ben sahabe isimlerinden Eymen ismini çok sevdim erkek ismi aslında ama kızlarada konuluyor
anlamı: Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, kutlu
Mümine ve örnek kadınlardan bir diğeri de; Peygamber efendimizin dadısı, Ona ilk iman eden ve yıllarca O hazretin (s.a.a) hizmetinde bulunan Ümmü Eymendir (Ümmü Eymen, yani Eymenin annesi).
Asıl ismi Bereket olan Ümmü Eymen, Habeşistanlı Salebe b. Amrın kızıdır. Resulullahın babası Hz. Abdullahın hizmetçisiydi, O vefat edince Peygamberin tüm işlerini ve dadılığını kendisi üstlendi. Özellikle Hz. Aminenin vefatından sonra Hz. Resulullaha (s.a.a) çok büyük yardımları dokundu, marifet, yakin ve üstün ahlaki özelliklere sahipti. Allah resulü (s.a.a) Hz. Hatice ile evlendiğinde onu azad etti ve Ubeyd b. Zeyd ile evlendirdi, bu evliliklerinden Eymen adında bir çocukları dünyaya geldi.
Daha sonraları Allah Resulü, peygamberliğe erişince ev halkına tebliğde bulundu, kadınlardan önce Hz. Hatice ve sonrada Ümmü Eymen Resulullaha ilk iman edenlerden olma şerefine nail oldu.
Ümmü Eymenin kocası Hüneyn savaşında, diğer bir nakle göre de Hayber savaşında şehit olunca, Resulullah (s.a.a) Onu evlatlığı Zeyd b. Harise ile evlendirdi. Zeydden de Usame adında bir çocukları dünyaya geldi. Allah resulü, vefatına çok az bir zaman kala Hz. Ali (a.s) dışında herkesin Usamenin komutasında savaşa gitmelerini emretti. Fakat Usame daha on sekiz yaşında bir genç olduğu için Onun komutasını kabul etmediler ve çokları bu orduya katılmadı, Allah resulü de ordudan ayrılanları lanetledi. Ordu hadisesi tarihte "Usame ordusu" olarak anılmaktadır.
Peygamber efendimiz (s.a.a) Ümmü Eymeni çok severdi, defalarca şöyle buyurmuştur: Amineden sonra benim annem, Ümmü Eymendir, O benim ailemden kalan yadigârdır.
Her halükarda Ümmü Eymen Allah Resulü'ne büyük bir muhabbet besliyordu, Resulullah da onu çok seviyordu. Dolayısıyla iman ettikten sonra da hiçbir zaman Resulullah'ın ve nübüvvet hanedanının yanından ayrılmamış ve onlara hizmet etmekte kusur göstermemiştir. Bundan dolayı da defalarca Resulullah'ın (s.a.a) sevgi ve övgülerine mazhar olmuştur.
Ümmü Eymen savaşlara da katılarak, Resulullahın ve diğer sahabelerin yardımına koşuyordu. Mücahitlere su dağıtıyor, onların yaralarına pansuman yapıp, sarıyordu. Hatta Uhut savaşında Hz. Ali (a.s) ve birkaç sahabenin dışında herkes peygamberi yalnız koyup kaçarken, onların yüzüne toprak serpip, engellemeye çalışarak şöyle haykırıyordu: Yazıklar olsun size; sizler kadından farksızsınız; geçin şu kirmenlerin başına da yün eğirin bari!
Ümmü Eymen, Hz. Fatımanın (s.a) da en yakın sır arkadaşlarındandı. Ehlibeyt'ten nakledilen hadislerde Hz. Fatımaya (s.a) cennetten nazil olan yemekten Ehlibeyt'le birlikte Ümmü Eymen'in de yediği nakledilmiştir! İmam Cafer-i Sadıktan (a.s) şöyle nakledilmiştir: "Bir gün Ümmü Eymen'in komşuları Resulullah'ın (s.a.a) yanına gelerek "Ya Resulullah, dediler Ümmü Eymen sabaha kadar yatmayıp ağlamıştır." Allah Resulü, onu çağırıp "Ey Ümmü Eymen, Allah gözlerini ağlatmasın, komşuların sabaha kadar uyumayıp ağladığını söylediler; nedir bunun sebebi? Ümmü Eymen, gördüğü korkunç bir rüyayı bunun sebebi olarak zikredip, Allah Resulü'nün isteği üzerine rüyasını korku içerisinde ve titrediği halde şöyle tarif etti: "Ya Resulullah, dün gece rüyamda sizin vücudunuzun bir parçasının benim evime düştüğü gördüm?" Allah Resulü, "Üzülme ey Ümmü Eymen, hayırlı bir rüya görmüşsün. Yakında kızım Fatıma bir evlat doğuracaktır ve sen onu alıp evine götürecek ve kucağında Ona bakacaksın; işte o zaman benim vücudumun bir parçası senin evinde olacaktır!" buyurdu. Gerçekten de çok geçmeden Hz. Fatıma Hz. Hüseyin'i dünyaya getirdi. Yedinci günü olduğunda başını tıraş edip saçının ağırlığınca gümüş sadaka verdi ve kurban kesti. Ardından Ümmü Eymen, onu Resulullah'ın (s.a.a) bir abasına büküp huzuruna getirdi. Bunu gören Allah Resulü "Merhabalar olsun hem taşıyana, hem de taşınana; ey Ümmü Eymen, işte gördüğün rüyanın tabiri budur!" buyurdu.
Allah Resulü'nün irtihali özellikle manevî açıdan tabii olarak Ümmü Eymen'i vasfedilmeyecek derecede üzmüştü. Bu elemli olayın ardından Onun üzüntü ve gözyaşlarını görenler, "Neden ağlıyorsun?" diye sorduklarında, şu cevabı veriyordu: "Ben Resulullahın gidişiyle semavî haberlerin (vahyin) kesilişine ağlıyorum!"
Hz. Fatımanın (s.a) son anlarında da yine Onun başucundaydı. Bir ara durumu fenalaşınca Hz. Fatıma onu Hz. Ali'nin yanına gönderip çağırttırmıştır. Nakillere göre Hz. Fatıma dünyadan göçtükten sonra da Ümmü Eymen Medinede kalmamaya karar verdi. Zira "Hz. Fatımanın (s.a) bulunduğu yerlere bakamıyorum" diyordu; nitekim Medine'yi bırakıp Mekke'ye gitti.
Bütün dünya kadınlarına örnek olacak bu büyük şahsiyet, peygamberden birçok ilim öğrenmiştir, örneğin Resulullahtan(s.a.a) şu hadisi nakletmektedir: Eğer seni ateşle yaksalar bile Allaha ortak koşma. Her ne şartta olursa olsun (günah olan şeyler hariç) anne-babana itaat et. Hiçbir zaman namazını terk etme; zira kim sebepsiz yere (uyku, baygınlık durumları gibi) namazı terk ederse, Allah ile kendi arasındaki bağı koparmıştır. Hiçbir zaman şarap içme; zira o bütün kötülüklerin anasıdır. Hiçbir zaman günah işleme; zira Allah'ın gazabına uğrarsın.
Allah ve Resulü'nün sevgi ve rızasına mazhar olan bu yüce ve cennetlik kadın, seksen yıllık ömrünün takriben altmış yılını Allah Resulü'nün hizmetinde geçirdi. Takriben seksen yaşlarında da, vefat etti ve Resulullahın kendisine vaat ettiği cennete ve bir ömür hizmet ettiği Resulullahın (s.a.a) huzuruna kavuştu.
Ehlibeyt İmamlarından nakledilen rivayetlere göre Ümmü Eymen, Hz. Mehdi'nin (a.s) zuhurunda Allah'ın izniyle yeniden dünyaya dönecek on iki kadından birisidir. Onlar kâfirlere karşı savaşan İslam askerlerinin tedavilerini üstleneceklerdir.
Ruhu şad ve şefaati bizlere nasip olsun.