- Katılım
- 22 Mart 2015
- Mesajlar
- 12.025
- Emoji Skoru
- 33.437
- Puanlar
- 598
- Yaş
- 54
TAKİP ETTİĞİM BİR DİYET SAYFASININ KURUCUSU ŞÖYLE BİR YAZI PAYLAŞMIŞ BENDE SİZLE PAYŞLAŞAM...
Bizler, Hz. Muhammed (sav) ümmeti değil miyiz? O yüce varlık ki, sahih Hadis-i Şerif'inde "Benden sonra ümmetimden dört şeyden korkuyorum: Göbek bağlamak, Yemeğe ve uykuya düşkünlük, iman zayıflığı" demiştir. Biz, aslımızı nasıl unuttuk? Bizlere emanet edilen bu vücudumuza hor davranıp, çöp bidonu gibi tatlı, hamur, kızartma, alkol gibi zararlı ne varsa midemize doldurup tahrip ettiğimiz vücutlarımızın hesabını Allah'a nasıl vereceğiz?
Bizim atalarımız savaşçıcıdır, çiftçidir. Savaş meydanlarında günlerce yürüyen, topsuz tüfeksiz bilek gücüyle kazanan bizim atalarımızdır. Tarlasında sabah erkenden çalışmaya başlayan, çift süren, iyi beslenen ama daha çok hareket edenlerdir bizim atalarımız. O çalışkan, o güçlü genlerimizi nerede bıraktık?
Televizyon karşısına hımbıl gibi oturup ıvır zıvır yeme huyu nereden çıktı? Suçu Amerika'ya attık diyelim, yüce Allah bize akıl vermedi mi? Devleti suçla, gıda firmalarını suçla, eline ne geçecek? Markete gidince gofret alan kendine ne diyorsun? Aynı markette ıspanak, portakal varken onları görmezden gelip çikolataya, hamura yönelen kendin için de mi Amerika'yı suçlayacaksın? Haydi hep birlikte suçlayalım, küfür edelim hatta Amerika'ya. Ne olacak sonra? Aklımızı başımıza toplamız lazım.
Maalesef yemek yemeyi çok seven ama spordan kaçınan tembel bir toplumuz. Sokağa çıktığımda çocuk, genç, yetişkin birçok insanın obeziteye doğru gittiğini görüyorum, çoğunun elinde kola veya zararlı yiyecek oluyor, yürürken bunu yiyor. İçler acısı!
İki gün yemekten kısıp veya şok diyetler yapıp sağlıklı kilo veremezsiniz! Yüzünüz çöker, saçınız dökülür, adetten kesilir, kas kaybı yaşarsınız. Spordan kaçarsanız, "kilo veriyorum ama göbeğim/basenim aynen duruyor" deyip üzülürsünüz. Neden kendinize bunu yapıyorsunuz ki? "Harekette bereket vardır" sözünü ne zaman unuttuk da böylesine tembel, yerinden kalkmayan bir topluma döndük?
İster din yolundan gidin, ister bilim yolundan, isterseniz tarihten... Artık, Türkiye toplumu olarak kendimize büyük bir çekidüzen vermemiz gerekiyor. Sokaklar obez çocuklarla dolu, 30 yaşında kadınlar erken menopoza giriyor, diyabet hastası olmayan kalmadı.
Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, yaşadığımız bu toprakların kimlerin mirası olduğunu hatırlayalım artık! Ben de bu ülkede yaşıyorum, amacım insanımızı eleştirmek değil, gördüğüme, sizden gelen mesajlara, yorumlara göre değerlendirdiğimi dile getiriyorum. İnşallah özeleştiri yapıp kendinize hak ettiğiniz gibi davranmanıza vesile olurum.
Ben mükemmel değilim benim de eksiklerim hatalarım var. Ama size yemin ederim: Evime gazlı içecek sokmam, ayda birkaç kereden fazla şeker yemem. Yeğenlerime bir kere çikolata alsam, beş kere kuruyemiş veya meyve alırım. Suyumu düzenli içerim. Histerik derecede takıntılı değilim ama eğriyi doğruyu ayırıp dengeli yaşamaya gayret ederim. Dışarıda işim varsa, arabamı almam yürüyerek gideririm. Yoğun çalışan bir iş kadını olmama rağmen yemeğimi evde pişiririm. Yanımda ara öğünümü taşırım. Dizi izlemem, gider sporumu yaparım. Çünkü bu şükürdür, Allah'ın bana sapasağlam teslim ettiği vücuduma, nimetlerle dolu hayatıma karşılık bir şükürdür. Hepimiz emanetiz bu dünyada. Bunu hatırlayarak yaşarım. Allah hepimizi özenerek yaratmıştır, ben bunu bilip kendime iyi olanı vermeye çalışırım. - Arzu Karabulut (Sağlıklı yaşam koçu, New York University mezunu)
Bizler, Hz. Muhammed (sav) ümmeti değil miyiz? O yüce varlık ki, sahih Hadis-i Şerif'inde "Benden sonra ümmetimden dört şeyden korkuyorum: Göbek bağlamak, Yemeğe ve uykuya düşkünlük, iman zayıflığı" demiştir. Biz, aslımızı nasıl unuttuk? Bizlere emanet edilen bu vücudumuza hor davranıp, çöp bidonu gibi tatlı, hamur, kızartma, alkol gibi zararlı ne varsa midemize doldurup tahrip ettiğimiz vücutlarımızın hesabını Allah'a nasıl vereceğiz?
Bizim atalarımız savaşçıcıdır, çiftçidir. Savaş meydanlarında günlerce yürüyen, topsuz tüfeksiz bilek gücüyle kazanan bizim atalarımızdır. Tarlasında sabah erkenden çalışmaya başlayan, çift süren, iyi beslenen ama daha çok hareket edenlerdir bizim atalarımız. O çalışkan, o güçlü genlerimizi nerede bıraktık?
Televizyon karşısına hımbıl gibi oturup ıvır zıvır yeme huyu nereden çıktı? Suçu Amerika'ya attık diyelim, yüce Allah bize akıl vermedi mi? Devleti suçla, gıda firmalarını suçla, eline ne geçecek? Markete gidince gofret alan kendine ne diyorsun? Aynı markette ıspanak, portakal varken onları görmezden gelip çikolataya, hamura yönelen kendin için de mi Amerika'yı suçlayacaksın? Haydi hep birlikte suçlayalım, küfür edelim hatta Amerika'ya. Ne olacak sonra? Aklımızı başımıza toplamız lazım.
Maalesef yemek yemeyi çok seven ama spordan kaçınan tembel bir toplumuz. Sokağa çıktığımda çocuk, genç, yetişkin birçok insanın obeziteye doğru gittiğini görüyorum, çoğunun elinde kola veya zararlı yiyecek oluyor, yürürken bunu yiyor. İçler acısı!
İki gün yemekten kısıp veya şok diyetler yapıp sağlıklı kilo veremezsiniz! Yüzünüz çöker, saçınız dökülür, adetten kesilir, kas kaybı yaşarsınız. Spordan kaçarsanız, "kilo veriyorum ama göbeğim/basenim aynen duruyor" deyip üzülürsünüz. Neden kendinize bunu yapıyorsunuz ki? "Harekette bereket vardır" sözünü ne zaman unuttuk da böylesine tembel, yerinden kalkmayan bir topluma döndük?
İster din yolundan gidin, ister bilim yolundan, isterseniz tarihten... Artık, Türkiye toplumu olarak kendimize büyük bir çekidüzen vermemiz gerekiyor. Sokaklar obez çocuklarla dolu, 30 yaşında kadınlar erken menopoza giriyor, diyabet hastası olmayan kalmadı.
Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, yaşadığımız bu toprakların kimlerin mirası olduğunu hatırlayalım artık! Ben de bu ülkede yaşıyorum, amacım insanımızı eleştirmek değil, gördüğüme, sizden gelen mesajlara, yorumlara göre değerlendirdiğimi dile getiriyorum. İnşallah özeleştiri yapıp kendinize hak ettiğiniz gibi davranmanıza vesile olurum.
Ben mükemmel değilim benim de eksiklerim hatalarım var. Ama size yemin ederim: Evime gazlı içecek sokmam, ayda birkaç kereden fazla şeker yemem. Yeğenlerime bir kere çikolata alsam, beş kere kuruyemiş veya meyve alırım. Suyumu düzenli içerim. Histerik derecede takıntılı değilim ama eğriyi doğruyu ayırıp dengeli yaşamaya gayret ederim. Dışarıda işim varsa, arabamı almam yürüyerek gideririm. Yoğun çalışan bir iş kadını olmama rağmen yemeğimi evde pişiririm. Yanımda ara öğünümü taşırım. Dizi izlemem, gider sporumu yaparım. Çünkü bu şükürdür, Allah'ın bana sapasağlam teslim ettiği vücuduma, nimetlerle dolu hayatıma karşılık bir şükürdür. Hepimiz emanetiz bu dünyada. Bunu hatırlayarak yaşarım. Allah hepimizi özenerek yaratmıştır, ben bunu bilip kendime iyi olanı vermeye çalışırım. - Arzu Karabulut (Sağlıklı yaşam koçu, New York University mezunu)
