Saglikli bir bencillik lazim sana gangsta.
Lafta öyle varmis gibi gozukuyor ama icraatta yok gibi.
Mesela o keki hak etmemis.
Sana kotuluk edene iyilik etme. Ister esin ister ailenden biri olsun.
Sinirlarini cek bundan sonra.
Bu demek degil, sevme veya kotu ol vs
Sadece insan iliskilerinde sinir koymak mecburi bence.
Herkes nefs sahibi sonucta.
Esine sonsuz fedakarlik yapma artik. Cunki onun bunun uzerine yatma ve kullanma rahat olma kapasitesi var.
Boyle kucuk seyler dahi olsa kek gibi hep cizgini cek.
Seni cips veya dolaba bak gibi seylerle sinir etmek mi istiyor. Not my problem not my circus diye bön bön suratina bak ve baska birseylere odaklan. Bi sorsun sorgulasin ne oldu diye simdi bu kadina.
Önüne sunma hazir cevaplari. Beynini calistirsin kendisi dusunsun hatalarini.
Adam zaten kisisel gelisimini tamamlama yolunda olsaydi boyle seyler yasatmazdi sana.
Bencilimdir aslında bakma, bazen çok can yakarım da işte o radde getirilmem lazım; ama sevdiğim insanlara çabuk yumuşarım-belli bir kotası vardır bende, onu doldurana kadar yolu olur. Ama o kota dolar, beklenmedik anda aniden kestirip atarım; öyle çok dost sildim ve ardıma dönmedim, çünkü doldu, çünkü vicdan olarak tam rahat ve nefretle gittim. İşte o zaman anladılar, yok olunca. Seneler sonra bile arandığım olur bilmediğim numaralardan. Bi bakarım vakti zamanındaki bir arkadaşım "Yokluğunu arıyorum" diyordur. Ya cevap alamaz, ya soğuk cevap alır yüz bulamaz.
Aynısı bu gidişle eşime olacak gibi geliyor ve o yüzden delicesine sarsıyorum "Ayıl artık" diye; kaybetmem diye çok güveniyor bana. Ve biraz da haklı bu güveninde çünkü ruh ikizim @idrakyollariiltihabi 'nın dediği üzere çocuklu olunca o kotayı doldurma hali uzadıkça uzuyor, uzadıkça sündükçe sünüyor. Çocuğuna bakıyorsun, oturup kalıyorsun. Çünkü kestirip atacak ciddiyette gelmiyor yaşananlar; bi aldatma, bi dövme, bi hırpalama, ekonomik şiddet, küfür-hakaret-aşağılama yok diyorsun...
Konu içinde sürekli cefakar fedakar görünmüş gibi olabilirim ama öyle de değil aslında, yani bu benim çok elimde bir şey olarak gelişmedi; huyum böyle. Sevdiğim insan olsun, sererim önüne ne varsa, kolaylaştırıveririm. Böyle mutlu - düzenli hisseden bir insanım çünkü, ben daha iyisini biliyorsam lafını etmem yapıveririm. Hiçbiri bir noktaya kadar eziyet olmamıştı inan. Ama şu an eziyet halini alması, aynı yüklemenin, bu kez "İdare ediyor nasılsa" şeklinde bi lakayt hal, bi umursamazlık, bi kıymetsizlik hissiyle devam etmesi ve üstelik çabama çomak da sokulması.
Hazır cevapları verme, düşünsün bulsun diyorsun ya mesela; adam suratım asılınca iki gün sorar en fazla, iyi misin diye; iyi değilim desem "Neden?" diye sorar, "Nedenini sen düşün" desem, "Öffhh" der, gider. Çünkü bakıldığında bir şey yok gibi görünür; vardır, bilir de ama nasıl olsa ben bunu sineye çekiyorum ya, ben delirene kadar yolum var. Sonunda delirir saçar dökerim, ondan sonra toplar. Bizim düzen bu oldu. O infilak noktası nasıl olsa geçiliyor ya, adam her soruna niye tek tek imtina göstersin değil mi? Bi kere toptan kesilir hesabı, iki çabalar, sonra 2-3 ay aynı tas aynı hamam devam edebileceği alanı sağlar. Böyle olunca değişmesine gerek yok, aslında onun yaptığı kurnazlığa sürekli düşen ben oluyorum aptalca.
Ve aslında ne olduğunu da bir tutam bilir... O "Neden?" sorusunun bir manası bile yok, laf olsun diye sorulan bir soru.
Çünkü bahaneleri hazırdır "Unuttum"... Ve şunu dahi söyledim vaktinde "Teknoloji çağındayız, o elindeki akıllı telefonun tarih tarih hatırlatıcı özelliği mevcut. Koy aylık bir iki tarih kafana göre ve kendin hatırlamış gibi beni kandır. İzin veriyorum, beni kandır, böyle mutlu et. Beynini kullanamıyorsan, telefonunu kullan" dedim. Ona bile erindi ya adam, ona bile üşendi.
Şu an, bana karşı unutmak da dahil hiçbir bahanesinin kalmadığını, benim de ciddiyetimin giderek arttığını fark ettiğini düşünüyorum. Çünkü git gide gaddarlaşıyorum; hani çizgini hep çek demişsin ya, kaç çizgi çekildi de çiğnendi, duvar inşaasındayım artık.