Öncelikle çok geçmiş olsun,
Ben de anaokullarında çocuklara İngilizce ders veren bir öğretmenim. Mezun oldum olalı bifiil tam zamanlı olarak çeşitli yerlerde ve yaş gruplarında çalıştım. En kötüsünden en iyisine...
Şunu belirtmek isterim ki anaokulları çok çeşitli; kimisi az ama öz çocuğum olsun der, sınıflarını maksimum 10 kişi tutar, kimisi isim yapmıştır, aylığı yüksektir, bir sınıfa en az 15 çocuğu tıkar ama başına da maksimum 3 öğretmen diker.
Anaokullarında her çocuk farklıdır, velisiydi, özel günüydü, çocukların yemekleri, kişisel bakımları vb daha çok sayarım da, fazla iş yükü bulunmakta... Burada sorulacak en önemli soru şu; bu çocuk oraya tek başına nasıl gitti? Öğretmen o sırada ne yapıyordu? Bu soruları sorduğunuzda size yeterince şeffaf yaklaştılar mı?
Ben 6 yıllık deneyimimde çok kaza gördüm, bir çocuk sandalyenin tahta parçasını kalemiyle oymuş ve çıkan ince kıymık tarzı bir şeyi yutmuştu. Kurum hemen onu hastaneye götürdü, veli arandı, filmler çekildi. Sizin çocuğunuza da aynı özeni göstermeliydiler. Arayıp, bekleterek büyük riske girmişler.
Veliler kaydolmaya geldiklerinde sadece çocuğun yemeğini, kişisel bakımını soruyor, aslında sorulacak en önemli sorular şunlar; sınıfımızda kaç öğretmen var? sınıfın mevcudu nedir? öğretmenlerimizin deneyim yılı ve mezuniyetleri?
Düşme, çarpma esnasındaki tepkiler, oryantasyon zamanı şefkatli yaklaşım, ciddi darbe alımlarında alınacak tedbirler vs vs.
Ben yerinizde olsam çocuğumu aynı kuruma göndermem, daha butik, az öğrencili, çocuğumun akademik değil ama sosyal anlamda mutlu olacağı ve ilgi alabileceği küçük kurum seçerim.