"... "sana ne kardeşim" dedi az önce, aldı yorganı başka odaya geçti ..."
Bu yukardakini Mayıs ayının başında yazmışsınız.
Adam aynı adam yani...
Bu adam, ne olduğunu ne olmadığını saklamamış sizden. Burada insanlar, 'dön kararından' demişler.
Siz ise, şikayet ettiğiniz pek çok farklı yönü olan bu adamla devam etmeyi tercih etmişsiniz.
Siz 40 , eşiniz 38 oluyorsunuz bir kaç aya; Bu yaşlar, insanların artık oldukları gibi kalacaklarını kabul etmekle -daha mutlu olmasak da- daha huzurlu yaşayabileceğimizi kabul etmemiz gereken yaşlar.
Anne olacaksınız siz.
Daha bir film meselesinde acile gittim demek, ben hayatımdaki minicik krizleri bile yönetme becerisine sahip değilim demek.
Altı üstü ne olmuş; Adam yarım kalmış filmi izlemek talebinize, saat daha erken demiş, siz başka bir şey izlemişsiniz, siz başka şeyi izlerken gelmiş yarım kalmış film için, siz açtığınız ve artık sonuna gelmiş şey için 'bunu izleyelim' ben anlatırım sana konusunu demişsiniz, yok demiş, yatıyorum demiş, sizin de 'hevesiniz kaçmış', kendi izlediğinizi kapatıp yatağa gitmişsiniz. Uyuyacak adama başlamışsınız konuşmaya.
Çocuk yapma isteğiniz ve yalnız kalma korkunuz yüzünden, kendine tarikat diyen tuhaf bir oluşuma mensup, kendisi de -bence- pek makbûl olmayan bir adamı aldınız evinize oturttunuz, baba yapıyorsunuz. Bari anne olarak evlâdınıza sağlam bir rol model olmaya bakın.
Meseleler inatlaşarak, didişerek çözülmez; yöneterek, derdinizi talebinizi sakince anlatarak, karşıdakini de anlamaya çalışarak, bir orta yolda karşılıklı anlaşmaya çalışarak çözülür. "Mesele film değil, elimi bile tutmuyorsun, uzaklaştın gibi hissediyorum, çok yalnız hissediyorum" demenin, bunu duymasını kavramasını sağlamanın yolu, yatakta uyuyacak adama gece yarısı söylenmek midir ?
Siz şimdi bebek heyecanıyla farkında değilsinizdir belki, ama bir bebek, temelleri sağlam olsun olmasın, her evliliği şöyle bir sallar. Şimdiden böyle girerseniz o sürece, sonra toparlamak iyice imkânsız hale gelebilir.