• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Gezi Parkı eyleminin sonuçları ;

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
evet aile hekimine muayene olunuyor ne önemli
aile hekimliği uzmanlığı vardır onlar tusa girer ve 4 sene daha uzmanlasmak için okumaya devam ederler
ama aile hekimi denilen yeni dal yani sağlık ocağındakiler kısa bir seminerin ardından sertifika alan pratisyenler
ve aile hekiminiz ahmet beyse o gün ahmet bey yoksa diğer doktor mehmet bey size bakmıyor bile
eskiden böyle değildi
sağlık ocağında bir doktor var burda inanın sağlık ocağına ugramıyor bütün gün bir eczacıyla gezmelerde
ve dünyanın maasını alıyorlar
iki uzman doktor kardeşim var ikisi de hala üniversitede çalısıyor ve bir aile hekiminden daha az maas alıyorlar
adalet nerede bilmiyorum
dediğiniz gibi bende cok sinirleniyorum
herkes kendi işinden bakıyor olaya ben sağlık acısından bakınca cidden Aziz Nesinin verdiği yüzdeyi anımsıyorum

cnm bızım aıle hekımlıgımız de aynı durumda
ılk taşındığımızda kızımı goturdum ve 5 yasıdaydı

anne bu sağlı ocagındakı dr cok ıyı bılıyormusun
ben nereden anladın kızım
benı hıc muayne etmeden hastalığımın ne olduğunu anladı hemen anne :)
 
melekyavrum sana tamamen katılıyorum
4 yıllık bağkurluyum 3-4 ay önce rahatsızlandım devlet hastanesinin aciline gittim serum taktılar iğne yaptılar 3 saat kaldım hastanede ecvaneden ilacımı alırken muayene ücretini de istediler verdik
1 hafta önce eve tebligat geldi devlet hastanesinden 134 tl muayene borcunuz var 15 gün içinde ödeme yapılmazsa icra takibi başlatılacak diye
bu ne şimdi ya bilen varmı

şimdi yeni muayene ücretleri basladı ta 2008lerden bizde hastaya ne diyeceğimizi bilemiyoruz
ufo görmüş masum köylü gibi bakısıyoruz
ne hasta ne biz anlamıyoruz cünkü

aynen cnm bende anlamış degılım
ben oğlumu her ay rutın kontrole ozele goturuyorum
kızımda gece hastalanırsa devlet acıle
ama ne zaman eczanete gıtsem hep borçluyuz anlamadım gııt hıc daha gıdıp ılac aldığımı bılmem
gecen yengem dıyodı gebe kendısı her ay devlete muayney gıdıyo
ılac yazdrmam lazım ama dıyo alasım yok cunku aczanede 45 tl borcu cıkmıs dusun ee bu ınsan devlete gebelik kontrolüne gıdoyo ssk ı odenıyo neyın ucretını oduyo

esımın eczacı arkadaşı var meslegımden soğudum dıyo ınsanlara anlatmaktan bezmıs adam çıkan borçların sebebını

hapolauına gelınce gecen gun başbakanımızdan duydum
doğum kontrol yontemlerını yayarak senelerce ınsanları kısırlaştırdılar dedı
adam verırmı hapı

3 4 5 gıdın dıyo pekala hangı sartlarda

aynen canım tüm eczacılar sogudu meslekten
benim işim ilacın nasıl kullanıldığını anlatmak bana ne muayeneden
ben tahsilatcımıyım
bedava işci gibi kullanıyor bizi devlet yıllardır
hakkımı helal etmiyorum
hastayla yüzyüze gelmekten bıktık
ama hastalarda artık bilincli seviyorum bu durumu
kızılıcak tarafın kim olduğunu herkes ögrendi
 
arkadaşlar emperyalist bir dünyada yaşıyoruz ve yine emperyalist bir ülkede vatandaşız
tahsil ve sağlık konusundaki ayıpları eksikleri sadece hükümete yükleyemeyiz çünkü şöyle bi durum var
emperyalist sistemin gerisindeki zihniyet şudur;
ortalama ve düşük gelire sahip insanlar belini doğrultamasın okuyamasın tedavi olamasın
zaten zenginin parası var gider istediği yerde tedavide olur istediği ilacı da alır canın istediği yerdede okur tahsil görür
tabiri caizse fakir ölse bile çok bişey kaybedilmez
fakir rahatça okur bi yerlere gelirse yada para derdi olmadan tedavi olur sıhhatine kavuşursa olmaz çünkü etrafında olup bitenleri iyice çözmeye başlar ve bu soyguna dur demeye başlar
emparyalist sistem ve onun savunucusu hükümetler hep halkı yoksulluğun içinde debelendirirler çünkü halk birlik olursa sonları gelir
ama evine ekmek götürmeöhastasına ilaç alma okuyan çocuğuna para gönderme derdinin peşindeki insan bunlarla uğraşamaz
ha ben hükümete niye kızarım
benim karşıma geçipte haktan hukuktan helalden haramdam eşitlikten kardeşlikten bahsedip nutuk atıp sonrada o emperyalist zincirinin en sağlam halkası olma yolunda azimle ilerlemesine kızarım hemde çook haklı olarak
 
Bu arada Turk medyasina Tahrir'in Taksim'den daha yakin mesafede olduğunu öğrendim!!!!!!!!!
 
Herkese merhaba Sayfa sayısı 2000'e ulaşmak üzere ve çok az kalmış.

Hepimiz adına çok güzel bir gelişme.

Paylaşımlar da eminim ki hepimiz adına çok ama çok faydalı oldu - olmakta diye düşündüren son sayfaları hızlıca geçtim, bu başlığı tam olarak bir kitap gibi düşünerek dikkatlice okumak istiyorum bütün yorumları inşallah ve pek çok şey öğreneceğimi biliyorum.

Bu 2000 bana, aynı hani yıl olarak 2000 li yılların çağ atlamak gibi düşündüren farklılığını hatırlattı.

Gidişata bakılırsa inşallah biz kadınlar olarak artık özellikle Sağlık ve Eğitim konularının ehemmiyetini ve bu konuda karşılıklı paylaşımlar yapıp, sorunların çözümünde nasıl katkılarımız olabilir acaba? yı ciddi bir şekilde ele almaya başlayacağız gibi çok memnun edici bir sonucun göstergelerini bu sayfalarda fark etmek, umut yeşertici ve çok mutluluk verici.

Bu anlamda katkıları olan tüm arkadaşlarıma kendi adıma çok ama çok teşekkür ediyor, konularla ilgili bilgilerini, görüşlerini ve önerilerini paylaşmaya devam ederlerse, başta kendim olmak üzere (haddim olmayarak) daha pek çok arkadaşımızın da faydalanacağını ve hep beraber çözümlerde fonksiyonel olabileceğimizi düşünüyorum.

Burada kalabalık etsin istemediğim için, kendimce ara ara bir şeyler eklediğim başlığımda "Kadınların temsildeki yerini ve önemini" göz önüne alarak eklediğim verilerin yer aldığı sayfanın linkini de belirtebilir miyim?

Çok daha detaylı verileri dilersek pek çok kaynaktan inceleyebiliriz zaten.

Bir arkadaşımızın yorumunda gözüme ilişti, şu an o arkadaşımızı hatırlayamadığım için kendisinden özür diliyorum, çünkü tek tek daha sonra yeniden detaylı olarak okumak niyetiyle hızlıca göz atabildim sadece, ancak konusu ne olursa olsun, kadın duyarlılığı ve sorunların çözümündeki yerini düşününce, bu katkıyı yapabilecek düzeye gelmiş olsak bile en önemli bir başka husus ve engel de "Temsildeki oranımız" aslında. Ele alınması gereken başlıca bir başka meselemiz de bu olmalı gibi görünüyor vaziyet.

http://www.kadinlarkulubu.com/hicbir-basliga-uymayan-yazilar/593992-satir-arasi-kahve-molasi-9.html
 
bakın bu taksim gezi olaylarına
halk birlik olup ayaklandı omuz omuza verdi ve tarafsızlarında desteğini almaya başladı
ama hükümet ne yaptı
yok türk lirası düştü enflasyon faiz artıyor dolar artıyor bu direnişlerin ülkeye kaç milyar dolar zararı oldu vsvs dediler halkı yoksullukla açlıkla korkutup direnişcileri vatan haini servet düşmanı kılıfına soktu ve dir+nişe destek veren tarafsız kesim tam tersi köstek olmaya yuh demey başladı ve böylecede bunu da atlattılar puihh demişlerdir eminim
 
Sanırım sıralama - Kadın ın temsildeki yeri - Sağlık - Eğitim - ve tabi ki her şey dört dörtlük olsa bile, yaşamamız ona bağlı olan doğa ve çevre olmalı belki de. Tüm bunlardaki düzenlemeler ve gelişmeler beraberinde ekonomiyi de olması gerektiği gibi düzeltmemizde faydalı olunca, inşallah o konuda da daha iyi noktalara gelebilir, en azından yeni nesillere çok daha güzel şeyler bırakabiliriz.

<font size="2">[video=youtube;HN6ljdq4xeI]http://www.youtube.com/watch?v=HN6ljdq4xeI[/video]
 
cnm bızım aıle hekımlıgımız de aynı durumda
ılk taşındığımızda kızımı goturdum ve 5 yasıdaydı

anne bu sağlı ocagındakı dr cok ıyı bılıyormusun
ben nereden anladın kızım
benı hıc muayne etmeden hastalığımın ne olduğunu anladı hemen anne :)

:)))) güleyim ağlanacak halimize, gözler ultraviyole olduğundan muayneye gerek yok, bakmak yeterli olmuş:ssz:
 
[video=youtube;2SDA6I0i-kM]http://www.youtube.com/watch?v=2SDA6I0i-kM[/video]
 
Bu arada Turk medyasina Tahrir'in Taksim'den daha yakin mesafede olduğunu öğrendim!!!!!!!!!

Esimde az once tv ye soyleniyOrdu gezi niye gostermediniz bippppler diyodu
Belkide meydanlari karistirmislardir dedim bende
Tahriri taksim sanmislardir
 
Esimde az once tv ye soyleniyOrdu gezi niye gostermediniz bippppler diyodu
Belkide meydanlari karistirmislardir dedim bende
Tahriri taksim sanmislardir

Söylenilmeyecek gibi değil ki Taksimi inatla görmezden gelen kanallar Tahrirden canlı yayın yapıyor!!!
 
Esimde az once tv ye soyleniyOrdu gezi niye gostermediniz bippppler diyodu
Belkide meydanlari karistirmislardir dedim bende
Tahriri taksim sanmislardir

Söylenilmeyecek gibi değil ki Taksimi inatla görmezden gelen kanallar Tahrirden canlı yayın yapıyor!!!

Haftalardır taksimi bulamamıştı bizim medya:6:

Yayınların amacı var da ondan, parmak sallayacaklar bize.
Mısırdaki direnişle bağdaştıracaklar ama hiç ovuşturulmasın eller.

Türk halkının direnişi darbe değil demokrasi çağrısıdır.
Amacına ulaşmadı hala o ayrı.

Mısır halkı amacına ulaştı ve faşizme darbeyi vurdu. (Darısı başımıza.)
Şimdi bu devrime sahip çıkmak isteyen orduya karşı da direnme vaktidir onlar için.
 
Bu arada ordunun geçici cumhurbaşkanı tayin ettiği doğru mu ya?
Haberlere henüz bakabildim:26:
 
8 MART&#8217;I KUTLAMAYI HAKETMİYORUZ

Şafak Pavey, Bursa&#8217;ya 30 bin kilometre kat ederek ve kimi görevleri nedeniyle Suriye, Malatya, Hatay ve İstanbul&#8217;u ziyaret ettikten sonra gelebildiğini ifade ederek,&#8221;Sürç-ü lisan edersek affola&#8221; diyerek başladı.

Bursa Gazeteciler Cemiyeti&#8217;ne, Nilüfer Belediyesi&#8217;ne ve Uludağ Üniversitesi&#8217;ne Yüz Yüze söyleşilerini organize ederek Türkiye&#8217;nin temel öneme sahip konularının tartışılmasını sağladıkları için teşekkür eden Pavey, konuşmasını şöyle sürdürdü:

&#8220;Bundan 156 yıl önce dünyanın başka bir köşesinde haklarına sahip olmak isteyen kadınların verdiği mücadele sonucunda ilan edilen Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bu akşam burada salt kadınların sorunları üzerine konuşmak istemem. Çünkü zaten günün 24 saati gündemimizde bulunan ve konuştuğumuz konulardan biri olmak durumundadır kadınların sorunları. Biz yalnızca bugün değil her gür kadınların sorunlarının çözümlenebilmesi için mücadele ediyoruz. Eminim Bursa Gazeteciler Cemiyetimiz de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla çok güzel bir mesaj yayımlamıştır, eminim belediyemiz, üniversitemiz ve başka kurumlarımız da yayımlamışlardır en güzel mesajları. Ama açık konuşmak gerekirse, sanırım en güzel mesajı ulusal sanatçımız Tarkan verdi: 8 Mart kutlanacak bir gün değildir, diyerek.

Sanatçımız bu sözleriyle çok doğru bir yere parmak bastı. Ben, bütün sorunlarımızı, kadınlarımıza ilişkin sorunlarımızı çözmeden 8 Mart&#8217;ı kutlamayı hak etmediğimizi düşünüyorum. Bir toplumun bir yarısı hüzünlü, mutsuz, mağdur olduğunda; diğer yarısı da hüzünlü, mutsuz ve mağdur olmak zorunda. Sadece, bunu fark etmeyebilir belki, ama fark etmese de mutsuz, hüzünlü ve mağdurdur. Ben, Türkiye&#8217;nin daha mutlu, daha neşeli daha güler yüzlü bir toplum haline gelmesinde bunun son derece önemli olduğuna inanıyorum. Kadının sıkıntılarından, toplum içindeki ikinci sınıf konumundan ve gerekse kadına karşı uygulanan şiddetten kurtarılmasının, Türkiye&#8217;nin arzuladığımız toplum olmasına katkısı çok büyük olacaktır.

Bize maalesef önceki nesillerimizden kadına karşı ayırımcılıklar, utanç verici bazı yargılar kaldı; bize düşen görev bizden sonraki nesillere bu sorunları olduğu gibi değil çözmüş olarak bırakmaktır. Bunu yapabilirsek, Türkiye&#8217;nin geleceğine en olumlu katkıyı yapmış olacağız.

ÇITA: KATILIMCI DEMOKRASİ

Toplumsal gelişmeye bağlı olarak insanların demokrasiden beklentilerinin değiştiğini, buna bağlı olarak demokrasiye ait &#8220;çıta&#8221;ların da değişmek durumunda kaldığını ifade eden Pavey, şöyle devam etti:

Kadın ve Demokrasiye gelince, Mesela bundan 160 yıl önce köleliğe karşı bir mücadele verildi Amerika&#8217;da; ve mecliste, işte bir Kongre üyesi çıkıp diyor ki: &#8220;Ben köleliğin kaldırılmasına karşıyım&#8221;.Bütün arkadaşları onu ikna etmek için başına toplanıyorlar, sonunda adam diyor ki: &#8220;Aslında ben köleliğin kaldırılmasına karşı değilim, ama kölelik kaldırıldığında köleler oy kullanacaklar, onlar kullandığında kadınlar da oy kullanacak; işte ben asıl buna karşıyım&#8221; diyor.

Bugün Türkiye&#8217;de bir ilkokula gidip çocuklara kadınlar oy kullanabilir mi diye sorsanız, &#8220;ne saçmalıyor bu kadın&#8221; diye bakacaklardır yüzünüze. Çünkü dünyanın bir yerinde bir hak elde edildiğinde, bu öteki ülkelerdeki demokrasi mücadelesinde bir çıta olur. Hiç kimse orada gerçekleşenden daha azı ile yetinmek istemez. Bütün dünyada da, bizde de böyle oldu ve o çıta geçildi. Artık kadınların seçimlerde oy kullanıp kullanamayacağını kimse tartışmıyor. O çıta geçildi, şimdi başka bir çıtaya &#8220;katılmıcı demokrasi&#8221;ye bakıyoruz. Bu konuda da bir sürü model oluşuyor. İşte, Finlandiya da bir model, Japonya&#8217;da başka bir model. Önceden yalnızca oy kullanmak olarak görülen demokrasi şimdi daha farklı kabul ediliyor ve yeni arayışlara giriliyor. Kısacası bu alandaki mücadele sürüyor. Çünkü demokrasi mücadelesinin çıtasını dünyanın başka bölgelerindeki kazanımlar belirliyor. Bu Arjantin&#8217;de de, Meksika&#8217;da da, Türkiye&#8217;de de böyledir. Bugün toplumsal gelişme kadının yalnızca oy kullanmasıyla yetinecek aşamaları geçmiştir. Çünkü kadın sosyal hayatın her yerindedir, olması da zorunluluktur. O halde demokraside de daha atken, daha katılımcı olmak durumundadır. Olamıyorsa bunun nedenlerini ortadan kaldırılması gerekir. Pozitif ayırımcılık yapmak dahil, demokrasinin bu eksikliğini gidermenin yollarının bulunması gerekir. Elbette kadınlar, ellerini bağlayıp pozitif ayırımcılık yoluyla bazı hakları elde etmeyi bekleyecek değiller. Bunun için mücadeleye katılmaları, toplumun bir yarısı olarak öteki yarısıyla birlikte demokrasi içinde yer almaları gerekir&#8230;

KADINA ŞİDDET AZALMIYOR, ARTIYOR

Üzülerek ifade etmek gerekiyor ki, Türkiye&#8217;de kadına karşı şiddet uygulaması azalmıyor artıyor. Örneğin son yedi yılın verileri, kadınlara karşı şiddet uygulamasının yüzde yüz, iki yüz değil tam yüzde 1400 oranında arttığını gösteriyor. &#8220;Neden böyle oluyor?&#8221; diye baktığımızda şu çıkıyor ortaya: Kadın haklarına saygılı olduğumuzu söylüyor, yasalarımızda kadınları koruyacak önlemler alıyoruz ama kadına karşı şiddeti de hoş görüyoruz! Yasada kadına şiddet uygulanmasını kesin olarak yasaklıyoruz ve bu yoldan kadınları koruduğumuzu sanıyoruz, ama bir taraftan da siyaset bakımından kullandığımız üslupla farklı bir mesaj verebiliyoruz. Bir yasayı modern toplum seviyesinde iyileştirmekle modern toplumu değerli kılmak aynı şeyler değil. Birincisi yalnızca bir kabuk, yalnızca bir metin; ama bunu sindirememişseniz hiçbir işe yaramıyor, amaca da hizmet etmiyor. Yasada çağdaş olmaya çalışmak, ama sokağa bambaşka bir mesaj vermek modern toplumu değerlerini çiğnemekten başka bir şey değildir.

Bir toplum, yarısını oluşturan kadınları ihmal ederek başarılı olabileceğini düşünmek mumkun değildir. Japonya&#8217;da kadınların yüzde 100 okuma yazma oranına yüz yıl önce ulaşmış, Türkiye&#8217;de ise 4 kadından biri hala okuma yazma bilmiyor. 2013 yılına ulaştık, &#8220;kız çocukları da okusun&#8221; diye kampanyalar yürütüyoruz. Bu aslında çok acıklı bir durum ve kadın meselesinde önümüzde daha ne kadar büyük güçlükler bulunduğunu ortaya koyan bir durum.

Türkiye&#8217;nin dünyanın 16&#8217;ncı büyük ekonomisi olduğunu söylüyoruz. İyi ama, her on kadından yedisi ekonomik yaşamın, iş yaşamının dışında. İşsizlikten değil, işsizlik ayrı bir sorun. Her on erkekten üçü de işsiz. Bu da ayrı bir gerçek, ama kadınları bilinçli olarak iş yaşamının dışında tutuyoruz. Kadınların sosyal hayata katılmalarını bilinçli olarak engelliyoruz. Ekonomik gelişmeye ve toplumsal gelişmeye ilişkin rakamsal verilerin, toplumun yarısını oluşturan kadınlara da yansıması gerekmez mi? Herhalde gerekir, değil mi? Bir uyumsuzluk varsa orada bir sorunun da bulunduğu kendiliğinden ortaya çıkar, zaten çıkıyor da. Örneğin Türkiye&#8217;de bir mülkün sahibi olan kadınların, toplam mülk sahibi olanlara oranı yalnızca yüzde dokuz! Demek ki ekonomik bakımdan gelişsek de, gelişmesek de kadınların durumunda bir ilerleme olmuyor. Diğer alanlarda da durum bundan daha farklı değil. Örneğin kamuda her on çalışandan yalnızca üçünün kadın olduğunu görüyoruz. Bizim hedefimiz, bu oranın eşit olmasıdır&#8230;

Kadın müsteşar neredeyse hiç yok. Devlet bürokrasiye kadını sokmalı. 81 ilde bir kadın valimiz var. 23 milyon ehliyet kullanandan 4 milyon kadın kullanıcı bulunuyor. Ama sevindirici bir gelişme olarak son yıllarda kadın sürücü sayısı artıyor. Efsanelerle yola çıkarsak yol alamayız. O yüzden kadın meselesini çözemiyoruz.
 
Son düzenleme:
8 Mart mı o da ne?
Kadınlar yılın 365 günü şiddet görürken, öldürülürken, taciz, tecavüzle ruhları paramparça edilirken, kadın töre mağduruyken, eğitim ve çalışma hakkı elinden alınmışken, 2. değil 3. sınıf vatandaş bile sayılmazken neyin kutlaması:50:
Yılda birgün bir iki mesaj verilse ne olur verilmese ne olur, icraat var mı? Yok, neymiş efendim kadınlar çiçekmiş, valla parktaki çiçeklere basmak yasak tabelasını okuduğumuz halde basıp çiğneyen bir zihniyetteyiz.
Kadınlar bir çiçektir demekle iş bitmiyor, insanın ağzı başka aklı başka olduktan sonra :ssz:
 
8 Mart mı o da ne?
Kadınlar yılın 365 günü şiddet görürken, öldürülürken, taciz, tecavüzle ruhları paramparça edilirken, kadın töre mağduruyken, eğitim ve çalışma hakkı elinden alınmışken, 2. değil 3. sınıf vatandaş bile sayılmazken neyin kutlaması:50:
Yılda birgün bir iki mesaj verilse ne olur verilmese ne olur, icraat var mı? Yok, neymiş efendim kadınlar çiçekmiş, valla parktaki çiçeklere basmak yasak tabelasını okuduğumuz halde basıp çiğneyen bir zihniyetteyiz.
Kadınlar bir çiçektir demekle iş bitmiyor, insanın ağzı başka aklı başka olduktan sonra :ssz:

:46::46::46::46::46::46::46::46::46::46::46::46::46::46:
 
Türkiye'nin nüfusunun yarısı yüzde (49,8 i) kadın.mecliste kadın sayısı meclisin yüzde 14'ü.baş örtülü kadınlar üniversiteye gidemedi ama erkekler için böyle bir şey olmadı.onlar inansalar da inanmasalar da her zaman eğitim hakkına kavuştu.üç çocuk meselesi gündeme geldi ama üreme zorluğu çeken kadınlara bedava fon vermek, tüp bebeği teşvik etmek erkeklerin aklına gelmedi.aksine bin türlü evrak isteniyor tüp bebek çok masraflı.kürtaj konusu gündeme geldi ama korunmak sadece kadının göreviymiş gibi davranıldı.adam evde karısını dövüp tecavüz edip gidiyor o kadın nereden bulsun parayı da gidip doğum kontrol hapı alsın.eğer yanlış bilmiyorsam sağlık ocağı hapı artık ücretsiz vermiyormuş.bu konuda bilgi sahibi olan kızlar belirtsin buraya.kadınlar şiddet görüyor çözüm yok,doğuda çocuk gelinler var çözüm yok,kız çocukları işçi oluyor çözüm yok.evlilik zamanı sen bu adamı seviyor musun diye sorulmayan bir sürü şehir var.bıktım.erkeklerin kadınları siyasette kullanmasını istemiyorum.kadın siyasetçilerin,milletvekillerinin,bakanların artmasını istiyorum.


Aynen katılıyorum.Yazdıklarınızın tümü insan olduğumuzun hatırlanması.Erkek egemen toplum olduk söz hakkımız sıfır.Bizi temsil eden kadın yok.Olanda azınlık ses getirmiyor.
Birilerinin dediğini savunmak yada yermek bize ne kazandırıyor.Niye bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın tavrındayız.
:kkk: kocaman bir topluluğuz.Aynı dili konuşuyoruz
Niye birlik olamıyoruz.
 
bu zararlar benim paramla ödenmesin.bunları tek tek tespit etsinler zararı tanzim etsinler....ben den harcanacak 1 kuruş bile bu eylemi yapanlara haram olsun zehir olsun zıkkım olsun.....
 
Gezi parkındaki provokatörlerin verdiği maddi zararlardan bahsediliyor ya devamlı.. Bir de polisler için cebimizden çıkacak tutarlara da bakalım :

Deniz Zeyrek'in radikal gazetesinde ki 'Polis destanının faturası' isimli köşe yazısından alıntı :

Polis memurlarının "Elim kaydı", "Kendimden geçmişim" gibi 'destansı' savunmalarının AİHM nezdindeki faturasını mağdurlar ödeyecek.

Hastanelere başvuran yaralıların sayısı, travmalar, uzuv kayıpları, kalıcı hasarlar ve hepsinden önemlisi ölümler, kısacası polis destanının sonuçlarını resmi ağızlardan hiç duymadık ama iyi ki sivil toplum var.
Türk Tabipleri Birliği’nin açıklamasından biliyoruz ki sadece 13 ilde bugüne dek polis müdahalelerinde 60’ı ağır 7832 kişi yaralandı ve hastanelere başvurdu. 11 kişi sıkılan biber gazı fişeğinin isabet etmesi sonucu gözünü kaybetti. 20 kişi kafa travması geçirdi. 1 kişinin dalağı alındı.

İnsan hakları kuruluşlarının derlediği ‘polis şiddeti’ videolarından birkaç örnek vereceğim:

-31 Mayıs günü İstanbul Taksim’de 4 polis bir genci köşeye sıkıştırıp öldüresiye dövmüş. Beyaz gömlekli, sakallı bir sivil polis o kadar hırslanmıştı ki sanırsınız Stallone’nin canlandırdığı boksör Rocky. Kroşeler kesmiyor, eylemci gence kikboks yapar gibi akrobatik tekmeler atıyor. Bu arada başka polisler de gazetecilere hücum ediyor: “Çekmeyin u..”

-
Bodrum’da 2 Haziran günü elleri sopalı, coplu, üniformalı ve sivil polislerden oluşan bir grup; yakaladıkları herkesi bir güzel pataklamış. Görüntülerde “Direnme ulan” naralarıyla “Direnmiyorum abi” yakarmaları, yumruk ve tekme sesleriyle birlikte yankılanıyor.

-İzmir sahilindeki olayı anlatmama gerek yok. 3 Çevik Kuvvet polisinin sahildeki gençleri copla dövdüğü, saçlarını yolduğu o ünlü görüntüler.

-Yine İzmir’de elleri sopalı sivillerin “Karımın yanında yapmayın” diyen vatandaşa uyguladığı şiddetin sesi kulaklardan silinmiyor.

- Antalya’da üç gencin otoparkta yediği dayağı da hatırlarsınız. Mağdurlardan biri polis çocuğu çıktı üstelik.

AİHM, kararlarının dayandığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) konuyla ilgili iki kritik maddesi şöyle:


Madde 2 (Yaşam hakkı): Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.

Madde 3 (İşkence yasağı): Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.

Polis memurlarının “Elim kaydı”, “Kendimden geçmişim, hatırlamıyorum” gibi savunmaları AİHM nezdinde Türkiye’yi kurtarmayacak ve uluslararası mahkeme 100 bin euroyu bulacak tazminat kararlarına imza atacak. Belki de en geç 5 yıl içinde biz, vergi mükellefi vatandaşlar olarak, ‘polis destanı’nın faturalarını ödemeye başlayacağız.
Nereden mi biliyorum? Bugün barış umudunun yeşerdiği, kalıcılaşmasını umduğumuz o topraklarda yapılan benzer müdahaleler nedeniyle AİHM’nin kestiği faturalardan...

yazının tam hali için :
'Polis Destanı'nın faturası - DENİZ ZEYREK - Radikal
 
bu zararlar benim paramla ödenmesin.bunları tek tek tespit etsinler zararı tanzim etsinler....ben den harcanacak 1 kuruş bile bu eylemi yapanlara haram olsun zehir olsun zıkkım olsun.....

Allah Allah yaaa... Her agzini actiginizda bir beddua. bir kötü dilek..Islam dini sevgi dini degil mi??? Hic mi Mevlana okumadiniz??? Allah Allahh...
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Back
X