spesifik bir dertten ziyade yarım yamalak bir iç dökme olacak bu. her yaş günüme yaklaşırken farklı bir buhrana kapılıyorum, ölüm üzerine daha çok düşünmeye başlıyorum. yaş aldıkça bedenimin enerjisini, sağlığını yitirmeye başladığını fark etmek bende tuhaf bir hissiyat bırakıyor. örneğin çocukken duyduğum sesler ve kokular o kadar tazeydi ki, şimdi çoğu şeyden o tadı neden alamadığım üzerine düşününce insan burnunun ve kulağının da yaşlanan bir şey olduğu aydınlanmasına erişiyorum. bu çok ilginç bir melankoliye götürüyor zihnimi.
okul yıllarımda çok bilge ve güçlü hisseden bir çocuktum, şimdi olgunlaştıkça o günlerdeki cahil mutluluğumu ve kendime güvenimi görüp acı tatlı bir tebessümle yad etmeye başladım iyice. bir de sosyal kararlarımda neredeyse otomatik ve keskin bir şekilde karar vermeye başladım sanki; eskiden olsa herkesin kendi hayat meşgalesi içinde apayrı bir anlayış görmeye hak sahibi olduklarını düşünür ve herkese inanılmaz bir özenle yaklaşırdım. acaba yaş almak tıpkı bedenimden eksilttiği gibi insaniyetimden de eksiltiyor mu diye endişeye kapılıyorum bazen. siz de böyle bir melankolik hale sık sık kapılıyor musunuz?
okul yıllarımda çok bilge ve güçlü hisseden bir çocuktum, şimdi olgunlaştıkça o günlerdeki cahil mutluluğumu ve kendime güvenimi görüp acı tatlı bir tebessümle yad etmeye başladım iyice. bir de sosyal kararlarımda neredeyse otomatik ve keskin bir şekilde karar vermeye başladım sanki; eskiden olsa herkesin kendi hayat meşgalesi içinde apayrı bir anlayış görmeye hak sahibi olduklarını düşünür ve herkese inanılmaz bir özenle yaklaşırdım. acaba yaş almak tıpkı bedenimden eksilttiği gibi insaniyetimden de eksiltiyor mu diye endişeye kapılıyorum bazen. siz de böyle bir melankolik hale sık sık kapılıyor musunuz?