Onkoloji - Kanser ve Türevleri Kadınlarda Kanser Belirtileri Ve Tedavisi

.ebru

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
13 Ekim 2009
209
93
Kanama, ağrı ve şişlik kanser belirtisi
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof Dr Aziz Yazar, kanserin en önemli 3 belirtisini şu şekilde anlatıyor.


1- Kanama:

• Tükürüldüğünde veya balgamda kan gelmesi durumu bir akciğer kanserinden dolayı olabileceği gibi bu durum üst hava yollarının kanserinden de kaynaklanabiliyor. Ancak unutmayın bu kanamalara yol açabilecek kanser dışında çok sayıda neden de bulunuyor. Örneğin boğazda tahriş, diş eti hastalıkları, akciğer enfeksiyonları ya da mide kanamalarında da kanama yaşanabiliyor. Ağzından kan gelenlerin mutlaka göğüs hastalıkları ve kulak burun boğaz uzmanı tarafından muayene edilmeleri gerekiyor.

• Makattan kan kaybı kolon kanserinin işaretlerinden biri olabiliyor. Bu tip bir sorununuz olduğunda mutlaka gastroenteroloji uzmanına görünmelisiniz.

• İdrarda kan gelmesi böbrek, mesane ve diğer idrar yolları kanserlerinin belirtileri arasında yer alıyor. Ancak doğru teşhisin üroloji uzmanı tarafından konulması gerekiyor.

• Vajinal kanama rahim veya rahim ağzı kanseri vajinal kanamaya neden olabiliyor. Vajinal kanaması olanların mutlaka kadın doğum uzmanına muayene olmaları gerekiyor.

2- Ağrı:

• Vücudun en sık verdiği uyarılardan biri olan ağrı, birçok nedenden oluşabiliyor. Bu nedenlerden biri de kanser. Örneğin omuz veya göğüs ağrısı akciğer kanserinin belirtisi olabiliyor. Bu şikayeti olanların göğüs hastalıkları uzmanına muayene olmaları gerekiyor.

• Karın ağrısına son zamanlarda oluşmuş ve eşlik eden iştahsızlık, kilo kaybı varsa pankreas, safra yolları, mide, bağırsak gibi gastrointestinal sistem kanserlerinin ön belirtileri arasında yer alıyor. Bu durumda da mutlaka gastroenteroloji uzmanına başvurulması şart.

3- Şişlik:

• Vücutta oluşan bazı şişlikler de kanserin önemli belirtilerinin arasında yer alıyor. Kemiklerde veya yumuşak dokuda gelişen tümörler kendilerini şişlikle gösteriyor. Bu tür şikayetlerde ortopedi uzmanına gidilmesi gerekiyor.

• Boyun, koltuk altı ve kasıklarda lenf bezlerinin şişmesi lenfoma nedenli olabiliyor. Kanser veya lenfoma nedenli lenf bezi büyümeleri genellikle ağrısız oluyor, şişlik bir tarafa tutunuyor ve hareket ettirmekte zorlanılıyor. Bu durumda Onkoloji veya Hematoloji Bölümüne başvurulması gerekiyor.

Panik olmayın ama ihmal de etmeyin

Bu şikayetleri yaşadığınız zaman yapacağınız ilk şey sakin olmak ve ilgili uzmana başvurmak. Hemen paniğe kapılmanıza gerek yok. Çünkü bu belirtiler kanser dışı nedenlerle de gelişebiliyor. Ancak şikayetler kanser nedenli olsa da ne kadar erken teşhis konulur ve tedaviye başlanırsa tedavi başarısı da o düzeyde artıyor.

Kanser de artıyor iyileşme oranları da

Son yıllarda kanserin görülme oranlarında artış yaşandı. Taramaların daha fazla yapılması ve teknolojinin ilerlemesi bu artışın önemli sebepleri arasında. Ancak hiç kuşkusuz hareketsiz yaşam, çevre kirliliği, stresli hayat, işlenmiş gıdaların daha fazla tüketilmesi ve obezite gibi nedenler de kanserin görünme oranını artıran etkenler arasında yer alıyor. Her ne kadar kanser rakamlarında artış yaşansa da tedavideki ilerlemeler ve erken teşhis sayesinde iyileşme oranlarında artış yaşanıyor.

Vakaların üçte biri de erken dönemde yakalanabiliyor. Bu tablo, kanserlerin %60’ının yönetilebilir olduğunu gösteriyor. Geri kalan %40’lık oran ise kötü şans olarak değerlendiriliyor.
Kanserin genetik yatkınlık nedeniyle değil, yaşam biçimi sebebiyle gen yapısının sonradan değişimine bağlı olarak ortaya çıktığını söyleyen Memorial sağlık Grubu Antalya Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası” kapsamında, kanserden korunmanın önemi hakkında bilgi verdi.

Kanser vakaları değil iyileşen hasta sayısı arttı

Son dönemlerde yaygınlaşan “Kanser vakalarında artış” algısı doğru bir yaklaşım değildir. Kanser sayısı değil, kanserden iyileşen kişi sayısı artmış durumdadır. Algıdaki bu sorununun ortadan kaldırılması gerekmektedir. Teknolojik ve tıbbi gelişmelere bağlı olarak kanser hastalarının yaşam süresi geçmişe oranla uzamıştır. Artık hastaların daha kaliteli ve uzun yaşadığını söyleyebilmekteyiz.

Kanser tedavisinde korku yerine umut

Günümüz kanser tedavileri, hastaların yaşam süresi ve kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Kanser tedavisi sonrası hastaların yaşama artık çok farklı baktığı görülmektedir. Yaşamlar değişirken bireylerin mutluluk tanımı da farklılaşmaktadır. Elini sıkıp, ‘başardınız’ dediğimiz hastalar geleceğe güvenle bakmaktadır. Artık kanserle savaşta korku duvarına yeni bir tuğla koyulması değil, o duvarın ardındaki ışığın aralanması hedeflenmektedir.

Kanserlerin üçte biri önlenebilir

Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve sigaranın bırakılması ile tüm kanserler üçte bir oranında önlenebilmektedir. Kanserden korunmak bazı önemli noktalara dikkat edilmelidir:

• Akdeniz mutfağı tarzı beslenme alışkanlığı, sebze meyve ağırlıklı ve evde pişen yemek tüketimi çok önemlidir.
• Günlük spor aktiviteleri de kilo kontrolü üzerinde etkilidir.
• Kadınlar 20 yaş sonrasında kendi kendine meme muayenesine başlamalı, 40 yaş itibariyle mamografi yaptırmalı ve kadın kanserlerine karşı gerekli tetkikleri ihmal etmemelidir.
• Sigara içen bireyler 30 yaşından sonra düzenli akciğer filmi ve 40 yaş sonrasında akciğer tomografileri çektirmelidir.
• 50 yaşından sonra 5 yılda bir kolonoskopi yaptırılmalı ve düzenli doktor kontrolüne gitmeye özen gösterilmelidir.
Bu sayede her yıl yeni 200 bin kanser vakasının 60 bini önlenebilir.

Farkındalık kanserle mücadelede önemli rol oynuyor

Gelişmekte olan ülkelerde kanser artarak devam etmektedir. Risk faktörlerini en aza indirmek, korkuyu önlemek ve bu mücadelede başarılı olmak için çocukluk çağından itibaren kanser bilincinin oluşturulması son derece önemlidir.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Feneryolu Polikliniği’nden Yrd. Doç.Dr. Barış Önen Ünsalver, kanser hastalarının, hastalıkla birlikte endişe, korku, kaygı, suçluluk, karamsarlık gibi olumsuz duygulara kapıldıklarını, bunların da psikiyatrik hastalıklara zemin hazırladığını söyledi.
Ünsalver, kanserin psikiyatrik hastalıkları tetiklediğini belirterek, bunun tedaviyi de olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Ünsalver bu durumlarda grup terapilerinin çok önemli olduğunun da altını çizdi.

Kanserli hastalarda psikiyatrik hastalıkların yüksek oranda görüldüğünü kaydeden Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, kanser tanısının daha duyulmasıyla birlikte kişide huzursuzluk oluşturarak karamsarlığı beraberinde getirdiğini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Ünsalver, şöyle konuştu:

“Kanser, acı çekmek, bedenin şekil değiştirmesi, hayat kalitesinin bozulması ve beklenen yaşam süresinin kısalmasıyla ilişkilendirilir. Cerrahi müdahaleler dış görünüşte değişikliklere neden olacaktır.

Kemoterapi ve radyoterapi de hem dış görünüşü değiştirecek hem de özellikle kemoterapi uygulamaları sırasında bulantı, kusma, saç dökülmesi ve yorgunluk gibi yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Hastalık doğası gereği psikiyatrik hastalıklara zemin hazırlar.

Hastalar bu tanıyı yakınlarıyla rahatça konuşmakta bile güçlük çekerler. Özellikle genç hastalarda beklenen yaşam süresinin kısalmış olmasını kabullenmek güçtür.

Kanserin tekrar etmesi korkusu ya da çocuklarının büyüdüğünü görecek kadar yaşayamamak korkusu olabilir. Hastalığın tekrar etmesi, ağrılı bir seyirle ilişkilidir ve artık tablonun düzelmeyeceği düşüncesini tetikleyebilir.”

Kanserde suçlu benim
Yaşam tarzlarıyla ilgili kanser tiplerinde kişinin kendisini suçlayabildiğini kaydeden Ünsalver, özellikle akciğer kanseri gibi kanser türlerinde kişinin vicdan azabı çekebildiğini söyledi.

Ünsalver, şöyle dedi:
“Sigara içmenin akciğer ve mesane kanseriyle ilişkisi iyi bilinir. Yoğun Alkol tüketimi ağız içi ve yemek borusu kanserleri, karaciğer kanseri ve barsak kanseriyle ilişkilidir. Cinsel yolla bulaşan human papilloma virus ise kadınlarda rahim ağzı kanserinin en önemli nedenlerindendir.

Bu kanserlerden birine yakalananlar hastalıklarına kendilerinin yol açtığını düşünerek yoğun suçluluk duyabilirler.

Hastalığı getirdiğine inandıkları davranış örüntüsü nedeniyle yoğun vicdan azabı duyarlar. Bazen yaşam tarzının kanserle doğrudan ilişkisi kurulamasa da bazı hastalar kanserden kendilerini sorumlu tutarlar. Hastalığı karakter bozukluğu ya da stresle başa çıkamamaya bağlayabilirler.

Tedavinin etkileri de psikiyatrik hastalıklara zemin hazırlayabilir. Tedavi hiç de kolay değildir.

Örneğin meme kanseri tedavisinde memenin tamamen alınması kadınsılık hissini zedeleyebilir. Cinsel çekiciliğin azalacağından ve eşlerinin kendilerini reddedeceğinden korkabilirler. Meme kanseri ameliyatından sonra oluşan başka bir sıkıntı da koldaki lenf bezlerinin şişmesine bağlı görüntüdeki bozulmadır.

Erkeklerde prostat kanseri ameliyatı sonrası bazen idrar kaçırma ortaya çıkabilir ki bu kişinin sosyal hayatını kısıtlayabilir. Barsak kanserlerinin cerrahi tedavisi sonrasında karın bölgesine kolostomi için stoma denilen bir torba takılır, kişinin dışkısı bu torbada birikir.

Bu durumda değişen beden görünümünü kabul etmek güçtür. Bu kişiler kendilerini pis hissedebilirler, torbanın delinip dışkının sızmasından ya da insanların koku alacağından korkabilirler. Bu tür korkular kişinin kendine olan güvenini sarsar ve sosyal hayatı kısıtlar. Stoma cinsel hayat açısından da güçlük yapar.”

Kemoterapi kaygıya, MR agorafobiye neden olabilir!
Kemoterapi sırasında görülen bulantı ve kusmanın kişide, yoğun kaygıya neden olabileceğini de vurgulayan, Ünsalver, şöyle devam etti:

“Kanserli, bazen şartlı fobik kaygı ve tedaviye geldiğinde yaşayacağı sıkıntıyı düşünüp tedaviyi bırakmayı düşünebilir. Bazen kemoterapide kullanılan ilaçlar depresyon, deliryum ya da maniye de neden olabilir. Radyoterapi kemoterapiden daha iyi tolere edilir, ancak çok yorgunluk yapar. Bu tedavilerin üreme organları üstündeki etkisi doğurganlığı da etkileyebilir.

Kanser teşhisinden önce psikiyatrik hastalığı olanlarda psikiyatrik hastalık tekrar edebilir, ya da alevlenebilir.

Psikiyatrik hastalığın yetersiz tedavisi bağışıklık sistemini ve dolayısıyla kanser seyrini olumsuz etkileyebilir. Uyum sorunları tedavinin başında görülür.

Bazen MR ya da radyoterapi makinelerine girmek agarofobiye bağlı güç olabilir ya da bu tetkik ve tedavi sırasında agarofobi gelişebilir ve sonuçta hastanın tedaviyi reddetmesi noktasına gelinebilir. Özellikle kötü seyirli bir kanser türünün tanısının yeni koyulduğu aşamada intihar riski yüksektir. Kanser tanısı sonrası intiharların % 40’ı ilk 1 yıl içerisinde olur.”

Grup terapileri önemli
Kanserli hastaların haftalık grup terapileri paylaşım grupları gibi organizasyonlarla kendilerini yalnız hissetmesinin engellenebileceğini de kaydeden Ünsalver, kişilerin hastalıkları konusunda birbirlerine destek olabileceklerini de belirtti. Ünsalver, kanserde ve diğer birçok hastalıkta kaygıyı arttıran en önemli nedenin bilgi eksikliği olduğunu vurguladı.

Ünsalver şöyle dedi:
“Tanıyı hastadan gizleme eğilimi faydadan çok zarar verir.

Zaten birçok hasta durumunu tahmin eder. Kimisi bu nedenle aile tarafından dışlanmış, otoritesini kaybetmiş gibi hissedebilir. Kendi hayatının kontrolünü kaybettiği ve artık başkalarına bağımlı olduğunu düşünüp tedaviye direnç gösterebilir. Anlaşılmadığını ve yalnız kaldığını hissedebilir. Bilmek insana güç verir.

Doktor, hastalığın seyri ve tedavi süreci hakkında yeterli bilgi verdiğinde hastanın tedaviye uyumu da daha kolay olacaktır.”

Tedaviye bağlı yan etkilerin giderilmesi ve tedavi boyunca yaşam kalitesinin yüksek tutulması hastanın tedaviye olan uyumunu arttırarak tedavi başarısını yükseltiyor.

Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Erdem tedaviye başlamadan önce hasta ve yakınlarının, hastalık ve tedaviye bağlı yan etkiler hakkında bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Gökhan Erdem “Kemoterapide bilgilendirme eksikliği sanıldığından daha olumsuz etki yapıyor, tedaviye olan uyumu azaltıyor.

Bilgilendirme bir defalık olmamalı, tüm tedavi boyunca sürecin doğal bir parçası olarak kabul edilmelidir. Üstelik sadece hasta için değil, hasta yakınları, özellikle bakımda sorumluluğu bulunanlar için de çok önemli. Hasta neyle karşılaşıcağı ve nasıl mücadele edeceği konusunda doğru bilgilendirilmişse herkesin işi daha kolaylaşacaktır” diyor. Doç. Dr. Gökhan Erdem kemoterapinin yan etkilerini en aza indirmenin püf noktalarını anlattı.

· Ellerinizi sık sık antibakteriyel sabunla yıkayın.

· Bulaşıcı hastalıklardan uzak durmaya çalışın.

· İyi ve dengeli beslenin.

· Sosyal hayatınıza devam edin.

· Sigara ve Alkol tüketmeyin.

· Kas kaybının önlenmesi için doktorunuz tarafından önerilen egzersiz programına uyun.

· Kemoterapi uygulanan günlerde hafif bir kahvaltı ile güne başlayın.

· Bol bol su için.

· Tedavinizden sorumlu doktorunuz ile kuracağınız iyi bir iletişim kemoterapi sürecini rahat geçirmenizi sağlayacaktır.

kanama-agri-ve-sislik-kanser-belirtisi-5476655.Jpeg
 
X