Annem Benden Ayrışamıyor


Onlar çok yaşlanmadan, sağlık sorunları ilerlemeden bu kentsel dönüşüm işini halletmeye çalışın. Olmazsa inşaat firmasıyla anlaşın, size iki apartman dairesi kadar para versinler siz şuanki müstakil evi verin onlara. Hem düzgün evde otururlar, hem güvenceleri olur ileride.

Sizin de kafanız rahat eder aile açısından. Şuan sizin de hem kendiniz hem anne-babanız için ister istemez diken üstündesiniz.
 
Annem ilginç bir şekilde uzun uzadıya dert anlatınca "Kızım bana dil döküyor, demek ki benim anlayışıma ihtiyacı var" diye düşünüp daha beter kapris yapan biri. Geçmişte ben de sayfalar dolusu yazar, aramızı düzeltmek için uğraşırdım. Olmazdı. İletişimi bu şekilde bıçak gibi kesmek de hoşuma gitmiyor ama dediğim gibi en doğru ve incelikli yol her neyse onu henüz bulamadım. Son cümlenize çok duygulandım. Çok sağ olun.


Çok teşekkür ederim. Böyle düşünmeyin ve kendi emeğinizi değersizleştirmeyin lütfen. Bilgi üretmek hangi koşulda yaşarsanız yaşayın zor. Umarım ağzınızın tadı bozulmadan bitirmeniz kısmet olur. Başarılar.


Haklısınız. Bunları düşünmeye çalışıyorum. Düşünmek zor oluyor, çoğu zaman düşünmekten kaçıyorum. Sanki babama yolladığım son 1000 TL'de, eve yaptığım son market alışverişinde bitecekmiş gibi geliyor. Bir sonraki ay bakarım, bir sonraki ay belki daha az para gider diye erteliyorum. Hiç vermemeye nereden, nasıl başlayacağım, nasıl yapacağım bilemiyorum. Kıt kanaat geçinen insanlar değiller, İstanbul'da toplam 36-27 bin TL para ile geçinmeye çalışıyorlar. Benden para almak dışında yapabilecekleri ne var ben de bilmiyorum ve bulamıyorum.
 

Hiç vermeyeceğiniz bir süreç olmayacak.

Benim aynı sizin durumunuzda bir tanıdığım var. Onun anne babası sizin ailenizin aksine tembellikten çalışmayıp, birde ellerinde ne var ne yok varsa satmak zorunda kaldılar ve şuan kiradalar. Kiralarını, faturalarını iki çocukları ödüyorlar. Büyük kız şuan 42 yaşında ay, kadıncağız artık çalışmaktan ağlıyor, bir tane çocuğu var, eşi de çok iyi biri ama yok kadının hayatı yok. Ne anneliğinin ne hayatının tadını asla çıkartamadı. Çünkü iki aileye bakıyor. Anne babası gayet dinç bu kızlarının bu halini görüyorlae eve bir çorba bile pişirmiyorlar, kendi torunlarını sadece parka götürüp getiriyorlar hoop bu kadar.

Siz şuan çocuk yokken, dinçken sağlığınız iyiyken ailenizle gerekirse kavga dövüş, o ev işini hallettirin.

Sizinkiler birde kirada değiller yine sizden bekliyorlar. Biraz dikkat etseler yetebilir harcamaları.
 

Bu arada gecekonduyu satınca paraları istanbul'a yetmezse gitsin yalova'da yaşasınlar. 3 milyona bile ordan düzgün ev bulurlar. Sakın evi satsınlar üstüne belki ben de para koyarım, aman aynı şehirde olalım diye düşünme duygusallaşıp.
 
anneniz taleplerini yollarken siz de ödemeleri ve yaptığınız tüm harcamaları gönderin.
annenize gidemezseniz görüntülü arayın ve işim var kapatıyorum deyip kısa tutabilirsiniz.

annenize ayrı üzüldüm ve kardeşleri kocasından boşanmasını da tavsiye etmemiştir belki ziyan oluşu ile mutlulardır. normal kardeş tavrı yok bu hikayede anlatılanlarda. anladığım kadının hayatında elle tutulur tek siz varsınız.

siz de yıpranmışsınız ve yorulmuşsunuz , yaradan kolaylaştırsın her şeyi. terk etme seçeneğinini seçmemeniz güçlü karakterinizden.

ölüm var annenizle konuşun. aracılar her şeyi pert edebilir. '' beni doğuran sensin ve doğurduğun da benim ve bağımız öldükten sonra kopmayacak, aramıza da hiçbir şey giremez. şimdi benim eşim de var ve ben hep senin yanındayım işlerden fırsat buldukça. anne yoruluyorum. dinlenmek isterken birlikte geçirdiğimiz zamanlar azalabilir ama sen beni anlarsın '' diye başlayabilirsiniz bence.

insanlara sorumluluk yüklemek ve yapacaklarına inandığınızı belli etmek motive ediyor ve karşı tarafın ayağına taş da olabiliyor. başarılar
 
Bu söylediğinize tamamen katılıyor muyum emin değilim ama sizinki gibi bir bakış açısına ihtiyacım varmış sanıyorum, teşekkür ederim. "No contact" benim becerebileceğim bir şey değil. Devletin değil toplumun birbirine baktığı bir ülkede yoksul büyümüş bir insanım. Haklı da olsam, aslında çözüm bu da olsa Batı'da refah içinde, insanlara değil devlete ve birey olarak ona sunulan fırsatlara güvenen bağımsız ve güçlü bir insan gibi düşünemem. İnsan ilişkileri ve kalıcı bağlar benim bam telim, koparır atarsam kendime acı çektiririm diye düşünüyorum.

Ayrıca karı koca çok iyi meslekleriniz var, basıp gitsenize yurtdışına?

Benim yurt dışında bir doktora bulmamı bekledik ama yakın zamanda bulamayacağım gibi görünüyor. Eşimin şirketi üzerinden gelecek yıl gideceğiz.

Anne-babamızı sevmek başka bir şey, onların duygusal yükünü hayat boyu taşımak başka bir şey. Senin yaptığın şey aslında bir kopuş değil, sağlıklı bir ayrılma.

Ben de böyle hissediyorum.


Çok tatlısınız, sağ olun.

Sizin adınıza üzüldüm anneniz adına daha da üzüldüm zira birine duygusal olarak bağımlı yaşamak korkunç . Ne yapın edin terapiye ikna edin teyzeleriniz vs araya girer mi bilmem.

Bir noktada annemle yeniden konuşmaya başlayacağız. Eteğimizdeki taşları dökeceğiz. Ben kendimi anlatmaya çalışacağım. Yukarıda yazdığım gibi, başka çözüm bulamazsam terapiye gitmesi için uğraşacağım.


Estağfurullah, birilerinin dışarıdan ne gördüğünü söylemesi için bu konuyu açtım. Teşekkür ederim.

Anne baba çocuğuna verir çocuğundan almaz. Anne olmaya devam ettiğin sürece böyle geçecek dur demen lazım. Anne baban sen 29san o kadar da yaşlı değildir çalışmaları gerekiyor

Annem 53, babam 57 yaşında. İki-üç yıl önce, ben tezimi bir türlü bitiremediğim ve şu anki kurumumda çalışmaya başlamadan önce kısa süre işsiz kaldığım için depresif bir dönemim oldu. Annem o dönemde evimize yakın bir kafede mutfakçı olarak çalışmaya başladı. Sürekli dışarıda sigara içmekten bronşit oldu. Hem teyzemler hâline çok üzülüp bana devamlı "Ablam çok kötü oldu, ablam gidecek vallahi" demeye başladılar hem de annem "Senin yüzünden bu yaşta çalışıyorum, hastalanıyorum sen bir tezini bile bitiremiyorsun sadece evde yatıyorsun, sevgilin çağırınca da gezmeye gidiyorsun" diye kavga çıkarmaya başladı. Ben bu işimi bulunca maddi durumları düzelttim ve işten çıktı. Babam deseniz en son beş yıl önce çalıştığı işinden kanser olunca ayrıldı, 2-3 aylık kısa bir tedavi görüp iyileşti ama iyileştikten sonra bir daha hiç doğru düzgün iş aramadı ve mesleğine dönmedi.
 
29 yaşında evli mutsuz a takıldım ben.Belki siz o yöndeki halinizi iyi olma hali ile değiştirmek için harekete geçmelisiniz.Nedd olsa olduğu durumda kalmanın getirisini annenizde gördünüz

Mutsuz derken anne-babamı kastediyordum. Kendimi yanlış ifade etmişim. Benim cıvıl cıvıl, neşeli ve huzurlu bir evliliğim var. Bu kadar çok çalışırken, doktora başvurularımdan ret üstüne ret alırken, öğrencilerle-velilerle-akademideki insanlarla uğraşırken benim en büyük destekçim hep eşim oluyor. Keyfimi, sağlığımı, rahatımı düşünüyor. Bir şeye canım sıkıldı mı iki kadeh birlikte içiyoruz. Vakit bulduk mu beş dakika balkonda çay-kahve içip rahatlıyoruz. Yoksa bu kadar sakin sakin yazamazdım herhalde buraya.

Bunun dışında dediklerinizde haklısınız. İnsanın kendi mutsuzluğuna saplanmasının bir yararı yok.


Anneme çok çok kızgınım ama galiba içimde sizin sözlerinizi duymak isteyen bir taraf da varmış. Okurken gözlerim doldu. Sağ olun.

Çok teşekkür ederim. Yüksek lisans bitti, doktoraya kabul alayım ve bitireyim inşallah diye döndürüyorum duanızı. :)
 
Annenizle düzeleceğinizi sanmıyorum. Eski toprak bildiğini okur. Belki bir kaç ay düzelir ama işin içinde maddi çıkar da olduğu için ne diyeceğim bilemedim.
Size kolaylıklar diliyorum.
 


Biz zaten yurt dışına yerleşeceğiz. Onların da böyle bir piyango vurursa Ağva tarafına taşınma planları var. Ben daraldıkça böyle bir şeyin olduğunu, çok rahatlayacağımı hayal ediyorum.


Annemin boşanamamasının birçok nedeni var. Babasını erken yaşta kaybetmiş, çok kalabalık bir ailede yokluk içinde büyümüş. Anneannem bekarlığında da sert ve sevgisiz bir kadınmış. Evlendikten sonra da annem babamı her terk etmeye çalıştığında gidecek başka yerimiz olmadığı için ona gittik. Orada olmadı, yapamadık. Annem de boşanmış bir kadın olarak ne yapacağını kestiremedi, karakteri buna uygun değildi sanıyorum. Her denemesinde en nihayetinde babamı yeğledi ve geri döndük. Ayrılmadılar.

Annemle sizin tavsiye ettiğiniz şekilde derdimi anlatarak konuşmaya çalıştığım çok oldu. Yukarıda bahsetmiştim. Ekim ayında babamın anjiyosu için eşimin kardiyolog arkadaşı ile hoca, yatak, medikal malzeme diye koşturuyorum. İşlerimi tam da istediğim şekilde ayarlayamadım. Babamın yatışında hastaneye gidecektim, ameliyatını bekleyecektim ama iki-üç gün sonra hastaneden taburcu olurken onları almaya gidemeyecektim. Eve ikisi döneceklerdi. Anneme telefonda "Taburculuğa gelemeyeceğim, biraz hayırsız evlat olacağım" diye şaka yaptım. Annem de "Biz hayırsız evlat olmana alıştık artık sıkıntı yok" diye şakayla karşılık verdi. O lafı çok ağrıma gittiği için telefonda hüngür hüngür ağlamaya başladım. Planladığım bir şey de değildi, kendiliğinden oldu. Aynı böyle tarif ettiğiniz gibi uzun uzun anlattım. Ne kadar yorulduğumu, nefes alamadığımı, geleceğimi göremediğimi, çok uğraştığımı ama yaranamadığım için iyice kötü olduğumu saydım döktüm. Ağlarken sesim kısılmaya başladı, öyle diyeyim. :) Annem çok üzüldü, özür diledi. Bayağı samimi şekilde "Özür dilerim annecim, anlamadım annecim" dedi durdu ama biz hiç abartmıyorum birkaç hafta sonra gene küstük. Eşim o zamanlarda benimle "Annenle iki seçeneğin var, ya aranız kötü ya da aranız iyi ama kantardasın seni tartıyor" demişti. Bir süre tam böyle gittik. En sonunda ben kantarda tartılmaktan bıkıp konuşmayı kestim. Üzülüyorum, vicdanım sızlıyor, bazen rüyamda annemin öldüğünü görüyorum ama tekrar kantarda tartılarak yaşamaya başlamak da istemiyorum.
 
Sizinkiler birde kirada değiller yine sizden bekliyorlar. Biraz dikkat etseler yetebilir harcamaları.

Ben de öyle düşünüyorum. Oturdum hesapladım. Son bir ayda eve market alışverişi, kedilerin maması ve kumu (evde benim bekarken sahiplendiğim, annemlerde bıraktığım iki kedimiz var), bahçeye boya-vernik gibi malzemeler ve yolladığım nakit parayı topladım. 30 bin TL'yi bulmuş. Bir asgari ücreti geçiyor.

Evin ihtiyacı tam da bu kadar değilmiş. Mesela mama ve kumları boşuna sipariş etmişim. Geçen ay gönderdiklerimin bile paketi açılmamış. Babam laf arasında söyledi. Babama üst üste gönderdiğim paralar aslında her gönderdiğimde son kuruşuna kadar harcanmıyormuş. Bitmese de istiyormuş, birazını hesabında biriktiriyormuş. Bugün laf arasında çıkan bir masrafı bana anlatırken yine farkında olmadan söyledi. Bu bahsettiğim masraf da annemin hem kendi tarafından hem babamın tarafından neredeyse herkesi iftara çağırması yüzünden çıkan masraf. Bazı market alışverişlerimi o iftarlar için yapıyorum. Yani evde yiyecek içecek bir şey olmadığı için değil, gelecek misafire 1.5 kg kuzu eti lazım olduğu için alışveriş yapıyorum ben.

Ben freelancer çalışan biriyim. Ders verdikçe para kazanıyorum. Benim cebimden onlara giden para böyle dağ olunca daha çok panik oluyorum, daha çok ders anlatmaya, daha çok kazanmaya çalışıyorum. Böyle olunca daha az hayatım kalıyor. Haftaya bayramda eve gidebilmek için bazı derslerimi yapmayacağım. Normalde bazı öğrencilerim yurt dışında yaşıyor. Onlara bayram-seyran yok, istesem ders yaparız ve daha çok kazancım olur ama bayramın ikinci günü bari eve gideyim diye yapmıyorum. Onda bile bayramın birinci günü gitmediğim için annemin bana bir kere daha küseceğini biliyorum.
 
eğer ebeveynlerinizle ilişkinize bir mesafe koymayı başaramazsanız zamanla evliliğiniz de sarsılır.
ve ilk olarak ailenize maddi yardımda bulunmayı sonlandırın.
 

Başkası yapsa bunu maalesef seni enayi yerine koyuyorlar derdik. Ailen olunca enayi yerine koyuyorlar yazamıyoruz maalesef. Ama ailen seni resmen kullanıyor.

Kirası olmayan bir çift için ekstra 30 bin çok para. Yani bahsettiğin şeyler ihtiyaç değil. Bence bundan sonra birkaç kez biz de çok sıkışığız, ne yapacağız bilmiyorum, kredi borcuna girdik gibi şeylersen bahset.

Tamam sen sabahın köründe işe başlayan satış elemanı değilsin, ama yani senin de işin iş, verdiğin emek yine emek. Sen ağaçtan parayı toplamıyorsun.

Çok üzücü ailenin tavrı.
 
Okurken benim kalbim kırıldı defalarca. Bunlar normal değil arkadaşım. Çok affedersiniz ama hem maddi hem manevi inek gibi sağılıyorsunuz. Anne babaya hürmet bu değil. Bu resmen suistimal hem de dibine kadar.

Kusura bakmayın. Siz erkek olsanız, eşiniz burada konu açsa sitenin yarısı ona "boşan, kendini ailesine bu kadar adamış insanla olmaz" derlerdi.

Eşinizi geçin, sizin evlilik ve annelik için sabıra enerjiye ihtiyacınız var. Bunlar gençlikte sonsuz gibi görünür ama bardak doldu mu taşar geri dönüşü olmaz. Siz sabır ve enerji hakkınızı çok erken dolduruyorsunuz.
 

Kocası dünya iyisi bile olsa, sonuçta bir noktada bu durumdan hoşnut kalmayacak. Şuan gözüne batmıyordur adamın. Çünkü eşinin ailesinin hem maddi hem duygusal yükü gölge gibi evlerinin üzerinde. Hani maddiyata göz yumulur ama yazık günah kendi kızlarını üzüyorlar adam da eşi için üzülür bir noktadan sonra eşinin ailesinden soğur.
 
bu ilişkide veren taraf sizsiniz ve siz devam ederken yaptıklarınızı takdir etmeleri gerekirdi.

bence içinize hiçbir şeyi atmayın sakın. kırıldığınızda söyleyin, yorulduğunuzda söyleyin. 5 klonunuz yok ki her yerde olsunlar. insan yetişemez her şeye.

sizi anlayacakları güne kadar iletişimle ya da iletişimsizlikle tavırlarınızla yansıtın hislerinizi.

bu ilişkiler hep süper olamaz ama sizin de manevi desteğe ihtiyacınız var. bir de annenizin bir gönüllü işi gibi bir şeye ya da kursa katılma imkanı var mı? belki öyle bir meşguliyet de iyi gelebilir annenize. farklı bir hayatı nefes aralığı olduğunu görebilir belki.

kimse size madalya takmayacak bu kadar fedakarlığınız için ama inşallah sizi en çok anlaması gereken anneniz ve yakın çevreniz anlar hep. ışığınız çoğalsın güzelliklerle
 
Konudaki sıkışmışlığınızı anlıyorum, zor bir hayattan kendi çabanızla kurtulmuşsunuz, güçlü bir karakter olduğunuz için kendi yolunuzu çizmişsiniz, sizi içtenlikle tebrik ediyorum. Ancak yine de, belki de yeni sayılabilecek bir anne olduğum için bu hikayede ben en çok annenize üzüldüm.

Annesi tarafından sevgi görmemiş, babayı zaten doğru düzgün görmemiş, muhtemelen ilk yıllar hariç kocasından da sevgi görmemiş. O yüzden bu hayatta sizi çok sevmiş, size tutunmuş. Kimseye nazlanamadığı için size nazlanmış, gönül koymuş, istemiş ki onun da önceliği siz olun. E eski türk kadınlarının durumu malum, ne okuyabilmiş, ne meslek sahibi olabilmiş, kocasından bile ayrılamamış kaç kere geri dönmüş, onun alkolünü sorumsuzluklarını çekmiş. Bu şekilde büyüyen bir insan zaten sağlıklı bir ilişki kurabilse sürpriz olurdu. O yüzden benim içime çok dokundu yaşadıkları.

Bunların hiç birinin sorumlusu siz değilsiniz tabi ki, fersah fersah fazlasını yapmışsınız size verdiklerinin, ama yine de belki bir dahakine size bir şey dediğinde, üzüldüğünüzde çok küçük aklınıza gelirse bunlar, zamanla belki biraz daha alttan alıp hem kendinizi strese sokmamayı, hem de annenizi kırmamayı başarabilirsiniz. Hemen olmaz belki ama deneye deneye.

Babam vefat edeli 15 sene oldu, hala küçük şeyler bile içimi acıtıyor, keşke şunu da yapsaydım, keşke bunu demeseydim, keşke şunda daha fazla yanında olabilseydim diye. Allah gecinden versin, bir gün gidecekler, o gün geldiğinde keşkeleriniz daha az olur bu şekilde.
 
Böyle bir anneyi bıraktım geldim doğuda işim de var eşim de var mutluyum huzurluyum eğer bir gün elden ayaktan düşerse kapım açık ama o vakte kadar yılda birkaç günden fazlan görüşmeyelim mümkünse modundayim 2-3 günde bir ararım ya da o arar 2-3 dk konuşuruz kafi
 
tilkinin döneceği yer kürkçü dükkanıdır
 
Yanlış anlamadıysam anne ve baba ikisi de emekli maaşı alıyor ve kira vermiyorlar. kendileri nasıl geçinemiyor bu parayla? o kısmı anlamadım gerçekten. İftara misafir için 1,5 kg kuzu alınmış kısmı ironi sanırım fakirlikten gelen bir ailenin iftar için böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Bence siz aileye para göndermeyi bırakın artık siz çalışmadan önce 20küsür sene nasıl geçniyorlarsa aynı şekilde geçinmeye devam etsinler.
 
`