Türbelerimiz ve Hikayeleri


Celme (Halime) Hatun Kümbeti (Gevaş)



Van ili Gevaş ilçesine 2 km. uzaklıkta, Van Gölü kenarında mezarlık içerisinde bulunan bu kümbeti ilk kez XIX. yüzyılın başlarında gezginlerin dikkatini çekmiş, W.Bachmann yapıyı incelemiştir. Bunun ardından Prof.Dr. Oktay Aslanapa ve M.Oluş Arık kümbeti yayınlamıştır.

Kümbetin güney yönündeki pencere altındaki silmede Ahlatlı Pehlivan Havetoğlu Esed tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Bu ustanın Ahlat Meydan Mezarlığı ile Taht-ı Süleyman Mezarlığı’ndaki mezarlarda da ismine rastlanmaktadır. Bu mezarlıklardaki mezar taşları üzerinde 1317–1327 tarihleri bulunmaktadır.

Kümbet kübik bir kaide üzerine onikigen planlı olarak yapılmış, üzeri de konik bir çatı ile örtülmüştür. Kaideden gövdeye pahlarla geçilmiştir. Türbenin dışı ve her köşedeki pencereleri üçgen profilli, ince uzun dikdörtgen nişler halindedir. Bu nişler Bursa kemerli olarak son bulmaktadır. Bunlardan doğu, batı ve güney cephelerdeki nişlerin içerisine birer pencere açılmıştır. Giriş kapısı oldukça gösterişli olup silmeli, mukarnaslı bir niş içerisinde bulunmaktadır. Türbenin giriş kapısı üzerinde Arapça bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

“Melik İzeddin, vefat eden Celme Hatun adına bu türbenin yapılmasını h.736 (1335) yılının Muharrem ayında emretti.”

Bu kitabede ismi geçen Melik İzeddin ile ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır. Ancak Prof.Dr.Oktay Aslanapa bu tarihlerde Celayirli’lerin yöreye hakim olduklarını belirtmiş ve bu kişinin Karakoyunlu beylerinden biri olabileceğini ileri sürmüştür. Bu kümbetin kitabesindeki ismin okunmasında bazı noktalar dikkate alındığında Halime ismi ile Celme isminin karıştığı da açıkça görülmektedir. Bununla beraber halk arasında bu kümbet Halime Hatun Kümbeti olarak da tanınmıştır.

Kümbetin cephelerine yazı taklidi geçmeler ve bitkisel motiflerden ibaret bezemelerle görkemli bir görünüm verilmiştir. Ayrıca kümbetin saçak altına bitkisel motifli iki şerit arasına Kuran’dan alınma ayetler yazılmıştır.

Kümbetin altında mumyalık kısmı bulunmakta olup, bu kısmın üzeri manastır tonozu ile örtülmüştür. Ancak mumyalığın içerisinde bulunan mezarlardan hiçbir iz günümüze gelememiştir.
 



Kadem Paşa Hatun Kümbeti (Erciş)




Van ili Erciş ilçesinde, Erciş-Van karayolunun çıkışında bulunan bu kümbet kitabesinden öğrenildiğine göre Karakoyunlulardan Cihan Şah zamanında, Emir Rüstem Bey tarafından h.863 (1458) yılında, annesi Kadem Paşa Hatun ve Emir Yar Ali, Şah Mustafa, Şah Sevik, Şah Ali için yaptırılmıştır.

Kümbet tek renkli düzgün kesme taştan kare kaide üzerine onikigen gövdeli olarak yaptırılmıştır. Kümbetin altında merdivenle inilen mumyalık kısmı bulunmaktadır. Kuzey yönündeki sivri kemerli bir kapı ile kümbetin içerisine girilmektedir. Gövdede dikdörtgen pencereler ve bunların arasında da üçgen şeklinde nişler bulunmaktadır. Üzeri konik taş bir külah ile örtülmüştür.

Kümbetin dış cephesi çeşitli bitkisel, geometrik motifler ve rozetlerle bezenmiş olup, XV. yüzyıl taş işçiliğini yansıtmaktadır. Günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.
 



Şeyh Şehabettin Süheverdi Türbesi (Turhal)




Asıl ismi Şeyh Şahap'tır. Bu büyük zatında türbesi Amasya taran şehir girişinde yani kuzeyindedir. Aynı adı taşıyan mezarlığın. yanı başında, güney batısına düşmektedir. Kale eteği ve Yeşil ırmak kıyısında, otogar'ın karşısına isabet etmektedir. Türbe önce ahşap inşa edilmiştir. (H.1171/M.1758 ) Muharrem ayında, Derviş oğullarından Hacı Osman Efendi tarafından. Bir oda ve geniş bir avludan ibaret idi. Dikdörtgen plan uygulanmıştır. Türbe içinde dört sanduka bulunur.Kıble (güney) tarafındaki büyük sanduka Şeyh Şehabettine aittir. Diğer üç sanduka ise hemen yanı başında hanımı, onun yanında oğlu, en sonda ise hizmetlerine bakan kadın yatmaktadır. Asılları Buhara'lıdır. Süheverdi kasabasındandır. Bağdat'da medfun (yatmakta olan) Süheverdi hazretlerine bağlıdır.

Türbe çevresindeki bag ve bahçe geliri türbeye bırakılmıştır. Çevlikler mevkiindeki tekke tarlalarının geliri de ona verilmişti. Tamirleri de bu gelirlerden karşılanmıştır. Bu irad arazisinin bir kısmı 93 Rus harbi (1293 Rumi/1878 Miladi) muhacirlerine, bir kısmı da 1330 muhacirlerine ( 1914 Balkan harbi) tahsis edilmiştir(verilmiştir). Tapuya kaydedilmiştir. Kalan birkaç tarla da hamam mahallesi eşrafı tarafından kullanılmıştır.

Tekkenin girişinde, Yeşil ırmak kenarında heybetli bir kavak ağacı vardı. Dikildiği tarihi dedelerimiz dahi hatırlayamamaktadır. Kocaman bir kolu da tekke üzerine doğru uzanmakta idi. Gövdesinin çapı 11 metre, yüksekliği 15 metre idi. Bir gece ansızın yıkılmıştır(1966-67 yılı olabilir) Şeyhin kerametindendir ki o koca dal ve ağaç, türbeye zarar vermeden ırmağa uzanıvermiştir.

Şeyh Şehabettin'de niyet taşı da bulunmaktadır. Biri siyah biri de beyaz olmak üzere iki parçadır. Niyeti kabul alacaklara taşlar yerin den kalkar. Aksi takdirde kalkmaz. Bugün tekkenin bakımını Yapazlar sülalesi üstlenmiştir. 45 senedir bu hizmeti yürütmektedirler. Daha önceden Yapazların gelini Ayşe bakarken, bugün Ayşe’nin gelini Emine(Buhar) bu görevi yürütmektedir.
 
Emir Muhammed Nurullah Türbesi (Pisik Çarpan)


Seyh Mehmet Nurullah, Emir Mehmet tekkesi diye de geçer. Halk arasında 'Pisik Çarpan' olarak bilinir. Eskiden türbede akşamları aydınlatma amacı ile kullanılan mumları bir kedinin içeri girip yemesi üzerine, kediyi duvara çarparak öldürmüştür. Bu yüzden vatandaşlar arasında Pisik (Kedi) Çarpan olarak adlandırılmıştır. Çocukluğumuzda kedinin parçalanmış ve duvara yapışmış cesedini, can havliyle duvardaki tırnak izlerini seyrederdik. Hemen girişte sol taraftaki duvarda bulunurdu. Badana ile izler kaybedilmiştir. Selçuklu komutanlarındandır. Turhal'ın fatihidir. Turhal'ı Rumlardan fethetmiştir. Turhal kalesinin alınması sırasında da şehit düşmüştür. Şehitler şehit düştükleri yere defnedildikleri için buraya defnedilip üstüne de tekke-türbe yapılmıştır. Amasya caddesinde, Erkek Kur'an Kursu binasının arkasında ve Ahi Yusuf türbesi bitişiğindedir. Ok, yay, kılıç, kalkan ve sancağı şerifi 1925 yılında Tokat Müftüsü Faik Efendi tarafından Tokat Müzesine teslim edilmiştir.

Türbesi kubbelidir. Giriş kuzey kısımdadır. Batı duvarında bir penceresi bulunur. Kare plan uygulanmıştır. Türbe girişindeki kitabede vefat tarihi 701 olarak kaydedilmiştir. Türbe içinde üç mezar mevcuttur. Biri Şeyh Mehmet Nurullah hazretlerine diğer ikisi ise komutanlarına aittir. 1934 yılında Bucak Müdürü olan Hakkı Efendi, türbeyi tamamen yıktırmak istemiş. Sadece kubbeyi yıktırmaya muvaffak olmuş. Akabinde felç olduğu, hastaneye kaldırıldığı için yıkımdan vazgeçilmiştir. Yıkımda görevli işçilerden ikisi damdan düşerek, biri de pencereden düşerek ölmüşlerdir. Türbenin kubbesi aslına uygun olarak 1947 yılında yeniden inşa edilmiştir. Ahi Yusuf Türbesi ile Şeyh Nurullah Türbesi arasında kubbeli mescid vardı. Bakımsızlıktan yıkılmıştır.
 



Ahi Yusuf Tekkesi (Turhal)



Semercilerin piridir. Amasya yolunda, Erkek Kuran Kursu binası arkasındadır. Hem tekkesi hem de yatırı bulunmaktadır. Vefat tarihi: H.723/M.1324 'dür. Bu tarih türbenin doğu girişindeki giriş kapısı üzerindeki kitabede mevcuttur. Turhal'a H.701/M.1301 yılında gelmiştir. Tekkesinin önünde imarethane (Aşevi) yaptırarak, fakirlerin istifadesine sundu. Bu aşevinden Turhal Medresesinde okuyan öğrenciler ile Turha1'dan gelip geçen garip yolcular da istifade ederdi. Dazya(Gümüş top) köyündeki değirmen ve çevre köy gelirleri ona aittir. Yeşil ırmak kenarındaki, eski tarihi Karataş hamamı da ona aittir. Hamamın yapılış tarihi 1315'dir.

Kendi geçimini, bugün kuş cenneti olan ve koruma altına alınan kaz gölü çevresinden getirttiği kamışlarla yaptığı hayvan semerlerinden temin ederdi.Bu yüzden mesleğin piri olarak kabul edilir .Ahi Yusuf odun taşıyan hayvanların sırtlarındaki yaraları görünce bundan son derece rahatsız olup üzülmüş,bu hayvanların yaralarına çare bulmak için gece gündüz düşünmüş. Sonunda kendi buluşu olan 'Semer'i icat etmiştir. Semercilerin piridir.

Türbe kare mimari plana göre yapılmıştır. ilhanlı eseridir. Girişi kuzey tarafındaki kapıdan yapılır. 1934 yılında bucak müdürlüğü yapan Hakkı Efendi Ahi Yusuf türbesini yıkmak istedi. Ancak kubbesini yıktırabildi. Felç oldu. Hastaneye kaldırıldı. Kazma vuran işçilerden ikisi damdan düşerek, biri de pencereden düşerek öldüler. 723 senesinde inşa edilen türbe ilhanlı eseridir. Tekkenin güneyinde çilehane mevcuttu. Bilahare bu çilehane yıktırılmıştır. Duvarla da kapatılmıştır. Tekkenin kubbesi yıkıldıktan sonra bugünkü ahşap kırlangıç çatı yapılmıştır. Güney-kıble cephesinde bu yıkım işi ile ilgili izler mevcuttur. Kuzey cephesinde -kırık üç parça mermer kitabede-Ammere hazihil mergadil mübareke lişşeyhil zahit Ahi Yusu (Kadesallahu sırruhu) fişehri şaban sene selase işrın ve sebamiyye : ebced hesabı ile H.723/M.1323 yazılıdır. Tarih düşülmüştür. Türbenin batı cephesinde dikdörtgen iki pencere, kıble duvarında kare bir pencere mevcuttur.

Türbe içerisindeki iki büyük kabir arasındaki sanduka şeklindeki mermerde: La ilahe illallah, Muhammeden Resulullah, Bismillah yazılıdır. Ahi Yusuf Anadolu ahilerinden Veysel Karani'nin akrabası dır. Türbedeki keçe külah Veysel Karani'ye aittir. Tekkedeki ok, yay, sancaklar ve otuz adet Kur'an cüzi Tokat müzesine kaldırılmıştır.

Ahi Yusuf’un yaptırdığı imarethanenin(Aşevinin) Osm. T. Cilt-1 s.543 de Çelebi Mehmet'in (annesine) ait oldugu kayıtlıdır.

Ahi Yusuf Türbesi ile Şeyh Nurullah Türbesi arasında kubbeli mescit vardı. Bakımsızlıktan yıkılmıştır. Türbe çevresinde Ahi Yusuf Kabristanı mevcuttu. Şehir merkezinde kabristan olmaz diye kaldırılmıştır.

Hamama gelince Yeşilırmak kıyısında ismini taşıyan (Hamam Mah.) mahallededir. Hamam 715 tarihinde inşa edilmiştir. 1945 yılında 22 bin liraya Mustafa Erişkin'e (Hamamcı Mustafa'ya) satılmıştır. Yine halk arasında dolaşan söylenceye-rivayete göre, zaman zaman Ahi Yusuf bu tarihi hamamına gelip yıkanırdı. Çünkü bu tarihi hamamdan çıkan bir zat, tekke yanına-türbe çevresine gelince kaybolurdu. Bu kişinin Ahi Yusuf olduğuna inanılmıştır.

1092 yılında Turhal'da kazalık beratı Ahi Yusuf’a verilmiştir.
 



Ali tusi türbesi (Merkez)




Tokat İli, Merkezde Sulusokakta yer alan Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan Ali Tusi Türbesi 1233 yılında Ebul-Kasım bin Ali EL-Tusi tarafından yaptırılmıştır. Türbe dikdörtgen planlı sekiz köşeli bir kubbe ile kapatılmıştır.
 

Sümbül baba zaviyesi (Merkez)



Tokat İli, Merkezde Gazi Osman Paşa caddesi üzerinde yer alan Sümbül Baba Türbesi 1292 yılında Hacı Bayram Veli ‘nin talebesi hacı Sümbül tarafından yaptırılmıştır. Tekke giriş kapısı hariç moloz taş ve tuğlanın birlikte kullanımı ile yapılmıştır. Giriş kapısı mermerden oldukça güzel oyma süslerle bezenmiş olup; daha önce toprak altında kaldığından sökülerek yükseltilmiştir. Kapı girişinden sonra zaviyede iki ana mekan olup bunlardan biri kubbe ile örtülüdür. Türbenin olduğu bölüm ise yapının yanında çıkıntı halindedir. Zaviye giriş kapısı üzerine daha sonra Bağdadi iki katlı bir ev inşa edilmiştir.
 


Süleyman Dede Türbesi (Ardeşen)



Rize ili Ardeşen ilçesinde Seslikaya Köyü’nde bulunan Süleyman Dede Türbesi, 1845 yılında yapılmıştır.

Yakın tarihlerde yeniden yapılan türbe kare planlı olup, üzeri betonarme bir kubbe ile örtülmüştür.
Türbenin doğu yakınında Süleyman Dede’nin oğlunun türbesi bulunmaktadır. Bu türbe taş duvarlı, dikdörtgen planlı, beşik çatılıdır.
 
Tüm Türkiye'deki Türbeleri buraya eklemeye çalışıyorum...bu türbelerden gördükleriniz gittikleriniz var mı?
 
daha ayrıntılı araştırma yapacağım bu türbeler konusunda bakalım en çok da İstanbul'daki Mübareklerin geçmişlerini merak ediyorum..
 
İnsan evet bedeni ete bürünmüş, başının üzerinde saçlar ağarmış, kirpiklerin altından gözyaşı dökülmüş , yaşlılık bacaklarını bükmüş...
İnsan evet ruhunu tam tanımamış sadece bedeninin acılarını hisseder olmuş bazen çok katılaşmış bazen yumuşamış ağlatmış çok ağlatmış ama gizli odalarda ağlamış...
İnsan evet elini uzatsa saçını okşayacak bir yavrunun silecek belki o an kederini bir tebessüm yetecek belki karşısındakine ama belki yapacak belki yapan o yavrunun karşısındaki olmayacak...
İnsan evet elbet yaşlanacak elbet bir bakacak ağarmış o simsiyah saçlar o sürmeli gözleri bir hazan kaplamış bulacak ve yüreğinde bilinmedik bir korku....
İnsan evet dört mevsim gibi ömrü olan insan geçmişi anlık gözünün önünden geçecek bakalım terazi sağı mı ağır getirecek yoksa solu mu?
İnsan evet ot gibi yerden biteceği gün huzura çıkacak ALLAH (C.C) 'in hesabı büyük olacak...
İnsan evet bölüştürdüğümüz bir ekmek belki bizi kurtaracak ya da attığımız bir tokat ayağımızı kaydıracak..
İnsan evet cennet ve cehennem iki mekanı olacak kimi cennetle müjdelenecek kimi cehennemi tadacak...
İnsan evet tövbe ve şükürleri olan bazen unutkandır bazen bir o kadar yakın YARADANA...
İnsan evet ağlayarak el açar ALLAH'A sonsuz merhamet sahibi olan ALLAH 'A ...
İnsan evet doğduğunda melek gibi olan günahlarla karalara bulanan kanatlarını kıran..
İnsan evet kibirlendikçe şeytanın ekmeğine yağ süren sonra kendini yerde bulan..
İnsan evet yirmi dört saati bazen kendine yetiremeyen bazen de boşa geçiren...
İnsan evet çok konuştukça kaybeden sustukça saf görülen...
İnsan evet tek korkusu cehennem ateşi
İnsan evet yürekten bağlılığı ALLAH'A..
İnsan evet dök secdede içini ALLAH'A..
İnsan evet kırma kalpleri bir kızgınlık uğruna..
MEVLA'NIN haber verdiklerinin günü şaşmayacak, affedilen de olacak affedilmeyen de...
İnsan evet elimizden geldiğince tövbeden kaçma şükürden bıkma..
Elbet ALLAH bilecek, görecek iyilikler boşa asla gitmeyecek dualar kurtuluş habercisi olacak...

......................aaynaaa............
 
evet dualar kurtuluş habercisi olacak
 
evet dualar kurtuluş habercisi olacak
dua et ablam bana bu sıralar çok ihtiyacım var bir yandan adetime 1 hafta var belki bu ay bebeğim benimledir..
bir yandan da ALLAH zihin açıklığı versin de okuduğum zihnimde kalsın çalıştığım derslerim inşallah hayırlarla amin
 
zaten ediyorum canım allah kucagını boş bırakmaz inşallah hiç bir dua geri çevrilmez zamanı gelince
kabül olur içim rahat senin için allah zihin açıklıgı versin derstede teysesi oglumda başladı derse şimdi balkonda ders çalışıyor ablası ona bana kahve pişirdi içiyoruz kocayı uyutum çocuklarala oturmuşuz duymasın
 
ay başladı mı ders çalışmaya maşallah ben de akşamları balkonda falan oturup çalışsam aslında çok iyi olur ama çok dağınık çalışırım ben ondan balkon küçük ..
ALLAH RAZI OLSUN ABLAM duaların için bilmiyorum bu ay umutla bekliyorum kasık ağrım hiç geçmedi bu ay
 

Bugatay Aka-Şirin Hatun Kümbeti

Çifte kümbetlerden doğudaki ve büyük olanıdır. Pencerelerin ve taç kapının üstünde dört yazıt yer almaktadır. Bu yazıtlara göre kümbet 1281 yılında ölen Bugatay Aka ve Şirin Hatun için yapılmıştır.

Kümbette gövdenin etrafını çeviren kemer silmeler üstte küçük bir daire çizerek dikdörtgen silmelere bağlanıyor. Zengi’lerden gelen bu süsleme onların etkisinin hala devam ettiğini göstermektedir. Kümbet içten kubbe, dıştan konik külahla örtülmüştür.
 

Emir Bayındır Kümbeti

Ahlat İki Kubbe Mahallesi ile Taht-ı Süleyman Mahallesi arasında bulunan Emir Bayındır Kümbeti, Akkoyunlu hükümdarı Rüstem Bayender adına 1481 yılında yapılmıştır.Bu kümbet Ahlat kümbetleri arasında en ilgi çekici olanıdır.Kümbetin yanında , Bayındır İbn.Rüstem’in yaptırdığı 1477 tarihli Emir Bayındır Camisi bulunmaktadır.

Parmaklı Kümbet de denilen bu kümbetin 6.37 X 6.47 m. ölçüsünde kaidesi bulunmaktadır. Kuzey doğu köşesindeki iki basamaklı merdiven,ardından dayanak duvarlı, üzeri açık bir koridor ve doğusundaki yedi basamaklı merdiven ile mumyalık kısmına inilmektedir. Üzeri sivri beşik tonozlu mumyalığın doğu,batı ve güney kenarlarının ortasına mazgal pencereler açılmıştır.Bu kaidenin üzerine zemin hizasından başlayarak köşe pahları yapılmış ve 2.70 m. yüksekliğindeki on iki kemerli gövde oturtulmuştur. İki sıralı zencerek motifli kuşak ve bunun üzerine kabartma balık kılçığı şeklinde bezemeli ikinci bir kuşak ile kaide sınırlandırılmıştır. Bu kaide üzerinde 128 cm yüksekliğe kadar kapalı olan beden duvarları görkemli bir görünüş kazanmıştır.

Kuzey yönünde, iki taraftan beşer basamaklı bir merdiven ile çıkılan giriş kapısı Ahlat kümbetleri arasında en çok bezenmiş oluşu ile dikkati çekmektedir. Girişin iki yanına burmalı iki sütun yerleştirilmiştir. Bu bölüm zengin mukarnaslarla bezenmiştir. Girişin iki yanında kapalı olan duvarların her iki kısmında yarım ve tam sütunlar sıralanmıştır. Böylece yarısı açık olan kümbetin beden duvarları üzerinde sekiz tam sütun, iki yarım sütun yerleştirilmiştir. Yukarıya doğru daralan boğumlu kaideler üzerine oturan bu sütunların üzerinde geniş ve mukarnaslı sütun başlıkları bulunmaktadır. Sütun başlıklarını birleştiren kemerler üzerinde giriş cephesindeki bezeme bordürleri kadar kabartma kornişler arasına iki fırız yerleştirilmiştir. Bunların alt kuşağında baklava,üsttekilere de Ayet el Kürsi yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Baklavalı kuşak kapı kenarındaki bordür ile kesilmesine karşılık kitabe kuşağı bütün gövdeyi çepeçevre dolaşmaktadır. Saçağın altında genişleyen mukarnaslı friz üst sırası külahla örtülmüştür.

Kümbetin ikinci katına küçük bir mihrap konulmuştur. Büyük olasılıkla buradan ibadet amaçlı yararlanılmıştır.
 

Erzen Hatun Kümbeti (Ahlat)

Ahlat kümbetlerinin en süslüsüdür. Üzerindeki yazıta göre Karakoyunlu Emir Ali,kızı Erzen

Hatun için 1396-1397’de yaptırmıştır. Kümbet iki katlı olup alttakabirler, üstte ise türbedarların beklemesine ve duaya mahsus yer bulunmaktadır. Çapraz tonozla örtülü kare planlı mezar odası üstünde, dıştan onikigen içten dairesel planlı gövde yükselir. Ahlat kümbetlerinde bu kadar çok zengin motifin bir arada bulunduğu başka bir eser yoktur.
 

Hasan Padişah Kümbeti (Ahlat)

Ahlat, Tahtı Süleyman Mahallesinde bulunan Hasan Padişah Kümbeti, Emir Hüsameddin Hasan Aka Bin Mahmud adına 1275 tarihinde yaptırılmıştır. Halk arasında yaygın bir söylentiye göre bu kümbetin Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’a ait olduğu iddiası vardır. Ancak kümbetin kitabesindeki l274 tarihi Uzun Hasan’ın ölüm tarihinden 200 yıl önce yapılmış olduğunu göstermektedir.Kümbet, Ahlat hükümdarı Hasan Aka’ya aittir. Kümbetin mumyalık kısmındaki Hasan Aka ile veziri Hasan Ali Aka’nın mumyaları yangın sonucu yanmışlardır.

Kümbet, 8.95 X 8.95 m. ölçüsünde kare kaide üzerine oturtulmuştur. Doğu kenarındaki dokuz basamaklı bir merdivenle inilen,sivri kemerli küçük bir kapıdan mumyalık kısmına girilmektedir. Kesme taştan ayna tonoz örtülü mumyalığın doğu,batı ve güney kenarlarını ortasında dar mazgal pencereler bulunmaktadır. Batıdaki pencerenin etrafı zencerek motifi ile,güneydeki ise dikdörtgen ve z harfi şeklindeki motiflerle süslenmiştir.
Kaideden köşe pahları ile on iki kenarlı gövdeye geçilmektedir. Kündetin gövdesi dikey hatlı,kabartma zencerek motifli kuşaklarla sekiz bölümü ayrılmıştır. Bölümlerin ortasına birer niş açılmıştır.Ayrıca köşelerdeki nişler dikine yuvarlak kavisli üçgen bezemelerle süslenmiştir.

Kümbetin gövdesi sekiz bölüme ayıran plasterlerin kenar profilleri üst kuşağın altından ortası düğümlü kemerler şeklinde süslemeler meydana getirmektedir. Kümbetin kapı ve pencere nişlerin etrafı diğer bölümlere göre daha bezeli olup bu bezemeler ters U şeklinde nişlerin etrafını sarmaktadır. Gövdenin üzerindeki düz ve boyalı bir kuşak halinde bırakılmış olan kitabe şeridinde Ayet el Kürsi yazsının olduğu biliniyorsa da bu kuşak restorasyon sırasında harap olmuştur. Kitabe kuşağından sonra bir sıra tezyinatsız taştan friz,iki sıra mukarnaslı saçak frizi yer almaktadır. Kümbetin üzeri diğerleri gibi konik bir külahla örtülüdür.

Kümbet l966 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…