OKB'li olsa dışarda yiyip içemez ki?Gorgulu kuslar gordugunu isler demisler, arkadasiniz gorgusuz ve okb'li, sizinde arkadas tercihiniz yanlis.
Ben bir de yüzü yumuşak biri değilim nerden buluyor bu cesareti anlamıyorum.Bana sormamissin ama yazacağım. Evime gelip benim bardağımı temiz mi diye havaya kaldıracak, tabağımı inceleyecek "arkadaş"la görüşmezdim. Otursun evinde kendi çamaşır sulu tabaklarinda zikkimlansin
yani misafir şu cümlen açık açık diyor ki; ben aileden görmüşüm o sonradan görme.Bu arada maddi olarak ben hep aynıydım; evlenmeden önce de her istediğini alabilen, her zaman kaliteli giyinen, yurt dışına seyahat eden biriydim. Evlendim, eşimle de aynı şekilde hayatımız. Standartlarım değişmedi.
Çocukluk arkadaşım kendisi, küçükken maddi durumları çok iyi değildi. Evlendi ve evlendikten sonra zaman içerisinde maddi durumları iyi oldu ve gitgide değişmeye başladı. O uzun yıllardır evli, ben yeni evli sayılırım. İlk oturduğu ev küçük, eski bir binaydı mesela ama şu an dubleks ev yaptırdılar. Benim oturduğum ev de nezih bir site içinde, konumu ve hizmetleri güzel ama ev eski bir ev. Kiracı olduğum için evin içine masraf yapmak da istemedim.
niye uyariyorsun ki, okb gelistirmis insan senin lafinla duzelir mi? psikiyatriye gitmek gibi bir amaci yoksa yaşasin böyle. madem her aradiginda temizlik konusuyor sen de arama. ya da kendi anlatacagin seyler olunca ara sadece, kapanis cumlesinde "sen napiyosun" de, temizlik deyince "aaa kolay gelsin tutmayayim o zaman seni öpüyorum" de kapatBu arkadaşım da temizlik hastası. Her gün temizlik yapıyor, her telefon konuşmamızda bana sürekli yaptığı temizlikleri detaylı bir şekilde anlatır ve “sen ne yaptın?” diye sorar. “Bak seninki takıntı, aşırı boyutta normal değil, hastalık yani” diyorum ama o hep aynı şeyleri anlatmaya devam ediyor ve ben bu durumdan çok sıkıldım. Uyarmama rağmen değişmiyor çünkü ve üslubu sanki şey gibi; ben çok titizim, temizim, sen değilsin tarzında.
e cagirma evine:) bu kadar basit. benim iki cok yakin arkadasim var te cocukluktan, ikisi ile de karakter olarak, yasam tarzi olarak, dusunce bicimi olarak asla ayni cizgide degiliz. ama cocukluktan arkadas oldugumuz icin anlasamayan kardesler gibi didişsek de yine birbirimize destegiz.Ne zaman evime gelse kapıları, camları, halıları , koltukları her yeri inceliyor. Duşakabinin içine bile açıp bakmış. Bir de her aldığını anlatır, gösterir. Benim mesela aldığım şeyleri arkadaşlarıma gösterme gibi bir huyum yok, bu da tuhaf geliyor bana. Hani arada bazen insan gösterir ama bu her aldığını abarta abarta göstermesinden de sıkıldım.
Bir şey ikram etsem tabağı inceler. Çay koysam bardağı inceler, havaya falan kaldırıp bakar. Beğendiyse güzel der, beğenmediyse “şu markanınki daha güzel, keşke onu alsaydın” der.
siz de ya az gorusun, az araşinBu konularda kendisini önce şaka yollu uyardım, sonra daha ciddi söyledim ama davranışları değişmiyor.
Bu arada ben yapı olarak zaten ciddi biriyim, öyle sınır koyamayan, yumuşak yüzlü biri değilim. Konuşmam bazen insanlara sert bile gelebiliyor. Zaten çevremde de çok fazla insan yoktur, herkesle kolay samimi olamam, seçiciyimdir ve hayatımdan çıkardığım insanlar da olmuştur.O yüzden bazen kendimi de sorguluyorum; sorun hep başkalarında mı, yoksa bende mi diye. Hep mi karşıma karakter olarak bana uymayan insanlar çıkıyor yoksa ben mi abartıyorum diye düşünüyorum. Birçok açıdan düşündüm ama sizlerin de yorumlarınızı ve tespitlerinizi merak ettiğim için fikir almak istedim kızlar.
Çocukluk arkadaşım kendisi, küçükken maddi durumları çok iyi değildi. Evlendi ve evlendikten sonra zaman içerisinde maddi durumları iyi oldu ve gitgide değişmeye başladı. O uzun yıllardır evli, ben yeni evli sayılırım. İlk oturduğu ev küçük, eski bir binaydı mesela ama şu an dubleks ev yaptırdılar. Benim oturduğum ev de nezih bir site içinde, konumu ve hizmetleri güzel ama ev eski bir ev. Kiracı olduğum için evin içine masraf yapmak da istemedim.
Daha iyi anlamanız için biraz detaylı yazıyorum uzun olabilir.
Ben normalde bir misafir gelecekse muhakkak wcve banyoyu temizlerim hijyen açısından, ortalığı elimden geldiğince toplarım ama sırf misafir için dip köşe temizliğe girmeyebilirim mesela. Ama mutfak konusunda her zaman çok dikkat ederim hijyene. Sebzeyi, meyveyi, yeşillikleri detaylı ve temiz yıkarım, sirkeli suyla falan. Yemek tattığım kaşığı bir daha kullanmam, maalesef kullanan çok var. Ama mesela sürekli yer silmem ya da dolap içlerini ya da camları; kirlendikçe silerim ya da gözüme kir geldikçe veya canım istedikçe gibi…
Bu arkadaşım da temizlik hastası. Her gün temizlik yapıyor, her telefon konuşmamızda bana sürekli yaptığı temizlikleri detaylı bir şekilde anlatır ve “sen ne yaptın?” diye sorar. “Bak seninki takıntı, aşırı boyutta normal değil, hastalık yani” diyorum ama o hep aynı şeyleri anlatmaya devam ediyor ve ben bu durumdan çok sıkıldım. Uyarmama rağmen değişmiyor çünkü ve üslubu sanki şey gibi; ben çok titizim, temizim, sen değilsin tarzında.
Ne zaman evime gelse kapıları, camları, halıları , koltukları her yeri inceliyor. Duşakabinin içine bile açıp bakmış. Bir de her aldığını anlatır, gösterir. Benim mesela aldığım şeyleri arkadaşlarıma gösterme gibi bir huyum yok, bu da tuhaf geliyor bana. Hani arada bazen insan gösterir ama bu her aldığını abarta abarta göstermesinden de sıkıldım.
Bir şey ikram etsem tabağı inceler. Çay koysam bardağı inceler, havaya falan kaldırıp bakar. Beğendiyse güzel der, beğenmediyse “şu markanınki daha güzel, keşke onu alsaydın” der.
Bu arada maddi olarak ben hep aynıydım; evlenmeden önce de her istediğini alabilen, her zaman kaliteli giyinen, yurt dışına seyahat eden biriydim. Evlendim, eşimle de aynı şekilde hayatımız. Standartlarım değişmedi.
Bu konularda kendisini önce şaka yollu uyardım, sonra daha ciddi söyledim ama davranışları değişmiyor.
Bu arada ben yapı olarak zaten ciddi biriyim, öyle sınır koyamayan, yumuşak yüzlü biri değilim. Konuşmam bazen insanlara sert bile gelebiliyor. Zaten çevremde de çok fazla insan yoktur, herkesle kolay samimi olamam, seçiciyimdir ve hayatımdan çıkardığım insanlar da olmuştur.O yüzden bazen kendimi de sorguluyorum; sorun hep başkalarında mı, yoksa bende mi diye. Hep mi karşıma karakter olarak bana uymayan insanlar çıkıyor yoksa ben mi abartıyorum diye düşünüyorum. Birçok açıdan düşündüm ama sizlerin de yorumlarınızı ve tespitlerinizi merak ettiğim için fikir almak istedim kızlar.
Neyse ki bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum da ordan yırttımYarın sizinle çocukları yarıştıracak, o zaman bas baya çileden çıkacaksınız. Aldığınız bezlere, verdiğiniz mamalara, hamilelikteki çatlaklarınıza kadar karışacak. En temiz, en cici bebeği kendisinin doğurduğunu, en harika bebek bakımının kendisinin yaptığını iddia edecek. Maalesef meme uçlarınızı bile karşılaştırır bu arkadaşınız o süreçte. Bebeğe siz sadece anne yanı yatağı alsanız, o gidecek mobilya takımları alacak, bunu tartışacak sizinle.
Bazı şeylerin gelişi çarşambadan belli olur derler :/
Çocukluk arkadaşınız değil de başka biri olsa bu kadar tahammül eder miydiniz? Ya da ne konuşuyordunuz eskiden siz evlenmeden önce?Çocukluk arkadaşım kendisi, küçükken maddi durumları çok iyi değildi. Evlendi ve evlendikten sonra zaman içerisinde maddi durumları iyi oldu ve gitgide değişmeye başladı. O uzun yıllardır evli, ben yeni evli sayılırım. İlk oturduğu ev küçük, eski bir binaydı mesela ama şu an dubleks ev yaptırdılar. Benim oturduğum ev de nezih bir site içinde, konumu ve hizmetleri güzel ama ev eski bir ev. Kiracı olduğum için evin içine masraf yapmak da istemedim.
Daha iyi anlamanız için biraz detaylı yazıyorum uzun olabilir.
Ben normalde bir misafir gelecekse muhakkak wcve banyoyu temizlerim hijyen açısından, ortalığı elimden geldiğince toplarım ama sırf misafir için dip köşe temizliğe girmeyebilirim mesela. Ama mutfak konusunda her zaman çok dikkat ederim hijyene. Sebzeyi, meyveyi, yeşillikleri detaylı ve temiz yıkarım, sirkeli suyla falan. Yemek tattığım kaşığı bir daha kullanmam, maalesef kullanan çok var. Ama mesela sürekli yer silmem ya da dolap içlerini ya da camları; kirlendikçe silerim ya da gözüme kir geldikçe veya canım istedikçe gibi…
Bu arkadaşım da temizlik hastası. Her gün temizlik yapıyor, her telefon konuşmamızda bana sürekli yaptığı temizlikleri detaylı bir şekilde anlatır ve “sen ne yaptın?” diye sorar. “Bak seninki takıntı, aşırı boyutta normal değil, hastalık yani” diyorum ama o hep aynı şeyleri anlatmaya devam ediyor ve ben bu durumdan çok sıkıldım. Uyarmama rağmen değişmiyor çünkü ve üslubu sanki şey gibi; ben çok titizim, temizim, sen değilsin tarzında.
Ne zaman evime gelse kapıları, camları, halıları , koltukları her yeri inceliyor. Duşakabinin içine bile açıp bakmış. Bir de her aldığını anlatır, gösterir. Benim mesela aldığım şeyleri arkadaşlarıma gösterme gibi bir huyum yok, bu da tuhaf geliyor bana. Hani arada bazen insan gösterir ama bu her aldığını abarta abarta göstermesinden de sıkıldım.
Bir şey ikram etsem tabağı inceler. Çay koysam bardağı inceler, havaya falan kaldırıp bakar. Beğendiyse güzel der, beğenmediyse “şu markanınki daha güzel, keşke onu alsaydın” der.
Bu arada maddi olarak ben hep aynıydım; evlenmeden önce de her istediğini alabilen, her zaman kaliteli giyinen, yurt dışına seyahat eden biriydim. Evlendim, eşimle de aynı şekilde hayatımız. Standartlarım değişmedi.
Bu konularda kendisini önce şaka yollu uyardım, sonra daha ciddi söyledim ama davranışları değişmiyor.
Bu arada ben yapı olarak zaten ciddi biriyim, öyle sınır koyamayan, yumuşak yüzlü biri değilim. Konuşmam bazen insanlara sert bile gelebiliyor. Zaten çevremde de çok fazla insan yoktur, herkesle kolay samimi olamam, seçiciyimdir ve hayatımdan çıkardığım insanlar da olmuştur.O yüzden bazen kendimi de sorguluyorum; sorun hep başkalarında mı, yoksa bende mi diye. Hep mi karşıma karakter olarak bana uymayan insanlar çıkıyor yoksa ben mi abartıyorum diye düşünüyorum. Birçok açıdan düşündüm ama sizlerin de yorumlarınızı ve tespitlerinizi merak ettiğim için fikir almak istedim kızlar.
Maddi durumdan bahsetmemin sebebi, çocukluktan beri süren arkadaşlığımızda “ee bu kişiyle yıllardır nasıl görüştün?” gibi sorulara cevap vermek içindi. Yani hep böyle değildi bu kişi.yani misafir şu cümlen açık açık diyor ki; ben aileden görmüşüm o sonradan görme.
belli sen de gicik olmuşsun arkadasinin dipten gelip villada rahatca oturmasina. sasirmadim, uc idiotta bir replik vardi; arkadasimizin basarisiz olmasina uzuluruz ama cok basarili olmasina daha cok üzülürüz diye. muhtemelen kabul etmeyeceksin ama hem yazinin basinda hem sonunda satiraralara yazdigin cumlelerden cok net belli oluyor.
niye uyariyorsun ki, okb gelistirmis insan senin lafinla duzelir mi? psikiyatriye gitmek gibi bir amaci yoksa yaşasin böyle. madem her aradiginda temizlik konusuyor sen de arama. ya da kendi anlatacagin seyler olunca ara sadece, kapanis cumlesinde "sen napiyosun" de, temizlik deyince "aaa kolay gelsin tutmayayim o zaman seni öpüyorum" de kapat
e cagirma evine:) bu kadar basit. benim iki cok yakin arkadasim var te cocukluktan, ikisi ile de karakter olarak, yasam tarzi olarak, dusunce bicimi olarak asla ayni cizgide degiliz. ama cocukluktan arkadas oldugumuz icin anlasamayan kardesler gibi didişsek de yine birbirimize destegiz.
evlendikten sonra ilk defa ikisini de evime cagirdim . onlar gelmeden de esimle epey temizlik yaptik, hatta ben kitapligi silerken esim dalga gecti "gelip kitapligin tozuna bakmayacaklar ya" diye. sonuc olarak geldiler "ay her yer kedi tüyü" dediler . koltugum koyu renk kedi koyu, ben hic tüy görmüyorum evimde, zaten koltugu da supurmustum. ama heralde benim supurge anlayisim ile onlarin supurge anlayisi bir degil. biri supurgeyi istedi, cikarttim koltuk temizleme basligini da verdim, dakikalarca koltugu temizledi - digeri de ayakta bekliyor isi bitsin onun oturdugu banki da temizlesin diyeben de bozulmadim, fotolarini cektim sadece "arkadasin kjtapligin tozuna mi bakacak" diyen kocama gosterip dalga gecmek icin.
beni temiz bulmayabilirler, umrumda degil
evimde kedi tüyü olabilir - sokak kedilerimi karda kista evime almaktan gurur duyuyorum.
niye rahatsiz olayim ki? zaten titiz kizlar biliyorum, ben bu evi tutunca yardima gelip iki buklum diz üstünde yerleri silmisti biri, digeri tek basina mutfak dolaplarina girişmişti.
yani madem titiz ne guzel yardima gelmislerdi:) o yuzden gicik olmadim. onlar da oyle insanlar.
yakiniz ama bekar olanla ayda bir yuzyuze gorusuruz evli olanla 3 ayda bir. cok da dipdibe olup gicik olup gerek yok.
siz de ya az gorusun, az araşin
ya dişarda- onun evinde buluşun
ya da her konusmada negatif enerji aliyorsaniz cikartin hayatinizdan gitsin
Evet eğer sizi çok rahatsız ediyorsa arkadaşınızla aranıza sınır koyabilirsiniz yoksa armudun sapı üzümün çöpü diye diye yalnız kalabilirsiniz. Görmezden gelinebilir her dk olmayan bazen açılan konular mı bunlar yoksa gerçekten her dk bunu mu konuşuyorsunuz? Yani siz de normal bir sohbette temizlikle alakalı geçen bir konuyu üzerinize alınıyor olabilir misiniz? Yoksa bu konular ben şöyleyim sen böylesin minvalinde mi? Hayatını sizinle yarıştıran insanlarla mutlu bir arkadaşlık sürdüremezsiniz bir yerde kopar zaten.Çocukluk arkadaşım kendisi, küçükken maddi durumları çok iyi değildi. Evlendi ve evlendikten sonra zaman içerisinde maddi durumları iyi oldu ve gitgide değişmeye başladı. O uzun yıllardır evli, ben yeni evli sayılırım. İlk oturduğu ev küçük, eski bir binaydı mesela ama şu an dubleks ev yaptırdılar. Benim oturduğum ev de nezih bir site içinde, konumu ve hizmetleri güzel ama ev eski bir ev. Kiracı olduğum için evin içine masraf yapmak da istemedim.
Daha iyi anlamanız için biraz detaylı yazıyorum uzun olabilir.
Ben normalde bir misafir gelecekse muhakkak wcve banyoyu temizlerim hijyen açısından, ortalığı elimden geldiğince toplarım ama sırf misafir için dip köşe temizliğe girmeyebilirim mesela. Ama mutfak konusunda her zaman çok dikkat ederim hijyene. Sebzeyi, meyveyi, yeşillikleri detaylı ve temiz yıkarım, sirkeli suyla falan. Yemek tattığım kaşığı bir daha kullanmam, maalesef kullanan çok var. Ama mesela sürekli yer silmem ya da dolap içlerini ya da camları; kirlendikçe silerim ya da gözüme kir geldikçe veya canım istedikçe gibi…
Bu arkadaşım da temizlik hastası. Her gün temizlik yapıyor, her telefon konuşmamızda bana sürekli yaptığı temizlikleri detaylı bir şekilde anlatır ve “sen ne yaptın?” diye sorar. “Bak seninki takıntı, aşırı boyutta normal değil, hastalık yani” diyorum ama o hep aynı şeyleri anlatmaya devam ediyor ve ben bu durumdan çok sıkıldım. Uyarmama rağmen değişmiyor çünkü ve üslubu sanki şey gibi; ben çok titizim, temizim, sen değilsin tarzında.
Ne zaman evime gelse kapıları, camları, halıları , koltukları her yeri inceliyor. Duşakabinin içine bile açıp bakmış. Bir de her aldığını anlatır, gösterir. Benim mesela aldığım şeyleri arkadaşlarıma gösterme gibi bir huyum yok, bu da tuhaf geliyor bana. Hani arada bazen insan gösterir ama bu her aldığını abarta abarta göstermesinden de sıkıldım.
Bir şey ikram etsem tabağı inceler. Çay koysam bardağı inceler, havaya falan kaldırıp bakar. Beğendiyse güzel der, beğenmediyse “şu markanınki daha güzel, keşke onu alsaydın” der.
Bu arada maddi olarak ben hep aynıydım; evlenmeden önce de her istediğini alabilen, her zaman kaliteli giyinen, yurt dışına seyahat eden biriydim. Evlendim, eşimle de aynı şekilde hayatımız. Standartlarım değişmedi.
Bu konularda kendisini önce şaka yollu uyardım, sonra daha ciddi söyledim ama davranışları değişmiyor.
Bu arada ben yapı olarak zaten ciddi biriyim, öyle sınır koyamayan, yumuşak yüzlü biri değilim. Konuşmam bazen insanlara sert bile gelebiliyor. Zaten çevremde de çok fazla insan yoktur, herkesle kolay samimi olamam, seçiciyimdir ve hayatımdan çıkardığım insanlar da olmuştur.O yüzden bazen kendimi de sorguluyorum; sorun hep başkalarında mı, yoksa bende mi diye. Hep mi karşıma karakter olarak bana uymayan insanlar çıkıyor yoksa ben mi abartıyorum diye düşünüyorum. Birçok açıdan düşündüm ama sizlerin de yorumlarınızı ve tespitlerinizi merak ettiğim için fikir almak istedim kızlar.
peki sizin aileden görmüş, hep ayni iyi ekonomide oldugunuz ayrintisindan bahsetmenizin sebebi neydi?Maddi durumdan bahsetmemin sebebi, çocukluktan beri süren arkadaşlığımızda “ee bu kişiyle yıllardır nasıl görüştün?” gibi sorulara cevap vermek içindi. Yani hep böyle değildi bu kişi.
Başka biri olsa kesinlikle tahammül etmezdim. Eskiden ne konuşuyorduk sorusuna gelince eskiden ayda yılda bir konuşurduk ya da görüşürdük ben zaten çalışan biriydim ve çok yoğundum o da çocuklarını büyütüyordu. Benim evleneceğimi öğrenince çok mutlu oldu çünkü o 20 bile olmadan bense 30ların ortasına doğru evlenmiştim. evleniyorum diye çok sevindi bu süreçte beni sürekli aradı çok ilgilendi sağolsun kendi isteğiyle her anımda yanımda olmak istedi. Yani mesela tanışmaya gelecekler diyelim ben yardıma gelebilirim bir şeyler hazırlayabilirim yanında olabilirim gibi. Haliyle bu süreçte daha yakınlaştık. Ben evlendikten sonra evime gelmeye başlayınca da böyle bir hal aldı durumumuz.Çocukluk arkadaşınız değil de başka biri olsa bu kadar tahammül eder miydiniz? Ya da ne konuşuyordunuz eskiden siz evlenmeden önce?
Bu arada dürüst olucam arkadaşınız sonradan görme muhtemelen de içinde bir kıskançlık var ve kendini sizinle yarıştırıyor. Ama bence siz de kolay biri değilsiniz. Size çok benzer yakın bir arkadaşım var. Yani yapı olarak o da ciddi biri, yumuşak yüzlü değil ama bazen çok kırıcı olabiliyor. Bazen öyle ağır şeyler söylüyor ki dayak yemiş gibi oluyorum onunla konuştuktan sonra. Bunu söylediğimde de ne yapayım benim yapım böyle diyor. Sonuçta ona karşı ben de onun gibi oldum. Geçmiş yılların hatırına arkadaşlığımız devam ediyor ama didişiyoruz da yani.
Umarım kırmamışımdır sizi arkadaşınızın bence savunulacak yanı yok ama acaba dediğiniz için bunu da söylemeden geçemedim.
Enerjimi tüketen hiçkimseyi hayatımda tutmuyorum.Ufak bir yanlışta siliyorum.Ben yanlış yapmıyorsam o da yapmamalı.Çıkara çıkara kimse kalmadı zaten.Şuanda içimi açabildiğim insanlar annem kızkardeşlerim ve abimin eşi.Sanırım kimseye de ihtiyaç duymuyorum.Gerçek dostlukta acaba olmamalı.İçten ve samimi olmalı.Sizin arkadaşlığınızda bunu göremedim.Çocukluk arkadaşım kendisi, küçükken maddi durumları çok iyi değildi. Evlendi ve evlendikten sonra zaman içerisinde maddi durumları iyi oldu ve gitgide değişmeye başladı. O uzun yıllardır evli, ben yeni evli sayılırım. İlk oturduğu ev küçük, eski bir binaydı mesela ama şu an dubleks ev yaptırdılar. Benim oturduğum ev de nezih bir site içinde, konumu ve hizmetleri güzel ama ev eski bir ev. Kiracı olduğum için evin içine masraf yapmak da istemedim.
Daha iyi anlamanız için biraz detaylı yazıyorum uzun olabilir.
Ben normalde bir misafir gelecekse muhakkak wcve banyoyu temizlerim hijyen açısından, ortalığı elimden geldiğince toplarım ama sırf misafir için dip köşe temizliğe girmeyebilirim mesela. Ama mutfak konusunda her zaman çok dikkat ederim hijyene. Sebzeyi, meyveyi, yeşillikleri detaylı ve temiz yıkarım, sirkeli suyla falan. Yemek tattığım kaşığı bir daha kullanmam, maalesef kullanan çok var. Ama mesela sürekli yer silmem ya da dolap içlerini ya da camları; kirlendikçe silerim ya da gözüme kir geldikçe veya canım istedikçe gibi…
Bu arkadaşım da temizlik hastası. Her gün temizlik yapıyor, her telefon konuşmamızda bana sürekli yaptığı temizlikleri detaylı bir şekilde anlatır ve “sen ne yaptın?” diye sorar. “Bak seninki takıntı, aşırı boyutta normal değil, hastalık yani” diyorum ama o hep aynı şeyleri anlatmaya devam ediyor ve ben bu durumdan çok sıkıldım. Uyarmama rağmen değişmiyor çünkü ve üslubu sanki şey gibi; ben çok titizim, temizim, sen değilsin tarzında.
Ne zaman evime gelse kapıları, camları, halıları , koltukları her yeri inceliyor. Duşakabinin içine bile açıp bakmış. Bir de her aldığını anlatır, gösterir. Benim mesela aldığım şeyleri arkadaşlarıma gösterme gibi bir huyum yok, bu da tuhaf geliyor bana. Hani arada bazen insan gösterir ama bu her aldığını abarta abarta göstermesinden de sıkıldım.
Bir şey ikram etsem tabağı inceler. Çay koysam bardağı inceler, havaya falan kaldırıp bakar. Beğendiyse güzel der, beğenmediyse “şu markanınki daha güzel, keşke onu alsaydın” der.
Bu arada maddi olarak ben hep aynıydım; evlenmeden önce de her istediğini alabilen, her zaman kaliteli giyinen, yurt dışına seyahat eden biriydim. Evlendim, eşimle de aynı şekilde hayatımız. Standartlarım değişmedi.
Bu konularda kendisini önce şaka yollu uyardım, sonra daha ciddi söyledim ama davranışları değişmiyor.
Bu arada ben yapı olarak zaten ciddi biriyim, öyle sınır koyamayan, yumuşak yüzlü biri değilim. Konuşmam bazen insanlara sert bile gelebiliyor. Zaten çevremde de çok fazla insan yoktur, herkesle kolay samimi olamam, seçiciyimdir ve hayatımdan çıkardığım insanlar da olmuştur.O yüzden bazen kendimi de sorguluyorum; sorun hep başkalarında mı, yoksa bende mi diye. Hep mi karşıma karakter olarak bana uymayan insanlar çıkıyor yoksa ben mi abartıyorum diye düşünüyorum. Birçok açıdan düşündüm ama sizlerin de yorumlarınızı ve tespitlerinizi merak ettiğim için fikir almak istedim kızlar.
Temizlik konusunda falan üstten bakma var. Sen hergün temizlik yapmadan nasıl rahat ediyorsun benim içim asla rahat etmez diyor ,valla çok güzel ediyorum diyorum bende. Sınır koydum artık evimde görüşmüycem beni en sinirlendiren kısmı o çünkü.Evet eğer sizi çok rahatsız ediyorsa arkadaşınızla aranıza sınır koyabilirsiniz yoksa armudun sapı üzümün çöpü diye diye yalnız kalabilirsiniz. Görmezden gelinebilir her dk olmayan bazen açılan konular mı bunlar yoksa gerçekten her dk bunu mu konuşuyorsunuz? Yani siz de normal bir sohbette temizlikle alakalı geçen bir konuyu üzerinize alınıyor olabilir misiniz? Yoksa bu konular ben şöyleyim sen böylesin minvalinde mi? Hayatını sizinle yarıştıran insanlarla mutlu bir arkadaşlık sürdüremezsiniz bir yerde kopar zaten.
Çocukluğundan beri içinde kalan birşeyler olmuş olabileceğini düşünmüş konu sahibi.Sanki böyle bir ifade kullanmış yorumlara cevap verirken.peki sizin aileden görmüş, hep ayni iyi ekonomide oldugunuz ayrintisindan bahsetmenizin sebebi neydi?
Bence sizin de artık onun gibi(!) olduğunuzu düşünüyor kendince. Belki yaptıklarının garip olduğunun bile farkında değil. Hayatlarınız benim anladığım çok farklı akmış. Yani 18-19 yaşında evlenen biriyle muhtemelen sizin bir ortak noktanız yok. Onun tek gündemi evi, temizliği, çocukları falandır. Sanırım hiç iş hayatına da dahil olmadı. Dışarda farklı bir dünya olduğundan haberi yok.Başka biri olsa kesinlikle tahammül etmezdim. Eskiden ne konuşuyorduk sorusuna gelince eskiden ayda yılda bir konuşurduk ya da görüşürdük ben zaten çalışan biriydim ve çok yoğundum o da çocuklarını büyütüyordu. Benim evleneceğimi öğrenince çok mutlu oldu çünkü o 20 bile olmadan bense 30ların ortasına doğru evlenmiştim. evleniyorum diye çok sevindi bu süreçte beni sürekli aradı çok ilgilendi sağolsun kendi isteğiyle her anımda yanımda olmak istedi. Yani mesela tanışmaya gelecekler diyelim ben yardıma gelebilirim bir şeyler hazırlayabilirim yanında olabilirim gibi. Haliyle bu süreçte daha yakınlaştık. Ben evlendikten sonra evime gelmeye başlayınca da böyle bir hal aldı durumumuz.
Evet tespitiniz doğru kolay biri değilim gerçekten ama bu genelde yeni tanıştığım, ya da tanımadığım insanlara karşı böyle. Arkadaşıma karşı böyle olsydım muhtemelen bunları yaşamazdım belki de.
ilk konuya yazmis, yorumlara cevap verirken degil. bilmiyorum , bana "ben aileden gördüm o sonradan gördü" diyor gibi geldi, sanki onun icinde birsey kalmis gibi.Çocukluğundan beri içinde kalan birşeyler olmuş olabileceğini düşünmüş konu sahibi.Sanki böyle bir ifade kullanmış yorumlara cevap verirken.
Evet hayatlarımız çok farklı aktı cidden. Tespitleriniz çok yerinde.Ve aynen dediğiniz gibi hiç çalışma hayatı olmayan aşırı dindar bir kız ben de tam tersi aslında her konuda zıttız bu açıdan bakınca ama bu konularda hoşgörülü yaklaştık. Sanırım haklısınız arkadaşlığımızı eski seviyesine çekip samimiyeti azaltmak en doğrusu olacak teşekkür ederimBence sizin de artık onun gibi(!) olduğunuzu düşünüyor kendince. Belki yaptıklarının garip olduğunun bile farkında değil. Hayatlarınız benim anladığım çok farklı akmış. Yani 18-19 yaşında evlenen biriyle muhtemelen sizin bir ortak noktanız yok. Onun tek gündemi evi, temizliği, çocukları falandır. Sanırım hiç iş hayatına da dahil olmadı. Dışarda farklı bir dünya olduğundan haberi yok.
Ben sanırım sizin yerinizde olsam yavaş yavaş arkadaşlığımızı eski seviyesine çekip o noktada kalmasını sağlardım.
Hiçbirimiz kolay değiliz bu arada sadece ilişkilerimizi sürdürmek için ufak tefek tavizler veriyoruz. Kime ne kadar taviz verdiğimiz bence önemli olan. Eğer sizi çok tüketiyorsa araya mesafe koyun. Ya da onun anladığı dilden konuşun. Deli deliyi görünce bazen cidden sopasını saklıyor
Evet hal ve hareketlerinde bir çiğlik var arkadaşımın malesef bunu inkar edemem. Ve gerçekten frekanslarımız çok farklı bu konuda da haklısınız.ilk konuya yazmis, yorumlara cevap verirken degil. bilmiyorum , bana "ben aileden gördüm o sonradan gördü" diyor gibi geldi, sanki onun icinde birsey kalmis gibi.
ama neyse, zaten konusmama karari almis, iyi yapmis.
zaten cocukluk arkadasi ama biri onlu yaslari biter bitmez evlenmis, hayati - gündemi temizlik cocuk olmus. digeri otuzlarinda evlenmis, hep calismis, cocuksuz... frekanslari uymaz. @misafir yeni gelinken diger arkadasi "nihayet artik ayni gemideyiz" demis, sevinmis, yakinlik kurmus falan ama evlilik de onlarin frekansini dengelememis.
bu saatten sonra iliskileri dogum gununden dogum gunune bulusma - seklinde bir yol izlese daha iyi.
neden bizi geren, yaninda diken ustunde hissettigimiz biriyle arkadaslik yapalim ki?