- Katılım
- 29 Aralık 2025
- Mesajlar
- 13
- Emoji Skoru
- 13
- Puanlar
- 3
- Konu Sahibi basimderttenkurtulmaz
- #1
Merhabalar, bu konuda pek çok kişinin dahil olduğu ama dillendirmeye utandığı bu illet hastalığa nasıl bulaştığımı, nasıl bir yol izlediğimi ve kronikleşmeye baş gösterirken nasıl toparladığımı diğer şifa arayan insanlar için paylaşmak istedim. Konuda bazı şeyleri çok açıkça telaffuz edebilirim, amacım saygısızlık değil bilgiyi ve tecrübeyi olduğu gibi aktarmaktır. Aşağıda kısa bir özgeçmişten sonra; ilaç konusunda, beslenme konusunda ve günlük yaşam konusunda hepinizin işine yarayacak bilgilere yer verdim. Sonuna kadar okuyunuz.
Benim rahatsızlığım kabızlık vb. sebeplerden değil, tahrişten kaynaklı başladı. Öncesinde yara falan yoktu wc sonrası dayanılmaz bir yanma ve kaşıntı ile başladı. 2019 gibi yine fissür yaşadığım için onun acısını falan çok iyi bilirim ama bu öyle değildi. İlk başta nüksettiğini sandım ama ikisi birbirinden farklıydı. Velhasıl, doktora gidip iyi bir muayene olduktan sonra fissür olduğu ortaya çıktı. Meğer yaranın üzerinde iltihaplı bir doku varmış, ciltle aynı görüntüye sahipti. Doktorun müdahelesi sonrası o doku düştü ve yara meydana çıktı. Ama ne yara.. Fissür denilen şey çoğu zaman çizgi gibi ince bir yırtık şeklinde olurken, bendeki bildiğiniz yara gibiydi. Anal fissürde nasıl ve ne sebeple oluştuğu falan önemsizdir, fissür fissürdür ve tedavisi hep aynıdır.
Konumu tam makat deliğinin üst kısım/birleşim yerinde ve mercimek tanesi boyutunda yuvarlak bir oyuk gibiydi. Dolayısıyla her dışkılama esnasında yırtılma benzeri acılar çekiyordum.
Yara meydana çıkınca klasik fissür ağrılarını yaşamaya başladım doğal olarak... Tuvalet esnasında yırtılma-batma hissi vb. ve elbette sonrasında saatler süren şiddetli ağrılar...
Bu hastalığı olanlar iyi bilirler ki yemekten ve içmekten korkarsınız. O psikoloji makat rahatsızlığı olan herkeste oluyor, nitekim bende de oldu. İnsanlar doya doya istediklerini yerken ben yeri gelir su ve kepekli ekmekle öğünü geçirirdim. O da 1-2 lokma.. Benim iyileşmem birkaç ay sürdü çünkü hem ilk gittiğim doktor sebep oldu, hem de ikinci gittiğim doktor iyi muayene etse de eczacı yanlış kullanım talimatı verdi.. buna aşağıda değineceğim.
Çok uzatmadan tedavi için izlediğim yola değineyim; Yara meydana çıkıp neyin ne olduğu anlaşılınca ilaç tedavisine başladım. Fakat ilaç konusuna girmeden önce ilaç tedavisi kadar önemli olan bir başka konuya değinmek istiyorum;
Anal fissür rahatsızlığının iyileşmemesinin tek nedeni fissüre bağlı olarak makat iç kasının sürekli spazm halinde olmasıdır. İnsan bunu çok fark etmeyebilir, dış kasları kontrol edebiliyor olmanız sizi yanıltmasın. Fissür dışarıda bile olsa iyileşmesinin yolu iç kaslardan geçer. Çünkü asıl önemli olan iç kasların gevşeyip kan dolaşımını desteklemesidir. Kan dolaşımı demek - yaranın iyileşmesi demektir. Bu, vücüdun her bölgesi için geçerli biliyorsunuz.. Dolayısıyla yatış pozisyonunuza kadar pek çok şeye dikkat etmeniz gerekiyor.
Burada verebileceğim tavsiyeler;
İlaç konusuna gelince... Doktorun bana yazdığı ilaçlar;
Son olarak gelelim beslenme konusuna.. En önemli kısım.
Boğazınızı kısacaksınız. Hem de gereğinden fazla derecede. Dışkıyı sertleştirecek veya hacimsel olarak kalınlaştıracak her türlü beslenmeden uzak durmak zorundasınız. Bununla beraber; çoğu yerde görmüşsünüzdür sağlık için günde en az 2.5litre su tüketin derler.. ben günlük 5litreyi görüyorumdur belki. Hala da öyleyim. Her aklıma geldiğinde bir bardak su içerim, eğer susadığınızı hissetmişseniz geç kalmışsınız demektir. Ben bu süreçte hiç "susama hissini" yaşamadım. O derece fazla içiyordum. Tabi bunu dengeli yapmalısınız. Beslenmenizi çok iyi ayarlamalısınız. Açık tarif etmek gerekirse dışkınızın hacmi bir sosis kadar olmalı ve diş macunu kıvamında yumuşak olmalı.
Çok kalın dışkının bu hastalığa zararı olduğu gibi çok ince dışkı da zararlıdır. Çünkü makat kaslarının da dışkı aracılığı ile tabiri caizse masaj etkisi görmeye ihtiyacı vardır. Özellikle de fissürün iyileşme sürecinde kan dolaşımını hareketlendirmek için şarttır denilebilir.. Hatta bunun tıptaki adı "Anal dilatasyon" dur ve cerrahide de aynı amaçla kullanılır. Anal dilatasyon'un ne olduğuna internetten bakarak burada neyi kastettiğimi çok iyi anlayacaksınız.
Şimdi beslenme konusuna devam edecek olursak;
Genel olarak bu şekilde bu süreci atlattım diyebilirim. Zor, çok zor ama maalesef ki hastalığın kendisi gibi iyileşme süreci de zor. Psikolojiyi alt üst eden bir süreç, ama kendinizi her kötü hissettiğinizde kendinizi ameliyat masasında olduğunuzu hayal edin ve o anki halinize şükredip sürece ve iyi olmaya odaklanın..
Şu an tedavimin son aşamalarındayım, tamamen bitmiş değil. Ama çok zor da olsa çok yol katettim ve ciddi derecede toparladım. Bu sebeple aynı durumu yaşayanlar için böyle bir konu açmak ve insanlara her yerde bulamayacakları veya duyamayacakları bazı faydalı bilgiler aktarmak istedim.
Her hastalık için çeşitli ilaçlar kullanıyoruz ama bazı hastalıklar vardır ki, şifasını bulmak için vücudunuzu iyi tanımak gerekir. Bu da bu hastalıklardan bir tanesi.. bu sebeple konuyu olabildiğince şeffaf bir şekilde ele almak istedim.
Tüm hastalara gönülden şifalar diliyorum. Sorularınız olursa seve seve cevaplarım, sağlıcakla kalın.
Benim rahatsızlığım kabızlık vb. sebeplerden değil, tahrişten kaynaklı başladı. Öncesinde yara falan yoktu wc sonrası dayanılmaz bir yanma ve kaşıntı ile başladı. 2019 gibi yine fissür yaşadığım için onun acısını falan çok iyi bilirim ama bu öyle değildi. İlk başta nüksettiğini sandım ama ikisi birbirinden farklıydı. Velhasıl, doktora gidip iyi bir muayene olduktan sonra fissür olduğu ortaya çıktı. Meğer yaranın üzerinde iltihaplı bir doku varmış, ciltle aynı görüntüye sahipti. Doktorun müdahelesi sonrası o doku düştü ve yara meydana çıktı. Ama ne yara.. Fissür denilen şey çoğu zaman çizgi gibi ince bir yırtık şeklinde olurken, bendeki bildiğiniz yara gibiydi. Anal fissürde nasıl ve ne sebeple oluştuğu falan önemsizdir, fissür fissürdür ve tedavisi hep aynıdır.
Konumu tam makat deliğinin üst kısım/birleşim yerinde ve mercimek tanesi boyutunda yuvarlak bir oyuk gibiydi. Dolayısıyla her dışkılama esnasında yırtılma benzeri acılar çekiyordum.
Yara meydana çıkınca klasik fissür ağrılarını yaşamaya başladım doğal olarak... Tuvalet esnasında yırtılma-batma hissi vb. ve elbette sonrasında saatler süren şiddetli ağrılar...
Bu hastalığı olanlar iyi bilirler ki yemekten ve içmekten korkarsınız. O psikoloji makat rahatsızlığı olan herkeste oluyor, nitekim bende de oldu. İnsanlar doya doya istediklerini yerken ben yeri gelir su ve kepekli ekmekle öğünü geçirirdim. O da 1-2 lokma.. Benim iyileşmem birkaç ay sürdü çünkü hem ilk gittiğim doktor sebep oldu, hem de ikinci gittiğim doktor iyi muayene etse de eczacı yanlış kullanım talimatı verdi.. buna aşağıda değineceğim.
Çok uzatmadan tedavi için izlediğim yola değineyim; Yara meydana çıkıp neyin ne olduğu anlaşılınca ilaç tedavisine başladım. Fakat ilaç konusuna girmeden önce ilaç tedavisi kadar önemli olan bir başka konuya değinmek istiyorum;
Anal fissür rahatsızlığının iyileşmemesinin tek nedeni fissüre bağlı olarak makat iç kasının sürekli spazm halinde olmasıdır. İnsan bunu çok fark etmeyebilir, dış kasları kontrol edebiliyor olmanız sizi yanıltmasın. Fissür dışarıda bile olsa iyileşmesinin yolu iç kaslardan geçer. Çünkü asıl önemli olan iç kasların gevşeyip kan dolaşımını desteklemesidir. Kan dolaşımı demek - yaranın iyileşmesi demektir. Bu, vücüdun her bölgesi için geçerli biliyorsunuz.. Dolayısıyla yatış pozisyonunuza kadar pek çok şeye dikkat etmeniz gerekiyor.
Burada verebileceğim tavsiyeler;
- Uzun süre oturmayın. Hatta ihtiyaçlar (yemek vb.) dışında hiç oturmayın. Yan uzanın veya yüzüstü uzanın. Sırt üstü (kalça üzerine) uzanmayın. Yani kalça bölgesini günün her anında mümkün olduğunca basınçtan uzak tutun.
- Bu hastalıkta makat bazen istemsizce kasılabiliyor... Bunun kontrolü yapılmadığı sürece insan farkına varamıyor genellikle. Günün her anında makattaki kasılmayı kontrol edin. Yani demek istediğim, istemsiz bir şekilde makatınızı sıkıyor gibi hissedebilirsiniz. Bu yüzden günün hemen hemen her anında bunun takibini yapıp farkına vardıkça tıpkı gaz çıkarır gibi makat kaslarınızı dışa doğru hafif kuvvetle itip serbest bırakın.(ıkınma gibi, fakat hafif şekilde tabiki.) Hem bu madde, hem de bir üstteki madde iyileşmenin kilit anahtarıdır. Makatta gevşeme sağlayamazsanız iyileşmeyi uzun bir süre unutun. Çünkü kan dolaşımı olmadıkça ilaçlar da tam görevini yapamayacak ve kendinizi kısır bir döngünün içinde bulacaksınız muhtemelen. Diğer dikkatleriniz/emekleriniz de büyük oranda boşa gitmiş olacaktır.
- Sıcak su ile oturma banyosu.. tuvalet öncesi sonrası fark etmeksizin günde en az 2 defa olmak şartıyla (imkanınız varsa 3-4 de olur) sıcak suya oturun. Ilık olmasın ama yakacak kadar sıcak da olmasın. Minimum 15dk. Oturma banyosu sonrası için önemli not: oturma banyosundan sonra o bölgenin cildi rahatladığı için çok hızlı bir emilim gücüne sahip olur. Bu sebeple banyodan hemen sonra bölgeyi kurulayıp tekrar krem sürün veya zeytinyağlı-sarı kantaron yağlı pamuk koyun!
- Tuvalet sonrası suyla temizlenin ve kağıt havlu veya tuvalet kağıdı(kokusuz-parfümsüz olmalı) ile kurulayın. Tampon yapar gibi, dokunuş hareketleri ile kurulayın. Asla sürtme yapmayın.
- Makat bölgesini soğuktan uzak tutmaya özen gösterin. Soğuk, kan dolaşımını yavaşlatır.
- Ev içinde bile olsa gerekirse yürüyüş yaparak hareket edin belli aralıklarla. Bunun dışında eğer boş zamanınız varsa dediğim şekillerde uzanın ve dinlenin.
- Hastalığın sebep olduğu stresi ne yapın ne edin bastırın. Film izleyin, kitap okuyun artık ne isterseniz.. Stres, her hastalık gibi bu hastalığın da en sevdiği şeydir. Uzak durun.
- Büyük tuvaletinizi asla tutmayın ve bekletmeyin. Geldiği gibi tuvalete gidin ve asla ama ASLA ıkınmayın. Dışkıyı yerçekimine teslim edin.
- Aynı şekilde küçük tuvaletinizi de asla bekletmeyin. Çünkü küçük tuvaleti tutarken pelvik kasların neredeyse hepsi çalışır ve küçük tuvaleti tutarken beraberinde makat kaslarını da sıkmış ve kan dolaşımını engellemiş olursunuz. Buna çok dikkat edilmeli.
- Uyku düzeniniz yoksa düzene sokun. Uyku anı, vücudun kendini en iyi ve en hızlı onardığı andır.
İlaç konusuna gelince... Doktorun bana yazdığı ilaçlar;
- Duphalac şurup: Kabızlığım yoktu ama yine de dışkı yumuşatma amacıyla yazdı. Hayatında ilk defa kullananlar çok dikkatli kullansın. Şurubun kendi ölçeği ile sabah-akşam tok karına 5ml ile başlayabilirsiniz. Fazlası ishale çevirir, herkesin bünyesi farklıdır. Benim metabolizmam zaten hızlı çalıştığı için ilk kullanımda bilmeden fazla içtim ve o gün içinde 6 defa tuvalete gittim. Artık içeride birşey kalmasa bile bağırsaklarımdaki sular geliyordu ishal gibi. Bu sebeple dikkatli olun.
- Locafen krem: Eczacının "sadece dış kısma bir miktar sür" diye yanlış talimat verdiği ilaç.. Meğer içeri de sürmek gerekiyormuş, tabi sonradan farkına vardım. Bu yüzden sadece dışarı sürdüğüm süreçte pek fayda etmedi ama sonra iç-dış şeklinde kullanınca fayda göstermeye başladı. Bu krem makattaki kasılmayı ve spazmı giderir ve kan dolaşımını sağlar. Aynı amaçla kullanılan bir diğer krem ise Anrecta. Fakat Anrecta çok şiddetli ve kuvvetli bir kremdir, Locafen ile aynı amaca hizmet eder ama içeriği daha güçlü. Etken maddesi gliserin trinitrat(Nitrogliserin)dır. Kulağa ne kadar garip gelse de bu madde aynı zamanda bomba/patlayıcı yapımında da kullanılır. Dolayısıyla kullandıktan sonra yüksek bir ihtimalle birkaç saat boyunca şiddetli bir baş ağrısı yaşarsınız. Çünkü emildiği andan itibaren hızla damarları genişletir kan akışını hızlandırır, bu sebeple baş ağrısı başlar. Çocuklarda asla kullanmayın. Sizler de eğer kullanacak olursanız miktarına çok dikkat edin ve en fazla bir mercimek tanesi kadar sürün ve iyice yedirin nazikçe.
- Modet: Bu da damar genişletici bir hap. Bu etkisiyle locafen kremi destekliyor ve iyileşmeye yardımcı oluyor. Hemoroid için de kullanılıyor duruma göre.
- Arveles: Bildiğiniz gibi ağrı kesici, ama çok fazla kullanmadım. İhtiyaç olduğunda kullandım.
- Cipro: Enfeksiyon riskine karşı yazıldı. Enfeksiyon yoktu ama yine de "önlemek" amacıyla düzenli kullandım.
Son olarak gelelim beslenme konusuna.. En önemli kısım.
Boğazınızı kısacaksınız. Hem de gereğinden fazla derecede. Dışkıyı sertleştirecek veya hacimsel olarak kalınlaştıracak her türlü beslenmeden uzak durmak zorundasınız. Bununla beraber; çoğu yerde görmüşsünüzdür sağlık için günde en az 2.5litre su tüketin derler.. ben günlük 5litreyi görüyorumdur belki. Hala da öyleyim. Her aklıma geldiğinde bir bardak su içerim, eğer susadığınızı hissetmişseniz geç kalmışsınız demektir. Ben bu süreçte hiç "susama hissini" yaşamadım. O derece fazla içiyordum. Tabi bunu dengeli yapmalısınız. Beslenmenizi çok iyi ayarlamalısınız. Açık tarif etmek gerekirse dışkınızın hacmi bir sosis kadar olmalı ve diş macunu kıvamında yumuşak olmalı.
Çok kalın dışkının bu hastalığa zararı olduğu gibi çok ince dışkı da zararlıdır. Çünkü makat kaslarının da dışkı aracılığı ile tabiri caizse masaj etkisi görmeye ihtiyacı vardır. Özellikle de fissürün iyileşme sürecinde kan dolaşımını hareketlendirmek için şarttır denilebilir.. Hatta bunun tıptaki adı "Anal dilatasyon" dur ve cerrahide de aynı amaçla kullanılır. Anal dilatasyon'un ne olduğuna internetten bakarak burada neyi kastettiğimi çok iyi anlayacaksınız.
Şimdi beslenme konusuna devam edecek olursak;
- Dediğim gibi; su altın kuraldır.
- Sudan sonra gelen en önemli şey zeytinyağı. Doğal olursa daha iyi olur.. gün içinde 3-5 defa birer kaşık atın ağzınıza. Ben kafama göre gün içinde aklıma geldikçe atarım ağzıma. Pek çoğunun aksine hiç tiksinmem böyle şeylerden. Açya da tok olmanız fark etmez. İyileşme boyunca bağırsakları yumuşak tutmanın en etkili yöntemidir. Beraberinde bağırsak mikroplarına da iyi gelir.
- Sindirim ağızda başlar! Lokmaları tamamen çiğneyip yumuşatmadan asla yutmayın! Bağırsağın işini kolaylaştırın ki o da sizin işinizi kolaylaştırsın. Yoksa sıkıntı...
- Yemeklerde artık ayçiçek yağını unutmalısınız. Sadece zeytinyağı.
- Kızartma tarzı yemekler yasak. Patates kızartması-yumurta kızartması vb. her türlü kızartma yasak. (yumurta haşlanmış şekilde abartmadan tüketilebilir. Protein ihtiyacını karşılamak için gereklidir.)
- Domates gibi asidik gıdalardan uzak durun.
- Baharatları saymıyorum bile..
- Ağırlıklı olarak sıvı beslenin. Katı yemeklerin tamamıyla aranızı biraz açın. Mümkünse hepten kesin.
- Beyaz ekmek kesinlikle yasak. Pide yasak. Beyaz unlu mamüllerin(simit poğaça vb.) hepsi yasak. Tam buğday veya kepekli olmalı.
- Bulgur-Pirinç yasak.
- Makarna yasak. (Tam buğdaylı/kepekli makarnalar var. Makul miktarda onlardan tüketebilirsiniz.)
- Mümkünse süt ve süt ürünlerini bırakın. Buna peynir de dahil. (yoğurt hariç.)
- Her öğünde yanınızda su olmak zorunda. Hem yerken yudum yudum şeklinde, hem de yedikten sonra içmelisiniz.
- Biber salçası kullanıyorsanız domates salçasına geçin.
- Yeşilliklere-sebze yemeklerine yönelin. Ispanak kavurması-pırasa vb. yemekler çok çok faydalı oluyor. Her açıdan. Bir noktadan sonra aynı şeyleri veya benzer şeyleri yemekten bıkkınlık gelebilir. Ama iyileşmek için bu zahmetlere katlanmak zorunda olduğunuzu unutmayın.
- Alkol yasak.
- Fazla sigara içiyorsanız azaltın. Sindirim üzerinde olumsuz etkileri var.
- Çay/Kola yasak. Bitki çayları tüketin.
- Tahin, yulaf ezmesi gibi lif yönünden zengin gıdalar tüketin.
- Atıştırmalık için lifli bisküviler falan da alabilirsiniz. Form, Burçak gibi..
- Eğer olur da iyileşmiş gibi hissederseniz: birden normal beslenmeye dönmek gibi bir hata yapmayın! İyi hissetseniz bile tüm bu düzeni bir süre devam ettirin. Aksi halde kendinizi tekrar en başa dönmüş olarak bulabilirsiniz..
Genel olarak bu şekilde bu süreci atlattım diyebilirim. Zor, çok zor ama maalesef ki hastalığın kendisi gibi iyileşme süreci de zor. Psikolojiyi alt üst eden bir süreç, ama kendinizi her kötü hissettiğinizde kendinizi ameliyat masasında olduğunuzu hayal edin ve o anki halinize şükredip sürece ve iyi olmaya odaklanın..
Şu an tedavimin son aşamalarındayım, tamamen bitmiş değil. Ama çok zor da olsa çok yol katettim ve ciddi derecede toparladım. Bu sebeple aynı durumu yaşayanlar için böyle bir konu açmak ve insanlara her yerde bulamayacakları veya duyamayacakları bazı faydalı bilgiler aktarmak istedim.
Her hastalık için çeşitli ilaçlar kullanıyoruz ama bazı hastalıklar vardır ki, şifasını bulmak için vücudunuzu iyi tanımak gerekir. Bu da bu hastalıklardan bir tanesi.. bu sebeple konuyu olabildiğince şeffaf bir şekilde ele almak istedim.
Tüm hastalara gönülden şifalar diliyorum. Sorularınız olursa seve seve cevaplarım, sağlıcakla kalın.
Son düzenleme: