• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Nereden çıktı Boğaz'a NATO Üssü...

Mune

Nirvana
Yönetici
Super Moderator
Katılım
12 Temmuz 2006
Mesajlar
62.793
Emoji Skoru
239.862
Puanlar
1.723
Yaş
54
İstanbul Boğazı’nda NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağı resmen fotoğraflar paylaşılarak duyuruldu. Emekli Amiral Cem Gürdeniz ve CHP'li Namık Tan, iktidara alınan bu kararla ilgili paylaşımlarda bulunarak çağrıda bulundular. İşte ayrıntılar...
Nereden çıktı Boğaz'a NATO Üssü...

İstanbul Boğazı’nın kalbinde, Anadolu Kavağı’nda NATO Deniz Unsur Komutanlığı kuruluyor. 24 Mart’ta Türkiye’yi ziyarete gelen Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargâhı Komutanı Tümgeneral Jean-Pierre Fague (Fransa) bölgede incelemelerde bulundu. Bu ziyaret öncesi yabancı askeri unsurların Türkiye’de bulunması için gerekli iznin TBMM’den geçmesi gerekirken, mevzuata uyulmaması dikkat çekti.

MSB DUYURDU​

Milli Savunma Bakanlığı(MSB), 24 Mart’ta gerçekleşen o ziyarete ilişkin şu bilgi notunu paylaştı:

“Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargâhı Komutanı Tümgeneral Jean-Pierre Fague (Fransa) ve Komutan Yardımcısı Tümgeneral Richard Stewart Charles Bell (Birleşik Krallık) ile beraberindeki heyet tarafından, Anadolukavağı/Beykoz’da konuşlanması planlı Deniz Unsur Komutanlığına ziyaret gerçekleştirildi.”

SON ZİYARETLERE DİKKAT!​

“Mavi Vatan” doktrininin isim babası olarak da bilinen Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, arka arkaya yurtdışından gelen ziyaretlere dikkat çekti ve yapılmak istenen projeye karşı olduğunu şöyle açıkladı:

“Bu haber Güneydoğu’da NATO Müşterek Kolordu Karargahı planının hemen ardından gündeme geldi. Buna, iki gün önce Boğaz yaklaşma sularında 1 buçuk milyon varil ham petrol taşıyan Türk sahipli bir tankere, Ukrayna taktikleri ile örtüşen insansız hava ve deniz araçlarıyla müdahale edilmesi eklendi.
Aynı dönemde küresel finansın en büyük aktörlerinden BlackRock’un Ankara ziyareti de tabloyu tamamlıyor. İran, ABD ve İsrail’e direnç göstermeye devam ederken, Türkiye’nin Karadeniz’de Rusya’yı doğrudan karşısına alabilecek bir NATO deniz unsurunu İstanbul Boğazı girişine konuşlandırması, stratejik denge açısından son derece riskli bir adımdır.

ANAYASA 92. MADDE ÇOK NET​

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 92. maddesi şöyle: - SavaşHali İlanı ve Silahlı Kuvvetler Kullanılmasına İzin Verme” yetkisini düzenler. Bu maddeye göre, aşağıdaki durumlarda karar verme yetkisi münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’ne aittir: -Yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması: Yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin vermek.
-Savaş hali ilan edilmesi: Milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde savaş ilanına karar vermek. (Ülkede yabancı asker konuşlanması izni için Meclis milletvekili sayısının 3'te 2'nin evet oyu vermesi gerekiyor.)
“Dört yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesini uygulayarak dengeli ve tarafsız bir politika izlemeyi başarmıştı. Bugün ise bu dengeyi zedeleyebilecek bir kararın gündeme gelmesi ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Türkiye bu kararı hangi koşullar altında almıştır? Yoğun bir dış baskı mı söz konusudur? Yoksa ülke, NATO’nun bölgesel hamlelerinde ön cepheye sürülen bir araç haline mi getirilmektedir? Daha da önemlisi; bu adım, Karadeniz’de başta Romanya olmak üzere bazı aktörlerin oldu bittilerine ve olası ‘sahte bayrak’ senaryolarına zemin hazırlayacak bir sürecin kapısını mı aralamaktadır? Bu soruların cevabı, yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki jeopolitik konumunu da belirleyecektir.”
İstanbul Boğazı’nın kalbinde, Anadolu Kavağı’nda bir NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağı haberi; Güneydoğu’da NATO Müşterek Kolordu Karargâhı planının hemen ardından gündeme geldi.

Buna, iki gün önce Boğaz yaklaşma sularında 1.500.000 varil ham petrol taşıyan Türk sahipli… https://t.co/fbNFkXhqMJ

— Cem GÜRDENİZ (@cemgurdeniznet) March 28, 2026

CHP'Lİ NAMIK TAN'DAN İKTİDARA ÇAĞRI​

Milli Savunma Bakanlığı, dün X’ten çok uluslu askeri heyetin Beykoz’da kurulması planlanan Deniz Unsur Komutanlığı’na ziyaretini paylaştı.

CHP’li Namık Tan, Milli Savunma Bakanlığı’nın X’teki gönderisini alıntılayarak bir dizi soru sordu. Türkiye’nin ‘yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası haline getirildiğini’ belirten Tan, ‘bu ölçekte stratejik adımların kamuoyuna sanki rutin bir idari işlemmiş gibi yeterli açıklama yapılmadan sunulduğu’nu söyledi.

Güvenlik alanında karşılaştığımız son gelişmeler, Türkiye’nin yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası haline getirildiğini gösteriyor.

NATO kuvvet yapısı içinde planlanan kara unsurlu MNC-TÜR kolordusu ile Beykoz’da Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz güvenliği için… https://t.co/ivEc6SzJrw

— Namık Tan (@NamikTan) March 29, 2026
İktidara bilgilendirme çağrısı yapan Tan’ın paylaşımı şöyle:

“Güvenlik alanında karşılaştığımız son gelişmeler, Türkiye’nin yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası haline getirildiğini gösteriyor.
NATO kuvvet yapısı içinde planlanan kara unsurlu MNC-TÜR kolordusuyla Beykoz’da Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz güvenliği için öngörülen çok uluslu deniz komutanlığı birlikte okunduğunda, Türkiye’nin askeri rolünün kara ve deniz boyutlarıyla yeniden tanımlandığı anlaşılıyor.
Burada, sormamız gereken asıl sorular şunlar: Türkiye, hangi tehdit değerlendirmesiyle bu yapılarda rol üstleniyor?
Türkiye, bu yeni bölgesel güvenlik mimarisinde karar verici bir merkez rolü mü üstlenecek, yoksa farklı kriz alanlarını birbirine bağlayan bir ileri konuşlanma ve operasyon platformu haline mi gelecek?
Bu yapıların kriz anında kullanım sınırları nasıl olacak? Türkiye’nin siyasi ve askeri karar alma yetkisi nasıl korunacak? Elbette bu yapıların NATO çerçevesinde komuta-kontrol prensipleri ve tehdit tanımları bellidir. Ancak mesele teknik işleyişten ibaret değildir.
Asıl sorun, bu ölçekte stratejik adımların kamuoyuna sanki rutin bir idari işlemmiş gibi yeterli açıklama yapılmadan ve zamanlama itibarıyla tartışmaya açık şekilde sunulmasıdır.
Şeffaflık gözardı edilerek, yangından mal kaçırcasına atılan her adım, Türkiye’nin güvenliğini güçlendirmekten ziyade stratejik belirsizlikleri derinleştirme riski taşıyor. Bir yandan NATO’yu eleştirirmiş gibi yapan, diğer yandan çok sıradan tasarruflarda bulunuyormuş gibi bu adımları atan iktidarın tutumu tam bir ikiyüzlülüktür.
İktidar tarafından açık, net ve zamanında bir bilgilendirme yapılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.”




 
AI Bakışı


Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 20 Temmuz 1936'da imzalanan ve Türkiye'ye İstanbul ile Çanakkale Boğazları üzerinde tam kontrol ve egemenlik hakkı veren uluslararası bir antlaşmadır. Lozan'da silahsızlandırılan Boğazlar bölgesinde Türk askeri varlığı yeniden sağlanmış, ticaret gemilerine serbest geçiş, savaş gemilerine ise kısıtlamalar getirilmiştir. [1, 2, 3]
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Temel Özellikleri:
  • İmza Tarihi: 20 Temmuz 1936, İsviçre'nin Montrö kenti.
  • İmzacılar: Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Yugoslavya, Avustralya, Japonya.
  • Amaç: Lozan Antlaşması ile kurulan uluslararası komisyonu kaldırarak, Boğazların savunmasını Türkiye'ye bırakmak.
  • Süre: Sözleşme 20 yıl süreyle imzalanmış olup, her 5 yılda bir feshedilme veya yenilenme hakkı saklıdır, ancak geçerliliğini sürdürmektedir. [1, 2, 3, 4, 5]
Boğazlar Geçiş Rejimi:
  1. Ticari Gemiler: Barış zamanında, ticaret gemileri gündüz ve gece serbest geçiş hakkına sahiptir.
  2. Savaş Gemileri:
    • Karadeniz Kıyıdaş Devletleri: Kıyıdaş devletlerin savaş gemileri, önceden bildirimde bulunmak şartıyla, Boğazlardan geçerek Akdeniz'e inebilirler.
    • Karadeniz Kıyıdaş Olmayan Devletler: Belirli tonaj, süre ve gemi türü kısıtlamalarına tabidirler.
  3. Savaş Zamanı: Türkiye savaşan değilse, savaş gemileri yasaklara uymak kaydıyla geçebilir. Türkiye savaşta ise veya kendini yakın bir savaş tehdidi altında hissederse, savaş gemilerinin geçişini tamamen reddetme veya düzenleme hakkına sahiptir. [1, 2, 3, 4]
Önemi ve Sonuçları:
  • Türkiye'nin boğazlar üzerindeki tam egemenliği pekişmiştir.
  • Karadeniz'in güvenliği, kıyıdaş ülkelerin kontrolü altına alınmıştır.
  • Türkiye, savaş zamanı geçişler üzerinde "bekçi" statüsü kazanmıştır. [1, 2, 3, 4]
 
abd sömürgesi olduğumuz açıkça tescillendi, şimdi de gözümüze sokuyorlar. çok üzgünüm.
 
yakın zamanda halk bankası davası sessiz sedasız sonuçlanmıştı. ne verdiler merak ediyorduk...
 
Back
X