Aklıma madde bağımlıları ve aileleri ile ilgili bir belgesel geldi.
Orada çoğu aile kucak açmayı, ilgi-şefkat ve hoşgörüyü denemiş. Başarılı olan da var ama suistimal edilen daha çok.
Birine hep verici iseniz ve artık onun değişmesi gerektiğini düşünüyorsanız okkalı bir "HAYIR!" çarpacaksınız suratına.
Bu bağımlılardan biri, defalarca tedavi edilmiş, hırsızlığa bulaşmış hapisten kaç kere kurtarmış ailesi görüşüp konuşup ödemeler yaparak vs vs...
En son, kadın fark etmiş ki oğlunu her pislikten aklayıp, hiçbir bedel ödemesine izin vermiyor; o zaman çocuğun aynı düzende gittiğini görmüş. Ve evden kovmuş. Öyle bir kovmuş ki "Bir daha bu kapıya gelirsen, polisi ararım! Defol, kendini düzeltmeden gelme." diye. Kadın diyordu ki "Oğlumu bir gün 3. sayfa haberinde görebileceğimi biliyordum ama bunu göze aldım. Bir sene bu korku ve stresle yaşadım ama eğer bunu yapmasaydım, ben ömrümün sonuna kadar her gün ölecektim"
Ve çocuk düzelmiş. Kendisi gitmiş paşa paşa hastaneye "Alın beni" diye ve bir sene boyunca kaçmadan orada uğraşmış, ailesini de geri kazanabilmek için.
Size tavsiyem de bu.
Evden kovacak, maddi yardımı kesecek, hiçbir şekilde iletişime geçmeyecek "Düzel ve sonra gel!" diyeceksiniz, şart koşacaksınız "Ya hastaneye yatarsın, ya da yok benim senin gibi evladım, ben bu adamı tanımıyorum!!!" diyeceksiniz, gerekirse polisle yaka paça attıracaksınız evden, ne kadar yalvarırsa yalvarsın almayacaksınız "Ne yapman gerektiğini biliyorsun" diyecek kapıyı açmayacaksınız. Dımdızlak kovacaksınız ya, sokaklarda kalsın, açlık sefillik çeksin de elindekinin kıymetini anlasın.
"Hayır" diyeceksiniz. Zorlu bir hayır, kendisini ispat etmesini gerektiren duvar gibi bir hayır.