Isırganın Müthiş Yararları

Nurgul

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
7 Mayıs 2007
270
102
Pekmeze yoğurt veya süt eklemek: Genellikle anneler faydalı olduğunu düşündüğü için çocuklarına yedirdikleri pekmeze yoğurt veya süt katar ya da tam tersi süte pekmez ekler. Hâlbuki sütün içinde bulunan kalsiyum, pekmezde bulunan demirin emilimini azaltıyor. Demir, C vitamini ile birlikte tüketildiğinde emilim artıyor ve C vitamini demirin vücutta daha iyi kullanılmasını sağlıyor. Bu sebeple pekmez, süt yerine portakal suyu ile karıştırılırsa çok daha faydalı olacaktır.
PEKMEZ ÇOK YARARLI…

PEKMEZ; ülkemizde bebeklik çağından itibaren yaygın kullanılan, geleneksel ve popüler bir gıdadır. Çoğunlukla üzüm kaynaklıdır. Ancak dut, keçi boynuzu(Harnıp), elma, incir, pancar ve son yıllarda şeker kamışı da pekmez yapımında kullanılmaktadır.

PEKMEZİN YARARLARI

Yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. 100 gram (10 yemek kaşığı) pekmez ortalama 293 kalorilik enerji sağlar. 100 ml (bir çay bardağı) süt 67 kalori, aynı miktar meyve suyu ise 45-65 kalori dolayındadır. Pekmez bu nedenle diyabetikler ve şişmanlar için uygun bir gıda değildir.

Ayrıca kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum, potasyum gibi minarellerden de zengindir. 100 gramında ortalama 400 mg kalsiyum bulunur. En önemli kalsiyum kaynağı sütün 100 ml’sinde 126 mg, aynı miktar yoğurtta 167, 100 gram peynirde 500-700 mg, dondurma da ise 80 mg dolayında kalsiyum bulunmaktadır.

Pekmez, kansızlığın önlenmesi ve tedavisinde yer alan demirden de zengindir ve 100 gramında 10 mg demir bulunur. 100 gr dana eti 3.2 mg, aynı miktar koyu renkli hindi eti 2.3 mg, tavuk eti ise 1.1 mg demir içermektedir. Ayrıca içerdiği demirin kolay emilen (+2) değerli olması diğer bir avantajıdır.

Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Bu element şeker dengesinin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır.

Vitaminlerden çok zengin değildir. Özellikle B vitaminleri içerir.



ÖZETLE;

Bir günde iki yemek kaşığı (20 g) pekmez ile insan vücudu için çok değerli olan 2 mg demir,

80 mg kalsiyum ve 58 kalorilik enerji sağlanmış olur.


PEKMEZİN ZARARLARI

Pekmez yararlı olduğu ölçüde zararları da olan bir gıda. Kaynatma ve saklama süreçleri kanserojen maddelerin oluşumuna neden olmaktadır. Protein ve yüksek şeker içeren gıdaların ısıl işlemlere (kaynatma) tutulması ile oluşan esmerleşme MAİLLARD reaksiyonu olarak adlandırılmaktadır. Isıl işlem ile koyulaştırılan gıda maddelerinde bu reaksiyon sonucunda kanserojen özellikte hidroksimetilfurfural (HMF) oluşmaktadır.

RENK KOYULAŞTIKÇA HMF MİKTARI ARTMAKTADIR.

HMF, gıda maddelerinin kalitesi ve sağlık açısından büyük önem taşımaktadır.

Gıdanın kalitesi HMF miktarı ile değerlendirilmektedir.

Avrupa Birliği standartlarına göre; HMF limitleri bal için 40 mg/kg, meyve suyu için 20 mg/kg , pekmez için 70 mg/kg olarak belirlenmiştir.

HMF pekmez dışında meyve suyu, reçel, marmelat, bal, kuru meyveler, şarap, bira gibi alkollü içeceklerde de bekleme süresinde oluşabilmektedir.

Protein (kazein, diğer proteinler) ve şeker (laktoz) içeriği yüksek olan

  • Salep içeceği
  • Kahve beyazlatıcısı
  • Sütlü sıcak çikolata
  • Çikolatalar
  • Dondurmalar
  • Meyve aromalı toz içecekler
  • Süttozu,
  • Peynir altı suyu tozu


gibi ısıl işlem sonucu üretilen gıdalarda HMF’ nin oluşumu kaçınılmazdır ve birçok gıdanın HMF içeriği belirlenmemiştir. HMF kanserojen olmanın ötesinde, toksik (zehirleyici) özelliklere de sahiptir. Ayrıca üst solunum yolu, göz, deri ve mukozalara da zarar verebilmektedir. Günümüzde bu zararlı etkilerin azaltılması için çeşitli üretim yöntemleri geliştirilmiştir. Özellikle kefir, ayran gibi mayalı içecekler, içerdikleri bakteriler nedeni ile, bu zararlı etkileri azaltıcı özelliktedir.

Vakum yöntemiyle üretilen pekmezin HMF içeriği 35 mg/kg gibi düşük düzeyde olup, açık kazan yöntemiyle (geleneksel) üretilen pekmezde bu değer 680 mg/kg’a kadar çıkabilmektedir. Kaynatma ve saklama süresinin uzaması miktarı artırmaktadır.

Tüm bu nedenlerle erişkinlerde günde 1-2 yemek kaşığı pekmez sorun oluşturmazken, savuma sistemleri zayıf bebeklerde kullanılmamalıdır.


PEKMEZ BEBEK BESİNİ DEĞİLDİR !





Isırganın Süper Faydaları

Kanı temizleyen, alyuvarları yenileyip kan yapan ısırgan tohumu cinsel sıkıntı yaşayanlarda afrodizyak etkisi gösteriyor. Mutlaka öğütülerek tüketilmesi gereken ısırgan tohumunun bal, pekmez veya yoğurt ile karıştırılarak bir tatlı kaşığı yenmesi öneriliyor.

Uzmanlar bu güçlü gıdanın sağlığa faydaları şöyle sıralıyor:

- Kan şekerini düşürür, ödemi giderir.

- Bağırsak temizleyici ve gaz gidericidir.

- İdrar söktürücüdür, idrar yolları hastalıkları ve iltihaplarında etkilidir.

- Bedeni güçlendirici ve uyarıcıdır, vücudun savunma gücünü artırır.

- Adet kanamalarını düzenler.

- Karaciğer, akciğer, safra kesesi, dalak rahatsızlıklarında kullanılır.

- Boğaz ağrılarında, göğsü yumuşatmada ve balgam söktürücü olarak faydası görülür.

- Soğuk algınlığına karşı koruyucudur.

- Tansiyon düşürücüdür.

- Emziren annelerde süt yapar.

Isırganın faydaları bilimselleşti

Isırgan otunun ülseri önlediği, yaraları iyileştirdiği, ağrı kesici özelliğinin olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhami Gülçin, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, dirençli mikroorganizmaların yayılmalarınını bile engellediğini ve ağrı kesici özelliğinin olduğunu, yaptığı çalışmayla bilimsel olarak kanıtladığını söyledi.

Gülçin, ısırgan otunun çeşitli faydalarının olduğunu ancak bunların çoğunun bilimsel olarak ispatlanıp, bir yerde toplanmadığını dile getirdi. Isırgan otu üzerine Türkiye'de yapılan çalışmaların çok ses getirmesine rağmen bunların bir veriye dönüştürülemediğini, hep kağıt üzerinde kaldığını savunan Gülçin, “Ben de doktora tezimde tüm bu çalışmaların derlenmesiyle birlikte ısırgan otu üzerine bilimsel bir çalışma yaptım. 5 yıl süren doktora çalışmamda, ısırgan otunun bazı faydalarını, özellikle bilimsel olarak ispatladım” dedi.

Çalışmalarında, ısırgan otunun antioksidan aktivite, anti-mikrobiyal aktivite, radikal giderme, ülser giderici (anti-ülser) ve ağrı kesici aktiviteler üzerinde durduklarını anlatan Gülçin, daha sonra geniş kapsamlı bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmayı gerçekleştirirken farmakologların deneyimlerinden de yararlandıklarını vurguladı. Isırgan otunun mükemmel, sağlık açısından önemli bir bitki olduğunu ifade eden Gülçin, ısırgan otunun Anadolu kültüründe de bol miktarda kullanıldığını belirtti.

Isırgan otunun çok dirençli mikropların bile yayılmasını engellediğini ileri süren Gülçin, şunları kaydetti:

“Sağlık açısından bu kadar faydalı olan ısırgan otunun bir avantajı da Anadolu topraklarında bol miktarda bulunmasıdır. Halk arasında kullanımı yaygındır. Isırgan otu salatalarda kullanıldığı gibi ısırgan çayları, yemekleri de vardır. Bizim yapmış olduğumuz bu çalışmada ısırgan otunun antioksidan etkisi yanında, mikroplara karşı öldürücü etkisi ve ülsere iyi geldiğini tespit ettik. Ülser yapılmış farelere ısırgan otu özütünü oral olarak verdik. Bunun sonucunda ülser hastası farelerin iyileştiğini gözlemledik. Böylece ısırgan otunun ülser hastalığına iyi geldiğini tespit ettik. Ülseri yüzde 68 oranında engellediğini ispatladık.”

Gülçin, “Stafilokok ailesi çok dirençli bir mikrobiyal ailedir. Isırgan otunun bu mikroorganizmaların büyümesini engellendiğini ve antikandidal özelliğinin de etkili olduğunu gözlemledik. Standartlarla kıyasladığımız zaman ısırgan otunun anti-mikrobiyal özelliğinin gayet iyi olduğunu gözlemledik” diye konuştu.

Ağrıyı yüzde 62 oranında engelliyor

Yaptığı çalışmada, ısırgan otunun ağrı kesici özelliğini ortaya koyan Gülçin, “Çalışmamızda, ısırgan otunun ağrı kesici özelliği olduğunu kanıtladık. Deney hayvanları üzerinde yapılan diğer bir çalışmada kuvvetli bir ağrı kesici olarak ağrıyı yüzde 62 oranında engellediği belirlendik. Isırgan otunun ağrı kesici özelliği halk arasında fazla bilinmemekte” şeklinde konuştu.

Isırgan otu deyince halkın aklına ısırma özelliğinin geldiğini dile getiren Gülçin, “Isırgan otunun ısırma özelliğinin karınca asidinden kaynaklandığı söyleniyordu. Halk arasında da ve bilimsel alanda da yanlış biliniyordu. Ancak yapılan bilimsel çalışmalarda, ısırgan otunun yapraklarında bulunan histamin molekülünden kaynaklandığı tespit edildi” dedi.
Ülkemizde çok yaygın olan ısırgan otunun Anadolu'da 3 çeşidinin bulunduğunu anlatan Gülçin, özellikle Urtica dioica türünün bahçelerde, duvar kenarlarında bol miktarda bulunduğunu belirterek, bu türün tüketilmesini önerdi.
Isırgan otunun dişi ve erkeğinin de ayrı bitkiler olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gülçin, şöyle konuştu:

“Özellikle bahar aylarında çıkan ısırgan otunun çok daha şifalı olduğunu söyleyebiliriz. Sonradan çıkan sürgülerde bazı bileşiklerin ve özelliklerinin olmadığını gözlemledik. Bu özellikler daha çok baharın çıkan ısırgan otunda bulunur. Bahar aylarında çıkan ısırgan otu toplanarak, gölgede kurutulup, çay, salata ve yemeklerde kullanılabilir. Taze olarak da tüketilebilir. Günde çok tüketmek yerine, her gün azar azar tüketilmesi daha faydalıdır.”

Çok sayıda hastalığa iyi geliyor

“Kullanmamız gereken ısırgan otunu diğerlerinden ayırt etmek için elimizi vurduğumuzda acı hissettiğimiz ısırgan otu, bizim aradığımız ısırgan otudur” diyen Gülçin, ısırgan otunun çok sayıda hastalığa iyi geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Yaptığımız çalışmada, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, çok dirençli mikroorganizmaları bile yayılmasını önlediğini ve ağrı kesici özelliği olduğunu bilimsel olarak kanıtladık. Ülser ve harici yaralarda kullanılabilir. Hiçbir yan etkisi yoktur. Yaraları iyileştirmek için kullanılacaksa, havanda biraz dövüp, sıvılaşır bir hale geldiğinde yaranın üzerine sürmeliyiz. Çünkü ısırgan otunun çok iyi anti-mikrobiyal bir özelliği var, bu özelliği sayesinde yaraları iyileştiriyor.”

Bir araştırmacı olarak, ısırgan otunun faydalarını bilimsel olarak ispatlayabilmek için çalışmasını 5 yıl boyunca sürdürdüğünü anlatan Gülçin, Anadolu'da bol miktarda bulunan ısırgan otunun, hazır çaylar yerine, taze olarak toplandıktan sonra gölgede kurutularak ya da taze olarak kullanılmasının daha sağlıklı olduğunu vurguladı.
Isırgan otunun ülkemizde bol miktarda bulunduğunu, aktarlarda da çok ucuza satıldığını anlatan Gülçin, yıl boyunca günlük azar azar tüketilmesini önerdi.

Isırganın ilaç sektöründe yaygın olarak kullanıldığını ifade eden Gülçin, “Tıpta haplaştırılmış bileşenlerin kullanılması yaygındır. Almanya ve Hollanda'da ısırgan otundan elde edilen lifler, tekstil ürünleri olarak kullanılıyor. Yüzde 100'e yakın hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır ve rahat bir şekilde giyilmektedir” diye konuştu.
Doç. Dr. Gülçin, ısırgan otunun uygun kullanıldığı zaman hiçbir yan etkisinin bulunmadığını ifade ederek, günlük çok fazla kullanıldığı zaman bağırsak temizleyici özelliğinden dolayı müshil etkisinin olabileceğini dile getirdi.

Isırgan üzerine yaptığı doktora tezini 5 yılda tamamlandığı ifade eden Gülçin, “Isırgan üzerine yaptığım çalışmam, endemik ve halk arasında kullanılan bitkilerle ilgili bilimsel çalışmaların yayımlandığı 'Journal Of Etnopharmacology' dergisinde, yine çalışmamın ikinci ayağı olan enzimile ilgili kısmı ise “Journal Of Enzyme Inhibition and Medicinal Chemistry' dergisinde yayımlandı” diye konuştu.

Son yıllarda, kansere iyi geldiği söylendiği için ünlenen ısırgan otu, aslında çok eski dönemlerde de çok ünlü bir bitkiymiş. Vikingler, ısırgan sapları taşımanın, insana cesaret, güç ve direnç kazandırdığına inanırlarmış. M.Ö. 1. yüzyılda Latin şairi Ovidius "Ars Amatoria" adlı eserinde ısırgan otu içeren bir kuvvet macununun reçetesini vermiş.

Şimdi ise ısırgan otunun özellikleri iyice biliniyor. Yaprakları asit formik yönünden zengin. Dokunduğumuz zaman canımızı yakan sıvı, aslında ısırgan otunun değerli özsuyu. Ayrıca demir ve magnezyum içeriyor. Yoğun C vitamini içermesinin yanı sıra, ısırgan otunda A ve B vitaminleri de var. Kalsiyum ve pek çok mineral ile tuzlar da bulunuyor.

Bütün bitkiler için söz konusu olduğu gibi, ısırgan otu de ilaç yerine önerilmiyor. Ama bazı hastalıkların tedavisinde ısırgan otunun yararlı olduğu biliniyor. Isırgan otundan, özellikleri nedeniyle, mukoza sağlamlaştırıcı, idrar söktürücü, güçlendirici, anti-alerjen, kan temizleyici ve iltihap giderici olarak yararlanılıyor. Ayrıca zayıf saçlar için üretilen bazı şampuanların bileşiminde ısırgan otu var. Romatizma ağrısının giderilmesi için ısırgan otu suyuyla ayak banyosu öneriliyor. Taze ısırgan otu bitkisinin sapı yere yakın bölümünden kesilerek; eklem deformasyonu, romatizma, siyatik, kol ve bacaklardaki sinir iltihaplarına karşı doğrudan ağrılı bölgelere sürülerek de kullanılıyor.

Isırgan otu su atıcı özelliği olduğundan, ödem durumunda fazla suyu dışarı atıyor.

Adet kanamalarını düzenliyor

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Fethi Albayram "Isırgan otunun birçok şifalı yönü olduğu söylenir, şimdiye kadar kesin olarak teyit edileni ise idrar söktürücü özelliğidir," diyor: "Yine de çeşitli yararları olduğu biliniyor. Kanı temizler, metabolizmayı uyarır, kabızlığı önler, gut ve romatizma hastalıklarında rahatlık sağlar, idrar yolları ve böbrek iltihap ve rahatsızlıklarında tedaviyi destekleyici tesir gösterir. Karaciğer, safra kesesi ve dalağa iyi gelir. Kadınların adet kanamalarında kanın normal akışını sağlar. Hayvan besicileri; at, kümes hayvanları ve sığıra besleyici yem olarak kurutulmuş ısırgan otu verirler. Özellikle bu durumda sığırın daha fazla süt vermesi beklenir."

Farmakolog Prof. Dr. Tuhan Baytop da "Türkiye'de Bitkilerle Tedavi" adlı kitabında, ısırgan yaprakları ve köklerinin kan temizleyici, idrar söktürücü, iştah açıcı olarak kullanıldığını yazıyor ve romatizma ağrılarını gidermek için de taze ısırgan otunun ağrıyan yerlere sürülmesini öneriyor.

Ve bir bilinen gerçek de şu ki; Isırgan otunun bilinen herhangi bir yan etkisi yok.

Kullanılışı:

Isırgan otunun özelliklerinden yararlanmak için bitkinin yaprak, kök, çiçek ve tohumları kullanılıyor. Yaprakları çiçek açma zamanında Nisan - Haziran döneminde saplarından sıyrılarak toplanıyor. Gölgede ve havadar ortamda kurutulduktan sonra ince kıyılıyor. Tohumlar Temmuz - Ağustos döneminde toplanıyor ve gölgede kurutuluyor. Kökler ilkbahar veya sonbaharda sökülüyor, yıkanarak temizleniyor ve gölgede kurumaya bırakılıyor. İyice kuruduktan sonra ince kıyılıyor ve kavanozlarda saklanıyor.

Tazesi semt pazarlarında, tohumu da baharatçılarda bulunuyor.

Mutfakta

Salata: Isırgan otu, özellikle Ege yöresi mutfağında salata olarak yer alıyor. Isırgan otu hafif haşlanıyor, sarımsaklı yoğurt ilave edilip üzerinde zeytinyağı gezdirilerek servis yapılıyor.

Börek: Tıpkı ıspanaklı börek yapar gibi, ısırgan otuyla da börek yapılabiliyor. Böreğin harcına biraz da kıyılmış pırasa katılması öneriliyor.

Isırgan otu ayrıca çay gibi hazırlanıp içiliyor da.

Kök Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür.

Tohum Çayı: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Bakım

Isırgan otu kozmetik sanayiinde özellikle şampuan yapımında kullanılıyor demiştik. Evde kendiniz de saç bakımı için kullanabilirsiniz.

Saç Yıkamak: 4-5 avuç taze veya kurutulmus yaprak, 5 litre suya koyulur, ağır ateşte kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldığında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmıs kök, 10-12 saat soğuk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür.

Her Derde Deva Şifalı Bitkiler İçin Tıklayınız
Alternatif Tıp Bitkilerle Tedavi Forum Sayfası İçin Tıklayınız
isirgan_otu_en_populer_sifali_bitkiler_arasinda_h48705.jpg

pekmez-ve-yogurt-karistirinca.jpg
 
Son düzenleme: