• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Gezi Parkı eyleminin sonuçları ;

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
ee gezi eylemcileri ve destekçileride aynı şeyi yapmıyormu ? halk sokakta,halk gezide,halkın sabrı taştı,halk uyandı vs.vs. bu durumda geziye katılmayan ve desteklemeyenlerde papua yeni gine vatandaşı oluyor sanırım.


Olayı saptırıyorsunuz bence, bu kadar tüme varım yapmaya gerek yok, kedi dört ayaklıdır ve hayvandır, buna göre bütün dört ayaklılar hayvandır örneğine benzedi sizinki...

Orada halk lafının kullanılması normal, çünkü herhangi bir örgüte ya da partiye mensup insanlar değil, içerisinde çoluk çocuk, yaşlı, kadın, erkek hepsi var ne denmeli peki??? Halk denildiğinde aklımıza sadece 75 milyon mu gelecek?
 
Olayı saptırıyorsunuz bence, bu kadar tüme varım yapmaya gerek yok, kedi dört ayaklıdır ve hayvandır, buna göre bütün dört ayaklılar hayvandır örneğine benzedi sizinki...

Orada halk lafının kullanılması normal, çünkü herhangi bir örgüte ya da partiye mensup insanlar değil, içerisinde çoluk çocuk, yaşlı, kadın, erkek hepsi var ne denmeli peki??? Halk denildiğinde aklımıza sadece 75 milyon mu gelecek?

yazarda geziciler nijerya vatandaşı demiyor zaten."park halka ait" diyor,sadece eylemcilere değil halka ait.bi tarafta halkın tamamını kapsayan bir cümle,bi tarafta bi kısım insanı halkın bütünü gibi gösterme çabasında olan bir cümle.hangisinde tüme varım yapılmış ortada.

halk denildiğinde aklımıza sadece 75 milyon gelmemeliyse,mevcut hükümeti halk seçti denildiğindede rahatsız olunmamalı o zaman.malum onun içindede çoluk çocuk yaşlı kadın erkek hepsi var.haa rahatsız olunuyorsa,eylem yapanlarıda topyekün halk gibi gösterme çabasından vazgeçilmeli o zaman.

dip not:şimdi ne alakası var konuyu saptırıyorsunuz demeyiniz,fikirlerin işimize geldiği şekilde değiştirilmemesi gerektiğine bir örnekti sadece.
 
Erdoğan'dan önemli açıklamalar!
Mursi'ye desteğini bir kez daha yineleyen Başbakan Erdoğan, "tencere tava" eylemleriyle ilgili talimat verdiğini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birlik Vakfı'nın iftarında yaptığı konuşmada, yabancı ülkelerin bir yıl Mursi yönetimine bir kuruş destek vermediğini, askeri darbeden sonra 16 milyar yardım taahhüt ettiklerini söyledi. Türkiye'nin darbelerde ağır tecrübeler yaşadığını belirten Erdoğan, Mısır'ın da aynı bedeli ödemesine razı olmadıklarını belirtti.


"KALBİMİZ MISIR HALKIYLA BİRLİKTE ATIYOR"
Başbakan Erdoğan, "Kalbimiz bütün Mısır halkıyla birlikte atıyor. Tahrir'e gelenlerle de birlikte atıyor, Adeviyye'ye gelenlerle de birlikte atıyor. Ben inanıyorum ki Tahrir'e gelenler bu işin gerçek yüzünü bilmiyor. Bildikleri anda onlar da Adeviyye'deki kardeşleriyle birlikte olacak" dedi.
"OLAYLARIN MERKEZİ BİZİM HAFIZA KARTIMIZDA"
Mısır olaylarıyla Türkiye'deki olayların birbirinden pek farkı olmadığını belirten Erdoğan, "Merkez, aynı merkez. O merkezi açıklamayacağım. Zaman gelince o da açıklanır. O bizim hafıza kartımızda" diye konuştu.
"MISIR'DAKİ CUMHURBAŞKANIM MURSİ'DİR"
Askerin bir ülkeyi yönetme işi olamayacağını söyleyen Erdoğan, "O gitsin sınırları korusun, onun görevi o. Sandık niye var? Oralardan halkın iradesiyle bir yönetim çıkacak ve bu yönetim ülkeyi yönetecek. Başarılı da olabilir başarısız da. Eğer başarısız olursa sandık tekrar gelecek öne. Önünüze geldiği zaman 'Sen başarısız oldun' dersin. Şu andaki mevcut cumhurbaşkanı Mursi'nin yönetimi yolsuzluklara müsaade etmez. Benim şu anda Mısır'daki cumhurbaşkanım Mursi'dir. Çünkü onu halk seçmiştir. Dolayısıyla biz böyle bakmazsak Mısır halkına saygısızlık yapmış oluruz. Mısır halkının iradesine saygısızlık yapmış oluruz. Bu kendimize de saygısızlık olur. Çünkü biz Türkiye'de halkın iradesine saygı istiyoruz. Bu askeri yönetim sandıktan çıksın onlara da saygı duyarım" şeklinde konuştu.

"TENCERE TAVAYA GEREĞİ YAPILACAK"
Erdoğan, Gezi olaylarına da değinerek, çevre diyenlerin gürültü kirliliğini yaptığını söyledi. İstanbul mitingini sınavlar nedeniyle saat 18.00'e aldıklarını, ama bazılarının sabah 04.00'e kadar tencere tava çaldığını kaydeden Erdoğan, bunun suç olduğunu ifade etti. Erdoğan, bu konuyla ilgili bakanıma talimat verdiğini, emniyetin yasal anlamda gerekli müdahaleyi yapmasını söylediğini aktardı.
 
Peki Basbakanin polisi sivil halki oldurmesinden dolayi tebrik edip polise emri ben verdim dedigini nerde duydunuz cok merak ettim malum siz yalan yazamazsiniz bir kanitiniz olmali mutlaka demi ve taksim meydaninin temizlendigi afislerin toplandigi gun ben kimsenin sopalarla dovulerek oldugunu hatirlamiyorum o olayin eskisehirde oldugunu ve eli sopali kisilerin polis olduguna dair bir kanit olmadigini hatirlatirim
nasilki molotof atan pravakoterler samimi eylemcilerle karistirmiyorsak eylemcilere saldiran pravakoterleride polisle karistirmayalim bunun kimseye faydasi yok
ve bu guzel dileklerinizin aynisini bende sizin icin temenni ediyorum
bil mukabele

Ben bire bir bir basbakanin "polisin bana oy vermeyen sivil halki öldürmesinden dolayi tebrik ederim" diyebilecegini sanmiyorum. Ikinci gün basbakan olarak kalamaz... Ama ben basbakanin mitinglerinde "11 genc cocuk kör oldu, 5 cocuk öldürüldü ve daha niceleri cok kötü hirpalandi yaralandi, bundan cok üzgünüm. Polisimi tebrik ediyorum, ama sadece akm den bez parcalarini indirdigi icin. Yoksa diger insanlik disi davranislar icin degil" dedigini duymadim. Yani yalan yazmiyorum arkadasim, cok sükür Allah korkum var. Duyduklarimi yaziyorum.
Ayrica Eskisehir , Antalya vs sehirlerden gelen ölüm haberleri önemli degil mi? Anlayamadim???Oaralar bizim vatanimiz degil mi? Onlar müsliman kardeslerimiz degil mi?
Ve yine ayrica monotof kokteyli atan yasa disi ötgüt üyeleri icin ben bisey diyemem, polisin isi o durumlar...Ne yapayim elime silah alip onlari mi temizleyim, ben yapamam ki...
 
Eki Görüntüle 754814

CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan hakkında attığı tweet büyük tepki çekti.

Palalı saldırganın serbest bırakılmasını eleştirirken, Sümeyye Erdoğan’a hakaret eden CHP’li vekil, gelen tepkiler üzerine daha sonra tweeti sildi. Ancak, hakaret içeren tweet sosyal medyada dalga dalga yayıldı.

iste insanlar tepkilerini göstermek isterken aileden aldiklari kültürlerini ortaya koyuyorlar maalesef...Edepsizligin tepki göstermek degil tepki cekmek oldugunu bir bilselerdi...Ayrica kimsenin kizina, karisina hakaret edilemez...Durum, olay ne olursa olsun...
 
Antakyada ve Ankarada polisin geri çekildiği haberi dolaşıyor, bilgisi olan var mı?

Özellikle Antakyada. Dün tüm gece "polis teslim ol" sloganlarıyla çatışmalar devam etmişti.
Polis her iki ilde de geri çekilmiş:44:
 
Son düzenleme:
$BPIdrZRCUAA9Sd9.webp

:60:..........
 
"MSÜ'den meslektaşım Osman Erden bir kadına taciz edenleri engellerken gözaltına alınmış. Sadece Türkiye'de olur bunlar!" Ferdan Ergut
 
amerikayı fethetmişiz demek ki :))) çöp arabasının yanındaki aracın plakası türk plakası :)))
amerikaymış :1::1::1::1::1::1:

Oruçtan olsa gerek... :)Ya da nasıl saldıracağınızı şaşırdınız.

Ben Amerika mı dedim? :) Kendi paylaştığın haberi okumadın anlaşılan...:) Olay İstanbul'da geçiyor ve kadın turist. Fotoğraf burada çekilmiş yani... Ertesi gün Amerikaya geri dönüyor.

Çöp aracını toma ile karıştırınca öyle dedim.

(bak noktasından virgülüne kadar açıklıyorum. Herkese yapmam).

 
"Taksim 10 gün halkın kontrolüne geçti o esnaf paraya para demedi. Polis geldi isleri kesildi. Esas muhatabiıa diklenemeyen korkak esnaf..." Eren Eğilmez
 
Gezi Parkı protestolarının ilk gününden itibaren sahada olan çevik kuvvet memuru A.B (25) anlatıyor: “Polis vahşi! Bize saldırdı” demek yerine o emirleri verenleri sorgulamak lazım. İdarecilere kırgınız, kafamıza göre iş yapmadık”

Zeynep Bilgehan

Fotoğraf: Levent Kulu


Bizi hataya sevk ettiler

Sizin gözünüzden 31 Mayıs 2013 Cuma sabahı Gezi Parkı’nda ne yaşandı?

Park, belediye arazisi içinde olduğundan aslında bizim sorumluluk alanımızda değildi. Ama toplumsal olaylarda, grupların güvenliğini sağlamak da görevlerimizden biri. Beklerken eylemciler bize “Siz inşaat bekçisi misiniz?”diye laf atıyordu.

Taş atanlar da oluyordu ama tolere edebileceğimiz seviyedeydi.

Sonra “Zabıta çadırları yaktı” haberi geldi. Zabıta ikna yoluyla onları gönderebilecekken olaylar bu noktaya geldi. Müdahalenin şekli yanlıştı ve emir demiri kesti. Zabıtanın görev alanı polise yıkılmaya çalışıldı.


Siz hangi noktada devreye girdiniz?

20 kişilik bir grup olarak bekliyorduk. Tam bir belirsizlik hakimdi. Amirlerimiz bize “Gerekeni yapın” dedi. Bu, çok yuvarlak bir laftır. Polisi kaderiyle baş başa bıraktılar. “Gerekeni yapın” da... Ne yapacağız? Emir açık olmadığı için istismara ve insiyatife çok müsaitti.



Bunun üzerine gaz atmaya mı karar verdiniz?

Müdahale edilen yere “Gaz atın veya atmayın” denmedi. Gazın hangi şartlarda nasıl kullanılacağını biliyoruz. O şartlar olduğunda gecikmek sakıncalı bir haldir. “Gerekeni yapın” emrinin doğurduğu bir sonuç oldu. Gerekenin bu olduğunu düşündük.





Gaz hangi şartlarda kullanılır?

Size karşı bir saldırı veya dağıtmanız gereken bir grup olduğunda biber gazı garantili bir yöntemdir. Çünkü grupla aranıza mesafe koyarsınız. Aradaki mesafe azaldığından birebir müdahaleyi engellemiş olursunuz. Orada da bir hengame oldu.



Parktaki eylemcilerin barışçıl olduğunu bilmiyor muydunuz?

Görev öncesi bize bilgiledirme yapılsaydı böyle olmayabilirdi. Çok farklı gruplarla karşı karşıya geliyoruz. Karşımıza gelene kadar bu grupların ne olduğunu bilmeden gerekeni yapmam söyleniyor.

Bu insanların neden orada olduğunu söylemediklerinden bireysel insiyatif ve hatalara kayılıyor. Bu da Çevik Kuvvet’in idari yapısından ve memurun önemsenmemesinden kaynaklanıyor.

Bizi hataya sevk ettiler.




Ama bunun sonucunda olaylar gelişti...

Yaşananları sonradan gördük ama o andan itibaren bir anlamı kalmadı. Parkı muhafaza altına aldık. Sonra Gümüşsuyu’na gönderildim ama o esnada kıyamet kopmaya başladı ve gün kavramımız kalmadı.

Sadece “Grup geliyor hazırlanın” deniyordu. Kask ve maskeyle sadece koşuyorduk, nerede olduğumuzu bile bilmiyorduk.

Hep bitsin de evimize gidelim diye düşündüm. 48 saat hiç uyumadan görev yaptım.

Molalarda Beşiktaş vapur iskelesinin önündeki banklarda uyudum.




Normal mi bu kadar uzun saat çalışmak?

Devlet memuruna işkencedir bu. Çalışma saatlerinin düzenlemesi var ama bazı idareciler kendilerini kanundan üstün görür.

Haftada 40 saatten fazla çalışmamamız gerekirken tek seferde 100 saati deviren arkadaşlarımız oldu.



Bu durum psikolojinizi nasıl etkiliyor?

Müdahalenin dozajını artıran nedenlerden biri de buydu. 48 saattir görevdeyim, hiç uyumamışım, yorgunum, tuvalete gidememişim, yemek yiyemişim; tüm bunların bende yarattığı etki sarhoşlukla aynı.

Mantıklı düşünce ve otokontrol yeteneğim kayboluyor. Karşımdaki insanın kim olduğunu, demokratik hakkını mı savunduğunu düşünemiyorum. Anlatmaya çalışsalar dinleyecek haliniz yok. Agresifleşiyorsunuz. Bu agresifliğin vatandaşa yansımaması imkansız.



Öyle de olsa bu kadar sert müdahale şart mıydı?

“Kafama göre vatandaşa şöyle müdahale edeyim” şeklinde olmadı. Bana öyle emir geldi. Müdahalede orantılık ilkesi vardır. Direnç artınca müdahale de orantılı şekilde artırıldı.

Halkın çok tepki vermesinin nedeni de çadırların yakılmasıydı. Biz de bu olaydan rahatsız olduk. Sistem, “Emir geldi, bari hepsini kullanayım” diye işlemiyor. Burada mesele bir kişinin çok gaz atması değil aynı anda bir çok kişinin gaz atmasıydı.




Böyle bir durumda görevi reddetme seçeneğiniz yok mu?

Karşılığında gelecek ihraç ve soruşturma gibi yaptırımları göze alabiliyorsak reddederiz. Ya itaat et ya terk et mantığı var. “Gaz atmıyorum” derseniz aklınıza gelmeyecek baskıyla karşılaşıyorsunuz.

Dışlanıyorsunuz, sürülüyorsunuz.

Sizi intihar bile ettirirler. “Ben yapmayacağım” demeyi çoğu kişi göze alamıyor. Kendi kendimize isyan ediyoruz. Zaten söyleseniz de bir şey değişmiyor.

Bir idareci bana ‘Beğenmiyorsan, geç karşıya taş at!’ dedi.



Şu an polise çok öfkeli bir kuşak var. Bu durum nasıl düzelecek?

İnsanların polise olan bakışını düzeltmek istiyorsanız teşkilatın kendini düzeltmelisiniz. Çok çalıştırdığınız, parasını vermediğiniz, sosyal hayatı olmayan, psikolojisini bozduğunuz insanlardan vatandaşa iyi görünmesini bekleyemezsiniz. Tüm yanlışların üzerine bu yanlış olunca çok uzun süre imaj düzeltilemeyecek.



Hayat şu an sizin için zor olmalı...

Polis, Türkiye Cumhuriyet tarihi boyunca zaten hiç sevilmedi ama halk bizi sevsin diye bir derdimiz yok. Sadece başımızdaki idarecilere kırgınız. Kafamıza göre iş yapmadık. Bu süreçte Emniyet Genel Müdürü’nün tek bir açıklaması bile olmadı.

“Polis vatandaş değil mi? Biz de halkı ama eylemi desteklesek bile üniformayı giydiğimiz anda devletin ete kemiğe bürünmüş haliyiz ve her an bunu düşünmek zorundasınız.

Olaya ‘Yeter ki çözülsün’ diye bakıyoruz.”

Bizi hataya sevk ettiler / 1 - Foto Analiz Haber
 
Eki Görüntüle 754814

CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan hakkında attığı tweet büyük tepki çekti.

Palalı saldırganın serbest bırakılmasını eleştirirken, Sümeyye Erdoğan’a hakaret eden CHP’li vekil, gelen tepkiler üzerine daha sonra tweeti sildi. Ancak, hakaret içeren tweet sosyal medyada dalga dalga yayıldı.

Tweetin orjinalinde yazan kelime"k...na" imiş.
Ne yazdığını bilmediğimiz için hakaret içeren birşey yok demiştik.
Bu tweette Türk kadınına yapılan bir terbiyesizliktir.
Yazıklar olsun, bu kadar mı değersiziz biz kadınlar bu ülkede.
Milletvekili özür dilemiş, neyin özrü bu Allah aşkına,Türkiye Cumhuriyeti nin milletvekillerine bakın; kadını koydukları yere, yaptıkları terbiyesizliğe...
Biri kadın gazetecilere küfür eder, diğeri bir kadına.
Yazıklar olsun hepsine!!
 
Türkiye'nin gündemle imtihanı...

Bu fotoğrafı çektirirken, ortak kederimiz, utancımız, yasımız olacağını hiç hesaplayabilir miydin be çocuk! Nerden bilebilirdi ki senin 19 yaşındaki yüreğin, insanların bu kadar zalim olabileceğini.
Nasıl tahmin edebilirdi ki; senin 19 yaşındaki dünyan, başına gelecek gaddarlığı. Endişelerinin ve korkularının bile insani, vicdani sınırları vardı senin. Geride bize onlarca şey bıraktın, her biri tonlarca ağırlıkta...
Ama en ağırı ne biliyor musun? Bir gün gözümüzü kapatsak bile göreceğimiz o gülüşün...

1- Adım Ali. 19 yaşındaydım. Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği’nde okuyordum. Neden öldürüldüm?
a- Anayasal hakkını kullanmış, sivil ve barışcıl olan bir protestoya katılmıştın Ali!
b- Bir hukuk devleti olan ülkemizde polisten kaçıyordun Ali!
c- ‘Çapulcuydun’ eli sopalı hassas ‘kişilerce’ cezalandırıldın Ali!
d- Birilerinin ‘destan’ yazdığı günlerdi, sorunun yanıtını veremiyorum affet Ali!

2- Son bir ayda; 5 kişinin öldüğü, 11 kişinin gözünü kaybettiği, 104 kişinin kafa travması geçirdiği, 61’i ağır olmak üzere 8 bin 121 kişinin yaralandığı, 1 kişinin dalağının alındığı, 2 kişinin ise hayati tehlikesinin yaksek olduğu olaylar yaşayan ülke?
Şıklar zor farkındayım; o yüzden ipucu: Palayla saldırmanın meşru olduğu yer!
a- Fransa
b- Almanya
c- İngiltere
d- Türkiye

3- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay geçen martta “Bizim dönemimizde faili meçhul yok” demişti. Hadi bir test edelim mi?
a- Gezi eyleminde ölen Abdullah Cömert’in katili nerede?
b- Gezi eyleminde ölen Ali İsmail Korkmaz’ın katilleri nerede?
c- Gezi Eyleminde ölen Mehmet Ayvalıtaş’ın katili nerede?
d- Şıklara ‘bulundu’- ‘bulunmadı’ yanıtı verin, sonuç neyse o!

4- Ünlü Rock grubu Redd’in prodüksiyon ekibi üyesi İTÜ öğrencisi Oğuz Tekin neden tutuklandı?
a- Elinde pala ile Talimhane sokaklarında gelene geçene saldırdığı için
b- Sokakta bir kadının sırtına tekme indirdiği için
c- Bir eylemciyi hedef gözeterek kafasından vurduğu için
d- Doğal havası artık biber gazı olan Taksim’de baret ve toz maskesi taşıdığı için.

5- İstiklal Caddesi’ne yer sofrası kuran, oruç tutantutmayan onlarca insan birlikte iftar açtı. Bu tarihi kardeşlik manzarasına karşı en ‘popüler’ tepki?
a- 28 Şubat’ta niye yapmadınız?
b- 28 Şubat’ta neredeydiniz?
c- 28 Şubat’ı unutmadık!
d- Vs. vs..
6- Aşağıdakilerden hangisi Başbakan’a bu hafta Başdanışman olan Yiğit Bulut’un kamuoyuyla paylaştığı bir söz değildir?
a- “Sistem artık ‘demokrasiden’ ‘faşizme’ doğru kayıyor. Tehlike çok büyük, AKP kapatılmalıdır.” - 2008
b- “Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı nokta. Başlangıç noktaları ve gelişimleri itibariyle aynı.” - 2008
c- “Birçok merkezde telekineziyle (düşünce gücü) Erdoğan’ın ölmesi için sürekli çalışma yapılıyor.” - 2013
d- “Jölem bitti”.

Haftanın unutulmaz açıklamaları...
1- Başbakan: Vatandaşa saygılı olan tencere tavayı mutfakta kullansın
2- Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin: Merkel’in (polis şiddetiyle ilgili) tepkisinin ardında, THY’nin Avrupa’da ilk sıraya oturmuş olmasının kıskançlığını görüyorum
3- Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Doç. Dr. İlker Alat: Hastalara verilecek ilaçlara haram-helal uyarısı konulsun
4- AK Parti Milletvekili Zeyid Aslan’dan kadın gazetecilere: Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam.

Haftanın ‘sempatik’ mevzuları
1- Eda Taşpınar’ın güneşlenmekten nihayet fırsat bulup denize girmesi.
2- Şarkıcı Kendi’nin ‘photoshopsuz fotoğraflarını internete koyarım’ diyen menajerini şikayet etmesi
3- Eski ikoncan Süreyya Yalçın’ın Çeşme’de havuz başına 6 lahmacun 14 porsiyon suşi sipariş edip 650 TL ödemesi
4- ‘Nişanı attı mı atmadı mı?’ sorusunun yanıtı için futbolcu Arda Turan’ın parmağının her gün haber olması.





CEVAP ANAHTARI
1-d 2-d 3-d 4-d 5-d 6-d

Türkiye'nin gündemle imtihanı

 
Son düzenleme:
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Back
X