bir şekilde ailemle olmak istiyorum derseniz de sağlıklı sınırlar geliştirmeniz gerekir.
Bunun için Tülay Kök’ün youtube kanalındaki eğitimleri şiddetle tavsiye ederim.
 
Bence 30 yasina gelen bir kadın kendi kararlarini kendi verebilmeli
Siz cocuklukta kalmissiniz çünkü cocuklugunuzu da yasama firsati verilmemiş o yuzden de annenizden onay vermesini istiyorsunuz yani onaylanma ihtiyacı
Gercekten bastan sona çok zorlu bir hayat mücadelesi okudum ve üzüldüm. Bir cocugun yasadigi seyin sorumlusu ailesidir kendisi değil. O yüzden gercekten sizin suçunuz yok. Şu an bu sancilari yasiyor olmanizda bile kötü cocuklugunuzun izleri var.
Siz ne istiyorsunuz? Anneniz ya da baskasi ne der degil, siz bu dunyada tek basina olsaniz ne yapardiniz?
Ayrica eger aile toksik ise o aileyle gorusmeyi azaltmak iyi olabilir bunun Türk aile yapisiyla alakasi yok. Kimse kimsenin bozuk psikolojisini cekmek zorunda degil. Siz de annenizi cekmek zorunda degilsiniz.
O yuzden kendinizi düşünün ve ona gore adim atin hayatınızla ilgili
 
Toksik ötesi, korkunç bir aileniz var. Onları asla dinlemeyin. Konuşmazsa konuşmasın anneniz. Siz küçükken sizin psikolojinizi takmamış, şimdi siz onu mu takacaksınız? Kendi hayatınıza ve yolunuza bakın. Kopun o insanlardan. Vicdan, merhamet vb. hiçbir şeye sahip değiller. Onlar yokken harika bir hayatınız var. Kendinizi onları bıraktığınız ve artık aileniz olarak görmediğiniz için de asla suçlu hissetmeyin. Sadece doğurmuş olmak annelik hakkı vermez kimseye. Annelik, düzgünce bakıp büyütmek, sevgi vermek, çocuğunun psikolojisini öncelemek vb. şeylerle olur. Siz çok güçlü bir kadınsınız, bunca yaşadıklarınıza rağmen dönüşü imkânsız yollara sapmamış ve kendi hayatınızı kurmuşsunuz. Bundan sonra mutlu olmanızı canıgönülden dilerim🙏
 
Sevgili kadınlar kulübü,

Yurtdışında yaşıyorum, haliyle yaşadığım sorun için türk aile yapısını bilen, beni daha iyi anlayacağını düşündüğüm kadınların ve annelerin fikrini almaya geldim.
Olayı size olabildiğinde objektif ve tarafsız bir şekilde yazmaya çalışacağım.

Annem 18 yaşına bastığı gün, gurbette çalışan 32 yaşındaki babamla görücü usulü evlenmiş. 9 sene boyunca babam vize işlerini halledemediği için ben ve benden 3 yaş küçük kardeşim Türkiye'de annemle birlikte babamı bekleyerek büyüdük. Vizemiz çıktığında ben 8 yaşındaydım ve yurtdışına taşındık.
Babamın parası yoktu, çalışmıyordu, sonradan anladığım üzere çalışamıyordu çünkü elinden bir iş gelmiyordu, muhtemelen zihinsel bi sorunu vardı. Durum böyle olunca yokluk içindeydik, türk komşuların desteğiyle su üstünde durmaya çalışıyorduk. Böyle devam etmez diyerek annem bir otelde temizlik işine girmişti. Yine de maddi durumumuz pek iyi değildi, çoğu çocuğun sahip olduğu şeylere sahip olamadım.

Annem, yaşadığı hayal kırıklığı, onca yıl bekleyiş, sorumsuz ve çocuk gibi bir koca gibi sebeplerden kaynaklı öfkesini ve üzüntüsünü beni döverek rahatlatmaya çalışıyordu. Hatta öyle ki, dudağıma dikiş atılmıştı dayaktan. Şöyle demişti sonrasında da: sakın kimseye söyleme dayak yediğini seni bizden alırlar.

8 yıl sonra tanıştığım yabancı bir adam olan babam da, dışarıda başkalarından duyduğu küçük düşürmelerin öfkesini de eve gelip benden çıkarıyordu. Babam beni döverken, annem: yüzüne vurma okuldan şikayet gelmesin, derdi.

12-13 yaşlarında ergenlikle birlikte içime kapanmaya başladım, kollarımı kesmeye başladım, altıma kaçırıyordum, derslerim kötüleşmişti, okula gitmek istemiyordum. Çok zeki bir çocuktum, hem annem babamdan daha zekiydim, hem de yaşıtlarımdan daha üstün başarılar sağlıyordum. Sanki babam biraz da kıskandığı için dövüyordu beni. Bir gün yeni bir mobilya almışlardı, 4 çekmeceli, kapaklı bir dolap. Kurulması gerekiyordu. Babam denedi yapamadı. Sonra gittim ben yaptım. Babam çok kızmıştı bana, yanlış mı kurdum diye sormuştum, öyle sanmıştım çünkü. Benimle gurur duyamadığını sonradan anladım.
Çok evden kaçtım, arkadaşlarıma sığındım, sokaklarda yattım, ama ağzımı açıp bir kere olsun beni dövüyorlar evde demedim kimseye. Kendi hatalarımdan da bahsedeyim, babamın parasını çaldım beğendiğim bir çantayı almak için, internet kullanımı yüzünden eve yüksek faturalar geldi. Hiç arkadaşım olmadığı için internetten arkadaşlar edindim, hatta çoğuyla bugün bile görüşüyorum.

Ondan sonra psikiyatride yattım, 14 yaşındaydım. Birden fazla intihar girişimim oldu. Yaklaşık bi sene kadar yattım psikiyatride. Eve geri döndüğümde annem herkese benim hayırsız olduğumu, benden çok çektiğini anlatmıştı ve hamileydi. Ama dünyanın en iyi annesi gibiydi. Sorunlarımın babam yüzünden olduğunu söyledim, annemi hep akladım ben de. Durum böyle olunca, annem odandan çıkma o zaman, ben yemeğini odana getiririm, yeter ki evde kal, baban da karışmaz sana dedi. Evden gitmemem için her şeyi yaptı. Öyle ki, arkadaşlarımla buluşmamı bile istemiyordu.
Kardeşim doğdu, çok ağlayan bir çocuktu ve annem sussun diye onu da dövüyordu, 2-3 aylıkken tokat atmaya başlamıştı bebeğe.

16-17 yaşına geldiğimde, bi saat geç kalsam polisi aramakla tehdit ediyordu.
Babamsa, geceleri odamın kapısını açar, bana uzun ve boş bakar, tükürür ve giderdi. Nefretle bakardı yüzüme. Tiksinirdi benden. Hep salonda otururdu, tuvalete gitmek için salondan geçmem gerekiyordu ve ondan korktuğum için geceleri altıma kaçırırdım tuvalete gitme isteğimi bastırmaya çalışırken. Bazen beni yatağımdan kaldırıyor yanına çağırıyor, bilgisayarındaki bi sorunu çözmem için yardım istiyordu. Porno sitelerine girdiği için saçma sapan reklamlar çıkıyordu onları kapatamıyordu, ben kapatıyordum.

Ne alkol kullandım, ne uyuşturucu. Sanatsal bir çocuktum, resim yapar fotoğraf çekerdim, doğayı severdim.

Sanırım 18 olmuştum, annem hayatında ilk kez babamdan dayak yemişti. Küpesinden kulak memesi yırtılmıştı, hastaneye oradan da polise gitmiştik. Boşanmaya karar vermişti annem. Küçük kardeşim, diğer kardeşim ve ben üçümüz kalmıştık ve ben mutluydum. İçimi kemiriyordu bi soru, ben dayak yerken neden boşanmadı diye ama susuyordum. Anneme hep destek oldum, yaşadığımız ülkenin dilini öğrenemediği için çocukluğumdan beri her türlü tercümeyi yaptım, her yere onunla gittim. Hayatımda ilk kez salonda tv izliyordum, mutfakta oturuyordum. Odamdan çıkmadan yaşadığım onca sene sonra kendimi çok mutlu hissediyordum.

2 yıl geçti, annem bir gün babanla barışmaya karar verdim, buraya taşınacak dedi. Tam okuluma devam ediyordum, güzel bir işim vardı, mutluydum. O zaman ben giderim bu evden dedim. Bi erkek arkadaşım vardı daha yeniydik, onun yanına. O"ospu mu olacaksın gibisinden bir şeyler söyledi. Yediremedim kendime bunu. Gittim evlendim erkek arkadaşımla. Bu evden gidersen bir daha gelemezsin dedi. Tamam dedim.
Tahmin edersiniz belki, çok kötü bir evlilikti bu ve benim gidecek bir yerim yoktu. Erkek arkadaşım türkiyede yaşıyordu ve yurtdışında oturum izni alabilmek için kullanmıştı beni. Ayrıldıktan sonra o adamdan boşanmam 6 yıl sürdü, tüm masrafları ben ödedim, o kılını kıpırdatmadı.


Annem seni özledim diye çağırdı, koşa koşa gittim. Suçluluk duygusundan ölmek üzereydim. Her şeyin sorumlusu sensin, kendin ettin kendin buldun dedi. Ama bir yandan da beni sevdiğini söylüyor bana yardım ediyordu. Kafam karışıyordu.

Başka bir şehre taşındım, tek başıma kendi ayaklarım üzerinde durdum. Annemle daha az görüşmeye başladım. Babamla zaten yıllarca görüşmedim. Özgüvensizliğim nedeniyle de hiçbir şeye cesaret edemedim. Yeni bir işe girerken bile annem ne der diye düşünür oldum. Çok başarılarım oldu, para kazandım, kendime iyi bir hayat sağladım, annem hiç gurur duymadı benimle ve hep bana eve geri dön dedi.

3 sene önce kanser oldum, atlattım. Psikolojik olarak çöküşüm o dönem başladı. Şizofreni hastası olduğumu öğrendim, bununla birlikte post travmatik stres bozukluğu teşhisi kondu. Doktorlarım şizofreninin sebebinin çocukluğumda dışarıya karşı çok iyi görünen, evde baskı ve şiddet uygulayan ailem yüzünden olduğunu söyledi. Çünkü ben de dışarıya karşı çok bir ailem var imajı çiziyor sorunlarımı kimseye belli etmiyor içime atıyordum. İki farklı dünyada yaşıyor gibiydim.

En iyi doktorlara gidiyorum, en iyi tedaviyi alıyorum. Şu an çok iyi durumdayım ama artık çalışmadığım için emekli oldum. 30 yaşındayım.
Annem en sevdiği çocuğunun ben olduğumu söylüyor. Ne zaman evden gitmek istesem intihar etmekle tehdit etti beni, hatta etti de birkaç kere. Ne zaman duymak istemediği bir şey duysa kendini bir yerlerden atmakla tehdit ediyor. Küçük kardeşim daha 14 yaşında ve muhtemelen babama çekmiş, el becerisi yok, konuşması anlaşılmıyor. Anladığım kadarıyla otizm olabilir, zaten 5 yaşına kadar hiç konuşmamıştı, belki de yediği dayaklardandır. Doktora götürmüyor kardeşimi, ona bunun önemli olduğunu söylüyorum anlamıyor. Şu an ergen ve çevresinden "senden bi b..k olmaz gibi yorumlar duymuş, yüzünde ergenlik sivilceleri var onlara kafaya takıyor tabii ki, kilosu var. Depresyona girmesinden korkuyorum dedim anneme, doktora götür, gerekirse engelli yardımı alsın ki ilerde bir güvencesi olsun, bir iş yerine girdiğinde ona edilen laflar suç kapsamına giriyor o şekilde mesela, devlet güvencesi oluyor. Annem kendini atarım ben dayanamıyorum filan dedi, kaldı öyle... Üzülüyorum çocuğa.

En son nokta şu oldu, bir yıldır yabancı bir erkek arkadaşım var, hayatımda tanıdığım en empatik, en anlayışlı, en sevecen insanlardan biri. Anneme anlattım, ben kabul etmem diyerek telefonu yüzüme kapattı. Bizim ailemize uymaz, kültür farkı, dil bariyeri dedi.
Oysa benim böyle bi sorunum yok, 3 dili anadilim gibi konuşuyorum, kendi gelirim, evim, hayatım var. Annem aylardır benimle konuşmuyor.

Yurtdışındaki doktorlarım ve arkadaşlarım bana ailenle görüşmeni azalt, onları dinleme, kendi iç sesini dinle diyor.
Yabancılar için bunu söylemek çok kolay gibi, Türkiye'de olsaydım doktorlar ne derdi? Siz olsanız ne derdiniz?
Lütfen, gerekirse beni de eleştirerek yorum yapın. Herkesin "senin bir suçun yok" demesi bana inandırıcı gelmiyor. Tüm bunları yok yere hak etmiş olamam diye düşünüyorum. Sorularınızı seve seve cevaplarım.


Teşekkür ederim.

Annenizin anne olmayı hak etmediğini size dünyanın her milletinden, her yaşta, anne olan olmayan her kadın söyleyecektir. Bir de ben söyleyeyim.

Anne ve babalarından sevgi görmeyen, üstüne üstlük insanlığa sığmayacak psikolojik ve fiziksel şiddet gören tüm çocuklarda yetişkin olduklarında bile devam eden bir psikolojik rahatsızlığınız var, ki sizinkisi şizofreniye kadar evrilmiş. Daha ne kadar çekeceksiniz?

Annenizi hala düşünmeniz, memnun etmeye çalışmanız, hatta intihar etmesinden korkmanız sahibinden çok dayak yiyen köpeklerin daha sadık ve sahibini memnun etmeye istekli olmasına benzetilen bir ruh halidir. Lütfen sizi köpeğe benzettiğimi düşünmeyin, bu benzetme yurtdışında sık sık yapılır. Özellikle anneniz tarafından sevilmeye, onaylanmaya, övülmeye o kadar açsınız ki, etrafınızdaki diğer insanların size gösterdiği olumlu yaklaşımlar yetmeyecekmiş gibi geliyor. Canınızı en çok acıtan kişiden gelecek duygu kırıntıları için aynı hataları tekrar tekrar yapmaya meyilli olacaksınız. Siz 'annem bende açtığı yaraları bu sefer sağaltacak' diye umarken anneniz sizin iyileşmenizden ölesiye korktuğu için o yaraları deşip duracak. Yaralarınızın nerelerde olduğunu, sizi neyin yıkacağını çok iyi biliyor ve nokta atışı yapacak ki, özgürleşemeyin, yakınında kalın, boyunduruğu altında olmaya devam edin.

Kendinize Canavar Annemin Top Ten'i diye bir liste yapın. Canınızı ve/veya ruhunuzu en çok acıttığı olayları bir kağıda hatırlayabildiğiniz tüm ayrıntılarıyla yazın. Tekrar hatırlamak istememenizi anlarım ama zehir akınca siz de daha rahatlayacaksınız diye düşünüyorum. Sonra hayatınıza devam edin. Bir adım atarken sizi en çok neyin mutlu edeceğinden başka bir kaygınız olmasın. O adım annenizi mutsuz edecekse o da işin bonusu olacaktır.

Yeni erkek arkadaşınız sizi mutlu edebilir de etmeyebilir de. Geleceğinizi onun üzerine kurmayın, ama anneniz yüzünden denemekten de vazgeçmeyin. Önceliğiniz hep ve sadece kendiniz olsun.

Bizim kültürümüz olsun dinimiz olsun ne yazık ki kızmayı, karşı çıkmayı, hakkını aramayı tavsiye etmek yerine 'cennet annelerin ayakları altındadır' demeyi tercih eder. Her anne bir değildir. Sizinki gibiler cehenneme yakıt olur umarım.

Kendinize öyle bir cennet kurun ki, yaralarınız iyileşsin, yüzünüz gülsün, kahkaha atmayı öğrenin. Ve anneniz olacak o kadını (babanız olacak o adamı da) cennetinizden uzak tutun. Siz iyi oldukça etrafınızda dolanacaklar, işte o zaman Top Ten listenizi okuyun. En zor kısmı geride bırakmışsınız. Sağ kalmayı başarmışsınız. Annenize ve babanıza hak etmedikleri merhameti gösterip korkudan yatağını ıslatan o küçük kıza ihanet etmeyin. Sizi sevgiyle kucaklıyorum.
 
Sebep arıyorsun ya boş yere değildir diye, şunu söyle o zaman bana. Kardeşin 2 aylıkken dayak yediğinde ne suçu vardı ? Annene göre ağlıyordu. Ama sence ağlamak bir suç mu ? Hele ki 2 aylık bir bebek için ? Annen hak ettiğiniz için dövmemiş kuzum. Annen kendisi hasta olduğu için dövmüş
 
X