Sağlığınızdan Endişe mi Ediyorsunuz?

gargamell

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Eylül 2013
Mesajlar
102
Emoji Skoru
81
Puanlar
98

Doktorunuz “Bir şeyiniz yok” Diyor Ama Siz Hâlâ Ciddi Bir Hastalığınız Olduğuna İnanıyor Musunuz?​

Doktorunuza gidiyorsunuz, gerekli muayeneler ve tetkikler yapılıyor ve size “Sağlığınızla ilgili ciddi bir sorun görünmüyor” deniyor. Bir süre rahatlıyorsunuz.

Sonra...

Göğsünüzde küçük bir ağrı, başınızda bir dönme, kalbinizin biraz hızlı atması ya da vücudunuzda daha önce fark etmediğiniz bir his ortaya çıkıyor. Bu kez aklınıza hemen en kötü ihtimal geliyor:

“Ya ciddi bir hastalığım varsa?”

İnternette belirtileri araştırmaya başlıyorsunuz. Bir hastalıkla ilgili haber görüyorsunuz, kendinizde aynı belirtileri arıyorsunuz. Bir doktordan diğerine gidiyor, tekrar tekrar tetkik yaptırıyor ve sonuçlar normal çıktığında kısa süreliğine rahatlıyorsunuz.

Fakat bir süre sonra aynı endişe yeniden başlıyor.

İşte bu tablo, günümüzde daha çok sağlık anksiyetesi olarak adlandırılan durumla ilişkili olabilir.

Sağlık Anksiyetesi Nedir?​

Sağlık anksiyetesi, kişinin ciddi bir hastalığı olduğuna veya olabileceğine ilişkin yoğun ve devam eden bir kaygı yaşamasıdır.

Burada önemli olan yalnızca kişinin bir belirti hissetmesi değildir. Asıl sorun, bu belirtinin zihinde nasıl yorumlandığıdır.

Örneğin başınız ağrıyor.

Bir kişi bunu uykusuzluk, stres veya susuzlukla ilişkilendirebilir.

Sağlık anksiyetesi yaşayan birinin zihninde ise düşünce çok daha hızlı ilerleyebilir:

“Bu normal bir baş ağrısı olmayabilir. Ya beynimde bir şey varsa?”

Ardından internet araştırmaları, vücudu sürekli kontrol etme, nabız ölçme, tekrar tekrar doktora gitme veya yakınlarından güvence isteme başlayabilir.

Ve ortaya ilginç bir döngü çıkar:

Belirti → korku → araştırma ve kontrol → kısa süreli rahatlama → yeniden şüphe → daha fazla kontrol

Sorun da tam olarak bu döngünün giderek güçlenmesidir.

Her Sağlık Kaygısı Hastalık Anksiyetesi Değildir​

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Hastalanmaktan korkmak, özellikle gerçekten bir belirti yaşadığımızda, insan olmanın oldukça doğal bir parçasıdır.

Sağlık anksiyetesi ise bu kaygının kişinin günlük yaşamını ciddi biçimde etkileyecek kadar yoğunlaşmasıyla ilgilidir.

Kişi doktor kontrollerinden ve normal tetkiklerden sonra bile rahatlamakta zorlanabilir. Hastalıklarla ilgili haberler ve sosyal medya içerikleri kaygısını artırabilir. Vücudundaki normal duyumları sürekli takip etmeye başlayabilir.

Örneğin kalbin bir an hızlı atması, mide gurultusu, kas seğirmesi veya baş dönmesi gibi çoğu zaman geçici ve zararsız olabilecek duyumlar ciddi bir hastalığın işareti olarak yorumlanabilir.

“Ama Ben Gerçekten Bir Şey Hissediyorum!”​

Sağlık anksiyetesinde en sık yapılan yanlışlardan biri, kişinin yaşadığı belirtilerin “hayal ürünü” olduğunu düşünmektir.

Hayır.

Kişinin yaşadığı fiziksel duyumlar gerçekten vardır.

Kaygı ve stres de vücutta gerçek fiziksel değişikliklere yol açabilir. Kalp çarpıntısı, kas gerginliği, terleme, mide rahatsızlığı, nefes alıp verme değişiklikleri, baş dönmesi ve çeşitli ağrılar ortaya çıkabilir veya mevcut belirtiler daha yoğun hissedilebilir.

Üstelik kişi bedenini ne kadar yakından takip ederse, normalde fark etmeyeceği küçük duyumları da o kadar fazla fark etmeye başlayabilir.

Yani mesele çoğu zaman “Belirti var mı, yok mu?” sorusundan çok, “Bu belirtiyi nasıl yorumluyorum?” sorusudur.

İnternet Araştırmaları Neden İşleri Daha da Zorlaştırabiliyor?​

Bir belirtiyi internette araştırmak ilk anda rahatlatıcı gelebilir.

Ancak sağlık anksiyetesi yaşayan kişiler için bu durum bazen kaygının yakıtına dönüşebilir.

“Başım ağrıyor” diye başlayan bir arama birkaç dakika içinde çok daha ciddi hastalıklara ulaşabilir. Üstelik internette nadir hastalıkların belirtilerini okumak, kişinin kendi bedenindeki sıradan duyumları bile bu hastalıklarla ilişkilendirmesine neden olabilir.

Bir süre sonra kişi yalnızca bedenini değil, internette karşısına çıkan her bilgiyi de takip etmeye başlar.

Sürekli Doktor Değiştirmek ve Tetkik Yaptırmak?​

Sağlık anksiyetesi yaşayan kişi çoğu zaman gerçekten rahatlamak ister.

Bu nedenle farklı doktorlardan görüş almak, tekrar tekrar tetkik yaptırmak veya çevresinden “Sence ciddi bir şey mi?” diye güvence istemek anlaşılabilir davranışlardır.

Sorun şu ki bunlar çoğu zaman kalıcı bir rahatlama sağlamaz.

Tetkik sonucu normal çıkar ve kişi rahatlar.

Ancak birkaç gün veya birkaç hafta sonra yeni bir belirti ortaya çıkar ya da eski bir belirti yeniden fark edilir.

Bu kez:

“Peki ya bu sefer farklıysa?”

düşüncesi gelir.

Böylece güvence arama davranışı yeniden başlar.

Sağlık Anksiyetesi Neden Ortaya Çıkar?​

Tek bir nedeni yoktur.

Kişinin kaygıya yatkınlığı, geçmişte yaşadığı sağlık sorunları, yakınlarından birinin ciddi bir hastalık geçirmesi, stresli yaşam olayları ve hastalıklarla ilgili yoğun düşünceler bu duruma katkıda bulunabilir.

Bazen de kişi belirgin bir neden bulamaz.

Önemli olan bunun kişinin “abartması” veya “ilgi çekmeye çalışması” olarak görülmemesidir.

Kişi gerçekten korkuyor ve yaşadığı kaygıyı yönetmekte zorlanıyor olabilir.

Sağlık Anksiyetesi Nasıl Tedavi Edilir?​

İyi haber şu:

Sağlık anksiyetesi tedavi edilebilir.

Tedavide kişinin yaşadığı belirtileri küçümsemek veya “Hiçbir şeyin yok, kafanda kuruyorsun” demek doğru bir yaklaşım değildir.

Öncelikle gerçek bir fiziksel hastalık ihtimali, kişinin yaşadığı belirtiler ve gerekli tıbbi değerlendirme hekim tarafından ele alınmalıdır.

Tıbbi açıdan gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra sorun sağlık anksiyetesiyle ilişkili görünüyorsa psikoterapi önemli bir tedavi seçeneğidir.

Bilişsel Davranışçı Terapi​

Bilişsel davranışçı terapi, sağlık anksiyetesinde en sık kullanılan psikoterapi yaklaşımlarından biridir.

Amaç kişiye “Hastalık düşünme” demek değildir.

Daha çok şu düşünceleri fark etmeyi ve yeniden değerlendirmeyi öğretir:

“Bu belirti kesinlikle ciddi bir hastalık anlamına mı geliyor?”

“Başka hangi açıklamalar olabilir?”

“Bedenimi sürekli kontrol etmek beni gerçekten rahatlatıyor mu, yoksa kaygımı mı besliyor?”


Kontrol Etme ve Güvence Arama Döngüsünü Azaltmak​

Tedavinin önemli bölümlerinden biri de sürekli nabız kontrol etmek, vücudu incelemek, internette hastalık araştırmak veya tekrar tekrar güvence istemek gibi davranışların azaltılmasıdır.

Çünkü bu davranışlar kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede beynin şu mesajı öğrenmesine neden olabilir:

“Demek ki gerçekten tehlike var. Yoksa neden sürekli kontrol ediyorum?”

Bu nedenle terapi sürecinde kişi belirsizliğe daha fazla tahammül etmeyi ve her bedensel duyuma cevap vermek zorunda olmadığını öğrenebilir.

Maruz Bırakma ve Tepki Önleme​

Bazı durumlarda maruz bırakma ve tepki önleme tekniklerinden de yararlanılabilir.

Kişi, korktuğu bedensel duyumlarla veya kaçındığı durumlarla kontrollü ve kademeli şekilde karşılaşmayı öğrenir.

Buradaki amaç kişinin kendisini zorla korkutmak değil, korku geldiğinde sürekli kontrol etmeden veya kaçınmadan da bu duygunun zamanla azalabileceğini deneyimlemesidir.

Peki Ne Zaman Yardım Almalı?​

Sağlığınızla ilgili endişeleriniz;

  • Gün içinde zihninizi sürekli meşgul ediyorsa,
  • İnternette saatlerce hastalık araştırıyorsanız,
  • Sürekli vücudunuzu kontrol ediyorsanız,
  • Tekrar tekrar doktor veya tetkik ihtiyacı hissediyorsanız,
  • Normal test sonuçları sizi yalnızca kısa süreli rahatlatıyorsa,
  • Sağlık kaygısı işinizi, ilişkilerinizi veya günlük yaşamınızı etkiliyorsa,
bir psikiyatri veya ruh sağlığı uzmanından destek almak iyi bir başlangıç olabilir.

Ve belki de en önemli nokta şu:

Sağlık anksiyetesi yaşayan birine “Senin hiçbir şeyin yok, kafanda kuruyorsun” demek genellikle işe yaramaz.

Çünkü kişinin ihtiyacı tartışmayı kazanmak değil, korkusunu anlamlandırmayı ve onunla baş etmeyi öğrenmektir.

Bazen bedenimizden gelen en küçük sinyal, beynimizde kocaman bir alarm yaratabilir.

Tedavinin amacı da bütün sinyalleri susturmak değil; hangi sinyalin gerçekten önemli olduğunu, hangisinin kaygının büyüttüğü bir alarm olduğunu ayırt edebilmeyi öğrenmektir.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Yeni başlayan, şiddetli veya açıklanamayan fiziksel belirtiler sağlık anksiyetesi olarak değerlendirilmemeli; gerekli tıbbi değerlendirme bir hekim tarafından yapılmalıdır.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Back