Kulağımı çok tersten tutacağım ama... Bir insanın bazı konularda tercih yapabilmesi için, yaş değil belki ama belli başlı konularda kemale ermesi gerek ki, yapılan tercihe saygı duyulsun. Zira kişi, kendi çevresinin (ailesi, arkadaşları) konu ile ilgili görüşleri belliyken, o konuda zıt bir karar alıp uyguluyorsa, buna cahillik denilemez.. Bu konuda uyarılmıştır, kurallarla çevrilmiştir, kontrol edilmiştir, baskılanmıştır. Cehalet, o konuda bir şey bilmemek demektir... Siz, çevre şartlarınız Türk Aile Kodeksine uygun bir bayanken, bu kodeksin dışında, bedelini ödemek üzere bu kararı almışsınız. Buna artık cahillik demeyelim. Kendinizi ne kadar suçlarsanız, karşınızda ki insanlar da bu konuda sizi o kadar suçlayacak..
Bekarete önem veren güruhta göze çarpan, ki bu çoğunluk ülkemizde, aile ilişkileri sıkı, toplumsal kurallara uyan, gelenek ve görenekçi olmaları.. Eğitim seviyeleri belli limitlerde, arkadaş çevreleri ise çoğunlukla mahalli veya okuldan olmak kaydıyla sınırlı.. Dolayısıyla kendini yetiştirme ölçütü ne yazık ki belli seviyelerde..
Bekarete önem vermeyen güruhsa, eğitim olarak ve çevre olarak daha farklı bir çemberde. Genellikle ekonomik seviye anlamında da daha üstün. Böyle bir grup var bu arada..
Bekaretini kaybetme konusunda sana bir küçük örnek vereyim. Bu işi, aklı selim değilken yapmış olan ile ilgili erkek görüşü, benim çevremin değerlendirmesi adına konuşuyorum "Cahilce.. Kolay.. Kullanılmaya müsait.. Geçmişi kalitesiz erkeklerden oluşmuş" olarak değerlendiriliyor. Çünkü kadının seçim yapma, değerlendirme ve ilişkiye girme anlamında kural belirleme ölçütü sadece "nefsani ve zevk" uğruna (tecrübesiz, gençken).. Buna saygı duyulmuyor bu yüzden.. Ve fakat, her türlü eğitim anlamında donanmış, ayakları yere sağlam basan, kimseye ihtiyacı olmadığını hissettiren, ayakları yere sağlam basan kadınların "bekareti" sorgulanmıyor. Doğru seçimlerle "kaliteli" bir hayat standardını kendisi için oluşturmuş bu kadınlar, erkek seçimlerinde de seçici davranmıştır. Dolayısıyla geçmişten kirli bir "erkekle" karşılaşma, veya kendi kalitesini düşürecek bir anı ile karşılaşma payı sıfıra yakındır. Bu kadınlar güven verir..
Kulağımı çok tersten tuttum ve elle tutulabilir bir şeyler vermeye çalıştım. Bu tarz muhabbetler bizim arkadaş ortamlarımızda çokça konuşulur. Değerlendirme açısından. Türkiye şartlarının kadınlar üzerinde ki etkisi açısından...
Madem çevrene göre davranmadın...
O halde artık önüne bakacak, eğitim anlamında, kariyer anlamında başarılı seçimler yaparak, bu cahilliğin üstünü örteceksin.. Kendine güveneceksin.. Sağlam, ayakları yere basan bir kadın olacaksın ve kimseye ihtiyaç duymayacaksın. Daha kendin aldığın karardan pişmanken, ben sana yalan söyleyemem.. Bekaretmiş, şuymuş buymuş diyerek.. Çevren A diyorsa, A'ya yakın yaşamak durumundayız, ayaklarımız yere sağlam basana kadar ki, kararlarımızı doğru alabilelim.. Kendi doğru kararlarını alabilmek için şu sıralar hayatına kimseyi sokma, bundan da kimseye bahsetme.. Kendine yönel, bir şeyler başar.. Elinden geldiğince güçlü ve başarılı bir kadın ol.. Kısaca.. Bir erkek seni sorgulayabilecek kadar güçlü olmasın karşında.. Sen her anlamda güçlü olmalısın.. Bak bakalım sorgulayabiliyor mu bir şeyleri...
Ne demek istediğimi, dediklerimi yaparsan anlarsın..