Boşanmak tek çözüm mü?

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.

gunes9400

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
22 Nisan 2026
Mesajlar
2
Emoji Skoru
0
Puanlar
1
Merhaba hanımlar,

ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim
 
Evet,tek çözüm boşanmak maalesef. Psikolojik ve maddi şiddet yaşıyorsunuz. maddi özgürlüğünüz de var , bu çileyi çekmeye değmez.
 
Ben sizin gibi Almancı kızların Türk erkeğiyle evlenme motivasyonunu anlamıyorum.

Biz hadi burdayız başka seçeneğimiz yok siz orda neden bunu yapıyorsunuz.

Günümüz Tc erkeği hem kadın çalışsın hem ev hanımı gibi hizmet etsin hem de anama köle olsun istiyor.

Düzgünleri de var tabi ama genel manzara bu.

Tr ye gelince eşekten düşmüşe döneceksin mutlu olmayacaksın.

Bir de memuriyetin ve Almanya’da özgür bir kadın olma hakkın yanacak.

Kocan seni ezikleyecek.

Narsist erkekler önce kadını bitirir sonra da kötüledin diye beğenmez.

Bunu bil öyle gel.
 
Eşiniz sizin fedakarlıklarınızı hiç önemsemiyor farkında mısınız? Kız evi naz evi gibi kafasına göre oraya gidelim buraya gidelim. Peki Türkiye’de onun işi garanti mi? Ailesinin yanında sizin mutsuz olma ihtimalinizi değerlendirmeye bile almıyor. Hayatında sizin fikirlerinizin de isteklerinizin de yeri yok. Çok üzgünüm ama devam ederseniz ordan oraya sürükleneceksiniz mutlu olabileceğinizi zannetmiyorum. Boşanmayacaksanız da iyi korunun gerçekten bebekle daha da zor bu süreç
 
Birisini tartmak için 12 sene gayet yeterli fazlasını yapmak kendi günahınıza girmek olur. İşten eve giderken bile icinde huzursuzlukla gidiyor olmak çok üzücü en çok o kısıma üzüldüm. Yanlış anlamayın da benim eşim eve gelecekken uçarak geliyor, ben onun gelmesine yakın gelsin sunu sunu anlatayım diye bekliyorum ve emin olun bunu siz de hak ediyorsunuz. Alasını da yaparsınız yani gayet uyumlu biri gibi duruyorsunuz.
Bence bunu yollayın gitsin, gençken kendinize daha uygun biriyle güzel bir aile kurun.
 
Gerçekten inanılmaz geliyor bazı şeyler.
Hala daha boşanmadan yana değilim diyorsunuz.
Eşiniz yüzünden kendi doğup büyüdüğünü, belli şeyler için çabalayıp kazandığınız ülkede tabiri caizse sefil gibi yaşıyorsunuz.
Gerçekten hangi koca için bunları yaşamaya değer?
Sizin kendi hayatınız bu kadar mı kıymetsiz?
 
Madem memnun değil ailesinin yanına postalayin defolsun gitsin.
Parazit gibi, en azından fazlalıklardan kurtulmuş olursunuz

Zaten Almancı ( Alman Vatandaşı Türk) bir kadın Türk Vatandaşı Erkekle ilgili bi konu açıp evliliğinden şikayet ettiğinde , erkeğin bu evliliği yapma motivasyonun ne olduğu belli oluyor.

Avrupa vatandaşı Türk kadınlarımız umarım bunun farkındadırlar.
 
Türkiye'de yaşıyor olsanız da boşan derdik, avrupadasınız lütfen boşayın bu adamı. Bir daha da ilk tercihiniz doğma büyüme almanya olan biri olsun. Seçeneğiniz vardır ve boşanmış olmanız bu durumu çok etkilemeyecektir muhtemelen.
 
Türkiye de yapabilse bırakıp oraya gelmezdi, hadi geldi yine olmadı tekrar dön başa, sorun ülke, kültür, dil değl birşey beceremeyen eşin.
Senin becermis olmanı da hazmedemiyor, memuriyetinde yansın el mahkum git çek.
Ve evet Türkiye'ye gelince rol değiseceksiniz, mutsuz bı hayata hapsetme kendini.
Öyle mutsuz olup ömrünü heba edeceğine, bırak böyle olacağına varsın.
 
Ne olacak zannediyorsunuz? Türkiyeye geldiğinde de rol değişmeyecek yine hor görülen tarafta siz olacaksınız.
O sizin için ülke değiştirmedi, kendisine Almanyayı uygun gördü geldi, şimdi de uygun olmadığını anladı dönmek istiyor. Yani sadece kendine odaklı yaşıyor.
Hiçbir erkek için bu fedakarlığa değmez kaldı ki ne olduğunu 2 senede size zaten göstermiş.
 
Türk kızlarını tebrik ediyorum .

Diyar diyar anadoluda, asyanın ortasında, avrupanın kuzeyinde, amerikanın batısında velhasıl dünyanın dört bir yanında; en çapsız, sümsük, beceriksiz ve niteliksiz Türk erkeğini, gerekirse tırnaklarıyla kazıyarak , dostla düşmanla çarpışarak , gözünü karartarak bir şekilde buluyorlar. Ve inatla, zorla , canla başla, ama dağları delerek, ama çölleri aşarak evleniyorlar.

Allah sana bir şans vermiş. Avrupada , Almanya gibi refah seviyesi yüksek bir ülkede doğma şansını vermiş. Dil ögrenmişsin. Eğitim almışsın. Allah sana Yürü ya kulum demiş.

Sen ne yapmışsın.

Memleketten; sivasın yollarından, bursanın ufak tefek taşlarından, ankaranın bağlarından bir anadolu erkeğini seçmişsin. Bu erkek ortadoguda yayılan arap kültüründen fazlasıyla etkilenmiş; hodbin, ataerkil, zalim, vefasız ve genelde beceriksiz ve anakuzusu olmaları ile bilinir.

Bunu adam yerine koymuş kendine koca yapmışsın. Avrupa, medeniyet vb kavramlardan asla anlamadıkları için yerini yadırgamış.

İşte eşinizle tek ortak noktanız da burda. Avrupa veya medeniyet Türk gurbetcilere hiçbir şey katmıyor. Hepsi bin senelik ata kültürüne sarılıyor. Ve medeniyetten , iyi yaşamaktan ve eşitlikten asla anlamıyorlar. Oldukları yerde ısrarla duruyorlar hayret.


Daha bir bardak çay yapamayan adamla buraya gelirseniz, yaptığınız bu fedakarlığın bedelini size ; şu an tahayyül dahi edemeyeceginiz şekilde ödetir.

Hele bir gelin, hele bir eşinize güvenin, ona fedakarlık yapın, onun için bir şeylerden vazgeçin. O size avrupanin kuzeyinden amerikanın güneyine kadar dünyayı bucak bucak gösterir.

Siz bence ortadogu erkeğini fazla hafife alıyorsunuz. Avrupada doğmanın bedeli bu olmalı; Bir ortadogu erkeğinin ne kadar zalim olabileceginden haberiniz bile yok.
 
Esiniz zaten siz olsanizda olmasaniz da Turkiye’ye donecek. “Biz” icin cabalamamis aksine cabalamis gibi yapmis. Simdide sizi kendi habitatina goturme derdinde. Zaten sizle birlikte olmayi istede uyum saglamak icin ugrasirdi. Aksine siz pes edin de onunla gidin diye ugrasiyor ama buna sakin kanmayin.

Bosanmak dunyanin sonu degil, sizi burda begenmeyen insan orda begenecek degil. Sihirli degnek sadece onun sosyal hayatina degecek ve annesinin dizinin dibinde gene annesinin paşasi olarak hayatina devam edicek. Siz bir mum eriyerek biticeksiniz psikolojik olarak.

Ben Kanada’ya okula geldigim de esimle sevgiliydik ozaman, kalma gibi bir fikrim yoktu ama burayi gorunce kalmak istedim . Donunce evlenicektik ,esim hemen cocuk yapalim istiyordu ve kendisine “ Turkiye’de bir kiz cocugu buyutmek istemiyorum, burda kalacagim , sende gel” dedim. Iki sene sonra butun haklarimi alinca gelebildi. 40 yasina yakin bir yasta ve dil bilmiyordu. Esiniz gibi orda burda calismam muhabbeti hic yapmadi, işede girdi calistida da… yani demem o ki, sizin esinizin zaten gönlu yok, bosuna zorlayip kendinizi yipratmayin. Cicek gibi kariyer insaa etmissinzi kendinize, sizinle ayni yasan sartlarina sahip birini bulun.
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
`