- Katılım
- 26 Ağustos 2024
- Mesajlar
- 352
- Emoji Skoru
- 202
- Puanlar
- 33
- Yaş
- 35
- Konu Sahibi ebrulimm3232
-
- #181
evet bir kez kırıldığı yerden de bir daha kırılmıyor insan. kırıla kırıla bir şey kalmayıncaya dek benim hayatımda işler hep böyle ilerledi maalesef.Anladım.
Kırılınca telafi olması zor da ondan dedim.
hayır ayrılmadık. yani insanın birine özellikle de tanımadığı birine benzer başka yorumlarda da gördüğüm üzere gurursuz ya da onursuz demeyi doğru bulmuyorum. kelimeler herkes için aynı duyguyu ifade etmez. evet genel çoğunluk hem fikir olabilir ama ben buna katılmıyorum.Yani ayrıldın mı yoksa gururunun üstünde tepinmeye devam mı ediyorsun hala?
İnsanların kirmasına izin verdiğin için olabilir mi biraz da? Bile bile devam ediyorsun, kırılmaya da devam ediyorsun aslında. Kolay gelsin ne diyeyim insan kendine değer vermeyince bir şey değişmiyor...evet bir kez kırıldığı yerden de bir daha kırılmıyor insan. kırıla kırıla bir şey kalmayıncaya dek benim hayatımda işler hep böyle ilerledi maalesef.
her dediğine evet demiyorum, bunu başından beri hiç yapmadım. ama tabii kırmamak adına sevdiğim için mutlu olsun diye yaptığım bir sürü şey oldu. artık bir çoğunu da yapmayı bıraktım zaten.bi de gelip marifet gibi anlatıyor, başkasından duymuyorsunuz
bunu hep sizi daha da kırmak parçalamak için yapıyor. daha da güçsüzleşin ve her dediğine evet deyin diye. umarım bu acıyı çektiğinize değiyordur ne diyeyim.
Siz böyle yazınca o kadar çok üzülüyorum ki…evet bir kez kırıldığı yerden de bir daha kırılmıyor insan. kırıla kırıla bir şey kalmayıncaya dek benim hayatımda işler hep böyle ilerledi maalesef.
bu benim problemim evet farkındayım. maalesef ailemde ya da özel hayatımda hiç bir zaman kendini önceliklendiren biri olamadım. belki de bana öyle öğretildi ya da dayatıldı bilmiyorum. bunu düzeltmek istiyorum, çabalıyorum da. ama insanın bilmediği bir şeyi kolayca yapması ya da bir günde kendini sevip kıymet vermeye başlaması pek mümkün olmuyor.İnsanların kirmasına izin verdiğin için olabilir mi biraz da? Bile bile devam ediyorsun, kırılmaya da devam ediyorsun aslında. Kolay gelsin ne diyeyim insan kendine değer vermeyince bir şey değişmiyor...
İşte sen kendine kıymet vermeyince karşıdaki de böyle davranıyor. Nasıl olur bilmiyorum tabii, terapi mi lazım yoksa kişisel gelişim kitapları mi, bu adamdan ayrılarak bir adım atacaksin ama konfor alanından da cikamiyorsunbu benim problemim evet farkındayım. maalesef ailemde ya da özel hayatımda hiç bir zaman kendini önceliklendiren biri olamadım. belki de bana öyle öğretildi ya da dayatıldı bilmiyorum. bunu düzeltmek istiyorum, çabalıyorum da. ama insanın bilmediği bir şeyi kolayca yapması ya da bir günde kendini sevip kıymet vermeye başlaması pek mümkün olmuyor.
çok daha fazlasını, bunu da geçtim gönlümden geçen her davranışı her hareketi (iyi anlamda) hak ettiğimi biliyorum. ama kalbimde çok sevgi var, bu sevgiyle ne yapacağımı bilemiyorum. ve bu sevginin bir kısmını da ona duyuyorum. annemi sevemedim, babamı sevmeye başlamışken göçtü gitti. sevmeye çalıştıklarım da çeşit çeşit şekillerde beni şaşırtmayı başardı.Siz böyle yazınca o kadar çok üzülüyorum ki…
Evcil hayvan sahiplen en azından sevgine emeğine karşılık verir hem sevgin de hak etmeyene gitmemiş olurçok daha fazlasını, bunu da geçtim gönlümden geçen her davranışı her hareketi (iyi anlamda) hak ettiğimi biliyorum. ama kalbimde çok sevgi var, bu sevgiyle ne yapacağımı bilemiyorum. ve bu sevginin bir kısmını da ona duyuyorum. annemi sevemedim, babamı sevmeye başlamışken göçtü gitti. sevmeye çalıştıklarım da çeşit çeşit şekillerde beni şaşırtmayı başardı.
ben beni defalarca aldatan eşimden bile ayrılamadım, sebebi yine ''konfor alanıydı'' anneme gittim, kaşınma yediğin önünde yemediğin arkanda otur aşağıya dedi. eski eşime gittim halledicem herşey çok güzel olacak dedi. arkadaşıma gittim boşanırsan hayatın eskisinden daha kötü olabilir iyi erkek yok en azından bunun huyunu suyunu biliyorsun yıllardır boşver dedi. yani benim konfor alanı sandığım her şey bu konuşmalardan ibaretti. eve giren 2 maaş, her akşam koltuğun iki köşesinde oturan sohbet etmeyen 2 kişi. istediğimi market, fırın, kahveciden alıp gelen ama arkada benimle birlikte olmayıp başkalarına giden bir adam. beni gezdirmesi öyle bir pazarlandı ki bana bunlar konfor alanı ise evet bunları bile bırakamadım.İşte sen kendine kıymet vermeyince karşıdaki de böyle davranıyor. Nasıl olur bilmiyorum tabii, terapi mi lazım yoksa kişisel gelişim kitapları mi, bu adamdan ayrılarak bir adım atacaksin ama konfor alanından da cikamiyorsun
Sadece zaman kaybı başka bir açıklaması yok evde aşkım bebeğim dışarıda iki yabancı altı senelik ilişkisi olmuş iki yıllık da evli bir bayan olarak söylüyorum eşimin elini tutmadığımda kendisi elini ver der bu evli olduğumuz için değil keza sevgili iken de böyleydi kendinizi kullandıtırmayın derim ben alkollüyken değil Ayıkken seni seviyorum diyebilecek milyon tane erkek varHerkese merhaba,
Bir süredir devam eden bir ilişkim var. Genel anlamda mutluyum, ama bir yandan da kafama oturmayan, içimin rahat etmediği konular var. Emin olamama sebebim uzun bir evlilikten çıkmış olmam (10 yıl) flört, sevgililik gibi konulardan çok uzun süredir uzak kalmam.
Sevgilimle zaman zaman aynı evi paylaşıyoruz. Ev içindeyken herhangi bir sorunumuz yok. Uyumlu bir çiftiz diyebilirim. Ama o başlardaki yoğun sevgi gösterileri, aşk dolu sözler artık yok (en son ne zaman seni seviyorum dediğini hatırlamıyorum) Bunun sebebi artık daha sık görüşmemiz, ilişkinin zamanla ilerlemesinden kaynaklı söylenmiyor olması olabilir. Güzel sözleri çoğu zaman yalnızca alkol aldığı zamanlar duyabiliyorum. O zaman çok rahatça bülbül gibi ötebiliyor.
Ancak beni asıl rahatsız eden başka bir konu var.
Neredeyse 35 yaşına gelmiş bir kadınım komik bulacaksınız belki, hatta benim için trajikomik. Sevgilim elimi tutmuyor. Nereye gidersek gidelim (ilk zamanlar beraber olduğumuzu söylemedik ya da göstermedik benim boşanmamın üzerinden çok zaman geçmediği için. o zamanlar makul karşılıyordum) geziyoruz, spora gidiyoruz, yemeklere çıkıyoruz. Hiç birinde el ele bir yere girdiğimizi ya da el ele yürüdüğümüzü bilmiyorum. Ki çoğu zaman ortak çevremizin olmadığı yerlerde gezeriz.
Zaman zaman bu konuda çok üzerine gittim. Çok söyledim. Biz ev çifti değiliz böyle bir ilişki şekli istemiyorum diye. O sıralar baktı ki ben çok olay yaratıyorum, beni bir gece İstanbul'un diğer yakasına götürüp (elimi tutturabilmek için kıta değiştirdik resmen) biraz çay kahve içip geri getirdi. Beraberliğimiz yıla yaklaştı. Benim hatırladığım ve sadece 1 kez yaptığı elimi tutmak buydu.
Bunları yazarken bile utanıyorum. Adam benim elimi tutmak için beni bildiğiniz kilometrelerce uzağa götürdü ve bunu 1 kez yaptı.
Bu beklentimin normal, onun bu tavrının normal olmadığını biliyorum. İçimin rahat etmeme sebebi de bu. Seviyor biliyorum, ama herkes herkesi sever. Beni ne olarak, nasıl sevdiğini kestiremiyorum. Hissedemiyorum da.
Uzun süredir içinden çıkamadığım bu konuyu sizlerle paylaşmak ve fikir almak istedim..
Ben şimdiki adamdan bahsediyorumben beni defalarca aldatan eşimden bile ayrılamadım, sebebi yine ''konfor alanıydı'' anneme gittim, kaşınma yediğin önünde yemediğin arkanda otur aşağıya dedi. eski eşime gittim halledicem herşey çok güzel olacak dedi. arkadaşıma gittim boşanırsan hayatın eskisinden daha kötü olabilir iyi erkek yok en azından bunun huyunu suyunu biliyorsun yıllardır boşver dedi. yani benim konfor alanı sandığım her şey bu konuşmalardan ibaretti. eve giren 2 maaş, her akşam koltuğun iki köşesinde oturan sohbet etmeyen 2 kişi. istediğimi market, fırın, kahveciden alıp gelen ama arkada benimle birlikte olmayıp başkalarına giden bir adam. beni gezdirmesi öyle bir pazarlandı ki bana bunlar konfor alanı ise evet bunları bile bırakamadım.