• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Boşanmak tek çözüm mü?

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Ay niye calismasin ya bunun emekliligi var yasliligi var ozaman ne yapicak bu kadin
Niye çalışsın ki?

Erkeğin ağzından çıkacak cümlelerle hayatını yaşasın işte.

Git derse gider, gel derse gelir, belki vicdanlıdır(!) adam boşamazda hem.

Pff bir adım ilerleyemiyoruz şu memlekette.
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Hic bir erkek icin (esim bile olsa) Avrupa’da memuriyetimi birakmazdim. Asla! Uyumlanmask gereken o, naz yapmayi birakip yuzune bir su carpsin ve hayatini eline alsin. Yoksa ailesinin yanina donsun de gorsun bakalim Turkiye’de hayat sartlarini.
 
Genelde eşiniz kötülenmiş yorumlarda ama bence eğer Türkiye ye dönerseniz eşinizin de işi iyiyse siz de çalışmayın. Hayat çalışmadan da daha güzel devam edebilir. Evinizin bir düzeni yemeği daha rahat bir piskolojiniz olur. Belki sosyal çevre edinir haftalık eğitim kurslarına yazılabilrisiniz.. yani sizde dengeler biraz bozulmuş kadın tüm gin dışarda erkek evde oturuyor ve hiçbir işe elini sürmeden. O bi fedakarlık yapmış siz de onun için deneyebilirsiniz
Calismayi da tattim, su an calismiyorum, calismamak kadar insani kotu hissediren, sikismis hissettiren bir sey yok. Kimligini kaybetmek gibi bir sey. Avrupa’da memur olmak nasil bir nimet haberiniz var mi? Bir de Turkiye’ye gelip calismayacak, ailesi ve arkadaslari dogup buyudugu yerde kalmis olacak, bu adamin ailesinden baska kimsesi olmayacak. Inanilmaz yanlis bir tavsiye vermissiniz kusura bakmayin.
 
boşan evli kal sen bilirsin ama sakın işini bırakıp onun için türkiyeye dönme. sürekli ailesini ağırlayıp beş kuruş için gözünün içine bakacaksın. ayrıca almanyada okudun trde kolay iş bulursun kısmı safsata. tabiki bulursun ama nasıl iş bulursun. çok daha düşük ücrete çook daha uzun süre çalışacaksın. kocan hala bir şeyin ucundan tutmuyor olacak ve sen üstüne bir de kayın ailenle ilgileneceksin.
 
Gelinde yeni dertlerinize yazalım .Ben bu şekilde düşünüyorum .Şimdi dert bir gelince olacak bin.Esinizin ailesi sizi kızları gibi bağrına basar .Cocukda olur esinizde gidemez rahatlığı da başlar.Kiskanilasi bir mutluluk ne diyeyim
 
erkeklerin birçok konuda örgütlü kötülük içinde olduğu hepimizin malumu. bazısının da bile isteye, sırf bir kadının hayatını mahvetmek için onlarla yakınlık kurduğunu düşünüyorum artık. bir kadın ne hakla sürünmeden rahat bir hayat yaşar?! adeta ondan rahat hayatını söküp almak için casus gibi hayatına girmiş adam, şimdi de uğraşıyor. kendi hayatını kadının huzurunu bozmaya adamış sanki.

orada kursa gidip üç kelime Almanca öğrense bir şekilde yolunu bulur çünkü eşinin çevresi var. kendi hayatı da kurtulur. ama yok, onun derdi karısının memuriyetini bırakması.
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Boşanın ve önünüze bakın. Almanya bırakılıp Türkiye'ye gidilmez tabiki aklınızı başınıza toplayın. Net olun. Maaşınız iyi kendinize güzel bir ev tutun. Ayrılın o evden. Hayatınızı elinize alın. Bu kadar eğitim ile bu miymiyliginiz neden anlamadım. Az cesur olun yahu. Adamın bir tane artısı yok. Gençlik batasi olmuş deyin geçin.
 
Genelde eşiniz kötülenmiş yorumlarda ama bence eğer Türkiye ye dönerseniz eşinizin de işi iyiyse siz de çalışmayın. Hayat çalışmadan da daha güzel devam edebilir. Evinizin bir düzeni yemeği daha rahat bir piskolojiniz olur. Belki sosyal çevre edinir haftalık eğitim kurslarına yazılabilrisiniz.. yani sizde dengeler biraz bozulmuş kadın tüm gin dışarda erkek evde oturuyor ve hiçbir işe elini sürmeden. O bi fedakarlık yapmış siz de onun için deneyebilirsiniz
Bu yorum beni ağlatabilir, umarım ironi yapıyorsunuzdur. Lütfen ironi olsun ya
 
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim 🩷
Önce o gitsin birbirinizi özlüyor musunuz yoksa o yokken hafiflemiş kurtulmuş gibi mi hissediyorsunuz bakın bu adam için geleceğimi yakmam kafam rahatken kalkıp kendimi Türkiyede onun aile sarmalına atmam
 
Kocan çok bencil çıkarcı ve inatçı. Sen zamanında her şeyi göze almışsın ama o Almanyada iş bulur bulmaz senin tüm planlarını umursamadan Almanyaya gelmiş. Şimdi de yapamıyor dönmek istiyor. Senin kırulu düzenin memuriyetin var. Tüm bunları bırakıp dönmek demek hayatını zındana çevirmek demek. Kaldı ki ailesi kalabalık buraya geldiğimde emin ol bu suratsız adam daha da suratsız çekilmez olacak. Evdeki davranıiları halleri Türkiye ye dönmek istemenden değil emin ol. Merhametsizin teki. Sen akşama kadar canını dişine takıp çalışoyorsun bu adam bulaşığını bile kaldırmıyor
 
Çocuklarınız olsa,eşiniz de harika bir eş olsa bu seçenek değerlendirilebilir ama sizin durumunuzda bırakıp Türkiye’ye gitmenin tek bir mantıklı sebebi yok.Sakın yapmayın.
 
Bu yorum beni ağlatabilir, umarım ironi yapıyorsunuzdur. Lütfen ironi olsun ya
Kadın üniversite yüksek lisans bitirmiş, Türkçe İngilizce Almanca 3 lisan konuşuyor, yabancı ülkede memur olmuş gel kocana yemek yap yazıyor. O yetmiyor buraya gelince belediyenin kurslarına kayıt olursun diyor. Ben de buna ağlayacaktım.
 
erkeklerin birçok konuda örgütlü kötülük içinde olduğu hepimizin malumu. bazısının da bile isteye, sırf bir kadının hayatını mahvetmek için onlarla yakınlık kurduğunu düşünüyorum artık. bir kadın ne hakla sürünmeden rahat bir hayat yaşar?! adeta ondan rahat hayatını söküp almak için casus gibi hayatına girmiş adam, şimdi de uğraşıyor. kendi hayatını kadının huzurunu bozmaya adamış sanki.

orada kursa gidip üç kelime Almanca öğrense bir şekilde yolunu bulur çünkü eşinin çevresi var. kendi hayatı da kurtulur. ama yok, onun derdi karısının memuriyetini bırakması.
Bilerek dil ogrenmedigine yemin edebilirim ama ispatlayamam.
 
Sakın kimse için işinizi, ekonomik özgürlüğünüzü bırakmayın. Eşinizle anlaşabiliyor olsaydınız yani eşiniz düzgün biri olsaydı size bu pskolojig şiddeti uygulamazdı. Memuriyetinizi bırakmayın bırakın eşiniz nereye canı isterse gitsin gittiği gibi pişman olcağına eminim bir aya kalmaz yalvarır barışmak için ama siz çok güzel bir eve geçmiş olun ve bu adamı artık çekmeyin. Almanya’ya gelme sebebi zaten Türkiye’de doğru düzgün bir işi olmaması gelince kimse ona iş vermek için yarışa girmeyecek bırakın ne hali varsa görsün siz kendinize bir hayat kurun.
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Back
X