Annem Benden Ayrışamıyor

tabbycat

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
4 Mart 2026
Mesajlar
8
Emoji Skoru
15
Puanlar
3
Yaş
30
Merhabalar,
29 yaşında evli bir kadınım. Mutsuz ancak boşanamamış, alt-orta sınıftan gelen bir anne-babanın tek çocuğu olarak büyüdüm. Babam alkol bağımlılığı ve öfke kontrol bozukluğu olan, şiddete eğilimli biriydi. Mesleğinde başarılı olsa da sorumluluk sahibi olmadığı ve insan ilişkilerini çabuk bozduğu için devamlı olarak işsiz kalır, piyasadan el-ayak çeker ve bize parasızlık çektirirdi. Annem işe girer, mesleği olmadığı için beden emeğiyle yapılacak bir sürü işte dayanabildiği kadar çalışır ve ancak borç harçla da olsa evimizi döndürecek kadar gelir getirirdi. Babam yeni bir iş bulup durumu düzeltince çıkar, bu döngü babam tekrar işsiz kalınca başa sarardı. 30 yıllık evlilikleri böyle sadece suyun üstünde kalmaya çalışarak geçtiği için mal ve mülk edinemedik, birikim yapamadık. Şimdi dedemden kalma bir gecekonduda, kira ödemeden, yalnızca en düşükten yatan emekli maaşlarıyla geçinmeye çalışıyorlar.
Ben neredeyse kendi emeğimle üniversite bitirdim ve yüksek lisans yaptım. Lisede yazları konfeksiyonda işçi olarak çalıştım. Üniversitede özel ders verdim, küçük dershanelerde öğretmenlik yaptım. Yüksek lisansımı yaparken yurt dışı eğitim ve danışmanlık sektöründe ders verdim, yayınevlerinde kitap çevirmenliği yaptım. Şu an doktoraya hazırlanıyorum, bu saydığım işleri yapmaya ve gelir elde etmeye devam ediyorum.
Üniversiteye başlayana kadar annemle, terapistimin deyimiyle "yapışıklık ilişkisi" içinde yaşadık. Babamla yaşamanın yoruculuğunu ve zorluğunu beni çok severek, bana çok bağlanarak atlatmaya çalıştı. Üniversiteyi şehir dışında okuyacağım zaman o şehre taşınmak, babama da kendine de orada iş bulmak, ev tutmak için uğraştı. Olmayınca kendi şehrimizde üniversite kazanamadığım için beni suçladı. O döneme kadar annemden ayrılmak benim için de başıma gelecek en travmatik şeylerden biriydi, öyle alışmıştım. Bağımsız ve mutlu olabileceğimi üniversitede kendi paramı kazanıp, rahatça okuluma gidip, kendi evimde tek başıma yaşarken fark ettim. En mutlu yıllarım arasında hâlâ üniversite yıllarım başta gelir.
Okul bittikten sonra ailemin evine geri döndüm. Yüksek lisansa ve yukarıda saydığım işlerde çalışmaya burada, onların yanında başladım. Özellikle yabancı dil bilgimin, öğrencilerle iletişimimin ve sorumluluk alma kapasitemin iyi olması nedeniyle sektörümde iyi bilinen, genellikle hep birkaç kurumla birden çalışan ya da kurumlar dışında özel dersler de verip iyi kazanan biri oldum. Bu dönemde özellikle maddi olarak elimden geldiğince eve katkıda bulundum.
Annemle üniversite okurken verdiğimiz aranın bizi birbirimizden bağımsızlaştıracağını düşünmüştüm. Tersine, eve ekmek getiren, bağımlılığı olmayan, sorumluluk sahibi ve sevgi dolu bir yetişkin olduğum için, yine terapistimin tabiriyle "annemin kocası rolünü" ikâme etmeye başlamışım. Yapışıklığımız daha da arttı. Ben artık 20'lerimin sonlarında olduğum ve buna hiç tahammülüm kalmadığı için anneme karşı hırçın davranmaya, beni fazla sıktığında iyice onu üstümden atmaya başladım. Bu dönemde çok yıkıcı kavgalar ettik. Babam annemin üzerinde hiçbir etkisi olmadığı için aramıza giremedi, biz onun gözünün önünde birbirimizi hırpalamaya devam ettik.
Ben o dönemlerde, bir şekilde evlendiğimde bu durumun kendiliğinden çözüleceğini umut ettiğim için bu sağlıksız ilişkiyi en doğru nasıl iyileştiririm diye eni konu düşünmedim. Daha çok kendi dayanıklılığımı arttırmanın, bu sayede hayatımı yoluna koymanın derdindeydim.
6 ay önce evlendim. Evlendiğimden beri, durum neredeyse hiç değişmedi. Ben gündüzleri yüksek lisansımı yaptığım okuldaki hocalarımla yaptığımız çalışmalarla, yayınlarla uğraşıyor ve doktora başvurularım için mesai harcıyorum. Akşamları ve hafta sonları çalıştığım kurumda ders veriyorum. Yaz tatiline kadar neredeyse hiç dinlenmeden çalışacağım bir sürecin içindeyim. Yüksek lisans yaparken ev için fazla fazla çalıştığım, onlara maddi sıkıntı yaşatmamak için çok fazla mesai yaptığım için yüksek lisansın hem ders hem tez süreci çok uzadı ve çok az kaliteli akademik çalışma yürüttüm. Evlenirken tüm masrafları eşimle birlikte karşıladık. O sırada ben hâlâ anne ve babamın bozulan eşyalarının yenisini alıyor, taksit ödüyor, evin masraflarını görmeye devam ediyordum. Düğünden bir hafta önce babamın kalp damarlarında tıkanıklık olduğunu öğrendik, eşimin en yakın arkadaşlarından biri kardiyolog olduğu için düğünden sonra onun desteğiyle iyi bir hocaya ameliyat oldu, şu anda çok iyi ama bu süreçlerde bütün maddi yükü anneme babama haber vermeden ben tek başıma üstlendim ve düğün borçlarımızın üzerine bir de bu eklendi. Bir yerde yetişemedim ve kredi çekmek zorunda kaldık. Eşimle buna rağmen kendi evimizi geçindiriyoruz. O da yazılımcı olduğu için benim gibi emeği piyasada şimdilik kıymet görüyor. Kendimizi geçindirmenin üstüne borçlarımızı ödüyor, aileme düzenli maddi destek oluyor ve düğün takılarımıza dokunmadığımız gibi olabildiğince kenara para atabiliyoruz. Tabii yazdığım gibi, böyle olabilsin diye çok çalışıyoruz. Özellikle ben çok çalışıyorum.
Annemse ben evlendiğimden beri, onu terk etmediğimi, ondan vazgeçmediğimi göstermem için beni zorluyor. Sürekli bana gelmek istiyor ya da benim onlara gitmemi, hep "sürpriz yapmamı", "Anneciğim ben geldim" dememi bekliyor. Ben markete bile gidecek vaktim olmadığı için aylardır işe gitmek haricinde evden dışarı çıkmıyorum. Bunu anneme anlatamıyorum. Babama anlatsam da dediğim gibi, onun annemin duygularına bir etkisi yok. Bir bakıma kendisi aramızdaki bu sorunun kaynağı da zaten, o yüzden çözmesini beklemiyorum. Babamın da ayrıca çok çalıştığım için bana üzüldüğünü sanmıyorum. Beni genellikle formaliteden kısaca hâlimi hatrımı sormak ve para istemek için arıyor. Ona da oturup detaylı detaylı ne durumda olduğumu, ne kadar yorulduğumu anlatmıyorum. Teyzemlerle ara sıra görüşebildiğimiz zaman onlara günümün nasıl gittiğini anlatınca bir bakışta ne kadar hırpalandığımı anlıyorlar ama niyeyse (hakikaten bunun sebebini anlamıyorum) anneme hiçbir şey söylemiyorlar. Annem bana kızdığı, kavga çıkardığı ya da bana küstüğü zaman anneme hak veriyorlar.
Bizim evliliğin ilk ayında ayrıl-barış, kavga-dövüş giden ilişkimiz benim en sonunda annemden özür dilemeyi kendime yediremeyip aramayı tümden kesmemle kendi kendine temelli bir ayrılığa evrildi. Annem bana bu sürede iki kere İnstagram'dan reels gönderdi. Biri "evlatlar annelerin elini bırakır" gibi caption'ların geçtiği, dramatik bir reels'ti. İkincisinde de "bazı insanlar sizi kırdıktan sonra kırıldığınız için özür dilemenizi beklerler, bu o insanların sadece kendimi önemsiyorum deme şeklidir" gibi bir şey yazıyordu. İkisine de cevap vermedim. Ara ara babamdan evde kavga ettiklerini, bazen babama benimle görüştüğü ve benden para aldığı için kızdığını duyuyorum. Bazense tersine, babam aracılığıyla benden bir şeyler istiyor, Trendyol ya da market siparişi verdiriyor. Bu kadar.
Bayramda eve gideceğim, gitmek istemiyorum. Annemi özlemiyorum veya kendimi suçlu hissetmiyorum. Hatta bu kadar çok çalıştığım için, hayatta istediğim her şeye ulaşmak için hep iki üç kat fazladan çaba harcamak ve çırpınmak zorunda kaldığım için, dinlenip eğlenmeye vaktim ve enerjim olmadan yaşadığım için benim onları suçlamam gerekirken annemin yavuz hırsızın ev sahibini bastırması misali beni bastırması düşününce beni iyice ondan soğutuyor. Kendimi gaddar hissediyorum ama garip bir şekilde gaddarlık bana bir iç huzuru getiriyor. Kendimi suçlamayınca, üzülmeyince, hep annemi yatıştırmaya çalışmayınca hayatımın geri kalan kısımları daha baş edilebilir, hatta çok çok daha kolayca baş edilebilir hâle geldi. Annemden ayrışınca rahatladım. Bunu düşündüğüm için biraz suçlu hissediyorum ama bu yolun geri dönüşü yok. Biz bu sağlıksız ilişkiyi kırıp döküp yerine yenisini yapmadığımız sürece eskisi gibi olmayacağız.
Buna nereden başlayacağımı bilmiyorum. Tavsiyelerinize açığım.
 
Anneniz de destek alsa, kabul etmez mi acaba?
Terapistim de aynı şeyi söylüyor ama daha önce başka bağlamlarda teklif etmiştim, kabul etmemişti. Ben yüksek lisanstayken babam kanser olmuştu. Bir süre babamı tanıyla baş edebilsin diye bir psikolog ile görüştürmüştüm. İlk seansa annemle birlikte gitmişlerdi. O zaman babamın psikoloğu anneme "Siz de ayrıca destek alırsanız iyi olur hatta isterseniz çift terapisi için başka bir uzmana da yönlendirebilirim" demişti, annem kesinlikle kabul etmemişti. Babam kanserken destek almayı reddetti. Şimdi ben sorunun onda olduğunu düşündüğüm için terapi teklif edersem kabul edeceğini hiç sanmıyorum ama başka bir çözümüm kalmazsa bunun için uğraşacağım.
 

Bu yaşadıkları yer, gecekondu tarzı yazmışsınız, bu evi inşaat firmasına verip apartman yaptırıp bir iki daire alma şansı olmaz mı? İnşaat zaten az katlı olacağı için üç yıl sürer, ama bir şekilde rahat edebilirler.

Veya annen çocuk bakamaz mı? Bir uğraşı ve geliri olur. Hasta refakatçisi olabilir.

Annen veya baban düzelmeyecekleri için bunlar aklıma geldi çözüm olabilir diye.

Bunun dışında annenle biri oturup konuşsa 2-3 ay belki düzelir belki normalleşir sonra eski haline geri döner.

Ek olarak sen hayatın boyunca kendini onlar için harcıyorsun ama ileride kendi ailen genişlediğinde veya eşin bu durumdan rahatsız olursa ne yapacaksın?
 
Son düzenleme:
Sınırlarınızı cizin, net bir sekilde annenize anlatim ve bu sınırlara saygi duymadigi surece bir iliskinizin olamayacağını anlatin.

Yapisiklik degil ama annemle senelerce cok cok yakin bir iliskimiz olmasi dolayısıyla 30larim civarinda biz de bir takim sorunlar yasadik. Bizimki sizinkine benzer sebepler veya bir iliski düzeni degildi. Birbirimize karsilikli olarak düşkün oldugumuz icin fazlaca iç içe gecmis ve annemin beni merak etmesinden/endiselenmesinden kaynaklanan ve zaman gectikce bu sebeple beni germeye baslayan bir duzendi.

Mesela disari ciktigimda saat basi haber beklerdi. Kontrolculukten degil, bardasin basina bir sey mi geldi endisesiydi. Elimden geldigince bu endisesini yatistirdim ama is artik mesajina yarim saat cevap vermeyince arayip telefonda bagirip cagirmasina, meraktan öldüm senin umrunda degil naparsan yap tamam diye benim butun gecemi zehir etmesine döndü. En son baktim dayanamıyorum. Barda eğlenirken zirt pirt telefona bakamam, bundan sonra saat basj haber vermeyeceğim, istersen elli kere ara; mekana geldigimde "ben vardim" yazarim, gece boyunca bir-iki kere iyiyim yazarim o kadar dedim. Basta zorlandi ama simdi alisti.

Ya da sizdeki gibi ozur meselesi. Ben yanlis yaptığımda hemen ozur dilerim, gonlunu alana kadar alttan girer ustten cikarim; o yanlis yapsa da acikca ozur dilemez, olayin kapanmasını, benim yatismami bekler. Bir gun buna da dellendim. Ben senden ozur dilerken sen orali olmuyorsun, bundan sonra ozur dilemedikce ben de aradaki gerginligi bitirmeyecegim dedim. Simdi bir sey oldugunda zor da olsa "tamam lya izir dilirim" diyor artik.

Ben sesimi cikarmayip sınırlarımı koymasam ve o bunlara uymadikca iliskimizin istedigi gibi olmayacagini bilmese eski tas eski hamam giderdik. Bir noktada hayatimizin kontrolunu almamiz gerekiyor.

Anneniz karsilikli konusmayla bunu anlayacak bir insan degilse yazın. Yazdiginizi birkac kez okuma imkani da var, konuşmak gibi degil.

Siz kendinizi, nasil hissettiginizi ve ne beklediginizi acikca belirttiginiz halde anneniz bunlara uyma derdinde degilse de iliskiyi surdurmek icin caba harcamayin. Insan iliskileri tek tarafli cabayla yurumuyor. Anne-evlat bile olsa. Yetiskin bir kadinsiniz ve yetiskin gibi davranilmayi hak ediyorsunuz.
 

Bana kalırsa sizin sorunlarınız anne-babanızın maddi yükü ve annenizin sorunu olarak ikiye ayrılmalı. Ve çözülmesi gereken şey anne babanızın maddi yükü. İş mi kurarlar iş mi yaparlar bilemem, ev mi satılır yenisi mi alınır bilemem, ama bunlar iyice yaşlanmadan bir çözüm bulmak gerek. Yanılmıyorsam tek çocuksun, şuan sağlığın iyi hayatın işin müsait iyi gelirin var ama yarın için senin de hiçbir şeyinin garantisi yok. Yarın sen de 40-50 olacaksın, bi yerin ağrayacak, çocuğun olsa onun kreşi-okulu masrafı olacak, belki izin alacaksın o dönem maddi zorluk çekeceksin. Ailen sana güvenerek bencillik yapıyorlar.

Annen de bir uğraş bulursa sana olan ağır ilgisini azaltır. Duygusal açıdan en azından sana karşı suçlayıcı davranmaz.
 
"Teyzemlerle ara sıra görüşebildiğimiz zaman onlara günümün nasıl gittiğini anlatınca bir bakışta ne kadar hırpalandığımı anlıyorlar ama niyeyse (hakikaten bunun sebebini anlamıyorum) anneme hiçbir şey söylemiyorlar. Annem bana kızdığı, kavga çıkardığı ya da bana küstüğü zaman anneme hak veriyorlar. "

Çünkü başlarına kalır diye korkuyorlar. Anneniz yapıştı mı çıkmayanlardan. Kendilerine yapışır diye korkuyorlar. Anneniz gibi bencil oldukları için sizin sıkıntı çekmenizi umursamıyorlar. Ve hatta başarılı olmanızı kıskandıklarına eminim.

Eğer bu ülkede değil de batıda doğmuş olsaydınız çoktan no contact olmuştunuz. Ne kadar modernleşsek de kötü anne babaları silip atmak kültürde olmayınca yapamıyoruz. Siz eminim benden iyi biliyorsunuz ki sizi düzlüğe çıkaracak tek şey komple no contact olmak. Hiç görüşmemek. Terapistiniz de batılı olsa belki aynısını söyleyecekti ama burada yapamaz.

Annenize öfkeniz ÇOK NORMAL. Vicdansız değilsiniz, çocukluğunuz çalınmış ve geri dönmeyecek. Anneniz boşanabilirdi, bir sürü şey yapabilirdi ama o size parazit olmayı seçmiş. Hiç pişman değil, olmayacak da. Bunun geri dönüşü yok. İleriki hayatınızı, eşinizi, evliliğinizi ve çocuklarınızı korumanın tek yolu var.
 
Aynı şekilde ben de hayran kaldım. Ayrıca kendini bu kadar güzel ifade eden bir konu sahibine ilk defa denk geldim şahsen. Uzun olmasına rağmen çok okunaklı hatta akıcı bir yazı olmuş.
 
Öncelikle şunu söylemek istiyorum; kendini inanılmaz net, dürüst ve olgun bir şekilde ifade etmişsin. Bu bile başlı başına ciddi bir farkındalık ve emek göstergesi. Hayat hikâyeni okurken çok zor şartların içinden geçip yine de kendini eğitmiş, ayakları üzerinde durmuş ve sorumluluk almış güçlü bir kadın gördüm.
Tüm bu zorlukların içinde eğitimini tamamlaman, kendi emeğinle ilerlemen, akademik hedefler koyman gerçekten takdire değer bir şey.
Şuanki soruna gelecek olursak, bir noktada insanın şunu fark etmesi gerekiyor. Anne-babamızı sevmek başka bir şey, onların duygusal yükünü hayat boyu taşımak başka bir şey. Senin yaptığın şey aslında bir kopuş değil, sağlıklı bir ayrılma. Kendini gaddar gibi hissetmen çok anlaşılır ama yazdıklarına bakınca gördüğüm şey gaddarlık değil; sınır koyabilen bir yetişkin olmaya çalışman. Üstelik bunu yaparken hem kendi hayatını kuruyor hem de hâlâ elinden geldiğince ailene destek oluyorsun. Bu da aslında ne kadar vicdanlı biri olduğunu gösteriyor.
Bence şu an yaptığın şey hayatını yeniden dengelemek. Yıllarca tek başına yük taşıdıktan sonra insanın biraz nefes almaya ihtiyacı olması çok normal. Bu süreçte kendini suçlamak yerine, bugüne kadar başardığın şeyleri görmen çok daha adil olur.
Kısacası ben yazdıklarından çok güçlü, çok çalışkan ve çok farkında bir kadın görüyorum. Şu ana kadar kendi yolunu açmayı başarmışsın. Bundan sonrasında da hem akademik hayatında hem kişisel hayatında çok daha sağlam bir düzen kurabileceğine inanıyorum. Kendine biraz daha şefkatli olmayı hak ediyorsun.
 
Sizin adınıza üzüldüm anneniz adına daha da üzüldüm zira birine duygusal olarak bağımlı yaşamak korkunç . Ne yapın edin terapiye ikna edin teyzeleriniz vs araya girer mi bilmem.
 
Acımasızlık gibi görünecek olsa da buradaki en büyük acımasızlık kendine yaptığındır. Öncelikle annen böyle bir babadan boşanmakla başlamayıp dünyanın yükünü sana yıktıysa sen de ömür boyu bu yükü taşımak zorunda değilsin. 1 tane numunelik çocuk yapmışlar "yatırım" olarak. Biraz ağır bir tabir olacak ama üzgünüm. Sen kendine acı lütfen, kendini çek kurtar.
 
Anne baba çocuğuna verir çocuğundan almaz. Anne olmaya devam ettiğin sürece böyle geçecek dur demen lazım. Anne baban sen 29san o kadar da yaşlı değildir çalışmaları gerekiyor
 
Kâr zarar hesabı mecburi bıktık kaderini yazıp aglayanlardan biri anneniz .Tek teşekkür tek çocuk yapmaları .Onun dışında doğduğumuz evde kendi kaderinizi kendiniz yapmışsınız.Suyu akışa bırakın ne set çekmek nede suyla sürüklenmek ikiside uzak dursun.Bu saatden sonra anneye destekte ise yaramaz o psikolojik destek o güç o hayatı değiştirme enerjisi ve becerisi daha önceden yapılmalıydı Gitti o yıllar ve anlar.Siz size sorumlusunuz 29 yaşında evli mutsuz a takıldım ben.Belki siz o yöndeki halinizi iyi olma hali ile değiştirmek için harekete geçmelisiniz.Nedd olsa olduğu durumda kalmanın getirisini annenizde gördünüz
 
Uzak dursun diye anne ve babanıza demedim onlarin yükü onlara duvar olma hali uzak dursun yaslanmak için önce insana omuz verilir . Böyle olmaz
 
Anneniz kötü bir anne değil öncelikle bunu söylemek istiyorum. Anneniz gerçekten bunca zorluk içinde sizi meydana çıkaran tek ebeveyniniz. Zaman içerisinde ilişkiniz aşınmış annenizin de psikolojisi epey bir bozulmuş size son yıllarda yaptıkları kesinlikle hastalıklı ama anne-baba maalesef her zaman size lazım. Yaşadıklarınızın çok benzerini ama farklı bir versiyonunu deneyimlemiş biri olarak annenizle olan bağınızı kesinlikle onarmanız taraftarıyım yoksa bir parçanız her daim ona minnet duyarken bir parçanız ondan nefret eder, bir yanınızda da kocaman bir boşluk hissedersiniz. Maddi olan her şey geçici, allah sağlık hoş sohbet ve ağız tadı versin öncelikle.
 
Merhaba, kendinizi ne kadar güzel ifade etmişsiniz. Annenizle ilişkinizde kendimi gördüm bazı noktalarda. Bende annemle benzer bir bağa sahiptim, babamla karı-koca/eş ilişkisi yoktu. Annem ben doğduğum andan itibaren bana çok bağlı oldu, keza bende öyle. “Yaka iğnemsin” derdi hep. Hal böyle olunca, annenin tüm duygusal ihtiyaçlarını siz karşılamaya başlıyorsunuz, eş-çocuk- arkadaş bütün hepsi sizde birleşiyor. İnanılmaz büyük bir duygusal yüktür bu, hele de daha siz neyin farkında olduğunu anlayamacak kadar küçük olduğunuzda… Fakat bir noktada kendimizi öncelik olarak koymamız gerekiyor, bunu yapmak evet zor olabiliyor ama sizlerinde bir yuvası, hayatı var. Siz dile getirdikten ve sınırınızı çektikten sonra anlayıp anlamamak, kim olursa olsun, karşı tarafta kalan bir durum ne yazık ki. Biz ailemizin bir uzvu değiliz, her istedikleri yere savrulalım, istedikleri gibi davranalım. Hissettiğiniz buhranı anlayabiliyorum, hiç kolay değil, dışarıdan öyle yap böyle yap demesi kolaydır belki ama içinizdeki o suçluluk duygusu sizi kemirir durur. Annenize karşı hissettikleriniz çok anlaşılır.

Ancak inanın tünelin sonunda ışık var, zaman her şeyin ilacıdır, bazen uzaklaşmak ve akışa bırakmak iyi gelir. Annenizle ilişkinizin de yine zaman içerisinde çözüleceğini düşünüyorum ben ve içsel olarak rahatlayacaksınızdır, zaten yeteri kadar şeyle uğraşıyorsunuz, o yüzden canınızın ekstra sıkkın olduğunu tahmin edebiliyorum. Kendinizi iyileştirme yolunda olmanıza çok sevindim, güçlü ve olgun bir karakteriniz var, kendinize şefkatli davranmayı ve arada içinizdeki küçük kız çocuğunu tebrik etmeyi unutmayın, bu kadar şeyi başardığınız ve yol kat ettiğiniz için. Yüksek lisansınızı başarıyla tamamlamanızı dilerim…
 
Bu gecekonduyla bulunduğu bölge kıymetleneceği için ilgilenen müteahhitler ve inşaat şirketleri var. Ben de böyle bir şey olmasını çok istiyorum. Umarım anlaşırlar ve olur. Öyle bir durumda kiraya çıkmaları gerekirse, masrafları olursa daireler yapılana kadar bunları da biz karşılayacağız ama dert değil, bir daire kendilerine kalsa birini de kiraya verseler şimdiki hâllerinden çok daha iyi bir hâle gelirler. Yaşam koşulları iyileşince ve biraz paraları olunca rahatlarlar. Benim de maddi manevi yüküm azalır.
 
`