• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Çok doluyum.

blackgray

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
3 Mart 2022
Mesajlar
684
Emoji Skoru
1.174
Puanlar
63
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.

Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.
 
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.

Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.
Anaların hakkı ödenmez. Kocanıza niye tekmeyi basıp evden şutlamıyorsunuz?
 
Siz zaten hem anne hem de babasınız eş kişisi ne işe yarıyor bütün yük sizde ona gerek yok ki
 
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.

Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.

Eşinizin maaşı nereye gidiyor? İnşallah size maaşının hesabını veriyordur. Eğer eşiniz size maaşının hesabını vermiyorsa, vermek zorunda. Çocukların masrafına karşı gereksiz görüyorsa kendisini ev gibi borçların altın itin, ev faizleri yüksek ama acımayın ödesin.
 
2 çocukla çok zor.. her şey üstünüze kalmış. Kocanız gelip yemek yiyip yatıyor işe gidiyor anladığım kadarıyla eve bir faydası yok. Bence siz de bir psikologla görüşmeye başlamalısınız. Kocanız bu saatten sonra zor değişir zaten sorumsuz diyorsunuz. Annemi gördüm sizde, o da bu düzenle büyüttü bizi. En son biz büyüdükten sonra 50 yaşında boşanabildi babamdan. Hep mutsuz yorgun gördüğüm kadın 50sinden sonra şen şakrak şakalar yapan hayatını yaşayan birine dönüştü. Siz annem gibi yıllarınızı heba etmeyin, yazıktır. Psikologa gidin ve yeni bir gelecek için kendinizi hazırlayın bu süreçte. Çocuklarınıza da en çok zararı böyle mutsuz stresli kavga dolu bir aile verir.
Bir evde anne mutluysa herkes mutludur, anne mutsuzsa herkes mutsuz.
 
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.

Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.
Her işi her şeyi sen yaptıktan sonra eş kişisine ne gerek var. At poposuna tekmeyi
 
İyi bir işiniz var, geliriniz var, bu adamın size ne faydası var? Neden bu kadar kurban psikolojisine girmek yerine şutlamıyorsunuz?
 
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.

Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.
Belki eşinizle bu konuyu kaç defa konuştunuz, lakin çözüm alamadınız. Kah ağladınız, kah yalnız kaldınız. Herkese yetişmekten kendinize hiç vakit ayırmamışsınız. Eş de değer vermiyor bu yüzden iyice dibe çökmüşsünüz. Sevgi ve değer görmediğiniz için yalnızlıktan yorulmuşsunuz. Siz öncelikle bir annesiniz, daha sonra o zorlu sınavları atlayıp iş sahibisiniz, yeri geldiğinde evinin düzenini sağlayan kişisiniz. Neler başardığınızı göremeyecek kadar kör olmayın. Peki bu kişinin artık nefes almaya, biraz dinlenmeye hakkı yok mu? Kaç defa yazdım bilmiyorum ama önce kadınlar kendine değer vermeli, kendi değerini fark ettiğinde o eşi de hayatından çıkartmaya cesareti bulabilir ya da bir mucize o eş terk edilme korkusu yaşatılabilir. Kendi bir alan oluşturun, ilgili olduğunuz bir alan, hobi gibi bir şey. Puzzle yapmak gibi. Günün bir saatine o hobiye ayırın, ne olursa olsun bırakmayın. O saatte onu kendiniz için yapın. Diyet programı bile insana o kadar iyi geliyor ki, sağlığınla ilgileniyorsun çünkü. İşi falan bir kenara bırakın. Yazıyı okurken telaşınızı, hızınızı da yansıtmışsınız. Panik atağınız var doğru. Yazınızdan belli ediyorsunuz. Bazen nefes almak gerekiyor, biraz yavaşlasanız mı? İnsanlar seni tek başına hallettiğini gördükçe kapasitenin üstünde sırtına yük bindirmiş. Sürekli tetikte olma hali zaten çocukluktan geliyor. Seans parasını çocuğunuza değil de kendinize harcasanız daha iyi gelebilir. Sen herkes için ayakta duruyorsun, hep peşinde koşuyorsun. Kim senin için bir şey yapıyor ve eşin seni bu kadar değersiz hissettirirken arkadaşlarıyla ve işiyle mi ilgileniyor yani? Bence önce bu yükten kurtul.

Sen artık eşine karşı net ol, destek bekleme.

Görev vereceksin. Örnek : “Şu gün/şu saat ben yokum, çocuklarla sen ilgilen.” bitti gitti. Nötr olacaksın, çık sen de arkadaşlarınla nefes al. Hiç kendine zaman ayırmayan biri tabi ki yorulur.
 
eşin bir vasfı yok bostan korkuluğu. bırak adamı bence varlığı da yokluğu da bir nasıl olsa
 
Benzer bir süreçten ben de geçtim ama tamamen görevi ile alakalıydı. Bizim maaşlar ortak harcanır vs. Görevden gelince yükümü fazlasıyla alırdı. Şimdi geçti o günler çok şükür ama zordu yani.

Fakat sizin durum çekilecek gibi değil. Hadi ben, eşimin mesleğini bile göre evlendim cefasını çektim ama kocam sorumsuz değildi ve kendiside rezil çalışmasına rağmen parasını esirgemedi.

Zaten yük senin üzerinde, koca var ama yok. Sen niye çekiyorsun? Bazen fedakarlık edersin ama mecburiyetten olur anlarım. Senin kocan sorumsuz, koca vasfı taşımayan birisi. Zaten teksin nikah ne işine yarıyor ki?
 
Neden tek başına iki kişilik bir hayat yaşıyorsunuz? Eşiniz pratikte eşiniz değil, teoride neden eşiniz? Evdeki çamaşırı bulaşığı artırmaktan başka bir işe yaramıyor okuduğum kadarıyla?
 
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.

Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.
Canım kardeşim yazdıklarını gerçekten cok üzülerek okudum. Rabbim yardımcın olsun. Gerçekten çok zor bu hayat.. hepimizin türlü türlü sıkıntıları var. Ben yalnız bir anneyim. Siz yalnız bir anne değilsiniz ama bir yalnız anne kadar yükünüz var maalesef sanki. Belki bu daha da acı verici bilemiyorum ama şunu anladım ki küçüklüğümüz bizim bütün hayatımızı yönetiyor.
Siz zaten ailenizde de her şeyi yönetmek zorunda kaldığınız için iş yerinde de diğer iş arkadaşınız sizinle aynı pozisyonda olmasına rağmen istemeyip öğrenmiyor diye yine de siz her şeyi üstleniyorsunuz. Evet amirlerinizle konuşmuşsunuz. Umarım dedikleri gibi bir an önce birini bulurlar.
Sizi de anlıyorum çay kahve götürmek istemezsiniz doğal olarak.. bir taraftan da ama beni idare ediyorlar diye düşünürsünüz... gerçekten durumunuz çok zor ama annelik bu işte.. daha yazdıklarınızın yarısını okumadan işte anneler böyle oluyor diye düşündüm, babalar çok farklı. Tabii cok iyi babalar da vardır ama annelerin birçoğu iyi oluyor, çok fedakar oluyoruz.

Rabbim bu çabalarınızın karşılığında sizi ve çocuklarınızı tüm sevdiklerinizi inşallah en kısa zamanda mükafatlandırsın.. amin.. dualarım sizinle 🤲🍀
 
Canım kardeşim yazdıklarını gerçekten cok üzülerek okudum. Rabbim yardımcın olsun. Gerçekten çok zor bu hayat.. hepimizin türlü türlü sıkıntıları var. Ben yalnız bir anneyim. Siz yalnız bir anne değilsiniz ama bir yalnız anne kadar yükünüz var maalesef sanki. Belki bu daha da acı verici bilemiyorum ama şunu anladım ki küçüklüğümüz bizim bütün hayatımızı yönetiyor.
Siz zaten ailenizde de her şeyi yönetmek zorunda kaldığınız için iş yerinde de diğer iş arkadaşınız sizinle aynı pozisyonda olmasına rağmen istemeyip öğrenmiyor diye yine de siz her şeyi üstleniyorsunuz. Evet amirlerinizle konuşmuşsunuz. Umarım dedikleri gibi bir an önce birini bulurlar.
Sizi de anlıyorum çay kahve götürmek istemezsiniz doğal olarak.. bir taraftan da ama beni idare ediyorlar diye düşünürsünüz... gerçekten durumunuz çok zor ama annelik bu işte.. daha yazdıklarınızın yarısını okumadan işte anneler böyle oluyor diye düşündüm, babalar çok farklı. Tabii cok iyi babalar da vardır ama annelerin birçoğu iyi oluyor, çok fedakar oluyoruz.

Rabbim bu çabalarınızın karşılığında sizi ve çocuklarınızı tüm sevdiklerinizi inşallah en kısa zamanda mükafatlandırsın.. amin.. dualarım sizinle 🤲🍀
Geçen gün bir söz okudum ve içime dokundu, o kadar doğruydu ki… Biri beni anlayınca ağlayasım geliyor diyordu. O kadar haklı ki… Yazdıklarınızı okurken ve hala gözlerim dolu dolu, aktı birkaç damla… Çok teşekkür ederim.🙏 Çöktüğüme,yorulduğuma,sabrımın kalmadığına eşimi,ergenimi ve dahi annemi ikna etmek için o kadar yoruldum ki! Robotum sanki,etten kemikten değilmişim gibi. Oysa anlaşılmak istiyorum. Eşime bu yoğun iş sürecinde destek oluyorum işte. Çocuklar bende,ev bende maddi manevi. Geçen gün benim için ne yapıyorsun ki dedi pişkin pişkin. Beni bitiren esasen bunlar. Belki bi Allah razı olsun dense,teşekkür edilse daha fazla güç bulacağım kendimde… Bazen işi görülsün,yürüsün diye ediyor ama alttaki o samimiyetsizliği hissediyorum ben. Ne diyebilirim ki.
 
Yazan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. İyiki varsınız canım kadınlar❤️❤️❤️
 
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.

Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.
Neden boşanmıyorsunuz peki? Zaten tüm yük sizin üzerinizde boşanın en azından mental olarak sağlıklı özgür bir hayat yaşarsınız. Çocuklarınız da daha sağlıklı büyür. Mutsuzluğunuz şuan çocuklarınıza da yansıyor belli ki. Durumunuza gerçekten üzüldüm Allah yardımcınız olsun. Sürekli koşuşturmaca ve stres içerisindesiniz belki ama sizi bu kadar etkileyen şey evli olduğunuz halde tek kişilik hayat sürmeniz. Ne çocukla ilgileniyor ne eviyle ne sizinle adam bekar gibi yaşıyor resmen. Herşeyin en güzelini hakediyorsunuz kendinize bu eziyeti etmeyin. Boşanma kararı kolay değil ama eğer bunu yapabilirseniz fazlasıyla rahatlayacak ve hafifleyeceksiniz. Umarım çocuklarınızla beraber bundan sonra huzurlu mutlu bir yaşam sürersiniz
 
Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum.
Böyle düşünmeyin. Zor şeyler, zor günler ama değişecektir, geçecektir. 🤲
Hiç kimseye sormadım burda da size sormak istedim, neden boşanmıyorsunuz?
 
Böyle düşünmeyin. Zor şeyler, zor günler ama değişecektir, geçecektir. 🤲
Hiç kimseye sormadım burda da size sormak istedim, neden boşanmıyorsunuz?
Ben korkuyorum sanırım. Boşanma sonrası yeni düzen tesisi konusunda yapabilir miyim endişesi var. Aslında ben yapıyorum şu an halihazırda herşeyi. Bi kere dava açtım. Bi şekilde vazgeçirdi, kavgayla,güzellikle her türlü yöntemle… Dilekçemi geri çektirtti. Oğlum babasına çok düşkün. Her zaman değil ama tartışmamıza denk geldiğinde anne boşanacak mısınız diye gözümün içine bakıyor. Bilemiyorum. Yoksa bana gerçekten yükten başka bişey değil. İletişim yok,anlayış yok,merhamet yok. Psikologa bi yandan gitmek istiyorum sırf kendimi bu sürece hazırlamak için.
 
Geçen gün bir söz okudum ve içime dokundu, o kadar doğruydu ki… Biri beni anlayınca ağlayasım geliyor diyordu. O kadar haklı ki… Yazdıklarınızı okurken ve hala gözlerim dolu dolu, aktı birkaç damla… Çok teşekkür ederim.🙏 Çöktüğüme,yorulduğuma,sabrımın kalmadığına eşimi,ergenimi ve dahi annemi ikna etmek için o kadar yoruldum ki! Robotum sanki,etten kemikten değilmişim gibi. Oysa anlaşılmak istiyorum. Eşime bu yoğun iş sürecinde destek oluyorum işte. Çocuklar bende,ev bende maddi manevi. Geçen gün benim için ne yapıyorsun ki dedi pişkin pişkin. Beni bitiren esasen bunlar. Belki bi Allah razı olsun dense,teşekkür edilse daha fazla güç bulacağım kendimde… Bazen işi görülsün,yürüsün diye ediyor ama alttaki o samimiyetsizliği hissediyorum ben. Ne diyebilirim ki.
Canim benim seni cok iyi anlıyorum 🙏❤️. Aslinda sen eşini o kadar çok alıştırmışsın ki üzerine haddinden fazla vazife alarak bu artık bir lütuf değil sanki senin normal olması gereken görevlerin gibi gözüküyor ona. Eğer karşındaki kişi senin hakkını vermiyorsa sen kendisine bir şeylerin ne kadar farkında olduğunu söyle... yani ağlamayan çocuğa meme yok diyorlar ya hayat maalesef öyle... İyi olduğun zaman kazanmıyorsun sürekli vermek zorunda kalıyorsun.
Umarım anlayabileceği şekilde anlatman nasip olur. Çünkü tabii ki hemen haklısın deyip susmayacaktır... insanoğlu böyle... onlara verdiğimiz o lüksü kaybetmemek için, bir şeylerin farkında olsa bile evet haklısın demek istemiyorlar
 
Back
X