Blog

  • E-vitamini cinsel yaşamda önemi

    E-vitamini cinsel yaşamda önemi

    Üremek ve türünü devam ettirmek, tüm canlıların en önemli amacıdır. Bedenler ve ruhlar kendini gerçekleştirmek için büyük bir cinsel çekimin yörüngesinde dönüp dururlar. Sağlık ve gençlik de doyumlu bir cinsel yaşamla sıkı sıkıya ilişkilidir. Sağlık olmadan cinsellik mümkün olamaz. Öte yandan cinsel doyum sağlığımızı geliştirir ve genç kalmamızı sağlar…

    Sex insanı gerçekten gençleştirir. Fiziki olarak izah edersek; Tüm vücut ritmini yükseltir. Kalbin daha hızlı ve daha güçlü çarpmasına neden olur. Böylece Kardiyovasküler aktiviteyi arttırır. Tabii kasları çalıştırır, kan dolaşımını hızlandırır ve hormonları yükseltir.

    Manevi yönüne gelince, ki bence daha da önemlidir;

    · Stresi dağıtır
    · beyni boşaltır,
    · yaşama olan güveni ve bağlılığı arttırır,
    · yalnızlık duygusunu ve ölüm korkusunu hafifletir ..

    Sex’ten vazgeçmek kolay kabullenilecek bir şey değildir ve bu noktada anti aging araştırmaları devreye girer. Tıp dünyası cinsel performansı geliştirmek uğruna her soruna bir çare arıyor ve olanakları sonuna kadar zorluyor. Hormonlar, hormon tedavileri ve onlardan daha güvenli olan besinler bir bir araştırılıyor.Bizim kültürümüze yabancı olmayan; mesir macunları, cezeryeler, kudret şurupları gibi dünyanın her bölgesinde ve her dönemde afrodizyak arayışları daima olmuş..

    E VİTAMİNİ
    Bugün özellikle E Vitamininden söz edeceğim. Bu vitaminin afrodizyak olup olmadığı bilinmiyor ama son derece güçlü bir antioksidan olduğu kesin. Özellikle C Vitamini ve Selenyum ile birlikte alındığında etkisi kat kat artar. Bu ne demektir, antioksidan etki bir bakıma tüm vücut sistemimizin paslardan ve küflerden arıtılmasıdır! Bu da yaşam pınarlarının engelsizce akabilmesi anlamına gelir. Tüm antioksidanlar yaşam kalitemizi yükseltirler ama cinselliğin E vitamini ile ilişkisi daha farklıdır.

    ▪ E Vitaminin büyük kısmı alfa d- tocopherol’dur. Tocopherol sözcüğü Latince yeniden üretmek, doğurganlık yeteneği anlamına gelir.

    ▪ Daha 1920 yılında, E vitamini çiftlik hayvanlarının doğurganlığını arttırmak için kullanılıyordu. Yemlere eklenen E vitamini eksik bırakıldığında, üremenin gerilediği görülüyordu.

    ▪ E Vitamini damar yüzeyini temiz tutar. Böylece kan dolaşımı düzeltir ve arttırır. Bu etkisi cinsel faaliyeti kolaylaştırır.

    ▪ E Vitamini kadınlarda vajina kuruluğunu önler ve libidoyu güçlendirir.

    ▪ E Vitamini, sex hormonları ve büyüme hormonu üretim zinciri ile kimyasal olarak ilişkilidir.

    ▪ Adet öncesi sorunlarında ve menapoz sonrasında yaşanan sıkıntılar E vitamini ile hafifletilebilmektedir.

    ▪ E vitamini düzenli kullanıldığında prostat kanserleri % 32 oranında önlenebilmektedir.

    ▪ E-A vitaminleri ile Çinko bir araya geldiğinde, sex hormonlarının seviyesini yükseltir ve üreme bezlerinin işlevlerini geliştirir.

    E vitamini gerçekten çok etkili bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini geliştirir, hücre yenilenmesine yardımcı olur, kıkırdak yetersizliğini önler, yaşlanma sürecini geciktirir ayrıca yaraların iyileşmesine katkıda bulunur. Bu vitaminin cildi güzelleştirdiği ve ince çizgileri azalttığı çok eskiden beri bilinirdi. E vitamini gece görüşü sorunlarını da düzeltir.

    DİKKAT!
    Yalnız E vitamininin aynı aspirin ve komadin gibi kanı inceltme eğilimi olduğunu belirmeden geçemeyeceğim. Bu nedenle ameliyatlardan önce alınması konusunda doktora danışmanız gerekir. Bir de eğer kolesterol düşürmek için ilaç alıyorsanız yine E vitamini almadan önce doktorunuzun fikrini sormanızda yarar var. Çünkü E Vitamini birçok kolesterol ilacında bulunan statinlerin etkisini azaltır.

    Dr. Yasemin FATİH AMATO

  • İlişkinizde güçsüz taraf mısınız?

    İlişkinizde güçsüz taraf mısınız?

    Onu kaybetmemek adına üzülen taraf hep siz oluyorsanız, bu durumdan zararlı çıkan da siz olursunuz.

    İlişkiler ve insanlar, binalar gibidir. Eğer temelde bir çürük veya eksik varsa, her sarsıntıda yıkılma tehlikesi içine girerler. Bir ilişkiye girdiğinizde hep ezilen ve güçsüz olan taraf siz oluyorsanız, bu muhtemelen sadece aşk hayatınızda değil, diğer ilişkilerinizde de böyledir. O zaman çözüm sizin binayı kuvvetlendirmekten geçiyor.Öncelikle bu zayıf enerjinin temeline inmek gerekiyor. Neden kendinizi bu kadar güçsüz ve aciz görüyorsunuz. Özgüveninizi yok eden olay neydi? Belki sır, çok eskilerde, çocukluk günlerinizde saklı! O zaman önce o temel sorunu bulmak için adım atmaya başlayın.

    Başka birini çok sevdiğiniz için bu duruma katlandığınız yanılgısı içinde olabilirsiniz ancak sevmeniz gereken en önemli kişiyi gözden kaçırdığınızı fark etmeniz gerekiyor: Kendinizi! Kendini sevmeyi öğrenmiş birisi, başkasının kendini manipüle etmesine, aciz duruma düşürmesine ve sürekli ezmesine göz yummaz. Bunu yapıyorsanız, kendinizi sevmeme haliniz oldukça endişe verici boyutta demektir.

    Risk almaktan korkmayın!
    Bazı şeylerin kaybı, aslında sizin kazancınızdır. Bazen biten bir ilişkinin ardından ağlamak yerine, sevinçten göbek atmanız gerekir. Kazancınız, yaşamınızdır, siz bunun farkında değilsinizdir.

    Her adımınız hayatınızın bundan sonrasını etkileyecektir. Tıpkı daha önce verdiğiniz kararları şimdi bulunduğunuz yerde olmasını etkilediği gibi. Ama sizin öncelikle kararlı davranmanız gerekir. Kendinize, kendinizle ilgili sözler verin ve uygulayın.Daha önce kendinize verdiğiniz sözleri tutmamış olabilirsiniz. Bu her Pazartesi diyete başlamak veya sigarayı bırakmak gibi sözler olabilir. Ancak hiçbirisi kötü bir ilişkiden kurtulmanız kadar önemli değildir. Çünkü bunu başardığınızda, geri kalan her şeyi yapabileceğinize olan inancınız da geri gelecektir.

    İçinizdeki o korkmuş, sindirilmiş ve eski öğretilerle kandırılmış çocuğu bulun. Eskiden başınızdan ne geçmiş olursa olsun, artık şartlar aynı değil. Bunu ona hatırlatın ve hayatınızın geri aklanı için risk alın.İlişkide bulunduğunuz insanı değişime zorlayın ama defalarca şansı olmayacağını söyleyin ve ilk hatasında artık bunun düzelmeyeceğine inanarak yolunuza devam edin. Tek başınıza başaramıyorsanız, sevdiklerinizden ve profesyonellerden yardım alın. Siz bu hayatın da, ilişkinin de zayıf halkası değilsiniz!

  • Dondurulmuş çikolatalı tatlı

    Dondurulmuş çikolatalı tatlı

    Hazırlama süresi:15 dakika
    Pişirme süresi:10dakika
    Dondurulma süresi:2 saat

    İçindekiler
    4 bardak ufalanmış kakaolu bisküvi
    125 gram eritilmiş margarin veya tereyağı
    1 paket vanilyalı dondurma

    Çikolata sosu için;
    125 gram eritilmiş margarin veya tereyağı
    2 bardak pudra şekeri
    1,5 bardak süt
    1 bardak çikolata parçası
    Yarım bardak ceviz

    • Biskuvi parçalarını eritilmiş tereyağı ile iyice karıştırın, hepsinin tereyağına bulandığından emin olun. Bu karışımı 23cmX33cm dikdortgen bir tepsiye(borcama) veya 20cmX20cm kare bir tepsiye(borcama) bastırarak yerleştirin.
    • Dondurmayı 2.5 cm lik dilimler halinde kesin ve tepsinin zeminine yerleştirdiğiniz karışımın üzerini kaplayın. Üzerini strech film ile kaplayıp 1-2 saat buzlukta tutun.
    • Çikolata sosu: Bu arada tereyağ, seker, sut ve cikolata parçacıklarını bir sos tavasına koyun ve orta ateşte devamlı karıştırarak kaynayıncaya kadar pişirin. Kaynamaya basladıktan sonra 8 dakika daha karıştırmaya devam edin ve ateşten alıp sogumaya bırakın. Arada karıştırarak pürüzsüz olmasını sağlayın.
    • Buzluğa koyduğunuz kabı çıkarın ve hazırladığınız çikolata sosunu eşit olacak şekilde dondurmanin üzerine yayın. Üzerine ceviz parçacıkları serpiştin ve üzerini strech film ile kaplayıp yeniden buzluğa koyun.

    Bu tarif 16 ile 18 kişiliktir.

    dondurulmuş çikolatalı tatlı
    Dondurulmuş çikolatalı tatlı tarifi
  • Tüp bebek diğer bebeklerden farklı mı?

    Tüp bebek diğer bebeklerden farklı mı?

    Uzun yıllardır ülkemizde tüp bebek yöntemi uygulansa bile yine de akıllar karışıyor. Güvenli olup olmadığı, yüzde 100 başarı sağlayıp sağlamadığı, tüp bebekle olan çocuğun diğer çocuklardan farkı olup olmadığı, SGK’nın yardım edip etmediği merak konusu. İşte akıllara takılan soruların yanıtları…

    Tüp Bebek- Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Aret Kamar yanıtladı:

    Kısırlıkta tek tedavi tüp bebek mi, güvenli bir yöntem mi ?

    Tabii ki değil. Çift karşımıza ilk geldiğinde tahlillerini yapıyoruz. İlk önce daha önce yaşananlar ve yapılan tedaviler sorgulanıyor. Sonra vaginal yapılan ultrasonografi ile yumurtalıkların yumurta rezervi, rahimde herhangi bir doğuştan gelen veya sonradan oluşan bir sorun olup olmadığı araştırılıyor. Gebelik şansını azaltan bir durum varsa ortaya konuyor. Önce bu durum düzeltiliyor. Bazen çok küçük yapılan bir cerrahigirişim bile çocuk sahibi olmalarını sağlayabiliyor. Bu aşamadan sonra erkeğin sperm tahlili, rahim filmi ve çiftin genel sağlığı ile ilgili tahliller yapılıyor. Bu tahliller neticesinde ne tedavi yapılacağına karar veriliyor. Her iki tüpün kapalı olduğu durumda ve hareketli sperm sayısı 5 milyonun altında ise genellikle tüpbebek yöntemini uyguluyoruz. Ayrıca daha önce iki ya da daha fazla aşılama denemiş ama başarısız olmuş çiftlerde, genetik hastalık taşıyanlarda hastalığın çocuğa geçmesini önlemek için tüpbebek kullanılması gereken yöntem. Yaşı 40 ın üstünde veya genç yaşta yumurtalık rezervi azalamış olanlarda vakit kaybedilmeden tüpbebek yapılmalı. Ancak eğer çiftin daha önce başka bir tedavisi yoksa, en az bir tüp açıksa, hareketli sperm sayısı 5 milyonun üzerinde ise aşılama denenebilir.

    Tüpbebek tabii ki çok güvenli bir yöntem. Yapılan her iş tecrübeli bir ekibin ve uzmanların denetiminde yapılıyor. İlk tüpbebek ile doğan çocuk 30 yaşını geçti, sağlıklı. Bugüne kadar tüpbebek yaptıran hiçbir anne adayının başına tüpbebek yöntemi ile ilgili bir sorun gelmedi. Doğan çocuklarda acaba sakatlık ihtimali artıyor mu diye defalarca araştırıldı, birşey bulunamadı. Bu yüzden tüpbebeğin normal yoldan oluşan çocuktan hiçbir farkı yok. Tek fark sperm ve yumurtanın buluşmasını vücut dışında yapıyoruz. Gebelik sürecinin takibi bile farklı değil.

    Tüp bebek tedavisinde yüzde yüz başarı yanıltıcı mı ?

    Tüpbebek yaptıran herkes doğal olarak para da harcadığı ve çoğu zaman bu parayızorlukla kazandığı için bir denemede gebe kalmak istiyor.

    Gerçekte tüpbebeğin başarı şansı kadının yaşına, rahmin durumuna, embriyo kalitesine, verilen embriyo sayısına göre değişiyor. Rahim ve embriyonun iyi durumda olduğunu düşünsek bile, kadın genç yaşta ise 1 embriyo verildiğinde gebelik şansı yüzde 35, iki embriyo verildiğinde yuzde 60 civarında. Kadın 40 yaşındaysa 2 embriyo verildiği halde bu şans yüzde 30, 43 yaşında ise yüzde 10’larda.

    YAŞ SINIRI

    Kadın ve erkekte yaş olarak üst sınır var mı ?

    Erkekte böyle bir sınır yok. Erkekte her yaşta sperm olabiliyor ve erkeğin yaşlanması bugünkü bilgilere göre tüp bebeğin gebelik getirme şansını etkilemiyor. Kadında ise durum farklı. kadında Menopoz yani yumurtanın bitmesi ve adetten kesilme süreci var.

    35’li yaşlardan sonra yumurta sayısı azalmaya ve yumurta kalitesi ve buna bağlı olarak bunların gebelik getirme şansı azalıyor. Kırklı yaşlarda gebelik şansı yumurta sayısına göre değişmekle beraber yüzde 25 – 30’larda, kadın 43 yaşını tamamladıktan sonra gebelik yok denecek kadar az ( yüzde 10 un altında)

    Bu yuzden çocuk isteyen kadınların yaşları çok buyumeden çocuk sahibi olmaları gerekir. Bir sure bunu ertelemek isteyenlerin de mutlaka bu işten anlayan bir uzmana gitmeleri, yumurtalık rezervlerini kontrol ettirmeleri gerekir.

    Tüp bebek tek tüple yapılır mı ?

    Tüpbebekte tüplerin açık olup olmaması önemli değil. Çünki tüpbebekte yumurtayı vücut dışına alıp spermle birleşmesini laboratuar ortamında sağlıyoruz. Yani tüpteolan işlemi vücut dışında yapıyoruz. Oluşan bebekleri de rahim içine koyuyoruz. Yani tüpün görevini biz yapıyoruz. Onun için adı tüpbebek zaten. Bunun tek istisnası tüplerin yumurtalığa bakan ağzının tıkanıp tüpün içinde sıvı birikmesi hali. Buna hidrosalpenks diyoruz. Bu durumda tüpün içinde biriken sıvı rahim içine akıp bebeklerin rahime yerleşme şansını azaltıyor. Bu tüplerin tüpbebek denemesi öncesi alınması gerekiyor.

    Embriyoların karıştırılma riski var mı? Kaç yıl saklanır ?

    Bu tabii herkesin ürktüğü ve korktuğu birşey. Yumurtalar, spermler, embriyolar binbir kontrolden sonra üzerine isimler yazılarak saklanıyor laboratuarda. Aynı bir kütüphane gibi. Her bir kitabın üstünde etiket var. Kime ait olduğu belli. Yani karışmaz. Dikkat ederseniz bugüne kadar hiçbir tüpbebek merkezinde karışma olduğuna dair bir bilgi medyaya yansımadı.

    Embriyolar donduruldu ise kanunen 5 yıl saklanabiliyor.

    Tüp bebek yöntemiyle doğan çocuklar farklı mı ?

    Bugüne kadar tüpbebek yöntemiyle birçok çocuk doğdu. Her ay bizim kliniğimizde 100 den fazla kadın hamile kalıyor. Bugüne kadar hiçbir çocukta tüpbebek yöntemine ait bir zarar bulunamadı. Genelde birçok kontrolden geçtikleri için sağlıklı çocuklar oluyorlar belki de biraz aile üstüne çok düştüğü için yaramaz.

    SGK YARDIM EDİYOR MU?

    SGK her çift için yardım yapıyor mu? Kriterler neler ?

    Kadın 23 – 39 yaşında ve sigortaları 5 yıl ve 900 iş günü prim ödemişlikleri varsa yardım ediyor. Evlilik süresi 3 yılı geçmiş olmalı. Bu durumda olanlarda eğer her iki tüp tıkalı veya hareketli sperm sayısı 5 milyonun altında ise başka hiçbir tedavileri olmasa da rapor çıkartıp tüpbebek yaptırabiliyorlar. Bunun dışında olanlarda en az iki defa iğne tedavisi sonrası aşılama olmuş olma şartı aranıyor. Eğer heriki tüp tıkalı veya erkekte azoospermi denilen hiç sperminin olmaması durumu varsa o zaman evliliğin 3 yıl olma şartı aranmıyor.

    Rapor eğitim araştırma hastanelerinden veya üniversite hastanelerinden alınabiliyor. Rapor alan çiftler ister devlette ister SGK anlaşmalı özel tüpbebek merkezlerinde deneme yapabiliyorlar. Bu şartlara sahip çiftler 2 kere SGK yardımı ile deneme yapabiliyorlar.

    Tüpbebek tedavisinde kadınlar ne tür ilaçlar kullanıyorlar? Kilo aldırırmı?

    Yumurta sayısını arttırmak ve bize yumurtalar ve bunlardan oluşan embriyolar arasından seçme şansına sahip olmak amaç. Yumurtalık normalde 1 yumurta üretecek şekilde çalışıyor. Biz bu ilaçlarla yumurtalığı daha fazla yumurta vermesi için zorluyoruz. Ancak verdiği yumurta ne olursa olsun rezervi kadar. Bu rezervi biz kadın adet olduğunda ultrasonla yumurtalığına bakarak anlıyoruz. Ona göre ilaç ve ilaç dozu seçiyoruz. Yumurtası az olan, rezervi düşük hastalarda çoğu zaman iğne bile kullanmıyoruz. Kendi yumurtalarıyla naturel dediğimiz doğal tedavileri seçiyoruz.

    Bu ilaçların kilo aldırma şansı yok. Zaten sadece 8-10 gün kullanıyoruz. Ancak yumurta büyümesi ve büyüyen yumurtaların ürettiği östrojen ve prgesteron hormonuna bağlı olarak bücut su tutabilir. Ancak bu yağlanma değil. İlaçlar bırakıldıktan sonra vücut suyu atar. Kiloda artış görülse bile bu kalıcı birşey değil.

    Başarısız bir deneme sonrası kaç deneme yapılabilir, ne kadar beklenmeli ?

    Bazı durumlarda çocuğun olmayacağı aşikar. Yumurtalar kötü olabiliyor. Döllenme olmayabiliyor, embriyolar gelişmiyor, rahim içinde doğuştan veya sonradan olan bebek tutunmasını engelleyecek düzeltilemez bir durum oluyor. Bu durumlarda tekrar denemenin bir anlamı yok. Bunlar dışında tüpbebeğin belli bir tutma şansı olduğundan deneyebilecekleri kadar denemeli çiftler. Klinikler de bu konuda çiftlere ellerinden gelen tüm kolaylıkları gösteriyorlar. Başarısız deneme sonrası doğal tedavilerde hemen ertesi ay, İğne tedavisi sonrası yumurta toplandıysa en az 3 ay beklenmelidir.

    Tek bir sperm ve yumurta yeterli mi? Kök hücre çalışmaları ne durumda?

    Tabii ki elimizde ne kadar çok yumurta ve sperm varsa gebelik şansı o kadar fazla. Ancak yumurta ve spermin az olması gebelik olmayacağını da göstermez. Sadece deneme başına şansın az olacağını gösterir. Bugün yaşı genç olduğu halde yumurtası az olan FSH’sı yüksek olduğu için çocuklarının olmayacağı söylenen, panik halinde oraya buraya koşan bir sürü umutsuz bayan var. Bu hanımların tek yapmaları gereken sabırlı olup uğraşmak. Çünki FSH’nın yüksek olması sadece yumurtanın azaldığını veya zaten az olduğunu gösterir. Yumurta kalitesini ve gebe kalamayacaklarını göstermez. Bunlara doğal tedavi yapılıyor. Evet belki daha çok uğraşıyorlar ama bir çoğu çocuk sahibi olabiliyor. Yeter ki umutsuzluğa kapılmasınlar. Tek yumurta ve tek sperm embriyo oluşturuyorsa çocuk sahibi olmaya yeter. Azim ve istek olduktan sonra. Biraz da sabır tabii.

    Kök hücre çalışmaları devam ediyor. Herkesin umudu tabii. Spermi ve yumurtası olmayan ve bu yüzden çocuk sahibi olamayan çiftler sabırla beklemeliler. Ancak şu anda klinikte uygulanabilir bir yöntem halen mevcur değil. Tedavi yapabilmemiz için günümüz şartlarında sperm ya da yumurta bulmamız gerek.

  • Huzur veren asya stili yatak odaları

    Huzur veren asya stili yatak odaları

    Günümüz dekorasyon stillerinden en popüler olanlardan biri, Asya stilidir.Asya stili bölge genelinde ülkelerin dekorasyon özelliklerinin birleşmesinden oluşur, özellikle baskın olarak Çin ve japon dekorasyon stilinin etkisi altındandır, fakat zaman zaman hint esintileri de görülür. Asya stilinde hedef: düzen, denge, huzur ve sadeliktir. Yatak odası bu modern dekorasyon stilini evinizde denemek için ideal mekandır. Bu stille yatak odanıza egzotik, huzurlu bir ortam görüntüsü verebilirsiniz.

    Huzur veren asya stili yatak odaları
    Huzur veren asya stili yatak odaları
    Huzur veren asya stili yatak odaları
    Huzur veren asya stili yatak odaları
    Huzur veren asya stili yatak odaları
    Huzur veren asya stili yatak odaları
    Huzur veren asya stili yatak odaları
    Huzur veren asya stili yatak odaları

    huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (5) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (6) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (7) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (8) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (9) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (10) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (11) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (12) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (13) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (14) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (15) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (16) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (17) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (18) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (19) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (20) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (21) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (22) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (23) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (24) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (25) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (26) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (27) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (28) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (29) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (30) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (31) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (32) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (33) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (34) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (35) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (36) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (37) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (38) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (39) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (40) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (41) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (42) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (43) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (44) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (45) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (46) huzur_veren_asya_stili_yatak_odalari (47)

  • Kız çocuğuna dikiş nasıl öğretilir?

    Kız çocuğuna dikiş nasıl öğretilir?

    Kız olsun erkek olsun çocuklarımıza kendi söküklerini kendileri dikmelerini öğretmeliyiz. El işleriyle uğraşmak çocuklar için duygusal açıdan rahatlatıcı , özgüveni arttırıcı, hoş zaman geçirmelerini sağlayan, el-göz koordinasyonu kazandıran bir uğraş ve üretkenliklerini geliştiren etkinliklerdir.

    Kullanılacak malzemeler: Renkli nakış iplikleri, düz kumaş, nakış çemberi, ve birkaç iğne.

    Yapılışı: Evde kullanmadığımız beyaz bir kumaşa ev, ağaç gibi basit desenler çizin. Şayet çizmekle uğraşmak istemiyorsanız hazır çizili desenli bir kumaşta olabilir. Bu kumaşı nakış çemberine yerleştirin. İğneyi iplikten geçirdikten sonra ipin sonunun her iki ucunu değil, yalnızca tek tarafından düğüm atın. Ve bu çizgiler üzerinde elle dikiş dikmeyi, çocuğunuza gösterin. Resimlerdeki görsel talimatlardan yararlanabilirsiniz.

    kız çocuklarını sevindirmek için
    kız çocuklarını sevindirmek için
    kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_nakis
    malzemelerimiz:iğne, renkli iplikler, nakış çemberi
    isterseniz hazır çizili, desenli kumaşta kullanabilirsiniz
    isterseniz hazır çizili, desenli kumaşta kullanabilirsiniz
    istediğimiz basit bir resmi kumaşa çizmekle başlıyoruz
    istediğimiz basit bir resmi kumaşa çizmekle başlıyoruz
    kumaşı çemberin içine yerleştirin
    kumaşı çemberin içine yerleştirin
    ve nasıl dikileceğini kızlarımıza gösterelim
    ve nasıl dikileceğini kızlarımıza gösterelim
    iğneyi ipliğe geçirdikten sonra, ipin tek kısmına düğüm atıyoruz
    iğneyi ipliğe geçirdikten sonra, ipin tek kısmına düğüm atıyoruz

    kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_6 kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_12 kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_13 kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_14 kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_15 kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_17 kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_18 kiz_cocuguna_dikis_nasil_ogretilir_21

    dikişimizin bitişi bu olmalı
    dikişimizin bitişi bu olmalı

     

  • Holywood’u kasıp kavuran yeni diyet fırtınası: “Clean Diyeti” !

    Holywood’u kasıp kavuran yeni diyet fırtınası: “Clean Diyeti” !

    Holywood ünlüleri arasında yeni ivme kazanan “Clean Diyeti” yani “Temiz Beslenme” , dünya kadınlarına da ilham kaynağı oluyor. Bu diyet hem çok kolay hem de aç kalmadan zayıflatıyor.

    “Tüm yiyeceklerden yiyebilirsiniz!”, bunu duymak size garip gelebilir. Cameron Diaz bu diyeti şöyle tanımlıyor; bu beslenme de şu besin grubu, bu besin grubu yasak, aman yiyecekler kaç kalori, bunu hesaplıyayım ona göre yiyeyim, diye bir şey söz konusu değil, mantık olarak vücudunuza zararlı tüm maddelerden uzak durmak amaç. Bu diyetin temelinde hamburger, bisküvi, cips, pizza konserve vb işlenmiş gıdalardan mümkün mertebe uzak, durup doğala yönelmek var. Yani sebzeler, meyveler, hayvansal gıdalar ve tahıllı yiyeceklerden oluşan yani doğanın bize armağan ettiği tüm nimetlerden yararlanmak, fabrikasyondan uzak durmak var.

    Bu beslenme Holywood‘u senelerce esir almış sıkı, saplantılı diyet listelerini tamamen değiştiriyor, ve “Clean eating” yani doğal olan gıdalara dönüş olarak tanımlanıyor. Günümüzde uygulanan diyet listeleri kısa sürede fayda sağlayabiliyor ama yiyeceklerde sürekli kısıtlama bir süre sonra çekilmez olup ya insanlar bir süre sonra sıkılıp diyeti bırakıyor veya verdiği kilolaları fazlasıyla geri alıyor. Bu yeni yöntem için zayıflamak için günübirlik diyet listelerinden uzak durup, yaşam tarzını sağlıklı ve dengeli beslenme üzerine kurmak var.

    Cameron Diaz’ın “The Body Book” kitabında yazdığı gibi, amaç 7 günde, 30 günde veya 365 günde zayıflamak değil. Bu amaç sonsuza kadar… Amaç sağlıklı beslenmek olup,  ideal kiloya ulaşıp onu muhafaza etmek, hayat tarzını bunun üzerine kurmaktır.

    Dünyaca ünlü tv spikeri ,Giada De Laurentis, bestseller olmuş yemek kitabında şöyle diyor; Benim yemek üzerine hayat felsefem şu; herşeyden ye, ama az ye! bu basit gelebilir ama bunu hayata geçirmem zaman aldı. Ben size hamburger yemeyin demiyorum, yiyin ama abartmayın! haftanın hergünü bunu yapmayın! Yapmamız gereken yiyeceklerimizle ilgili akıllıca tercihlerde bulunmak, yani sağlıklı ve bize faydalı olan yiyecekleri yemek, zaten bir süre sonra damak tadımızda bu şekilde şekilleniyor.

    Holywood’da uygulanan bu yeni diyeti şu şekilde özetleyebiliriz;
    “Clean diyet” yani temiz beslenme, demek kişinin tüm işlenmiş ve rafine gıdaları beslenmesinden çıkartması , kutuda, pakette, etiketlenmiş, işlem görmüş, telaffuz edemediğiniz içeriklere sahip yiyeceklerden kaçınmak, onların yerine taze, ve en doğal olanları beslenmektir. Tüm işlenmiş gıdalardan kaçınmak mümkün olmasa da beslenmemizi onların daha az yer aldığı bir hale getirmek mümkün. Temiz beslenme bir diyet değil yaşam tarzıdır.

    Günde 3 ana, 2 ara öğün olmak üzere küçük porsiyonlarda 5 öğün yiyin, kesinlikle kahvaltısız olmaz! Bu uygulama metabolizmanızın çalışmasını sağlıklı ve düzenli tutar, vücudunuz ve zihniniz için gerekli enerjiyi size verir.

    Kalori hesaplayarak değil, vücudunuzun ihtiyacı kadar yemek yiyin, yani bir nevi nefsinizi kırın, ama aşırıya kaçmayın!

    Şeker, tuz, fast food gibi işlenmiş gıdalar hayatınızdan çıkarın!bu mümkün değilse bunların alımını azaltın.

    Karbonhidrat gibi temel besin grubları kesinlikle beslenmenizde yeralsın, fakat beslenmenizde temel olan taze sebze meyveler, tahıllı gıdalar,proteinler gibi doğal gıdalar olsun.Şayet vejetaryansanız, yeşil mercimek gibi proteini yüksek gıdalarla beslenerek, proteininizi burdan karşılayın.

    Günde 1,5 -2 litre yani, 8 bardak su için, bu metobolizmanızın düzenli çalışmasını , cildinizin güzel gözükmesini, hem de beyninize ve kaslarınıza ,kan hücrelince yeterli oksijen taşınmış olacak.

    Hareketli bir yaşamı hayat felsefeniz yapın! Bu spor yapmakla da olur, hatta çocuklarınızla bisiklet binerekte! Hareketli bir yaşam yalnız vücudunuza değil ruhunuza da iyi gelir, sizi stresten arındırır.

    Bu beslenme önerilerine uyarak kısa süre de hem kilo vermek hem de bu kiloyu muhaza etmek mümkün olacaktır!

    clean diet
    Temiz Beslenme

    “Clean Diyet” yani Temiz Diyet beslenmede mümkün mertebe kaçınılması gereken gıdalar şunlardır;
    Beyaz un ve seker içeren tüm işlenmiş gıdalar, bunun yerine esmer un ve esmer şekeri tercih edin
    Fabrikasyon gıdalar
    Suni şeker bulunan yiyecekler,
    Doymuş ve trans yağ içeren yiyecekler,
    Kola, meyve suyu ve türevleri şeker yüklü içecekler,
    Alkol,
    Tatlı, abur cubur, pizza, dondurma gibi kalorisi yüksek, besin değeri az yiyecekler.

    Temiz beslenmede tercih edilecek tam tahıllar:
    Esmer prinç
    Esmer buğday
    Bulgur
    Darı
    Yulaf
    Yulaf kepeği
    Mısır
    %100 tam bugday veya tam tahıl ekmek, makarna ve krakerler
    Arpa

    Temiz beslenmede tercih edilmemesi gereken rafine tahıllar:
    Beyaz ekmek veya bugday ekmeği
    Beyaz pirinç
    Mısır gevreği
    Kuskus
    Standart makarna
    Çoğu unlu atıştırmalıklar (Krakerler, kurabiyeler, bisküviler..vs)

    Temiz beslenme süper gıdaları

    1. Elma
    2. Kayısı
    3. Enginar
    4. Kuşkonmaz
    5. Avokado
    6. Muz
    7. Fasulye ve baklagiller
    8. Pancar
    9. Yaban mersini
    10. Brokoli
    11. Brüksel lahanası
    12. Lahana
    13. Kavun
    14. Havuç
    15. Karnıbahar
    16. Kiraz
    17. Chia tohumu
    18. Kızılcık
    19. Bitter çikolata
    20. Yumurta
    21. Balık
    22. Keten tohumu
    23. Sarmısak
    24. Üzüm
    25. Yogurt
    26. Yeşil çay
    27. Karalahana
    28. Kivi
    29. Limon
    30. Mango
    31. Mantar
    32. Kuruyemiş
    33. Yulaf
    34. Zeytinyağı
    35. Portakal
    36. Papaya
    37. Şeftali
    38. Ananas
    39. Bal kabağı
    40. Nar
    41. Kinoa
    42. Kahverengi pirinç
    43. Vahşi somon
    44. Ispanak
    45. Tatlı patates
    46. Pazı
    47. Domates
    48. Karpuz
    49. Buğday özü (Wheat germ)
    50. Kabak
  • Üzüm etkisiyle gün boyu dengelenmiş bir cilt görünümü

    Üzüm etkisiyle gün boyu dengelenmiş bir cilt görünümü

    Üzüm etkisiyle gün boyu dengelenmiş bir cilt görünümü  

    YAĞLI GÖRÜNÜM AVON SOLUTIONS BALANCED+MATTE İLE TARİH OLUYOR

    AVON,  cilt bakımında yağ dengesini sağlayarak cilde mat ve dengelenmiş bir görünüm veren AVON Solutions Balanced+Matte serisini kadınların beğenisine sundu. Karma ve yağlı ciltler için özel olarak geliştirilen seri cilt hücrelerinin doğal nem dengesini koruyarak, ciltteki parlama görüntüsünü 24* saat boyunca engellemeye yardımcı oluyor. İçerdiği üzüm kompleksi ile AVON Balanced+Matte serisiT bölgesini matlaştırıyor, gün boyu bakımlı görünmenizi sağlıyor.

      Dünyanın önde gelen kozmetik markalarından AVON’un yeni Solutions Balanced+Matte serisi ciltteki parlama görünümünü 24* saat boyunca engellemeye yardımcı oluyor. Karma ve yağlı ciltlerin güne temiz ve arınmış bir ciltle başlaması için AVON Solutions Balanced Matte Köpük Temizleyici ve Mat Görünüm Veren Tonik,  T bölgesini matlaştıran AVON Solituons Balanced+Matte Mat Görünüm Veren Gündüz Kremi SPF15 ve parlamayı minimuma indiren Cilt Dengeleyici Jel Gece Kremi, içerdiği üzüm kompleksi ile cilt hücrelerinin yağ üretiminin minimuma inmesinde etkili oluyor.

    Ciltte bulunan doğal nemlendiricilerin üretimini artırmaya yardımcı olan AVON Balanced+Matte ürünleri gündüz ve gece kullanımlarında cildin nem dengesini koruyarak yağlanmanın olumsuz etkilerini ortadan kaldıryor.

    Dengeli bir cilt için ilk adımlar

    AVON Solutions Balanced Matte Köpük Temizleyici, gözenekleri derinlemesine temizliyor. AVON Solutions Balanced Matte Mat Görünüm Veren Tonik, gözenekleri sıkıştırarak gözenekli görünümü azaltıyor.

    AVON Balanced+Matte Köpük Temizleyici, 150 ml, kampanya fiyatı 18.00 TL.

    AVON Balanced+Matte Mat Görünüm Veren Tonik, 200 ml, kampanya fiyatı/ 18.00 TL

    Gün boyu parlamadan uzak

    AVON Solutions Balanced+Matte Mat Görünüm Veren Gündüz Kremi, uygulandığı anda T bölgesini mat bir görünüme kavuşturuyor.** Kuru bölgeleri nemlendiriyor. SPF 15 özelliği ile güneşin zararlı etkilerinden koruyor. Cilt Dengeleyici Jel Gece Kremi de yağ ve parlama görünümünü en aza indirmeye yardımcı oluyor.

    AVON Balanced+Matte Mat Görünüm Veren Gündüz Kremi SPF 15, 50 ml, kampanya fiyatı25.00 TL

    AVON Balanced+Matte Cilt Dengeleyici Jel Gece Kremi, 50 ml, kampanya fiyatı, 25.00 TL

    Yağlı ve karma ciltlerin temizlik rutini nasıl olmalı?

    Özellikle yağlı ve karma ciltlerin günlük temizlik rutininde yağ dengesini koruyarak nemlendirilmesi cilt bakımının püf noktalarından biridir. Bu aşamada devreye giren AVON Solutions Balanced+Matte, ciltteki aşırı sebum üretimini dengeler, cilde mat ve temiz bir görünüm kazandırır. Kuru bölgeleri nemlendirip, yağlı bölgelerin dengeli bir görünüme kavuşmasını sağlayan ürünler, gözenekleri sıkılaştırıyor ve gözenekli görünümü azaltıyor.

    Cildi dengeleyen güçlü formül

    Yağlı cildin nem oranı yeterli düzeyde olabilir ama fazla yağ üretimi dolayısıyla parlak ve kötü bir görünüm yaratır. Yağlı ciltlerde önemli olan cildin fazla yağ üretimini kontrol ederek aynı zamanda cildin nemini korumaktır.

    Üzüm kompleksi ile formüle edilen AVON Solutions Balanced+Matte serisi, nem dengesini sağlarken yağlı görünümü de hafifletmeye yardımcı olur. Üzüm kompleksi cilt hücrelerinin yağ üretimini minimuma indirmeye ve doğal nem üretimini artırmaya yardımcı olur.

    *Tüketici çalışması sonuçları. Gündüz kremi ve jel gece kremi ile birlikte kullanıldığında

    **115 panelistin katılımıyla gerçekleştirilen 1 haftalık Tüketici Çalışması sonuçları.

    AVON Balanced+Matte Cilt Dengeleyici Jel Gece Kremi, 50 ml, AVON Balanced+Matte Köpük Temizleyici, 150 ml, kampanya fi AVON Balanced+Matte Mat Görünüm Veren Gündüz Kremi SPF AVON Balanced+Matte Mat Görünüm Veren Tonik, 200 ml, kamp

  • Maskeleri atın, ilişkilerinizde uyumu yakalayın

    Maskeleri atın, ilişkilerinizde uyumu yakalayın

    Uzun süreli ve olumlu ilişkiler kurabilmek için maskeli iletişimden kaçının!

    Aile ve Çift Terapisti Nur Karaman, bireylerin ilişkilerinde yetiştikleri aile sisteminin önemli bir etken olduğunu, özellikle kurallara uyum sağlamak için bireyleri değişmek zorunda bırakan kapalı aile sisteminde büyüyenlerin sosyal ilişkilerinde sıkıntı yaşadığını belirterek, “uzun süreli ve olumlu ilişkiler kurabilmek için maskeli iletişimden kaçının” tavsiyesinde bulundu.

    Aile ve Çift Terapisti Uzman Psikolojik Danışman Nur Karaman, ilişki kurallarına uyum sağlamak için ihtiyaçlarını değiştiren ve bu yüzden ihtiyaçlarını karşılayamayan bireylerin uzun süreli ve olumlu ilişki kurmakta zorlanacağına dikkat çekerek, “Maskeli iletişimden kaçının” uyarısında bulundu.

    ‘Maskeli iletişim’ kavramının genellikle kapalı aile sistemlerinde göze çarptığını ve bu tip ailelerde iletişimin dolaylı, belirsiz, kapalı, uyumsuz ve gelişimi engelleyici nitelikte olduğunu, katı kuralların konulduğunu vurgulayan Karaman, “Bireyler bu kurallara uyum sağlamak için ihtiyaçlarını değiştirmek zorunda kalır, yorum yapmaktan kaçınabilir ve uyumsuz olabilirler. Açık ve doğrudan iletişim kurabilen bireyler ve böyle bir aile sisteminde yetişenler ise birlikte oldukları kişilerle daha kolay uyum sağlarlar” dedi.

    Ailedeki iletişim kalıpları belirleyici

    2013 yılında yüksek lisans tezi olarak yaptığı araştırmadan referans alarak bu saptamayı yapan Ayna Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi Uzman Psikolojik Danışmanı Nur Karaman, bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yetiştiği ailede algıladıkları iletişim kalıplarının şimdi yaşadıkları ilişkileri değerlendirmelerini belirleyip belirlemediğini incelediğini açıkladı. Karaman, araştırmada öğrencilerin yetiştiği ailede algıladığı iletişim kalıplarının yaşadığı ilişkileri değerlendirmede belirleyici rol oynadığını belirtti.

    Karaman, araştırmaya göre aile üyelerinin birbirini dinlediği, duyguların ve fikirlerin açıkça paylaşıldığı, farklı görüşte olsalar bile din, siyaset gibi konularda konuşulduğu, düşünce ve inançların sorgulanabildiği, tüm aile üyelerinin karar alma sürecine katılabildiği bir ortamda yetişen bireylerin ilişkilerini sağlıklı sürdürdüklerinin ortaya çıktığını ifade etti.

    “Anlaşılmayı beklemeyin, kendinizi doğru anlatın”

    Araştırmada, üniversite öğrencilerinin evlilik öncesi ilişkileri değerlendirilirken, ilişkileri dini değerler, iletişim, arkadaş ilişkileri, aile ilişkileri ve cinsel uyum olmak üzere beş farklı boyutta ele aldıklarını, aile iletişim kalıplarının ise birliktelik, fikir birliği ve bireysellik olmak üzere üç farklı boyutta incelendiğini açıklayan Karaman, şöyle devam etti: “Araştırmaya göre, aile iletişim kalıplarının bir boyutu olan ailede algılanan birliktelik, üniversite öğrencilerinin evlilik öncesi ilişkilerinin dini değerler, iletişim, aile ilişkileri ve cinsel uyum boyutunu belirliyor. Aile iletişim kalıplarının birliktelik boyutunu yüksek algılayan bireylerin ailesinde, aile üyeleri birbirlerini dinliyor, duygu ve düşüncelerini paylaşıyor, farklı görüşte olsalar bile din, siyaset gibi konuları konuşuyor, birlikte olmaktan keyif alıyor. Bunu da aynı şekilde arkadaş ilişkilerine de adapte ediyor. En etkili iletişim biçimi olan açık ve doğrudan iletişim kuruyor. Yaşananları doğrudan ifade ederek, konuştuğu kişiyi suçlamıyor. Maskeli ve dolaylı iletişimde ise kişi söyleyeceklerini doğrudan söylemek yerine farklı tepkilerle veya ifadelerle kendini anlatmaya çalışır, anlaşılmayı bekler. Anlaşılmadığında da sinirlenebilir.”

    Çift ve Aile Terapisti olarak görev yapan Karaman, tüm bireylere ve ailelere önemli bir uzman tavsiyesinde bulunarak, maskeli ve dolaylı iletişimden kaçınmaya çağırdı.

  • Topuklu ayakkabılar hakkında bilmediklerimiz

    Topuklu ayakkabılar hakkında bilmediklerimiz

    Günümüzde topuklu ayakkabılar kadınların vazgeçilmez eşyaları arasındadır. Gelişen modanın etkisi her geçen gün daha farklı model ve renk seçeneği ile topuklu ayakkabılar yıllardır popülerliğini korumaktadır. Yürüme esnasında ayak ve ayak bileğine kişinin vücut ağırlığının 5 katı yük binmektedir. Ayak bu ağırlığı 5 farklı noktadan yere aktarır. Topuklu ayakkabılar normal yürüme fizyolojisini bozarak bu yükün büyük kısmının ayak önünde toplanmasına neden olur. Uzun süre bu şekilde topuklu ayakkabı giymek kişide birçok rahatsızlığa neden olabilir.

    Bozulan yük dengesine bağlı olarak ayaklarda halk arasında kemik çıkması denilen halluks valgus rahatsızlığı gelişebilir. Genetik temeli de olan bu rahatsızlık kişide ayak 1. parmağında ağrı, yürüme güçlüğü ve ayak 1.parmağının dışa doğru dönmesiyle karakterizedir(şekilde görüldüğü gibi). Öncelikle çeşitli ortezler, egzersizler ile tedavi denenir ancak başarılı olunamayan durumlarda cerrahi tedavi gerekebilmektedir. Özellikle ayağın öne doğru kayması ile ayağın ayakkabıya sürten bölümlerinde nasır gelişebilir. Bu nasırlar daha çok ayağın tarak kısmının kenarlarında ve ayak parmaklarının üst bölümünde gelişebilmektedir. Ayak parmaklarının sıkışmasına bağlı olarak parmak sinirlerinde zedelenme ve nöroma denilen ayak parmaklarında hissizlik, ağrı ve iğnelenme karakterize rahatsızlıklar oluşabilir. Başparmağın alt kısmında bulunan sesamoid adı verilen küçük kemikçiklerde ödem, küçük kırıklar ve buna bağlı ayak önünde ağrı meydana gelebilir.

    Topuklu ayakkabılar yürüme mekaniğini bozarak diz çevresi ve belde de rahatsızlıklara sebep olabilir. Yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre giyilmesi ayak bileği etrafındaki bağlarda zedelenme, burkulma sonrasında bu bağlarda kopma ve hatta ayak bileğinde kırıklara neden olabilir.

    Hastalarımıza yüksek topuklu ve sıkı ayakkabılardan mecbur kaldıkları durumlar dışında uzak durmalarını tavsiye etmemize rağmen hastalarımız acı duysalar bile topuklu ayakkabı sevdalarından vazgeçmemektedirler. Topuklu ve sıkı ayakkabılara bağlı gelişebilecek bu rahatsızlıklardan kaçınmak için bu ayakkabıların uzun süre giyilmemesi gerekir. Ayakkabı alırken ayağın rahat ettiği, topuk kısmının5 cmden yüksek olmayan veya platform tabanlı dengeli ayakkabılar tercih edilmeli. Hastalarımıza uzun süre topuklu ayakkabı giyilmesi gereken durumlarda ayakkabıların ara ara çıkartıp ayakların dinlendirilmesini ve uzun süre ayakta kalmaktan kaçınılmasını tavsiye etmekteyiz.

    Topuklu ayakkabılar hakkında bilmediklerimiz
    Topuklu ayakkabılar hakkında bilmediklerimiz

    Topuklu ayakkabılar gösterişli ve modaya uygun görünebilirler ancak sırf daha havalı olmak adına acı çekmemek gerekir. Topuklu ve sıkı ayakkabılar sebep olabileceği problemler nedeniyle dikkatli kullanılmalı ve bizi bir ömür boyu taşıyacak olan ayaklarımıza iyi bakmalıyız.