Tarihe meraklıyımdır az biraz. İlber Ortaylı üniversite yıllarımda bizim bölümün olmasa da okulumuzun hocasıydı ve çok sık sohbet etme imkanı bulurduk kendisiyle. Burada hemen belirteyim çok sevdiğim ve saydığım bir hocamdır. Onunla bir konuşmamızda bana şöyle bir cümle kurmuştu konuyla ilgili (tabi cümleyi tam olarak sözcüğü sözcüğüne yazamam aradan yıllar geçti) Tarih bir bilimdir ve elinizde yeterli veriler olduğunda çıkarımlarda bulunabilirsiniz. Şehzade Mustafa geleneksel anlamda yetiştirilmiş bir şehzadeydi. Cihad kültürü hakimdi. Ve fakat dönem artık cihad dönemi değildi. Önemli olan topraklarınızı ne kadar büyüttüğünüz değildi yani o dönemde. Önemli olan ekonomik ve teknik açıdan ne kadar geliştiğinizdi. Yani düşünün tüm dünyada coğrafi keşifler başlamış, bilimsel gelişmeler başlamış, rönesans kültürü başlamış siz elinizde kılıç Allah Allah diye koştursanız neee, koşturmasanız ne. Zaten dönem itibariyle aldığımız topraklara yaptığımız yatırımlar ordan gelen gelirleri karşılamamaya başlamıştı. Onu bir kenara bırakın artık daha fazla genişlemek de mümkün değildi (doğal sınırlar malum) Yani Osmanlı aslında bildiğimiz anlamda emperyalist bir devlet değildi. Emperyalist olmak için bir yeri fethetmeden oraya el koymak ve kaynaklarını çeşitli yollarla yağmalamak gerekir. Biz coğrafi olarak fethediyorduk gerisi nanay... Selim evet ordunun başında savaşa çıkmamıştır, çok da iyi yapmıştır ayrıca. Ama ordunun yanında savaş çıkmazken Osmanlı'da bir çok yenilik ilk defa Selim zamanında yapılmıştır. Ekonomiye önem vermiştir. Batılılaşmaya ilk defa onun döneminde adım atılmıştır vs. vs. Ama işte sadece çıkarımda bulunabiliyoruz. Şimdi şehzade Mustafa'nın öldürülmediğini ve padişah olduğunu düşünelim bir anlığına, ne olacaktı... Savaş üstüne savaş devam edecekti. Doğal sınırlara ulaştığımızdan çok fazla da birşey elde edilemeyecekti. Batı rönesansa girerken biz hala ortaçağ'da kalacaktık. Çünkü dediğim gibi Mustafa geleneksel kültürde yetiştirilmiş bir şehzadeydi. Hatta geleneksel kültürde yetiştirilmiş son şehzadeydi. Hürrem hayranlığına gelince, ben hayatım boyunca kimseye hayran olmadım arkadaşım. Sadece empati kurmaya çalışıyorum. Kendinizi onun yerine koyun. Aileniz öldürülüyor gözünüzün önünde. Bambaşka bir ülkede tanımadığınız bir adama SATILIYORsunuz. O adamdan çocuklarınız oluyor ve iki ihtimal var, ya sizin çocuklarınız ölecek ya da sizden önceki kadının doğurduğu çocuk... Ne yapardınız?
burdaki konu hürrem suçlu suçsuz değil bana göre
orada herkes kendini korumak için birşeyler yapıyodur o konuyla pek ilgilenmiyorum ben
ben olsam ben de çocuklarımı korumaya çalışırım ama onu bunu öldürterek değil ama bu dizide gösterilen
zaten olayların tamamen dizide gösterildiği gibi olduğunu düşünmüyorum onlar kurgu
halk arasında yayılan dedikodular var ama bu gerçek mi değil mi bilemeyiz
mesela mahidevran da mehmeti öldürtmüş gibi gösterildi dizide ama tarihte bunun bi dedikodu olduğu da yazıyo o yüzden o konularda gerçeği bilemeyiz zaten
ama hürremin devler işlerine karıştığını biliyorum hatta son zamanlarda elçilerde yazışmalar yapacak derecede karışmaya başlamış
kanuni tahta selimi yakın gördüyse bir bildiği vardı diye düşünüyorum bende
en uygun kişi mustafa olsa o da mustafayı düşünürdü zaten
zaten mehmet ölmeseydi tahta mehmeti düşünüyodu
ama öldürmesi konusunda başka sebepler de vardır belki halkın mustafayı istemesi kendisini tahtından indireceğini düşünmesi otoritesinin sarsılacağını düşünmesi de öldürülme sebeplerinden olabilir
o dönemim şartlarına göre yadırgamıyorum ben durumu
selimin sanata vs şeylere daha düşkün bi şehzade olduğunu okumuştum
ama yönetimde etkin olduğunu düşünmüyorum daha doğrusu o şekilde okudum
sadece sınırları genişletmek değil olay zaten sınır genişletmeyi birisi örnek verdiği için söyledim
ama devlet yönetimi de önemli değil mi sence
selim edebiyat alanında eserler bırakmış ve selimiye camiyi yaptırmıştı diye hatırlıyorum bazı hayratlar yaptırmıştı ayrıca
o dönemde batının üstünlüğü kabul edilmemişti zaten ki batılı tarzda yenilikler yapılmadı diye biliyorum
o yenilikler sokullu öldükten sonra yapıldı devlet yönetiminde bozulmalar meydana geldiği için sonrasında
duraklamanın sebepleri zaten yönetimin bozulması, ordunun bozulması, isyanlar çıkması ve pozitif bilimlere önem verilmemesi, beşik ulmalığının getirilmesi,sosyal yapının bozulması gibi sebepler bu da o dönemlere denk geliyo
asıl batılılaşma gerileme döneminde başladı
senin yenilik diye kastettiğin örnekkler ne ki batılılaşma anlamında