- Katılım
- 27 Ekim 2025
- Mesajlar
- 2.105
- Emoji Skoru
- 7.569
- Puanlar
- 73
Bu gecekonduyla bulunduğu bölge kıymetleneceği için ilgilenen müteahhitler ve inşaat şirketleri var. Ben de böyle bir şey olmasını çok istiyorum. Umarım anlaşırlar ve olur. Öyle bir durumda kiraya çıkmaları gerekirse, masrafları olursa daireler yapılana kadar bunları da biz karşılayacağız ama dert değil, bir daire kendilerine kalsa birini de kiraya verseler şimdiki hâllerinden çok daha iyi bir hâle gelirler. Yaşam koşulları iyileşince ve biraz paraları olunca rahatlarlar. Benim de maddi manevi yüküm azalır.
Annem ilginç bir şekilde uzun uzadıya dert anlatınca "Kızım bana dil döküyor, demek ki benim anlayışıma ihtiyacı var" diye düşünüp daha beter kapris yapan biri. Geçmişte ben de sayfalar dolusu yazar, aramızı düzeltmek için uğraşırdım. Olmazdı. İletişimi bu şekilde bıçak gibi kesmek de hoşuma gitmiyor ama dediğim gibi en doğru ve incelikli yol her neyse onu henüz bulamadım. Son cümlenize çok duygulandım. Çok sağ olun.Anneniz karsilikli konusmayla bunu anlayacak bir insan degilse yazın. Yazdiginizi birkac kez okuma imkani da var, konuşmak gibi degil.
Siz kendinizi, nasil hissettiginizi ve ne beklediginizi acikca belirttiginiz halde anneniz bunlara uyma derdinde degilse de iliskiyi surdurmek icin caba harcamayin. Insan iliskileri tek tarafli cabayla yurumuyor. Anne-evlat bile olsa. Yetiskin bir kadinsiniz ve yetiskin gibi davranilmayi hak ediyorsunuz.
Annenizin de acilen tedavi olması lazım.
Yaptıklarınızı çok takdir ettim ve özendim doğrusu. El bebek gül bebek büyümeme ve düşüneceğim tek şeyin yüksek lisansım olmasına rağmen halaaa bitiremedim. Tebrik ederim sizi.
Bana kalırsa sizin sorunlarınız anne-babanızın maddi yükü ve annenizin sorunu olarak ikiye ayrılmalı. Ve çözülmesi gereken şey anne babanızın maddi yükü. İş mi kurarlar iş mi yaparlar bilemem, ev mi satılır yenisi mi alınır bilemem, ama bunlar iyice yaşlanmadan bir çözüm bulmak gerek. Yanılmıyorsam tek çocuksun, şuan sağlığın iyi hayatın işin müsait iyi gelirin var ama yarın için senin de hiçbir şeyinin garantisi yok. Yarın sen de 40-50 olacaksın, bi yerin ağrayacak, çocuğun olsa onun kreşi-okulu masrafı olacak, belki izin alacaksın o dönem maddi zorluk çekeceksin. Ailen sana güvenerek bencillik yapıyorlar.
Annen de bir uğraş bulursa sana olan ağır ilgisini azaltır. Duygusal açıdan en azından sana karşı suçlayıcı davranmaz.
Hiç vermemeye nereden, nasıl başlayacağım, nasıl yapacağım bilemiyorum. Kıt kanaat geçinen insanlar değiller, İstanbul'da toplam 36-27 bin TL para ile geçinmeye çalışıyorlar. Benden para almak dışında yapabilecekleri ne var ben de bilmiyorum ve bulamıyorum.
Annem ilginç bir şekilde uzun uzadıya dert anlatınca "Kızım bana dil döküyor, demek ki benim anlayışıma ihtiyacı var" diye düşünüp daha beter kapris yapan biri. Geçmişte ben de sayfalar dolusu yazar, aramızı düzeltmek için uğraşırdım. Olmazdı. İletişimi bu şekilde bıçak gibi kesmek de hoşuma gitmiyor ama dediğim gibi en doğru ve incelikli yol her neyse onu henüz bulamadım. Son cümlenize çok duygulandım. Çok sağ olun.
Çok teşekkür ederim. Böyle düşünmeyin ve kendi emeğinizi değersizleştirmeyin lütfen. Bilgi üretmek hangi koşulda yaşarsanız yaşayın zor. Umarım ağzınızın tadı bozulmadan bitirmeniz kısmet olur. Başarılar.
Haklısınız. Bunları düşünmeye çalışıyorum. Düşünmek zor oluyor, çoğu zaman düşünmekten kaçıyorum. Sanki babama yolladığım son 1000 TL'de, eve yaptığım son market alışverişinde bitecekmiş gibi geliyor. Bir sonraki ay bakarım, bir sonraki ay belki daha az para gider diye erteliyorum. Hiç vermemeye nereden, nasıl başlayacağım, nasıl yapacağım bilemiyorum. Kıt kanaat geçinen insanlar değiller, İstanbul'da toplam 36-27 bin TL para ile geçinmeye çalışıyorlar. Benden para almak dışında yapabilecekleri ne var ben de bilmiyorum ve bulamıyorum.
anneniz taleplerini yollarken siz de ödemeleri ve yaptığınız tüm harcamaları gönderin.Merhabalar,
29 yaşında evli bir kadınım. Mutsuz ancak boşanamamış, alt-orta sınıftan gelen bir anne-babanın tek çocuğu olarak büyüdüm. Babam alkol bağımlılığı ve öfke kontrol bozukluğu olan, şiddete eğilimli biriydi. Mesleğinde başarılı olsa da sorumluluk sahibi olmadığı ve insan ilişkilerini çabuk bozduğu için devamlı olarak işsiz kalır, piyasadan el-ayak çeker ve bize parasızlık çektirirdi. Annem işe girer, mesleği olmadığı için beden emeğiyle yapılacak bir sürü işte dayanabildiği kadar çalışır ve ancak borç harçla da olsa evimizi döndürecek kadar gelir getirirdi. Babam yeni bir iş bulup durumu düzeltince çıkar, bu döngü babam tekrar işsiz kalınca başa sarardı. 30 yıllık evlilikleri böyle sadece suyun üstünde kalmaya çalışarak geçtiği için mal ve mülk edinemedik, birikim yapamadık. Şimdi dedemden kalma bir gecekonduda, kira ödemeden, yalnızca en düşükten yatan emekli maaşlarıyla geçinmeye çalışıyorlar.
Ben neredeyse kendi emeğimle üniversite bitirdim ve yüksek lisans yaptım. Lisede yazları konfeksiyonda işçi olarak çalıştım. Üniversitede özel ders verdim, küçük dershanelerde öğretmenlik yaptım. Yüksek lisansımı yaparken yurt dışı eğitim ve danışmanlık sektöründe ders verdim, yayınevlerinde kitap çevirmenliği yaptım. Şu an doktoraya hazırlanıyorum, bu saydığım işleri yapmaya ve gelir elde etmeye devam ediyorum.
Üniversiteye başlayana kadar annemle, terapistimin deyimiyle "yapışıklık ilişkisi" içinde yaşadık. Babamla yaşamanın yoruculuğunu ve zorluğunu beni çok severek, bana çok bağlanarak atlatmaya çalıştı. Üniversiteyi şehir dışında okuyacağım zaman o şehre taşınmak, babama da kendine de orada iş bulmak, ev tutmak için uğraştı. Olmayınca kendi şehrimizde üniversite kazanamadığım için beni suçladı. O döneme kadar annemden ayrılmak benim için de başıma gelecek en travmatik şeylerden biriydi, öyle alışmıştım. Bağımsız ve mutlu olabileceğimi üniversitede kendi paramı kazanıp, rahatça okuluma gidip, kendi evimde tek başıma yaşarken fark ettim. En mutlu yıllarım arasında hâlâ üniversite yıllarım başta gelir.
Okul bittikten sonra ailemin evine geri döndüm. Yüksek lisansa ve yukarıda saydığım işlerde çalışmaya burada, onların yanında başladım. Özellikle yabancı dil bilgimin, öğrencilerle iletişimimin ve sorumluluk alma kapasitemin iyi olması nedeniyle sektörümde iyi bilinen, genellikle hep birkaç kurumla birden çalışan ya da kurumlar dışında özel dersler de verip iyi kazanan biri oldum. Bu dönemde özellikle maddi olarak elimden geldiğince eve katkıda bulundum.
Annemle üniversite okurken verdiğimiz aranın bizi birbirimizden bağımsızlaştıracağını düşünmüştüm. Tersine, eve ekmek getiren, bağımlılığı olmayan, sorumluluk sahibi ve sevgi dolu bir yetişkin olduğum için, yine terapistimin tabiriyle "annemin kocası rolünü" ikâme etmeye başlamışım. Yapışıklığımız daha da arttı. Ben artık 20'lerimin sonlarında olduğum ve buna hiç tahammülüm kalmadığı için anneme karşı hırçın davranmaya, beni fazla sıktığında iyice onu üstümden atmaya başladım. Bu dönemde çok yıkıcı kavgalar ettik. Babam annemin üzerinde hiçbir etkisi olmadığı için aramıza giremedi, biz onun gözünün önünde birbirimizi hırpalamaya devam ettik.
Ben o dönemlerde, bir şekilde evlendiğimde bu durumun kendiliğinden çözüleceğini umut ettiğim için bu sağlıksız ilişkiyi en doğru nasıl iyileştiririm diye eni konu düşünmedim. Daha çok kendi dayanıklılığımı arttırmanın, bu sayede hayatımı yoluna koymanın derdindeydim.
6 ay önce evlendim. Evlendiğimden beri, durum neredeyse hiç değişmedi. Ben gündüzleri yüksek lisansımı yaptığım okuldaki hocalarımla yaptığımız çalışmalarla, yayınlarla uğraşıyor ve doktora başvurularım için mesai harcıyorum. Akşamları ve hafta sonları çalıştığım kurumda ders veriyorum. Yaz tatiline kadar neredeyse hiç dinlenmeden çalışacağım bir sürecin içindeyim. Yüksek lisans yaparken ev için fazla fazla çalıştığım, onlara maddi sıkıntı yaşatmamak için çok fazla mesai yaptığım için yüksek lisansın hem ders hem tez süreci çok uzadı ve çok az kaliteli akademik çalışma yürüttüm. Evlenirken tüm masrafları eşimle birlikte karşıladık. O sırada ben hâlâ anne ve babamın bozulan eşyalarının yenisini alıyor, taksit ödüyor, evin masraflarını görmeye devam ediyordum. Düğünden bir hafta önce babamın kalp damarlarında tıkanıklık olduğunu öğrendik, eşimin en yakın arkadaşlarından biri kardiyolog olduğu için düğünden sonra onun desteğiyle iyi bir hocaya ameliyat oldu, şu anda çok iyi ama bu süreçlerde bütün maddi yükü anneme babama haber vermeden ben tek başıma üstlendim ve düğün borçlarımızın üzerine bir de bu eklendi. Bir yerde yetişemedim ve kredi çekmek zorunda kaldık. Eşimle buna rağmen kendi evimizi geçindiriyoruz. O da yazılımcı olduğu için benim gibi emeği piyasada şimdilik kıymet görüyor. Kendimizi geçindirmenin üstüne borçlarımızı ödüyor, aileme düzenli maddi destek oluyor ve düğün takılarımıza dokunmadığımız gibi olabildiğince kenara para atabiliyoruz. Tabii yazdığım gibi, böyle olabilsin diye çok çalışıyoruz. Özellikle ben çok çalışıyorum.
Annemse ben evlendiğimden beri, onu terk etmediğimi, ondan vazgeçmediğimi göstermem için beni zorluyor. Sürekli bana gelmek istiyor ya da benim onlara gitmemi, hep "sürpriz yapmamı", "Anneciğim ben geldim" dememi bekliyor. Ben markete bile gidecek vaktim olmadığı için aylardır işe gitmek haricinde evden dışarı çıkmıyorum. Bunu anneme anlatamıyorum. Babama anlatsam da dediğim gibi, onun annemin duygularına bir etkisi yok. Bir bakıma kendisi aramızdaki bu sorunun kaynağı da zaten, o yüzden çözmesini beklemiyorum. Babamın da ayrıca çok çalıştığım için bana üzüldüğünü sanmıyorum. Beni genellikle formaliteden kısaca hâlimi hatrımı sormak ve para istemek için arıyor. Ona da oturup detaylı detaylı ne durumda olduğumu, ne kadar yorulduğumu anlatmıyorum. Teyzemlerle ara sıra görüşebildiğimiz zaman onlara günümün nasıl gittiğini anlatınca bir bakışta ne kadar hırpalandığımı anlıyorlar ama niyeyse (hakikaten bunun sebebini anlamıyorum) anneme hiçbir şey söylemiyorlar. Annem bana kızdığı, kavga çıkardığı ya da bana küstüğü zaman anneme hak veriyorlar.
Bizim evliliğin ilk ayında ayrıl-barış, kavga-dövüş giden ilişkimiz benim en sonunda annemden özür dilemeyi kendime yediremeyip aramayı tümden kesmemle kendi kendine temelli bir ayrılığa evrildi. Annem bana bu sürede iki kere İnstagram'dan reels gönderdi. Biri "evlatlar annelerin elini bırakır" gibi caption'ların geçtiği, dramatik bir reels'ti. İkincisinde de "bazı insanlar sizi kırdıktan sonra kırıldığınız için özür dilemenizi beklerler, bu o insanların sadece kendimi önemsiyorum deme şeklidir" gibi bir şey yazıyordu. İkisine de cevap vermedim. Ara ara babamdan evde kavga ettiklerini, bazen babama benimle görüştüğü ve benden para aldığı için kızdığını duyuyorum. Bazense tersine, babam aracılığıyla benden bir şeyler istiyor, Trendyol ya da market siparişi verdiriyor. Bu kadar.
Bayramda eve gideceğim, gitmek istemiyorum. Annemi özlemiyorum veya kendimi suçlu hissetmiyorum. Hatta bu kadar çok çalıştığım için, hayatta istediğim her şeye ulaşmak için hep iki üç kat fazladan çaba harcamak ve çırpınmak zorunda kaldığım için, dinlenip eğlenmeye vaktim ve enerjim olmadan yaşadığım için benim onları suçlamam gerekirken annemin yavuz hırsızın ev sahibini bastırması misali beni bastırması düşününce beni iyice ondan soğutuyor. Kendimi gaddar hissediyorum ama garip bir şekilde gaddarlık bana bir iç huzuru getiriyor. Kendimi suçlamayınca, üzülmeyince, hep annemi yatıştırmaya çalışmayınca hayatımın geri kalan kısımları daha baş edilebilir, hatta çok çok daha kolayca baş edilebilir hâle geldi. Annemden ayrışınca rahatladım. Bunu düşündüğüm için biraz suçlu hissediyorum ama bu yolun geri dönüşü yok. Biz bu sağlıksız ilişkiyi kırıp döküp yerine yenisini yapmadığımız sürece eskisi gibi olmayacağız.
Buna nereden başlayacağımı bilmiyorum. Tavsiyelerinize açığım.
Bu söylediğinize tamamen katılıyor muyum emin değilim ama sizinki gibi bir bakış açısına ihtiyacım varmış sanıyorum, teşekkür ederim. "No contact" benim becerebileceğim bir şey değil. Devletin değil toplumun birbirine baktığı bir ülkede yoksul büyümüş bir insanım. Haklı da olsam, aslında çözüm bu da olsa Batı'da refah içinde, insanlara değil devlete ve birey olarak ona sunulan fırsatlara güvenen bağımsız ve güçlü bir insan gibi düşünemem. İnsan ilişkileri ve kalıcı bağlar benim bam telim, koparır atarsam kendime acı çektiririm diye düşünüyorum.Çünkü başlarına kalır diye korkuyorlar. Anneniz yapıştı mı çıkmayanlardan. Kendilerine yapışır diye korkuyorlar. Anneniz gibi bencil oldukları için sizin sıkıntı çekmenizi umursamıyorlar. Ve hatta başarılı olmanızı kıskandıklarına eminim.
Ayrıca karı koca çok iyi meslekleriniz var, basıp gitsenize yurtdışına?
Anne-babamızı sevmek başka bir şey, onların duygusal yükünü hayat boyu taşımak başka bir şey. Senin yaptığın şey aslında bir kopuş değil, sağlıklı bir ayrılma.
Ay size yazık ya cidden kıyamam. İnşallah bir an önce duze çıkar daha az çalışır hayatın tadını çıkarmaya başlarsınız eşinizle.
Ben bile okurken kıyamadım anneniz nasıl kiyiyor cidden acimasi yok demek ki.
Sizin adınıza üzüldüm anneniz adına daha da üzüldüm zira birine duygusal olarak bağımlı yaşamak korkunç . Ne yapın edin terapiye ikna edin teyzeleriniz vs araya girer mi bilmem.
Acımasızlık gibi görünecek olsa da buradaki en büyük acımasızlık kendine yaptığındır. Öncelikle annen böyle bir babadan boşanmakla başlamayıp dünyanın yükünü sana yıktıysa sen de ömür boyu bu yükü taşımak zorunda değilsin. 1 tane numunelik çocuk yapmışlar "yatırım" olarak. Biraz ağır bir tabir olacak ama üzgünüm. Sen kendine acı lütfen, kendini çek kurtar.
Anne baba çocuğuna verir çocuğundan almaz. Anne olmaya devam ettiğin sürece böyle geçecek dur demen lazım. Anne baban sen 29san o kadar da yaşlı değildir çalışmaları gerekiyor
29 yaşında evli mutsuz a takıldım ben.Belki siz o yöndeki halinizi iyi olma hali ile değiştirmek için harekete geçmelisiniz.Nedd olsa olduğu durumda kalmanın getirisini annenizde gördünüz
Anneniz kötü bir anne değil öncelikle bunu söylemek istiyorum. Anneniz gerçekten bunca zorluk içinde sizi meydana çıkaran tek ebeveyniniz. Zaman içerisinde ilişkiniz aşınmış annenizin de psikolojisi epey bir bozulmuş size son yıllarda yaptıkları kesinlikle hastalıklı ama anne-baba maalesef her zaman size lazım. Yaşadıklarınızın çok benzerini ama farklı bir versiyonunu deneyimlemiş biri olarak annenizle olan bağınızı kesinlikle onarmanız taraftarıyım yoksa bir parçanız her daim ona minnet duyarken bir parçanız ondan nefret eder, bir yanınızda da kocaman bir boşluk hissedersiniz. Maddi olan her şey geçici, allah sağlık hoş sohbet ve ağız tadı versin öncelikle.
Ancak inanın tünelin sonunda ışık var, zaman her şeyin ilacıdır, bazen uzaklaşmak ve akışa bırakmak iyi gelir. Annenizle ilişkinizin de yine zaman içerisinde çözüleceğini düşünüyorum ben ve içsel olarak rahatlayacaksınızdır, zaten yeteri kadar şeyle uğraşıyorsunuz, o yüzden canınızın ekstra sıkkın olduğunu tahmin edebiliyorum. Kendinizi iyileştirme yolunda olmanıza çok sevindim, güçlü ve olgun bir karakteriniz var, kendinize şefkatli davranmayı ve arada içinizdeki küçük kız çocuğunu tebrik etmeyi unutmayın, bu kadar şeyi başardığınız ve yol kat ettiğiniz için. Yüksek lisansınızı başarıyla tamamlamanızı dilerim…
Onlar çok yaşlanmadan, sağlık sorunları ilerlemeden bu kentsel dönüşüm işini halletmeye çalışın. Olmazsa inşaat firmasıyla anlaşın, size iki apartman dairesi kadar para versinler siz şuanki müstakil evi verin onlara. Hem düzgün evde otururlar, hem güvenceleri olur ileride.
Sizin de kafanız rahat eder aile açısından. Şuan sizin de hem kendiniz hem anne-babanız için ister istemez diken üstündesiniz.
Bu arada gecekonduyu satınca paraları istanbul'a yetmezse gitsin yalova'da yaşasınlar. 3 milyona bile ordan düzgün ev bulurlar. Sakın evi satsınlar üstüne belki ben de para koyarım, aman aynı şehirde olalım diye düşünme duygusallaşıp.
anneniz taleplerini yollarken siz de ödemeleri ve yaptığınız tüm harcamaları gönderin.
annenize gidemezseniz görüntülü arayın ve işim var kapatıyorum deyip kısa tutabilirsiniz.
annenize ayrı üzüldüm ve kardeşleri kocasından boşanmasını da tavsiye etmemiştir belki ziyan oluşu ile mutlulardır. normal kardeş tavrı yok bu hikayede anlatılanlarda. anladığım kadının hayatında elle tutulur tek siz varsınız.
siz de yıpranmışsınız ve yorulmuşsunuz , yaradan kolaylaştırsın her şeyi. terk etme seçeneğinini seçmemeniz güçlü karakterinizden.
ölüm var annenizle konuşun. aracılar her şeyi pert edebilir. '' beni doğuran sensin ve doğurduğun da benim ve bağımız öldükten sonra kopmayacak, aramıza da hiçbir şey giremez. şimdi benim eşim de var ve ben hep senin yanındayım işlerden fırsat buldukça. anne yoruluyorum. dinlenmek isterken birlikte geçirdiğimiz zamanlar azalabilir ama sen beni anlarsın '' diye başlayabilirsiniz bence.
insanlara sorumluluk yüklemek ve yapacaklarına inandığınızı belli etmek motive ediyor ve karşı tarafın ayağına taş da olabiliyor. başarılar
Sizinkiler birde kirada değiller yine sizden bekliyorlar. Biraz dikkat etseler yetebilir harcamaları.
Ben de öyle düşünüyorum. Oturdum hesapladım. Son bir ayda eve market alışverişi, kedilerin maması ve kumu (evde benim bekarken sahiplendiğim, annemlerde bıraktığım iki kedimiz var), bahçeye boya-vernik gibi malzemeler ve yolladığım nakit parayı topladım. 30 bin TL'yi bulmuş. Bir asgari ücreti geçiyor.
Evin ihtiyacı tam da bu kadar değilmiş. Mesela mama ve kumları boşuna sipariş etmişim. Geçen ay gönderdiklerimin bile paketi açılmamış. Babam laf arasında söyledi. Babama üst üste gönderdiğim paralar aslında her gönderdiğimde son kuruşuna kadar harcanmıyormuş. Bitmese de istiyormuş, birazını hesabında biriktiriyormuş. Bugün laf arasında çıkan bir masrafı bana anlatırken yine farkında olmadan söyledi. Bu bahsettiğim masraf da annemin hem kendi tarafından hem babamın tarafından neredeyse herkesi iftara çağırması yüzünden çıkan masraf. Bazı market alışverişlerimi o iftarlar için yapıyorum. Yani evde yiyecek içecek bir şey olmadığı için değil, gelecek misafire 1.5 kg kuzu eti lazım olduğu için alışveriş yapıyorum ben.
Ben freelancer çalışan biriyim. Ders verdikçe para kazanıyorum. Benim cebimden onlara giden para böyle dağ olunca daha çok panik oluyorum, daha çok ders anlatmaya, daha çok kazanmaya çalışıyorum. Böyle olunca daha az hayatım kalıyor. Haftaya bayramda eve gidebilmek için bazı derslerimi yapmayacağım. Normalde bazı öğrencilerim yurt dışında yaşıyor. Onlara bayram-seyran yok, istesem ders yaparız ve daha çok kazancım olur ama bayramın ikinci günü bari eve gideyim diye yapmıyorum. Onda bile bayramın birinci günü gitmediğim için annemin bana bir kere daha küseceğini biliyorum.
Okurken benim kalbim kırıldı defalarca. Bunlar normal değil arkadaşım. Çok affedersiniz ama hem maddi hem manevi inek gibi sağılıyorsunuz. Anne babaya hürmet bu değil. Bu resmen suistimal hem de dibine kadar.
Kusura bakmayın. Siz erkek olsanız, eşiniz burada konu açsa sitenin yarısı ona "boşan, kendini ailesine bu kadar adamış insanla olmaz" derlerdi.
Eşinizi geçin, sizin evlilik ve annelik için sabıra enerjiye ihtiyacınız var. Bunlar gençlikte sonsuz gibi görünür ama bardak doldu mu taşar geri dönüşü olmaz. Siz sabır ve enerji hakkınızı çok erken dolduruyorsunuz.
bu ilişkide veren taraf sizsiniz ve siz devam ederken yaptıklarınızı takdir etmeleri gerekirdi.Biz zaten yurt dışına yerleşeceğiz. Onların da böyle bir piyango vurursa Ağva tarafına taşınma planları var. Ben daraldıkça böyle bir şeyin olduğunu, çok rahatlayacağımı hayal ediyorum.
Annemin boşanamamasının birçok nedeni var. Babasını erken yaşta kaybetmiş, çok kalabalık bir ailede yokluk içinde büyümüş. Anneannem bekarlığında da sert ve sevgisiz bir kadınmış. Evlendikten sonra da annem babamı her terk etmeye çalıştığında gidecek başka yerimiz olmadığı için ona gittik. Orada olmadı, yapamadık. Annem de boşanmış bir kadın olarak ne yapacağını kestiremedi, karakteri buna uygun değildi sanıyorum. Her denemesinde en nihayetinde babamı yeğledi ve geri döndük. Ayrılmadılar.
Annemle sizin tavsiye ettiğiniz şekilde derdimi anlatarak konuşmaya çalıştığım çok oldu. Yukarıda bahsetmiştim. Ekim ayında babamın anjiyosu için eşimin kardiyolog arkadaşı ile hoca, yatak, medikal malzeme diye koşturuyorum. İşlerimi tam da istediğim şekilde ayarlayamadım. Babamın yatışında hastaneye gidecektim, ameliyatını bekleyecektim ama iki-üç gün sonra hastaneden taburcu olurken onları almaya gidemeyecektim. Eve ikisi döneceklerdi. Anneme telefonda "Taburculuğa gelemeyeceğim, biraz hayırsız evlat olacağım" diye şaka yaptım. Annem de "Biz hayırsız evlat olmana alıştık artık sıkıntı yok" diye şakayla karşılık verdi. O lafı çok ağrıma gittiği için telefonda hüngür hüngür ağlamaya başladım. Planladığım bir şey de değildi, kendiliğinden oldu. Aynı böyle tarif ettiğiniz gibi uzun uzun anlattım. Ne kadar yorulduğumu, nefes alamadığımı, geleceğimi göremediğimi, çok uğraştığımı ama yaranamadığım için iyice kötü olduğumu saydım döktüm. Ağlarken sesim kısılmaya başladı, öyle diyeyim. :) Annem çok üzüldü, özür diledi. Bayağı samimi şekilde "Özür dilerim annecim, anlamadım annecim" dedi durdu ama biz hiç abartmıyorum birkaç hafta sonra gene küstük. Eşim o zamanlarda benimle "Annenle iki seçeneğin var, ya aranız kötü ya da aranız iyi ama kantardasın seni tartıyor" demişti. Bir süre tam böyle gittik. En sonunda ben kantarda tartılmaktan bıkıp konuşmayı kestim. Üzülüyorum, vicdanım sızlıyor, bazen rüyamda annemin öldüğünü görüyorum ama tekrar kantarda tartılarak yaşamaya başlamak da istemiyorum.