Süslenme ve Estetik Müdahaleler
Allah, insanı ve insanı çevreleyen varlıkları hayranlıkla seyredilmeye
değer bir âhenk ve güzellik içinde yaratmış, insanı da estetik duygusuyla
donatarak onu güzel görünmeye, güzele ve güzelliğe meftun kılmıştır.
Kur’an’da Allah’ın dünyayı ve gökyüzünü çeşitli güzelliklerle süslediği, insanoğlu
için dünyada birçok güzelliğin yaratıldığı, cennetin de hayal ötesi
güzelliklerle dolu olduğu sıklıkla hatırlatılır (bk. Âl-i İmrân 3/14; el-Hicr
15/16; en-Nahl 16/8; el-Kehf 18/7; el-İnsân 76/11-22). Ancak Kur’an bütün
bu nimet ve güzelliklerin geçici olup Allah’ı tanımaya, O’na şükredip kulluk
etmeye vesile olduğu takdirde bir anlam kazanacağını, insanın dünya hayatının
güzellik ve nimetlerine dalıp Allah’ı unutmasının, O’na nankörlük etmesinin
de affedilmez bir yanlışlık olduğunu önemle vurgular (el-Kehf
18/46; el-Hadîd 57/20). İslâm bu çerçevede güzelliği, estetik değerleri, süsü
ve süslenmeyi, insanın bu konudaki temayülünü tabii karşılamakla birlikte,
gerek fert gerekse toplum açısından bazı kayıtlar getirmiş, bazan da yukarıda
sözü edilen bilincin ve dengenin korunmasını istemiştir.
Kur’an’da “Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve güzel rızıkları kim haram
kıldı? De ki; onlar dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir”
(el-A‘râf 7/32) buyurulmuş, insanın temiz ve güzel olması istenmiş,
iyi ve güzel şeylerin helâl, kötü ve çirkin şeylerin ise haram kılındığı ifade
edilmiştir (el-Mâide 5/4-5; el-A‘râf 7/31, 160). Hz. Peygamber de, güzel giyinme
hakkında vârid olan bir soruya “Allah güzeldir, güzelliği sever” (Müslim,
“Îmân”, 147) buyurarak cevap vermiş, kendisi de şahsi hayatında daima
temiz ve düzenli olmuş, sade ve güzel giyinmeyi, güzel koku sürünmeyi
teşvik etmiştir. Buna karşılık, Kur’an’da kadınların yabancı erkeklere ziynetlerini
ve güzelliklerini göstermeleri, yolda bunu teşhir edecek hatta hissettirecek
şekilde yürümeleri kınanarak (en-Nûr 24/31), süslenme ve güzelliğin
yabancılara karşı cinsel çekicilik ve uyarı aracı olarak kullanılması yasaklanmıştır.
Hz. Peygamber de kadınları ev içinde kocalarına karşı güzel olmaya,
süslenmeye teşvik etmiş, fakat süslenmede ve ziynet eşyası kullanı-
mında aşırılığa, lüks ve israfa kaçmayı yasaklamıştır. Erkeklerin ipek ve
altını giyim, takı ve süs aracı olarak kullanmasını yasaklaması da benzeri
bir anlam taşır.
İnsanın fıtrat ve doğuştan taşıdığı tabiî güzellik ve yapıyı çeşitli duygu
ve akımların sonucu olarak değiştirmeye yönelmesinin ve bu amaçla yapacağı
her türlü estetik ve tıbbî müdahalenin, giyim kuşam ve süslenmenin de
slâm’da hoş karşılanmayışı, temelde insanların beden ve ruh sağlığını, ortak
tabii ve ahlâkî değerlerini korumayı amaçlar.
İslâm insana özel bir önem vermiş, ilk yaratılış amacından başlamak
üzere, dünya hayatından ölüm ve ölüm ötesine, bireysel yaşantısından sosyal
etkinliklerine, ruh ve duygu âleminden beden ve şekline kadar hayatının
her aşaması ve yönü ile ilgilenmiş, onu saygın ve şerefli mevkide görmek
istemiştir. Nitekim Kur’an’da insanın yeryüzünde halife olmak üzere yaratıldığı
(el-Bakara 2/30), çeşitli nimetler, imkânlar ve güzelliklerle donatıldığı,
en güzel sûret ve sîrette, ölçülü ve dengeli bir biçimde yaratıldığı (el-Beled
9/3-9; el-Mülk 65/23; el-İnfitâr 82/6-8; et-Tîn 95/4) bildirilmekte, çeşitli telkin
ve tedbirlerle insan hayatı, insanın aklî, ruhî ve bedenî güzellikleri korunmak
istenmektedir.
Allah insanları en güzel şekilde, dengeli, âhenkli bir surette yaratmakla
kalmamış, insanlara mâkul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmelerine,
güzelliklerini korumalarına, güzel görünmelerine de izin vermiş, hatta bunu
teşvik etmiştir. Kur’an’daki “Ey Âdem oğulları, her mescide gidişinizde ziynetlerinizi
takınız, yiyin için fakat israf etmeyin...” hitabı (el-A‘râf 7/31), Hz.
Peygamber’in de “Allah güzeldir, güzelliği sever” buyurması bu anlamdadır.
Buna karşılık, insanın yaratılıştan gelen özellik ve şeklini değiştirmeyi, fıtratı
bozmayı hedef alan tasarruf ve müdahaleleri yasaklamış, yaratılışı değiştirmenin
şeytanın emrine uyma olacağı bildirilmiştir (en-Nisâ 4/119).
Burada vücudun fıtrî yapısına müdahale ve onda bazı tasarruflarda bulunma
şeklinde tezahür eden davranışlar birkaç alt başlık altında incelendikten
sonra konuya ilişkin ortak ölçü ve kurallara işaret edilecektir.
Kaynak: Diyanet İlmihal