• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Boşanmak tek çözüm mü?

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Siz bencil değilsiniz kendi geleceğini düşünmek bencillik değildir Sakın koca peşine düşüp gelmeyin,ilerde pişmanlıktan saç baş yolarsınız.Bazen bitmesi gerekiyorsa biter,uzatmanın kimseye faydası yok.....
 
Türk kızlarını tebrik ediyorum .

Diyar diyar anadoluda, asyanın ortasında, avrupanın kuzeyinde, amerikanın batısında velhasıl dünyanın dört bir yanında; en çapsız, sümsük, beceriksiz ve niteliksiz Türk erkeğini, gerekirse tırnaklarıyla kazıyarak , dostla düşmanla çarpışarak , gözünü karartarak bir şekilde buluyorlar. Ve inatla, zorla , canla başla, ama dağları delerek, ama çölleri aşarak evleniyorlar.

Allah sana bir şans vermiş. Avrupada , Almanya gibi refah seviyesi yüksek bir ülkede doğma şansını vermiş. Dil ögrenmişsin. Eğitim almışsın. Allah sana Yürü ya kulum demiş.

Sen ne yapmışsın.

Memleketten; sivasın yollarından, bursanın ufak tefek taşlarından, ankaranın bağlarından bir anadolu erkeğini seçmişsin. Bu erkek ortadoguda yayılan arap kültüründen fazlasıyla etkilenmiş; hodbin, ataerkil, zalim, vefasız ve genelde beceriksiz ve anakuzusu olmaları ile bilinir.

Bunu adam yerine koymuş kendine koca yapmışsın. Avrupa, medeniyet vb kavramlardan asla anlamadıkları için yerini yadırgamış.

İşte eşinizle tek ortak noktanız da burda. Avrupa veya medeniyet Türk gurbetcilere hiçbir şey katmıyor. Hepsi bin senelik ata kültürüne sarılıyor. Ve medeniyetten , iyi yaşamaktan ve eşitlikten asla anlamıyorlar. Oldukları yerde ısrarla duruyorlar hayret.


Daha bir bardak çay yapamayan adamla buraya gelirseniz, yaptığınız bu fedakarlığın bedelini size ; şu an tahayyül dahi edemeyeceginiz şekilde ödetir.

Hele bir gelin, hele bir eşinize güvenin, ona fedakarlık yapın, onun için bir şeylerden vazgeçin. O size avrupanin kuzeyinden amerikanın güneyine kadar dünyayı bucak bucak gösterir.

Siz bence ortadogu erkeğini fazla hafife alıyorsunuz. Avrupada doğmanın bedeli bu olmalı; Bir ortadogu erkeğinin ne kadar zalim olabileceginden haberiniz bile yok.
İnanılmaz şiirsel bir yorum olmuş resmen okurken aktı gitti hahshsj çok iyi
 
öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek
Adam 8 sene yatırım yapmış ama siz uzun mesafe ilişkisi sanmışsınız. O kadar çok denk geldim ki böylelerine. Alman erkeklerini soğuk mesafeli buluyorsunuz, her şeyi %50-50 oldukları için beğenmiyorsunuz, Türkiye'de ki hanzoları da höt zöt, gitme gelme sen benim kadınımsın yaptıkları için çok sahiplenici sanıyorsunuz. Bu adamların uzun vadede tek düşündükleri kendi gelecekleri, hatta aileleri bile sizlerden önce geliyor. Alman erkeği 8-9 saat çalışmış karısı eve geldiğinde iş beklemez, yemeği yapar sofrayı kurar. Çocuk varsa yedirir yıkar giydirir, çünkü o %50 bunları da kapsıyor. Arkadaşlarıyla çıkan karısına laf sokmaz haddi değil çünkü. Size orada bunları yapan, hata edip gelirseniz burada kendi mekanında daha beterlerini yapar. Niye biliyor musunuz, aranızda uçurum var. Zihniyet farklı, maddi manevi statü farklı, adam kendini yırtsa sizinle eşit olamaz bunu biliyor. Bu yüzden sizi aşağı çekmeye çalışıyor.

8 sene uzaktan sevgililik olmaz kendinizi kandırmayın, bir kaç yalanını yakalamışsınız ama görmezden gelmişsiniz, daha sonraki yalanları yakalamadınız diye söylemedi sanmışsınız. Umarım bu sürede buna para falan göndermediniz. Bu kişiyle evlenerek büyük ama dönüşü olabilecek bir hata yapmışsınız, Almanyadaki memuriyetinizi yakıp Türkiye'ye giderseniz hatanın daha büyüğünü ve zarar verenini yaparsınız. Vatandaşlığınız var Almanya'ya geri dönersiniz, iş de bulursunuz ama tırnaklarınızla kazıyarak yaptığınız kariyerinizi de geri zor bulursunuz. Mavi kartınız var mı, memurluğunuz hangi departman hangi sektör? Çifte vatandaşlığa engel bir memuriyetse burada yabancı ülke vatandaşı sayılacaksınız. Yüksek lisansınız üniversite eğitiminiz memuriyetiniz... burada sıfırlanacaksınız. İş bulursunuz bulmasına da alacağınız maaşa oturur ağlarsınız.

Benim görümce karı koca 15 senelik uzman doktorlar, ellerine en az 300 bin TL geçiyor ve euro karşılığı 5.700€. Size düşmanlık besleyen bir adam için geleceğinizi yakmayın.
 
Verilen ömrün en güzel zamanlarını uzak mesafe ilişkisi için harcamışsınız, yetmemiş bu dil, kültür, vefa bilmez hödükle evlenmişsiniz. Almanya'da yaşamış biri olarak memur olmanın ne kadar zor olduğunu bilirim. Bu mertebeye gelip de hala her geçen gün Arap ve ortadoğu çöplüğüne çevrilen bir ülkeye mi gitmeyi düşünüyorsunuz? Sizin bu evlilik için yağabileceğiniz bir şey kalmamış. Arkadaşların da dediği gibi anasının yanına postalayın gitsin. Ayrıca Allah Türk kadınlarına akıl fikir versin. Ne ara böyle olduk biz?
 
Bizim kurumda temizlik personeli bir bayan var. Çok güzel ve genç. Kocasını boşamış. Arkada ailesi yok, maddi gücü aldığı maaş sadece, bir çocuğu var ve o çocuğa bakıcı tutacak bütçesi olmadığı için çocuk resmen bizim kurumda büyüdü sayılır.

Kadın ciddi manada güzel. Erkeklere haklı yere güvenmiyor evlilikte yapmadı. Karakter desen muhteşem çünkü bir mikrobu çekmektense ailenin bile reddini yiyerek onuruyla savaşıp ayakta kalmayı seçti.

Şu an ikinizi kıyasladım ve bu kadar iyi şartlara sahipken bu adamı çekiyor olmanıza anlam veremedim. Hayatın size güldüğü gibi biraz kendinize gülseniz ya???
 
Türk kızlarını tebrik ediyorum .

Diyar diyar anadoluda, asyanın ortasında, avrupanın kuzeyinde, amerikanın batısında velhasıl dünyanın dört bir yanında; en çapsız, sümsük, beceriksiz ve niteliksiz Türk erkeğini, gerekirse tırnaklarıyla kazıyarak , dostla düşmanla çarpışarak , gözünü karartarak bir şekilde buluyorlar. Ve inatla, zorla , canla başla, ama dağları delerek, ama çölleri aşarak evleniyorlar.

Allah sana bir şans vermiş. Avrupada , Almanya gibi refah seviyesi yüksek bir ülkede doğma şansını vermiş. Dil ögrenmişsin. Eğitim almışsın. Allah sana Yürü ya kulum demiş.

Sen ne yapmışsın.

Memleketten; sivasın yollarından, bursanın ufak tefek taşlarından, ankaranın bağlarından bir anadolu erkeğini seçmişsin. Bu erkek ortadoguda yayılan arap kültüründen fazlasıyla etkilenmiş; hodbin, ataerkil, zalim, vefasız ve genelde beceriksiz ve anakuzusu olmaları ile bilinir.

Bunu adam yerine koymuş kendine koca yapmışsın. Avrupa, medeniyet vb kavramlardan asla anlamadıkları için yerini yadırgamış.

İşte eşinizle tek ortak noktanız da burda. Avrupa veya medeniyet Türk gurbetcilere hiçbir şey katmıyor. Hepsi bin senelik ata kültürüne sarılıyor. Ve medeniyetten , iyi yaşamaktan ve eşitlikten asla anlamıyorlar. Oldukları yerde ısrarla duruyorlar hayret.


Daha bir bardak çay yapamayan adamla buraya gelirseniz, yaptığınız bu fedakarlığın bedelini size ; şu an tahayyül dahi edemeyeceginiz şekilde ödetir.

Hele bir gelin, hele bir eşinize güvenin, ona fedakarlık yapın, onun için bir şeylerden vazgeçin. O size avrupanin kuzeyinden amerikanın güneyine kadar dünyayı bucak bucak gösterir.

Siz bence ortadogu erkeğini fazla hafife alıyorsunuz. Avrupada doğmanın bedeli bu olmalı; Bir ortadogu erkeğinin ne kadar zalim olabileceginden haberiniz bile yok.
Bu nasıl güzel bir yorum ,👏👏👏bu tarz konuların başına otomatik eklenmeli.Avrupada kadınlarla yatıp kalkıp gözü açılmadık "Vatanım,toprağım" diye "bakire " kızları getirip eve kapatıp sırtından sopayı karnından sopayı eksik etmeyen dağ ayısı erkekle ,konu sahibi gibi kızlar bence aynı .fabrikanın ürünleri,birinin daha iyi diğerinin daha kötü olması fark etmiyor aynı vizyonsuzluk, aynı dar kafalık.....
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Ülkeyi ve işi değiştirmeye değmez. Cesaretiniz varsa güçlü durabileceğinize güveniyorsanız boşanın. Evliliğiniz daha yeni. Bu şekilde bir ömür geçmez. Boşanın ve işinize düzeninize sarılın. Eşim ailesine düşkünse türkiyeye kuma niyetine gelirsiniz. Eninde sonunda boşanırsınız ama bu sefer Almanya'daki imkanlarınız elinizden gitmiş olur. Biraz geleceği ön görmek gerekiyor, sizin durumda da bu öngörü hiç zor değil. Allah yardımcınız olsun inşallah biran evvel doğru adımı atarsınız. 🌸🙏
 
Türk kızlarını tebrik ediyorum .

Diyar diyar anadoluda, asyanın ortasında, avrupanın kuzeyinde, amerikanın batısında velhasıl dünyanın dört bir yanında; en çapsız, sümsük, beceriksiz ve niteliksiz Türk erkeğini, gerekirse tırnaklarıyla kazıyarak , dostla düşmanla çarpışarak , gözünü karartarak bir şekilde buluyorlar. Ve inatla, zorla , canla başla, ama dağları delerek, ama çölleri aşarak evleniyorlar.

Allah sana bir şans vermiş. Avrupada , Almanya gibi refah seviyesi yüksek bir ülkede doğma şansını vermiş. Dil ögrenmişsin. Eğitim almışsın. Allah sana Yürü ya kulum demiş.

Sen ne yapmışsın.

Memleketten; sivasın yollarından, bursanın ufak tefek taşlarından, ankaranın bağlarından bir anadolu erkeğini seçmişsin. Bu erkek ortadoguda yayılan arap kültüründen fazlasıyla etkilenmiş; hodbin, ataerkil, zalim, vefasız ve genelde beceriksiz ve anakuzusu olmaları ile bilinir.

Bunu adam yerine koymuş kendine koca yapmışsın. Avrupa, medeniyet vb kavramlardan asla anlamadıkları için yerini yadırgamış.

İşte eşinizle tek ortak noktanız da burda. Avrupa veya medeniyet Türk gurbetcilere hiçbir şey katmıyor. Hepsi bin senelik ata kültürüne sarılıyor. Ve medeniyetten , iyi yaşamaktan ve eşitlikten asla anlamıyorlar. Oldukları yerde ısrarla duruyorlar hayret.


Daha bir bardak çay yapamayan adamla buraya gelirseniz, yaptığınız bu fedakarlığın bedelini size ; şu an tahayyül dahi edemeyeceginiz şekilde ödetir.

Hele bir gelin, hele bir eşinize güvenin, ona fedakarlık yapın, onun için bir şeylerden vazgeçin. O size avrupanin kuzeyinden amerikanın güneyine kadar dünyayı bucak bucak gösterir.

Siz bence ortadogu erkeğini fazla hafife alıyorsunuz. Avrupada doğmanın bedeli bu olmalı; Bir ortadogu erkeğinin ne kadar zalim olabileceginden haberiniz bile yok.
Yorumun alnı olsa da öpsek dndsjsjjx
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Eşin sana bencil diyor da kendisinin talrpleri bencillik değil mi ? Süt danasına bak ! Homeofice çalılıyormuş almanya türkiye arası 4 -5 saat atlasın uçağa gelsin görsün anasını ! 1960 larda yaşayan gurbetçi gibi girdiği triplere bak. 4 yılda biraz çaba harcasaydı da iş bulabileceği kadar dil öğrenseydi sakın memuriyetini yakma.
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Boşa direkt.
 
Türk kızlarını tebrik ediyorum .

Diyar diyar anadoluda, asyanın ortasında, avrupanın kuzeyinde, amerikanın batısında velhasıl dünyanın dört bir yanında; en çapsız, sümsük, beceriksiz ve niteliksiz Türk erkeğini, gerekirse tırnaklarıyla kazıyarak , dostla düşmanla çarpışarak , gözünü karartarak bir şekilde buluyorlar. Ve inatla, zorla , canla başla, ama dağları delerek, ama çölleri aşarak evleniyorlar.

Allah sana bir şans vermiş. Avrupada , Almanya gibi refah seviyesi yüksek bir ülkede doğma şansını vermiş. Dil ögrenmişsin. Eğitim almışsın. Allah sana Yürü ya kulum demiş.

Sen ne yapmışsın.

Memleketten; sivasın yollarından, bursanın ufak tefek taşlarından, ankaranın bağlarından bir anadolu erkeğini seçmişsin. Bu erkek ortadoguda yayılan arap kültüründen fazlasıyla etkilenmiş; hodbin, ataerkil, zalim, vefasız ve genelde beceriksiz ve anakuzusu olmaları ile bilinir.

Bunu adam yerine koymuş kendine koca yapmışsın. Avrupa, medeniyet vb kavramlardan asla anlamadıkları için yerini yadırgamış.

İşte eşinizle tek ortak noktanız da burda. Avrupa veya medeniyet Türk gurbetcilere hiçbir şey katmıyor. Hepsi bin senelik ata kültürüne sarılıyor. Ve medeniyetten , iyi yaşamaktan ve eşitlikten asla anlamıyorlar. Oldukları yerde ısrarla duruyorlar hayret.


Daha bir bardak çay yapamayan adamla buraya gelirseniz, yaptığınız bu fedakarlığın bedelini size ; şu an tahayyül dahi edemeyeceginiz şekilde ödetir.

Hele bir gelin, hele bir eşinize güvenin, ona fedakarlık yapın, onun için bir şeylerden vazgeçin. O size avrupanin kuzeyinden amerikanın güneyine kadar dünyayı bucak bucak gösterir.

Siz bence ortadogu erkeğini fazla hafife alıyorsunuz. Avrupada doğmanın bedeli bu olmalı; Bir ortadogu erkeğinin ne kadar zalim olabileceginden haberiniz bile yok.
Bu yorumu afişlere bastırıp yurdun tüm bilboardlarına asmak istiyorum 😂
 
Uzak mesafe ilişkisinde insan bu kadar tanınır .Aynı eve girince olan olmuş.Ben karisamam çeken çeker .Ben anası hep hakli olan adamı neyin ne olduğu belliyken sırf evlendim diye peşine takılıp gelmem.Yanlis evlilik yaptığımı kabul ederim.Kalan yıllarımda daha doğru seçimler yapmaya çalışırım.Gelinde görün yani niye daha iyi olsun olsa şimdi olurdu böyle derdiniz konunuz olmazdı .Gelinde kayinvalidenizle uğraşın birde bonus olsun ilave ödeme şeklinde .Yeni derdinizde görüşürüz gelirseniz daha çok dert açarsınız nasılsa.Kazan doğurur bu evlilikte dert derdi açacak.Benim fikrim bu.Dış göz bunu diyor ..
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Kendisi kabul etmiş başta Almanya'da yaşamayı.Çocuk oyuncağı mı?Bu konuda yerden göğe kadar haklısınız.Ama tek sorununuz Almanya-Türkiye meselesi değil gibi geldi bana.Sanki Almanya’ya istediği gibi uyum sağlayamamasını bahane olarak kullanıyor gibi.
 
Sen Tr ye donebilirsin diyin yol verin bakin naskl degisir 180 derece. Gidiyorsada gitsin yani ne zorunuz var hayati zindan ediyorsunuz. Bu arada aska sevgiye saygim sonsuz ama gercekten Almanyada dogup buyuyen ailesi orda olan kızların Turkiyeden biri ile evlenmelerini anlamiyorum genelde tercihleri bu yonde oluyor
 
Türkiye’ye yerleşme hatasını yaparsan çok pişman olursun. Hiçbir erkek bu kadar fedakarlığa değmez. Evliliğinlzin süreceğini de sanmıyorum. Çocuk yokken yolunuza bakın. Ben eski eş için çok fedakarlık yaptım. Zerre kıymeti olmadı. Görevim oldu. Saygısızlık ve psikolojik şiddet te çabası. Şu anki aklım olsa ilk senede boşardım onu.
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Erkekler bencildir.Evlenmeden önce Türkiye’de yaşamaya razı olmuşsunuz aslında siz de.Bu durum dışında öyle çok büyük sorunlar göremedim evliliğinizde.Güzelce oturup konuşabilirsiniz.Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.Belki bir orta yol bulursunuz.
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Back
X