İlber Ortaylı ,ordumuza sahip çıkalım

ema1

Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdlr
Pro Üye
10 Ağustos 2009
26.013
18.151
www.milliyet.c. | İlber Ortaylı

Türkiye’de karşımıza çıkan
antimilitaristlerin hiçbirinin
gerçek bir demokrasi düşünce ve
tavrına sahip olmadıklarını
bilelim. Bütün uygar milletler
gibi ordumuza sahip çıkmak
zorundayız
Türklerin kendi dillerini ve
alfabelerini kullandıkları 15 asırdan
beri Türk ordusu, devlet yapısı ve
halkının konumu hakkında daha
fazla bilgi sahibiyiz. Bundan önceki
asırlarda Türkler hakkında Çin ve
eski İran kaynaklarından
edindiğimiz bilgiler de daha sonraki
asırlardan kendi dilimizdeki
bilgilerle örtüşmektedir.
Uzun bir tarih boyu ortadaki gerçek
şudur: Türkler süvari bir millettir.
Gerçi bugün Anadolu’da binicilik
sanatı kaybolmaya yüz tutmuş ve
geçmişte sayısı binlere ulaşan
binicilikle ilgili terim ve deyimler
bugün bizim modern kelime
haznemizin ve hafızamızın dışında
kalmışsa da (o kadar ki bir
başbakanımız kırata beyaz at
demiş, bir başkası da attan
düşmüştür) bugün gelinen bu
noktaya rağmen Türkler çağlar
boyunca iyi süvari, hızlı at kullanan
ve at sırtında savaşan, devlet
yapılarında da askeri düzene
dayanan bir kavimdi.
Yakın çağlar boyunca ve önce
Anadolu’nun içlerine giren (ki bu
kocaman bir yurdun etnik yapısının
değiştiği hemen hemen en son
olaydır), ardından Tuna boyuna
ulaşan bu topluluk aslında askeri
yapısını ve teknolojisini
geliştirmekte ve yenilemekte
olağanüstü bir yetenek
göstermiştir; bu yeteneğini de
halen sürdürmektedir.
18 ve 19’uncu asırda askeri
reformlar itici güçtü
Son birkaç asırdır Türk toplumunun
sanayisinde, denizciliğinde silah
üretimi ve askerlik başrolü
oynamaktadır. Örneğin 18 ve
19’uncu asırda tıp, veterinerlik,
eczacılık, kimyagerlik, mühendislik,
haritacılık ve ressamlık gibi dalların
kurulup gelişmesinde dahi askeri
reformlar itici güçtür. Hatta Batı
musikisi bile kulağa hoş geldiği için
değil, Türk musikisinin üstadı II.
Mahmut’un deyişiyle “Muasır
muharebe için Batı tipi musiki
gerekir” anlayışının sonucunda, Batı
tipi Muzika-i Hümayun
kurulmuştur.
Askeri okullar her zaman daha
düzenli olmuştur ve belirli bir
sisteme bağlıdır. Subay sınıfı bizde
mevcut olmayan aristokrat sınıflara
dayanmaz. En fukara gençlerin bile
seçilip yetiştirildiği kurumlardır.
Halen hem eğitime alınırken hem
de harp akademilerine ayrılırken
düzgün ve yeteneğe dayalı seçim
yapılmaktadır. Askeri eğitim
telaffuzdan güzel yazıya, adab-ı
muaşeretten tavırlarını kontrole
kadar uyumlu insan yetiştirmekte
sivil eğitimin önüne geçmiştir. Uzun
bir süre dış temsilciliklerde,
ateşemiliterin
o misyonda mahalli dili en iyi bilen
görevli olduğu gözlenmiştir.
Şu gerçeği bilmek zorundayız; uzun
tarihimiz boyunca bugünkü
Afganistan’da, İran’da, Kuzey
Hindistan’da, Suriye ve
Mezopotamya’da devletler kurduk.
Buralarda idare edilen halklar
Türkçe konuşmazdı. Doğrusu Türk
devleti çarşıda pazarda, hatta
bürokrasi ve eğitimde başka dillerin
kullanılmasına, yaşamasına destek
olmuştur. Fars dilini bütün
güzelliğiyle benimsemiştir. Ama
Türkçeden başka dilin girmesine
müsaade edilmeyen tek alan
ordudur. Ordu 2 bin yıldır Türk
dilinin yaşadığı ve geliştiği yer
olmuştur ve son iki yüzyıldır Türk
dilinin sadeleşme ve
yaygınlaşmasında da önemli rol
oynamıştır.
Propagandalara ve boş laflara
kulak asmayalım
Ordunun kendi iç düzeni, terfilerde
kurallara sıkı sıkı bağlı kalınması en
önemli unsurdur. Darbeyi yapan
komutanların bir an önce
çekilmelerinde bu da bir etkendir.
Niçin ordu? Türkiye’nin
etrafımızdaki ülkelerin durumuna
düşmemesi, insanlarımızın birbirini
canavarca katletmemesi ve göçmen
kafileleriyle yollara düşmemesi için.
Öyle bir felakette Almanya Türklere
“Ülkemize hoş geldiniz” demez.
Niçin ordu? Eğitim ve sanayinin
gelişmesindeki başat rolünü
korumak için. Taşıdığımız kimliğin
selameti için. Çocuklarımıza vatanı
bırakabilmek için.
Boş laf kalabalığına ve önyargılara
dayanan propagandalara kulak
asmayalım. Türkiye’deki
antimilitaristlerin hiçbirinin gerçek
bir demokrasi düşünce ve tavrına
sahip olmadıklarını bilelim. Bütün
uygar milletler gibi ordumuza sahip
çıkmak zorundayız. “Yarbay
Mehmet Alkan kardeşinin
cenazesine niye üniformayla
geldi?” diyen edepsiz cahillere
şimdiye kadar katıldıkları
cenazelere askerler ne giyerek
katıldı diye sormak lazım.
Bizim var olmamızda en önemli
unsur ordudur
Türkiye ve Türk halkı dünya
tarihinde askeri medeniyetiyle
tanınır. Bütün toplumsal
değişimlerde, kültürel
yapılanmalarda bu unsur ağır
basar. İsteseniz de istemeseniz de
bizim var olmamızda en önemli
unsur ordudur. Ordunun varlığı
sadece dışa karşı savunmada değil,
terörün acımasızlığına karşı da en
önemli garantidir.
Ağustos ayının sonu, tarihi
yönlendiren zaferlerin
yıldönümleriyle taçlanmıştır. Bunlar
sıradan emperyal zaferler değildir.
26 Ağustos 1071’de Anadolu
kıtasına girdik. Bu gelişin dönüşü
yok. Yurdumuz burası. Sekiz asır
sonra onu savunduk, başka
seçeneğimiz yoktu. Vatanımızı
koruduk ve yine bir ağustos
 
X