• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Yalnızlık hissiyle başa çıkmak

guldereliii

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
5 Eylül 2025
Mesajlar
46
Emoji Skoru
65
Puanlar
3
Merhaba, birkaç gün önce burada bir konu açmıştım ve bir ayrılık sonrası evden tasınma ve toparlanmaya çalışma gibi içerikli bir yazı yazmıstım. Şimdi ise bu sürecin bana farkettirdiği bir şeyi paylasmak ve fikrinizi almak istiyorum.
Hayatım boyunca hep her konuda tek başıma yetebileceğime inanan bir insan oldum, ama bu "Ben tek başıma güçlüyüm" duygusundan değil aynaya baktığımda gördüğüm insanı hiçbir zaman gerçekten sevemedim, belki de bu yüzden hiç kimsenin de beni sevmeyeceğine inandım.
"Arkadaşlık" kavramına hayatımda bu yüzden hayatımda hiç yer vermedim.
Bir çok kisinin kazanabilmek için yıllarca çabaladığı cok güzel bir mesleğim var fakat ben o mesleğe de bence layık olamadım. İsyerinde arkadaş grubuna dahil olamayan tek kişiydim, tıpkı okul yıllarında kendine bir arkadaş edinemeyen, kendini ifade etmekten cekinen o kız olduğum gibi. O yüzden ben hep "kendim hallederim, birinin desteğine dostluguna ihtiyacım yok" diyerek yaşadım.
ama şuan içinde yasadıgım süreçte hayatımda bana "nasılsın?" diye soracak birinin varlığına ihtiyaç duyuyorum. "Ne kadar üzgün olduğunu görüyorum" diyerek sarılacak bir omuza bir gün gerçekten ihtiyaç duyuyormuş insan.
Belki de kendi başına kalmaya kendini ikna etmiş biriyken "biri gerçekten beni sevdi mi?" duygusunu yaşayıp o sevilmeme hissiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalınca bu kadar ağırlaştım.
"Yaşadığın süreci atlatmak için dısarı çık arkadaşlarınla gez sosyalleş" dediklerinde buruk bir şekilde "benim bir arkadaşım yok" dediğinde farkediyormus insan senelerce kabullendiği yalnızlığı. Bu kadar yalnız olmasaydım belki beni bu kadar yaralamazdı yaşadıgım durum. Ama boş duvarlarla konusmaya mahkum olunca o acılar olduğundan çok daha ağır geliyor insana.

28 yaşındayım, insanın kendini sevmesi nasıl mümkün olur bilmiyorum, çok üzgünüm deyip birine sarılamıyor olmakla nasıl başa çıkar bilmiyorum, bizden ne istiyorsun niye bunu yazdın diyebilirsiniz, sadece kendi kendime taşıdıkça ağırlaşan bir yalnızlığı biriyle paylaşmak istedim o kadar.
 
Oldukça haklısınız mesela ben hastalık sürecimde evden çıkamadığım dönemlerde bir kız arkadaşım olsaydı da yanıma gelseydi otursak iki laf etseydik diye düşünürdüm. Sadece bir arkadaşım ne yapıyorsun diye mesaj atmıştı ben de evde durmaktan çok bunaldım sıkılıyorum yazmıştım. İnsan bi yanına geleyim der ya da dışarı çıkalım der. Yazdığımı resmen görmezden gelmişti. Ben de bunun eksikliğini yaşıyorum. Erkek arkadaşım var dertlerimi ona anlatıyorum o da olmasaydı hayat çok sıkıcı geçerdi benim için
 
Merhaba, birkaç gün önce burada bir konu açmıştım ve bir ayrılık sonrası evden tasınma ve toparlanmaya çalışma gibi içerikli bir yazı yazmıstım. Şimdi ise bu sürecin bana farkettirdiği bir şeyi paylasmak ve fikrinizi almak istiyorum.
Hayatım boyunca hep her konuda tek başıma yetebileceğime inanan bir insan oldum, ama bu "Ben tek başıma güçlüyüm" duygusundan değil aynaya baktığımda gördüğüm insanı hiçbir zaman gerçekten sevemedim, belki de bu yüzden hiç kimsenin de beni sevmeyeceğine inandım.
"Arkadaşlık" kavramına hayatımda bu yüzden hayatımda hiç yer vermedim.
Bir çok kisinin kazanabilmek için yıllarca çabaladığı cok güzel bir mesleğim var fakat ben o mesleğe de bence layık olamadım. İsyerinde arkadaş grubuna dahil olamayan tek kişiydim, tıpkı okul yıllarında kendine bir arkadaş edinemeyen, kendini ifade etmekten cekinen o kız olduğum gibi. O yüzden ben hep "kendim hallederim, birinin desteğine dostluguna ihtiyacım yok" diyerek yaşadım.
ama şuan içinde yasadıgım süreçte hayatımda bana "nasılsın?" diye soracak birinin varlığına ihtiyaç duyuyorum. "Ne kadar üzgün olduğunu görüyorum" diyerek sarılacak bir omuza bir gün gerçekten ihtiyaç duyuyormuş insan.
Belki de kendi başına kalmaya kendini ikna etmiş biriyken "biri gerçekten beni sevdi mi?" duygusunu yaşayıp o sevilmeme hissiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalınca bu kadar ağırlaştım.
"Yaşadığın süreci atlatmak için dısarı çık arkadaşlarınla gez sosyalleş" dediklerinde buruk bir şekilde "benim bir arkadaşım yok" dediğinde farkediyormus insan senelerce kabullendiği yalnızlığı. Bu kadar yalnız olmasaydım belki beni bu kadar yaralamazdı yaşadıgım durum. Ama boş duvarlarla konusmaya mahkum olunca o acılar olduğundan çok daha ağır geliyor insana.

28 yaşındayım, insanın kendini sevmesi nasıl mümkün olur bilmiyorum, çok üzgünüm deyip birine sarılamıyor olmakla nasıl başa çıkar bilmiyorum, bizden ne istiyorsun niye bunu yazdın diyebilirsiniz, sadece kendi kendime taşıdıkça ağırlaşan bir yalnızlığı biriyle paylaşmak istedim o kadar.
Bence bir psikologa gidin düzenli seans iyi gelir. Kendinizi yemeğe çıkartın elbise alın. Evdeyken güzelce rahat his eşofman giyin kahvenizi yapın bir kitaba başlayın. İstekiler biryere davet ederse gidin katılın. İstemseniz bile katılmaya zorlayın kendinizi davetlere. Bulunduğunuz ilde kitap okuma kulübü vs varsa katılın. Çevrenizdeki insanlara nasılsın diye sorun , kalbinizi açık tutun. Bir övgü günlüğü tütün, hergun kendinizle ilgili övgüler yazın. Basit de olabilir hiç önemli değil. Kendiniz gerçekten değerlisiniz. Başarılısınız ve bu başarıyı siz calisarak elde ettiniz.
 
Oldukça haklısınız mesela ben hastalık sürecimde evden çıkamadığım dönemlerde bir kız arkadaşım olsaydı da yanıma gelseydi otursak iki laf etseydik diye düşünürdüm. Sadece bir arkadaşım ne yapıyorsun diye mesaj atmıştı ben de evde durmaktan çok bunaldım sıkılıyorum yazmıştım. İnsan bi yanına geleyim der ya da dışarı çıkalım der. Yazdığımı resmen görmezden gelmişti. Ben de bunun eksikliğini yaşıyorum. Erkek arkadaşım var dertlerimi ona anlatıyorum o da olmasaydı hayat çok sıkıcı geçerdi benim için
Hastasıyız diye dışarı çıkalım dememiş olabilir. Dinleniyorsunuz diye de eve gelmemiş olabilir. Erkek arkadaşınız gelecek yanınıza diye düşünmüş olabilir. Arkadaş ilişkilerinde açık olmakta ve adım atmakta fayda var. İnsanlar düşüncesiz linkten ziyade çekingen olabiliyor akıllarına gelmeyebiliyor. Bir iki teklif ederim mesela dışarıda buluşalım bana gel bu hafta şu gun müsait misin vs diye. Kabul etmezse vs sormam tekrar. Ama başkalarına sorarım. İllaki kimyaniz uyan birileri olur. Denemeden bilemezsiniz.
 
Merhaba, birkaç gün önce burada bir konu açmıştım ve bir ayrılık sonrası evden tasınma ve toparlanmaya çalışma gibi içerikli bir yazı yazmıstım. Şimdi ise bu sürecin bana farkettirdiği bir şeyi paylasmak ve fikrinizi almak istiyorum.
Hayatım boyunca hep her konuda tek başıma yetebileceğime inanan bir insan oldum, ama bu "Ben tek başıma güçlüyüm" duygusundan değil aynaya baktığımda gördüğüm insanı hiçbir zaman gerçekten sevemedim, belki de bu yüzden hiç kimsenin de beni sevmeyeceğine inandım.
"Arkadaşlık" kavramına hayatımda bu yüzden hayatımda hiç yer vermedim.
Bir çok kisinin kazanabilmek için yıllarca çabaladığı cok güzel bir mesleğim var fakat ben o mesleğe de bence layık olamadım. İsyerinde arkadaş grubuna dahil olamayan tek kişiydim, tıpkı okul yıllarında kendine bir arkadaş edinemeyen, kendini ifade etmekten cekinen o kız olduğum gibi. O yüzden ben hep "kendim hallederim, birinin desteğine dostluguna ihtiyacım yok" diyerek yaşadım.
ama şuan içinde yasadıgım süreçte hayatımda bana "nasılsın?" diye soracak birinin varlığına ihtiyaç duyuyorum. "Ne kadar üzgün olduğunu görüyorum" diyerek sarılacak bir omuza bir gün gerçekten ihtiyaç duyuyormuş insan.
Belki de kendi başına kalmaya kendini ikna etmiş biriyken "biri gerçekten beni sevdi mi?" duygusunu yaşayıp o sevilmeme hissiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalınca bu kadar ağırlaştım.
"Yaşadığın süreci atlatmak için dısarı çık arkadaşlarınla gez sosyalleş" dediklerinde buruk bir şekilde "benim bir arkadaşım yok" dediğinde farkediyormus insan senelerce kabullendiği yalnızlığı. Bu kadar yalnız olmasaydım belki beni bu kadar yaralamazdı yaşadıgım durum. Ama boş duvarlarla konusmaya mahkum olunca o acılar olduğundan çok daha ağır geliyor insana.

28 yaşındayım, insanın kendini sevmesi nasıl mümkün olur bilmiyorum, çok üzgünüm deyip birine sarılamıyor olmakla nasıl başa çıkar bilmiyorum, bizden ne istiyorsun niye bunu yazdın diyebilirsiniz, sadece kendi kendime taşıdıkça ağırlaşan bir yalnızlığı biriyle paylaşmak istedim o kadar.
Kurslara katılın ,orda illaki karşınıza arkadaş edineceginiz kişiler çıkar.Zamanla telefon numaralarınızı verip görüşmeye başlarsınız.Disari çıkın tek te olsa, yürüyüş yapın,kitap okuyun,müzik dinleyin.Emin olun bu ruh haliniz devam etmeyecek.Kimse için heleki haketmeyenler için kendini asla üzüp enerjinizi düşürmeyin.Geçecek hepsi..
 
Hastalıktan kastım grip gibi değil bacağıma protez takıldı bir yıl evden çıkamadım. O süreçte yazmıştı bir kere bile yanıma gelmedi bunu kastediyorum. Daha çok şey yaşadım tek anlattığım durum bu
Şimdi nasılsınız peki
 
Bende öyleydim heemde bipolar hastasıyım bana yürüyüş ve el isi iyi geldi sanada tavsiye ederim.
 
Oldukça haklısınız mesela ben hastalık sürecimde evden çıkamadığım dönemlerde bir kız arkadaşım olsaydı da yanıma gelseydi otursak iki laf etseydik diye düşünürdüm. Sadece bir arkadaşım ne yapıyorsun diye mesaj atmıştı ben de evde durmaktan çok bunaldım sıkılıyorum yazmıştım. İnsan bi yanına geleyim der ya da dışarı çıkalım der. Yazdığımı resmen görmezden gelmişti. Ben de bunun eksikliğini yaşıyorum. Erkek arkadaşım var dertlerimi ona anlatıyorum o da olmasaydı hayat çok sıkıcı geçerdi benim için
Sadece 1 kez gerçekten yakın olabileceğimi düsündüğüm bir meslektaşımı kendimi çok üzgün hissettigim bir akşam aramıştım, yanına gitmek belki bi çay içmek ve içimi dökmek istemistim. Bana saatler sonra yazmıstı duymamısım diye. "Neden aramıştın, sen bana ne söyleyecektin" bile demedi. Böyle olunca da herkese fazlalık olmak ve yalnızlık düsüncesiyle baş başa kalıyorsunuz iste. Size de çok gecmis olsun 🌸
 
Sadece 1 kez gerçekten yakın olabileceğimi düsündüğüm bir meslektaşımı kendimi çok üzgün hissettigim bir akşam aramıştım, yanına gitmek belki bi çay içmek ve içimi dökmek istemistim. Bana saatler sonra yazmıstı duymamısım diye. "Neden aramıştın, sen bana ne söyleyecektin" bile demedi. Böyle olunca da herkese fazlalık olmak ve yalnızlık düsüncesiyle baş başa kalıyorsunuz iste. Size de çok gecmis olsun 🌸
Evet ben de bu şekilde yoksayılma durumlarını çok fazla yaşadım ve bana bu muameleyi yapanları sildim. Sile sile çevremde insan kalmadı ama en azından kaliteli yalnızlık yaşıyorum diyorum. Teşekkür ederim 🩷 yani düzgün bir dost olmadığı sürece ben yalnız kalmaya tamamım
 
Bence bir psikologa gidin düzenli seans iyi gelir. Kendinizi yemeğe çıkartın elbise alın. Evdeyken güzelce rahat his eşofman giyin kahvenizi yapın bir kitaba başlayın. İstekiler biryere davet ederse gidin katılın. İstemseniz bile katılmaya zorlayın kendinizi davetlere. Bulunduğunuz ilde kitap okuma kulübü vs varsa katılın. Çevrenizdeki insanlara nasılsın diye sorun , kalbinizi açık tutun. Bir övgü günlüğü tütün, hergun kendinizle ilgili övgüler yazın. Basit de olabilir hiç önemli değil. Kendiniz gerçekten değerlisiniz. Başarılısınız ve bu başarıyı siz calisarak elde ettiniz.
Terapiye gidiyorum. Belki cocukluğumdan beri gelen kaybetme korkusu, sevginin sadece koşullu kazanılabileceği inancı, bırakmayı öğrenememek, kendini hiç sevememiş olmak gibi alt yapılardan bahsetmisti bana. Ama ilk defa kendimle kalmak bu kadar zorluyor beni. Birkaç kez birilerine adım atmayı denedim ama onlardan da sıcak bir karsılık alamayınca zaten hayatım boyunca kurmadığım bir bağ için adım atmak daha da zor oluyor.
 
Kurslara katılın ,orda illaki karşınıza arkadaş edineceginiz kişiler çıkar.Zamanla telefon numaralarınızı verip görüşmeye başlarsınız.Disari çıkın tek te olsa, yürüyüş yapın,kitap okuyun,müzik dinleyin.Emin olun bu ruh haliniz devam etmeyecek.Kimse için heleki haketmeyenler için kendini asla üzüp enerjinizi düşürmeyin.Geçecek hepsi..
Umarım dediginiz gibi geçer gider ve biraz ferahlayabilirim. Çok teşekkür ederim🌸
 
Terapiye gidiyorum. Belki cocukluğumdan beri gelen kaybetme korkusu, sevginin sadece koşullu kazanılabileceği inancı, bırakmayı öğrenememek, kendini hiç sevememiş olmak gibi alt yapılardan bahsetmisti bana. Ama ilk defa kendimle kalmak bu kadar zorluyor beni. Birkaç kez birilerine adım atmayı denedim ama onlardan da sıcak bir karsılık alamayınca zaten hayatım boyunca kurmadığım bir bağ için adım atmak daha da zor oluyor.
Olsun denemeye devam edin siz. Terapi ile ilerlemeniz güzel. Evet malesef bizler koşullu sevildik. Ben de yardım isteyen mesela. Sonradan öğrendim çocukken yardım istediğimizde ebeveynlerinin ya tepki vermiş ya da yardıma yanıt vermemiş. Ve biz yardım istemeyi birakmisiz. Doğru bir tespit malesef.
Ama biz değerliyiz. Bunu bilinçsiz yapamiyorsak ödev gibi bilinçli yapmalıyız.
 
Kendimizle ilgili ilk algımız içeriden değil dışarıdan gelir. Seviliyor muyum, değerli miyim, güvende miyim? Bu soruların cevabını ilk elden bakım verenlerimizden alırız. Bu noktada kendinizi şanssız bulmayın milyarlarca insan benzer yollardan geçiyor.
Kendi kendime yeterim diye düşünüyorsunuz çünkü yetmeniz gerektiğini öğrendiniz. Belki arkadaşlık ilişkilerinde bile kendinizi akışa bırakamayışınızın sebeplerinden biri güvenli alanda kalma ihtiyacınız. İstenilmediğinizi yada değer görmediğinizi deneyimleyebileceğinizden korktuğunuz alanlarda bağ kurmaya belkide baştan ket vuruyorsunuz.

Yalnızlık genelde yalnız kalmakla ilgili değil daha içten gelen bir hal. Ben bunun diğerleri tarafından da koklanabilir olduğunu düşünüyorum. Ve bir eşik yada duvar oluşuyor.

Kendinizi sevmek için kendinize en yakın arkadaşınız yada kızınız olsaydı ona davranacağınız gibi davranın. Sevdiğiniz ve değer verdiğiniz insanlara neyi sunuyorsanız onları neye layık görüyorsanız kendinize de onu verin.
Mesela verdiğiniz sözleri tutmaya çaba harcayan biri misiniz? Eğer öyleyse kendinize verdiğiniz sözleri tutar mısınız? Kendinizi, isteklerinizi, hayallerinizi ciddiye alıyor musunuz? Yani özsaygı ve özsevgi arasında da bağlantı var. Kendine saygısı olan insan kendini seven insandır.
 
Benzer hislerden çok geçtim. Şimdi birçok şey çok çok farklı hayatımda. Kendimi o kadar uzun süre sevmedim ki sevmeye nerden nasıl başlayacağımı bilemiyordum bile. Ama sanırım bi süredir kendimi çok seviyorum. Bunu da artık hiç kimseyi kaybetmekten delicesine korkmamamdan anlıyorum. Bu sorgulamalar iyidir, değiştirip dönüştürür insanı. Çok çok gençsin, hiçbir şey böyle kalmayacak. Kendini algılayış biçimin çok değişecek, kendinle barışacaksın, işte o zaman kendini tüketmekten çıkıp kendini beslemeye başlayacaksın. O zaman da hayatına güzel insanlar girecek. Bazı insanlar hiç sorgulamaz, sadece suçlar, sitem eder, kurban rolünü oynar, ve de yerinde sayar. 40 yaşına gelir hala aynıdır, gram yol almaz. Ama sorgulayan, içine dönüp bakan insan o kadar çok şeyi değiştirir ki kendinde ve hayatında. Ben eskiden zaman kaybı gibi görürdüm bu sorgulamaları ama asla değilmiş. Tam tersi çok çok kıymetliymiş.
 
Ben de kendimi bazen yapayalnız hissediyorum. Terk edilme ve yalnızlık korkusuyla büyüdüm, bu durum kız arkadaşlık ilişkilerime de yansıdı. Birkaç kız arkadaşım var fakat kalabalıklar içinde tek başıma gibiyim. Bu hayatta en iyi anlaştığım ablam var o da yurtdışında. Çok fazla sevgi açlığı var içimde. Bu da beni bazen duygusal boşlukta hissettiriyor. Keşke beni seven, bana değer veren, sarıp sarmalayan , saçımı okşayan, göz bebeği gibi bakan sevgilim olsaydı diyorum. Ama artık erkekler çok değişti ve böyle bir erkeğin sadece filmlerde olduğunu biliyorum. Doludizgin aşk yaşamak bir hayal sadece. Kendime psikolojik olarak yatırım yapmaya başladıkça, kendimle vakit geçirdikçe bu boşluk hissi bir nebze azalıyor. Kendimi sevmeye yeni yeni başladım. Bana zarar veren insanları kendimden uzaklaştırıyorum.
 
Sadece 1 kez gerçekten yakın olabileceğimi düsündüğüm bir meslektaşımı kendimi çok üzgün hissettigim bir akşam aramıştım, yanına gitmek belki bi çay içmek ve içimi dökmek istemistim. Bana saatler sonra yazmıstı duymamısım diye. "Neden aramıştın, sen bana ne söyleyecektin" bile demedi. Böyle olunca da herkese fazlalık olmak ve yalnızlık düsüncesiyle baş başa kalıyorsunuz iste. Size de çok gecmis olsun 🌸
yazdıklarınıza bile bir hüzün sindirmeyi başarabilmişsiniz, her satırda hissediyor insan.
bunu neden yapıyorsunuz kendinize , isteseniz iş hayatından mutlaka arkadaş edinebilirsiniz, yani bunu yapan sizsiniz bence.
iç dünyanızda bu duruma engel olan şeyi bulup çözmeye çalışın bence.
 
Yalnızlık genelde yalnız kalmakla ilgili değil daha içten gelen bir hal.
olay tam olarak bu.
ve yalnızlık hissinin en büyük sebebi de bence insanın kendisini sevmemesi.
insan kendisini sevince yalnızken bile kimseye ihtiyaç duymaz diye düşünüyorum
 
Kendinizi sevmek için kendinize en yakın arkadaşınız yada kızınız olsaydı ona davranacağınız gibi davranın. Sevdiğiniz ve değer verdiğiniz insanlara neyi sunuyorsanız onları neye layık görüyorsanız kendinize de onu verin.
Mesela verdiğiniz sözleri tutmaya çaba harcayan biri misiniz? Eğer öyleyse kendinize verdiğiniz sözleri tutar mısınız? Kendinizi, isteklerinizi, hayallerinizi ciddiye alıyor musunuz? Yani özsaygı ve özsevgi arasında da bağlantı var. Kendine saygısı olan insan kendini seven insandır.
Terapistim de bana buna benzer bir cümle kurarak "Öğrencilerine gösterdiğin şefkati kendine göstermeyi neden denemiyorsun" demisti. Başkaları zarar görmemeli, ben başkalarına yardımcı olmalıyım, ben herkese hakettiği sevgi ve şefkati hissettirmeliyim ama kendim hariç. Kendime davrandığım kadar kimseye acımasızca davranmadım. Ama sizin kendini sevmek kendine saygı duymak dediğiniz yer benim için bir bilinmezlikten ibaret.
 
Back
X