• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Annesiyle mesafeli olanlar var mı?

Niçin? Ben bir soru soruyorum. Bakıyorum altında ikili sohbete başlanmış. Her bildirimde girip okuyorum ne yorumlar gelmiş diye ama bir bakıyorum iki kişi birbiriyle sohbet ediyor. Doğru mu bu? Kendi aralarında edebilirler özelden.
Cevabını vermişler size ve doğru bir cevap. Mesaj çok olursa güncel kalır konunuz. İlgisini çekmeyen okuyucu zaten es geçiyor o konuları ya da sizin sorunuzu okuyup cevap veriyor. İlgi üstümde olsun izlenimi veriyorsunuz bu şekilde..
 
Niçin? Ben bir soru soruyorum. Bakıyorum altında ikili sohbete başlanmış. Her bildirimde girip okuyorum ne yorumlar gelmiş diye ama bir bakıyorum iki kişi birbiriyle sohbet ediyor. Doğru mu bu? Kendi aralarında edebilirler özelden.
Tamam da alakasız bir şey konuşmuyorlar ki herkes kendi tecrübesini paylaşıyor. Tavrınız bana çok itici geldi
 
Ben aslında bu seneye kadar iyi sayılırdım annemle. Yani öyle büyük bir problemimiz olmazdı ufak tefek şeyler olsa da. 6 ay önce doğum yaptım ve lohusa depresyonuna girdim. O süreci çok ağır atlattım, maalesef 3 hafta kadar annemin yanında kalmak zorunda kaldım eşimle beraber. Çünkü sürekli ağlıyordum bebeğimle ilgilenemiyorum, sezaryen acısı da cabası. Ama bu süreçte annem eşime çok kötü davrandı sebepsiz yere. Eşim eve her geldiğinde annem suratını astı, sohbet etmedi, eşim nasılsın anne dediğinde bazen cevap bile vermedi. Resmen küfreder gibi baktı her seferinde. Oysaki eşim dünya iyisi biridir. Anneme çok saygılı efendi güler yüzlüdür. Şimdiye kadar anneme en ufak bir saygısızlığı olmamıştır. Annem evine birileri geldiği zaman rahatsız olan bir tip. Sebepsiz yere. Bu damadı da olsa böyle. Tuhaf bir insan. Sevgi dolu değildir. O günlerden sonra ben de kendisinden elimde olmadan soğudum. Şimdi istesem de eskisi gibi hissedemiyorum.
Anne olmak zor bakın bir doğum bile bedeni geçtim ruhu nasıl da etkiliyor. Annez hata etmiş ayıp etmiş ama Anneliğine verin. Hayat kısa, eşinize de unutturuverin kendiniz de unutun bence ❤️
 
Annemle cok ayrıyız aslında , o çok otoriter kuralları olan bi kadın , ben sessiz herşeyine he diyen taraf , düzeni kurar ve öyle olsun ister bu benim evde de böyle olur . Biz ona ayak uyduralım ister dominant bi kadın ama bi o kadar da konuşkan ve becerikli .
2 doğumda da farklı şehirlerde olmamıza rağmen hem baktı bize hem aldı yanına götürdü . Bazen gün içinde ki 4.aramasına Öf anne desem de üzüldüm şimdi yarın o aramadan ben arayayım bari .
 
Ben aslında bu seneye kadar iyi sayılırdım annemle. Yani öyle büyük bir problemimiz olmazdı ufak tefek şeyler olsa da. 6 ay önce doğum yaptım ve lohusa depresyonuna girdim. O süreci çok ağır atlattım, maalesef 3 hafta kadar annemin yanında kalmak zorunda kaldım eşimle beraber. Çünkü sürekli ağlıyordum bebeğimle ilgilenemiyorum, sezaryen acısı da cabası. Ama bu süreçte annem eşime çok kötü davrandı sebepsiz yere. Eşim eve her geldiğinde annem suratını astı, sohbet etmedi, eşim nasılsın anne dediğinde bazen cevap bile vermedi. Resmen küfreder gibi baktı her seferinde. Oysaki eşim dünya iyisi biridir. Anneme çok saygılı efendi güler yüzlüdür. Şimdiye kadar anneme en ufak bir saygısızlığı olmamıştır. Annem evine birileri geldiği zaman rahatsız olan bir tip. Sebepsiz yere. Bu damadı da olsa böyle. Tuhaf bir insan. Sevgi dolu değildir. O günlerden sonra ben de kendisinden elimde olmadan soğudum. Şimdi istesem de eskisi gibi hissedemiyorum.
Mesafeliyim...Keşke en basından olsaymısım..Şuan evıne gıttıgımde benı kırk yılda bır gordugu mısafırlerını agırlar gibi saygıyla agırlıyor..

Ben de kırk yılda bır gıdıyorum gercı...

Bu iyi...Sınırlar önemliymiş...Bazen pes edersin ve çin seddi örersin..Çünkü artık senin çekirdek bir ailen var...

Senin mutlu olman demek mutlu bır cocuk yetıstırmen demek..Mutlu bır evlılık demek...

Ayrıca ailem de olsa eşime saygısızlık yapamaz...Yaptırmam..Direkt komple ılıskımı keserım...Bana da onun ailesi yapamaz..
 
Çok üzüldüm ama maşallah öyle böyle büyütmüşsünüz çocukları. En zorlu zamanları geride kalmış. Bundan sonra da eşiniz siz birbirinize yetersiniz Allahın izniyle. Ben henüz 6 aylık anneyim. Zaten doğumdan sonra bi depresyon sürecim olduğu için insan ekstra bir omuz arıyor yanında. Anne şefkati arıyor. Ama maalesef ben de annem tarafından çok yalnız bırakıldım bu süreçte. Annem eşime surat yapınca gider odada bir de bunun için ağlardım. Şükür şimdi daha iyiyim ama hâlâ aklıma geldikçe kendi kendime sorgularım niye böyle yapmıştı ki diye. Demek ki içinde yok. Napalım.
Ben kendi çekirdek aileme sarıldım. Siz de öyle yapacaksınız. Allah bizimkilerin canlarına sağlık versin ama annesini kaybetmiş bir sürü kadın var. Onlar da evlat sahibi oluyor. Onlar nasıl altından kalkıyorsa biz de kalkacağız bir şekilde. Ben annemi yok sayıyorum. Küçük abime ya da bize gelindiğinde annemi de alıp getiriyoruz. Kenarda oturup gidiyor birkaç saat. Bizimle bağı, varlığı ancak bu kadar. Zaten bizi evine almaz büyük oğlu rahatsız oluyor diye. Alıştık artık ne yapalım.
 
Yukarıdaki tavrınızı okuyunca kusura bakmayın ama bir de anneden dinlemek lazım konuyu diye düşündüm.🤷‍♀️
Ben size katılmıyorum. Ben de saygısızlık olarak görüyorum bir konu altında yapılan ikili konuşmaları, sohbetleri. Nitekim konu sahibi azarlamamış, hakaret etmemiş. Konuşacak konuları varsa özelden devam etsinler demiş. Konu sahibinin konusu cevap aranan değil, bir destek bir teselli aranan türde bir konu. Ne kadar çok cevap geldiğine değil, samimi bir destek alıp alamadığına bakar insan. Kendisi destek beklerken başka sohbetler dönünce de üzülür. Zaten anne tarafından yara almış, burda kendi konusunda dışlanmak ne hissettirir bunu bir düşünün rica ederim. Gerçek hayatta bir arkadaşınıza desteğe gitseniz onu bırakıp kendi aranızda sohbet mi ediyorsunuz? Burda da yapmamalıyız bence.
 
Annelerimiz bize bakmak zorunda değil, bebeğimize bakmak zorunda değil. Eşimin eli ayağı varken eşime bakmak zorunda değil. Ben de böyle düşünüyorum. Severek yapan da var, yapmayan da. Alınmak kırılmak çocukça bana göre. Herkes anne babasını tanıyarak büyüyor.
 
Kafama tek takılan konu siz eşinizi 3 hafta anneniz de kalmaya nasıl ikna ettiniz. Genelde anneler gider kendi ailelerinin yanına rahat etmek için ama erkek gitmez. Anneninizin misafir sevmeyen yapisini biliyorsunuz hala neden eşinizi de götürüyorsunuz hiç anlamadım. Onca tavra eşiniz neden kalmaya devam etti onu da anlamadım. Ben gideyim evde kalayım dememiş o da.
 
Annelerimiz bize bakmak zorunda değil, bebeğimize bakmak zorunda değil. Eşimin eli ayağı varken eşime bakmak zorunda değil. Ben de böyle düşünüyorum. Severek yapan da var, yapmayan da. Alınmak kırılmak çocukça bana göre. Herkes anne babasını tanıyarak büyüyor.
Sevindim sizin adınıza. Anne tarafından görülmemek, sevilmemek, önemsenmemek nedir tatmamışsınız demek ki. Annelerimiz bize bakmak zorunda demiyoruz zaten. Öyle böyle bir şekilde altından kalkıyoruz. Ama yaşadığımız şeylere kör, sağır anne olunca da yalnız hissediyoruz.

Anne koşulsuz sevgi demek. Onu alamayınca, sağlığında şefkatine hasret bırakınca buruklaşıyor insan. Diyorsunuz ki evladı için yüreği titreyen milyonlarca anne varken benimki neden böyle.

Neyse damdan düşenin halini damdan düşen anlar derler. Belki o yüzden konu sahibini desteklemek istedim ben. Beğenmemişsiniz mesajımı. Bunu da beğenmezsiniz muhtemelen. Ama ben yine de fikrimi söylemeye devam edeceğim.

Fiziken bir desteği olmasa bile yeni anne olmuş çocuğu bir evladın sorumluluğuna alışırken aynı zamanda kendisinin de bir evlat olduğunu hissettiren kişidir anne. Bu duygu rahatlatır, sorumluluk almasını kolaylaştırır, kendisini güvende hissettirir. Bu kadarını da yapamıyorlarsa o da onların annelik anlayışı ne diyeyim. Hayat ne getirir götürür bilemem. Ama Yaradan ömür ve sağlık verdiği sürece ben evlatlarıma bu kadar yalnız hissettirsem kalbim sızlar, vicdan azabından ölürüm.

Bu sebeple konu sahibi arkadaşıma, tanımadığım bir insan olmasına rağmen yalnız değilsin, duygunu anlıyorum demek istiyorum. Her konuyu eleştirmek, dikenlerle gitmek zorunda değiliz. Bazen sadece omzuna dokunmak, anlıyorum demek yeter.

Ben size uzun uzun yazmış olabilirim ama işin özü ve özeti, biraz empati ve şefkat duygusuyla yaklaşmak zor olmamalı diye düşünüyorum.
 
Sevindim sizin adınıza. Anne tarafından görülmemek, sevilmemek, önemsenmemek nedir tatmamışsınız demek ki. Annelerimiz bize bakmak zorunda demiyoruz zaten. Öyle böyle bir şekilde altından kalkıyoruz. Ama yaşadığımız şeylere kör, sağır anne olunca da yalnız hissediyoruz.

Anne koşulsuz sevgi demek. Onu alamayınca, sağlığında şefkatine hasret bırakınca buruklaşıyor insan. Diyorsunuz ki evladı için yüreği titreyen milyonlarca anne varken benimki neden böyle.

Neyse damdan düşenin halini damdan düşen anlar derler. Belki o yüzden konu sahibini desteklemek istedim ben. Beğenmemişsiniz mesajımı. Bunu da beğenmezsiniz muhtemelen. Ama ben yine de fikrimi söylemeye devam edeceğim.

Fiziken bir desteği olmasa bile yeni anne olmuş çocuğu bir evladın sorumluluğuna alışırken aynı zamanda kendisinin de bir evlat olduğunu hissettiren kişidir anne. Bu duygu rahatlatır, sorumluluk almasını kolaylaştırır, kendisini güvende hissettirir. Bu kadarını da yapamıyorlarsa o da onların annelik anlayışı ne diyeyim. Hayat ne getirir götürür bilemem. Ama Yaradan ömür ve sağlık verdiği sürece ben evlatlarıma bu kadar yalnız hissettirsem kalbim sızlar, vicdan azabından ölürüm.

Bu sebeple konu sahibi arkadaşıma, tanımadığım bir insan olmasına rağmen yalnız değilsin, duygunu anlıyorum demek istiyorum. Her konuyu eleştirmek, dikenlerle gitmek zorunda değiliz. Bazen sadece omzuna dokunmak, anlıyorum demek yeter.

Ben size uzun uzun yazmış olabilirim ama işin özü ve özeti, biraz empati ve şefkat duygusuyla yaklaşmak zor olmamalı diye düşünüyorum.
Herkesin kendine haklı olduğu dünyadayız. Hepimiz zaman zaman zor süreçlerden geçiyoruz. Herkes her konuda destek görüyor mu? Yok tattım ben de merak etmeyin. Bazen üzülüyoruz ama günün sonunda herkesi olduğu gibi kabul ediyoruz maalesef. Benim annem de doğumumda yanımda bile olmayacak fındık fıstık hasat dönemi. Zorla gel diyemem ki. Kaynanam da hasatta olacak ama o gelirim diyor ağızla da olsa :) annem demiyor. Karakter farkları işte. Ne yapabilirz? Lohusasınız üzmeyin kendinizi değiştiremeyeceğiniz şeyler için. Demek istediğim şey bu aslında. Kırmak için söylemiyorum.
 
Sohbetinizi özelden veya ayrı bir konu açıp etseniz nasıl olur 😊
Konuştukları saç boyası,makyaj malzemesi değil ki aynı dertten muzdarip iki insanın yazışması.Asıl konuyu saptıran siz oldunuz sohbet filanla, kaç kişi bunun için yazar artık.Sizin gibi insanlar şu şekil tepkiyi zamanında asıl kişilere verebilseniz sorun kalmayacak da işte;kurban rolü tatlı geliyor.
 
Ben size katılmıyorum. Ben de saygısızlık olarak görüyorum bir konu altında yapılan ikili konuşmaları, sohbetleri. Nitekim konu sahibi azarlamamış, hakaret etmemiş. Konuşacak konuları varsa özelden devam etsinler demiş. Konu sahibinin konusu cevap aranan değil, bir destek bir teselli aranan türde bir konu. Ne kadar çok cevap geldiğine değil, samimi bir destek alıp alamadığına bakar insan. Kendisi destek beklerken başka sohbetler dönünce de üzülür. Zaten anne tarafından yara almış, burda kendi konusunda dışlanmak ne hissettirir bunu bir düşünün rica ederim. Gerçek hayatta bir arkadaşınıza desteğe gitseniz onu bırakıp kendi aranızda sohbet mi ediyorsunuz? Burda da yapmamalıyız bence.
Bakış açınızda böyle basit şeyler için dışlanmak eylemi varsa kalabalık ortamda yalnız hissedersiniz daima. Atıyorum rastgele bir araya aynı sebepten gelmiş 5 kişilik grupta 2 kişi arasında bir konuda görüş bildiyor. Gruba odaklanın uyarısı vermek üslubu ne kadar yerinde olursa olsun nezaketten uzak bir tavır.

Öyle ortamlarda önce ikili üçlü sonra aynı konu üzerinde konuşmalar gerçekleşir. Durumu şahsi algılamamak gerek.
 
Bakış açınızda böyle basit şeyler için dışlanmak eylemi varsa kalabalık ortamda yalnız hissedersiniz daima. Atıyorum rastgele bir araya aynı sebepten gelmiş 5 kişilik grupta 2 kişi arasında bir konuda görüş bildiyor. Gruba odaklanın uyarısı vermek üslubu ne kadar yerinde olursa olsun nezaketten uzak bir tavır.

Öyle ortamlarda önce ikili üçlü sonra aynı konu üzerinde konuşmalar gerçekleşir. Durumu şahsi algılamamak gerek.
Basit kime göre basit? Kilo üzerinden örnek vereyim. Sizin dayanıklılığınız 100 kg kaldırmaya elverişlidir, arkadaşınız 5 kg’ı bile kaldırırken zorlanır. Size göre basit olan başkasına ağır gelebilir. Yükü kimin taşıdığına göre değişir durum. O yüzden yükü taşıyan kişiye göre değerlendirme yapmak gerekir benim fikrimce.

Atıyorum boşanmış/ yakınını kaybetmiş/ sağlık sorunu yaşamış vs. bir arkadaşınızı ziyaret ettiğinizde elbette iki kişi arasında da konuşma olur ama ev sahibi dışarda bırakılmaz. Konu onun etrafında döner, çünkü ziyaret sebebi odur. Eğer destek için evine gittiğiniz birisine desteği unutup kendi derdinizi ya da hayatınızdaki herhangi bir şeyi öne çıkarırsanız bence asıl bu ayıptır. Ben öyle düşünüyorum ve bu konuda özenli olmaya çaba gösteriyorum. Konu sahibi arkadaşım da bunu söylemek istedi diye düşünüyorum.
 
Basit kime göre basit? Kilo üzerinden örnek vereyim. Sizin dayanıklılığınız 100 kg kaldırmaya elverişlidir, arkadaşınız 5 kg’ı bile kaldırırken zorlanır. Size göre basit olan başkasına ağır gelebilir. Yükü kimin taşıdığına göre değişir durum. O yüzden yükü taşıyan kişiye göre değerlendirme yapmak gerekir benim fikrimce.

Atıyorum boşanmış/ yakınını kaybetmiş/ sağlık sorunu yaşamış vs. bir arkadaşınızı ziyaret ettiğinizde elbette iki kişi arasında da konuşma olur ama ev sahibi dışarda bırakılmaz. Konu onun etrafında döner, çünkü ziyaret sebebi odur. Eğer destek için evine gittiğiniz birisine desteği unutup kendi derdinizi ya da hayatınızdaki herhangi bir şeyi öne çıkarırsanız bence asıl bu ayıptır. Ben öyle düşünüyorum ve bu konuda özenli olmaya çaba gösteriyorum. Konu sahibi arkadaşım da bunu söylemek istedi diye düşünüyorum.
Hayat, her küçük şeyi kişiye göre ağır diyerek merkezine almak zorunda olduğumuz kadar uzun ya da kırılgan değil, bu basit dediğim kısmı.

Fiziksel ağırlık örneği vermişsiniz ama değişmez ağırlık fiziksel olan, alınganlık ise değişebilir,öğrenilmiş bir davranış biçimi. İkisi kıyaslanabilir mi? Ontolojik olarak farklılar bir kere...

Son örneğinize değinirsek, gelen kişilerin saygısızlık yapması için bilinçli bir şekilde çoğunluğun konudan uzaklaşıp kendi gündemimizi oluşturmaya geldik durumuna evrilmesinde olur ki evet haklısınız derdim konu sahibine de.

"Size katılmıyorum" demeniz bana göre konunun saygı çerçevesinde doğal akışını sağlamanız, sizin bakış açınızla da şu an bizim birbirimize cevap vermemiz de saygısızlık.
 
Hayat, her küçük şeyi kişiye göre ağır diyerek merkezine almak zorunda olduğumuz kadar uzun ya da kırılgan değil, bu basit dediğim kısmı.

Fiziksel ağırlık örneği vermişsiniz ama değişmez ağırlık fiziksel olan, alınganlık ise değişebilir,öğrenilmiş bir davranış biçimi. İkisi kıyaslanabilir mi? Ontolojik olarak farklılar bir kere...

Son örneğinize değinirsek, gelen kişilerin saygısızlık yapması için bilinçli bir şekilde çoğunluğun konudan uzaklaşıp kendi gündemimizi oluşturmaya geldik durumuna evrilmesinde olur ki evet haklısınız derdim konu sahibine de.

"Size katılmıyorum" demeniz bana göre konunun saygı çerçevesinde doğal akışını sağlamanız, sizin bakış açınızla da şu an bizim birbirimize cevap vermemiz de saygısızlık.
Kilo örneği vermemin sebebi basit ve anlaşılır olabilmesi için. Her derdin her kişide etkisi aynı olmayabilir. Derdi çeken kimse ona göre davranmak gerekir demek istedim. İşin özeti biraz empati yapmak, onun penceresinden bakmak lazım diye düşünüyorum.

Ama haklısınız, konu sahibini savunmak için gereksiz uzattım konuyu. Kendisi konuda destek göremeyeceğini düşününce bıraktı gitti ama ben hala savunuyorum. Aile tarafından yalnız hissettirilmek nedir bildiğim için fazla içselleştirdim sanırım. Bu sebeple kendisinden özür diliyorum.

Bu günlerin geçici olduğunu, eşine çocuğuna sarılmasını, aile olarak birbirlerine kenetlemelerinin en önemli değer olduğunu söyleyerek konuyu kendi açımdan kapatıyorum.
 
Annesiyle bu denli çabuk bag koparabilene sasiyorum , benimkinin de saysam milyon tane bana zorbaligi var ama cocukken hastalandigimda sarilip sevmesi hatrıma geldiginde dahi icim isinir.
kocaniz belki siz duymadan annenize kiracak incitecek bir sey söylemiş olabilir. once nedenini annenize bir sorun sonra hala azarlamaya kotu davranmaya devam ederse görüşme aralıklarını acarsiniz gerekirse.
bebeginizi sağlıkla büyütün insallah.
 
Benim kv nin iki kızı bir de eşim olmak üzere üç çocuğu var.Ben yıllar önce hamile iken ,bir gün beni yanına çekti dedi ki ; "ben kızlarımın çocuklarına bakmadım ,baban da diyor ki (kp den bahsediyor) totosuna güvenen çocuk doğursun" Bu kalitede,bu bencillikte bi kv ye sahiptim ki bu bencillikle halen yaşıyor 88 yaşında ,kendini hiç yıpratmadı çünkü.Çocuğuma da tek bir saat bakmadı bile.Kendi anneciğim ise rahmetli oldu ,ve hep torun baktı ,benimki en küçüktü, hasta haliyle bile ona yetmeye çalıştı ,ruhu şad olsun ,dolayısıyla her anne gerçek anne ,her baba da gerçek baba olamaz .Kimse düzelmez, hayatınıza odaklanın,kabule geçin.Değiştiremeyeceğiniz şeyler için üzülmeyin.
 
Sezeryandi malesef.
İkincide sezaryen olacak.kayinvalidem var ona birakcaz bakalım.annemden daha çok ilgilenir ne yalan diyim.esim de yanımda kalacak şuan için öyle planladik
Böyle kv ler bize hiç denk gelmedi ,Maşallah,ne mutlu size , bebeğinizi sağlıkla kucağınıza alın 🍀🍀🤲🤲
 
Back
X