Dostluk kuramamaktan yakınan birinin biraz kendiyle ilgili meseleleri halletmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani "gerçek dost kalmadı, herkes sahte" gibi argümanlar çok kibirli geliyor bana.
Açıkçası olgunlaştığım ve hayata karşı farkındalığımın arttığı dönemlerde kurduğum dostluklar ile öncesinde kurduklarım arasında ciddi farklar var.
Yaş, iş, medeni durum farketmeksizin belli bir olgunluktan sonra kurduğum ilişkiler çok daha sağlam, sağlıklı ve makul oldu.
Ancak bundan kastım sorunsuz, sıkıntısız, tartışmasız ilişkiler değil elbette. Haklı veya haksız olmakla ilgili derdi olmayan, gerektiğinde tartışılan, özür dilemeyi bilen, yeri geldiğinde kırgınlık da olabilen ama tüm bunların üstesinden gelebilecek olgunlukta ilişkilerden söz ediyorum.
Dolayısıyla ben makul birinin arkadaşlıkları olabileceğine inanırım. Hiç arkadaşı olmayanı dünyanın en dürüst ve en doğru insanı görmem, aksine sorunu onda ararım.
Kayınvalidem mesela çevresinde hiç kimse bırakmadı. Tüm arkadaşlarıyla arasını açtı. Etrafta "kimseyle görüşmüyorum, herkesi sildim, herkes samimiyetsiz" diye övünür kendiyle ama sorunun kaynağı kendisidir, kabul etmez. Kimseye tahammülü yoktur ama herkes ona tahammül etsin ister. Herkesin açığını arar, yüzüne güler arkasından dedikodu eder. En ufak ona göre yanlış yapılan bir şeyde bıçak gibi keser. Alınacak darılacak saçma sapan şeyler aranır durur. Hep kendi konuşmak ister, bulunduğu ortamda en çok dikkat çeken ve herkesi domine eden o olmak ister gibi gibi saymakla bitmez. Narsist biri işte kısaca. Çevresinde de tek insan bırakmadı bu halleriyle.
Siz de öylesiniz demiyorum yanlış anlaşılmasın, yakınımda bir örnek verdim sadece ama dediğim gibi biraz kendi tarafımızdaki sorunları görmek lazım. Hayatta her zaman hep karşı taraf suçlu değil çünkü.