• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

öfke kontrolu...

karşındaki kişide sinirliyse çok sağlıklı ve uzun bir ilişki sürmeyebilir.
Benim eşimki en sabırlı insanlardan biriydi.Derdim peygamber sabrımı var sende diye
ama yok oldu artık.
Bende diyorumki ya eşimde ben gibi olsaydı ne olurdu diye ?

Babam annem dalga geçiyo benle
Allahtan erkek değilsin yoksa her gece karakoldan toplardık seni diye :))

Canım peki ne önlemler alıyosun?
Fayda ediyomu kontrolde ?

benimde erkek arkadaşım çok sabırlı ve hep alttan alan o oluyor sabırlı olan öfkeme katlanan o oluyor 1 seneye yakındır beraberiz o alttan almasa şimdiye kadar birmilyon kere ayrılmıştık.
öfkelenince yıkıcı oluyorum yapıcı olamıyorum hemen kesip atıyorum hemen ilişkiyi bitiriyorum mesela,
aldığım bir önlem yok canım kapı kapı çare arıyorum iştee :gitme:
 
al benden de o kadar sinirlendiğimde bütün köprüleri yıkıyorum bütün gemileri yakıyorum allahım nasıl bi öfke cinnet hali gibi katil olurum nerdeyse o derece yani. ama ezelden beri böyleyim psikatriye de gittim ilaç da kullandım ama ilaçlar geçicici çözüm bırakınca yine aynı. yani asıl öğrenmemiz gereken öfke kontrolu bunun da yolu varsa da doktorlar ilaçla direk tedaviye başlıyolar. ben sinire iyi geliyo diye burda okudum aragonit taşı aldım eşim bu ufacık taş sana iyi gelmez nal kadar alsan anca dedi o da bezmiş durumda yani. ama sinirli değilken şeker gibi munis bi insanım yeter ki biri beni kızdırmaya görsün içimdeki canavar hortlayıveriyo hemen
 
bnde çok sinirliyim önceden böle deildim ya şimdi en ufak bişide uffff herşey oluo hem kendme hem çevreme hem sevdiğime herşeye zarar veriorum snrada üzülüorum ya bu sinirim yüzünden birgün sevdiğimi kaybetcemmafoldumbennasıl baş etcem ben bilmiorum çok sinirliyim arkadaşlar yaa:gitme:
 
dırek susarım mutfaga gıdıp hamur işlerı yaparım..
zaten cok yapdımmı anlar herkes sorun var ..
 
ya arkadaşlar aynı şekilde bende çok sinirliyim....ama önceden böyle değildim herşeye amannnnnn...derdim geçerdim şimdi ise oooo...herşeye sinir... hatta 2 gün önce telefonumu kırdım sonradan çookk pişman oldum ama iş işten geçti........kendimi kontrol edemiyorumm....offffbilmiyorumkismile
 
bende çok içine kapanık sessiz sabırlı biriydim
ancak evlendikten sonra bi çok sağlık problemi eşimin ailesinin baskıları
herşey öyle üst üste geldi ki
yıldım
konrolden çıktım
kendime hakim olamıyorum
agzımdan cıkandan haberim yok
avazım cıktıgı kadar bagırıyorum
küfrediyorum
haklıyken sırf bagırdıgım için haksız konuma düşüyorum
haketmediğim hakaretler ardından geliyor
alakasız yerde ben özür dilemek zorunda kalıyorum ortalık yatışsın die
nefret ettim kendimden
hayattan
sakinleşemiyorum
1 yaşında oğlum var onunla teselli bulup rahatlamaya çalışıyorum
 
merhaba kızlar,
öfkelendiğinizde kendinizi nasıl yatıştırıyorsunuz, sinirlendiğim zaman sinirim uzun süre devam ediyor ve içimde yaşamam gereken durumlarda yani dışa yansıtamadığım durumlardada beni çok yıpratıyor, dışa yansıtıncada iki katı yıpranıyor insan, hem kendiniz yıpranıyorsunuz hem ilişkiler yıpranıyor, çok sinirli bir insan oldum çıktım sabrım tahammülüm sıfır :sm_confused:
öfke kontrolunuzu hem karşı taraf hem kendiniz hemde ilişkileriniz açısından yıkıcı olmaması için nasıl sağlıyorsunuz öfkelendiğinizde kendinizi nasıl yatıştırıyorsunuz tavsiyelere ihtiyacım var bilmiyorumkismile
Maalesef ben bu aralar öfkemin daha da kontrol edilemez bir hale dönüştüğünü hissetmeye başladım. Öfkelendiğim zaman resmen yüzümün falan gerildiğini hissediyorum. Fakat bende şöyle bir problem var öfkemi beni sinirlendiren kişiye yansıtamıyorum.kendi kendime patlıyorum resmen.
 
Son düzenleme:
10'a kadar saymayı öğrendim ben de,
bazen de 1 gün geçmesini bekliyorum olayın üzerinden:kedi:
 
offfff geçmiyor geçmiyor ..ne yaparsam yapayım geçmiyor..taki içimdekileri kusana kadar.kustummu ohhh anında melek gibiyim.ya susup kendimi mahvediyorum yada konuşup karşımdakini..anti deprasanlar faydalı oluyor ama.
 
Bazen konuşmak yerine yazmak veya bir şeyler karalamak ta iyi geliyor.
 
arkadaşlar bununla ilgili bir konferansa katılmıştım, daha çok ilişkiler üzerine kuruluydu.
önemli olan "ben dili" ile konuşmak deniliyordu. karşımızdakine çok sinirlendiğimizde kızdığımızda "sen şöylesin sen böylesin hep böyle yapıyosun" yerine "şu hareketin beni çok kırdı, bu tür davranışlar beni hep üzer" tarzı, karşımızdakini direk suçlamadan kendi hissettiklerimizi ifade etmemiz gerektiği anlatıldı. gerçektende çok etkili bir yöntem uygulandı denendi onaylandı:)) tavsiye ederim.
 
ıyide ben öfkeli iken zaten karşımdakine bir şey diyemiyorum öfke krizinden. Kendi kendime patlıyacak gibi oluyorum.
 
canım yine patla ama önce şöyle derin bi nefes al sonrada döktür hissettiklerini. ama ben diliyle...
düşünün karşımızdakinin bizi sürekli suçlaması tüm hatayı yanlışlığı bize maletmesi hiç hoşumuza gitmez. zamanla bu dili kullanmak daha kolay oluyo. gerçekten.
ben eşime ne zaman öfkelensem hep bu aklıma geliyo, bu tartışmamak anlamına gelmiyo, yine tartışıyoruz ama eskisi gibi kırılıp dökülmeden...
 
bende özünde sakin bir yapıya sahip biriyim fakat nişanlandıktan sonra gerginlikler arttıkça benim sinir kat sayılarım artmaya başladı.çok sinirlendiğim zaman genelde susarım konuşmam derin derin nefes alırım beni çok rahatlatıyor çünkü.eğer ki çooook fazla sinirliysem kendi kendime yüksek sesle konuşurum küfrederim bağırıp çağırırım öfkemi daha çabuk atıyorum bu gibi durumlarda.ama en güseli hiçbirşeyi takmamak dünya fani dünya kendini üzmeye hiç gerek yok.:teselli:
 
elimden birşey gelmeyecekse sessizce ALLAHa koşuyorum.
onu içinizde hissettiğinizde herşeyin bir anlamı sebebi oluyor.
 
elimden birşey gelmeyecekse sessizce ALLAHa koşuyorum.
onu içinizde hissettiğinizde herşeyin bir anlamı sebebi oluyor.

ewt benim içinde dua etmek çok rahatlatıcı
yaradan verdiği derdin dermanını da dermanı yoksa sabrını da veriyor
allah dermansız dert vermesin
bende sakinlemeye başladım
 
benimde bazı hassas konularım vardır ters bişey yapıldığında sinirlerime pek hakim olamıyorum
özellikle iş yerinde çok sert ve kırıcıyım artık herkes alıştı bu hallerime kötü bir niyetim olmadığını bildikleri içinde patronda pek bişi demiyo ama ben insanları kırmaktan, kocaman adamları insanların içinde küçük düşürmekten rahatsız oluyorum ve 2dakika sonra hiiç birşey olmamış az önce dırr dırr söylenip duran ben değilmişim gibi oluyorum :S
 
kızlar...
bende öfke kontrolu konusunda bir yazı buldum sizinle paylaşmak istiyorum.. Bence faydası olur..

Öfke...

A. Normal,
B. Herkes tarafından hissedilen,
C. Vazgeçilemeyen,
D. Güçlü fakat kontrol edilmesi öğrenilebilen,
E. Saldırganlıkla aynı şey olmayan (saldırganlık; öfkenin kontrol edilemediği durumda ortaya çıkan bir davranıştır),
F. Yukarıdakilerin hepsi.

Eğer cevabınız F ise, öfkenin herkes tarafından hissedilen normal bir duygu olduğunu kabul ediyorsunuz demektir. Öfke bir davranış değildir. Öfke hayatın bir parçasıdır ve toplumun bize öfkemizle nasıl baş edeceğimizi öğretmede pek başarılı olduğu söylenemez. Genellikle kızların öfkeli görünmesi hoş karşılanmazken, erkeklerin öfkelerini olumsuz davranışlarla dışa vurmaları teşvik edilir ve ödüllendirilir. Peki öfke nedir?

ÖFKE

Öfke uygun ifade edildiğinde, son derece sağlıklı ve doğal bir duygudur. Ancak kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüşürse okul-iş hayatında, kişisel ilişkilerde ve genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açar. Pek çok kişisel ve sosyal problemlerin (örneğin, çocuk istismarı, aile içi şiddet, fiziksel ya da sözel saldırganlık, toplumsal şiddet) temelinde öfke vardır. Öfke hem dışsal, hem de içsel bazı olaylarla ortaya çıkar.
Arkadaşınız, anneniz, kardeşiniz, sokaktaki bir adam, öğretmeniniz gibi belli bir insana öfkelenebileceğiniz gibi; trafik sıkışıklığı, iptal edilen bir randevu gibi bir olaya da öfkelenebilirsiniz. Öfkelenmenizden kendi kişisel kuruntularınız sorumlu olabileceği gibi, daha önceden başınızdan geçmiş ve sizi öfkelendirmiş bazı olayların anıları da sorumlu olabilir.

Genellikle öfkeye yol açan nedenler arasında; engellenme, haksızlığa uğrama, fiziksel incinme ve yaralanmalar, tacize uğrama, hayal kırıklığı, saldırıya uğrama, tehditler sayılabilir.

Psikologlara göre, öfkelendiğimizde 5 boyut birbiriyle ilişkili ve eşzamanlı olarak aktif olur. Bu boyutlar:

• Biliş – O andaki düşüncelerimizdir.
• Duygu – Öfkenin yol açtığı fiziksel uyarılmadır.
• ıletişim – Öfkemizi çevremizdekilere yansıtma biçimimizdir.
• Etkileniş – Öfkeli olduğumuzda hayatı algılayış biçimimizdir.
• Davranış – Öfkeli olduğumuzda sergilediğimiz davranışlardır.

Öfke Durumunda Vücut Tepkileri

Öfke, çok hafif bir tepkiden hiddete kadar farklı yoğunlukta yaşanan bir duygudur. Diğer duygular gibi fizyolojik ve biyolojik değişmelerle birlikte hissedilir. Eğer dinlemeyi biliyorsak, vücudumuz bize öfkeli olduğumuz konusunda bilgi verir. Öfkenin fiziksel işaretleri vardır:

• Uyaran duyguyu harekete geçirir,
• Stres ve gerginlik başlar,
• Enerjiyi arttıran Adrenalin salgısı artar,
• Nefes alıp verme sıklaşır,
• Kalp atışları hızlanır,
• Kan basıncı artar,
• Vücut ve zihin “savaş ya da kaç” tepkisi için hazırdır.

Sağlığa Etkisi

Uzmanlar bastırılan öfkenin kaygı ve depresyona yol açtığını iddia ediyorlar. ıfade edilmeyen öfke, kişiler arası ilişkileri bozabileceği gibi, zihinsel ve fiziksel problemlere de yol açabilir. Doğru ifade edilmeyen öfkenin yol açtığı fiziksel problemler arasında;

• Baş ağrıları,
• Mide rahatsızlıkları,
• Solunum problemleri,
• Cilt problemleri,
• Jenital ve böbrek fonksiyonlarında problemler,
• Artirit,
• Sinir sistemi rahatsızlıkları,
• Dolaşım sorunları,
• Varolan fiziksel rahatsızlıkların kötüleşmesi,
• Duygusal rahatsızlıklar,
• ve intihar sayılabilir.

Öfkemizi Boşaltmak ıyi Midir?

Psikologlar artık bunun çok yanlış ve tehlikeli bir inanç olduğunu göstermişlerdir. Bazı insanlar bu inancı, diğer kişileri incitmek için verilmiş bir onay gibi algılamaktadırlar. Araştırmalar, kızgınlık duygusunun “boşaltılması”nın kızgınlık, öfke ve saldırganlığı daha çok arttırdığını ve sorunu çözmek için hiçbir yararı olmadığını göstermektedir. Onun için en iyisi, kızgınlığınızı neyin tetiklediğini bulmanız ve kendinizi kaybetmeden, bu nedenlerle başa çıkabileceğiniz stratejileri geliştirmenizdir.

Öfke Kontrolü

Öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaya “öfke kontrolü” denir. Öfke kontrolünde temel amaç; saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisini kazanmasıdır.

Öfke kontrolünü öğreten pek çok yöntem vardır. Doğru yöntem kişiden kişiye değişir. Doğru yöntemi belirlerken; kişinin kendi kişiliğine, yaşam tarzına uygun olanı seçmesi ve seçtiği yöntemi uygularken günlük yaşamında fazladan sıkıntı hissetmemesi göz önüne alınması gereken temel faktörlerdir.

Genel olarak öfke kontrol yöntemleri; bilişsel, duyuşsal, iletişim, duygusal ve davranışsal boyutları içerir.

Bilişsel Yöntemler:

• Kışkırtmanın tanımlanması – Sizi kışkırtan durumlarla yüzleşme ve bunlardan kaçınma verisi sağlar.
• Alternatif açıklamalar – Sizi kışkırtan olaya değişik açıklamalar getirmek ve farklı bakış açıları düşünmek, sizi daha doğru tepkiler vermeye yönlendirebilir.
• Öfkenin çarpıtmalarıyla savaşma – Öfkenizi, düşünme biçiminizi yeniden gözden geçirmek için bir uyarı olarak kullanabilirsiniz.
• Öfke kontrol yönergeleri – Öfkelendiğinizde, öfkenizi kendinize ait yönerge cümleleriyle kontrol etmeye çalışabilirsiniz (“öfkenin seni ele geçirmesine izin verme”, “derin bir nefes al” gibi).
• Beklentilerin netleştirilmesi – Karşılaşabileceğiniz olayları önceden tahmin edip ona göre davranabilirsiniz.
• Zihinsel tekrarlar – Olumlu bir olayı örnek alıp, ardından kafanızda tekrarlayıp ders çıkarabilirsiniz.

Duyuşsal Yöntemler:

• Biofeedback –Öfke durumunda vücudunuzun nasıl tepkiler verdiğini keşfederek, bunu fiziksel uyarılmanızı azaltmak, düşünce ve davranışlarınızı değiştirmek için bir ipucu olarak kullanabilirsiniz.
• Alternatif uyarılma oluşturma – Öfke ya da fiziksel uyarılmaya muhalif başka bir uyarılma (örneğin, gevşeme ve espri) oluşturmak için öfkenizi bir ipucu olarak kullanabilirsiniz.
• Uyarılmanın yönünü değiştirme – Öfkelendiğinizde yaşadığınız fiziksel uyarılmanın yarattığı enerjiyi, üretime dönüşebilecek önemli bir kaynak olarak kullanabilirsiniz.

ıletişim:

• Atılganlık (kendini ifade etme) – Size gereksinimlerinizi ve meşru haklarınızı kabul edilir yollarla ifade etme becerisini öğretir.
• Dinleme – ıletişim kanallarınızı açık tutmanızı sağlar.
• Tartışma – ıki insan arasındaki çatışmayı fikir birliğine vararak çözme sürecidir.
• Eleştirme – Yapıcı eleştiri yapabilme ve alabilme becerisidir.
• Yansıtma – Kişinin, davranışının kabul edilemez olduğunu algılama sorumluluğunu alma becerisidir. Tanımlandıktan sonra, kabul edilemez olan davranış özel olarak açıklanr. Durum somut ve açık olarak ifade edilir.
• Övme – Diğer kişinin savunmacı davranma şansını azaltır.

Duygusal Yöntemler:

• Duyguların farkında olma – Duyguların doğru yöntemle ifade edilebilmesi için, öncelikle tanınmaları gerekir.
• Duyguları ifade etme – Duyguları olumlu yolla ifade etme becerisi.
• Olumlu etki yaratma – Kendinizi olumlu duygu durumunda tutun, çevrenizdekilerde olumlu etki bırakın, her günde olumlu bir olay bulun, yapabileceğiniz ölçüde yardım önerin ve nazik olun.

Davranışsal Boyut:

• Kendi öfke davranışını öğrenme – Öfkeli olduğumuzda sergilediğimiz davranışları belirleme.
• Verimli (üretken) öfke davranışı oluşturma – Kendinizi kışkırtan ve yıkıcı davranışlardan uzak tutarak, öfkelenmekten koruyun.
• Davranış değiştirme: Yeni hareketleri kolaylaştırma – Öfkelendiğinizde sergilediğiniz olumsuz hareketleri daha olumlu olanlarla yer değiştirin.
• Öfkenin ABC’sini öğrenme – Bu yöntem size, öfkelenmenize yol açan sebepleri (Anger trigger), sizin davranışlarınızı (Behavior) ve davranışlarınızın sonuçlarını (Consequences) gözden geçirme ve yeniden değerlendirme fırsatı tanır.

ÖFKE KONTROL YÖNTEMLERı

Bilişsel Yöntemler

Öfke kontrolünde bilişsel yöntemler denince akla, zihinsel anlamlandırma süreçleri ve düşünceler gelmelidir.

Bilişsel Yeniden Yapılandırma

Bu strateji en basit anlamıyla düşünme tarzınızı değiştirmek demektir. Kızgın insanlar düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler.

• Kızgın olduğunuz zaman genellikle düşünceleriniz gerçeği yansıtmaktan çok,
olayların abartılmış ve çarpıtılmış bir şekilde algılandığını yansıtır. Bu tür düşünceleri fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin. Örneğin; kendi kendinize “Eyvah! Şimdi her şey mahvoldu!” gibi bir şey söylemek yerine, “Evet, çok can sıkıcı! Neden kızdığımı çok iyi anlıyorum. Ama dünyanın sonu değil ve buna kızmam, bu olayı olmamış hale getirmeyecek.” diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihninizden geçirerek deneyin. Kızgınlığınızın hangi düşünceyle arttığını ya da azaldığını görün.

• Farkında olmadan çok sık kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, “asla!” ya da “her zaman!” gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın. “Bu asansör asla çalışmaz!” ya da “Zaten her zaman telefon etmeyi unutursun!” gibi cümleler sadece hatalı değildir; aynı zamanda kızgınlık duygunuzda haklı olduğunuzu düşünmenize de yol açar ve siz durumla ilgili yargıyı vermiş olduğunuzdan, problemin çözümüne de katkıda bulunmaz. Örneğin, randevularına sürekli olarak geç gelen bir arkadaşınız olduğunu düşünelim. Hemen saldırmaya kalkmayın. Bunun yerine, neyi elde etmek istediğinizi, amacınızı düşünün. Sizin asıl istediğiniz arkadaşınızın randevuya sizinle aynı saatte gelmesi değil mi? O halde “Her zaman geç kalırsın! Tanıdığım en sorumsuz ve kayıtsız kişisin!” gibi yargılardan kaçının. Bu tür cümleler sadece arkadaşınızı incitmeye ve onun da kızmasına yol açacaktır. Ancak sorunun çözümüne katkıda bulunmayacak, hatta ilişkiyi bozarak zorlaştıracaktır. Bunun yerine; eğer bu arkadaşınız sizin için önemliyse, problemin ne olduğunu ortaya koyup her ikiniz için de işe yarayacak bir çözüm yolu bulmaya çalışabilirsiniz. Kendinize; öfkelenmenin hiçbir şeyi çözmeyeceğini, kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olmayacağını, hatta daha da kötü hissedebileceğinizi hatırlatın.

• Mantık öfkeyi yener, çünkü haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantığınıza sığının. Yıllarca dünyayı ve karşılaştığı olayları belli bir bakış açısıyla değerlendiren birine, yeni bir anlamlandırma biçimi kazandırmak uzun ve zorlayıcı bir çaba gerektirir. Sinirlendiğinizde tepki vermeden önce 5 kere nefes alıp verin ya da içinizden 10’a kadar sayın. Bu arada olaya olumlu bakma konusunda kendinizi uyarın. Hem karşınızdaki kişiyi ya da kişileri kırmamış olursunuz, hem de kendinizi öfkenin zararlı etkilerinden korumuş olursunuz.

“Öfkeyle kalkan, zararla oturur” sözü, bu yöntemin tarihinin ne kadar eski olduğunu bize gösteriyor. Tepki vermeden önce kendinize tanıyacağınız 15 saniyede hızlı bir değerlendirme yapabilirsiniz:

Nerdeyim?
Kimlerleyim?
Neler oluyor?
Zihnimden neler geçiyor?
Olaya nasıl bir anlam verdim?
 Beklentilerim neler?
Neler yapıyorum?

Günlük yaşamda, zamanı dondurup kendimizi değerlendirmemiz mümkün değil kuşkusuz. Ancak bu soruların tümünü olmasa bile, hiç değilse 2-3 tanesini kendimize sorabileceğimiz 15 saniyelik bir mola, tepkilerimizi yumuşatacak ve daha az öfkeli olmamıza yardımcı olacaktır.

Problem Çözme

Sizi öfkelendiren bir durumla karşı karşıya olduğunuzda, bunu sadece bir problem olarak düşünüp bir isim koymaya çalışabilirsiniz. ısimlendirdiğiniz problemi çözmeye çalışmak, ad koyamadığınız ve duygusal boyutu ile mantıksal boyutunu ayrıştıramadığınız bir sorunu çözmekten daha kolaydır. Şimdi önce isim verme ve problemi tanıma sürecine bakalım:

1. Problemi Belirleme:
- Problem hakkında bilgi toplama,
- Problemi alt problemlere indirgeme,
- Problemin bir yönünü seçip somutlaştırma,
- “Bu neden bir problem?” sorusuna cevap arama,
- “Kimin için bir problem?” sorusu üzerinde düşünme,
- “Bu probleme benim katkım ne?” (Bu konunun problem olmasına nasıl bir katkıda bulundum?) sorusu üzerinde düşünme,
- “Başka kimin katkısı var?” (Bunun problem haline gelmesinde içten içe suçladığım birileri var mı, kimler?) sorusu üzerinde düşünme,
- “ıdeal çözüm ne olurdu?” sorusuna cevap arama,
- “Nasıl bir sonuçla yetinebilirim?” sorusunu cevaplandırma.
ılk aşamada bu sorular üzerinde düşünerek, detaylarıyla birlikte problemin farkına vardıktan sonra ikinci aşamaya geçilebilir. Bu aşamaların tümünü mümkünse yazarak yapmak çok yararlı olacaktır. Sorunun tümüyle üstesinden gelene kadar yazdıklarınızı atmayın ve özellikle değerlendirme aşamasında tekrar onlara göz atın.

2. Seçenek Listesi:
- Tüm seçenekleri sıralama: Aklınıza gelen ve çözüme yararı olabilecek tüm seçenekleri (saçma bile olsa) düşünün ve kaydedin.
- Listenize “kaçma” (görmezden gelme) seçeneğini yazmayı unutmayın. Bu çok doğal bir tepki ve sizin hakkınız.
- Kabullenme seçeneği de listenizde bulunması gereken alternatiflerden biri. Bazı sorunlar (özellikle sizin dışınızdaki insanların kişilikleriyle ilgili olanlar) çözülemeyebilir ve bu noktada durumu olduğu gibi kabullenmek çok gerekli ve rahatlatıcı bir çözüm yolu olabilir.
- Tüm seçenekleri sıraladığınız yazılı bir listeniz olsun.

3. Plan Yapma:
- Seçenek listenizin tüm alternatiflerini inceleyin ve aklınıza yatan, içinize sinen bir tanesi üzerinde karar verin.
- “Karar verdiğim seçeneği nasıl gerçekleştirebilirim?” sorusunu sorun kendinize ve buna verdiğiniz cevapları yazın.
- ıhtiyaçlarınızın listesini çıkarın. “Bu sorunu, bu yolla çözmek için ne(lere) ihtiyacım var?” diye sorun kendinize ve ihtiyaçlarınızı sıralayın.
- Plan yapma aşamasında karşılaşacağınız engelleri de tahmin etmeye çalışmak yararlı olacaktır. “Beni ne engelleyebilir?” sorusunu sorun kendinize ve engel olarak karşılaşma olasılığınız olan her noktayı yazın.
- Bunlardan sonra kendinize bir eylem planı oluşturun. Yapacağınız her şey, yazılı olarak, adım adım belirlenmiş olsun.

4. Değerlendirme:
- Planınızı uygulamaya başladığınız andan itibaren değerlendirme yapmanız yararlıdır. Arada durup “Durum ne yönde değişti?” sorusuna cevap arayın.
- Bulduğunuz çözümün size neye malolduğunu kendinize sormanızda büyük yarar var. “Bana neye maloldu? Kazançlarım, kayıplarım neler?” sorularına cevap bulmaya çalışın. Bu sorulara verdiğiniz yanıtlar olumluysa planınızı uygulamayı sürdürebilirsiniz. Ancak size çok şeye malolduğuna ve kaybettirdiklerinin kazandırdıklarından çok olduğuna karar verirseniz ikinci aşamaya geri dönüp, yeni bir çözüm yolu bulmakta yarar var demektir. Bu durumda yeni bir plan yapıp uygulamak uygun olabilir.

• Yaptığınız planı uygularken elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın, ama yanıtları hemen bulamıyor ve sonuca hemen ulaşamıyorsanız kendinizi cezalandırmayın. Eğer soruna iyi niyetle yaklaşır, çabalar, “ya hep, ya hiç” tarzı düşünmez, elinizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ederseniz, sabrınızın taşma ihtimali de düşük olur.

• Bazen kızgınlık ve engellenmişlik duyguları, yaşamdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. “Her problemin bir çözümü vardır!” şeklindeki kültürel inançlarımız da, çözüm bulamadığımızda bu engellenmişlik duygularını artırır. Kızgınlık duyguları böyle durumlarda yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki en yararlı tutum, önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi araştırmaktır. Değiştirebileceğimiz bir şeyse çözüm yolları araştırılabilir ve yukarıda anlatıldığı gibi bir planlamayla problem çözme teknikleri kullanılabilir. Değiştirilemeyecek bir durumsa, çözüm üzerinde odaklaşmak yerine, en iyi strateji, sorunla yüzleşmek ve kabullenmektir.

Önerilerimizi Gerçek Hayattan Örneklendirelim:

• Zamanlama: Eğer sevdiğiniz biriyle belli konuları belli saatlerde konuşuyorsanız ve bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları konuşma saatinizi değiştirin. Belki yorgun, dikkatsiz oluyorsunuzdur ve belki sadece zamanlama hatasından sinirleniyorsunuz ve tartışma çıkıyordur.

• Kaçınma: Eğer babanızın televizyonda maç izlerken sinirli olması sizi de etkiliyor ve sinirlendiriyorsa, o saatte odanıza çekilin. Sizi öfkelendiren şeylere bakmaktan kendinizi alıkoyun. “Ama öfkelenmemem için babamın bağırıp çağırmaması lazım” demeyin. Konu şu anda bu değil. Konu kendinizi olabildiğince sakin tutabilmeniz.

• Alternatifler bulma: Eğer her hafta sonu arkadaşlarınızla buluşmaya giderken yoldaki trafik sizi engellenmişlik ve öfke duyguları içinde bırakıyorsa, bunu çözmeyi iş edinin. Elinize bir harita alıp aynı yere farklı, belki daha uzun ama daha rahat, manzaralı, hoş bir yoldan gitmeyi ya da evden daha erken/geç çıkmayı deneyin.
 
Prensesim 006ım demek sevgilin var :) ya vu sevgilin olsun da kız be kim tutar seni...
Şaka bi yana da bence bu kadar öfke patlaması olacak şekilde birikirme içinde hiçbişeyi , ufak büyük deme kime karşıysa o anki hislerin usturuplu bi biçimde söyle , biriktirdğin zaman o dediğin hızını alamayıp mail yazma yok efendim mesaj atma olmadı arama , haşat etme , ayar verme isteği ooo içinden çıkılmaz maksat öfkeyi hiç bacadan sokmamak ...
 
Sevgili mi yaptın kızzzzz..... vay terbiyesiz.... kaydirigubbakcemile3
Bak o öfkenin üzerine sen bi gece uyu.... tüm dertlere deva üzerine uyumak...
Yapamıyosan saldır gitsin amaaaaaannn.... aklinialirimsmile
 
Back
X