• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Çok kırgın hissediyorum ve bu duyguyu aşmakta zorlanıyorum.

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.

portakalkedi

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Şubat 2026
Mesajlar
18
Emoji Skoru
12
Puanlar
3
Merhaba arkadaşlar, çok uzun süredir beni üzen ve canımı sıkan bir durum var. Biraz içimi dökmek, dertleşmek istiyorum. Yazım uzun ama sonuna kadar okuyabilir, vakit ayırırsanız sevinirim.

Ben 28 yaşındayım, son bir-iki senedir bir ofisim var, kendi mesleğimi icra ediyorum. Hayatımda bu yaşa kadar hep yakın arkadaşım dediğim insan sayısı bir elin parmağını geçmedi. Bahsedeceğim üç kişiden oluşan bir arkadaş grubum var. X,Y ve Z olsun isimleri. Y ve Z aynı ilde oturuyorlar, İstanbul'da. X ise Ankara'da. Bu kişiler benim üniversite 1. Sınıftan itibaren hayatımda olan insanlar, aynı bölümde okuduk hepsiyle. Özellikle X ile çok yakındık, onunla aynı yurtta kaldık bütün bir üni dönemi boyunca, odalarımız hemen yan yanaydı, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi anlayacağınız.

Ben özellikle o yıllarda çok içime kapanıktım, özgüvensizdim, kendimi asla beğenmezdim ve platonikte kalırdım yani bir aşk hayatımda yoktu. Böyle olmamın sebebi de ortaokul ve lise yıllarında çok zorbalığa uğramamdandı. Boyum normal kızlara göre fazla uzundu, bu yüzden kambur duruyordum, dişlerim fırlaktı, yüzüm sivilceli ve burnum yüzüme göre aşırı büyük ve kemerliydi. Üniversitede diş teli takmaya başladım, kilo da verdim ve farklı bir şehirde okumayla beraber hafif kendime duyduğum özgüvenim gelmişti, çünkü aynı zamanda baskın ve korumacı bir ailede büyümüştüm. Ama hala kendimi beğenmiyordum ve birinin beni sevebileceği ya da güzel bulabileceği fikrine çok uzaktım.

Şimdi, bu X olarak adı geçen yakın arkadaşımda benim tam tersim denilebilir. Alımlı, güzel, inanılmaz feminen, cilveli, komik ama biraz da bencil diyebileceğim biri. Bencillikten kastımda şu, kendi rahatını ön plana koyan biriydi çoğu zaman, planları programları ekebilir ya da vazgeçebilirdi. Üniversite zamanında bir erkek arkadaşı oldu, onun ilk erkek arkadaşıydı. Bu adamın ünide ismi çıkmıştı, bilinen bir tipti yani (tam p**ti anlayacağınız). X'in bununla toksik bir ilişkisi oldu, şiddet, aldatma vs ne ararsınız var ve bitirmesi çok uzun sürdü, 3-4 sene devam etti ilişkileri. Arkadaşım her anını, kavgasını, hakaretleri vs bana anlatırdı, bazen beni yalnız bıraktığı da olurdu hani sevgili bulunca arkadaşını satan insanlar olur ya, o misal. Ondan sonra hayatına başka biri girdi, bu kişi de ilkinden daha farklı, düzgün biriydi hatta evlenme teklifi aldı ama onunla da yürümedi. (Bende üniversiteyi bitirdim, tel tedavim sona erdi, cilt içinde tedavi görmüştüm bitti ve burun ameliyatı oldum, ardından mesleğimi yapabilmek için staja başladım. Bir yandan da terapiye gitmeye başladım, çünkü dediğim gibi özgüvenim yoktu ve kendimi sevmek konusunda zorlanan biriydim. 2 sene terapiye gittim, düzenli olarak hiç aksatmadım ve bana gerçekten çok iyi geldi, aynaya baktığımda sevilecek bir insan görüyordum artık. Bu da beni ilişkilere hazır hale getirdi, çünkü ben hep kendisini sevmeyen bir insanın sevildiğinde buna inanacağını düşünmüyordum. İnsan önce kendisini sevmeli. Terapiye de halen arada gidiyorum, terapistimi ve hayatımı güncellemek adına.) Sonra arkadaşımın ilişki yaşama anlayışı değişti, önce burun ameliyatı oldu, bıçak altına yatmaktan korkan insan bir anda ameliyat olmaya karar verdi ve bir spor salonuna yazıldı, 2 sene içerisinde belki de hayatına 9-10 tane insan aldı ve hepsiyle yaşına ya da kendisine yakıştıramadığım saçma sapan ilişkiler yaşadı. Ama bakın gerçekten saçma sapan boyuttaydı. Buna takılma sebebim de şu, kendisini hep koyduğu belli kalıplar ve sınırlar vardı, insanları da kendi vizyonuna göre yargılardı. (Buna beni bile dahil etmiş, kendi yargı çerçevesinde yargılamıştı, aşağıda birazdan bahsedeceğim.) Her aştığı sınırda bundan daha kötüsünü yaptı ve "artık böyle olmayacağım" dedikçe daha da kötüleşti bu durum. Sanki sadece dürtüleriyle hareket eden bir insan var karşısınız öyle düşünün.

Ben bütün ilişkileri boyunca arkadaşımın yanında oldum, bazen duymak istemese de arkadaşı olarak onu sevdiğim ve endişelendiğim için yeri geldi ona kızdım, yeri geldi onunla beraber ağladım ya da sevindim, terapiye gidip destek alması gerektiğini de söylediğim anlar çok oldu. Ama son zamanlarda yaptığı davranışlar, ilişkileri yaşama şekli vs beni rahatsız ediyor, bir noktada onunda olgunlaşmasını, bir şeylerin farkına varıp, kendisine zarar vermesine son vermesini istiyorum sanırım çünkü bu kişi 30 yaşında artık, çocuk değil.

Benim bugüne kadar nişanlımdan önce 2 tane ilişkim olmuştu. Birine bu arkadaşım aracı olmuştu, uzaktan ilişkiydi ve 7 ay kadar sürmüştü ve ben bitirmek istemiştim. Ex'imle aynı ofiste çalıştıkları için ben X'e problemlerimizi anlatmadım, o zamanki erkek arkadaşım da tembihlemişti anlatma diye, bende zaten özelimiz olduğu için anlatmayı düşünen biri değildim. Çünkü siz atlatıyorsunuz ama arkadaşlarınız atlatmıyor bazen anlattıklarınızı doğal olarak, bende öyle bir durum oluşmasını istemedim hiçbir zaman. Ama meğersem ex her problemimizi X'e anlatmış, yakın arkadaş olduğumuz için benim perspektifimi ona anlatır belki diye. Bende X'e anlatmadığım için, X de herhalde ben ilişki içerisinde böyle bir insanım diye ex'i haklı bulmuştu zamanında...

Ardından başka biriyle tanıştım onunla da 2-3 ay sürmeden yollarımı ayırdım, çünkü belli bir zamandan sonra karşımdaki insanla kalıcı bir birliktelik yani evlilik düşündüğüm için olmayacağını anladığımda uzatmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Ve X beni yargıladı, kısa bir süre içerisinde nasıl tekrar sevgili yaparım diye, benimle bir süre konuşmadı, o dönem ki ilişkisine odaklandı (evlilik teklifi aldığı ilişkisiydi sonra çocuk yamuk yaptı, ailesi korkunç çıktı vs vs ağlayarak dertleşti, özür diledi ve yanında olduğum için teşekkür etti. Benim üzüldüğüm beni o dönem o kadar yargılaması, yalnız bırakması ve kendisinin daha sonra daha korkunç ilişkiler yaşamasıydı.)

Aradan 2 sene kadar geçtikten sonra nişanlım hayatıma girdi, (kendisi benim ortaokuldan arkadaşımdı, yıllar sonra tekrar bir araya gelmiştik). 1.5 senedir devam ediyoruz, ocak ayının başında evlenme teklifi aldım, öncesinde ailelerimiz tanıştı, şimdi düğün yerini ayarladık ve ev bakıyoruz. İkimizinde hiç cinsel birlikteliği olmadı bu zamana dek, bu da beni mutlu eden bir detaydı ama üç arkadaşımda tuhafsadı bunu. Bu süreç boyunca, zaten hala de devam ediyor 3 arkadaşımda benim doğru düzgün yanımda bulunmadı, özellikle de X. Ve en çok onun olmayışı canımı sıkıyor, üzülüyorum.

Ben defa kere X ve Y'nin yanlarına gittim, kaç kere şehir değiştirdim onları özlediğim ve görmek istediğim için. Z ile o kadar yakın değilim ama İstanbul'a gidince onu da haberliyordum. 10 senelik arkadaşlığımızda onlar bana sadece 1 kere geldiler, o da geçen seneydi... Karşılık beklemeden görmeye gidiyorsunuz tabi ki ama insan düşünmeden edemiyor, kendi rahatlarını düşünüyorlarmış gibi geliyor. Halbuki Y'nin sevgilisi yurt dışında yaşıyor ve ayda bir onu görmeye gidebiliyor ama ben ona belki de 1 saatlik mesafede oturuyorum bana gelemiyor... Daha komiği X ve Y'yi, özellikle X'i bir seneden fazladır görmemiştim, İstanbul'a gelmişti, Y'de kalacaktı. Bende bir geceliğine geleceğimi söylediğimde, spor salonuna gideceklerini, eve akşam saat 7-8 gibi geleceklerini, benim evde oturup onları bekleyebileceğimi söylemişlerdi. Yani zaten farklı şehirden geliyorum, konuştuğumuzda saat 4'tü, İstanbul'dan bahsediyoruz ve bir sonraki sabah erken saatlerde dağılacağız çünkü hepimiz çalışıyoruz. Spor yapılmasa olmuyor mu? Olmuyormuş... Bende gelemeyeceğimi söyledim.

X'in ilişkimle ilgili başta merak ettiği tek bir şey olmuştu, o da hiç kavga edip etmediğimizdi ki bu soru bana garip gelmişti. Kabul ben ilişkilerimi hiçbir zaman onlar gibi detaylı anlatmadım ne telefonda, ne wp grubumuzda, çünkü ne kadar yakında olsalar ben bazı şeylerin mahrem kalması gerektiğini düşünüyorum. Evlenme teklifi aldığımdan beri de kimse detayları merak etmedi, aileler tanışıldı, bana senin anlatman lazım dediler bizim sormamızı bekleme, bende bu hep olan bir şey değil sizin sormanızı bekledim dediğimde de amma nazlısın dediler. Nişanıma davet ettim, hayırlı olsun dediler sadece, geliyorlar mı bilmiyorum. Mart sonunda olacak nişanım. Belki de artık arkadaşlığımızın vadesi doluyordur, bilmiyorum ama içimdeki kırgınlığı da atamıyorum. Tabi ki de herkes kendi hayatının telaşında ama bir nasıl gidiyor diye sormak çok mu zor? Yanlış mı düşünüyorum sizce?

X yılbaşından önce bana bir süredir bilerek soğuk davrandığını ve bu yüzden mesafeli olduğunu belirten bir mesaj attı, ben düşüncesizce davranmışım. Ama hangi konuda, neyde davrandığımı inanın ben bile bilmiyorum, bunu ona sorduğumda cevap vermedi. Bende yeni yıla kırgın girmeyelim, kaç senelik arkadaşız birbirimize karşı kredimiz olmalı, konuşalım ne oldu ne yaptıysam bileyim ona göre özrümü dileyeyim dedim. Yarım yamalak bir cevap verdi. Birkaç gün sonra onu aradım, dönmedi ama mesaj atarak işi olduğunu söyledi ve sonra konuşuruz dedi. Bu konuşma Ocak'ın ilk haftasıydı... Şimdi Şubat bitecek. Ama geçen hafta Y'yi görmek için İstanbul'a kalkıp gitmiş ve gruba onunla birlikte bir resim attı, ben sosyal medya kullanmıyorum ve bu tamamen bana gönderilen bir mesajdı. Seni yok sayıyorum ama ortak diğer arkadaşımızla görüşüyorum bak dercesine. Yaşlarımızı düşününce bu hareketler komik geliyor.

Açıkçası arkadaş grubunda ilk defa nişanlanan, düğün telaşına giren bir ben varım aralarında, bu yüzden de biraz onlardan yana merak edilmeyi, en basitinden nişanda ne giyeceksin, ne yapacaksın vs gibi sorular beklemiştim. X'in önümüzdeki günlerde doğum günü ama kırgınlığımı atamadığım için doğum gününü de kutlamak gelmiyor içimden. Kendimi yalnız hissediyorum, insanın mutsuzken yanında olmak kolay ama mutlu günümde bakıyorum, hiçbiri yanımda değil. Kendimce kusurlarım, hatalarım olmadı mı elbette oldu, içime kapanık bir insanım ve dönem dönem kabuğa çekiliyorum, özellikle geçen sene zor bir dönemden geçmiştim o ve diğer arkadaşlarımda bunu biliyordu. Pek konuşmuyor, mesajlaşmak içimden gelmiyordu. Babam ciddi bir operasyon geçirmişti, 2 hafta kadar yoğun bakımda kaldı, zor zamanlardan geçtik ve yine onlardan el ucuyla destek gördüm desem yeridir. Nişana kadar bekleyeceğimi söyledim kendime, arkadaşlığımızın gidişatına bir karar vermek için ama cevap da ortada duruyor aslında değil mi? Buraya kadar okuduysanız teşekkürler...
 
Merhaba arkadaşlar, çok uzun süredir beni üzen ve canımı sıkan bir durum var. Biraz içimi dökmek, dertleşmek istiyorum. Yazım uzun ama sonuna kadar okuyabilir, vakit ayırırsanız sevinirim.

Ben 28 yaşındayım, son bir-iki senedir bir ofisim var, kendi mesleğimi icra ediyorum. Hayatımda bu yaşa kadar hep yakın arkadaşım dediğim insan sayısı bir elin parmağını geçmedi. Bahsedeceğim üç kişiden oluşan bir arkadaş grubum var. X,Y ve Z olsun isimleri. Y ve Z aynı ilde oturuyorlar, İstanbul'da. X ise Ankara'da. Bu kişiler benim üniversite 1. Sınıftan itibaren hayatımda olan insanlar, aynı bölümde okuduk hepsiyle. Özellikle X ile çok yakındık, onunla aynı yurtta kaldık bütün bir üni dönemi boyunca, odalarımız hemen yan yanaydı, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi anlayacağınız.

Ben özellikle o yıllarda çok içime kapanıktım, özgüvensizdim, kendimi asla beğenmezdim ve platonikte kalırdım yani bir aşk hayatımda yoktu. Böyle olmamın sebebi de ortaokul ve lise yıllarında çok zorbalığa uğramamdandı. Boyum normal kızlara göre fazla uzundu, bu yüzden kambur duruyordum, dişlerim fırlaktı, yüzüm sivilceli ve burnum yüzüme göre aşırı büyük ve kemerliydi. Üniversitede diş teli takmaya başladım, kilo da verdim ve farklı bir şehirde okumayla beraber hafif kendime duyduğum özgüvenim gelmişti, çünkü aynı zamanda baskın ve korumacı bir ailede büyümüştüm. Ama hala kendimi beğenmiyordum ve birinin beni sevebileceği ya da güzel bulabileceği fikrine çok uzaktım.

Şimdi, bu X olarak adı geçen yakın arkadaşımda benim tam tersim denilebilir. Alımlı, güzel, inanılmaz feminen, cilveli, komik ama biraz da bencil diyebileceğim biri. Bencillikten kastımda şu, kendi rahatını ön plana koyan biriydi çoğu zaman, planları programları ekebilir ya da vazgeçebilirdi. Üniversite zamanında bir erkek arkadaşı oldu, onun ilk erkek arkadaşıydı. Bu adamın ünide ismi çıkmıştı, bilinen bir tipti yani (tam p**ti anlayacağınız). X'in bununla toksik bir ilişkisi oldu, şiddet, aldatma vs ne ararsınız var ve bitirmesi çok uzun sürdü, 3-4 sene devam etti ilişkileri. Arkadaşım her anını, kavgasını, hakaretleri vs bana anlatırdı, bazen beni yalnız bıraktığı da olurdu hani sevgili bulunca arkadaşını satan insanlar olur ya, o misal. Ondan sonra hayatına başka biri girdi, bu kişi de ilkinden daha farklı, düzgün biriydi hatta evlenme teklifi aldı ama onunla da yürümedi. (Bende üniversiteyi bitirdim, tel tedavim sona erdi, cilt içinde tedavi görmüştüm bitti ve burun ameliyatı oldum, ardından mesleğimi yapabilmek için staja başladım. Bir yandan da terapiye gitmeye başladım, çünkü dediğim gibi özgüvenim yoktu ve kendimi sevmek konusunda zorlanan biriydim. 2 sene terapiye gittim, düzenli olarak hiç aksatmadım ve bana gerçekten çok iyi geldi, aynaya baktığımda sevilecek bir insan görüyordum artık. Bu da beni ilişkilere hazır hale getirdi, çünkü ben hep kendisini sevmeyen bir insanın sevildiğinde buna inanacağını düşünmüyordum. İnsan önce kendisini sevmeli. Terapiye de halen arada gidiyorum, terapistimi ve hayatımı güncellemek adına.) Sonra arkadaşımın ilişki yaşama anlayışı değişti, önce burun ameliyatı oldu, bıçak altına yatmaktan korkan insan bir anda ameliyat olmaya karar verdi ve bir spor salonuna yazıldı, 2 sene içerisinde belki de hayatına 9-10 tane insan aldı ve hepsiyle yaşına ya da kendisine yakıştıramadığım saçma sapan ilişkiler yaşadı. Ama bakın gerçekten saçma sapan boyuttaydı. Buna takılma sebebim de şu, kendisini hep koyduğu belli kalıplar ve sınırlar vardı, insanları da kendi vizyonuna göre yargılardı. (Buna beni bile dahil etmiş, kendi yargı çerçevesinde yargılamıştı, aşağıda birazdan bahsedeceğim.) Her aştığı sınırda bundan daha kötüsünü yaptı ve "artık böyle olmayacağım" dedikçe daha da kötüleşti bu durum. Sanki sadece dürtüleriyle hareket eden bir insan var karşısınız öyle düşünün.

Ben bütün ilişkileri boyunca arkadaşımın yanında oldum, bazen duymak istemese de arkadaşı olarak onu sevdiğim ve endişelendiğim için yeri geldi ona kızdım, yeri geldi onunla beraber ağladım ya da sevindim, terapiye gidip destek alması gerektiğini de söylediğim anlar çok oldu. Ama son zamanlarda yaptığı davranışlar, ilişkileri yaşama şekli vs beni rahatsız ediyor, bir noktada onunda olgunlaşmasını, bir şeylerin farkına varıp, kendisine zarar vermesine son vermesini istiyorum sanırım çünkü bu kişi 30 yaşında artık, çocuk değil.

Benim bugüne kadar nişanlımdan önce 2 tane ilişkim olmuştu. Birine bu arkadaşım aracı olmuştu, uzaktan ilişkiydi ve 7 ay kadar sürmüştü ve ben bitirmek istemiştim. Ex'imle aynı ofiste çalıştıkları için ben X'e problemlerimizi anlatmadım, o zamanki erkek arkadaşım da tembihlemişti anlatma diye, bende zaten özelimiz olduğu için anlatmayı düşünen biri değildim. Çünkü siz atlatıyorsunuz ama arkadaşlarınız atlatmıyor bazen anlattıklarınızı doğal olarak, bende öyle bir durum oluşmasını istemedim hiçbir zaman. Ama meğersem ex her problemimizi X'e anlatmış, yakın arkadaş olduğumuz için benim perspektifimi ona anlatır belki diye. Bende X'e anlatmadığım için, X de herhalde ben ilişki içerisinde böyle bir insanım diye ex'i haklı bulmuştu zamanında...

Ardından başka biriyle tanıştım onunla da 2-3 ay sürmeden yollarımı ayırdım, çünkü belli bir zamandan sonra karşımdaki insanla kalıcı bir birliktelik yani evlilik düşündüğüm için olmayacağını anladığımda uzatmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Ve X beni yargıladı, kısa bir süre içerisinde nasıl tekrar sevgili yaparım diye, benimle bir süre konuşmadı, o dönem ki ilişkisine odaklandı (evlilik teklifi aldığı ilişkisiydi sonra çocuk yamuk yaptı, ailesi korkunç çıktı vs vs ağlayarak dertleşti, özür diledi ve yanında olduğum için teşekkür etti. Benim üzüldüğüm beni o dönem o kadar yargılaması, yalnız bırakması ve kendisinin daha sonra daha korkunç ilişkiler yaşamasıydı.)

Aradan 2 sene kadar geçtikten sonra nişanlım hayatıma girdi, (kendisi benim ortaokuldan arkadaşımdı, yıllar sonra tekrar bir araya gelmiştik). 1.5 senedir devam ediyoruz, ocak ayının başında evlenme teklifi aldım, öncesinde ailelerimiz tanıştı, şimdi düğün yerini ayarladık ve ev bakıyoruz. İkimizinde hiç cinsel birlikteliği olmadı bu zamana dek, bu da beni mutlu eden bir detaydı ama üç arkadaşımda tuhafsadı bunu. Bu süreç boyunca, zaten hala de devam ediyor 3 arkadaşımda benim doğru düzgün yanımda bulunmadı, özellikle de X. Ve en çok onun olmayışı canımı sıkıyor, üzülüyorum.

Ben defa kere X ve Y'nin yanlarına gittim, kaç kere şehir değiştirdim onları özlediğim ve görmek istediğim için. Z ile o kadar yakın değilim ama İstanbul'a gidince onu da haberliyordum. 10 senelik arkadaşlığımızda onlar bana sadece 1 kere geldiler, o da geçen seneydi... Karşılık beklemeden görmeye gidiyorsunuz tabi ki ama insan düşünmeden edemiyor, kendi rahatlarını düşünüyorlarmış gibi geliyor. Halbuki Y'nin sevgilisi yurt dışında yaşıyor ve ayda bir onu görmeye gidebiliyor ama ben ona belki de 1 saatlik mesafede oturuyorum bana gelemiyor... Daha komiği X ve Y'yi, özellikle X'i bir seneden fazladır görmemiştim, İstanbul'a gelmişti, Y'de kalacaktı. Bende bir geceliğine geleceğimi söylediğimde, spor salonuna gideceklerini, eve akşam saat 7-8 gibi geleceklerini, benim evde oturup onları bekleyebileceğimi söylemişlerdi. Yani zaten farklı şehirden geliyorum, konuştuğumuzda saat 4'tü, İstanbul'dan bahsediyoruz ve bir sonraki sabah erken saatlerde dağılacağız çünkü hepimiz çalışıyoruz. Spor yapılmasa olmuyor mu? Olmuyormuş... Bende gelemeyeceğimi söyledim.

X'in ilişkimle ilgili başta merak ettiği tek bir şey olmuştu, o da hiç kavga edip etmediğimizdi ki bu soru bana garip gelmişti. Kabul ben ilişkilerimi hiçbir zaman onlar gibi detaylı anlatmadım ne telefonda, ne wp grubumuzda, çünkü ne kadar yakında olsalar ben bazı şeylerin mahrem kalması gerektiğini düşünüyorum. Evlenme teklifi aldığımdan beri de kimse detayları merak etmedi, aileler tanışıldı, bana senin anlatman lazım dediler bizim sormamızı bekleme, bende bu hep olan bir şey değil sizin sormanızı bekledim dediğimde de amma nazlısın dediler. Nişanıma davet ettim, hayırlı olsun dediler sadece, geliyorlar mı bilmiyorum. Mart sonunda olacak nişanım. Belki de artık arkadaşlığımızın vadesi doluyordur, bilmiyorum ama içimdeki kırgınlığı da atamıyorum. Tabi ki de herkes kendi hayatının telaşında ama bir nasıl gidiyor diye sormak çok mu zor? Yanlış mı düşünüyorum sizce?

X yılbaşından önce bana bir süredir bilerek soğuk davrandığını ve bu yüzden mesafeli olduğunu belirten bir mesaj attı, ben düşüncesizce davranmışım. Ama hangi konuda, neyde davrandığımı inanın ben bile bilmiyorum, bunu ona sorduğumda cevap vermedi. Bende yeni yıla kırgın girmeyelim, kaç senelik arkadaşız birbirimize karşı kredimiz olmalı, konuşalım ne oldu ne yaptıysam bileyim ona göre özrümü dileyeyim dedim. Yarım yamalak bir cevap verdi. Birkaç gün sonra onu aradım, dönmedi ama mesaj atarak işi olduğunu söyledi ve sonra konuşuruz dedi. Bu konuşma Ocak'ın ilk haftasıydı... Şimdi Şubat bitecek. Ama geçen hafta Y'yi görmek için İstanbul'a kalkıp gitmiş ve gruba onunla birlikte bir resim attı, ben sosyal medya kullanmıyorum ve bu tamamen bana gönderilen bir mesajdı. Seni yok sayıyorum ama ortak diğer arkadaşımızla görüşüyorum bak dercesine. Yaşlarımızı düşününce bu hareketler komik geliyor.

Açıkçası arkadaş grubunda ilk defa nişanlanan, düğün telaşına giren bir ben varım aralarında, bu yüzden de biraz onlardan yana merak edilmeyi, en basitinden nişanda ne giyeceksin, ne yapacaksın vs gibi sorular beklemiştim. X'in önümüzdeki günlerde doğum günü ama kırgınlığımı atamadığım için doğum gününü de kutlamak gelmiyor içimden. Kendimi yalnız hissediyorum, insanın mutsuzken yanında olmak kolay ama mutlu günümde bakıyorum, hiçbiri yanımda değil. Kendimce kusurlarım, hatalarım olmadı mı elbette oldu, içime kapanık bir insanım ve dönem dönem kabuğa çekiliyorum, özellikle geçen sene zor bir dönemden geçmiştim o ve diğer arkadaşlarımda bunu biliyordu. Pek konuşmuyor, mesajlaşmak içimden gelmiyordu. Babam ciddi bir operasyon geçirmişti, 2 hafta kadar yoğun bakımda kaldı, zor zamanlardan geçtik ve yine onlardan el ucuyla destek gördüm desem yeridir. Nişana kadar bekleyeceğimi söyledim kendime, arkadaşlığımızın gidişatına bir karar vermek için ama cevap da ortada duruyor aslında değil mi? Buraya kadar okuduysanız teşekkürler...

Ben çok kolay insan silen biriyim. Ve ben çoktan bu kişileri silerdim.
 
Özet- yapay zekaya özetlettirdim 🙈

  • 10 yıllık üç kişilik bir arkadaş grubunuz var. Özellikle X ile üniversiteden beri çok yakınmışsınız.
  • Sen yıllarca onun ilişkilerinde yanında olmuşsun, destek vermişsin.
  • Kendi hayatında özgüven süreci, terapi, değişim ve sonunda sağlıklı bir ilişki yaşamışsın; şu an nişanlısın ve evlilik hazırlığındasın.
  • Ama en mutlu döneminde arkadaşlarından, özellikle X’ten, beklediğin ilgiyi ve desteği görememişsin.
  • Onlar seni ziyaret etmemiş, özel günlerini merak etmemiş, nişan sürecinde heyecanını paylaşmamış.
  • X bir süredir sana soğuk davranıyor ama nedenini açıkça söylemiyor. Buna rağmen diğer arkadaşla görüşüp bunu adeta sana gösteriyor.
  • Sen hem emek dengesizliğine hem de mutlu gününde yalnız bırakılmana kırgınsın.
  • “Acaba arkadaşlığın vadesi mi doldu?” diye sorguluyorsun ama içindeki kırgınlığı da atamıyorsun.


Yorumum - aman kimseye kendinden fazla değer verme yanında olmak isteyen her türlü olur olmak istemeyende her türlü bahaneyi bulur . Bunlar Senın değerini belirlemez .
 
Siz bu kişinin doğum günü kutlayıp sonra da pişman edilirsiniz gibi hissediyorum. Kimsenin nazını tribini çekmeyin. Eğer peşinden koşarsanız belki x hanım lutfedecek de niye triplendigini anlatacak size.

Vadesi dolmuş arkadasliginizin, aramışsınız "sonra konusuruz" diye mesaj atıp müsait anında dönmemiş, üstüne bi de gruba size özel diğeriyle fotograf atıyor.

Bence yapmanız gereken hiçbir şey olmamış gibi davranmak. Doğum gününü kutlamayın, arayıp sormayın da. Gruba dokundurmali doğum günü fotoğrafı atarsa, ertesi gün gruba "ay unutmuşum canım" deyip kutlarsiniz.

Kurtarılacak bir arkadaşlık görmüyorum, denerseniz insanlara olan inancınızı kaybettirecek bu tipler size. Siz onlardan daha pasif agresif davranırsanız en azından içiniz soğur.
 
Merhaba arkadaşlar, çok uzun süredir beni üzen ve canımı sıkan bir durum var. Biraz içimi dökmek, dertleşmek istiyorum. Yazım uzun ama sonuna kadar okuyabilir, vakit ayırırsanız sevinirim.

Ben 28 yaşındayım, son bir-iki senedir bir ofisim var, kendi mesleğimi icra ediyorum. Hayatımda bu yaşa kadar hep yakın arkadaşım dediğim insan sayısı bir elin parmağını geçmedi. Bahsedeceğim üç kişiden oluşan bir arkadaş grubum var. X,Y ve Z olsun isimleri. Y ve Z aynı ilde oturuyorlar, İstanbul'da. X ise Ankara'da. Bu kişiler benim üniversite 1. Sınıftan itibaren hayatımda olan insanlar, aynı bölümde okuduk hepsiyle. Özellikle X ile çok yakındık, onunla aynı yurtta kaldık bütün bir üni dönemi boyunca, odalarımız hemen yan yanaydı, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi anlayacağınız.

Ben özellikle o yıllarda çok içime kapanıktım, özgüvensizdim, kendimi asla beğenmezdim ve platonikte kalırdım yani bir aşk hayatımda yoktu. Böyle olmamın sebebi de ortaokul ve lise yıllarında çok zorbalığa uğramamdandı. Boyum normal kızlara göre fazla uzundu, bu yüzden kambur duruyordum, dişlerim fırlaktı, yüzüm sivilceli ve burnum yüzüme göre aşırı büyük ve kemerliydi. Üniversitede diş teli takmaya başladım, kilo da verdim ve farklı bir şehirde okumayla beraber hafif kendime duyduğum özgüvenim gelmişti, çünkü aynı zamanda baskın ve korumacı bir ailede büyümüştüm. Ama hala kendimi beğenmiyordum ve birinin beni sevebileceği ya da güzel bulabileceği fikrine çok uzaktım.

Şimdi, bu X olarak adı geçen yakın arkadaşımda benim tam tersim denilebilir. Alımlı, güzel, inanılmaz feminen, cilveli, komik ama biraz da bencil diyebileceğim biri. Bencillikten kastımda şu, kendi rahatını ön plana koyan biriydi çoğu zaman, planları programları ekebilir ya da vazgeçebilirdi. Üniversite zamanında bir erkek arkadaşı oldu, onun ilk erkek arkadaşıydı. Bu adamın ünide ismi çıkmıştı, bilinen bir tipti yani (tam p**ti anlayacağınız). X'in bununla toksik bir ilişkisi oldu, şiddet, aldatma vs ne ararsınız var ve bitirmesi çok uzun sürdü, 3-4 sene devam etti ilişkileri. Arkadaşım her anını, kavgasını, hakaretleri vs bana anlatırdı, bazen beni yalnız bıraktığı da olurdu hani sevgili bulunca arkadaşını satan insanlar olur ya, o misal. Ondan sonra hayatına başka biri girdi, bu kişi de ilkinden daha farklı, düzgün biriydi hatta evlenme teklifi aldı ama onunla da yürümedi. (Bende üniversiteyi bitirdim, tel tedavim sona erdi, cilt içinde tedavi görmüştüm bitti ve burun ameliyatı oldum, ardından mesleğimi yapabilmek için staja başladım. Bir yandan da terapiye gitmeye başladım, çünkü dediğim gibi özgüvenim yoktu ve kendimi sevmek konusunda zorlanan biriydim. 2 sene terapiye gittim, düzenli olarak hiç aksatmadım ve bana gerçekten çok iyi geldi, aynaya baktığımda sevilecek bir insan görüyordum artık. Bu da beni ilişkilere hazır hale getirdi, çünkü ben hep kendisini sevmeyen bir insanın sevildiğinde buna inanacağını düşünmüyordum. İnsan önce kendisini sevmeli. Terapiye de halen arada gidiyorum, terapistimi ve hayatımı güncellemek adına.) Sonra arkadaşımın ilişki yaşama anlayışı değişti, önce burun ameliyatı oldu, bıçak altına yatmaktan korkan insan bir anda ameliyat olmaya karar verdi ve bir spor salonuna yazıldı, 2 sene içerisinde belki de hayatına 9-10 tane insan aldı ve hepsiyle yaşına ya da kendisine yakıştıramadığım saçma sapan ilişkiler yaşadı. Ama bakın gerçekten saçma sapan boyuttaydı. Buna takılma sebebim de şu, kendisini hep koyduğu belli kalıplar ve sınırlar vardı, insanları da kendi vizyonuna göre yargılardı. (Buna beni bile dahil etmiş, kendi yargı çerçevesinde yargılamıştı, aşağıda birazdan bahsedeceğim.) Her aştığı sınırda bundan daha kötüsünü yaptı ve "artık böyle olmayacağım" dedikçe daha da kötüleşti bu durum. Sanki sadece dürtüleriyle hareket eden bir insan var karşısınız öyle düşünün.

Ben bütün ilişkileri boyunca arkadaşımın yanında oldum, bazen duymak istemese de arkadaşı olarak onu sevdiğim ve endişelendiğim için yeri geldi ona kızdım, yeri geldi onunla beraber ağladım ya da sevindim, terapiye gidip destek alması gerektiğini de söylediğim anlar çok oldu. Ama son zamanlarda yaptığı davranışlar, ilişkileri yaşama şekli vs beni rahatsız ediyor, bir noktada onunda olgunlaşmasını, bir şeylerin farkına varıp, kendisine zarar vermesine son vermesini istiyorum sanırım çünkü bu kişi 30 yaşında artık, çocuk değil.

Benim bugüne kadar nişanlımdan önce 2 tane ilişkim olmuştu. Birine bu arkadaşım aracı olmuştu, uzaktan ilişkiydi ve 7 ay kadar sürmüştü ve ben bitirmek istemiştim. Ex'imle aynı ofiste çalıştıkları için ben X'e problemlerimizi anlatmadım, o zamanki erkek arkadaşım da tembihlemişti anlatma diye, bende zaten özelimiz olduğu için anlatmayı düşünen biri değildim. Çünkü siz atlatıyorsunuz ama arkadaşlarınız atlatmıyor bazen anlattıklarınızı doğal olarak, bende öyle bir durum oluşmasını istemedim hiçbir zaman. Ama meğersem ex her problemimizi X'e anlatmış, yakın arkadaş olduğumuz için benim perspektifimi ona anlatır belki diye. Bende X'e anlatmadığım için, X de herhalde ben ilişki içerisinde böyle bir insanım diye ex'i haklı bulmuştu zamanında...

Ardından başka biriyle tanıştım onunla da 2-3 ay sürmeden yollarımı ayırdım, çünkü belli bir zamandan sonra karşımdaki insanla kalıcı bir birliktelik yani evlilik düşündüğüm için olmayacağını anladığımda uzatmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Ve X beni yargıladı, kısa bir süre içerisinde nasıl tekrar sevgili yaparım diye, benimle bir süre konuşmadı, o dönem ki ilişkisine odaklandı (evlilik teklifi aldığı ilişkisiydi sonra çocuk yamuk yaptı, ailesi korkunç çıktı vs vs ağlayarak dertleşti, özür diledi ve yanında olduğum için teşekkür etti. Benim üzüldüğüm beni o dönem o kadar yargılaması, yalnız bırakması ve kendisinin daha sonra daha korkunç ilişkiler yaşamasıydı.)

Aradan 2 sene kadar geçtikten sonra nişanlım hayatıma girdi, (kendisi benim ortaokuldan arkadaşımdı, yıllar sonra tekrar bir araya gelmiştik). 1.5 senedir devam ediyoruz, ocak ayının başında evlenme teklifi aldım, öncesinde ailelerimiz tanıştı, şimdi düğün yerini ayarladık ve ev bakıyoruz. İkimizinde hiç cinsel birlikteliği olmadı bu zamana dek, bu da beni mutlu eden bir detaydı ama üç arkadaşımda tuhafsadı bunu. Bu süreç boyunca, zaten hala de devam ediyor 3 arkadaşımda benim doğru düzgün yanımda bulunmadı, özellikle de X. Ve en çok onun olmayışı canımı sıkıyor, üzülüyorum.

Ben defa kere X ve Y'nin yanlarına gittim, kaç kere şehir değiştirdim onları özlediğim ve görmek istediğim için. Z ile o kadar yakın değilim ama İstanbul'a gidince onu da haberliyordum. 10 senelik arkadaşlığımızda onlar bana sadece 1 kere geldiler, o da geçen seneydi... Karşılık beklemeden görmeye gidiyorsunuz tabi ki ama insan düşünmeden edemiyor, kendi rahatlarını düşünüyorlarmış gibi geliyor. Halbuki Y'nin sevgilisi yurt dışında yaşıyor ve ayda bir onu görmeye gidebiliyor ama ben ona belki de 1 saatlik mesafede oturuyorum bana gelemiyor... Daha komiği X ve Y'yi, özellikle X'i bir seneden fazladır görmemiştim, İstanbul'a gelmişti, Y'de kalacaktı. Bende bir geceliğine geleceğimi söylediğimde, spor salonuna gideceklerini, eve akşam saat 7-8 gibi geleceklerini, benim evde oturup onları bekleyebileceğimi söylemişlerdi. Yani zaten farklı şehirden geliyorum, konuştuğumuzda saat 4'tü, İstanbul'dan bahsediyoruz ve bir sonraki sabah erken saatlerde dağılacağız çünkü hepimiz çalışıyoruz. Spor yapılmasa olmuyor mu? Olmuyormuş... Bende gelemeyeceğimi söyledim.

X'in ilişkimle ilgili başta merak ettiği tek bir şey olmuştu, o da hiç kavga edip etmediğimizdi ki bu soru bana garip gelmişti. Kabul ben ilişkilerimi hiçbir zaman onlar gibi detaylı anlatmadım ne telefonda, ne wp grubumuzda, çünkü ne kadar yakında olsalar ben bazı şeylerin mahrem kalması gerektiğini düşünüyorum. Evlenme teklifi aldığımdan beri de kimse detayları merak etmedi, aileler tanışıldı, bana senin anlatman lazım dediler bizim sormamızı bekleme, bende bu hep olan bir şey değil sizin sormanızı bekledim dediğimde de amma nazlısın dediler. Nişanıma davet ettim, hayırlı olsun dediler sadece, geliyorlar mı bilmiyorum. Mart sonunda olacak nişanım. Belki de artık arkadaşlığımızın vadesi doluyordur, bilmiyorum ama içimdeki kırgınlığı da atamıyorum. Tabi ki de herkes kendi hayatının telaşında ama bir nasıl gidiyor diye sormak çok mu zor? Yanlış mı düşünüyorum sizce?

X yılbaşından önce bana bir süredir bilerek soğuk davrandığını ve bu yüzden mesafeli olduğunu belirten bir mesaj attı, ben düşüncesizce davranmışım. Ama hangi konuda, neyde davrandığımı inanın ben bile bilmiyorum, bunu ona sorduğumda cevap vermedi. Bende yeni yıla kırgın girmeyelim, kaç senelik arkadaşız birbirimize karşı kredimiz olmalı, konuşalım ne oldu ne yaptıysam bileyim ona göre özrümü dileyeyim dedim. Yarım yamalak bir cevap verdi. Birkaç gün sonra onu aradım, dönmedi ama mesaj atarak işi olduğunu söyledi ve sonra konuşuruz dedi. Bu konuşma Ocak'ın ilk haftasıydı... Şimdi Şubat bitecek. Ama geçen hafta Y'yi görmek için İstanbul'a kalkıp gitmiş ve gruba onunla birlikte bir resim attı, ben sosyal medya kullanmıyorum ve bu tamamen bana gönderilen bir mesajdı. Seni yok sayıyorum ama ortak diğer arkadaşımızla görüşüyorum bak dercesine. Yaşlarımızı düşününce bu hareketler komik geliyor.

Açıkçası arkadaş grubunda ilk defa nişanlanan, düğün telaşına giren bir ben varım aralarında, bu yüzden de biraz onlardan yana merak edilmeyi, en basitinden nişanda ne giyeceksin, ne yapacaksın vs gibi sorular beklemiştim. X'in önümüzdeki günlerde doğum günü ama kırgınlığımı atamadığım için doğum gününü de kutlamak gelmiyor içimden. Kendimi yalnız hissediyorum, insanın mutsuzken yanında olmak kolay ama mutlu günümde bakıyorum, hiçbiri yanımda değil. Kendimce kusurlarım, hatalarım olmadı mı elbette oldu, içime kapanık bir insanım ve dönem dönem kabuğa çekiliyorum, özellikle geçen sene zor bir dönemden geçmiştim o ve diğer arkadaşlarımda bunu biliyordu. Pek konuşmuyor, mesajlaşmak içimden gelmiyordu. Babam ciddi bir operasyon geçirmişti, 2 hafta kadar yoğun bakımda kaldı, zor zamanlardan geçtik ve yine onlardan el ucuyla destek gördüm desem yeridir. Nişana kadar bekleyeceğimi söyledim kendime, arkadaşlığımızın gidişatına bir karar vermek için ama cevap da ortada duruyor aslında değil mi? Buraya kadar okuduysanız teşekkürler...
Tek nefeste sonuna kadar okudum. Sil hepsini çok gereksiz. Değer görmediğiniz yerdr durmayın. Bende 4 yıl önce falan 15 yıllık arkadaşlığımı bitirdim inan üstümde yükmüş attım rahatladım. Bazı insanlar yük olur at sen hamal değilsin. Değerinin bilindiği yerde ol
 
Siz bu kişinin doğum günü kutlayıp sonra da pişman edilirsiniz gibi hissediyorum. Kimsenin nazını tribini çekmeyin. Eğer peşinden koşarsanız belki x hanım lutfedecek de niye triplendigini anlatacak size.

Vadesi dolmuş arkadasliginizin, aramışsınız "sonra konusuruz" diye mesaj atıp müsait anında dönmemiş, üstüne bi de gruba size özel diğeriyle fotograf atıyor.

Bence yapmanız gereken hiçbir şey olmamış gibi davranmak. Doğum gününü kutlamayın, arayıp sormayın da. Gruba dokundurmali doğum günü fotoğrafı atarsa, ertesi gün gruba "ay unutmuşum canım" deyip kutlarsiniz.

Kurtarılacak bir arkadaşlık görmüyorum, denerseniz insanlara olan inancınızı kaybettirecek bu tipler size. Siz onlardan daha pasif agresif davranırsanız en azından içiniz soğur.
Evet haklısınız, bende sizin gibi düşünmüştüm, öyle de yapacağım. Sadece içim sızlıyor gelinen duruma, bir yandan da inceldiği yerden kopması taraftarayım. Ayrıca konuşmak için hamle yaptıktan sonra karşımdaki kişi iletişime geçmiyorsa bende daha fazla zahmet etmemem gerektiğine kanaat getirdim, demek ki tercihi ben değilim. Bir yandan çocukça da geliyor bu hal tavır, triplenmek. İki sene önce yüzük attığı için benim durumum onu etkiliyor mu acaba o yüzden mi konuşmak istemiyor olabilir mi diye düşündüm. Şimdi de artık düşünmekten bıktım, havale ettim onu. Yine de insan biraz dertleşmek istiyor, geçen yıllar yüzeysel hissettiriyor haliyle.
 
Tek nefeste sonuna kadar okudum. Sil hepsini çok gereksiz. Değer görmediğiniz yerdr durmayın. Bende 4 yıl önce falan 15 yıllık arkadaşlığımı bitirdim inan üstümde yükmüş attım rahatladım. Bazı insanlar yük olur at sen hamal değilsin. Değerinin bilindiği yerde ol
Evet doğru diyorsunuz, insan onca geçen yıla, anıya üzülüyor ve şaşırıyor da bir yandan. Gerçekten yakın arkadaşım değillermiş çünkü, bunu kendi sürecimde görmüş oldum. Tamamen bitirme kısmı beni huzursuz ediyordu ama oraya doğru gidiyor zaten...
 
Konunuz çocuksu gelmedi bana. Yaşınıza göre değil gibi düşünmeyin. Bir çoğumuz duygusal sınırlarımızı, tolere edilmesi ve edilmemesi gereken davranışları belki de çok geç öğrendik. Ve aslında şu anki farkındalığınızın anlamı kendinizi seçmeniz ve bu güzel bir şey. Aslında şöyle düşünüyorum, 30larında ve aklı başında bir kadın hakiki bir arkadaşı bile isteye kaybetmez. Artık göze alıyorsa zaten dengeli hissettirmeyen bir şeyler vardır. Çok sevdiğim bir arkadaşım, bana saygısızlık eden başka bir arkadaşa (onunla çok samimi olmamasına rağmen) bazı noktalarda kendi çıkarı için çok samimi çok ayrıcalıklı davrandı. Biz çok yakındık (ben öyle hissederdim) ama bana hiç olmadığı gibiydi ona. Sonra bi gün bi baktım ne aramalarını açabiliyorum ne mesajlarına dönebiliyorum. Ben hiç kimseyi görmezden gelmem, herkese her şeyden önce saygı duyarım. Ama bir şey oldu yani bi tiksinti gibi. Elim gitmedi mesaja. Sonra aylarca yazdı, yazamadım. Bi gün fark ettim ki beni engellemiş.

Velhasıl, 30dan sonra insan seçimine daha masum ama akıllı bir şekilde içgüdü karar veriyor.
 
Merhaba arkadaşlar, çok uzun süredir beni üzen ve canımı sıkan bir durum var. Biraz içimi dökmek, dertleşmek istiyorum. Yazım uzun ama sonuna kadar okuyabilir, vakit ayırırsanız sevinirim.

Ben 28 yaşındayım, son bir-iki senedir bir ofisim var, kendi mesleğimi icra ediyorum. Hayatımda bu yaşa kadar hep yakın arkadaşım dediğim insan sayısı bir elin parmağını geçmedi. Bahsedeceğim üç kişiden oluşan bir arkadaş grubum var. X,Y ve Z olsun isimleri. Y ve Z aynı ilde oturuyorlar, İstanbul'da. X ise Ankara'da. Bu kişiler benim üniversite 1. Sınıftan itibaren hayatımda olan insanlar, aynı bölümde okuduk hepsiyle. Özellikle X ile çok yakındık, onunla aynı yurtta kaldık bütün bir üni dönemi boyunca, odalarımız hemen yan yanaydı, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi anlayacağınız.

Ben özellikle o yıllarda çok içime kapanıktım, özgüvensizdim, kendimi asla beğenmezdim ve platonikte kalırdım yani bir aşk hayatımda yoktu. Böyle olmamın sebebi de ortaokul ve lise yıllarında çok zorbalığa uğramamdandı. Boyum normal kızlara göre fazla uzundu, bu yüzden kambur duruyordum, dişlerim fırlaktı, yüzüm sivilceli ve burnum yüzüme göre aşırı büyük ve kemerliydi. Üniversitede diş teli takmaya başladım, kilo da verdim ve farklı bir şehirde okumayla beraber hafif kendime duyduğum özgüvenim gelmişti, çünkü aynı zamanda baskın ve korumacı bir ailede büyümüştüm. Ama hala kendimi beğenmiyordum ve birinin beni sevebileceği ya da güzel bulabileceği fikrine çok uzaktım.

Şimdi, bu X olarak adı geçen yakın arkadaşımda benim tam tersim denilebilir. Alımlı, güzel, inanılmaz feminen, cilveli, komik ama biraz da bencil diyebileceğim biri. Bencillikten kastımda şu, kendi rahatını ön plana koyan biriydi çoğu zaman, planları programları ekebilir ya da vazgeçebilirdi. Üniversite zamanında bir erkek arkadaşı oldu, onun ilk erkek arkadaşıydı. Bu adamın ünide ismi çıkmıştı, bilinen bir tipti yani (tam p**ti anlayacağınız). X'in bununla toksik bir ilişkisi oldu, şiddet, aldatma vs ne ararsınız var ve bitirmesi çok uzun sürdü, 3-4 sene devam etti ilişkileri. Arkadaşım her anını, kavgasını, hakaretleri vs bana anlatırdı, bazen beni yalnız bıraktığı da olurdu hani sevgili bulunca arkadaşını satan insanlar olur ya, o misal. Ondan sonra hayatına başka biri girdi, bu kişi de ilkinden daha farklı, düzgün biriydi hatta evlenme teklifi aldı ama onunla da yürümedi. (Bende üniversiteyi bitirdim, tel tedavim sona erdi, cilt içinde tedavi görmüştüm bitti ve burun ameliyatı oldum, ardından mesleğimi yapabilmek için staja başladım. Bir yandan da terapiye gitmeye başladım, çünkü dediğim gibi özgüvenim yoktu ve kendimi sevmek konusunda zorlanan biriydim. 2 sene terapiye gittim, düzenli olarak hiç aksatmadım ve bana gerçekten çok iyi geldi, aynaya baktığımda sevilecek bir insan görüyordum artık. Bu da beni ilişkilere hazır hale getirdi, çünkü ben hep kendisini sevmeyen bir insanın sevildiğinde buna inanacağını düşünmüyordum. İnsan önce kendisini sevmeli. Terapiye de halen arada gidiyorum, terapistimi ve hayatımı güncellemek adına.) Sonra arkadaşımın ilişki yaşama anlayışı değişti, önce burun ameliyatı oldu, bıçak altına yatmaktan korkan insan bir anda ameliyat olmaya karar verdi ve bir spor salonuna yazıldı, 2 sene içerisinde belki de hayatına 9-10 tane insan aldı ve hepsiyle yaşına ya da kendisine yakıştıramadığım saçma sapan ilişkiler yaşadı. Ama bakın gerçekten saçma sapan boyuttaydı. Buna takılma sebebim de şu, kendisini hep koyduğu belli kalıplar ve sınırlar vardı, insanları da kendi vizyonuna göre yargılardı. (Buna beni bile dahil etmiş, kendi yargı çerçevesinde yargılamıştı, aşağıda birazdan bahsedeceğim.) Her aştığı sınırda bundan daha kötüsünü yaptı ve "artık böyle olmayacağım" dedikçe daha da kötüleşti bu durum. Sanki sadece dürtüleriyle hareket eden bir insan var karşısınız öyle düşünün.

Ben bütün ilişkileri boyunca arkadaşımın yanında oldum, bazen duymak istemese de arkadaşı olarak onu sevdiğim ve endişelendiğim için yeri geldi ona kızdım, yeri geldi onunla beraber ağladım ya da sevindim, terapiye gidip destek alması gerektiğini de söylediğim anlar çok oldu. Ama son zamanlarda yaptığı davranışlar, ilişkileri yaşama şekli vs beni rahatsız ediyor, bir noktada onunda olgunlaşmasını, bir şeylerin farkına varıp, kendisine zarar vermesine son vermesini istiyorum sanırım çünkü bu kişi 30 yaşında artık, çocuk değil.

Benim bugüne kadar nişanlımdan önce 2 tane ilişkim olmuştu. Birine bu arkadaşım aracı olmuştu, uzaktan ilişkiydi ve 7 ay kadar sürmüştü ve ben bitirmek istemiştim. Ex'imle aynı ofiste çalıştıkları için ben X'e problemlerimizi anlatmadım, o zamanki erkek arkadaşım da tembihlemişti anlatma diye, bende zaten özelimiz olduğu için anlatmayı düşünen biri değildim. Çünkü siz atlatıyorsunuz ama arkadaşlarınız atlatmıyor bazen anlattıklarınızı doğal olarak, bende öyle bir durum oluşmasını istemedim hiçbir zaman. Ama meğersem ex her problemimizi X'e anlatmış, yakın arkadaş olduğumuz için benim perspektifimi ona anlatır belki diye. Bende X'e anlatmadığım için, X de herhalde ben ilişki içerisinde böyle bir insanım diye ex'i haklı bulmuştu zamanında...

Ardından başka biriyle tanıştım onunla da 2-3 ay sürmeden yollarımı ayırdım, çünkü belli bir zamandan sonra karşımdaki insanla kalıcı bir birliktelik yani evlilik düşündüğüm için olmayacağını anladığımda uzatmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Ve X beni yargıladı, kısa bir süre içerisinde nasıl tekrar sevgili yaparım diye, benimle bir süre konuşmadı, o dönem ki ilişkisine odaklandı (evlilik teklifi aldığı ilişkisiydi sonra çocuk yamuk yaptı, ailesi korkunç çıktı vs vs ağlayarak dertleşti, özür diledi ve yanında olduğum için teşekkür etti. Benim üzüldüğüm beni o dönem o kadar yargılaması, yalnız bırakması ve kendisinin daha sonra daha korkunç ilişkiler yaşamasıydı.)

Aradan 2 sene kadar geçtikten sonra nişanlım hayatıma girdi, (kendisi benim ortaokuldan arkadaşımdı, yıllar sonra tekrar bir araya gelmiştik). 1.5 senedir devam ediyoruz, ocak ayının başında evlenme teklifi aldım, öncesinde ailelerimiz tanıştı, şimdi düğün yerini ayarladık ve ev bakıyoruz. İkimizinde hiç cinsel birlikteliği olmadı bu zamana dek, bu da beni mutlu eden bir detaydı ama üç arkadaşımda tuhafsadı bunu. Bu süreç boyunca, zaten hala de devam ediyor 3 arkadaşımda benim doğru düzgün yanımda bulunmadı, özellikle de X. Ve en çok onun olmayışı canımı sıkıyor, üzülüyorum.

Ben defa kere X ve Y'nin yanlarına gittim, kaç kere şehir değiştirdim onları özlediğim ve görmek istediğim için. Z ile o kadar yakın değilim ama İstanbul'a gidince onu da haberliyordum. 10 senelik arkadaşlığımızda onlar bana sadece 1 kere geldiler, o da geçen seneydi... Karşılık beklemeden görmeye gidiyorsunuz tabi ki ama insan düşünmeden edemiyor, kendi rahatlarını düşünüyorlarmış gibi geliyor. Halbuki Y'nin sevgilisi yurt dışında yaşıyor ve ayda bir onu görmeye gidebiliyor ama ben ona belki de 1 saatlik mesafede oturuyorum bana gelemiyor... Daha komiği X ve Y'yi, özellikle X'i bir seneden fazladır görmemiştim, İstanbul'a gelmişti, Y'de kalacaktı. Bende bir geceliğine geleceğimi söylediğimde, spor salonuna gideceklerini, eve akşam saat 7-8 gibi geleceklerini, benim evde oturup onları bekleyebileceğimi söylemişlerdi. Yani zaten farklı şehirden geliyorum, konuştuğumuzda saat 4'tü, İstanbul'dan bahsediyoruz ve bir sonraki sabah erken saatlerde dağılacağız çünkü hepimiz çalışıyoruz. Spor yapılmasa olmuyor mu? Olmuyormuş... Bende gelemeyeceğimi söyledim.

X'in ilişkimle ilgili başta merak ettiği tek bir şey olmuştu, o da hiç kavga edip etmediğimizdi ki bu soru bana garip gelmişti. Kabul ben ilişkilerimi hiçbir zaman onlar gibi detaylı anlatmadım ne telefonda, ne wp grubumuzda, çünkü ne kadar yakında olsalar ben bazı şeylerin mahrem kalması gerektiğini düşünüyorum. Evlenme teklifi aldığımdan beri de kimse detayları merak etmedi, aileler tanışıldı, bana senin anlatman lazım dediler bizim sormamızı bekleme, bende bu hep olan bir şey değil sizin sormanızı bekledim dediğimde de amma nazlısın dediler. Nişanıma davet ettim, hayırlı olsun dediler sadece, geliyorlar mı bilmiyorum. Mart sonunda olacak nişanım. Belki de artık arkadaşlığımızın vadesi doluyordur, bilmiyorum ama içimdeki kırgınlığı da atamıyorum. Tabi ki de herkes kendi hayatının telaşında ama bir nasıl gidiyor diye sormak çok mu zor? Yanlış mı düşünüyorum sizce?

X yılbaşından önce bana bir süredir bilerek soğuk davrandığını ve bu yüzden mesafeli olduğunu belirten bir mesaj attı, ben düşüncesizce davranmışım. Ama hangi konuda, neyde davrandığımı inanın ben bile bilmiyorum, bunu ona sorduğumda cevap vermedi. Bende yeni yıla kırgın girmeyelim, kaç senelik arkadaşız birbirimize karşı kredimiz olmalı, konuşalım ne oldu ne yaptıysam bileyim ona göre özrümü dileyeyim dedim. Yarım yamalak bir cevap verdi. Birkaç gün sonra onu aradım, dönmedi ama mesaj atarak işi olduğunu söyledi ve sonra konuşuruz dedi. Bu konuşma Ocak'ın ilk haftasıydı... Şimdi Şubat bitecek. Ama geçen hafta Y'yi görmek için İstanbul'a kalkıp gitmiş ve gruba onunla birlikte bir resim attı, ben sosyal medya kullanmıyorum ve bu tamamen bana gönderilen bir mesajdı. Seni yok sayıyorum ama ortak diğer arkadaşımızla görüşüyorum bak dercesine. Yaşlarımızı düşününce bu hareketler komik geliyor.

Açıkçası arkadaş grubunda ilk defa nişanlanan, düğün telaşına giren bir ben varım aralarında, bu yüzden de biraz onlardan yana merak edilmeyi, en basitinden nişanda ne giyeceksin, ne yapacaksın vs gibi sorular beklemiştim. X'in önümüzdeki günlerde doğum günü ama kırgınlığımı atamadığım için doğum gününü de kutlamak gelmiyor içimden. Kendimi yalnız hissediyorum, insanın mutsuzken yanında olmak kolay ama mutlu günümde bakıyorum, hiçbiri yanımda değil. Kendimce kusurlarım, hatalarım olmadı mı elbette oldu, içime kapanık bir insanım ve dönem dönem kabuğa çekiliyorum, özellikle geçen sene zor bir dönemden geçmiştim o ve diğer arkadaşlarımda bunu biliyordu. Pek konuşmuyor, mesajlaşmak içimden gelmiyordu. Babam ciddi bir operasyon geçirmişti, 2 hafta kadar yoğun bakımda kaldı, zor zamanlardan geçtik ve yine onlardan el ucuyla destek gördüm desem yeridir. Nişana kadar bekleyeceğimi söyledim kendime, arkadaşlığımızın gidişatına bir karar vermek için ama cevap da ortada duruyor aslında değil mi? Buraya kadar okuduysanız teşekkürler...
Sandığınız gibi bir arkadasliginiz yok. Toksik bir arkadasliginiz varmış. Arkadaşlarınız size değer vermemiş. Ama siz de kendinizi sandığınız gibi değilsiniz. Ameliyattan korkardı ama burnunu yaptırmış vs demişsiniz , başka konuda da zitndavrandi demişsiniz unuttum. İnsanların fikri değişebilir. Korktuğu halde ki bence herkes korkar estetik olmuş olabilir. Siz de gayet elestrelsiniz bence sandığınız gibi mükemmel iyi bir arkadas olmamissiniz. Onlar da aynı şekilde. Velhasıl bu saatten sonra nişana gelseler ne olacak sanki. Gerilirsiniz hatta gerek bile yok. Siz geleceğiniz halde sporunu iptal etmeyen insanlara davetiye atmanız hata olmuş. Ben başka ildeyken arkadaslarim istanbuldaydi, spontan ziyarete gittim ikisi biliyordu. Altı arkadaşım o gün toplanıp beni karşılamıştı. Üstelik her iri farklı yerlerde oturuyoru Anadolu yakası Avrupa yakası vs vs. Düğününe zaten araba kiralayıp ayarlanip geldiler kalacak yeri bile kendiler ayaarlamisti ısrar etmeme rağmen. Demem o ki sizin siz de dahil güzel bir arkadasliginiz yokmuş.
Ha güzel gunleriniz olmuştur gencmissiniz ünivde zaten. Yaşandı ve bitti deyip sünger çekin. Görüşmeyin , arayıp sormayın
 
Konunuz çocuksu gelmedi bana. Yaşınıza göre değil gibi düşünmeyin. Bir çoğumuz duygusal sınırlarımızı, tolere edilmesi ve edilmemesi gereken davranışları belki de çok geç öğrendik. Ve aslında şu anki farkındalığınızın anlamı kendinizi seçmeniz ve bu güzel bir şey. Aslında şöyle düşünüyorum, 30larında ve aklı başında bir kadın hakiki bir arkadaşı bile isteye kaybetmez. Artık göze alıyorsa zaten dengeli hissettirmeyen bir şeyler vardır. Çok sevdiğim bir arkadaşım, bana saygısızlık eden başka bir arkadaşa (onunla çok samimi olmamasına rağmen) bazı noktalarda kendi çıkarı için çok samimi çok ayrıcalıklı davrandı. Biz çok yakındık (ben öyle hissederdim) ama bana hiç olmadığı gibiydi ona. Sonra bi gün bi baktım ne aramalarını açabiliyorum ne mesajlarına dönebiliyorum. Ben hiç kimseyi görmezden gelmem, herkese her şeyden önce saygı duyarım. Ama bir şey oldu yani bi tiksinti gibi. Elim gitmedi mesaja. Sonra aylarca yazdı, yazamadım. Bi gün fark ettim ki beni engellemiş.

Velhasıl, 30dan sonra insan seçimine daha masum ama akıllı bir şekilde içgüdü karar veriyor.
Çok güzel anlatmışsınız, bir sebepten hatta bazen ortada sebep olmaksızın da bitebiliyor. Kendi sınırlarımızı çekmeyi öğreniyoruz. Az arkadaşım olduğu için hep onlara uyum sağlardım aman gitmesinler, yalnız kalırım diye. Böyle bir korkum vardı çünkü çok kolay arkadaş edinemezdim. Ama şimdiki yaşımda yalnızken de vakit geçirmekten keyif alıyorum, hobilerim, etrafımda sohbet etmeyi sevdiğim, değer verdiğim insanlar var. Zaten bu üçlü arkadaşlarımla belli bir şekilde ilerliyor şu anda bende bunu değiştirmek istemiyorum, X'in doğum gününü kutlamak gibi. Normalde benim için doğum günleri özeldir ve kutlamayı çok severim ama konuşma başlatıyor gibi olmak ya da bunun adımını ben atmak istemiyorum açıkçası. Sadece onların yeri bende ayrıydı ve gidişatın böyle olması da sızlatıyor içimi.
 
Sandığınız gibi bir arkadasliginiz yok. Toksik bir arkadasliginiz varmış. Arkadaşlarınız size değer vermemiş. Ama siz de kendinizi sandığınız gibi değilsiniz. Ameliyattan korkardı ama burnunu yaptırmış vs demişsiniz , başka konuda da zitndavrandi demişsiniz unuttum. İnsanların fikri değişebilir. Korktuğu halde ki bence herkes korkar estetik olmuş olabilir. Siz de gayet elestrelsiniz bence sandığınız gibi mükemmel iyi bir arkadas olmamissiniz. Onlar da aynı şekilde. Velhasıl bu saatten sonra nişana gelseler ne olacak sanki. Gerilirsiniz hatta gerek bile yok. Siz geleceğiniz halde sporunu iptal etmeyen insanlara davetiye atmanız hata olmuş. Ben başka ildeyken arkadaslarim istanbuldaydi, spontan ziyarete gittim ikisi biliyordu. Altı arkadaşım o gün toplanıp beni karşılamıştı. Üstelik her iri farklı yerlerde oturuyoru Anadolu yakası Avrupa yakası vs vs. Düğününe zaten araba kiralayıp ayarlanip geldiler kalacak yeri bile kendiler ayaarlamisti ısrar etmeme rağmen. Demem o ki sizin siz de dahil güzel bir arkadasliginiz yokmuş.
Ha güzel gunleriniz olmuştur gencmissiniz ünivde zaten. Yaşandı ve bitti deyip sünger çekin. Görüşmeyin , arayıp sormayın
Evet fikri değişebilir ama şöyle bir durum vardı, yazı çok uzun olduğu için girmedim. Ben hiçbir zaman kendi görüntümle barışık olamadım, burnum yüzümden de çok zorbalandım, ne lakaplar takıldı. Hep derdim ona bir gün burnumu yaptırmak istiyorum vs diye, o da çok büyütüyorsun burnunda yok bir şey, ben hayatta ameliyat olmam, bıçak altına yatmam, bence sende bu kadar büyütme derdi ve kendi burnunu da beğenirdi, karakteristik bence benimki derdi hatta. Bu muhabbet senelerce bu şekilde karşılıklı sürdü. Ben burnumdan yakındığımda o da bunları dile getirirdi, sonra bir anda, çok kısa bir süre içinde ameliyat oldu ve değişik bir sürece girdi yüzük attıktan sonra. Orada kast ettiğim şey geçirdiği değişimdi ve bunu sadece görüntüyü değiştirmek bazında demiyorum, sonrasında yaşadığı ilişkiler vs. mental anlamda da söylüyorum. Ben mükemmel bir arkadaş olduğumu söylemedim, sadece kendi penceremden olanları anlattım. Evet, spor konusunda haklısınız o da benim hatam oldu.
 
Konudan bağımsız kendini, duygularını ne güzel ifade ediyorsun.
Karşıdakini yormadan, olması kadar detaylandırarak en önemlisi de olgun bir şekilde.
Böyle birinin dış görünüşü umrumda olmazdı. Bence bu karakterin bile özgüveninin yerinde olması için yeterli sebep.

Arkadaşlarına gelirsek.. seni yordukları ortada.
Gerçek arkadaşlar hayatı kolaylaştırır, zorlaştırmaz.
Sizinkisi zorlama bir arkadaş ortamı.. bu yüzden hepsine yol ver gitsin.
Kendi kalitende yeni insanlarla yolunu kesiştir.
 
Merhaba arkadaşlar, çok uzun süredir beni üzen ve canımı sıkan bir durum var. Biraz içimi dökmek, dertleşmek istiyorum. Yazım uzun ama sonuna kadar okuyabilir, vakit ayırırsanız sevinirim.

Ben 28 yaşındayım, son bir-iki senedir bir ofisim var, kendi mesleğimi icra ediyorum. Hayatımda bu yaşa kadar hep yakın arkadaşım dediğim insan sayısı bir elin parmağını geçmedi. Bahsedeceğim üç kişiden oluşan bir arkadaş grubum var. X,Y ve Z olsun isimleri. Y ve Z aynı ilde oturuyorlar, İstanbul'da. X ise Ankara'da. Bu kişiler benim üniversite 1. Sınıftan itibaren hayatımda olan insanlar, aynı bölümde okuduk hepsiyle. Özellikle X ile çok yakındık, onunla aynı yurtta kaldık bütün bir üni dönemi boyunca, odalarımız hemen yan yanaydı, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi anlayacağınız.

Ben özellikle o yıllarda çok içime kapanıktım, özgüvensizdim, kendimi asla beğenmezdim ve platonikte kalırdım yani bir aşk hayatımda yoktu. Böyle olmamın sebebi de ortaokul ve lise yıllarında çok zorbalığa uğramamdandı. Boyum normal kızlara göre fazla uzundu, bu yüzden kambur duruyordum, dişlerim fırlaktı, yüzüm sivilceli ve burnum yüzüme göre aşırı büyük ve kemerliydi. Üniversitede diş teli takmaya başladım, kilo da verdim ve farklı bir şehirde okumayla beraber hafif kendime duyduğum özgüvenim gelmişti, çünkü aynı zamanda baskın ve korumacı bir ailede büyümüştüm. Ama hala kendimi beğenmiyordum ve birinin beni sevebileceği ya da güzel bulabileceği fikrine çok uzaktım.

Şimdi, bu X olarak adı geçen yakın arkadaşımda benim tam tersim denilebilir. Alımlı, güzel, inanılmaz feminen, cilveli, komik ama biraz da bencil diyebileceğim biri. Bencillikten kastımda şu, kendi rahatını ön plana koyan biriydi çoğu zaman, planları programları ekebilir ya da vazgeçebilirdi. Üniversite zamanında bir erkek arkadaşı oldu, onun ilk erkek arkadaşıydı. Bu adamın ünide ismi çıkmıştı, bilinen bir tipti yani (tam p**ti anlayacağınız). X'in bununla toksik bir ilişkisi oldu, şiddet, aldatma vs ne ararsınız var ve bitirmesi çok uzun sürdü, 3-4 sene devam etti ilişkileri. Arkadaşım her anını, kavgasını, hakaretleri vs bana anlatırdı, bazen beni yalnız bıraktığı da olurdu hani sevgili bulunca arkadaşını satan insanlar olur ya, o misal. Ondan sonra hayatına başka biri girdi, bu kişi de ilkinden daha farklı, düzgün biriydi hatta evlenme teklifi aldı ama onunla da yürümedi. (Bende üniversiteyi bitirdim, tel tedavim sona erdi, cilt içinde tedavi görmüştüm bitti ve burun ameliyatı oldum, ardından mesleğimi yapabilmek için staja başladım. Bir yandan da terapiye gitmeye başladım, çünkü dediğim gibi özgüvenim yoktu ve kendimi sevmek konusunda zorlanan biriydim. 2 sene terapiye gittim, düzenli olarak hiç aksatmadım ve bana gerçekten çok iyi geldi, aynaya baktığımda sevilecek bir insan görüyordum artık. Bu da beni ilişkilere hazır hale getirdi, çünkü ben hep kendisini sevmeyen bir insanın sevildiğinde buna inanacağını düşünmüyordum. İnsan önce kendisini sevmeli. Terapiye de halen arada gidiyorum, terapistimi ve hayatımı güncellemek adına.) Sonra arkadaşımın ilişki yaşama anlayışı değişti, önce burun ameliyatı oldu, bıçak altına yatmaktan korkan insan bir anda ameliyat olmaya karar verdi ve bir spor salonuna yazıldı, 2 sene içerisinde belki de hayatına 9-10 tane insan aldı ve hepsiyle yaşına ya da kendisine yakıştıramadığım saçma sapan ilişkiler yaşadı. Ama bakın gerçekten saçma sapan boyuttaydı. Buna takılma sebebim de şu, kendisini hep koyduğu belli kalıplar ve sınırlar vardı, insanları da kendi vizyonuna göre yargılardı. (Buna beni bile dahil etmiş, kendi yargı çerçevesinde yargılamıştı, aşağıda birazdan bahsedeceğim.) Her aştığı sınırda bundan daha kötüsünü yaptı ve "artık böyle olmayacağım" dedikçe daha da kötüleşti bu durum. Sanki sadece dürtüleriyle hareket eden bir insan var karşısınız öyle düşünün.

Ben bütün ilişkileri boyunca arkadaşımın yanında oldum, bazen duymak istemese de arkadaşı olarak onu sevdiğim ve endişelendiğim için yeri geldi ona kızdım, yeri geldi onunla beraber ağladım ya da sevindim, terapiye gidip destek alması gerektiğini de söylediğim anlar çok oldu. Ama son zamanlarda yaptığı davranışlar, ilişkileri yaşama şekli vs beni rahatsız ediyor, bir noktada onunda olgunlaşmasını, bir şeylerin farkına varıp, kendisine zarar vermesine son vermesini istiyorum sanırım çünkü bu kişi 30 yaşında artık, çocuk değil.

Benim bugüne kadar nişanlımdan önce 2 tane ilişkim olmuştu. Birine bu arkadaşım aracı olmuştu, uzaktan ilişkiydi ve 7 ay kadar sürmüştü ve ben bitirmek istemiştim. Ex'imle aynı ofiste çalıştıkları için ben X'e problemlerimizi anlatmadım, o zamanki erkek arkadaşım da tembihlemişti anlatma diye, bende zaten özelimiz olduğu için anlatmayı düşünen biri değildim. Çünkü siz atlatıyorsunuz ama arkadaşlarınız atlatmıyor bazen anlattıklarınızı doğal olarak, bende öyle bir durum oluşmasını istemedim hiçbir zaman. Ama meğersem ex her problemimizi X'e anlatmış, yakın arkadaş olduğumuz için benim perspektifimi ona anlatır belki diye. Bende X'e anlatmadığım için, X de herhalde ben ilişki içerisinde böyle bir insanım diye ex'i haklı bulmuştu zamanında...

Ardından başka biriyle tanıştım onunla da 2-3 ay sürmeden yollarımı ayırdım, çünkü belli bir zamandan sonra karşımdaki insanla kalıcı bir birliktelik yani evlilik düşündüğüm için olmayacağını anladığımda uzatmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Ve X beni yargıladı, kısa bir süre içerisinde nasıl tekrar sevgili yaparım diye, benimle bir süre konuşmadı, o dönem ki ilişkisine odaklandı (evlilik teklifi aldığı ilişkisiydi sonra çocuk yamuk yaptı, ailesi korkunç çıktı vs vs ağlayarak dertleşti, özür diledi ve yanında olduğum için teşekkür etti. Benim üzüldüğüm beni o dönem o kadar yargılaması, yalnız bırakması ve kendisinin daha sonra daha korkunç ilişkiler yaşamasıydı.)

Aradan 2 sene kadar geçtikten sonra nişanlım hayatıma girdi, (kendisi benim ortaokuldan arkadaşımdı, yıllar sonra tekrar bir araya gelmiştik). 1.5 senedir devam ediyoruz, ocak ayının başında evlenme teklifi aldım, öncesinde ailelerimiz tanıştı, şimdi düğün yerini ayarladık ve ev bakıyoruz. İkimizinde hiç cinsel birlikteliği olmadı bu zamana dek, bu da beni mutlu eden bir detaydı ama üç arkadaşımda tuhafsadı bunu. Bu süreç boyunca, zaten hala de devam ediyor 3 arkadaşımda benim doğru düzgün yanımda bulunmadı, özellikle de X. Ve en çok onun olmayışı canımı sıkıyor, üzülüyorum.

Ben defa kere X ve Y'nin yanlarına gittim, kaç kere şehir değiştirdim onları özlediğim ve görmek istediğim için. Z ile o kadar yakın değilim ama İstanbul'a gidince onu da haberliyordum. 10 senelik arkadaşlığımızda onlar bana sadece 1 kere geldiler, o da geçen seneydi... Karşılık beklemeden görmeye gidiyorsunuz tabi ki ama insan düşünmeden edemiyor, kendi rahatlarını düşünüyorlarmış gibi geliyor. Halbuki Y'nin sevgilisi yurt dışında yaşıyor ve ayda bir onu görmeye gidebiliyor ama ben ona belki de 1 saatlik mesafede oturuyorum bana gelemiyor... Daha komiği X ve Y'yi, özellikle X'i bir seneden fazladır görmemiştim, İstanbul'a gelmişti, Y'de kalacaktı. Bende bir geceliğine geleceğimi söylediğimde, spor salonuna gideceklerini, eve akşam saat 7-8 gibi geleceklerini, benim evde oturup onları bekleyebileceğimi söylemişlerdi. Yani zaten farklı şehirden geliyorum, konuştuğumuzda saat 4'tü, İstanbul'dan bahsediyoruz ve bir sonraki sabah erken saatlerde dağılacağız çünkü hepimiz çalışıyoruz. Spor yapılmasa olmuyor mu? Olmuyormuş... Bende gelemeyeceğimi söyledim.

X'in ilişkimle ilgili başta merak ettiği tek bir şey olmuştu, o da hiç kavga edip etmediğimizdi ki bu soru bana garip gelmişti. Kabul ben ilişkilerimi hiçbir zaman onlar gibi detaylı anlatmadım ne telefonda, ne wp grubumuzda, çünkü ne kadar yakında olsalar ben bazı şeylerin mahrem kalması gerektiğini düşünüyorum. Evlenme teklifi aldığımdan beri de kimse detayları merak etmedi, aileler tanışıldı, bana senin anlatman lazım dediler bizim sormamızı bekleme, bende bu hep olan bir şey değil sizin sormanızı bekledim dediğimde de amma nazlısın dediler. Nişanıma davet ettim, hayırlı olsun dediler sadece, geliyorlar mı bilmiyorum. Mart sonunda olacak nişanım. Belki de artık arkadaşlığımızın vadesi doluyordur, bilmiyorum ama içimdeki kırgınlığı da atamıyorum. Tabi ki de herkes kendi hayatının telaşında ama bir nasıl gidiyor diye sormak çok mu zor? Yanlış mı düşünüyorum sizce?

X yılbaşından önce bana bir süredir bilerek soğuk davrandığını ve bu yüzden mesafeli olduğunu belirten bir mesaj attı, ben düşüncesizce davranmışım. Ama hangi konuda, neyde davrandığımı inanın ben bile bilmiyorum, bunu ona sorduğumda cevap vermedi. Bende yeni yıla kırgın girmeyelim, kaç senelik arkadaşız birbirimize karşı kredimiz olmalı, konuşalım ne oldu ne yaptıysam bileyim ona göre özrümü dileyeyim dedim. Yarım yamalak bir cevap verdi. Birkaç gün sonra onu aradım, dönmedi ama mesaj atarak işi olduğunu söyledi ve sonra konuşuruz dedi. Bu konuşma Ocak'ın ilk haftasıydı... Şimdi Şubat bitecek. Ama geçen hafta Y'yi görmek için İstanbul'a kalkıp gitmiş ve gruba onunla birlikte bir resim attı, ben sosyal medya kullanmıyorum ve bu tamamen bana gönderilen bir mesajdı. Seni yok sayıyorum ama ortak diğer arkadaşımızla görüşüyorum bak dercesine. Yaşlarımızı düşününce bu hareketler komik geliyor.

Açıkçası arkadaş grubunda ilk defa nişanlanan, düğün telaşına giren bir ben varım aralarında, bu yüzden de biraz onlardan yana merak edilmeyi, en basitinden nişanda ne giyeceksin, ne yapacaksın vs gibi sorular beklemiştim. X'in önümüzdeki günlerde doğum günü ama kırgınlığımı atamadığım için doğum gününü de kutlamak gelmiyor içimden. Kendimi yalnız hissediyorum, insanın mutsuzken yanında olmak kolay ama mutlu günümde bakıyorum, hiçbiri yanımda değil. Kendimce kusurlarım, hatalarım olmadı mı elbette oldu, içime kapanık bir insanım ve dönem dönem kabuğa çekiliyorum, özellikle geçen sene zor bir dönemden geçmiştim o ve diğer arkadaşlarımda bunu biliyordu. Pek konuşmuyor, mesajlaşmak içimden gelmiyordu. Babam ciddi bir operasyon geçirmişti, 2 hafta kadar yoğun bakımda kaldı, zor zamanlardan geçtik ve yine onlardan el ucuyla destek gördüm desem yeridir. Nişana kadar bekleyeceğimi söyledim kendime, arkadaşlığımızın gidişatına bir karar vermek için ama cevap da ortada duruyor aslında değil mi? Buraya kadar okuduysanız teşekkürler...
Ben de okudum ama ortada sağlam bir arkadaşlık göremedim. X dediğiniz kişi zaten çok problemli bir karakter, bu kadar dışa dönük bir karakter yalnız kalmamak için sizin gibi biri ile arkadaşlık eder, sizden daha kafa birini gördüğünde sizinle iletişimi azaltır bu çok yaygın bir durum. Y ve Z nin sizle zaten bir işi yok bitmiş bir arkadaşlık ilişkisi. Ben biraz sizi de eleştirmek istiyorum müsadenizle sizin gibi hassas içe dönük kendi dünyasında bir insanın böyle garip bir örüntü içinde ne işi var ben anlayamadım. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim demişler, neden kendiniz gibi daha naif kimselerle dostluk ilişkisi kurmadınız, bu kargaşa bu kaos içten içe hoşunuza gidiyor gibi algılıyorum açıkçası. Empati yapıyorum sizinle, ben sizin kadar iyi niyetli ve hassas bir insan değilken bile bu kadar tartışma ve küslük arkadaşlık ilişkisinde beni bozar arkadaş dediğin insana en başta güven sonra huzur verir çünkü bana göre.
 
Konudan bağımsız kendini, duygularını ne güzel ifade ediyorsun.
Karşıdakini yormadan, olması kadar detaylandırarak en önemlisi de olgun bir şekilde.
Böyle birinin dış görünüşü umrumda olmazdı. Bence bu karakterin bile özgüveninin yerinde olması için yeterli sebep.

Arkadaşlarına gelirsek.. seni yordukları ortada.
Gerçek arkadaşlar hayatı kolaylaştırır, zorlaştırmaz.
Sizinkisi zorlama bir arkadaş ortamı.. bu yüzden hepsine yol ver gitsin.
Kendi kalitende yeni insanlarla yolunu kesiştir.
Çok teşekkür ederim sağ olun. Haklısınız, bırakmak en mantıklısı. İnsan araya biraz zaman ve sessizlik girince resme dışarıdan bakmaya ve detayları fark etmeye başlıyor, belki de bu kadar uzun sürmesi de benim geç görmemdendir.
 
Ben de okudum ama ortada sağlam bir arkadaşlık göremedim. X dediğiniz kişi zaten çok problemli bir karakter, bu kadar dışa dönük bir karakter yalnız kalmamak için sizin gibi biri ile arkadaşlık eder, sizden daha kafa birini gördüğünde sizinle iletişimi azaltır bu çok yaygın bir durum. Y ve Z nin sizle zaten bir işi yok bitmiş bir arkadaşlık ilişkisi. Ben biraz sizi de eleştirmek istiyorum müsadenizle sizin gibi hassas içe dönük kendi dünyasında bir insanın böyle garip bir örüntü içinde ne işi var ben anlayamadım. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim demişler, neden kendiniz gibi daha naif kimselerle dostluk ilişkisi kurmadınız, bu kargaşa bu kaos içten içe hoşunuza gidiyor gibi algılıyorum açıkçası. Empati yapıyorum sizinle, ben sizin kadar iyi niyetli ve hassas bir insan değilken bile bu kadar tartışma ve küslük arkadaşlık ilişkisinde beni bozar arkadaş dediğin insana en başta güven sonra huzur verir çünkü bana göre.
Evet çok haklısınız, şöyle özetleyeyim ben terapiye gidene kadar arkadaş edinmek konusunda hep biraz zorluk çektim, içime kapanık olduğum için, asosyal bile diyebiliriz belki ve bu yüzden etrafımdaki insanlara tutundum, yalnız kalmaktan da korktum haliyle. Özellikle üniversite ortamında kimseyi tanımıyordum ve bu da beni korkutmuştu. (İlkokuldan liseye kadar aynı okulda okudum) X ile tanıştıktan sonra kendisini sevmiştim, ortak ilgi alanlarımızda vardı ve anlaşması kolay biriydi, rahat hissediyordum yanında. Ayrıca ne yazık ki şöyle bir algım vardı, bir-iki tane yakın arkadaşım var zaten az, onlar her şeyim olmalı, yani kendi kendime fazla beklentiye koyuyordum insanları ve ona göre de bağlanıyordum. Zamanla insanları böldüm, yani tek bir kategoride şartlandırmam gerekmiyordu. Kimisiyle sadece kahve içtim, kimi alışveriş, kimi dertleşme, kimisi hepsinin karışımı oldu ama bunu yapabilmem staja ve terapiye başlamamla birlikte yani hayata tam olarak karışmaya başlamamla oldu. O zamana kadar yalnız kalma korkumu yenemedim. Kaostan hoşlanmıyorum, dediğiniz gibi yoruyor çünkü ama X'i de gerçekten sevdiğim için süreçlerinde yanında olmam gerektiğini düşünüyordum. Böyle biraz karmaşık bir döngüdeydim anlayacağınız, eleştirmekte çok haklısınız.
 
Son düzenleme:
Uzuldum sizin icin. Ama bu arkadasligin pek bir yere varmayacagi belli, muhtemelen nisaniniza da bir isleri cikar gelemezler. Umarim evliliginizde cok mutlu olursunuz 😊
 
Merhaba arkadaşlar, çok uzun süredir beni üzen ve canımı sıkan bir durum var. Biraz içimi dökmek, dertleşmek istiyorum. Yazım uzun ama sonuna kadar okuyabilir, vakit ayırırsanız sevinirim.

Ben 28 yaşındayım, son bir-iki senedir bir ofisim var, kendi mesleğimi icra ediyorum. Hayatımda bu yaşa kadar hep yakın arkadaşım dediğim insan sayısı bir elin parmağını geçmedi. Bahsedeceğim üç kişiden oluşan bir arkadaş grubum var. X,Y ve Z olsun isimleri. Y ve Z aynı ilde oturuyorlar, İstanbul'da. X ise Ankara'da. Bu kişiler benim üniversite 1. Sınıftan itibaren hayatımda olan insanlar, aynı bölümde okuduk hepsiyle. Özellikle X ile çok yakındık, onunla aynı yurtta kaldık bütün bir üni dönemi boyunca, odalarımız hemen yan yanaydı, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi anlayacağınız.

Ben özellikle o yıllarda çok içime kapanıktım, özgüvensizdim, kendimi asla beğenmezdim ve platonikte kalırdım yani bir aşk hayatımda yoktu. Böyle olmamın sebebi de ortaokul ve lise yıllarında çok zorbalığa uğramamdandı. Boyum normal kızlara göre fazla uzundu, bu yüzden kambur duruyordum, dişlerim fırlaktı, yüzüm sivilceli ve burnum yüzüme göre aşırı büyük ve kemerliydi. Üniversitede diş teli takmaya başladım, kilo da verdim ve farklı bir şehirde okumayla beraber hafif kendime duyduğum özgüvenim gelmişti, çünkü aynı zamanda baskın ve korumacı bir ailede büyümüştüm. Ama hala kendimi beğenmiyordum ve birinin beni sevebileceği ya da güzel bulabileceği fikrine çok uzaktım.

Şimdi, bu X olarak adı geçen yakın arkadaşımda benim tam tersim denilebilir. Alımlı, güzel, inanılmaz feminen, cilveli, komik ama biraz da bencil diyebileceğim biri. Bencillikten kastımda şu, kendi rahatını ön plana koyan biriydi çoğu zaman, planları programları ekebilir ya da vazgeçebilirdi. Üniversite zamanında bir erkek arkadaşı oldu, onun ilk erkek arkadaşıydı. Bu adamın ünide ismi çıkmıştı, bilinen bir tipti yani (tam p**ti anlayacağınız). X'in bununla toksik bir ilişkisi oldu, şiddet, aldatma vs ne ararsınız var ve bitirmesi çok uzun sürdü, 3-4 sene devam etti ilişkileri. Arkadaşım her anını, kavgasını, hakaretleri vs bana anlatırdı, bazen beni yalnız bıraktığı da olurdu hani sevgili bulunca arkadaşını satan insanlar olur ya, o misal. Ondan sonra hayatına başka biri girdi, bu kişi de ilkinden daha farklı, düzgün biriydi hatta evlenme teklifi aldı ama onunla da yürümedi. (Bende üniversiteyi bitirdim, tel tedavim sona erdi, cilt içinde tedavi görmüştüm bitti ve burun ameliyatı oldum, ardından mesleğimi yapabilmek için staja başladım. Bir yandan da terapiye gitmeye başladım, çünkü dediğim gibi özgüvenim yoktu ve kendimi sevmek konusunda zorlanan biriydim. 2 sene terapiye gittim, düzenli olarak hiç aksatmadım ve bana gerçekten çok iyi geldi, aynaya baktığımda sevilecek bir insan görüyordum artık. Bu da beni ilişkilere hazır hale getirdi, çünkü ben hep kendisini sevmeyen bir insanın sevildiğinde buna inanacağını düşünmüyordum. İnsan önce kendisini sevmeli. Terapiye de halen arada gidiyorum, terapistimi ve hayatımı güncellemek adına.) Sonra arkadaşımın ilişki yaşama anlayışı değişti, önce burun ameliyatı oldu, bıçak altına yatmaktan korkan insan bir anda ameliyat olmaya karar verdi ve bir spor salonuna yazıldı, 2 sene içerisinde belki de hayatına 9-10 tane insan aldı ve hepsiyle yaşına ya da kendisine yakıştıramadığım saçma sapan ilişkiler yaşadı. Ama bakın gerçekten saçma sapan boyuttaydı. Buna takılma sebebim de şu, kendisini hep koyduğu belli kalıplar ve sınırlar vardı, insanları da kendi vizyonuna göre yargılardı. (Buna beni bile dahil etmiş, kendi yargı çerçevesinde yargılamıştı, aşağıda birazdan bahsedeceğim.) Her aştığı sınırda bundan daha kötüsünü yaptı ve "artık böyle olmayacağım" dedikçe daha da kötüleşti bu durum. Sanki sadece dürtüleriyle hareket eden bir insan var karşısınız öyle düşünün.

Ben bütün ilişkileri boyunca arkadaşımın yanında oldum, bazen duymak istemese de arkadaşı olarak onu sevdiğim ve endişelendiğim için yeri geldi ona kızdım, yeri geldi onunla beraber ağladım ya da sevindim, terapiye gidip destek alması gerektiğini de söylediğim anlar çok oldu. Ama son zamanlarda yaptığı davranışlar, ilişkileri yaşama şekli vs beni rahatsız ediyor, bir noktada onunda olgunlaşmasını, bir şeylerin farkına varıp, kendisine zarar vermesine son vermesini istiyorum sanırım çünkü bu kişi 30 yaşında artık, çocuk değil.

Benim bugüne kadar nişanlımdan önce 2 tane ilişkim olmuştu. Birine bu arkadaşım aracı olmuştu, uzaktan ilişkiydi ve 7 ay kadar sürmüştü ve ben bitirmek istemiştim. Ex'imle aynı ofiste çalıştıkları için ben X'e problemlerimizi anlatmadım, o zamanki erkek arkadaşım da tembihlemişti anlatma diye, bende zaten özelimiz olduğu için anlatmayı düşünen biri değildim. Çünkü siz atlatıyorsunuz ama arkadaşlarınız atlatmıyor bazen anlattıklarınızı doğal olarak, bende öyle bir durum oluşmasını istemedim hiçbir zaman. Ama meğersem ex her problemimizi X'e anlatmış, yakın arkadaş olduğumuz için benim perspektifimi ona anlatır belki diye. Bende X'e anlatmadığım için, X de herhalde ben ilişki içerisinde böyle bir insanım diye ex'i haklı bulmuştu zamanında...

Ardından başka biriyle tanıştım onunla da 2-3 ay sürmeden yollarımı ayırdım, çünkü belli bir zamandan sonra karşımdaki insanla kalıcı bir birliktelik yani evlilik düşündüğüm için olmayacağını anladığımda uzatmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Ve X beni yargıladı, kısa bir süre içerisinde nasıl tekrar sevgili yaparım diye, benimle bir süre konuşmadı, o dönem ki ilişkisine odaklandı (evlilik teklifi aldığı ilişkisiydi sonra çocuk yamuk yaptı, ailesi korkunç çıktı vs vs ağlayarak dertleşti, özür diledi ve yanında olduğum için teşekkür etti. Benim üzüldüğüm beni o dönem o kadar yargılaması, yalnız bırakması ve kendisinin daha sonra daha korkunç ilişkiler yaşamasıydı.)

Aradan 2 sene kadar geçtikten sonra nişanlım hayatıma girdi, (kendisi benim ortaokuldan arkadaşımdı, yıllar sonra tekrar bir araya gelmiştik). 1.5 senedir devam ediyoruz, ocak ayının başında evlenme teklifi aldım, öncesinde ailelerimiz tanıştı, şimdi düğün yerini ayarladık ve ev bakıyoruz. İkimizinde hiç cinsel birlikteliği olmadı bu zamana dek, bu da beni mutlu eden bir detaydı ama üç arkadaşımda tuhafsadı bunu. Bu süreç boyunca, zaten hala de devam ediyor 3 arkadaşımda benim doğru düzgün yanımda bulunmadı, özellikle de X. Ve en çok onun olmayışı canımı sıkıyor, üzülüyorum.

Ben defa kere X ve Y'nin yanlarına gittim, kaç kere şehir değiştirdim onları özlediğim ve görmek istediğim için. Z ile o kadar yakın değilim ama İstanbul'a gidince onu da haberliyordum. 10 senelik arkadaşlığımızda onlar bana sadece 1 kere geldiler, o da geçen seneydi... Karşılık beklemeden görmeye gidiyorsunuz tabi ki ama insan düşünmeden edemiyor, kendi rahatlarını düşünüyorlarmış gibi geliyor. Halbuki Y'nin sevgilisi yurt dışında yaşıyor ve ayda bir onu görmeye gidebiliyor ama ben ona belki de 1 saatlik mesafede oturuyorum bana gelemiyor... Daha komiği X ve Y'yi, özellikle X'i bir seneden fazladır görmemiştim, İstanbul'a gelmişti, Y'de kalacaktı. Bende bir geceliğine geleceğimi söylediğimde, spor salonuna gideceklerini, eve akşam saat 7-8 gibi geleceklerini, benim evde oturup onları bekleyebileceğimi söylemişlerdi. Yani zaten farklı şehirden geliyorum, konuştuğumuzda saat 4'tü, İstanbul'dan bahsediyoruz ve bir sonraki sabah erken saatlerde dağılacağız çünkü hepimiz çalışıyoruz. Spor yapılmasa olmuyor mu? Olmuyormuş... Bende gelemeyeceğimi söyledim.

X'in ilişkimle ilgili başta merak ettiği tek bir şey olmuştu, o da hiç kavga edip etmediğimizdi ki bu soru bana garip gelmişti. Kabul ben ilişkilerimi hiçbir zaman onlar gibi detaylı anlatmadım ne telefonda, ne wp grubumuzda, çünkü ne kadar yakında olsalar ben bazı şeylerin mahrem kalması gerektiğini düşünüyorum. Evlenme teklifi aldığımdan beri de kimse detayları merak etmedi, aileler tanışıldı, bana senin anlatman lazım dediler bizim sormamızı bekleme, bende bu hep olan bir şey değil sizin sormanızı bekledim dediğimde de amma nazlısın dediler. Nişanıma davet ettim, hayırlı olsun dediler sadece, geliyorlar mı bilmiyorum. Mart sonunda olacak nişanım. Belki de artık arkadaşlığımızın vadesi doluyordur, bilmiyorum ama içimdeki kırgınlığı da atamıyorum. Tabi ki de herkes kendi hayatının telaşında ama bir nasıl gidiyor diye sormak çok mu zor? Yanlış mı düşünüyorum sizce?

X yılbaşından önce bana bir süredir bilerek soğuk davrandığını ve bu yüzden mesafeli olduğunu belirten bir mesaj attı, ben düşüncesizce davranmışım. Ama hangi konuda, neyde davrandığımı inanın ben bile bilmiyorum, bunu ona sorduğumda cevap vermedi. Bende yeni yıla kırgın girmeyelim, kaç senelik arkadaşız birbirimize karşı kredimiz olmalı, konuşalım ne oldu ne yaptıysam bileyim ona göre özrümü dileyeyim dedim. Yarım yamalak bir cevap verdi. Birkaç gün sonra onu aradım, dönmedi ama mesaj atarak işi olduğunu söyledi ve sonra konuşuruz dedi. Bu konuşma Ocak'ın ilk haftasıydı... Şimdi Şubat bitecek. Ama geçen hafta Y'yi görmek için İstanbul'a kalkıp gitmiş ve gruba onunla birlikte bir resim attı, ben sosyal medya kullanmıyorum ve bu tamamen bana gönderilen bir mesajdı. Seni yok sayıyorum ama ortak diğer arkadaşımızla görüşüyorum bak dercesine. Yaşlarımızı düşününce bu hareketler komik geliyor.

Açıkçası arkadaş grubunda ilk defa nişanlanan, düğün telaşına giren bir ben varım aralarında, bu yüzden de biraz onlardan yana merak edilmeyi, en basitinden nişanda ne giyeceksin, ne yapacaksın vs gibi sorular beklemiştim. X'in önümüzdeki günlerde doğum günü ama kırgınlığımı atamadığım için doğum gününü de kutlamak gelmiyor içimden. Kendimi yalnız hissediyorum, insanın mutsuzken yanında olmak kolay ama mutlu günümde bakıyorum, hiçbiri yanımda değil. Kendimce kusurlarım, hatalarım olmadı mı elbette oldu, içime kapanık bir insanım ve dönem dönem kabuğa çekiliyorum, özellikle geçen sene zor bir dönemden geçmiştim o ve diğer arkadaşlarımda bunu biliyordu. Pek konuşmuyor, mesajlaşmak içimden gelmiyordu. Babam ciddi bir operasyon geçirmişti, 2 hafta kadar yoğun bakımda kaldı, zor zamanlardan geçtik ve yine onlardan el ucuyla destek gördüm desem yeridir. Nişana kadar bekleyeceğimi söyledim kendime, arkadaşlığımızın gidişatına bir karar vermek için ama cevap da ortada duruyor aslında değil mi? Buraya kadar okuduysanız teşekkürler...
X size herşeyi anlatıp sizin ilişkiniz hakkında çok fazla bişey anlatmamanız yüzünden olmuş olabilir. Çünkü ben samimi gördüğüm arkadaşıma herşeyimi anlatırım ama karşı taraf anlatmayınca gizemli hallere girince ben uzaklaşıyorum o insandan. Bi soğuma geliyor bana. Çünkü ben ona herşeyimi koşulsuz güvenip anlatırken o benden biseyler saklıyor anlatmıyor diyerek onu fesat görüyorum ve benim onu samimi gördüğüm kadar o beni görmüyor diyorum içten içe. Yani sebep bu mu bilmiyorum ama ben nedense böyle düşündüm
 
Benzer bir durumu nisan ve dugunumde yasadim

Sonuc; onlarin ayibi. onlarin sizi arayip sormasi gerekiyor asla siz arayip sormayin su surecte. Arkadasliklarin dediginiz gibi bir suresi var bunu da kabullenerek yolunuza bakin.
Ben napiyorum derseniz artik kendisiyle dogru duzgun bir iliskim yok ve olmamasi daha iyi hissettirdi
 
Evet fikri değişebilir ama şöyle bir durum vardı, yazı çok uzun olduğu için girmedim. Ben hiçbir zaman kendi görüntümle barışık olamadım, burnum yüzümden de çok zorbalandım, ne lakaplar takıldı. Hep derdim ona bir gün burnumu yaptırmak istiyorum vs diye, o da çok büyütüyorsun burnunda yok bir şey, ben hayatta ameliyat olmam, bıçak altına yatmam, bence sende bu kadar büyütme derdi ve kendi burnunu da beğenirdi, karakteristik bence benimki derdi hatta. Bu muhabbet senelerce bu şekilde karşılıklı sürdü. Ben burnumdan yakındığımda o da bunları dile getirirdi, sonra bir anda, çok kısa bir süre içinde ameliyat oldu ve değişik bir sürece girdi yüzük attıktan sonra. Orada kast ettiğim şey geçirdiği değişimdi ve bunu sadece görüntüyü değiştirmek bazında demiyorum, sonrasında yaşadığı ilişkiler vs. mental anlamda da söylüyorum. Ben mükemmel bir arkadaş olduğumu söylemedim, sadece kendi penceremden olanları anlattım. Evet, spor konusunda haklısınız o da benim hatam oldu.
Nisan atma sonrasi depresyona girmiş arkadaşınız anı kararla burnunu yaptırmış. Bu onun için üzücü bir durum yargılayıcı olmak yerine ben olsam üzülürdüm. Aldatılan kadınlar kendini çirkin zanneder bazen değişiklik ister ne yaşadı bilinmez ayrılırken.
Üniversitede bir arkadaşım burnum çok kötü dese hayır güzel derim ben de. İnsan kimseye evet burnun kötü demek istemez hele ki ameliyat yapma imkanı olmayan bir zaman diliminde yaşta ise. Yanakları sivilce izi dolu arkadaşıma bile kötü durmuyor derdim hatırlıyorum, ne denir ki yani başka .
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Back
X