Her zaman öyle diyor zaten senin şansın var normal yolla diyor. Galiba benim yüzümden olmasaydı ben de ona derdim senin normal yoldan şansın var diye ve serbest bırakırdım. Ama tabii evlat edinmeyi de kabul etmeseydim, onun adına düşünür üzülürdüm, bu adam benim yüzümden hiç çocuk sevgisi nedir bilmeyecek buna hakkım var mı diye düşünürdüm. Belki o da böyle düşünüyordur.
Biz tekrar karar verdik tedaviye. Yani son kez deneyeceğiz. Bir bir buçuk seneye yine ameliyat olacak eşim. Bakıcaz artık. Doktorum benim için de ümitsiz konuştu. Yumurtaların azalıyor haberin olsun dedi. Hayırlısı artık.
Eğer hiç olmazsa ve yollarımız ayrılırsa, belki de koruyucu anne olurum. Kısmet...
Konunun kendinizi çıkmazda, çözümsüz hissettiğiniz bi noktadan iyi-kötü bir çözüm bulduğunuz, ortak bir karar verdiğiniz bir noktaya evrilmesine çok sevindim.
Kararınızı asla doğru-yanlış diye tartışmıyorum ki haddime de değil zaten. Sadece eşinizin tekrar ameliyat olabilmesi için bir buçuk yıl gerektiğinden bahsetmişsiniz.
Elbette tıbbın sağladığı her imkandan yararlanmak için sonuna kadar savaşmak, denemek, pes etmemek herkesin en doğal hakkı. Ama bazen bu savaşlar o kadar uzun sürüyo, insanlar o savaşların içinde o kadar kayboluyo ki zamanı unutuyolar. Ama zaman geçiyor ve çoğunlukla da bizden bi şeyler alıp götürerek geçiyor. Ki zamanın götürdüğü şeylere malesef yumurtalarımız da dahil. O nedenle doktorunuzun açıklaması da düşünülünce pek çok yorum sahibinin de dediği gibi mutlaka yumurtalarınızı dondurun.
Neyse konuyu dağıtmayayım, demek istediğim eşiniz de dahil hiçkimse sizden aldığı zamanı size geri veremez. Kendinden aldığı zamanı bile kendine geri veremez. Önemli olan çiftlerin aynı anda aynı duygu ve düşüncede buluşabilmek için karşılıklı empati ve fedakarlık yapması bence.
Eşiniz bugün büyük bi arzuyla istediğiniz anneliği seneye de isteyeceğinizi garanti edemez mesela. Ki istemek her şey değil, arzuladığınız şeye sahip olduğunuzda onu taşıyacak gücünüz de olması lazım ama zaman sizi daha güçlü mü yoksa daha zayıf mı kılacak bilemezsiniz. Bir buçuk sene sonra yaşanması muhtemel bi hayalkırıklığının ikinizi nasıl insanlara dönüştüreceğini, o hayalkırıklığından sonra ayrılacak yolların nereye cıkacağını zaten kimse bilemez.
Özetle toparlıyorum, bu bir boşanın ya da tedaviyi bırakın yorumu değil. Bu hayat tek bi andır, o da şuandır yorumu. Ve madem evlilik iki kişinin tek hayatta buluşması demek, o zaman iki kişi için bir tane şimdi var ve o şimdiye her ikiniz de hükmetmelisiniz.
O yüzden bi yandan yine tıbbi yollardan verin savaşınızı. Yapılması gereken neyse yapın. Ama bi yandan da anne-baba olma hayalinizi bir bucuk yıl sonraki bi olasılığa sıkıştırmayın. Sizin bu hayal icin bi b planınız (evlat edinme) var. Eşiniz kendiyle verdiği savaştan dolayı ilk etapta bu plana sıcak bakamayabilir, normaldir. Neticede ameliyat olan o, acı ceken o, travma ve üzüntü sonrası yanılgıyla kendini başarısız, güçsüz, yetersiz hisseden o. Ama bu bu şok dalgasını atlattıktan sonra esiniz hala sizin b planınıza bir nebze olsun sıcak bakmıyorsa bi düsünün derim zamanın sizden aldıklarına degiyor mu bu evlilik, bugün aynı noktada buluşamayan siz bir bucuk yıl sonra bulusabilecek misiniz?
Not: Annelikten çok anlarmışım gibi yazdım da yazdım, nolur kusuruma bakmayın. Sadece öncelikler, seçimler, vazgeçişler, zaman ve fedakarlıklar üzerine çok düşünür oldum bu ara. O nedenle içimden geldi yazmak istedim.