Blog

  • Kan grubunuza göre diyet !

    Kan grubunuza göre diyet !

    Aşağıda yazılanlar koca bir yalandır ! Bu tür haberlere lütfen itibar etmeyin !

     

     

    İnsanlarda kan gruplarının Sağlık ve hastalıklarla ilişkileri üzerinde uzun yıllar yapılan çalışmalarda, kişilerin kan gruplarının, beslenmelerinde kilo vermelerine veya almalarına neden olduğu tespit edildi.

    Uzmanlar, beslenerek de zayıflamanın mümkün olduğunu, bunun için de kan grubuna göre diyet yapılmasını tavsiye ediyor.

    Uzmanlar, kan gruplarına göre yapılacak diyet hakkında şu bilgileri veriyor:

    0 Grubu Diyeti Nasıl Olmalı ?

    Diyet 0: 0 grubu diyetin başarılı olabilmesi için yağsız ve kimyasal Madde içermeyen (dondurulmamış) kırmızı et, beyaz et ve balık yemelisiniz. 0 grubundakiler süt ve sütlü besinlere, diğer gruplardakiler kadar kolay alışamazlar.

    Tahıl ürünleri, Ekmek ve taneli sebzeleri mümkün olduğu kadar az tüketirseniz kilo verebilirsiniz. Buğdayda bulunan gluten maddesi, 0 grubuna dahil kişilerin kilo vermelerini engeller. Bu nedenle Buğday Unundan yapılmış yiyeceklerden uzak durulması gerekiyor.

    0 kan grubundaki kişilerin metabolizmaları düşük hızda çalışıyor olabilir. Tiroid Hormonu üretmekten başka bir görevi olmayan iyodun yeterli miktarda olmaması, 0 grubundaki kişilerin yediklerini yakmalarını zorlaştırıyor.

    İşte bu nedenle 0 kan grubuna dahil olanların bol bol deniz ürünleri, iyotlu Tuz, karaciğer, kırmızı et, ıspanak ve brokoli ile beslenmeleri öneriliyor.

    Süt ve Yumurta Yok

    0 grubuna dahil kişilerin midelerindeki Asit miktarı yüksek olduğu için eti kolayca sindirirler . Fakat midenizde fazla asitlenme olmasını önlemek için et Proteini tüketimini, sebze ve meyve yiyerek dengelemelisiniz.

    0 grubuna dahil olanlar, süt ürünlerinden ve yumurtadan uzak durmalılar. Onların metabolizmaları ağır çalışır ve sütlü besinlerin de metabolizmayı yavaşlattığı biliniyor. Süt ve sütlü besinler, vücudun kalsiyum ihtiyacını giderirler. Vücudunuzda kalsiyum eksikliği olmaması için çeşitli haplarla kalsiyum ihtiyacınızı gidermelisiniz.

    0 kan grubuna dahil olanlar için Sıvı yağlar tavsiye ediliyor. Sıvı yağlar, özellikle zeytinyağı önemli bir besin kaynağıdır. Mono doymamış yağları, özellikle zeytinyağını tercih ederseniz, kalp ve damar sağlığını da korumuş olursunuz. Bu yağın kandaki kolesterol miktarını da azalttığı biliniyor.

    A Grubu Diyeti Nasıl Olmalı ?

    Diyet A: Günümüzde giderek yaygınlaşan ˊayaküstü atıştırmaˊ uygulamasının A grubuna dahil kişiler için yararlı bir beslenme şekli olmadığı kesin. Aslında bu tür beslenme alışkanlığı herkes için sakıncalı ama özellikle A grubu insanının böyle uygulamalardan kaçınması gerek. Bu alışkanlıktan vazgeçip soya proteinleri ve tahıl ürünleri ve sebzelere ağırlık vermeliler. A grubuna dahil olanlar olanakları elverdiğince doğal besinlerle beslenmeli.

    A grubu için hazırlanan diyeti uygulamak kilo vermeyi sağlar. Metabolizma açısından A grubu, 0 grubunun tam tersidir. A grubundaki kişiler kırmızı et yedikleri zaman ağırlık hissederler, enerji kaybına uğrarlar. Ama proteinli besinler ve sebzeler bu kişilere enerji verir, daha Canlı olmalarını sağlar. 0 grubundakiler için et, vücuda enerji veren bir yakıttır. A grubundakiler ise eti yağ olarak vücutlarında depolarlar. A grubundakilerde mide asidi miktarı çok azdır.

    A grubundakilerin sütlü besinleri sindirmeleri de zor olur. Bunlar ensülin reaksiyonunu artırdıkları için metabolizmada yavaşlama görülür. Dahası sütlü besinlerde doymuş yağ oranı çok yüksektir. Bu özellik de şişmanlığa ve diyabet hastalığına zemin hazırlar. Bu nedenle A grubundakiler sütlü besinleri yemek listelerine dahil etmemeliler.

    A grubundakiler, sağlıklı bir şekilde kilo verebilmek için Mümkün olduğu kadar az et tüketsin. Et yerine haftada iki üç kez balık yiyin. Et yediğiniz zaman yağsız olmasına dikkat edin. Balık yerine tavuk eti de yiyebilirsiniz. Et yemekleri haşlama ya da fırında pişirilsin. Salam, sosis ve kavurma gibi türlerden uzak durulmalı.

    A grubundakiler aşırıya kaçmamak koşuluyla haftada üç dört kez deniz ürünleriyle beslenebilirler. Fırında pişirilmiş, ızgara ya da haşlanmış deniz ürünleri zarar vermez.

    Öncelikle Meyve ve Sebze

    A grubu için hazırlanan diyetlerde, sebzeler birinci sırada yer alıyor. Vücudun Mineral, Enzim ve antioksidan ihtiyacının giderilmesi için sebze çeşitlerine ağırlık verilmeli. Sebzelerin mümkün olduğunca doğal durumda olmalarına özen gösterilmeli (çiğ ya da buharda pişirilmiş.) A grubundakilerin sebze ağırlıklı yemek listelerinde biber, Domates, patates ve Lahana yer almamalı.

    A grubundakiler için çok yararlı olan sebzeler arasında havuç, balkabağı, ve ıspanağı sayabiliriz.

    Sarmısak sofradan hiç eksik edilmemeli. Doğal bir Antibiyotik olan sarmısak, aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir, kan için de yararlıdır. Sarmısak her kan grubu için yararlıdır, fakat en fazla yarar sağlayan kan grubu Aˊdır.

    Günde üç öğün meyve yenmeli. Erik ve vişne gibi meyveler yenilmeli. Tropikal bölgelerde yetiştirilen meyvelerin hiçbiri A grubuna dahil olan kişilere tavsiye edilmiyor. Narenciye türü meyveler de A grubu için zararlı olabilir.

    B Grubu Diyeti Nasıl Olmalı ?

    Diyet B: B Grubundakiler, kendileri için uygun olan beslenme düzenini eksiksiz uyguladıkları takdirde uzun ve sağlıklı bir ömür sürdürebilirler. B Grubunun diyeti değişik türlerde yiyecekleri kapsar. Hayvansal gıdalarla sebzeler arasında tam bir denge kurulur. B grubu, A ile 0 grupları arasında denge kurar. B grubundakiler için mısır, Buğday, Mercimek, fındık ve susam kilo aldıran besinlerdir. Bu yiyecekler, kişilerde yorgunluk, vücudun Su tutması ve kan şekerinde düşüklük gibi sorunlar yaratır.

    Özellikle yemeklerden sonra kan şekerinin düşmesinden yakınanlar, azar azar ve çok sık beslenmeleri gerektiğine hükmederler. Oysa önemli olan öğünlerin sıklığı değil seçilen yiyeceklerdir. B grubundakilerde kan şekerinin düşmesi sık görülen bir olaydır. Saydığımız yiyeceklerden uzak durulması, bu sorunun B grubundakiler için bir tehlike olmaktan çıkmasını sağlayabilir.

    Kolay Kilo Verirler

    Kısa aralarla yemek yemeyi alışkanlık haline getirenler, çok kısa bir süre sonra sık sık acıkmaya başlarlar. Kilo vermeye çalışanlar için bu hiç de olumlu bir gelişme değil. edikleri zaman ağırlık hiKan grubu B olanların kilo vermekte pek de zorlanmadıkları biliniyor. 0 grubundakiler tiroid problemleri yüzünden kilo vermekte zorlanırlar. oysa B grubundakilerin böyle bir sorunları yoktur.

    Aşırıya kaçmamak koşuluyla sütlü besinlerden de yararlanabilirler. B grubundakilerin vücut sistemlerinde stres yorgunluk ve kırmızı et arasında bir bağ olduğu belirtiliyor. B grubundaki atalarınız, kırmızı et yerine değişik et türlerini tercih etmişlerdi. Eğer bağışıklık sisteminizde sorun varsa, kuzu eti ya da tavşan eti yememelisiniz. Dana ve hindi etini tercih etmelisiniz.

    B grubuna dahil olanlar piliç etinden uzak durmalıdırlar. Günümüzde böyle bir uygulamayı kabullenmek gerçekten çok zor. Tavuk eti yerine hindi eti tercih edilmeli. Çünkü piliç etinde bulunan bazı maddeler, B grubuna zarar verir.

    Derin denizlerde yaşayan balıklar da B grubu için yararlıdır. Fakat ıstakoz, karides, kalamar ve midye gibi deniz ürünlerinden uzak durulmalı.

    Kan grupları arasında sütlü besinlerden yarar sağlayan tek grup Bˊdir. Sütlü besinlere tepki gösteriyorsanız, soya ürünleriyle sütlü besin ihtiyacınızı giderebilirsiniz.

    Sindirim sisteminizin düzenli çalışabilmesi için zeytinyağını mutfağınızdan eksik etmemelisiniz. Gün aşırı bir yemek kaşığı zeytinyağı tüketmelisiniz. Susam yağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı B grubundakilerin sindirim sistemi için zararlıdır.

    Sebzelerin hemen hepsi B grubu için yararlıdır. Günde dört beş öğün haşlanmış sebze yiyebilirsiniz. B grubunun uzak durması gereken sebzelerin sayısı çok azdır. Domatesten uzak durulmalı. Zeytinyağı çok yararlı olduğu halde, tane Zeytin sindirim sistemine zarar verebilir. Ama diğer kan gruplarına kıyasla çok daha zengin bir sebze çeşidinden yararlanabilirsiniz. Yeşil yapraklı sebzeler sizin için bire birdir. Ayrıca patates, Lahana, ve mantarı da çekinmeden yiyebilirsiniz.

    AB Grubu Diyeti Nasıl Olmalı ?

    Diyet AB: AB grubundaysanız, yiyeceklerinizi seçerken çok dikkatli davranmalısınız. A ve B gruplarının beslenme düzenlerini dikkatle incelemek gerekir. A ve B gruplarına uygun olmayan yiyeceklerin çoğu AB grubu için de sakıncalıdır. Ancak diğer kan gruplarına tavsiye edilmeyen Domates AB grubundakilere öneriliyor.

    Kilo alma konusunda AB grubundakiler A ve B gruplarındaki genlerin özelliklerini taşıyabilirler. Bu da zaman zaman problem yaratır. Örneğin A grubundakiler gibi mide asidinizin miktarı az olabilir. B grubundakiler gibi et yemeye kalkıştığınız zaman sindirim sorunuyla karşılaşırsınız. Yediğiniz et, vücudunuzda yağ olarak depolanabilir. Eğer kilo vermekistiyorsanız, et yemekten kaçınmalısınız. Et yerken de yanında mutlaka sebze bulundurmalısınız ve de etin miktarının çok az olmasına dikkat etmelisiniz. Deniz ürünleri, süt ürünleri ve taze sebze kilo vermenize yardımcı olur

    Çok fazla hayvansal Protein almanız sindirim sisteminizi zorlar. Tıpkı A grubundakilerde olduğu gibi sizin de mide asidiniz yeterli değildir. İşte bu yüzden azar azar ve sık sık yemek yemelisiniz. Kuzu, koyun, tavşan ve hindi eti yiyebilirsiniz. Dana ve sığır etlerinden uzak durmalısınız. Tavuk ve piliç eti yerine hindi etini tercih etmelisiniz.

    Sütlü besinler konusunda, B grubundakilerin alışkanlıklarına ağırlık verebilirsiniz. yoğurt, Kefir ve yağı alınmış krema sizin için uy edikleri zaman ağırlık higundur. Yumurta yerken iki yumurta beyazı ile bir yumurta sarısı yerseniz, kolesterolünüzün artmasını önlersiniz buna karşılık vücudunuzun protein ihtiyacını gidermiş olursunuz.

    A GRUBU KAN

    Faydalı olan yiyecekler.

    – Balık
    – Zeytinyağı
    – Yer fıstığı, ceviz, kabak çekirdeği, badem, hardal (sirkesiz), kedi otu, ginseng, kuşburnu, papatya, kahve, yeşil çay, keten tohumu, kimyon, kekik, biberiye,
    – Börülce fasulye, her türlü mercimek, soya ve ürünleri (doğal, genetiği değiştirilmemiş), çavdar ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, karabuğday ürünleri ve ekmeği, eski tip buğday ürünleri ve ekmeği (amarant veya eski turk buğday)
    – Enginar, karalâhana, marul, havuç, kabak, pırasa, ıspanak, pazı, beyaz lahana, brokoli, yer elması, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve bütün yeşil yapraklı sebzeler
    – Kayısı, dut, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, zencefil, pekmez, aloe vera,
    – Magnezyum sülfat (İngiliz tuzu).

    Zararlı olan yiyecekler:

    – Her et (tavuk ve hindi hariç); karışık et (salam, sucuk, sosis gibi); deniz hayvanları (kerevit, kalamar v. b. ) ve havyar
    – Süt, dondurma, tereyağı; herhangi sıvı veya katı yağ (balık yağı, inek iç yağı, zeytinyağı ve keten yağı hariç), piyasa (boyanmış ve beyaz sirke veya limon asidi ile karıştırılmış) zeytinler
    – Kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, buğday tip 405–550
    – Patates, biberler, pul biber, domates salçası
    – Portakal ve suyu
    – Soda, gazoz, şarap sirkesi, früktoz, glikoz, tatlandırıcı, sakız, jelâtin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.

    Yenebilenler:

    – Tavuk ve hindi eti, taze yumurta
    – Yoğurt, kefir, koyun keçi peyniri ve sütü, beyaz peynir, salamura peynir, eski kaşar, tulum peyniri, mozarella
    – Kestane, badem, susam ve ürünleri, pirinç ve ürünleri, mısır ve çeşitleri, arpa çeşitleri, barbunya, nohut
    – Turp, kırmızı pancar ve “Zararlılara girmeyen meyve, sebze ve yiyecekler.

    Dikkat!

    – Kırmızı et, süt, soda, gazoz ve tüm karbondioksit içeren içecekler;

    – Transgenik tatlandırıcı, aroma, boya, nişasta, glikoz, früktoz; süt tozu,

    – Yumurta tozu, yağlı ve koruyucu kimyasallar içeren hazır içecek ve yiyecekler

    – Hazım yetersizliğine veya tam hazımsızlığa neden olabilirler. Bunlardan uzak durun!

    – Kabız olmamaya dikkat edin! Sıhhatli olmak isteyen büyük abdesti gelmeden yemek yemeye oturmamalıdır. (karpuz, incir, greyfurt, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç) Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir.

    Kabızlık varsa: Aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp 1/4 veya 1/2 çay kaşığı her yemekten sonra su ile veya 1 çorba kaşığı öğütülmüş civanperçemi ve 1 tatlı kaşığı öğütülmüş sinameki karıştırılıp her sabah 1 tatlı kaşığı su veya bal şurubu ile içilirse bu iyi gelir.

    – Zencefil, kekik, mercan köşk, hardal, körri, çemen ve biberiyeyi sırayla devamlı kullanmak lazım. Onlar mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, iltihaplanma surecini durdurur.

    – Karabiber, fülfül, pul biber ve sirkeyi ilaç olarak kullanabilirsiniz. Eti azaltın! Proteinlerden haftada: 1-2 defa hindi veya tavuk eti, 1-2-3 defa balık, 1-2 defa taze yumurta, 1-2 defa peynir, hemen hemen her gün kefir ve yoğurt (ev yoğurdu!), 2- 3 defa (her gün de olabilir) yeşil veya kırmızı mercimek olsun.

    – Yumurtayı sadece taze olarak 1-3 günlük (en fazla 7- 9 günlük) yiyebilirsiniz. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta zehirlidir, alerjendir. Yumurta tozu ve süt tozu da sizin için alerjendir. Bu ikisini içeren ürünleri ağzınıza bile almayın! Süt ürünlerini balık ile ve et ile birlikte yemeyin; karışık et (sosis, sucuk, salam gibi); nohut, mercimek, fasulyeyi yoğurt ile yemeyiniz! Hazım bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarına yol açar! Sarımsak yutmaya kendinizi alıştırın! İlk önce 3 diş, sonra 21 dişe kadar çoğaltın. Böylece yılda 1 defa 21 günlükten sarımsak kürleri yapın! İmkân var ise, bu 21 günlük kürlerde 10 gün her akşam bir baş sarımsak dövülür, 1 tatlı kaşık öğütülmüş çörekotu, 1 çay kaşık ısırgan otu tohumu ve 1/4 çay kaşığı hardal bal ile karıştırılır ve yenir (aç karnına). Ama 1- 3 diş her akşam yutmaya hiç bırakmadan devam edin. Sarımsak (ve karışımı) kansere, alerjiye, ağır enfeksiyonlara ve genetik mutasyonlara karşı vücudun direncini artırır. Yeşil sebzeyi çoğaltınız! Sizin durumunuzda havuç, çiğ ıspanak, hindiba, kereviz, maydanoz, semizotu, soğan, yeşillik, brokoli, kısaca “Faydalı olan” herhangi istediğiniz sebze – limon suyu ve zeytinyağı eklenerek -salata şeklinde her gün yemek lazım.

    – Havuç ve havuç suyunu, zencefil ve zencefil suyunu, hindiba ve suyunu, ısırgan ve suyunu, kereviz ve suyunu tüm hastalıklara karşı ilaç alarak kullanın! Bunlar mide, bağırsak ve karaciğer enzimlerini çoğaltıcı ve hazmı düzelticidir. Karpuz mevsiminde – karpuzu, enginar mevsiminde – enginarı, tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak görün! Enginarı kabukla pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuzu çekirdekleri ile yiyin ve 1- 2 çay bardak sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, B1, pantetin, B6, B12 vitaminlerinin kaynağı çimlenmiş buğday veya arpa veya yulaf veya çavdar yılda bir defa 30 – 40 günlük kür olarak kullanın. Sizin için zararlı olan siyah çay yerine, faydalı olan yeşil çayı veya bitkisel çayları içiniz!

    – “Faydalı” olarak belirtilmiş yiyecekler, sizin için en kuvvetli ilaçlardır. Sebze ve meyvenin genetiğinin değiştirilmemiş olmasına dikkat ediniz.

    – Hazır yiyecek ve içecekleri, parfümleri evinize almayın! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar.

    – Temizlik maddeleri ve deterjanları kullanmayın!

    – Deterjanların tümü GMO aromalar içerir ve GMO bazlı yağlardan üretilir.

    B GRUBU KAN

    Faydalı olan yiyecekler :

    – Koyun, kuzu, keçi, hindi, tavşan ve yabani et, alabalık, sardalye, kırmızı levrek, mezgit, morina, havyar, bey balığı, taze yumurta,Yoğurt, doğal süt, beyaz peynir, kaşar peyniri, mozarella, koyun ve keçi sütü ve peyniri, Zeytinyağı, ceviz
    – İnci fasulye, yulaf ve çeşitleri, pirinç ve çeşitleri, doğal buğday ve çeşitleri, horozibiği, yulaf ve ürünleri
    – Patlıcan, kereviz, kırmızı pancar, havuç, her çeşit lahana, karnıbahar, patates, her türlü biber, pul biber, karahindiba, maydanoz
    – Erik, karpuz, muz, üzüm, incir, vişne, kiraz, frenküzümü
    – Körri, reyhan (fesleğen), yeşil çay.

    Zararlı olan yiyecekler:

    – Deniz hayvanları (kabuklu ve kabuksuz), tavuk ve kaz eti,
    – Dondurma, sakız
    – Her türlü mercimek, nohut, rafine olmuş sıvı yağlar (zeytin ve keten yağı hariç)
    – Kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, yer fıstığı, susam ve ürünleri, mısır ve ürünleri, çavdar ve ürünleri, karabuğday ve ürünleri
    – Enginar, piyasadaki yeşil ve siyah zeytinler, domates salçası
    – Aloe vera, Hindistan cevizi,
    – Karabiber, beyaz biber, tarçın,
    – Jelâtin, glikoz, früktoz, mısır şurubu ve nişastası, tatlandırıcı, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.

    Yenebilenler:

    – Her et (tavuk ve kaz hariç), tereyağı, ara sıra kaymak
    – Barbunya, beyaz fasulye, yeşil fasulye, mantar, kabak
    – Kestane, badem, keten tohumu, sinameki (yaprak olarak), kekik, kimyon, keçiboynuzu, nane, anason, çay, kahve, şeker,
    – ‘Zararlılar’a girmeyen her meyve ve sebze bal ve sirke

    AB GRUBU

    Faydalı olan yiyecekler :

    – Koyun ve hindi eti, kırmızı levrek, sardin, morina, bey balığı, makrel ve ton balığı, taze yumurta,
    – Yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, keçi ve koyun sütü ve peyniri,
    – Karabuğday ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, pirinç ürünleri ve ekmeği, yumuşak buğday (eski turk buğdayı) ürünleri ve ekmeği,
    – Zeytinyağı ve ceviz yağı, ceviz, yerfıstığı, zencefil, ginseng, kuşburnu, papatya, körri, yeşil çay, kimyon, keten tohumu
    – Yeşil mercimek, salatalık, karnabahar, beyaz lahana, patlıcan, kırmızı pancar, semizotu, çiğ ıspanak, karalâhana, marul, havuç, pazı, brokoli, , sarımsak, soğan, kereviz, deniz lahanası (laminarya), maydanoz ve her türlü yeşil yapraklı sebze
    – İncir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, karpuz, kivi, ananas, yerelması, pekmez, magnezyum sülfat (İngiliz tuzu)

    Zararlı olan yiyecekler:

    – Tavuk ve her et (koyun ve hindi hariç), deniz hayvanları
    – Mısır ve ürünleri, çavdar ekmeği, buğday tip 405–550 (durra) ve ürünleri, susam ve ürünleri, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş
    – Börülce fasulye, ayçiçeği çekirdekleri, pul biber ve her biber, kara ve beyaz biber, domates salçası, şarap sirkesi, enginar, turp, piyasa zeytinler, her türlü sıvı yağ ve katı yağ (zeytinyağı ve ceviz yağı hariç),
    – Siyah çay, kahve, Portakal ve suyu, nar ve suyu, muz, avokado, aloe vera, anason, Hindistan cevizi
    – Tereyağı, dondurma, süt, Jelâtin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, früktoz, glikoz, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek

    Yenebilenler:

    – Arpa ekmeği, keten tohumu, kekik, nane, arpa ve ürünleri, Antep fıstığı, badem
    – Kırmızı mercimek, beyaz fasulye, barbunya, pırasa, domates
    – Kayısı, dut, kavun ve “Zararlılara girmeyen yiyecekler, meyve ve sebze

    0 GRUBU KAN

    Faydalı olan yiyecekler :
    – Kırmızı et: dana, sığır, koyun, yabani (yağlı olabilir), balık,
    – Zeytinyağı, keten yağı, ceviz, ceviz yağı,
    – Kavrulmamış kabak çekirdeği, enginar, lahana, brokoli, hindiba, marul, çiğ ıspanak, roka, maydanoz, her türlü yeşil yapraklı sebze, pazı, turp (bilhassa karaturp), kırmızı pancar, kabak, bal kabak, soğan, sarımsak,
    – Zencefil, safran, kırmızı pul biber, keçiboynuzu (tohum ile beraber) körri (zerdeçal), kimyon, kuşburnu, mercanköşk, ıhlamur, keten tohumu,
    – İncir, üzüm (bilhassa kara üzüm), erik, mürdüm erik, kiraz, vişne, greyfurt ve suyu, karadut, karpuz, mango, bal (gerçek), soda (maden su), yeşil çay,

    Zararlı olan yiyecekler:

    – Karışık et (salam, sucuk, sosis gibi); süt ve ürünleri (“Yenebilenler” hariç)
    – Buğday ve ürünleri (bilhassa tip 405–550), mısır ve ürünleri
    – Rafine olmuş sıvı yağlar (zeytin ve keten yağı hariç), piyasa zeytinleri, hazır turşular
    – Dondurma, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, yerfıstığı, kahve, siyah çay, buğday ve mısır nişastası
    – Portakal, aloe vera,
    – Karnabahar, ketçap, domates salçası, şarap sirkesi, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, tatlandırıcı, , glikoz, früktoz, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.

    Yenebilenler:

    – Tavuk, hindi ve yabani kuş eti, taze yumurta,
    – Tereyağı, ara sıra kaymak, kefir, yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, tulum peyniri, koyun ve keçi peyniri, (peynirler haftada 1–3 defa olabilir)
    – Susam ve ürünleri, kestane, fındık, badem ve badem yağı, çam fıstığı,
    – Her çeşit lahana (bağırsaklarda gaz yapan hariç), börülce, barbunya, beyaz semiz fasulye, yeşil fasulye, patlıcan, kereviz, her meyve ve sebze (yasaklanmış olanlar hariç), doğal zeytin
    – Nohut, pirinç ve ürünleri, karabuğday ve çeşitleri, çavdar ve çeşitleri, nişasta buğday (eski turk buğdayı) çeşitleri ve “Zararlılar”a girmeyen yiyecekler.
    – Kabızlık varsa, aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp yemekten sonra günde 1 çay kaşığı içmek iyi gelir. Sıhhatli olmak isteyen biri büyük abdesti gelmeden yemek yemeye (karpuz, incir, greyfurt, hurma, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç) oturmamalıdır. Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir
    – Zencefil, kekik, biberiyeyi kullan! Onlar antioksidan olduğu için, mide ve bağırsakların mikroplarını normalleştirir, sindirimi kuvvetlendirir, iltihaplanma sürecini durdurur, gastrit ve ülseri iyileştirir.
    – Her gün meyve ye! Kışta kuru meyveyi (doğal bir şekilde kurutulmuş) ve cevizi tercih et! Kuru meyveyi su ile ıslat, kaynatma! Meyve mutlaka yemekten ayrı olarak veyahut ta yemekten önce yenmelidir. Buna mukabil sebze, yemek ile beraber tükenebileceği gibi yemekten sonra da yenmesinde bir sakınca yoktur. Unutulmaması gereken bir konu da şudur: yemekten sonra yenilen meyve hazım olamadan mayalanır, ispirto, sirke asidi, gaz oluşturarak, çeşit-çeşit hastalıklara ve ayrıca siroz hastalığına ve kan şekerinin yükselmesine sebep olur.
    – Meyve ve sebze kabuğu soyulmadan birkaç çekirdeğiyle yenilmelidir. Katı meyve ve sebzeler sıkılırken de mutlaka kabuğu ile sıkılmalıdır. Birkaç farklı çeşit meyve de birbiri ile karıştırılarak tüketilmemelidir. Ancak aynı cinsten olanlar (greyfurt ile limon yada vişne ile kiraz gibi), birlikte yenilebilir. Yalnız mevsiminde yenen meyve ve sebzeler hastalıkları iyileştirici özelliklere sahiptir, mevsiminin dışında üretilenler değil. Meyve ve sebzenin en iyisi en taze olanı ve en yakın bahçe veya tarladan gelenidir.
    – Her gün1–3 dişe kadar sarımsak ye ve yut!Kuru soğanı ye veya soğan suyunu her gün 5Ogr’dan 1-2 defa iç! İdrar, balgam ve safrayı söktürür, iltihabı kurutur, zararlı mikropları ve kurtları öldürür, kan şekeri ve alerjik tepkileri kontrol altında tutmaya çalışır.
    – Sebze suyunumeyve suyuna tercih et. Sebze suyu: kara turp suyu (günde 100gr. , bal ile yudum-yudum içilir), lahana suyu, ıspanak suyu, semiz otu suyu -karaciğer, dalak, böbrek ve mideyi rahatlatır, iltihabı kurutur, mide asidini azaltır, yaraları kapatır, kan şekerini normalleştirir.
    – Yabani semizotu, hindiba, ısırgan otu, domuz dikenive benzerlerini her gün yemeye gayret ediniz (bilhassa ilkbaharda)! Enginar mevsiminde enginara önem veriniz! Onu kabukla beraber pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuz mevsiminde karpuzu çekirdekleri ile yiyin ve 1- 2 çay bardağı sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, Sebze ve meyvelerin genetiği değiştirilmemişolmasına dikkat edin! Haftada 3–5 defa et ve 1-2 defa balık, yeşil sebze ile yenebilir. Onlar mideyi rahatlatır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirip, metabolizmayı normalleştirir ve hastalıkları kökten kaldırır.
    – Yumurtayısadece taze olarak (1–3–7 günlük) yiyebilirsin. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta, yumurta tozu senin için zehirdir. Misvak kullanımınaönem ver. Misvakı su ile değil, tükürük ile ıslat ve dişlerinle fırçayı aç. Her kullanımdan sonra, fırçayı kes. Çok sıcak yemeği yeme ve sıcak suiçme! Çay içerken de biraz soğut sonra iç. Siyah çay, kahve içme!Onlar mide asidi ve safrayı çoğaltıcıdır, kandaki kalsiyumu kirece indirerek, atar damarları daraltır. Siyah çay ve kahve yerine, faydalı olan yeşilçayı iç.
    – Buğday (genetik değiştirilmiş, 405–550 tipi ve genetiği değiştirilmiş ekmek mayası) ürünlerisizin için şiddetli metabolizma bozukluklarına ve tüm hastalıklara en büyük Sebeplerden biri oldu. Onlardan daima uzak durun! Sonuna kadar hazım olunmamış mısır ve buğday kalıntılarıdamarlarda -tıkanıklar, diş, diş etlerinde, eklem ve kaslarda – iltihaplanma ve ağrı oluşturur. Süt ürünlerini balık ve et ile nohut ve fasulyeyi yoğurt ileyeme! Bunlar hazmın bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarının başlamasına yol açar!
    – Seni hastalıklara batıran proteinler: eski yumurta ve yumurta tozu proteinleri, buğday, mısır proteinleri (bilhassa genetiği değiştirilmiş olanı), süt, süt ürünleri ve süt tozu proteinleri.
    – Karaciğer temizlemeden önce süt ve ürünlerini yeme! Onlar safra kesesi, böbrek ve mesanede taş, eklem ve kaslarda kireç oluşmasına sebep olur. Önce sıhhatini düzelt, sonra süt ürünleriyemeye başlayabilirsin.
    – Hazır, katkılı yiyecek ve içecekleri, parfümüevine alma! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar.
    – Temizleyici madde ve deterjanları(bilhassa klorlu ve asitli) kullanma!
    – Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, beyin damarlarını, akciğerde bronşları ve alveolleri eriterek şişirir ve yıpratır, kana karışarak ağır hastalıklara sebep olur.

  • Kakaolu Pasta Tarifi

    Kakaolu Pasta Tarifi

    Malzemeler:

    Kek için
    – 6 yumurta
    – 7 yemek kaşığın toz şeker
    – 7 yemek kaşığı un
    – 1 çay kaşığı kabartma tozu

    İç harcı için

    – 1 paket kremşanti
    – 1 çay bardağı süt
    – 1 çay bardağı damla çikolata
    – 1 çay bardağı Antep fıstığı

    Üzeri için

    – 1 paket kakaolu kremşanti
    – 1 çay bardağı süt
    – Kakao

    Hazırlanışı:

    – Yumurtaların sarıları ile aklarını ayırın.
    – Yumurta akı ile şekeri iyice çırpın.
    – Yumurta sarılarını teker teker ekleyin.
    – Un ve kabartma tozunu harmanlayın ve karışıma eleyerek ekleyin.
    – Hamuru yağlı kağıt serili fırın tepsisine aktarın ve 185 dereceye ayarlanmış fırında pişirin.
    – Fırından çıkardığınız kekin kağıt kısmı yukarda kalacak şekilde temiz bir mutfak bezine çevirin ve rulo – yaparak soğumaya bırakın.
    – Kremşantiyi süt ile çırpın. 1 yemek kaşığı kadarını ayırın.
    – Damla çikolata ve fıstıkları ekleyip spatula ile karıştırın.
    – Keki kağıdından ayırıp tezgaha açın.
    – Üzerine fıstıklı kremayı yayın ve rulo şeklinde sarın.
    – Kakaolu kremşantiyi süt ile katılaşıncaya kadar çırpın ve pastanın üzerini sıvayın.
    – Rulonun ucundan 5 parmak genişliğinde verev olarak kesin ve verev kısmını yan tarafına doğru yapıştırın.
    – Pastayı 20 dakika derin dondurucuda bekletin.
    – Üzerine kakao serpiştirip çatalla üzerinden geçerek çizgiler oluşturun.
    – Ayırdığınız kremşantiyi yağlı kağıttan külaha doldurup uç kısımlarına spiral şeklinde sıkın.
    – Şekilli kurabiyeler ile süsleyerek servis yapın.

    Afiyet olsun!

  • Babet Modelleri 2012

    Babet Modelleri 2012

    2012 babet modelleri tasarımlarında her marka kendine özgü modelleriyle butiklerde yer açmaya devam ediyor. Tasarımlar, renkler ve modeller 2012 modası farkıyla mağazalarda yerlerini aldılar. Yaz sezonuna yaklaştıkça babet modellerinde her marka kendine yaz babetlerini butiklerine ekliyor. Bayanlar bu kadar fazla modelin içerisinde seçim yapmakta zorlanabilirler. Fakat sizlere tercih yapmanızı kolaylaştıracak bazı babet tavsiyelerinde bulunabiliriz. 2012 babet ayakkabıları içerisinde en çok tercih edilen modeller tek renk modeller olmuyor. Yani siyah babet modelleri sade be tek renk yerine, genç trendlerin tercih ettiği modeller 2012 modasında can alıcı modeller arasında. Özellikle son zamanlarda en çok tercih edilen babet modeli çizgi film kahramanlı yada üzerinde yazıları olan babetler oluyor. Çoğu bayan bu tarzı benimsemeyebilir. Alternatifler ve moda olan diğer modeller çok fazla. 2012 babet modelleri arasında klasik tarzı seven bayanlar sade modellere de yönelebilirler. Dikkat çekici sade renkler arasında kırmızı babetler de ilgi gören diğer renkler arasında. Yaz sezonunda ise en iddialı modelleri butiklerine ekleyen markalar, yaz renklerine bürünmüş birçok modeli butiklerine eklemiş.

  • o.b.®  tamponların patentli ProComfort™ teknolojisiyle sınırsız özgürlüğe terfi edin

    o.b.® tamponların patentli ProComfort™ teknolojisiyle sınırsız özgürlüğe terfi edin

    o.b.® tamponların patentli ProComfort™ teknolojisiyle sınırsız özgürlüğe terfi edin | 143Biz kadınlar buluğ çağından menopoza kadar, senede ortalama 50 gün, hayatınız boyunca ise 6.5 yıl adet görüyoruz.Hayatımızın en güzel dönemindeki bu 6.5 yılı rahat geçirmek, sizce de çok önemli değil mi ?

    Bayan bir jinekolog Dr. Judith Esser tarafından ilk defa 1950’de piyasaya sürülen ob tampon size sınırsız özgürlük sağlar. O.b tampon pedlerin aksine cilt tahrişleri, hışırtı ve kötü koku gibi problemlerden sizi korur. Pedler gibi belli olmaz, dilediğiniz gibi dans etmenize, ince kıyafetler giymenize, hatta yüzmenize olanak tanır.

    İşte bu yüzden pedlerin özgürlüğünün bittiği yerde o.b.tamponun sınırsız özgürlüğü başlar!

    O.b. , tampon kullanırken daha rahat etmeniz için patentli ProComfort™ teknolojisini geliştirdi.

    Tüm o.b.® Serisi :

    ProComfort™ teknolojisi sayesinde sızıntıyı önler + kolay yerleştirilir

    Nasıl mı?
    • Helezon şeklindeki oluklar, adet sıvısının güvenle tamponun içine doğru emilmesini sağlayarak sızıntıyı önler.
    • “SilkTouch™ Cover”, İpeksi yüzey teknolojisi demektir. İpeksi yüzeyi sayesinde tamponun kolaylıkla yerleştirilmesini sağlar.

    Farklı kanama şiddetine göre 4 farklı çeşidi ile raflarda: mini, normal, super, superplus

  • Abiye Saç Modelleri 2012

    Abiye Saç Modelleri 2012

    Asil bukleler, sade düz seçimler ve şık olmayı sevenler için hazırlanmış harika bir koleksiyon.Muhakkak size uygun saç modelini bulacaksınız…

  • Vaser liposelection nedir?

    Vaser liposelection nedir?

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Naci Çelik, vaser liposelection işleminin nasıl ve ne amaçlar için yapıldığını anlattı.

    Liposuction ameliyatı -önüne veya sonuna hangi kelime getirilirse getirilsin, önce yağ alınacak vücut bölgesinin özel hazırlanmış solüsyonlarıyla şişirildikten sonra küçük kanüllerle deride açılan küçük deliklerden girilerek verilen bu sıvının ve aynı zamanda yağın alınması işlemidir. İşlemin amacı “kontur bozukluklarını” ortadan kaldırmaktır. Basenler, bel, karın bölgesi, diz içleri, uyluklar, üst kol bölgesi ve gıdı bölgesi kadın ve erkeklerde bu işlemin en çok uygulandığı alanlardır. Uygun hastada doğru şekilde uygulandığı takdirde liposuction çok fazla yan etkisi olmayan ve hastanın 1-2 gün içinde normal hayatına dönmesine izin veren bir operasyondur.

    Hastanın aktif yaşama dönmesi değişkenlik gösteriyor

    Klasik liposuctionda hastanın aktif yaşantısına dönmesi yağın alındığı bölge ve miktarına uygun olarak değişkenlik göstermektedir. Bu işlem hem uygulamayı yapan doktor için oldukça yorucu hem de hasta için oldukça travmatiktir. Hastaların şişlik ve morluklarının sebebi emme işlemi sırasında yapılan travmaya bağlıdır ve hastaların en önemli postoperatif şikayetlerine neden olur; ağrı, şişlik, morluk ve geç dönemde deride düzensizlik ve dalgalanmalar.

    Bu noktada vaser liposelection (yağ seçici) devreye girmektedir. Vaser cihazı yağ dokusunu emulsifiye (eritme) etmek için ultrasonik dalgaları kullanır ve bu sırada çevre dokuya (sinirler kan damarları konnektif doku) zarar vermez. Bu da ameliyat sonrası dönemin hastalar için daha kolay geçmesini sağlar. Vaser sonrası hastaların ağrı, şişlik ve morluk düzeyleri liposuction yapılmış hastalara göre daha azdır. Vaser, hasta ve işlemi uygulayacak doktor açısından çok avantajları olan bir yöntem olmakla birlikte liposuctiondan daha fazla tecrübe gerektirir. Aslında teknik olarak daha zor ve pahalı bir operasyondur.

    Vaser hidef (4D) ise liposuction ameliyatlarının şu an en üst seviyesidir. Kısaca tanımlamak gerekirse, günümüz kadın ve erkeğinin spor ve diyet ile sağlayamadığı veya sağladığı halde devamlılığını sürdüremediği atletik bir görünüme kavuşmak için en etkili araçtır.

    Vaser hidef (4D) lipoplasty ile kadınlarda yapmaya amaçlanan değişiklikler

    Vücudun kum saati görünümü, meme dolgunluğunun sağlanması, sakral bölge depresyonları (popo üstündeki gamzeler), karın bölgesinde kadınlara özgü oblique kaslarda hafif bir belirginleştirme ve popo yuvarlaklığının sağlanmasıdır.

    Spor yapamayan veya yaptığı halde kaslarını belirginleştiremeyen erkeklerde ise…

    Kol kasların ortaya çıkarılması, six pack yani erkeğe özgü baklava dilimlerinin belirginleştirilmesi, bel bölgesindeki yağlanmanın (love handle) giderilmesi, göğüs kaslarının ve var olan sırt kaslarının görünür hale getirilmesi.

    Vaser hidef (4D) yüzeysel liposuction yapmaya izin veren bir yöntemdir. Yüzeysel liposuction ile deri gerginliği çok güzel sağlanabilir ve normalde liposuction sonrası görülen deri sarkmaları bu yöntemde görülmez. Bunun için yeterli olan iki şey vaser cihazı ve vaser hidef (4D) eğitimini (Kolombiya’da veriliyor) almış bir plastik cerrahtır.

  • Aşırı Kahve Tüketimi Göğüsleri Küçültüyor

    Aşırı Kahve Tüketimi Göğüsleri Küçültüyor

    Uzmanlar, fazla kahve içmenin kadınlarda göğüsleri küçülttüğünü açıkladı. İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre, fazla kahve içmek, çok sayıda kadında göğüs ölçüsünün küçülmesine neden olabiliyor.

    İsveç’te yayımlanan The Local gazetesinin haberine göre, ülkenin güneyindeki Lund Üniversitesi’nden Onkolog Helena Jernstrom, kahve içmenin göğüs ölçüsüne önemli etkisi olabileceğini belirterek, bu etkinin kadınların yaklaşık yarısında bulunan bir genin sonucu olduğunu kaydetti.

    Günde en az 3 fincan kahvenin kanser riskini azalttığını hatırlatan Jernstrom, büyük göğüslü kadınlarda daha fazla meme kanseri teşhisi konulduğu teorisi üzerine bu araştırmayı yaptığını belirtti. Jernstrom, kahve tüketimiyle göğüs büyüklüğü arasında doğrudan bağlantı olup olmadığına baktığını ve bu bağlantıyı bulduğunu söyledi. Bu bildiri, Jernstrom ve ekibinin 270 kadın üzerinde yaptığı araştırma sonucu British Journal of Cancer dergisinde yayımlandı.

  • Secret Age : Nebahat Çehre’nin Gençlik ve Güzellik Sırrı

    Secret Age : Nebahat Çehre’nin Gençlik ve Güzellik Sırrı

    Ünlü oyuncu Nebahat Çehre yıllarca nasıl bu şekilde genç ve güzel kaldığının sırrını Türk kadınlara açıkladı. Sinemanın güzel yüzü olarak bilinen gençliği ve güzelliği merak konusu olan ünlü dizi oyuncusu sırrını açıklayarak güzel ve çekici görünmesini “Secret Age” Güzellik ve Bakım Setine borçlu olduğunu açıkladı.

    Secret Age Set içerdiği Yenileyici Göz Kremi , Kırışıklık Giderici Botox Etkili Krem ve Yaşlanma Karşıtı Yenileyici Krem olmak üzere 3 adet üründen oluşmaktadır. Kremlerin içeriği zeytin yaprağı özü olan oleuropein ekstrakt‘ından oluşmaktadır.

    Secret Age krem seti zeytin yaprağının mucizevi gücünden yararlanılarak üretimi gerçekleştirilmiştir. İçeriğinde yer alan ve hücre yenileyici özelliği kanıtlanmış olan Zeytin Ekstarktı kolejen dokunun ve cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlayarak cildinizin mükemmel, pürüzsüz ve daha genç bir görünüme kazandırır. Secret Age Seti kullanılmaya başladığınız andan itibaren gözle görülür bir etki ve fark yaratmaktadır. Secret Age Krem Seti Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından gerekli mikrobiyolojik, iritasyon ve viscozite testlerinden geçirilmiş ve başarı raporları alınmıştır.

    Secret Age Nasıl Kullanılır

    Yaşlanma Karşıtı Yenileyici Kremi: (Anti-aging Regenerative Cream)

    Secret Age Anti Aging Kremi sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez temizlenmiş cilde uygulayınız. Az miktarda kremi parmak uçlarınızla içten dışa doğru dairesel hareketler ile cildinize iyice yediriniz. Göz çevresinde kullanılmamasına dikkat edilmelidir.

    Düzenli Kullanım Sonucunda:
    Solgun yaşlı görünümden, leke veya ton farklılıklarından kurtulmanıza ve yenilenmiş cilde kavuşmanıza yardımcı olur. Cildinize aydınlık ve pürüzsüz bir görünüm kazandırır. Doğal kolajen üretimini arttırarak yaşlanma etkilerinin azaltır, yaşlanmayı geciktirir.

    Kırışıklık Giderici Botox Etkili Krem: (Wrinkle Replenishing Botox Cream)
    Secret Age Kırışıklık Giderici Botoks Etkili Kremi günde 1 kez akşamları temizlenmiş cilde uygulayınız. Parmak ucunuzla yüz, alın ve kaz ayakları olarak tanımlanan göz ve boyun bölgesine daireler şeklinde bir dakika süreyle sürerek cilde nüfuz etmesini sağlayınız.

    Düzenli Kullanım Sonucunda:
    Rahatlatan doğal zeytin özü kokusu ile cildinizin yıllar önceki görünümüne kavuşmasına yardımcı olur. Cildin ışıltısını yeniden kazandırır, aydınlık bir görünüm sağlar ve kırışıklarınızın gözle görülür bir şekilde azalmasında faydalıdır. Cildin doğal bariyerini ve dokularını güçlendirir. Düzenli kullanıldığında yaşlanmanın etkilerini minimum seviyede tutar. İlk kullanımda farkı hemen hissedilir.

    Yenileyici Göz Kremi: (Regenerating Eye Cream)
    Secret Age göz kremi günde 2 kez temizlenmiş cilde uygulanır. Bir miktar göz kremi göz etrafına parmak uçlarıyla hafifçe yedirilerek sürülür. Secret Age Göz Kremini kullandıktan sonra cilt bakımınızı Secret Age Anti-aging Regenerative Krem ile tamamlayınız.

    Düzenli Kullanım Sonucunda:
    4 hafta süreyle düzenli olarak kullanıldığında gözaltı halkaları ve torbalarında gözle görülür şekilde iyileşme sağlanmaktadır. Göz bölgesindeki çizgileri azaltır ve cilde elastikiyet kazandırarak pürüzsüz bir görünüme kavuşmanıza yardımcı olur.

    Secret Age Kullanıcı Yorumları

  • Hamileler için dekorasyon

    Hamileler için dekorasyon

    Evlerimizin bizler için güvenli birer yer olduğunu düşünürüz hepimiz. Fakat evlerde yaşanan kazaları bir düşünsenize! Merdivenler, koridorlar, banyolar ve mutfaklar. Kısacası evimizin her köşesinde görünmez kazalar maalesef bizleri bekliyor. Özellikle de kadınların hamile oldukları veya çok yorgun oldukları zamanlar kazaların en çok yaşandığı dönemlerdir.

    İşte sizlere hamileyken evinizde yapabileceğiniz dekorasyon önerileri:

    – Evinizde sürekli kullanılmayan gereksiz tüm şeyleri ortadan kaldırın ve düzenli bir şekilde depolayın.

    – Evde her hangi olası bir durum için mutlaka bir ilk yardım dolabı bulunmalı. Günümüzde hala birçok kişinin evinde maalesef ilk yardım dolabı bulunmamakta! Bunun yanında eğer mümkünse, evde bir yangın söndürücüsü ve yangın alarmı bulundurun.

    – Evin belli yerlerinde bulunan, masa ve sehpa köşelerine yaralanmaları önlemek için köşe koruması takın. Bunları rahatlıkla yapı malzemeleri satan mağazalardan bulabilirsiniz.

    – Antrede ya da evinizin önemli bölgelerinde, acil merkezlerle ilgili tüm telefon numaralarını görünebilir bir yere not edin ya da hazır bulundurun.

    – Ev içindeki aydınlatmaların doğru ve net bir şekilde yapılması bazı aksilikleri önceden görmenizi sağlar.

    – Mekanda sık kullanılan her türlü eşyayı, kolaylıkla ulaşılabilecek yerlerde konumlandırınız. Bu şekilde, yüksek yerlerde bulunan eşyaları almak için sandalye ve merdiven gibi şeylere ihtiyaç duyulmaz. Bu da düşme riskini belli bir düzeyde azaltır.

    – Koridor gibi sık kullanılan alanlardaki yer döşemelerinin kaygan olmamasına dikkat edin. Takılıp düşmeleri önlemek için, halı kenarları kalkmış ya da kıvrılmış olmamalı.

    – Bunların yanında, anne adaylarının büyük zamanını geçirdiği diğer önemli alanlar mutfak ve tabii ki banyolardır. Dikkatsiz kullanılan bir mutfak ve banyo, maalesef kolaylıkla evin en tehlikeli alanı haline gelebilir. Bu alanları kullanırken son derece dikkatli olmakta fayda var. Örneğin; dolap ve çekmece kapaklarının kapalı olmasına dikkat edin. Telaşla iş yaparken, farkında olmadan buralara çarparak vücudunuza zarar verebilirsiniz.

    – Bunların yanında eğer maddi olarak yapabilme gücüne sahipseniz, dolap ve çekmece kapaklarını özel kayar mekanizmalı yaptırın. Bu sayede kullanan kişi, çok güç sarf etmez ve bunun yanında ulaşılması zor olan alanlara kendini zorlamadan rahatlıkla ulaşabilir.

    – Banyoda sık yaşanılan kazalardan diğeri ise, kayarak düşmelerdir. Özellikle hamilelik döneminde evin banyo ve tuvalet bölümü kazalara, düşme ve yaralanmalara kar¬şı düzenlenmelidir. Bunları önlemek için banyo zeminini kaymayan ve özel ıslaklığa dayanıklı malzemeler ile kaplayabilirsiniz.

    – Rahat hareket etmeaçısından, klozet ve duş kabinine tutacaklar yerleştirmek işinizi kolaylaştırabilir. Banyoda yanma vb. kazaları önlemek için ise, su sıcaklığı ayarlanabilen termostat vb. cihazları kullanmanızı tavsiye ederim. Banyoya konulacak sıcaklık göstergesi sayesinde, banyo sonrası anne adaylarının soğuk algınlığına yakalanma riski azaltılabilir.

    – Banyoda meydana gelebilecek en önemli sorunlardan diğeri de şofben zehirlenmesidir. Zehirlenme olasılığını ortadan kaldırmak için, banyoda yeteri kadar havalandırma ortamı sağlanmalıdır.

    – Dikkat edilmesi gereken diğer önemli husus ise, anne adayları banyo ve tuvalet bölümünde iken, herhangi bir olası duruma karşı kesinlikle kapıyı arkadan kilitlememelidirler. Ya da kilitlense bile bu kapı kilidinin önden ve arkadan kontrol edilebilme özelliğine sahip olanının kullanılması daha iyi olur.

    – Gelelim yatak odalarına. Yatak odaları kadınların hamilelik döneminde oldukça hassas bir şekilde düzenlenmelidir. Örneğin: Yatak odanız küçük ise, burayı açık tonlu ve birbirinin kontrastı renkler ile büyük gösterebilirsiniz. Ortada bulunan sehpa vb. her zaman kullanılmayan araç ve gereçleri kaldırmak yer açısından olumlu sonuç verir. Fakat rahat kullanım açısından, karyolanın başucuna uygun bir yere küçük sehpa konumlandırmalısınız. Bunun üzerinde telefon, el feneri, kişinin acil kullanması gereken ilaçları ve su bulundurulması iyi olur. Ayrıca anne adaylarının burada sık zaman geçireceği düşünülürse, kitap, dergi ve bilgisayarı da burada bulundurmak kişinin iyi vakit geçirmesi açısından yararlı olacaktır.

    – Yatak odası ile banyo ve tuvalet arasındaki alanda, dolaşmayı engelleyecek herhangi bir şey kesinlikle bulundurulmamalıdır. Yatak odası bölümünün tuvalet ve banyoya yakın olan odalardan seçilmesi, hamile kadınlar için çok fayda sağlar.

  • Loğusa Humması ve Korunma Yolları

    Loğusa Humması ve Korunma Yolları

    Halk arasında albastı olarak da bilinen loğusa humması, bazı loğusalarda görülen ciddi bir hastalıktır. Üreme organı yollarında iltihaplanma, doğum esnasında temizliğe yeteri kadar önem verilmemesi veya idrar yollarının iltihaplanma gibi hijyenik nedenlerle ortaya çıkar.

    Doğumdan 3 veya 7 gün sonra ateş yükselir. Karnın alt bölümünde yumuşaklık hissedilir. Akıntı fazlalaşır ve loğusa genel bitkinlikten şikayet eder. Hemen doktora başvurmak gerekir. Doğumdan sonra gerekli temizliğe dikkat edilmezse, vücuda giren mikroplar cinsiyet organları üzerinde bir hastalık meydana getirirler. Bu hastalığa loğusa humması adı verilir. Loğusa hummasının sebebi çeşitli bakterilerdir ve artık bu hastalığın tedavisi de mümkündür.

    Kadın cinsiyet organı, karın zarı (periton) boşluğuna kadar uzanan bir kanal biçimindedir. Bu organın çeşitli bölümlerinde mikroplara karşı, hormonlarla veya biyolojik özelliklerle savunma setleri bulunmaktadır. Ancak bu setler çeşitli sebeplerle ve özelliklerle savunma setleri bulunmaktadır. Ancak bu setler çeşitli sebeplerle ve özellikle doğum sırasındaki yaralanmalarla yıkılırsa mikroplar kolaylıkla buralara yerleşir ve hastalık ortaya çıkar. Doğumdan sonra görülen akıntı birçok mikrobu dışarıya sürükler. Bu setlerin sağlam kalması halinde hastalığın meydana gelmesi için herhangi bir sebep kalmaz.

    Loğusa Hummasının Başlıca Sebepleri

    Loğusa hummasının meydana gelmesine yani korunma secilerinin yıkılmasına yol açan başlıca sebepler şöyle sıralanabilir:

    – Doğum ya da loğusalık sırasında geçirilen zatürree, anjin ve grip gibi ağır hastalıklar
    – Loğusanın ellerinin kirli ve dolayısı ile mikroplu olması
    – Doğuma yardım edenlerin dikkatsizlikleri ve bu arada kirli ellerle bebeğin doğumunun yapılması
    – Loğusalık sırasında tam banyo almak
    – Altı hafta geçmesini beklemeden cinsi münasebette bulunmak
    – Loğusa humması çeşitli özellikler gösterebileceği gibi, hastaya verdiği zararlar da farklıdır. Bu hastalığın tedavisinde de değişik usuller kullanılır. Loğusa hummasını meydana getiren mikroplar kan ve lenf yolu ile bütün vücuda yayılabilirler. Buna tıp dilinde sepsis adı verilir.

    Bir ya da iki gün süren bir devreden sonra hastada baş ağrısı ve kırıklık görülür. Ateş yavaş yavaş ya da birden bire yükselir. Hastalık sırasında ateş yüksek derecede devam edebileceği gibi sabahlan düşüp akşamlan yeniden yükselebilir. Bu sırada hastada titremeler de görülür. Titremeler geldiği zaman hastanın rengi solar, parmak uçlan ve tırnaklar morarır, nabız hızlı atmaya başlar. Şiddetli baş ağrısının yanı sıra uykusuzluk ve huysuzluk belirir. Loğusa humması tedavisinde, antibiyotiklerin rastgele kullanılması mikropta direnç yaratır. Bu bakımdan mikrobun hangi antibiyotiğe karşı dayanıksız olduğunun tespit edilmesi ve ona göre ilacın kullanılması şarttır.

    Loğusa Hummasına Karşı Alınabilecek Tedbirler

    Hastalığın önlenmesi için alınacak tedbirlerin başında doğum sırasında çok temiz çalışılmak gerek. Bu arada doğumdan önce de rastgele kişilerin hastayı muayene etmeleri sakıncalıdır. Dış cinsiyet organları ile döl yatağında yara meydana gelirse, bunların vakit geçirilmeden tedavi edilmesi gereklidir. Özellikle son aylarda tam banyodan ve cinsi münasebetten kesinlikle kaçınılmalıdır. Doğum sırasında ateşi yükselenlere ve bebeği koruyan su kesesi erken patlayanlara antibiyotik yapılmalıdır. Doğuma yardım eden kişilerin herhangi bir hastalıktan rahatsız olmamalarına dikkat edilmelidir.

    Gerekli tedbirler alınmazsa, ortaya çıkan hastalığın önlenmesi ve annenin hayatının kurtarılması eldeki ilaçlar yardımı ile mümkün olabilir. Ancak, hastalığın anne vücudunda bıraktığı etkiler sonucu üretim ile sağlık durumunun düzelmesi imkansızlaşacağı gibi, kısırlık ve müzmin iltihaplar da görülebilir.