Kadın Kadına Kaçamak Rotası; Mısır’da Biraz Güneş Biraz Gizem Bolca “İyi ki Gelmişiz” Hissi!
Bazen öyle bir tatil hayali kurarsın ki hem dinlenmek istersin hem keşfetmek, biraz şımarmak, biraz da bambaşka bir dünyaya karışmak. İşte Mısır tam olarak bu ruh hâline iyi geliyor, ilk başta biraz acaba? dedirten ama doğru planlandığında kadın kadına inanılmaz keyifli bir deneyime dönüşen bir rota.Mısır’da nerede olacağın çok önemli, kadın kadına daha rahat ve güvenli hissedeceğin yerler genelde Şarm El-Şeyh ve Hurgada oluyor. Resort otellerin yoğun olduğu bu bölgelerde hem konforlu hem de huzurlu bir tatil yapmak mümkün. Sabah gözünü açtığında masmavi bir deniz, akşam olduğunda ise hafif esintili yürüyüşler.
Şarm El-Şeyh’te günler çoğunlukla denizle başlıyor, su o kadar berrak ki sadece yüzmek bile terapi gibi geliyor ama işin en keyifli kısmı akşam saatlerinde başlıyor. Naama Bay’de yürüyüş yaparken ışıklar, müzikler ve o tatlı tatil kalabalığı insana iyi geliyor. Biraz daha hareketli bir akşam istersen Hard Rock Cafe Sharm El Sheikh tercih edilebilir. Daha sakin bir akşamda ise sahil kenarında küçük kafelerde oturup uzun uzun sohbet etmek en güzeli.
Yeme içme kısmında Şarm El-Şeyh güzel bir sürpriz yapıyor, özellikle deniz ürünleri gerçekten başarılı. Fares Seafood Restaurant burada öne çıkan yerlerden biri, mezelerle başlayan taze balıklarla devam eden sofralar öyle hemen kalkıp gidemiyorsun zaten, sohbet uzadıkça uzuyor.
Hurgada tarafına geçtiğinde tatil biraz daha hareketleniyor. Burada yapılacak en güzel şeylerden biri tekne turları, sabah çıkıp gün boyu farklı koylarda yüzmek güneşlenmek hatta şnorkelle suyun altını keşfetmek, ilk başta çekiniyorsun ama sonra “iyi ki yapmışım” diyorsun, deniz burada gerçekten büyüleyici.
Akşamları Hurgada Marina çevresi oldukça keyifli, hem yürüyüş yapabilir hem de güzel bir restoranda akşam yemeği yiyebilirsin. Özellikle The Heaven Restaurant gibi manzaralı yerler, biraz daha özenli bir akşam geçirmek isteyenler için ideal daha spontan takılmak istersen marina çevresinde dolaşıp içinden gelen bir yere oturmak da ayrı keyifli.
Mısır’a gidip de Kahire’yi ve piramitleri görmemek olmaz tabii ama burası biraz daha planlı gidilmesi gereken bir yer. Kalabalık, yoğun ve biraz yorucu olabilir o yüzden günlük rehberli turlar en mantıklısı. Giza Piramitleri karşısında durduğun o an gerçekten unutulmaz, fotoğraf çekmek ayrı o atmosferi hissetmek ayrı bir şey.
Kahire’de yemek yerken biraz daha seçici olmak gerekiyor, daha bilinen ve güvenilir yerleri tercih etmek iyi olur. Abou El Sid bu konuda güzel bir seçenek, hem otantik hem de daha düzenli bir ortam sunuyor yerel lezzetleri denemek istersen burada kendini daha rahat hissedersin.
Konaklama konusu ise Mısır tatilinin en kritik noktası, açıkçası iyi bir otel seçmek tüm deneyimi değiştiriyor. Şarm El-Şeyh’te Rixos Sharm El Sheikh gibi resort otellerde kaldığında “hiç dışarı çıkmasam da olur” dediğin anlar bile oluyor. Her şey düzenli, temiz ve güvenli, daha butik ve sakin bir alternatif ararsan Sunrise Arabian Beach Resort da oldukça keyifli bir seçenek.
Tabii tatilin en güzel kısmı her zaman planladıkların olmuyor. Bazen sabah erken kalkıp kimseler yokken denize girmek, bazen gün batımında sessizce oturup sohbet etmek ya da hiçbir şey yapmadan sadece o anın tadını çıkarmak. Kadın kadına olunca bu anlar daha da kıymetli oluyor, kahkahalar biraz daha uzun sohbetler biraz daha derin.
Küçük ama önemli detayları da unutma. Çok lokal yerler yerine daha bilinen mekânları tercih etmek, ulaşımda otel transferlerini kullanmak ve güneş kremini ihmal etmemek işini kolaylaştırır. Bu tatil sana sadece güzel fotoğraflar değil, aynı zamanda küçük bir iyi hissetme hali bırakıyor dönüşte bavulunda sadece hediyelikler olmuyor biraz huzur, biraz cesaret ve bolca anı oluyor bir de Mısır’ın sadece deniz tatilinden ibaret olmadığını asıl burada fark ediyorsun. Çünkü bu ülke gerçekten tarih kokuyor lafının hakkını veren yerlerden biri.
Kahire’ye gittiğinde piramitlerin etkisi ilk anda çarpıyor ama aslında olay sadece Giza Piramitleri ile bitmiyor, eğer biraz daha meraklıysan Mısır Müzesi kesinlikle görülmeli. İçeri girdiğinde zaman kavramı biraz karışıyor binlerce yıl öncesinden kalan eşyalar, altın maskeler, mumyalar hani belgesellerde görüyorsun ya, işte onların gerçek hâli. Özellikle Tutankhamun’un hazineleri karşısında insan bir süre sessiz kalıyor. Ama şunu da söyleyelim Kahire biraz yorucu. Trafik, kalabalık, ses o yüzden burayı 1 gün yoğun keşif olarak düşünmek daha doğru, zaten sonra tekrar sahil tarafına dönünce “oh be” diyorsun.
Eğer tatiline biraz daha farklı bir deneyim katmak istersen, Luksor tarafı da bambaşka bir dünya, burası tam anlamıyla açık hava müzesi gibi. Özellikle Karnak Tapınağı ve Krallar Vadisi insanı gerçekten etkiliyor. Dev sütunlar, duvarlara işlenmiş hikâyeler orada yürürken kendini küçücük hissediyorsun. Ama dürüst olalım burası biraz daha meraklı gezgin işi, yani “ben daha çok dinlenmek istiyorum” diyorsan şart değil, ama tarih ilgini çekiyorsa çok değerli bir deneyim.
Yeme içme tarafına biraz daha içten bakalım, Mısır mutfağı aslında sade ama lezzetli. Çok baharatlı değil, daha çok doyurucu ve alışması kolay mesela koshari makarna, pirinç, nohut, mercimek kulağa karışık geliyor ama bir şekilde bağımlılık yapıyor. Falafel onlar taameya diyor, kahvaltıda bile yeniyor ve inanılmaz hafif bir de taze yapılmış sıcak ekmek basit ama çok keyifli.
Tabii yine küçük bir hatırlatma, sokak lezzetleri cazip ama her gördüğün yerde yememek iyi fikir daha temiz, bilinen yerlerde denemek seni rahat ettirir. Zaten resort otellerde kaldığında yemek konusunda hiç zorlanmıyorsun dünya mutfağı, tatlılar, meyveler her şey bol bol var.
Alışveriş kısmı da ayrı bir deneyim, özellikle küçük çarşılara girdiğinde renkler, kokular, sesler tam bir karmaşa ama bir o kadar eğlenceli. Baharatlar, parfüm yağları, el yapımı takılar ama burada en önemli şey pazarlık, ilk söylenen fiyat genelde başlangıç oluyor. Biraz gülümseyip konuşunca fiyatlar yavaş yavaş düşüyor hatta bazen olay alışverişten çok sohbete dönüyor.
Giyinme konusuna biraz daha net değinmek gerekirse turistik bölgelerde oldukça rahat ama şehir içinde daha dengeli giyinmek iyi hissettiriyor. Çok dikkat çekmeden, rahat ama kapalı kombinler hem konfor hem güven açısından avantaj sağlıyor zaten bir süre sonra ortama kendiliğinden uyum sağlıyorsun.
Ve belki de en önemlisi Mısır’da zaman biraz farklı akıyor, her şey çok planlı ilerlemiyor bazen gecikmeler oluyor, bazen işler yavaşlıyor. Ama buna uyum sağladığında tatilin daha keyifli hâle geliyor, “aman boşver” dediğin anlar çoğaldıkça gerçekten dinlenmeye başlıyorsun.
Kadın kadına olmanın güzelliği de burada devreye giriyor, bazen birlikte korkup sonra gülmek bazen kaybolur gibi olup tekrar yolu bulmak ya da hiçbir şey yapmadan sadece oturup sohbet etmek. O anlar planlanmıyor ama en çok onlar hatırlanıyor.
Dönüşte sadece bronzlaşmış olmuyorsun aslında biraz daha hafiflemiş, biraz daha iyi hissetmiş oluyorsun ve evet aklında yine o soru “bir dahaki rota neresi?”