• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Neden evlenilir?

hanımefendi bir sürü kişi size cevap yazmış konunuzun asıl amacıyla ilgilenmek yerine neden insanlarla polemiğe girme peşindesiniz? baştaki arkadaşlarıda haklı çıkarıyorsunuz resmen kendiniz polemik yaratarak.bende konudaki derdinizi tam olarak anlamadım açıkçası
Amacını pek anlamış değiliz henüz ve sanırım jassenin banlanmasına sebep olduğu için de mutludur...
Polemik çıkarmak için açılmış bir konu ve sonuç polemiğe girdiği kişinin banlanması..
Amaç için fazla düşünmeye gerek kalmıyor sanırım... Akşam akşam atraksiyon..
 
Amacını pek anlamış değiliz henüz ve sanırım jassenin banlanmasına sebep olduğu için de mutludur...
Polemik çıkarmak açılmış bir konu ve sonuç polemiğe girdiği kişinin banlanmasına..
Amaç için fazla düşünmeye gerek kalmıyor sanırım... Akşam akşam atraksiyon..

inanın sırf konu sahibini anlamak için yorumların hepsini tek tek okudum.bir öyle diyor, bir böyle diyor. ne dediği anlaşılmıyor, bir dediği ötekini tutmuyor.fikirlerimi yazacaktım ama şöyle bir inceleyince tarzından tavrından hoşlanmadım ve ne yapmaya çalıştığınıda anlamadım.jasse isimli arkadaş başta doğru bir noktaya değinmiş.insanları çok kırıcı şeyler yazılıyor bu tarz konularda çok büyük kul hakkı oluyor bir yerde. konu sahibi kendiside banlanmış. evet haklısınız gerçektende polemik çıkartmak için gelmişki kendisine cevap yazanları bırakıp foyasını ortaya çıkartan kişilere saldırdı. canı sıkılan garip garip konu açıyor
 
Üşenmedim tek tek okudum,herkesin fikri kendi açısından anlamlı.''evdemi kaldın '' yorumuna çok güldüm.Ancak bana en sağlam gelen düşünce Ateş Şila isimli arkadaşın yazmış olduğu şu cümlede ''kim bilmediği kardeşiyle sevişmek ister ki!''.Kayıt altına alma insanoğlunun genlerinde var ve bunun dinle yada dinsizlikle alakalandırılmasına da gerek yok.Tarih kayıtla aktarılır,bilim kayıtlarla geliştirilir,devletler kayıtlarla yönetilir,hatta resimde bir kayıttır ama hiçbirimiz anı yaşayalım demeyiz sürekli resimler çekeriz.Birliktelikler kayıtlı yada kayıtsız devam ettirilebilir,toplum hoş görsede görmesede kayıtsız birliktelikler hep yaşanmıştır,yaşanmayada devam edecektir.Peki kayıtsızda olabiliyorsa neden kayıt altına alıyoruz yani nikah kıyıyoruz?cevap:NEDEN OLMASIN?
 
Anladığım kadarıyla konu sahibi evliliklerden fena halde rahatsız oluyor.. Peki bnde şunu sormak istiyorum konu sahibine. Madem evlilik içinde yaşanan tum eyleri yaşiycaksınız çocuk doğurup bi aile olucaksınız bi nikah kıymak neden bukadar ağrınıza gidiyor.. Cevap çok net orda Allahın rızası bulunuyor çunku.. Ve siz bundan fena halde rahstsız oluyorsunuz.. Nedir bu dinimizi yaşamamıza karşı olan ofkeniz anlıyamıyorum....
SOZDE modernliğiniz SOZDE anlayışınız niye biz dinimizi yaşamaya gelince devreye girmiyor !!!!
 
Konu aslında evlilik olmasaydı sanırım fikir bu kadar marjinal görünmezdi. 1 yıl kadar birlikte yaşayıp evlenmiş birisi olarak söyleyeyim; evlilik benim yaşantılarımı zenginleştirdi. Çevrem genişledi, çocuk sahibi oldum, hayatımı düzene koydum ve çok güzel anılar edindim. Ha çocuk meselesine gelecek olursak evlilik şart mı evet. En basiti soyların karışmaması için. Kimse tanımadığı kardeşiyle yatmak istemez sanırım. Herhangi bir dini, ahlaki felsefe ya da inanca değinmiyorum bile. Toplumda ve resmiyette de elbette bir statü ediniyorsunuz, bu tartışılamaz bir artı.

Birlikteliğin resmileştirilmesi "evet, siz artık sevişebilirsiniz" demek değildir. Herhangi bir şeyin resmileştirilmesi insanlara bazı haklar tanır. Misal resmiyet olmadan da bir işte çalışabilirsiniz ancak kurum kimliği, sigorta bilgileri ya da bordro istemeden gözü kapalı devam etmezsiniz sanırım. Emekliliğiniz resmiyete binsin istersiniz. Ya da amiriniz "madem hastasın, git istediğin kadar dinlen gel" demez, aksine sizden rahatsızlığınıza dair bir RESMİ rapor ister. Yahut bir evi satın aldığınızda "tapusu sende kalsın, nasılsa evi aldığımı ikimiz de biliyoruz" demeyiz mesela evi satan kişiye. Bankada sıra beklerken önümüze geçmeye çalışan bir insandan sıra fişini göstermesini bekleriz. Maddi, manevi her tür ilişkide resmiyet isteriz. Mesele evlilik olunca resmiyet beklenmesinin tuhaf karşılanması bana hakikaten "çok tuhaf" geliyor. Sanırım bunu tuhaf görünce bazı insanlar kendini marjinal ya da entelektüel hissediyor. Resmileştiremiyorum ama bana göre çooooooook saçma!
sizi şoyle avuçlarım kızarırcasına alkışlamak istiyorum. İki durumu da yaşayıp ancak bu kadar guzel ifade edilebilirdi.. :9: :9: :9: :9:
 
Öncelikle ailen komsular akrabalar için sonra da çocuğunun bu toplumdaki geleceği için... dini boyutu var bir de ama bu herkesin kendisiyle alakali bir durum..
Ben evlenmeden de eşimle yasayabilirdim tüm bunları düşünmesem ama ne gerek var :D evlendik herkes mutlu oh.....
 
En kötüsüde devletin hak iddia etmesi. Ve insanın kendi kendine sınırlar koyması, isteklerini dizginlemesi, hayatını monotonlaştırması. Evliliğin, özgür insanı uyutmak için bir yol olduğunu düşünüyorum.
evlilik sadece imzaysa eger nikahli ya da nikahsiz yasantidan farki yoksa neden hayati monotonlastirip istekleri dizginlesin, sinirlar koysun ve hatta insani uyutmak icin bir yol olsun ki? bence sinirlar insanin zihninde, baktigi yerde, siz de evliligin bunlara sebep oldugunu dusunerek evlilige sinir koyup, kaliplara sokmus olmuo musunuz? :KK23:
 
Evlilik, aşık olduğun adamla olunca, Dünyanın en mükemmel hayatını yaşıyorsun. İş, güç, mevkii, para, pul falan hepsi faso fiso... En yakın arkadaşın, dert ortağın, gözyaşlarını öpe öpe silen oluyor.
Basit bir olayda bile eğlenmektir evlilik. Birlikte kitap okuma saati yapmaktır, bir koltuğa gömülüp, hiç kalkmamak, ilk kalkanın çayı demlemesidir. Delik gördüğü çorabım için, bana çorap almasıdır. Birlikte sırt sırta olmak, haksızlıkta bile sana taraf olmasıdır evlilik. Sana kıyamayan kişidir eşin, sana dert gelmesin diyendir. Birlikte bir hayat paylaşmak, ona her baktığında, milyonlarca şükretmektir. Sana özel olduğunu hergün hissettirendir.
 
İşin dini toplumsal duygusal kısmını bir kenara bırakalım (onlar da ayrı ayrı bilimlere konu) insanların içinde üreme içgüdüsü vardır ve hayvanlardan farklı olarak belirli şartlar altında üremek isterler (toplum önünde anne baba belli ve çocukların başında duracak) çünkü insanoğlu belirsizliği sevmez.

Çünkü bizi hayvanlardan ayıran şeyler var. Hayvan olsaydık yalnızca üreme içgüdüsüyle hareket eder belli mevsimlerde dişi ve erkek bir araya gelir çiftleşme gerçekleştikten sonra erkek gider dişi de yavruyu azıcık büyüttükten sonra doğaya salar o da giderdi. Ama biz insanlar bu kadar basit değiliz.

Bence böyle yani.
 
emekten doğan karşılıklı sorumluluğu koruyacak bir çatıya ihtiyaç var. toplumsal hayatta bin yıllardır bu çatıyı çeşitli hukuk biçimleri oluşturdu. bu soru bir nevi "neden sözleşmeyle işe girip çalışırız" demek gibi bir şey aslında. emek beraberinde haklar doğurur. bu hakların gasp edilmesini engelleyecek bir aygıta ihtiyaç duyarız çünkü herkes kendi adaletini sağlasaydı bugün sosyal hayata tam bir kaos hakim olurdu.

evleniriz çünkü eşlerden birisi diğerinin hakkını gasp ettiğinde, hakkı gasp edilenin başvurabileceği meşru bir alan yaratma ihtiyacına muhtacız. hak gasp edenin neden ettiği ve neden bu meşru zemine muhtaç olduğumuz sorusu ise insana dair kötülük problemi ve felsefi olarak yine bin yıllardır düşünülen, net çıkarımlar yapmanın mümkün olmadığı problemlerle alakalıdır. topluluk dediğimiz şeyin doğasının bu olduğunu ve bu tabiata bağlı kültürel birikimle doğan çözümlerin rasyonalitesini irdelemek ayrı bir konu. temel sebeplerden en büyüğü, emekten doğan hak arayışında meşru bir zemin oluşturmak kısaca.
 
İşin dini toplumsal duygusal kısmını bir kenara bırakalım (onlar da ayrı ayrı bilimlere konu) insanların içinde üreme içgüdüsü vardır ve hayvanlardan farklı olarak belirli şartlar altında üremek isterler (toplum önünde anne baba belli ve çocukların başında duracak) çünkü insanoğlu belirsizliği sevmez.

Çünkü bizi hayvanlardan ayıran şeyler var. Hayvan olsaydık yalnızca üreme içgüdüsüyle hareket eder belli mevsimlerde dişi ve erkek bir araya gelir çiftleşme gerçekleştikten sonra erkek gider dişi de yavruyu azıcık büyüttükten sonra doğaya salar o da giderdi. Ama biz insanlar bu kadar basit değiliz.

Bence böyle yani.
arttırıyorum. biz insanlar olarak teknolojiye sahibiz. en ilkel mağara ev yaşantısında bile bir teknoloji vardı. mülkiyet sadece insanlar özelinde kıymetli bir kavram. benim ürettiğim(yahut satın aldığım) teknolojiyi eşim dahi olsa kullandığında benden eksilttiği şeyler oluyorsa bir çözüme ihtiyaç duyarım. bu çözüm de sürü liderlerinin(insanlar için bu din adamı, siyasetçi, kabile reisi gibi örneklere tekabül eder) benim hukukumu koruyarak hem sürüyü güçlü ve güvenli tutmasından hem de düzeni sağlamasından geçer. sürü liderinin bunu yapabilmesi için de kişilerarası ilişkilerin tanımlanmasına, belirlenmesine ihtiyacı vardır. mülkiyetin korunması sürünün korunması anlamına geliyor bir nevi(sağ sol kavgası ilkel versiyon skmdldmdl)

diğer yandan benim üremem neticesinde doğan canlı diğer tüm hayvanlardan farklı olarak bana muhtaç oluyor. yani benim bir insan dişi olarak ürememle bir kedinin dişisinin üremesi arasında meşakkat farkı var. ben yavrumu evde bırakıp yemek aramaya çıkamam çünkü benim yavrum diğer canlıların yavrularından daha korunaksız. benim yavrum yürüyene kadar aylar geçer bir kedi yavrusu haftalar içinde koşturmaya başlar. haliyle ben yavrumla ilgilenirken benimle ilgilenecek bir eşe yahut aileye ihtiyacım var. erkekler tarafından yalnız bırakılmış olsaydık evrimsel olarak hayatta kalmamız doğal olarak insan neslinin devamlılığı da söz konusu olamazdı. sezgisel olarak erkekler de bunun farkında olduklarından yuvayı korur, yuvayı terk etmez, sürü(yani kabileler) halinde yaşamanın tek yol olduğunu bilirler ama bunu anlamlandıramazlar.
 
arttırıyorum. biz insanlar olarak teknolojiye sahibiz. en ilkel mağara ev yaşantısında bile bir teknoloji vardı. mülkiyet sadece insanlar özelinde kıymetli bir kavram. benim ürettiğim(yahut satın aldığım) teknolojiyi eşim dahi olsa kullandığında benden eksilttiği şeyler oluyorsa bir çözüme ihtiyaç duyarım. bu çözüm de sürü liderlerinin(insanlar için bu din adamı, siyasetçi, kabile reisi gibi örneklere tekabül eder) benim hukukumu koruyarak hem sürüyü güçlü ve güvenli tutmasından hem de düzeni sağlamasından geçer. sürü liderinin bunu yapabilmesi için de kişilerarası ilişkilerin tanımlanmasına, belirlenmesine ihtiyacı vardır. mülkiyetin korunması sürünün korunması anlamına geliyor bir nevi(sağ sol kavgası ilkel versiyon skmdldmdl)

diğer yandan benim üremem neticesinde doğan canlı diğer tüm hayvanlardan farklı olarak bana muhtaç oluyor. yani benim bir insan dişi olarak ürememle bir kedinin dişisinin üremesi arasında meşakkat farkı var. ben yavrumu evde bırakıp yemek aramaya çıkamam çünkü benim yavrum diğer canlıların yavrularından daha korunaksız. benim yavrum yürüyene kadar aylar geçer bir kedi yavrusu haftalar içinde koşturmaya başlar. haliyle ben yavrumla ilgilenirken benimle ilgilenecek bir eşe yahut aileye ihtiyacım var. erkekler tarafından yalnız bırakılmış olsaydık evrimsel olarak hayatta kalmamız doğal olarak insan neslinin devamlılığı da söz konusu olamazdı. sezgisel olarak erkekler de bunun farkında olduklarından yuvayı korur, yuvayı terk etmez, sürü(yani kabileler) halinde yaşamanın tek yol olduğunu bilirler ama bunu anlamlandıramazlar.
Vay be 10 yil onceki mesajimi alintilamissiniz, zamanda yolculuk yaptim sayenizde sagolun.

Darwin gibi konusmusum ben de artik mesele neydiyse.
 
Dini bir inancım yok ama bir yerden sonra ilişkinin evliliğe evrilmesi gerektigini düşünüyorum. En basitinden 1. Derece yakın olmak için. Allah korusun bir hastalik, ölüm durumu olsa yıllarını beraber geçirdiğin insanın üzerinde hiçbir söz hakkın yok, hiçkimsesin. Ayrıca bu bir sözdür. Sevgiliyken bir anda tartışıp hadi gidiyorum diyip bitirebilirsin. Evlilikte bu kadar basit değil. Sorunumuz olsa da çözmeye çalışacağım, kestirip atmayacagim diye söz vermektir. İsi ciddilestirmektir yani. Tabii herkesin kendi kararı.
 
Vay be 10 yil onceki mesajimi alintilamissiniz, zamanda yolculuk yaptim sayenizde sagolun.

Darwin gibi konusmusum ben de artik mesele neydiyse.
rica ederim, o kadar farkında değilim ki... konu hortlamış nasıl olmuşsa ben de sazan gibi atlamışım güncel konu zannedip akmzkdmclcölx daha komiği sizin o yorumu yapacak olgunlukta olduğunuz yılda ben 15 yaşındaydım çok garip hissettirdi gece gece :confused:
 
Evliliğin bence mükemmel bir matematiği yok. Kimya meselesi benzer benzeri çözer diye bir kavram var kimyada karışımlar konusunda bu da ona benzer bir nevi .su zeytinyağını çözmez şeker ise suda biraz çabayla gayet güzel çözünür yaratılış gereği uyum denklik ve çevresel faktörlerin elverişli olması kolaylaştırır.
 
Bu başlığa uygun mu sorum bilmiyorum, fakat benzer sorularla daha önceden karşılaştığım için konuyu buraya açmaya karar verdim.
Ve sanırım, özellikle tüm evli insanların bu konuda bir fikri vardır. Açıklamasını gerçekten merak ediyorum.

Bir eylem özünde kötü ise, hangi koşullar altında gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin (zorlama- tehdit vb olmaksızın) yine kötüdür. Yani, eğer karşı cins ile belirli bir sınırı geçen iletişim, birliktelik yanlış ise, atılan bir imza bu gerçeği değiştiremez.

Bir kısmınız zaten bunu yanlış olarak görmüyor olacaksınız, o halde eğer evliyseniz neden bu yolu seçtiğinizi, zaten hakkınız olduğuna ve aynı zamanda yanlış olmadığına inandığınız birlikteliğinizi imza atmadan, yüzük takmadan da devam ettirmediğini merak ediyorum. Nüfus cüzdanınızda ki ibare değişmeden de beraber gezebilir, aynı evde yaşayabilir kısacası şu anda yaptığınız her şeyi yine yapabilirdiniz.

Diğer taraf ise, yanlış olduğunu, bir resmiyete dökmenin gerekliliğini söyleyecek. Ki bu durumda, yukarıda belirttiğim "yanlış eylem" olayı devreye giriyor. Devlete verilen haber, bir işi meşrulaştırabilir mi?
Mevzu tamamen yaşadığımız ülkeyle, ailelerle ve kültürle alakalı. Biz iki sene evlenmeden birlikte yaşadık. İkimizinde geleneksel aileleri olmasaydı belki hala öyle devam ederdi belki de etmezdi. Malum bekara ev verilmez amaaan hele hele nikahsız birlikte mi yaşıyosunuz tüü kaka. Alt tarafı bi imzaysa atalım böyle etiketle yaşamaktan iyidir dedik. Evlenmek için evlenmedik yani imza nikah hayatımızda hiçbir şeyi değiştirmedi 🤷‍♀️
 
Mevzu tamamen yaşadığımız ülkeyle, ailelerle ve kültürle alakalı. Biz iki sene evlenmeden birlikte yaşadık. İkimizinde geleneksel aileleri olmasaydı belki hala öyle devam ederdi belki de etmezdi. Malum bekara ev verilmez amaaan hele hele nikahsız birlikte mi yaşıyosunuz tüü kaka. Alt tarafı bi imzaysa atalım böyle etiketle yaşamaktan iyidir dedik. Evlenmek için evlenmedik yani imza nikah hayatımızda hiçbir şeyi değiştirmedi 🤷‍♀️
Ayy tarihe bakmamışım konu ne eskiymiş😄
 
o halde eğer evliyseniz neden bu yolu seçtiğinizi, zaten hakkınız olduğuna ve aynı zamanda yanlış olmadığına inandığınız birlikteliğinizi imza atmadan, yüzük takmadan da devam ettirmediğini merak ediyorum. Nüfus cüzdanınızda ki ibare değişmeden de beraber gezebilir, aynı evde yaşayabilir kısacası şu anda yaptığınız her şeyi yine yapabilirdiniz.
yoo ayni seyleri yapamam
misal eşimin arabasi yabanci plakali, bekarken adam yanimda kalp krizi gecirse arabasini kullanamam 52 bin tl cezasi var. ama simdi soyadimiz ayni ve rahatlikla kullanabilirim. Ayni sekilde o bir ev alsa icinde on sene keyifle yaşasa, hık deyip gitse evden gram hakkim olmaz. hatta yasayan anasi babasi yoksa ev yedi kat ele ya da devlete gider, ben icini keyifle döşedigim evde bir gram hak iddia edemem.
ya da hastanelik olsam acil ameliyat risk kagidini imzalamaya yetkisi olmaz, tam olarak bir yabanci oldugu icin koma gibi durumlarda görüş hakki bile olmaz, ailem kabul etmezse. ya da bir kredi cekecek olsan "hane geliri" beyan edersin kazandiginin iki katini kazaniyor gibi gorundugun icin daha yuksek limitli kredi cekebilirsin:)))
yani evliligin hukuksal olarak da pek cok artısı var.
"yurtdisinda boyle degil, hersey ne medenice, ne guzel bekar da olsa ayni hayati paylasiyorlar hukuksal olarak da sorun yok" diyenler de var ama bence oyle degil. beraber yasadigi kisi ölünce mirascisi yok diye kisinin evi devlete gecen ve acik arttirmayla oldukca ucuza satilan insanlar var. ya da tüm malı mülkü sevgilisinin kendi evladina kaldigi icin ileri yasta evinden olan. bu ihtimalin önüne geçmek icin genc yasta gidip mirasini duzenlemen vs gerekir burokratik yollardan , imza atman falan gerekir ama alt tarafi bir belediye imzasini atmayi bile gereksiz goren insan gidip de miras icin buroktasiyle ugrasip imza atar mi? ya da henuz genctir olumu kendine yakistiramaz, ya da sizi seviyordur ama evladini daha cok seviyordur zamaninda oglunu buyuttugu evin yine ona kalmasini istiyordur - alt tarafi 60indan 80ine kadar birlikte yasadigi evi birakmak istemez vs vs.
"bir imza" diyoruz ama notere de bir imza atiyoruz yani, imza önemsiz birsey degil
 
Back
X