Evet farkındayım parkon , o zaman bizim hakkımız yenmişti şimdi sizin meselesinden açılıyor genelde .
Ben bundan bahsetmiyorum ama , konu oraya gelebilir , oradan yayılabilir , derinleşebilir , darabilir ....
Ben diyorum ki neden sürekli dillerde '' başı açık kadına ben karışmam , içki içen kendisine içer , bana ne '' ya da tam tersi '' başörtülü kardeşim , ben senin örtüne saygılıyım '' vs .. deniliyor ki...
Kimsenin bunlara hak vermeme , saygı göstermeme hakkı yokken bir lütufmuş gibi bunun içine düşmemiz beni rahatsız ediyor.
Şimdi hemen şöyle bir cevap gelecek , ausencia sen onu dilinden düşürmeyen Başbakana söyle diye . Bende bu sebeble ben siyaseti bilirim , bana oradan gelmeyin dedim .O siyasetçi , işine ne gelirse onu kullanacak , iyi niyetle yapacak , art niyetle yapacak ...Bunun yaftasını ben yapıştıramam .
Ama bizler bilmeliyiz artık yahu , 21. yy . dayız falan diye değil , ezelden ebede bilmeliyiz ki , insanoğlu bir diğerine tercihlerinden dolayı kötü davranamaz , dışlayamaz , 2. sınıf muamelesi yapamaz , en fazla o samimiyeti varsa uyarı da bulunur ya da görüşmemeyi tercih eder.
Bir diğerimize bir şeyci diye bakılmasından çok rahatsızım ben .Sizler değil misiniz ?
Başı açık başı kapalı, alevi sünni, o'cu bu'cu gibi statülere ayıran, insanları ötekeleştiren ben değilim, açık kadın kapalı kadın denmesindende hiç hoşlanmadım, giyim kuşamla ayrışmak hep saçma geldi, o iyi niyetle art niyetle dediğin partiler yaptı bunu, ben böyle ayrılmaktan hoşlanmıyorum, kimseninde hoşlandığını sanmıyorum, bunu halka mal etmemeli, ayıranlara ötekileştirenlere sormalı neden böyle yaptıklarını.
O siyasetçi işine geleni söyler diyemem, bu ülke küllerinden yeniden doğduğunda, Atatürk tarafından nasıl olması gerektiğinin sınırları çizilmiş, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demiş, köylü milletin efendisi demiş.
Ve demiş ki,
“Siyasi kavgaların çoğu neticesizdir. Fakat toplumsal çalışma her vakit için verimlidir. Bizim aydınlar buna çalışmalı. Neden Anadolu’ya gelip uğramazlar? Neden milletle doğrudan doğruya temasta bulunmazlar? Memleketi gezmeli, milleti tanımalı. Eksiği nedir görüp göstermeli. Milleti sevmek böyle olur. Yoksa lafla sevgi fayda vermez.” 1919
“Bu memlekette çalışmak isteyenler, bu memleketi idare etmek isteyenler, memleketin içine girmeli, bu milletle aynı şartlar içinde yaşamalı ki ne yapmak gerekeceğini ciddi olarak hissedebilsinler.” 1923
“Ben öyle bir parti kurulmasını düşünüyorum ki, bu parti milletin bütün sınıflarının refah ve saadetini sağlamaya yönelik bir programa sahip olsun. Milletimizin şartları buna uygundur.” 1923
Ama malesef küçük esnaf yazar kasa fırlatmış, borç gırtlağı aşmış, birine al ananı da git denmiş, öbürünün cebine para sokuşturulmuş, insanlar 750 lirayla geçinme derdine düşmüşken milletvekilleri bilmem kaç bin liralık maaşlara burun bükmüş, hastane, pastane, fırın, gemi sahibi olmuş ama hep itilip kakılan halk olmuş, eşitlikten bahsedilmiş bazı yorumlarda, eşitlik? Halkla siyasiler arasında mı?
Tabii halk gecekonduda milletvekilinle beraber 750 liraya talim ediyor:)))
Eşitlik denmesin, burada yaşanan nice gerçek olayı anlatırım.
Siyaset işine geldiğini değil olması gerekeni söylemektir, temiz siyaset temiz siyaset deniyorsa temiz siyasete yalan riya karışmaz, koltuk kavgası karışmaz, siyaset halkın tümünün refahını düşünmektir.
Siyasetçi aklına geleni, işine geleni söyleyemez, bende siyasetçi bu nasılsa, amann işine geleni söylüyor işte diyemem, ülke böyle yönetilmez, halk eylem yapıyor diyorsam, eyleme destek vermeyenleri farklı bir ülke vatandaşı olarak nitelendirmedim, halkın bir kısmı diyelim, sonuçta eylem yapanda halk, eyleme katılmayanda, halk demek hepsinin aynı düşüneceği aynı şekilde davranacağı, aynı şeylere tepki vereceği anlamına gelmez, farklı düşünebilir insanlar.
Eyleme katılan vatan haini değil, eylemi desteklemeyende patagonya vatandaşı değil, farklı düşünen aynı ülkenin halkı hepsi, şu sıra birbirinin ne dediğini dinlemeyen ama umut ediyorum bir süre sonra dinleyince ortak noktada buluşmayı bilecek kadar güçlü bir halk.