Öncelikle herkese merhabalar. Konumu okuyan ve yorum yapan arkadaşlara, şimdiden teşekkür ederim.
Belki daha önceki konularımı okuyanlar olmuştur.Geçtiğimiz haziran ayında düğünüme 10 gün kala terk edildim. Terk edip de giden birinin ardına düşmedim. "Neden?" diye bile sormadım. Ama ah ettim. O an, öyle çok yandı ki canım "Bana yaşattıklarını yaşamadan ölme." diyebildim. Hayatımda ilk kez biri için kötü şeyler düşündüm, hissettim.
Ayrılık sonrası yaşananlar, böyle olmasının daha hayırlı olduğunu gösterdi. Keşkelerim ya da pişmanlıklarım olmadı çok şükür. Hatta kalbim ona karşı buz gibi. Ona karşı hissettiğim bütün güzel duyguları beraberinde alıp götürdü ya, en çok da buna seviniyorum. Lakin yüreğimin sızısı dinmedi. Yaralarım tam manasıyla iyileşmedi. Ümit dallarım yeşermedi. Gönül iklimim hala sonbahar...
Ayrılıktan sonra , bir süre kendime gelmeye çalıştım. Çok düşündüm, az konuştum. İşime verdim kendimi. Spor salonuna yazıldım. Ne zamandır yüzme öğrenmek istiyor erteliyordum. Yüzme kursuna başladım. Sinema, tiyatro, gezi, arkadaş toplantıları vs. etkinliklerle meşgul oldum, kafa dağıttım. Okumayı hedefleyip bir türlü elime alamadığım kitaplarımı okudumaya başladım. İyileşmek için çaba gösterdim. Çabalarımın sonuç verdiği de oldu, vermediği de. Bazen akışına bıraktım hayatı, bazense tutup kavradım ellerinden. Galiba biraz arafta kaldım.Aydınlığa çıkmayı bekliyorum.
Bu süreçte ailemin ve dostlarımın desteğini es geçemem. Ailem kale gibi arkamdaydı. Her daim gözümün içine baktılar. Beni üzgün ve mutsuz görmek onları üzüyordu, biliyorum. İşte bu yüzden, her daim mutlu ve iyi görünmeye çalıştım. Güçlü görünmeye çalışmaktan yoruldum. Bu kısmı hala çözemedim.
Zaman her şeyin ilacı derler ya gerçekten öyleymiş. Dört ay öncesine bakıyorum da çok yol kat ettim. Kendimi şefkatli kollarla sarıp sarmaladım. Kendimle dertleştim, hesaplaştım. Yeri geldi ağladım. Ama koyvermedim. Dedim ya iyileşiyorum ben. Yaralarımı sarıyorum bir bir. Sadece içimde tarifi imkansız bir rahatsızlık var.Uğradığım haksızlığım hesabı sorulsun istiyorum. İstiyorum ki o da üzülsün. Acımasız ve bencilce beni üzen bu insan, mutlu olamasın. Belki çok acizce ;ama durum bu. Biri için kötü dileklerde bulunmak bile beni ziyadesiyle üzüyor. " Bırak, Allah'a havale et." desem de içim rahat etmiyor. Hak etmediğim muamelelere maruz kalmayı sindiremiyorum. Hoş hayat bu, her zaman hak ettiklerini yaşatmaz ya insana. Bunu dil ile söylemek kolay da kalbe indirmek zor sanki. Galiba kensime zaman vermeliyim. Zamanla bunu da aşacağım.
Ben, sabırla eski ben olmayı bekliyorum. Kafamda bir sürü düşünce, bir sürü soru... Eskisi gibi neşeli, pozitif, hayat dolu biri olabilecek miyim? Yaşantılarımız,hayatımızın dönüm noktaları olur mu ki? Bundan sonra beni, başka bir ben mi bekliyor?...
Ben daha da büyüdüm.Büyümek budur belki de. Acısıyla sevmek hayatı.
Yazdıklarım, benzer süreçlerden geçenlere ümitsizlik aşılasın istemem. Aksine, ümit olsun diye yazıyorum bunları. Sizi bencilliğiyle, acımasızlığıyla üzen insanlara, zamanınızı, emeklerinizi heba etmeyin. Böyle terk edip gidenlerin ardına düşmeyin. Sizi seven ve size değer veren biri, zaten yanınızda olacaktır. Olmak istemeyenleri, kendi tercihleri ile başbaşa bırakın. Ve bir gün pişman olup dönseler bile, bıraktıkları yerde kalmayın. Hayat kısa, zaman değerli. Her şeyden öte kendimiz değerliyiz. Kendinizin kıymetini bilin. Sevgiyle kalın...