- 20 Haziran 2007
- 4.250
- 27
- 358
- 46
çok mutlu bir anne babanın çocuğu olarak el bebek gül bebek büyütülmüş olmama rağmen bu yazıyı okuyunca çok ama çok duygulandım ve sizlerle paylaşmak istedim
lütfen çocuklarımız için mutlu birer aile olmaya çalışalım kızlar..
sevgiler
---------------------------------------------------
Çocuğum ben. Ama çoğu çocuktan farklıyım. Her şeye sahibim. Üstelik iki kere sahibim.
Hangi çocuğun iki tane odası olur ya da iki bilgisayarı? Hangi çocuk iki bisiklete sahiptir? Sayısını bilmediği kadar oyuncağı vardır?
Peki ya iki tane evim olduğunu söylesem. Çocukça bir hayal değil bunlar. Gerçek. Hem de zaman zaman canımı acıtan kâbus gibi çöken gerçek.
Bayramlarda iki kere harçlık alıyorum. İki defa doğum günüm oluyor. İki kere “İyi ki doğdun” diyorlar. Ve ben iki defa yaşım kadar mum üflüyorum. Hediyelerim ikiye katlanıyor böylelikle. Herkesten daha çok arkadaşım var. Bir o mahalleden, bir bu mahalleden.
İki defa tatile gidiyorum. Yaz tatili dönüşünde öğretmenime “Tatiliniz nasıl geçti?” konulu en uzun kompozisyonu ben veriyorum. Veda ve merhabalarla yüklü otobüs yolculuklarını en çok ben yapıyorum.
Bazen eşyalarımı diğer evde unutuyorum. Yarım kalan kitabım ben gelinceye kadar hasretle bekliyor. Kavuşunca ise okunan sayfalar unutulmuş olup kitaba yeniden başlanıyor.
Bu şekilde yarım kalan işlerim sadece kitaplarla sınırlı değil. Annemle sohbet yarım. Babamla sarılmam yarım. Aldığım cezalar yarım... Öyle ya tercih edilmeyeceklerini düşündüklerinden hak ettiğim cezalar bile erteleniyor. Sonrasında da unutuluyor.
Aslına bakarsanız bu durum bazen hoşuma gidiyor. Çocukça bir savaş kazanma duygusu.
Kazanılması gereken ise BEN.
Bilmedikleri ise kazanılacak bir toprağın olmadığı. Çünkü bu toprak her iki tarafın yağmurlarıyla sulanacak. Verimli olması için her iki tarafın tohumlarına ihtiyaç duyacak. Bu toprak, tercih etme yanılgısına düşmeksizin her iki tarafın bölgesinde ayrı ayrı da olsa anlam bulacak.
Tam tamamlanır gibi oluyor yarımlar, vakit doluyor. Diğer eve dönüş zamanı geliyor. Zaman sanki bana herkesten daha hızlı akıyor. Her ikisine de doyamıyorum.
Onlara kızamıyorum... Beni sevdiklerini biliyorum. Alıştım bu hayata. Sevmedim ama alıştım. Alışınca mutlu olurum sandım.
Yanıldım...
Ben ne orada ne de buradayım. İki arada sıkışıp kaldım. Sahip olduklarım çoğaldı belki ama bedenimle, aklımla ortadan ikiye ayrıldım.
***
ÇOCUĞUM BEN
Benden, önce hayallerimi çaldınız.
Arayıp da bulamayayım diye denizin derinine sakladınız.
Oyuncaklarımla konuşmamı yadırgayıp alayladınız .
Büyük yaşamları minicik bedenime sığdırmayı maharet sandınız.
Benden, doğallığımı çaldınız.
Maskeler takmam için zeminler hazırladınız.
Ben karşı geldikçe siz kaşınızı kaldırdınız.
Suçluluk duymaya başlayınca gönlümü almaya uğraştınız.
Benden, yaratıcılığımı almayı başardınız.
Yaptıklarımı beğenmeyip düzeltmeye çalıştınız.
Benim yerime düşünüp kararlar aldınız.
Kendime güvenimi kazanmayı bana bıraktınız.
Beni sürekli başkalarıyla karşılaştırdınız.
Onlar gibi olmam için yarıştırdınız.
Kime benzemem gerektiğine karar veremediniz.
Size sormadan kendim gibi olmayı seçtim bilesiniz.
Peki, size kızgın mıyım?
Hayır değilim.
Çocuğum ben, çabuk affederim.
Bir gülümsemeniz yeterli bana.
Beni sevin ki sevilmenin nasıl bir şey olduğunu bileyim.
Sevileyim ki ben de seveyim.
Sevmenin gücüyle umutlarımı yeşertip dünyayı değiştireyim.
Çocuk değil midir an’da yaşayan
Dün için pişmanlık duymayıp, gelecek için kaygılanmayan.
Benden alacağınız dersler çok
Yetişkinliğinize bir ara verip, haydi benimle oynayın top!
a.s.
lütfen çocuklarımız için mutlu birer aile olmaya çalışalım kızlar..
sevgiler
---------------------------------------------------
Çocuğum ben. Ama çoğu çocuktan farklıyım. Her şeye sahibim. Üstelik iki kere sahibim.
Hangi çocuğun iki tane odası olur ya da iki bilgisayarı? Hangi çocuk iki bisiklete sahiptir? Sayısını bilmediği kadar oyuncağı vardır?
Peki ya iki tane evim olduğunu söylesem. Çocukça bir hayal değil bunlar. Gerçek. Hem de zaman zaman canımı acıtan kâbus gibi çöken gerçek.
Bayramlarda iki kere harçlık alıyorum. İki defa doğum günüm oluyor. İki kere “İyi ki doğdun” diyorlar. Ve ben iki defa yaşım kadar mum üflüyorum. Hediyelerim ikiye katlanıyor böylelikle. Herkesten daha çok arkadaşım var. Bir o mahalleden, bir bu mahalleden.
İki defa tatile gidiyorum. Yaz tatili dönüşünde öğretmenime “Tatiliniz nasıl geçti?” konulu en uzun kompozisyonu ben veriyorum. Veda ve merhabalarla yüklü otobüs yolculuklarını en çok ben yapıyorum.
Bazen eşyalarımı diğer evde unutuyorum. Yarım kalan kitabım ben gelinceye kadar hasretle bekliyor. Kavuşunca ise okunan sayfalar unutulmuş olup kitaba yeniden başlanıyor.
Bu şekilde yarım kalan işlerim sadece kitaplarla sınırlı değil. Annemle sohbet yarım. Babamla sarılmam yarım. Aldığım cezalar yarım... Öyle ya tercih edilmeyeceklerini düşündüklerinden hak ettiğim cezalar bile erteleniyor. Sonrasında da unutuluyor.
Aslına bakarsanız bu durum bazen hoşuma gidiyor. Çocukça bir savaş kazanma duygusu.
Kazanılması gereken ise BEN.
Bilmedikleri ise kazanılacak bir toprağın olmadığı. Çünkü bu toprak her iki tarafın yağmurlarıyla sulanacak. Verimli olması için her iki tarafın tohumlarına ihtiyaç duyacak. Bu toprak, tercih etme yanılgısına düşmeksizin her iki tarafın bölgesinde ayrı ayrı da olsa anlam bulacak.
Tam tamamlanır gibi oluyor yarımlar, vakit doluyor. Diğer eve dönüş zamanı geliyor. Zaman sanki bana herkesten daha hızlı akıyor. Her ikisine de doyamıyorum.
Onlara kızamıyorum... Beni sevdiklerini biliyorum. Alıştım bu hayata. Sevmedim ama alıştım. Alışınca mutlu olurum sandım.
Yanıldım...
Ben ne orada ne de buradayım. İki arada sıkışıp kaldım. Sahip olduklarım çoğaldı belki ama bedenimle, aklımla ortadan ikiye ayrıldım.
***
ÇOCUĞUM BEN
Benden, önce hayallerimi çaldınız.
Arayıp da bulamayayım diye denizin derinine sakladınız.
Oyuncaklarımla konuşmamı yadırgayıp alayladınız .
Büyük yaşamları minicik bedenime sığdırmayı maharet sandınız.
Benden, doğallığımı çaldınız.
Maskeler takmam için zeminler hazırladınız.
Ben karşı geldikçe siz kaşınızı kaldırdınız.
Suçluluk duymaya başlayınca gönlümü almaya uğraştınız.
Benden, yaratıcılığımı almayı başardınız.
Yaptıklarımı beğenmeyip düzeltmeye çalıştınız.
Benim yerime düşünüp kararlar aldınız.
Kendime güvenimi kazanmayı bana bıraktınız.
Beni sürekli başkalarıyla karşılaştırdınız.
Onlar gibi olmam için yarıştırdınız.
Kime benzemem gerektiğine karar veremediniz.
Size sormadan kendim gibi olmayı seçtim bilesiniz.
Peki, size kızgın mıyım?
Hayır değilim.
Çocuğum ben, çabuk affederim.
Bir gülümsemeniz yeterli bana.
Beni sevin ki sevilmenin nasıl bir şey olduğunu bileyim.
Sevileyim ki ben de seveyim.
Sevmenin gücüyle umutlarımı yeşertip dünyayı değiştireyim.
Çocuk değil midir an’da yaşayan
Dün için pişmanlık duymayıp, gelecek için kaygılanmayan.
Benden alacağınız dersler çok
Yetişkinliğinize bir ara verip, haydi benimle oynayın top!
a.s.