Duygusal boşalma yaşıyorsunuz sanırım. Ama önce sunu bir kendinize itiraf edin güçlü görünme ya da güçlü olmak zorunda değilsiniz. Ayrıca eşiniz hakaretlerine katlanmanız sizi güçlü ve dik duran bir kadın yapmıyor aksine o hakaretleri sindirip güçsüzleşmenizi sağlıyor. Tüm yazdıklarınızın içinde en çok üzüldüğüm şey sevgisizliğiniz. Eşiniz sizi sevmiyor üstüne çok çok acımasız bir insan. Değil aynı evde yaşamak çevremde istemeyeceğim biri. Seninle birlikte olurken gözlerimi kapatıp başkasını hayal ediyorum u duymanın verdiği acıyı hangi fiziksel işkenceyle karşılatırabilirim bulamıyorum kendi adıma.
Çocugum yok çocuk sahibi olmanın, anne olmanın ne demek oldugunu bilmem ama çocuk oldum onun ne demek oldugunu siz de ben de biliyoruz hatırlıyoruz çocuklugumuzu. Bütün bu hakaretlere çocuklarınızın geleceği için göz yumuyorsunuz belki de. Çocuklugumdan çok tramvalarım var hepsini hatırlarım ekonomik durumumuz evdeki huzursuzluklar gelin kaynana sorunları bunlarla başa çıkmaya çalışan zavallı annem. Ama babamla aralarında hiç sevgisizlik hissetmedim hiç bir zaman babam anneme hakaret etmedi çok kızdı küstü yaptıklarını söylediği sözlere kadar hatırlıyorum ama hiç ona sen nasıl kadınsın demedi. Demek istediğim onlar sizi görüyor, duyuyor ve kayıt cihazı gibi hatıraları kayıt ediyorlar. Evet ekonomik olarak kendinizi güvende hissetmeniz gerekiyor boşanmak için zor ve korkutucu. Ama hayata da bir kere geliyoruz bir nimet bize sunulan hayat, eşinizin size bunu yapmasına izin vermeyin. Evet seçiminiz yanlıştı ama yanlışınızdan dersinizi alın ve ileriye bakın. Bu evliliği yapmak bir yanlışsa evli kalarak 10 katı yanlışa sebep oluyorsunuz.
Son olarak neden bilmiyorum hissettiğim bütün bu yazdıklarınızın sadece bir duygusal boşalmadan ibaret oldugu. Sizin bence bu evliliği bitirecek cesaretiniz yok gibi. Üzgünüm bunlar hissettiklerim.
Paylaşımınız için çok teşekkür ederim.
Sizin yazınızda kendi naifliğimi, kırmamaya çalışarak gerçekleri söyleme çabanızı gördüm.
O sebeple bu teşekkürüm.
Duygusal bir boşalım konusunda haklısınız, benim de içerikte belirttiğim bir şey bu.
Yazarken düşünmeden, sadece bu yola çıkarken ve şuan karşılaştıklarımı hissederek yazdım.
Benim için bile fazla duygusal olmuş, okudukça gözlerim doluyor.
Ama hayatım bu kadar dramatize değil ya da kocam olacak şahıs sürekli ensemde falan tip değil.
Sonuna kadar psikolojik şiddet görüyorum, kendi canı acıdığında ya da yaptıkları yüzüne vurulup içinden sıyrılamadığında bu karakterine bürünüyor.
Yani nasıl anlaşıldım pek emin değilim de, evde susup kenara pısan, gizli gizli ağlayan bir kadından çok başkayım.
Sesim ve yaptırımlarım çok yüksek, tek çözemediğim şey ondan kurtulmak.
Lafları umrumda değili kimse anlayamadı ama, sağlıklı gördüğünüz ve kaale aldığınız birinden incinirsiniz.
Ben öyle görmüyorum ki, adam kafayı yedi!
Ak dese inanmam, kara dese inanmam.
O sözleriyle oturup ağlayacak olsaydım, bu gece aşk naraları atarken de mutluluktan havaya uçardım.
Ama inanmıyorum ki, çünkü hasta!
En tehlikeli hastalık, narsist, egoist, kendi hastalığını kabul etmeyen tipten.
Umarım siz değil ben haklı çıkarım ve bir gün sonunda bitti diye, şuan nasıl haykırdıysam o gün de bağırırım.