Aşk ve Ruh ayrılmaz bir bütündür ama güven varsa arada!

Dionisa

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
5 Ağustos 2011
8.146
14
35
$elifsafakask.gif

Mitolojinin en güzel hikayelerinden biri olan Eros ve psikiyatriye adını veren Psykhe’nin aşkını bilir misiniz? Aşk anlamına gelen ismi ile güzellik tanrıçası Afrodit’in oğlu Eros ve Ruh anlamına gelen ismi ile güzeller güzeli Psykhe’nin sonsuzluğa uzanan hikayesidir bu. İÖ 2.yüzyılda yaşanır tüm bunlar. Eros, annesi Afrodit gibi dünyaya güzellik ve neşe yayar, insanların gönüllerini aşk ateşi ile yakar, insanların mutluluklarını hazırlardı. Sırtındaki bembeyaz kanatlarla uçarak dünyayı dolaşır geçtiği yerlere çiçek kokuları saçar, elindeki oklarla insanları kalplerinden vurur onları birbirlerine aşık ederdi. Bu arada Psykhe büyüdükçe güzelliği ile nam salmaya başlamış, halk artık yaşlanan Afrodit’e değil Psykhe’ye ilgi göstermeye başlamıştı. Bu durumu çok kıskanıp hazmedemeyen Afrodit, oğlu Eros’tan Psykhe’nin kalbine bir ok gönermesini ve onun dünyanın en çirkin erkeğine aşık edip cezalandırmasını, böylece ortadan kaybolmasını istedi. Eros, kimseye aşık olmamakla övünen bu genç kızı, annesinin sözünü dinleyip dünyanın en çirkin, en kötü erkeğine aşık etmeye niyetliydi ancak bir gece vakti kalbini nişan alarak oku atmak üzereyken Psykhe’nin güzelliği aklını başından aldı. Onu başkasına aşık etmek isterken kendisi biranda aşık olmuştu.
Psykhe’yi hemen oracıktan alıp, Afrodit’in oğlu olduğunu öğrenmesini istemediği için kendi yüzünü göstermeden kuytu bir ormanda sihirli bir saraya götürdü. Artık Psykhe bu sarayda yaşamaya başlamış ama kim olduğunu bilmediği sadece hissederek ve dokunarak sevdiği Eros’la yalnızca geceleri biraraya gelebiliyordu. Eros gece hep karanlıkta geliyor ve güneş doğmadan da gidiyordu, yüzünün görünmemesi için akşamları sarayda ateş yada mum yakılmasını yasaklamıştı. Psykhe ne kadar yalvarsa da fayda etmedi. “Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın” dedi Eros. “Beni görmeyi şuan için aklından bile geçirme, kim olduğumu yada kimin oğlu olduğumu öğrenme, bilmeden tanımadan sev beni… Senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak, mutlu olma fırsatını elinden kaçırma. Acele etme. Bazı şeyler vardır ki onları bilmek, bilmemekten daha fenadır.”

Her ne kadar Psykhe’de Eros’a görmeden aşık olup onunla evlensede ablalarını ziyarete gittiğinde onların anlattıklarından kötü etkilenmeye başlamıştı. Ablaları kocasının gündüz yüzünü göstermediği için çok çirkin bir erkek olduğunu, canavar ruhlu bir adam olduğunu, ormanın içindeki o sarayda bir gün onu öldürmeye kalkabileceğini söyleyerek onu korkuttular. Fesatça konuşmalarla Psykhe’nin kafasını bir sürü soru işaretiyle doldurdular ve bir gece kocası uyurken kendini korumak için bir hançer alıp mum ışığında gizlice kocasının yüzüne bakmasını söylediler.
Psykhe eve döndüğü gece merakına yenik düştü, kocası uyumuşken eline bir mum, bir de gerçekten ablalarının dediği gibi canavarsa ve uyanıp saldırırsa diye hançer alıp onun yüzüne doğru eğildi. Güllerle kaplı bir yatakta yatan dünyanın en yakışıklı, en mükemmel erkeğini, kocaman beyaz kanatlarını ve yanında duran bir okla yayları gördü. Kocası aşk tanrısı Eros’tu. Psykhe adeta büyülenmişti ve kocasına bir kez daha aşık olmuştu. Bakarken elindeki mumu unuttu ve dalgınlığından mumdan kızgın bir damla Eros’un kanatlarına damladı. Damlanın verdiği sıcaklıkla uyanan Eros, karşısında ona güvenmesini istediği Psykhe’yi görünce hayal kırıklığına uğradı ve “güvenin olmadığı yerde aşk yaşamaz” diyerek pencereden uçup gitti. Eros’un gitmesiyle sihirli saray da yok olmuş, büyü bozulmuştu. Psykhe, kendi sarayına acılar içinde perişan bir halde geri döndü…
İşte Aşk ve Ruh‘un birbirlerini bulmalarının hikayesinin böyle olduğuna inanılır mitolojide. Bende çok severim bu hikayeyi, hadi sonunuda henüz bilmeyenler için söyleyeyim çok çok uzun zaman sonra Aşk ve Ruh yine bir şekilde biraraya gelip evleniyorlar ve sonsuza kadar birlikte oluyorlar. Ama siz siz olun aşkınızın büyüsünü şüphe, merak, acelecilik, güvensizlik, kıskançlık yüzünden bozmayın. Aşk bazen kör olmaktır bazende sağır, karanlıkta sevgilinin yüzünü ancak dokunarak görebilmektir, hissetmeyi öğrenmektir, gerektiğinde “peki” diyebilmek, bundan sonsuz mutluluk duymak amma velakin bunların hiç birisinden baskıcı bir karşılık beklememektir, zorlamamaktır, test etmemektir.
“Karanlık diye bir şey yok, karanlık ışığın yokluğudur. Güven diye bir şey yok, güven şüphenin yokluğudur!”
Amman Eros’u kaçırmayın!


 
Son düzenleme:
X