Blog

  • Saç Düzleştiricilerinde Formaldehit Tehlikesi

    Saç Düzleştiricilerinde Formaldehit Tehlikesi

    Bir çok bayanın olmazsa olmazların arasına giren saç düzleştiricileri sağlığı tehdit ediyor!

    Yapılan araştırmalarda saç düzleştiricilerinde belirli kanser tiplerinin gelişimini tetikleyen formaldehit bulunduğu gösteriyor. Paketlerin üzerinde “formaldehit içermez” yazan bazen ürünlerde yine de bu maddenin bulunduğu tespit edildi.

    Formaldehite maruz kaldığında insan vücudunda bazı tepkiler meydana geliyor. Bu belirtiler arasında kaşıntı, burun kanaması ve ciltte tahriş yer alıyor.

    Formaldehit nedir?

    Formaldehit su ile çözünen likit bir gazdır. Ancak yüksek sıcaklıklarla karşılaştığında buharlaşır ve solunum yoluyla insan vücuduna girer.

    Bilim adamları kuaförlerde kullanılan pek çok ürünün formaldehit içerdiğini ve toplatılması gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar kullandığı ürünün garantisini verebilecek kuaförlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.

  • Hapla Tüp Bebek Tedavisi

    Hapla Tüp Bebek Tedavisi

    Gün geçmiyor ki tıp dünyasında yeni bir gelişme olmasın bilim dünyası sürekli araştırma içinde çocuğu olmayanlara yeni bir yöntem “Hapla tüp bebek tedavisi” yöntem yeni olduğu için tabi insanın kafasında bir sürü soru işareti oluşuyor yan etkileri varmı? çoğul gebelik riski varmı? Hapla tüp bebek tedavisinin maliyeti ne kadar? tüp bebek için hap nasıl ve ne kadar kullanılıyor ? İşte bu sorularımızın yanıtı makalemizde…

    Tüp bebek, ilgi ve rağbetin gündemden düşmediği ve tüm gelişmelerin dikkatle izlendiği bir alan. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için her gün bir yenisinin eklendiği son gelişmeler, özellikle anne adaylarına önemli avantajlar sunuyor. Bu gelişmelerden bir tanesinin de anne adayına uygulanan ve enjeksiyon tedavisini ortadan kaldıran, “Haplı tüp bebek tedavisi” olduğu belirtiyor.Türkiye’de kısa süre önce uygulanmaya başlanan yöntem, bir yandan az ilaç kullanımı sağlarken, diğer yandan da anne adaylarını ilaç tedavisinin yan etkilerinden koruyup tedavi maliyetlerini düşürüyor. Pek çok çiftin son dönemde bu yöntemle tedavi olmaya başladığını ve artık yumurta sayısının değil, kalitesinin önem taşıdığının anlaşıldığını söylüyor. Hapla tüp bebek tedavisinin düzenli adet gören her kadına uygulanabildiğini belirtiliyor. ” Japonya ve Kore’de tüp bebek hastalarının neredeyse yarısının bu yöntemi tercih ettiğini belirtiyor. Bu yöntem kendilerine enjeksiyon uygulanan ve iğne olmaktan çekinen kadınların duydukları korkudan kurtulmalarının yolunu açıyor.

    SEÇİMİ DOĞA YAPIYOR

    Tüp bebek tedavisinde daha önceki amacın, birden fazla yumurta üretip daha çok yumurta döllemek olduğuna, hapla tüp bebek tedavisinin ise bu anlayışı yok ediyor, “Kadınlar her adet döneminde bir yumurta üretiyor ve yumurtluyor. Klasik tüp bebek tedavisindeki amaç ise birden fazla yumurta üreterek daha fazla yumurtayı döllemek”diyor. Bunun için kullanılan ilaçlar hem yan etki bakımından hem de enjeksiyon tedavisinin beraberinde getirdiği sorunlar yüzünden hastalarda bazı rahatsızlıklara neden olabiliyor. Hapla Tüp Bebek yönteminde ise kadınların normal adet dönemlerinde oluşacak olan yumurtaları basit bir hap tedavisi ile destekleniyor ve bir anlamda doğanın seçtiği yumurtaya tüp bebek işlemi uygulanıyor. Burada önemli olanın yumurtanın ilaç zoruyla değil tamamen doğal olarak seçilmesi olduğu belirtiliyor. Ancak bu yöntemin uygulanabilmesi için anne adayının yumurta rezervinin iyi durumda olması gerekiyor.

    YAN ETKİLER ORTADAN KALKIYOR

    Hapla tüp bebek tedavisi, özellikle anne adayları için çok sayıda avantaj içeriyor. Yöntemin en olumlu yönünün karında şişlik, ağrı ve bulantı gibi yan etkilerin görülmemesi olduğunu belirtiyor. Hormon değerleri aşırı artmadığı için tedavi sürecinde kan testine gerek olmuyor. Sadece hap ve burun spreyi formunda ilaçlar kullanıldığı için yöntem sıfır enjeksiyonla, acısız ve stressiz olarak gerçekleşiyor.Yumurta toplama işleminin 5 dakika sürdüğünü ve çok hafif anestezi kullanıldığı için hastaların operasyondan 15 dakika sonra taburcu edildiklerini belirtiyor.

    ÇOĞUL GEBELİK RİSKİ YOK

    Hapla tüp bebek tedavisini klasik tüp bebek tedavisinden ayıran bir başka özelliğin ise çoğul gebelik riskine yol açmaması olduğuna dikkat çekiliyor.

    HAP ALIMINA ADETİN 2. GÜNÜ BAŞLANIYOR

    Söz konusu hap, temelde meme kanseri tedavisinde kullanılmasına karşın kadınlarda yumurta geliştirici etkisinden de yararlanıldığı belirtiliyor. Uygulamada herhangi bir yan etki görülmediğini, yöntemin ailesinde meme kanseri bulunan ve hormon değerlerinin yükselmesinden korkan kadınlar için de ideal bir çözüm olduğunu söylüyor. Hap alımına, adetin 2. veya 3. günü başlanıyor ve 5 gün süreyle günde 2 tane kullanılıyor. Bu süre ve dozajın, yumurta gelişimi için yeterli , normal adet döngüsünde bir veya iki yumurta geliştiğini ve tüp bebek tedavisinin bu yumurtalarla yapıldığını söylüyor. Yumurta çatlatma iğnesi yerine ise özel bir burun spreyi uygulamasından yararlanılıyor ve böylece normalde yaklaşık 25 civarında iğneyle gerçekleştirilen tüp bebek tedavisi hiç iğne kullanmadan ve kan almadan tamamlanıyor.

  • Bianco banyo dolabı modelleri

    Bianco banyo dolabı modelleri

    Her zevke hitap eden banyo modellerini evini yenilemek isteyenlere, banyosunu değiştirmek isteyenler için farklı bir alternatif olması için sizlerle paylaşıyoruz. İsterseniz hep birlikte Bianco banyo modellerine göz atalım;

  • Şiddet gören kadınların yapması gerekenler

    Şiddet gören kadınların yapması gerekenler

    Evde şiddet gören kadın, eğer şiddet gördüğünü ispat etmek zorunda kalacaksa nüfus kağıdını, kendisi ile ilgili bilgileri, bir kap çamaşırı ve çocukların nüfus cüzdanını dışarıda kocasının bilmediği bir yerde saklaması iyi olur. Ayrıca evin içerisinde kesici delici aletlerin bulunduğu yerde bulunmamalı ve kendisine şiddet uygulandığında susup oturmalı, utanmamalı, çünkü şiddet uygulayanın utanması gereken bir durum bu. Avaz avaz bağırıp kendisine şiddet uygulandığını herkese haberdar etmelidir ki gerekirse tanıklık yapabilsinler onun için. Ayrıca evde şiddete maruz kalan bir kadın, şiddeti hiçbir şekilde maruz görmemeli. Yani “bir tokattan bir şey olmaz” şeklinde düşünmemeli. O bir tokan ondan sonraki dönemlerde artabilir.

    Eşinden şiddet gören bayanlar polise başvurmalıdır. Poliste şiddet gördüğünü anlatıp, tutanak tutturup tutturduğu tutanağın bir kopyasını mutlaka almalıdır. Veya savcılığa başvurabilir. Savcılık şiddeti uygulayan kişinin ifadesine başvuracaktır. Kanunen bunları yapabilir veya bir kadın kuruluşuna giderek kadın kuruluşu ona yol gösterir. Herhangi bir hükümet tabibinden rapor alınmalıdır ve o aldığı raporu mutlaka saklanmalıdır. Mahkemede kanıt istenebilir. Kanıt olarak onu sunması çok doğru olur. Kişinin şiddet gördüğüne şahit olan bireyler var ise bunlarda mahkemede oldukça önemli rol oynar.

    İlgili Konular ;

    – Evde şiddet gören kadın ne gibi önlemler alabilir?
    – Evde şiddet gördüğümü nasıl kanıtlayabilirim?
    – Eşimden şiddet görüyorum, nereye başvurabilirim?
    – Kocam beni dövüyor, ne yapabilirim?
    – Komşum şiddet görüyor, ben şikayetçi olabilir miyim?

  • Rahim ağzı kanseri

    Rahim ağzı kanseri

    Hemen hemen her kanser tipi kontrolsüz ve anormal hücre çoğalmasından meydana gelir.

    Rahim ağzı kanseri

    Rahim ağzı kanseri de bu şekilde rahim ağzındaki hücrelerin anormal ve kontrolsüz çoğalması sonucunda meydana gelir. Her kanser türü gibi rahim ağzı kanseri yaşamı doğrudan tehdit eden kanser türlerindendir.
    İstemsizce ve kontrolsüzce çoğalan rahim ağzı hücreleri için erken tanı ve tedavi her hastalıktaki gibi çok önemli bir yere sahiptir. Eğer erken tanı ile farkedilemez ise tedavi için geç kalınıp rahmin alınması gerekebilir. Bu da hasta olan bayanımızın doğurganlığını elinden almak demektir.
    Bazı durumlarda tedavi edilse dahi bayanın doğurganlığını son bulabilir.

    Belirtileri nelerdir ?

    Çoğu durumda hastalığın en son safhalarına kadar herhangi bir belirti vermeyen rahim ağzı kanseri genellikle hastalık aşamasında,

    – Kasık ağrılarına sebep olur
    – Cinsel ilişki sonrası kanama meydana getirebilir.
    – Adet dışı anormal vajinal kanamalara sebep olabilir.
    – Vajinal akıntıların düzenini ve sıklığında değişiklikler gösterebilir anormal boyutlara taşıyabilir.

    Rahim ağzı kanseri tedavisi nasıldır ?

    Hastalığa yakalanan bayanın sağlık durumu, yaşı, hastalığın safhası gibi önemli etkenler göz önünde bulunarak tedavi şekli seçilmektedir. Tedavi şekli hemen hemen her kanser türünde ki gibi kemoterapi ile başlar ancak hastalık yayılma safhasında ise cerrahi müdahale ile hastalık bitirilebilmektedir.

    Neden oluşur ?

    HPV denilen virüsün birkaç tipinden olduğu saptansa da genel olarak bir sebep, sonuç hala belirgin olarak saptanamamıştır. Rahim ağzı kanseri HPV denilen bu virüsün belirli versiyonlarından oluşmakta ve sağlığı hatta yaşamı tehdit edici bir hal alabilmektedir. HPV denilen bu virüsün pek çok çeşidi vardır ve genellikle vajinal siğil hastalıklarına sebep olan virüstür. Rahim ağzı kanseri hemen hemen her bayan için tehlikeli bir hastalık olabilmektedir. Dünya üzerinde meme kanserinden sonra kadınlar üzerinde sık görülen 2. Kanser çeşididir. Bu sebeple vajinal muayenelerinizi aksatmamamız ve sürekli bu hususa dikkat etmeniz önemle tavsiye edilir.

    İlgili Konular ;

    – Rahim ağzı kanserinin belirtileri nelerdir?
    – Rahim ağzı kanseri nasıl teşhis edilir?
    – Rahim ağzı kanseri neden olur?
    – Rahim ağzı kanseri nasıl tedavi edilir?
    – Rahim ağzı kanserinden nasıl korunabiliriz?

  • Dudakları Dolgun Göstermenin Yolları

    Dudakları Dolgun Göstermenin Yolları

    Kadınların en çok dikkat ettiği bölgelerinden biri dudaklarıdır. Dudaklarda istenen dolgun ve kalın olanıdır.İnce dudaklı kadınların dolgun ve kalın dudaklara sahip olmak için denediği bir çok yöntem vardır. Estetik ameliyattan dudak dolgunlaştırıcı rujlara kadar bir çok teknik denenir.

    Her kadın alımlı ve güzel olmayı hayal eder. özellikle yazılı ve görsel medayada sürekli olarak gördükleri bayanların o gösterişli halleri taklit edilmeye çalışılır.dolgun dudaklara sahip olmak için estetik ameliyat olmak bizce çok doğru bir karar değil çünkü estetik sonrası bir çok kadının eski haline dönmek için çaba sarfettiğini sıkça medyadan takip ediyoruz. Fenomenkadin.com olarak sizlere sunacağımız tekniklerle dudaklarınızı olduğundan daha kalın ve dolgun görünüme sokabileceksiniz.

    Dudakları dolgun ve kalın gösterme teknikleri:

    – Dudak renginizle uyumlu bir dudakl kalemi seçerek dudak çizgilerini biraz yukarı ve aşağı doğru kaydırarak dudaklarınızı daha kalın hale getirebilirsiniz.
    – Piyasada satılan dudakları dolgun gösteren rujlar mevcut bunlardan kullanarark daha dolgun görünümlü bir dudağa sahip olabilirsiniz.
    – Dudak çizgileri kapatıcı makyaj ürünleri ile kapatıldıktan sonra dilerseniz kalemle dilerseniz rujla daha geniş bir alana sürerek dolgun dudaklar elde edebilirsiniz.
    – Koyu tonda dudak rujları yerine canlı ve parlak renkleri kullanın. Bu sayede dudaklarınız daha dolgun görünecektir
    Dudak bakını yapmazsanız dudaklarının ince görünür. Çatlak ,cansız ve kuru dudaklar olduğundan ince görünür.

    Yüz Estetiği yorumları için tıklayın…

  • Toy Watch Saat Modelleri 2012

    Toy Watch Saat Modelleri 2012

    Başta Amerika ve Avrupa olmak üzere tüm dünyada gençler arasında hızla yayılan bir saat olan Toy Watch Türkiye’de de yavaş yavaş tanınmaya başlıyor. İlk şubesini Nişantaşı –Teşvikiye İstanbul’da açan firma gençler arasında rağbet gören ürünlerini satmaya başladı. Tasarımı ve kullanım rahatlığı sebebiyle çok tercih edilen saatler yakın zamanda bir çok gencin hayallerini süsleyecek. 400 TL civarında fiyatlarla satılan bu saatler hem kaliteli hem de gösterişli. Yakın zamanda gençler arasında çılgınlık düzeyinde istek uyandırırsa sakın şaşırmayın.

    Sizlere Toy Watch saat modellerinden seçtiğimiz resimleri sunalım.

  • Beta Karoten Nedir ?

    Beta Karoten Nedir ?

    Beta Karoten Nedir?

    Beta karoten A vitamininin öncül maddesidir. (Provitamin) Karaciğerde depolanır ve ihtiyaç duyulduğu zaman A vitaminine dönüşür. 600 e yakın karotenoid vardır. Bunların hepsi A vitaminine dönüşmez. Dönüşme oranının en fazla olduğu karoten beta karotendir.

    Karotenoidler, meyve ve sebzelere rengini veren maddelerdir.

    Beta Karoten Hangi Besinlerde Bulunur?

    Beta karoten meyve ve sebzelerde bulunur. Ispanak, marul, lahana, brokoli, kavun, şeftali, havuç, kayısı beta karoten açısından zengin besinlerdir. Genel olarak sarı, turuncu ve koyu yeşil sebzeler ile sarı turuncu meyveler beta karoten içeren yiyeceklerdir.

    Beta Karotenin Faydaları:

    – Beta karoten serbest radikallerin nötralize edilmesine yardımcı olan güçlü bir antioksidandır.

    – Bağışıklık sistemini destekleyerek vücudun enfeksiyonlara karşı mücadele etmesini sağlar.

    – Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Ağız, göğüs, mide, kalın bağırsak, serviks, yemek borusu gibi kanser türlerinin görülme sıklığının yetersiz beta karoten alımıyla ilişkisinin olduğunu tespit eden araştırmalar vardır.

    – Kalp damar hastalıklarını önleyici etkisi vardır. Damar sertliğini ve kalp krizi riskini azaltır.

    – Katarakt oluşumunu engelleyebileceği yine yapılan bazı araştırmalarda görülmüştür.

    Beta Karoten Günlük Kullanım Dozu:

    A vitamini için RDA (Önerilen Günlük Kullanım) değeri günlük 4,000-5,000 IU dür. Beta karoten için resmi bir RDA yoktur ancak 10,000 ve 15,000 IU arası RDA değerinin eşdeğeridir. Beta karotenin 3 mg’ı A vitamininin 5000 IU değerinin karşılığıdır. Genel olarak tavsiye edilen günlük doz 6-12 mg (10.000 IU-20.000 IU) beta karotendir.
    Beta karoten E ve C vitaminleriyle birlikte kullanıldığında etkisi daha da artar.

    Beta Karoten Zararları:

    – Sigara içenlerin beta karoten takviyeleri almamaları gerektiğine dair yapılan uyarılar vardır. Sigara içimi ile birlikte beta karoten takviyesi alımının akciğer kanseri olasılığını artıracağı belirtilmektedir.

    – A vitamini yüksek dozlarda alındığında toksik ( zehirleyici) etki yapar. Oysa Beta karotenin yüksek dozlarda alımında bile toksik etkisi olmadığı düşünülmektedir. 50 mg’a kadar yüksek doz alınmasıyla yapılan araştırmalarda toksik etki görülmemiştir.

    – Beta karoten açısından zengin yiyeceklerin veya beta karoten takviyelerinin aşırı miktarda alınması cilt renginde koyulaşmaya sebep olabilir.

    – Yüksek dozajlı takviye kullanılması uzun vadede sağlık riskleri oluşturabilir ve sadece belirli eksiklik durumlarında düşünülmelidir.

  • Selülit diyeti

    Selülit diyeti

    Hem kilolarınızdan hem selülitlerinizden kurtulmak istiyorsanız bu diyeti mutlaka uygulayın.

    Beslenme alışkanlıklarımızı düzenleyerek selülit oluşumunu engellemek ve oluşmuş selülitleri azaltmak mümkün!

    Sağlıklı beslenmek, selülitlerden korunmak ve zayıflarken selülitleri azaltmak için:

    1- Bol su için; günde 2,5- 3 litre… Su vücutta yağ yıkımını hızlandırıp lenf dolaşımını düzene sokarak, zayıflarken oluşmuş selülitlerin azalması için çok önemlidir.

    2- Sağlıklı beslenmenizde ve diyet programınızda selülitlerden korunmak ve azalması için bol limonlu salata tüketiniz.

    3- C vitamini kaynaklarını tüketmeye özen gösterin. C Vitamininin selülitleri azaltıcı ve oluşumunu engelleyici etkisi vardır.

    4- Meyveler de C vitamininden zengin olduğundan beslenme ve diyet programınızda yer almalıdır. Özellikle limon, kivi, portakal, şeftali… Biber ve maydanoz da salatalarınıza bolca koyabilirsiniz.

    5- Kilo verirken ve selülitleri azaltırken proteini de ihmal etmemek gerekir. Daha çok hayvansal kaynaklı besinleri ne şekilde ve ne sıklıkta tüketeceğimizi bilmeliyiz. Hayvansal kaynaklı besinler et, tavuk, balık kaliteli protein içermeleri açısından metabolizmanın hızlı çalışmasında ve zayıflarken kas kaybını önlemede; böylece yağ kaybını artırması sebebi ile diyet programlarında önemlidir. Bu önemin yanında zayıflarken selülitlerin de azalması için protein kaynağı olan et grubunu dengeli ve bilinçli tüketmemiz gerekir. Bunun için haftada 2 defa kırmızı et, haftada 2 defa tavuk haftada en az 3 defa balık tüketmeliyiz (ızgara olarak). Özellikle diğer gruplar azaltılıp balık daha fazla tüketilebilir. Çünkü balık zengin protein kaynağının yanında Omega-3(n-3), Omega-6(n-6) yağı içermesi ile dolaşımı düzenleyerek hem zayıflamaya, hem de selülitlerin azalmasına çok yardımcı olur.

    Mümkün olduğu kadar uzak durmamız gereken yiyecekler:

    – Tuz. Çünkü kan basıncını artırıp dolaşımı bozar. Ekstra tuz kullanmayın, tuzluk kullanma alışkanlığını bırakın!
    – Hayvansal yağlar. Çünkü kilo alımına, kan yağlarının artmasına ve dolaşımın bozulmasına neden olur. Bu sebeple yemeklerinizi sıvıyağ ile pişirin. Özellikle zeytin yağ ve soya yağ karışımını tavsiye ediyorum.
    – Kızartma veya kavurmalardan uzak durun. Çünkü dolaşımı ve yağ hücrelerinin yapısını bozar.
    – Sakatatları tüketmeyin Çünkü vücuttaki bağ dokularına zarar vererek selüliti artırır.
    – Aşırı alkol almayın. Çünkü dolaşımı bozarak selülitleri artırır.

    Örnek beslenme programı

    160-170 cm boyunda, 5-10 kg fazlası olan sağlıklı bir birey için
    Günde 2- 2,5 litre su için. Yazın bu su miktarı 2,5-3 litreye çıkabilir.
    Günde 500- 1000 mg C Vitamini alın.

    Sabah :

    – 100 gr peynir (tuzsuz)
    – 2 dilim kepek ekmeği
    – Domates, salatalık, yeşil biber (tuzsuz)

    Öğle :

    – 1 tabak sebze
    – (12:00-14:00) 200 gr yoğurt
    – 2 dilim kepek ekmeği
    – Salata (Bol limonlu, 1 çorba kaşığı zeytin yağ, tuz koyulmamalı)

    Ara : ( 16:00-17:00) 200 gr meyve (Kivi, yazın şeftali, kiraz, portakal tercihen)

    Akşam ( 19:00-20:00)

    – Haftanın 3 günü 400 gr balık
    – 1 dilim kepekli ekmek
    – Salata
    – Haftanın 2 günü 200 gr et
    – 1 dilim kepekli ekmek
    – Salata
    – Haftanın 2 günü 200 gr tavuk
    – 1 dilim kepekli ekmek
    – Salata

    Ara : ( 22:00) 200 gr meyve

    Öğle ile akşam yemeği yer değiştirebilir
    Balık sayısı artırılıp et veya tavuk sayısı azaltılabilir.

  • Kadınlar neden orgazm taklidi yapıyor?

    Kadınlar neden orgazm taklidi yapıyor?

    Gerçekten orgazm olamayan kadınlar, çözümü taklit yapmakta buluyorlar.

    Seks, hayatın bize sunduğu en güzel nimetlerden biri olduğu halde pek çoğumuz seksin en güzel anının, orgazmın tadına varamıyor ne yazık ki… Halbuki, orgazma ulaşmak açısından kadınlar erkeklerden daha şanslı. Bir kere kadınlar daha kolay ve üstelik aynı sevişmede defalarca orgazma ulaşabiliyorlar. Buna da zincirleme orgazm deniliyor. Erkekte ise ikinci bir orgazm için belli bir süre geçmesi ve erkeğin tekrar ereksiyon durumuna kavuşması gerekiyor.
    Peki orgazm olamayan kadın ne yapıyor? Orgazm taklidi! Psikolog Ayşe Kayhan’a göre; erkeği onore etmek, kaybetmemek, sorun çıkarmamak, cinsel ilgiyi kaybetmiş olduğundan dolayı sevişmenin olup bitmesini istemek gibi nedenler söz konusu orgazm taklidinde. Üstelik erkeğin sahip olduğu kimlik de çok önemli. Gelenekçi, tutucu, cinsel tabuları olan, cinsellik hakkında konuşmayan, cinselliği bir iktidar meselesi olarak abartan kimliklere sahip erkekle birlikte olunca, kadının orgazm taklidi yapmaktan başka şansı kalmıyor ne yazık ki. Çünkü kadın, sorunlara bir de bunu eklemeyeyim düşüncesiyle gerçek orgazmı yakalamaya girişmiyor.
    “Orgazm olamıyorum” demek pek çok kadın için cesaret işi. Neticede erkeği inandıramamak, en modern erkek dahi olsa bunu kendi başarısızlığı olarak görmesinden kaynaklı sert tepkisiyle karşılaşmak da var.

    Erkek kadının orgazm taklidi yaptığını anlayabilir mi?

    Bu sorunun yanıtı kocaman bir “hayır!” Erkekler, taklit edilen orgazmı ayırt edemezler. Çünkü kafalarındaki seks imajı, porno dergi ve filmlerinden, bir de arkadaş arasında edinilen yüzeysel bilgilerden ibarettir. Kadınlar da bu imajı öğrenip ona göre hareket ettiklerinde, sekste bencil olan ve daha çok kendilerine yönelik seks yapan erkeklerin gerçek orgazm ile orgazm taklidini ayırt etmeleri imkansız hale geliyor. Siz bakmayın, “ben anlarım” diyen erkeklere…

    Orgazm olmayı kolaylaştırmak için yapılması gerekenler

    – Zevk ve heyecan ne kadar fazlaysa orgazm o kadar kolaylaşır. Bazen saatler süren bir sevişme orgazm getirmezken, sadece bir bakış ya da minik bir dokunuşun orgazmı başlatması mümkün olabilir. Dolayısıyla partnerinizle birbirinize heyecanla ve ilgiyle yaklaşmanız çok önemli.

    – Tekdüze sevişmeler, sizi cinsellikten soğutabilir. Bu da sevişmenin bir an önce olup bitmesini istemenize ve orgazmı sadece taklit olarak yaşamanıza yol açar. Çift olarak cinsel hayatınızı renklendirme, seks objeleri kullanma ya da fantezileri hayata geçirme konusunda cesur olmalısınız.

    – Ön sevişmenin uzun sürmesi orgazma ulaşmanızı kolaylaştırır. Yeterince hazır olmadan ilişkiye başlarsanız, genital bölgenizin kayganlaşması ve gevşemesi yetersiz olduğundan orgazma ulaşmakta güçlük çekebilirsiniz.

    – Uyarılmada klitorisin rolü çok büyük olduğundan, klitoral olarak sizi tatmin eden pozisyonu bulmaya çalışın.Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüz yüze bakması nedeniyle duygusal olarak da en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyon. Tabii tüm bunlar her kadın için geçerli değil.

    – Sevişme esnasında açık olmak, zevk aldığınız noktaları sözlü olarak dile getirmek ya da hareketlerinizle belli etmek önemli. Erojen bölgelerinizin uyarılması orgazm olmanızı kolaylaştırır.
    – Erkeğin orgazma ulaşma süresini mümkün olduğunca uzun tutması gerekir. Orgazm taklidi yapan pek çok kadını buna iten sebep, erkeğin erken boşalma sorunu yaşaması.

    – Orgazmı kolaylaştırmak için bazı jeller kullanılabiliyor. L-arginin içeren jeller ilişkiden 30 dakika önce klitoris bölgesine sürülüyor ve klitoral hassasiyeti artırıyor.

    – Son yıllarda G noktası dolgu işlemi uygulanmaya başlandı. Vajen ön duvarına G noktasının olduğu yere 1-2 cc kadar dolgu maddesi enjeksiyonu yapılıyor. Etkisinin 2-3 yıl kadar sürdüğü söylenen bu işlemin zincirleme orgazmı kolaylaştırıcı olduğu söyleniyor.