- Katılım
- 3 Mart 2022
- Mesajlar
- 684
- Emoji Skoru
- 1.174
- Puanlar
- 63
Uzun zamandır çöküşteyim,farkımda değil kimse. Çünkü maskeliyorum. Gülüyorum,çalışıyorum,koşturuyorum,herkes için herşeyi yapıyorum ama kendime gelince yüzümü bile zor yıkıyorum. Bitik durumdayım. Kavganın eksik olmadığı mutsuz bir ailede büyüdüm. 13 14 yaşlarında annem tansiyon hastası oldu. Gece tansiyonu yükselince uykumdan uyandırır,limon sıktırırdı. Ben de elimde eski tip tansiyon aleti,tansiyonunu ölçer durur,içimden Allahım anneme bişey olmasın diye yalvarırdım,bazen de korkudan ağlardım. Çünkü bayılacak duruma geliyordu. Çok korkuyordum ve yalnızdım. Küçücük yaşımda annemi hastaneye az kaldırmadım. Sonuç olarak bugün tansiyon fobisi olan ve asla tansiyon ölçtüremeyen panik atak ve anksiyete hastası bir birey oldum. Hasta olduğunda hastaneye de gitmezdi kolay kolay… Acı çekmeyi sever bir yanı vardı ki hâlâ öyle. Evde kendi başına çeker ve çektirirdi. Ben hassas,içine kapanık bir çocuktum zaten. Bu durum psikolojimin uzun vadede içine etmiş,afedersiniz. Çok sonra farkına vardım. Babamın beyninde tümör vardı. 11 yaşındaydım. Gözümün önünde nöbet geçirirdi. Geçti gitti ama hasar bıraktığını yıllar sonra anladım.
Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.
Sonra evlendim. Sorumsuz bir adamla… Ve o sorumsuz adamdan 2 çocuğum oldu. Biri şu an ergen ve kök söktürüyor,psikolog desteği alıyoruz. İşten çıkıyorum,koştur koştur seansa yetiştiriyorum ve ödemeyi komple ben yapıyorum. Çünkü eşime göre gereksiz bir durum bu. O nedenle destek olmuyor. Bu ara işleri yoğun,eve uğramıyor bile. Kadın meselesi değil,eminim. Ama bu yoğunluktan önce de evde durmazdı. İşi yoksa arkadaşları vardı. Çocuklarla ilgilenmek şöyle dursun, Ne yedik ne içtik,düşünmez bile. Ne de olsa karşılayan bir ben var çünkü. Çalışıyorum,kazanıyorum. Sabah çocukları okula ben bırakıyorum. Öğle arasında koştur koştur 12 km lik mesafeden çocuğu okuldan alıyorum,işe yanımda getiriyorum. Öğleden sonra ötekini almaya gidiyorum 1,5 km lik mesafeden… Sağ olsun amirlerim iyi insanlar da ses etmiyorlar. Halimi görüyorlar. Allah onlardan razı olsun. O arada çocuğun karnını doyur,kitabını okut,ilgilen vs. İşyerinde idari personel olarak 2 kişiyiz ama hemen hemen tüm yük üstümde. Özel kalem,evrak kayıt,öğrenci işleri,yönetim kurulu hazırlamak bende. Tüm gün ne telefonum susuyor,ne gelen giden… İş bilmenin,kendini geliştirmenin zararı (!) Bilmiyorum deyip,yatışa geçemem ben. Ekmeğimi Ordan kazanıyorum sonuçta. Aldığım parayı helallemem lazım. Kafam farklı çalışıyor bu konuda… Neyse diğer arkadaş personele bakıyor ama işi pek bilmediği ve de öğrenmek istemediği için de o iş de yardım ayağı altında bana kalıyor. Amirime söyledim bu durumu. Bi personel istedik dedi,bekliyoruz bakalım. Onlar bana destek diye ben de kırmıyorum,iş görüyorum. Ses etmiyorum şimdilik. Yeri geliyor,temizlik personeli olmuyor diye çayı kahveyi bile ben götürüyorum. Neciyim anlamadım ben. Memurum aslında :) Akşam oluyor. Çocuklarla eve dönüyoruz. Yemek faslı başlıyor. Hiç oturmadan… Sonrasında küçük çocuğumun ödevlerini yaptırıyorum ama o kadar mızmız ki,her akşam kriz geçiriyorum. Ergenimle ayrı uğraşıyorum. Sabırla anlatmaya çalışıyorum,iyiyi güzeli… Ama ne fayda! Sonra evi toparla,yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü… Annem burdayken daha rahat oluyor yemek konusu. Sağ olsun ben dönünce yemeği yapmış oluyor. Ama akşam canı sıkılıyor diye bu kez dışarı çıkmak istiyor. Evde duramıyor çoğu zaman. Abimi yakın zamanda kaybettik. Bunalıyor evde,ben de yorgunluğuma filan bakmayıp,çıkarıyorum. Biraz geziyoruz,bi yerde çay içip filan dönüyoruz. Gün sonunda kendisi için tek bişey yapmamış,tahammülsüz bir ben kalıyor. Herkesten,herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Tahammülüm çok azaldı,sabrım kalmadı. Sağlığımla ilgili endişelerim var. Bu bir iç dökmeydi. Bu rutin hiç değişmeyecek biliyorum. Hani Neşet baba diyor ya, ben ölürsem bana öldü demeyin,yoruldu gitti deyin. Çok karışık yazmış olabilirim lakin kafamın içinin yansımasıdır bu.