• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Annem Benden Ayrışamıyor

Bu gecekonduyla bulunduğu bölge kıymetleneceği için ilgilenen müteahhitler ve inşaat şirketleri var. Ben de böyle bir şey olmasını çok istiyorum. Umarım anlaşırlar ve olur. Öyle bir durumda kiraya çıkmaları gerekirse, masrafları olursa daireler yapılana kadar bunları da biz karşılayacağız ama dert değil, bir daire kendilerine kalsa birini de kiraya verseler şimdiki hâllerinden çok daha iyi bir hâle gelirler. Yaşam koşulları iyileşince ve biraz paraları olunca rahatlarlar. Benim de maddi manevi yüküm azalır.

Onlar çok yaşlanmadan, sağlık sorunları ilerlemeden bu kentsel dönüşüm işini halletmeye çalışın. Olmazsa inşaat firmasıyla anlaşın, size iki apartman dairesi kadar para versinler siz şuanki müstakil evi verin onlara. Hem düzgün evde otururlar, hem güvenceleri olur ileride.

Sizin de kafanız rahat eder aile açısından. Şuan sizin de hem kendiniz hem anne-babanız için ister istemez diken üstündesiniz.
 
Anneniz karsilikli konusmayla bunu anlayacak bir insan degilse yazın. Yazdiginizi birkac kez okuma imkani da var, konuşmak gibi degil.

Siz kendinizi, nasil hissettiginizi ve ne beklediginizi acikca belirttiginiz halde anneniz bunlara uyma derdinde degilse de iliskiyi surdurmek icin caba harcamayin. Insan iliskileri tek tarafli cabayla yurumuyor. Anne-evlat bile olsa. Yetiskin bir kadinsiniz ve yetiskin gibi davranilmayi hak ediyorsunuz.
Annem ilginç bir şekilde uzun uzadıya dert anlatınca "Kızım bana dil döküyor, demek ki benim anlayışıma ihtiyacı var" diye düşünüp daha beter kapris yapan biri. Geçmişte ben de sayfalar dolusu yazar, aramızı düzeltmek için uğraşırdım. Olmazdı. İletişimi bu şekilde bıçak gibi kesmek de hoşuma gitmiyor ama dediğim gibi en doğru ve incelikli yol her neyse onu henüz bulamadım. Son cümlenize çok duygulandım. Çok sağ olun.

Annenizin de acilen tedavi olması lazım.
Yaptıklarınızı çok takdir ettim ve özendim doğrusu. El bebek gül bebek büyümeme ve düşüneceğim tek şeyin yüksek lisansım olmasına rağmen halaaa bitiremedim. Tebrik ederim sizi.

Çok teşekkür ederim. Böyle düşünmeyin ve kendi emeğinizi değersizleştirmeyin lütfen. Bilgi üretmek hangi koşulda yaşarsanız yaşayın zor. Umarım ağzınızın tadı bozulmadan bitirmeniz kısmet olur. Başarılar.

Bana kalırsa sizin sorunlarınız anne-babanızın maddi yükü ve annenizin sorunu olarak ikiye ayrılmalı. Ve çözülmesi gereken şey anne babanızın maddi yükü. İş mi kurarlar iş mi yaparlar bilemem, ev mi satılır yenisi mi alınır bilemem, ama bunlar iyice yaşlanmadan bir çözüm bulmak gerek. Yanılmıyorsam tek çocuksun, şuan sağlığın iyi hayatın işin müsait iyi gelirin var ama yarın için senin de hiçbir şeyinin garantisi yok. Yarın sen de 40-50 olacaksın, bi yerin ağrayacak, çocuğun olsa onun kreşi-okulu masrafı olacak, belki izin alacaksın o dönem maddi zorluk çekeceksin. Ailen sana güvenerek bencillik yapıyorlar.

Annen de bir uğraş bulursa sana olan ağır ilgisini azaltır. Duygusal açıdan en azından sana karşı suçlayıcı davranmaz.

Haklısınız. Bunları düşünmeye çalışıyorum. Düşünmek zor oluyor, çoğu zaman düşünmekten kaçıyorum. Sanki babama yolladığım son 1000 TL'de, eve yaptığım son market alışverişinde bitecekmiş gibi geliyor. Bir sonraki ay bakarım, bir sonraki ay belki daha az para gider diye erteliyorum. Hiç vermemeye nereden, nasıl başlayacağım, nasıl yapacağım bilemiyorum. Kıt kanaat geçinen insanlar değiller, İstanbul'da toplam 36-27 bin TL para ile geçinmeye çalışıyorlar. Benden para almak dışında yapabilecekleri ne var ben de bilmiyorum ve bulamıyorum.
 
Hiç vermemeye nereden, nasıl başlayacağım, nasıl yapacağım bilemiyorum. Kıt kanaat geçinen insanlar değiller, İstanbul'da toplam 36-27 bin TL para ile geçinmeye çalışıyorlar. Benden para almak dışında yapabilecekleri ne var ben de bilmiyorum ve bulamıyorum.

Hiç vermeyeceğiniz bir süreç olmayacak.

Benim aynı sizin durumunuzda bir tanıdığım var. Onun anne babası sizin ailenizin aksine tembellikten çalışmayıp, birde ellerinde ne var ne yok varsa satmak zorunda kaldılar ve şuan kiradalar. Kiralarını, faturalarını iki çocukları ödüyorlar. Büyük kız şuan 42 yaşında ay, kadıncağız artık çalışmaktan ağlıyor, bir tane çocuğu var, eşi de çok iyi biri ama yok kadının hayatı yok. Ne anneliğinin ne hayatının tadını asla çıkartamadı. Çünkü iki aileye bakıyor. Anne babası gayet dinç bu kızlarının bu halini görüyorlae eve bir çorba bile pişirmiyorlar, kendi torunlarını sadece parka götürüp getiriyorlar hoop bu kadar.

Siz şuan çocuk yokken, dinçken sağlığınız iyiyken ailenizle gerekirse kavga dövüş, o ev işini hallettirin.

Sizinkiler birde kirada değiller yine sizden bekliyorlar. Biraz dikkat etseler yetebilir harcamaları.
 
Annem ilginç bir şekilde uzun uzadıya dert anlatınca "Kızım bana dil döküyor, demek ki benim anlayışıma ihtiyacı var" diye düşünüp daha beter kapris yapan biri. Geçmişte ben de sayfalar dolusu yazar, aramızı düzeltmek için uğraşırdım. Olmazdı. İletişimi bu şekilde bıçak gibi kesmek de hoşuma gitmiyor ama dediğim gibi en doğru ve incelikli yol her neyse onu henüz bulamadım. Son cümlenize çok duygulandım. Çok sağ olun.



Çok teşekkür ederim. Böyle düşünmeyin ve kendi emeğinizi değersizleştirmeyin lütfen. Bilgi üretmek hangi koşulda yaşarsanız yaşayın zor. Umarım ağzınızın tadı bozulmadan bitirmeniz kısmet olur. Başarılar.



Haklısınız. Bunları düşünmeye çalışıyorum. Düşünmek zor oluyor, çoğu zaman düşünmekten kaçıyorum. Sanki babama yolladığım son 1000 TL'de, eve yaptığım son market alışverişinde bitecekmiş gibi geliyor. Bir sonraki ay bakarım, bir sonraki ay belki daha az para gider diye erteliyorum. Hiç vermemeye nereden, nasıl başlayacağım, nasıl yapacağım bilemiyorum. Kıt kanaat geçinen insanlar değiller, İstanbul'da toplam 36-27 bin TL para ile geçinmeye çalışıyorlar. Benden para almak dışında yapabilecekleri ne var ben de bilmiyorum ve bulamıyorum.

Bu arada gecekonduyu satınca paraları istanbul'a yetmezse gitsin yalova'da yaşasınlar. 3 milyona bile ordan düzgün ev bulurlar. Sakın evi satsınlar üstüne belki ben de para koyarım, aman aynı şehirde olalım diye düşünme duygusallaşıp.
 
Merhabalar,
29 yaşında evli bir kadınım. Mutsuz ancak boşanamamış, alt-orta sınıftan gelen bir anne-babanın tek çocuğu olarak büyüdüm. Babam alkol bağımlılığı ve öfke kontrol bozukluğu olan, şiddete eğilimli biriydi. Mesleğinde başarılı olsa da sorumluluk sahibi olmadığı ve insan ilişkilerini çabuk bozduğu için devamlı olarak işsiz kalır, piyasadan el-ayak çeker ve bize parasızlık çektirirdi. Annem işe girer, mesleği olmadığı için beden emeğiyle yapılacak bir sürü işte dayanabildiği kadar çalışır ve ancak borç harçla da olsa evimizi döndürecek kadar gelir getirirdi. Babam yeni bir iş bulup durumu düzeltince çıkar, bu döngü babam tekrar işsiz kalınca başa sarardı. 30 yıllık evlilikleri böyle sadece suyun üstünde kalmaya çalışarak geçtiği için mal ve mülk edinemedik, birikim yapamadık. Şimdi dedemden kalma bir gecekonduda, kira ödemeden, yalnızca en düşükten yatan emekli maaşlarıyla geçinmeye çalışıyorlar.
Ben neredeyse kendi emeğimle üniversite bitirdim ve yüksek lisans yaptım. Lisede yazları konfeksiyonda işçi olarak çalıştım. Üniversitede özel ders verdim, küçük dershanelerde öğretmenlik yaptım. Yüksek lisansımı yaparken yurt dışı eğitim ve danışmanlık sektöründe ders verdim, yayınevlerinde kitap çevirmenliği yaptım. Şu an doktoraya hazırlanıyorum, bu saydığım işleri yapmaya ve gelir elde etmeye devam ediyorum.
Üniversiteye başlayana kadar annemle, terapistimin deyimiyle "yapışıklık ilişkisi" içinde yaşadık. Babamla yaşamanın yoruculuğunu ve zorluğunu beni çok severek, bana çok bağlanarak atlatmaya çalıştı. Üniversiteyi şehir dışında okuyacağım zaman o şehre taşınmak, babama da kendine de orada iş bulmak, ev tutmak için uğraştı. Olmayınca kendi şehrimizde üniversite kazanamadığım için beni suçladı. O döneme kadar annemden ayrılmak benim için de başıma gelecek en travmatik şeylerden biriydi, öyle alışmıştım. Bağımsız ve mutlu olabileceğimi üniversitede kendi paramı kazanıp, rahatça okuluma gidip, kendi evimde tek başıma yaşarken fark ettim. En mutlu yıllarım arasında hâlâ üniversite yıllarım başta gelir.
Okul bittikten sonra ailemin evine geri döndüm. Yüksek lisansa ve yukarıda saydığım işlerde çalışmaya burada, onların yanında başladım. Özellikle yabancı dil bilgimin, öğrencilerle iletişimimin ve sorumluluk alma kapasitemin iyi olması nedeniyle sektörümde iyi bilinen, genellikle hep birkaç kurumla birden çalışan ya da kurumlar dışında özel dersler de verip iyi kazanan biri oldum. Bu dönemde özellikle maddi olarak elimden geldiğince eve katkıda bulundum.
Annemle üniversite okurken verdiğimiz aranın bizi birbirimizden bağımsızlaştıracağını düşünmüştüm. Tersine, eve ekmek getiren, bağımlılığı olmayan, sorumluluk sahibi ve sevgi dolu bir yetişkin olduğum için, yine terapistimin tabiriyle "annemin kocası rolünü" ikâme etmeye başlamışım. Yapışıklığımız daha da arttı. Ben artık 20'lerimin sonlarında olduğum ve buna hiç tahammülüm kalmadığı için anneme karşı hırçın davranmaya, beni fazla sıktığında iyice onu üstümden atmaya başladım. Bu dönemde çok yıkıcı kavgalar ettik. Babam annemin üzerinde hiçbir etkisi olmadığı için aramıza giremedi, biz onun gözünün önünde birbirimizi hırpalamaya devam ettik.
Ben o dönemlerde, bir şekilde evlendiğimde bu durumun kendiliğinden çözüleceğini umut ettiğim için bu sağlıksız ilişkiyi en doğru nasıl iyileştiririm diye eni konu düşünmedim. Daha çok kendi dayanıklılığımı arttırmanın, bu sayede hayatımı yoluna koymanın derdindeydim.
6 ay önce evlendim. Evlendiğimden beri, durum neredeyse hiç değişmedi. Ben gündüzleri yüksek lisansımı yaptığım okuldaki hocalarımla yaptığımız çalışmalarla, yayınlarla uğraşıyor ve doktora başvurularım için mesai harcıyorum. Akşamları ve hafta sonları çalıştığım kurumda ders veriyorum. Yaz tatiline kadar neredeyse hiç dinlenmeden çalışacağım bir sürecin içindeyim. Yüksek lisans yaparken ev için fazla fazla çalıştığım, onlara maddi sıkıntı yaşatmamak için çok fazla mesai yaptığım için yüksek lisansın hem ders hem tez süreci çok uzadı ve çok az kaliteli akademik çalışma yürüttüm. Evlenirken tüm masrafları eşimle birlikte karşıladık. O sırada ben hâlâ anne ve babamın bozulan eşyalarının yenisini alıyor, taksit ödüyor, evin masraflarını görmeye devam ediyordum. Düğünden bir hafta önce babamın kalp damarlarında tıkanıklık olduğunu öğrendik, eşimin en yakın arkadaşlarından biri kardiyolog olduğu için düğünden sonra onun desteğiyle iyi bir hocaya ameliyat oldu, şu anda çok iyi ama bu süreçlerde bütün maddi yükü anneme babama haber vermeden ben tek başıma üstlendim ve düğün borçlarımızın üzerine bir de bu eklendi. Bir yerde yetişemedim ve kredi çekmek zorunda kaldık. Eşimle buna rağmen kendi evimizi geçindiriyoruz. O da yazılımcı olduğu için benim gibi emeği piyasada şimdilik kıymet görüyor. Kendimizi geçindirmenin üstüne borçlarımızı ödüyor, aileme düzenli maddi destek oluyor ve düğün takılarımıza dokunmadığımız gibi olabildiğince kenara para atabiliyoruz. Tabii yazdığım gibi, böyle olabilsin diye çok çalışıyoruz. Özellikle ben çok çalışıyorum.
Annemse ben evlendiğimden beri, onu terk etmediğimi, ondan vazgeçmediğimi göstermem için beni zorluyor. Sürekli bana gelmek istiyor ya da benim onlara gitmemi, hep "sürpriz yapmamı", "Anneciğim ben geldim" dememi bekliyor. Ben markete bile gidecek vaktim olmadığı için aylardır işe gitmek haricinde evden dışarı çıkmıyorum. Bunu anneme anlatamıyorum. Babama anlatsam da dediğim gibi, onun annemin duygularına bir etkisi yok. Bir bakıma kendisi aramızdaki bu sorunun kaynağı da zaten, o yüzden çözmesini beklemiyorum. Babamın da ayrıca çok çalıştığım için bana üzüldüğünü sanmıyorum. Beni genellikle formaliteden kısaca hâlimi hatrımı sormak ve para istemek için arıyor. Ona da oturup detaylı detaylı ne durumda olduğumu, ne kadar yorulduğumu anlatmıyorum. Teyzemlerle ara sıra görüşebildiğimiz zaman onlara günümün nasıl gittiğini anlatınca bir bakışta ne kadar hırpalandığımı anlıyorlar ama niyeyse (hakikaten bunun sebebini anlamıyorum) anneme hiçbir şey söylemiyorlar. Annem bana kızdığı, kavga çıkardığı ya da bana küstüğü zaman anneme hak veriyorlar.
Bizim evliliğin ilk ayında ayrıl-barış, kavga-dövüş giden ilişkimiz benim en sonunda annemden özür dilemeyi kendime yediremeyip aramayı tümden kesmemle kendi kendine temelli bir ayrılığa evrildi. Annem bana bu sürede iki kere İnstagram'dan reels gönderdi. Biri "evlatlar annelerin elini bırakır" gibi caption'ların geçtiği, dramatik bir reels'ti. İkincisinde de "bazı insanlar sizi kırdıktan sonra kırıldığınız için özür dilemenizi beklerler, bu o insanların sadece kendimi önemsiyorum deme şeklidir" gibi bir şey yazıyordu. İkisine de cevap vermedim. Ara ara babamdan evde kavga ettiklerini, bazen babama benimle görüştüğü ve benden para aldığı için kızdığını duyuyorum. Bazense tersine, babam aracılığıyla benden bir şeyler istiyor, Trendyol ya da market siparişi verdiriyor. Bu kadar.
Bayramda eve gideceğim, gitmek istemiyorum. Annemi özlemiyorum veya kendimi suçlu hissetmiyorum. Hatta bu kadar çok çalıştığım için, hayatta istediğim her şeye ulaşmak için hep iki üç kat fazladan çaba harcamak ve çırpınmak zorunda kaldığım için, dinlenip eğlenmeye vaktim ve enerjim olmadan yaşadığım için benim onları suçlamam gerekirken annemin yavuz hırsızın ev sahibini bastırması misali beni bastırması düşününce beni iyice ondan soğutuyor. Kendimi gaddar hissediyorum ama garip bir şekilde gaddarlık bana bir iç huzuru getiriyor. Kendimi suçlamayınca, üzülmeyince, hep annemi yatıştırmaya çalışmayınca hayatımın geri kalan kısımları daha baş edilebilir, hatta çok çok daha kolayca baş edilebilir hâle geldi. Annemden ayrışınca rahatladım. Bunu düşündüğüm için biraz suçlu hissediyorum ama bu yolun geri dönüşü yok. Biz bu sağlıksız ilişkiyi kırıp döküp yerine yenisini yapmadığımız sürece eskisi gibi olmayacağız.
Buna nereden başlayacağımı bilmiyorum. Tavsiyelerinize açığım.
anneniz taleplerini yollarken siz de ödemeleri ve yaptığınız tüm harcamaları gönderin.
annenize gidemezseniz görüntülü arayın ve işim var kapatıyorum deyip kısa tutabilirsiniz.

annenize ayrı üzüldüm ve kardeşleri kocasından boşanmasını da tavsiye etmemiştir belki ziyan oluşu ile mutlulardır. normal kardeş tavrı yok bu hikayede anlatılanlarda. anladığım kadının hayatında elle tutulur tek siz varsınız.

siz de yıpranmışsınız ve yorulmuşsunuz , yaradan kolaylaştırsın her şeyi. terk etme seçeneğinini seçmemeniz güçlü karakterinizden.

ölüm var annenizle konuşun. aracılar her şeyi pert edebilir. '' beni doğuran sensin ve doğurduğun da benim ve bağımız öldükten sonra kopmayacak, aramıza da hiçbir şey giremez. şimdi benim eşim de var ve ben hep senin yanındayım işlerden fırsat buldukça. anne yoruluyorum. dinlenmek isterken birlikte geçirdiğimiz zamanlar azalabilir ama sen beni anlarsın '' diye başlayabilirsiniz bence.

insanlara sorumluluk yüklemek ve yapacaklarına inandığınızı belli etmek motive ediyor ve karşı tarafın ayağına taş da olabiliyor. başarılar
 
Çünkü başlarına kalır diye korkuyorlar. Anneniz yapıştı mı çıkmayanlardan. Kendilerine yapışır diye korkuyorlar. Anneniz gibi bencil oldukları için sizin sıkıntı çekmenizi umursamıyorlar. Ve hatta başarılı olmanızı kıskandıklarına eminim.
Bu söylediğinize tamamen katılıyor muyum emin değilim ama sizinki gibi bir bakış açısına ihtiyacım varmış sanıyorum, teşekkür ederim. "No contact" benim becerebileceğim bir şey değil. Devletin değil toplumun birbirine baktığı bir ülkede yoksul büyümüş bir insanım. Haklı da olsam, aslında çözüm bu da olsa Batı'da refah içinde, insanlara değil devlete ve birey olarak ona sunulan fırsatlara güvenen bağımsız ve güçlü bir insan gibi düşünemem. İnsan ilişkileri ve kalıcı bağlar benim bam telim, koparır atarsam kendime acı çektiririm diye düşünüyorum.

Ayrıca karı koca çok iyi meslekleriniz var, basıp gitsenize yurtdışına?

Benim yurt dışında bir doktora bulmamı bekledik ama yakın zamanda bulamayacağım gibi görünüyor. Eşimin şirketi üzerinden gelecek yıl gideceğiz.

Anne-babamızı sevmek başka bir şey, onların duygusal yükünü hayat boyu taşımak başka bir şey. Senin yaptığın şey aslında bir kopuş değil, sağlıklı bir ayrılma.

Ben de böyle hissediyorum.

Ay size yazık ya cidden kıyamam. İnşallah bir an önce duze çıkar daha az çalışır hayatın tadını çıkarmaya başlarsınız eşinizle.

Ben bile okurken kıyamadım anneniz nasıl kiyiyor cidden acimasi yok demek ki.

Çok tatlısınız, sağ olun. :KK200:

Sizin adınıza üzüldüm anneniz adına daha da üzüldüm zira birine duygusal olarak bağımlı yaşamak korkunç . Ne yapın edin terapiye ikna edin teyzeleriniz vs araya girer mi bilmem.

Bir noktada annemle yeniden konuşmaya başlayacağız. Eteğimizdeki taşları dökeceğiz. Ben kendimi anlatmaya çalışacağım. Yukarıda yazdığım gibi, başka çözüm bulamazsam terapiye gitmesi için uğraşacağım.

Acımasızlık gibi görünecek olsa da buradaki en büyük acımasızlık kendine yaptığındır. Öncelikle annen böyle bir babadan boşanmakla başlamayıp dünyanın yükünü sana yıktıysa sen de ömür boyu bu yükü taşımak zorunda değilsin. 1 tane numunelik çocuk yapmışlar "yatırım" olarak. Biraz ağır bir tabir olacak ama üzgünüm. Sen kendine acı lütfen, kendini çek kurtar.

Estağfurullah, birilerinin dışarıdan ne gördüğünü söylemesi için bu konuyu açtım. Teşekkür ederim.

Anne baba çocuğuna verir çocuğundan almaz. Anne olmaya devam ettiğin sürece böyle geçecek dur demen lazım. Anne baban sen 29san o kadar da yaşlı değildir çalışmaları gerekiyor

Annem 53, babam 57 yaşında. İki-üç yıl önce, ben tezimi bir türlü bitiremediğim ve şu anki kurumumda çalışmaya başlamadan önce kısa süre işsiz kaldığım için depresif bir dönemim oldu. Annem o dönemde evimize yakın bir kafede mutfakçı olarak çalışmaya başladı. Sürekli dışarıda sigara içmekten bronşit oldu. Hem teyzemler hâline çok üzülüp bana devamlı "Ablam çok kötü oldu, ablam gidecek vallahi" demeye başladılar hem de annem "Senin yüzünden bu yaşta çalışıyorum, hastalanıyorum sen bir tezini bile bitiremiyorsun sadece evde yatıyorsun, sevgilin çağırınca da gezmeye gidiyorsun" diye kavga çıkarmaya başladı. Ben bu işimi bulunca maddi durumları düzelttim ve işten çıktı. Babam deseniz en son beş yıl önce çalıştığı işinden kanser olunca ayrıldı, 2-3 aylık kısa bir tedavi görüp iyileşti ama iyileştikten sonra bir daha hiç doğru düzgün iş aramadı ve mesleğine dönmedi.
 
29 yaşında evli mutsuz a takıldım ben.Belki siz o yöndeki halinizi iyi olma hali ile değiştirmek için harekete geçmelisiniz.Nedd olsa olduğu durumda kalmanın getirisini annenizde gördünüz

Mutsuz derken anne-babamı kastediyordum. Kendimi yanlış ifade etmişim. Benim cıvıl cıvıl, neşeli ve huzurlu bir evliliğim var. Bu kadar çok çalışırken, doktora başvurularımdan ret üstüne ret alırken, öğrencilerle-velilerle-akademideki insanlarla uğraşırken benim en büyük destekçim hep eşim oluyor. Keyfimi, sağlığımı, rahatımı düşünüyor. Bir şeye canım sıkıldı mı iki kadeh birlikte içiyoruz. Vakit bulduk mu beş dakika balkonda çay-kahve içip rahatlıyoruz. Yoksa bu kadar sakin sakin yazamazdım herhalde buraya.

Bunun dışında dediklerinizde haklısınız. İnsanın kendi mutsuzluğuna saplanmasının bir yararı yok.

Anneniz kötü bir anne değil öncelikle bunu söylemek istiyorum. Anneniz gerçekten bunca zorluk içinde sizi meydana çıkaran tek ebeveyniniz. Zaman içerisinde ilişkiniz aşınmış annenizin de psikolojisi epey bir bozulmuş size son yıllarda yaptıkları kesinlikle hastalıklı ama anne-baba maalesef her zaman size lazım. Yaşadıklarınızın çok benzerini ama farklı bir versiyonunu deneyimlemiş biri olarak annenizle olan bağınızı kesinlikle onarmanız taraftarıyım yoksa bir parçanız her daim ona minnet duyarken bir parçanız ondan nefret eder, bir yanınızda da kocaman bir boşluk hissedersiniz. Maddi olan her şey geçici, allah sağlık hoş sohbet ve ağız tadı versin öncelikle.

Anneme çok çok kızgınım ama galiba içimde sizin sözlerinizi duymak isteyen bir taraf da varmış. Okurken gözlerim doldu. Sağ olun.
Ancak inanın tünelin sonunda ışık var, zaman her şeyin ilacıdır, bazen uzaklaşmak ve akışa bırakmak iyi gelir. Annenizle ilişkinizin de yine zaman içerisinde çözüleceğini düşünüyorum ben ve içsel olarak rahatlayacaksınızdır, zaten yeteri kadar şeyle uğraşıyorsunuz, o yüzden canınızın ekstra sıkkın olduğunu tahmin edebiliyorum. Kendinizi iyileştirme yolunda olmanıza çok sevindim, güçlü ve olgun bir karakteriniz var, kendinize şefkatli davranmayı ve arada içinizdeki küçük kız çocuğunu tebrik etmeyi unutmayın, bu kadar şeyi başardığınız ve yol kat ettiğiniz için. Yüksek lisansınızı başarıyla tamamlamanızı dilerim…

Çok teşekkür ederim. Yüksek lisans bitti, doktoraya kabul alayım ve bitireyim inşallah diye döndürüyorum duanızı. :)
 
Annenizle düzeleceğinizi sanmıyorum. Eski toprak bildiğini okur. Belki bir kaç ay düzelir ama işin içinde maddi çıkar da olduğu için ne diyeceğim bilemedim.
Size kolaylıklar diliyorum.
 
Onlar çok yaşlanmadan, sağlık sorunları ilerlemeden bu kentsel dönüşüm işini halletmeye çalışın. Olmazsa inşaat firmasıyla anlaşın, size iki apartman dairesi kadar para versinler siz şuanki müstakil evi verin onlara. Hem düzgün evde otururlar, hem güvenceleri olur ileride.

Sizin de kafanız rahat eder aile açısından. Şuan sizin de hem kendiniz hem anne-babanız için ister istemez diken üstündesiniz.

Bu arada gecekonduyu satınca paraları istanbul'a yetmezse gitsin yalova'da yaşasınlar. 3 milyona bile ordan düzgün ev bulurlar. Sakın evi satsınlar üstüne belki ben de para koyarım, aman aynı şehirde olalım diye düşünme duygusallaşıp.

Biz zaten yurt dışına yerleşeceğiz. Onların da böyle bir piyango vurursa Ağva tarafına taşınma planları var. Ben daraldıkça böyle bir şeyin olduğunu, çok rahatlayacağımı hayal ediyorum.

anneniz taleplerini yollarken siz de ödemeleri ve yaptığınız tüm harcamaları gönderin.
annenize gidemezseniz görüntülü arayın ve işim var kapatıyorum deyip kısa tutabilirsiniz.

annenize ayrı üzüldüm ve kardeşleri kocasından boşanmasını da tavsiye etmemiştir belki ziyan oluşu ile mutlulardır. normal kardeş tavrı yok bu hikayede anlatılanlarda. anladığım kadının hayatında elle tutulur tek siz varsınız.

siz de yıpranmışsınız ve yorulmuşsunuz , yaradan kolaylaştırsın her şeyi. terk etme seçeneğinini seçmemeniz güçlü karakterinizden.

ölüm var annenizle konuşun. aracılar her şeyi pert edebilir. '' beni doğuran sensin ve doğurduğun da benim ve bağımız öldükten sonra kopmayacak, aramıza da hiçbir şey giremez. şimdi benim eşim de var ve ben hep senin yanındayım işlerden fırsat buldukça. anne yoruluyorum. dinlenmek isterken birlikte geçirdiğimiz zamanlar azalabilir ama sen beni anlarsın '' diye başlayabilirsiniz bence.

insanlara sorumluluk yüklemek ve yapacaklarına inandığınızı belli etmek motive ediyor ve karşı tarafın ayağına taş da olabiliyor. başarılar

Annemin boşanamamasının birçok nedeni var. Babasını erken yaşta kaybetmiş, çok kalabalık bir ailede yokluk içinde büyümüş. Anneannem bekarlığında da sert ve sevgisiz bir kadınmış. Evlendikten sonra da annem babamı her terk etmeye çalıştığında gidecek başka yerimiz olmadığı için ona gittik. Orada olmadı, yapamadık. Annem de boşanmış bir kadın olarak ne yapacağını kestiremedi, karakteri buna uygun değildi sanıyorum. Her denemesinde en nihayetinde babamı yeğledi ve geri döndük. Ayrılmadılar.

Annemle sizin tavsiye ettiğiniz şekilde derdimi anlatarak konuşmaya çalıştığım çok oldu. Yukarıda bahsetmiştim. Ekim ayında babamın anjiyosu için eşimin kardiyolog arkadaşı ile hoca, yatak, medikal malzeme diye koşturuyorum. İşlerimi tam da istediğim şekilde ayarlayamadım. Babamın yatışında hastaneye gidecektim, ameliyatını bekleyecektim ama iki-üç gün sonra hastaneden taburcu olurken onları almaya gidemeyecektim. Eve ikisi döneceklerdi. Anneme telefonda "Taburculuğa gelemeyeceğim, biraz hayırsız evlat olacağım" diye şaka yaptım. Annem de "Biz hayırsız evlat olmana alıştık artık sıkıntı yok" diye şakayla karşılık verdi. O lafı çok ağrıma gittiği için telefonda hüngür hüngür ağlamaya başladım. Planladığım bir şey de değildi, kendiliğinden oldu. Aynı böyle tarif ettiğiniz gibi uzun uzun anlattım. Ne kadar yorulduğumu, nefes alamadığımı, geleceğimi göremediğimi, çok uğraştığımı ama yaranamadığım için iyice kötü olduğumu saydım döktüm. Ağlarken sesim kısılmaya başladı, öyle diyeyim. :) Annem çok üzüldü, özür diledi. Bayağı samimi şekilde "Özür dilerim annecim, anlamadım annecim" dedi durdu ama biz hiç abartmıyorum birkaç hafta sonra gene küstük. Eşim o zamanlarda benimle "Annenle iki seçeneğin var, ya aranız kötü ya da aranız iyi ama kantardasın seni tartıyor" demişti. Bir süre tam böyle gittik. En sonunda ben kantarda tartılmaktan bıkıp konuşmayı kestim. Üzülüyorum, vicdanım sızlıyor, bazen rüyamda annemin öldüğünü görüyorum ama tekrar kantarda tartılarak yaşamaya başlamak da istemiyorum.
 
Sizinkiler birde kirada değiller yine sizden bekliyorlar. Biraz dikkat etseler yetebilir harcamaları.

Ben de öyle düşünüyorum. Oturdum hesapladım. Son bir ayda eve market alışverişi, kedilerin maması ve kumu (evde benim bekarken sahiplendiğim, annemlerde bıraktığım iki kedimiz var), bahçeye boya-vernik gibi malzemeler ve yolladığım nakit parayı topladım. 30 bin TL'yi bulmuş. Bir asgari ücreti geçiyor.

Evin ihtiyacı tam da bu kadar değilmiş. Mesela mama ve kumları boşuna sipariş etmişim. Geçen ay gönderdiklerimin bile paketi açılmamış. Babam laf arasında söyledi. Babama üst üste gönderdiğim paralar aslında her gönderdiğimde son kuruşuna kadar harcanmıyormuş. Bitmese de istiyormuş, birazını hesabında biriktiriyormuş. Bugün laf arasında çıkan bir masrafı bana anlatırken yine farkında olmadan söyledi. Bu bahsettiğim masraf da annemin hem kendi tarafından hem babamın tarafından neredeyse herkesi iftara çağırması yüzünden çıkan masraf. Bazı market alışverişlerimi o iftarlar için yapıyorum. Yani evde yiyecek içecek bir şey olmadığı için değil, gelecek misafire 1.5 kg kuzu eti lazım olduğu için alışveriş yapıyorum ben.

Ben freelancer çalışan biriyim. Ders verdikçe para kazanıyorum. Benim cebimden onlara giden para böyle dağ olunca daha çok panik oluyorum, daha çok ders anlatmaya, daha çok kazanmaya çalışıyorum. Böyle olunca daha az hayatım kalıyor. Haftaya bayramda eve gidebilmek için bazı derslerimi yapmayacağım. Normalde bazı öğrencilerim yurt dışında yaşıyor. Onlara bayram-seyran yok, istesem ders yaparız ve daha çok kazancım olur ama bayramın ikinci günü bari eve gideyim diye yapmıyorum. Onda bile bayramın birinci günü gitmediğim için annemin bana bir kere daha küseceğini biliyorum.
 
eğer ebeveynlerinizle ilişkinize bir mesafe koymayı başaramazsanız zamanla evliliğiniz de sarsılır.
ve ilk olarak ailenize maddi yardımda bulunmayı sonlandırın.
 
Ben de öyle düşünüyorum. Oturdum hesapladım. Son bir ayda eve market alışverişi, kedilerin maması ve kumu (evde benim bekarken sahiplendiğim, annemlerde bıraktığım iki kedimiz var), bahçeye boya-vernik gibi malzemeler ve yolladığım nakit parayı topladım. 30 bin TL'yi bulmuş. Bir asgari ücreti geçiyor.

Evin ihtiyacı tam da bu kadar değilmiş. Mesela mama ve kumları boşuna sipariş etmişim. Geçen ay gönderdiklerimin bile paketi açılmamış. Babam laf arasında söyledi. Babama üst üste gönderdiğim paralar aslında her gönderdiğimde son kuruşuna kadar harcanmıyormuş. Bitmese de istiyormuş, birazını hesabında biriktiriyormuş. Bugün laf arasında çıkan bir masrafı bana anlatırken yine farkında olmadan söyledi. Bu bahsettiğim masraf da annemin hem kendi tarafından hem babamın tarafından neredeyse herkesi iftara çağırması yüzünden çıkan masraf. Bazı market alışverişlerimi o iftarlar için yapıyorum. Yani evde yiyecek içecek bir şey olmadığı için değil, gelecek misafire 1.5 kg kuzu eti lazım olduğu için alışveriş yapıyorum ben.

Ben freelancer çalışan biriyim. Ders verdikçe para kazanıyorum. Benim cebimden onlara giden para böyle dağ olunca daha çok panik oluyorum, daha çok ders anlatmaya, daha çok kazanmaya çalışıyorum. Böyle olunca daha az hayatım kalıyor. Haftaya bayramda eve gidebilmek için bazı derslerimi yapmayacağım. Normalde bazı öğrencilerim yurt dışında yaşıyor. Onlara bayram-seyran yok, istesem ders yaparız ve daha çok kazancım olur ama bayramın ikinci günü bari eve gideyim diye yapmıyorum. Onda bile bayramın birinci günü gitmediğim için annemin bana bir kere daha küseceğini biliyorum.

Başkası yapsa bunu maalesef seni enayi yerine koyuyorlar derdik. Ailen olunca enayi yerine koyuyorlar yazamıyoruz maalesef. Ama ailen seni resmen kullanıyor.

Kirası olmayan bir çift için ekstra 30 bin çok para. Yani bahsettiğin şeyler ihtiyaç değil. Bence bundan sonra birkaç kez biz de çok sıkışığız, ne yapacağız bilmiyorum, kredi borcuna girdik gibi şeylersen bahset.

Tamam sen sabahın köründe işe başlayan satış elemanı değilsin, ama yani senin de işin iş, verdiğin emek yine emek. Sen ağaçtan parayı toplamıyorsun.

Çok üzücü ailenin tavrı.
 
Okurken benim kalbim kırıldı defalarca. Bunlar normal değil arkadaşım. Çok affedersiniz ama hem maddi hem manevi inek gibi sağılıyorsunuz. Anne babaya hürmet bu değil. Bu resmen suistimal hem de dibine kadar.

Kusura bakmayın. Siz erkek olsanız, eşiniz burada konu açsa sitenin yarısı ona "boşan, kendini ailesine bu kadar adamış insanla olmaz" derlerdi.

Eşinizi geçin, sizin evlilik ve annelik için sabıra enerjiye ihtiyacınız var. Bunlar gençlikte sonsuz gibi görünür ama bardak doldu mu taşar geri dönüşü olmaz. Siz sabır ve enerji hakkınızı çok erken dolduruyorsunuz.
 
Okurken benim kalbim kırıldı defalarca. Bunlar normal değil arkadaşım. Çok affedersiniz ama hem maddi hem manevi inek gibi sağılıyorsunuz. Anne babaya hürmet bu değil. Bu resmen suistimal hem de dibine kadar.

Kusura bakmayın. Siz erkek olsanız, eşiniz burada konu açsa sitenin yarısı ona "boşan, kendini ailesine bu kadar adamış insanla olmaz" derlerdi.

Eşinizi geçin, sizin evlilik ve annelik için sabıra enerjiye ihtiyacınız var. Bunlar gençlikte sonsuz gibi görünür ama bardak doldu mu taşar geri dönüşü olmaz. Siz sabır ve enerji hakkınızı çok erken dolduruyorsunuz.

Kocası dünya iyisi bile olsa, sonuçta bir noktada bu durumdan hoşnut kalmayacak. Şuan gözüne batmıyordur adamın. Çünkü eşinin ailesinin hem maddi hem duygusal yükü gölge gibi evlerinin üzerinde. Hani maddiyata göz yumulur ama yazık günah kendi kızlarını üzüyorlar adam da eşi için üzülür bir noktadan sonra eşinin ailesinden soğur.
 
Biz zaten yurt dışına yerleşeceğiz. Onların da böyle bir piyango vurursa Ağva tarafına taşınma planları var. Ben daraldıkça böyle bir şeyin olduğunu, çok rahatlayacağımı hayal ediyorum.



Annemin boşanamamasının birçok nedeni var. Babasını erken yaşta kaybetmiş, çok kalabalık bir ailede yokluk içinde büyümüş. Anneannem bekarlığında da sert ve sevgisiz bir kadınmış. Evlendikten sonra da annem babamı her terk etmeye çalıştığında gidecek başka yerimiz olmadığı için ona gittik. Orada olmadı, yapamadık. Annem de boşanmış bir kadın olarak ne yapacağını kestiremedi, karakteri buna uygun değildi sanıyorum. Her denemesinde en nihayetinde babamı yeğledi ve geri döndük. Ayrılmadılar.

Annemle sizin tavsiye ettiğiniz şekilde derdimi anlatarak konuşmaya çalıştığım çok oldu. Yukarıda bahsetmiştim. Ekim ayında babamın anjiyosu için eşimin kardiyolog arkadaşı ile hoca, yatak, medikal malzeme diye koşturuyorum. İşlerimi tam da istediğim şekilde ayarlayamadım. Babamın yatışında hastaneye gidecektim, ameliyatını bekleyecektim ama iki-üç gün sonra hastaneden taburcu olurken onları almaya gidemeyecektim. Eve ikisi döneceklerdi. Anneme telefonda "Taburculuğa gelemeyeceğim, biraz hayırsız evlat olacağım" diye şaka yaptım. Annem de "Biz hayırsız evlat olmana alıştık artık sıkıntı yok" diye şakayla karşılık verdi. O lafı çok ağrıma gittiği için telefonda hüngür hüngür ağlamaya başladım. Planladığım bir şey de değildi, kendiliğinden oldu. Aynı böyle tarif ettiğiniz gibi uzun uzun anlattım. Ne kadar yorulduğumu, nefes alamadığımı, geleceğimi göremediğimi, çok uğraştığımı ama yaranamadığım için iyice kötü olduğumu saydım döktüm. Ağlarken sesim kısılmaya başladı, öyle diyeyim. :) Annem çok üzüldü, özür diledi. Bayağı samimi şekilde "Özür dilerim annecim, anlamadım annecim" dedi durdu ama biz hiç abartmıyorum birkaç hafta sonra gene küstük. Eşim o zamanlarda benimle "Annenle iki seçeneğin var, ya aranız kötü ya da aranız iyi ama kantardasın seni tartıyor" demişti. Bir süre tam böyle gittik. En sonunda ben kantarda tartılmaktan bıkıp konuşmayı kestim. Üzülüyorum, vicdanım sızlıyor, bazen rüyamda annemin öldüğünü görüyorum ama tekrar kantarda tartılarak yaşamaya başlamak da istemiyorum.
bu ilişkide veren taraf sizsiniz ve siz devam ederken yaptıklarınızı takdir etmeleri gerekirdi.

bence içinize hiçbir şeyi atmayın sakın. kırıldığınızda söyleyin, yorulduğunuzda söyleyin. 5 klonunuz yok ki her yerde olsunlar. insan yetişemez her şeye.

sizi anlayacakları güne kadar iletişimle ya da iletişimsizlikle tavırlarınızla yansıtın hislerinizi.

bu ilişkiler hep süper olamaz ama sizin de manevi desteğe ihtiyacınız var. bir de annenizin bir gönüllü işi gibi bir şeye ya da kursa katılma imkanı var mı? belki öyle bir meşguliyet de iyi gelebilir annenize. farklı bir hayatı nefes aralığı olduğunu görebilir belki.

kimse size madalya takmayacak bu kadar fedakarlığınız için ama inşallah sizi en çok anlaması gereken anneniz ve yakın çevreniz anlar hep. ışığınız çoğalsın güzelliklerle
 
Konudaki sıkışmışlığınızı anlıyorum, zor bir hayattan kendi çabanızla kurtulmuşsunuz, güçlü bir karakter olduğunuz için kendi yolunuzu çizmişsiniz, sizi içtenlikle tebrik ediyorum. Ancak yine de, belki de yeni sayılabilecek bir anne olduğum için bu hikayede ben en çok annenize üzüldüm.

Annesi tarafından sevgi görmemiş, babayı zaten doğru düzgün görmemiş, muhtemelen ilk yıllar hariç kocasından da sevgi görmemiş. O yüzden bu hayatta sizi çok sevmiş, size tutunmuş. Kimseye nazlanamadığı için size nazlanmış, gönül koymuş, istemiş ki onun da önceliği siz olun. E eski türk kadınlarının durumu malum, ne okuyabilmiş, ne meslek sahibi olabilmiş, kocasından bile ayrılamamış kaç kere geri dönmüş, onun alkolünü sorumsuzluklarını çekmiş. Bu şekilde büyüyen bir insan zaten sağlıklı bir ilişki kurabilse sürpriz olurdu. O yüzden benim içime çok dokundu yaşadıkları.

Bunların hiç birinin sorumlusu siz değilsiniz tabi ki, fersah fersah fazlasını yapmışsınız size verdiklerinin, ama yine de belki bir dahakine size bir şey dediğinde, üzüldüğünüzde çok küçük aklınıza gelirse bunlar, zamanla belki biraz daha alttan alıp hem kendinizi strese sokmamayı, hem de annenizi kırmamayı başarabilirsiniz. Hemen olmaz belki ama deneye deneye.

Babam vefat edeli 15 sene oldu, hala küçük şeyler bile içimi acıtıyor, keşke şunu da yapsaydım, keşke bunu demeseydim, keşke şunda daha fazla yanında olabilseydim diye. Allah gecinden versin, bir gün gidecekler, o gün geldiğinde keşkeleriniz daha az olur bu şekilde.
 
Böyle bir anneyi bıraktım geldim doğuda işim de var eşim de var mutluyum huzurluyum eğer bir gün elden ayaktan düşerse kapım açık ama o vakte kadar yılda birkaç günden fazlan görüşmeyelim mümkünse modundayim 2-3 günde bir ararım ya da o arar 2-3 dk konuşuruz kafi
 
tilkinin döneceği yer kürkçü dükkanıdır
 
Yanlış anlamadıysam anne ve baba ikisi de emekli maaşı alıyor ve kira vermiyorlar. kendileri nasıl geçinemiyor bu parayla? o kısmı anlamadım gerçekten. İftara misafir için 1,5 kg kuzu alınmış kısmı ironi sanırım fakirlikten gelen bir ailenin iftar için böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Bence siz aileye para göndermeyi bırakın artık siz çalışmadan önce 20küsür sene nasıl geçniyorlarsa aynı şekilde geçinmeye devam etsinler.
 
Back
X