çocuğunuzun geleceği için Türkiyeye gelmeyin benceMerhaba hanımlar,
ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim
çocuğu yok kiçocuğunuzun geleceği için Türkiyeye gelmeyin bence
insanlar ülkeden kaçıyor ,
buraya gelse ne iş yapacak
burada aidatlar kira kadar
illa geleceğim diyorsa
5-10 sene daha çalışıp birikim yapıp öyle gelsin
o kadar fedakarlığın işe yaradığını hiç görmedimçocuğu yok ki
yani konuda çocuk yok en azından
hiç çocuk varmış gibi de değil yoksa çocukla ilgilniyor ilgilenmiyor derdi, ya da çocuk şu anda şu yaşta gitsek onun uyumu vs. derdi...
neyse
ben şeye takıldım ya
memur, iyi maaş alan, bir kadın
eşi de çalışıyormuş iyi kötü kazanıyor yani
ama saçma sapan bir evde oturuyormuş
asla yeni gelin evi kafasında bir insan değilim de insan niye dökülen tıkanan bir evde otursun
almanyada evler zaten küçük, usta bulmak filan büyük iş. başkası olsa gider ferah feza evini alır, mortgage'ını çeker, öder kira öder gibi. kadın koca yüzünden nelere katlanıyor.
Türkler arasında genelde kadınların maaşı düşük oluyoro kadar fedakarlığın işe yaradığını hiç görmedim
ama almanyada yeni evler satın almak için çok pahalı, eski evler de küçük diye duydum
yani orada da ev almak çok kolay değilmiş yaşayan akrabaların yalancısıyım
tabi ki memur ise daha güzel bir evde yaşayabilir
dökülen evde yaşamak bence de pek mantıklı değil
dünyaya bir kere geliyoruz
Demek ki heves etmemiş bu zamana kadarTürkler arasında genelde kadınların maaşı düşük oluyor
hatta Alman kadınlar içinde bile part-time çalışan filan çok oluyor, bizde pek olmayan bişey
bizde öğrenci filan part çalışır, orası öyle değil. orada ciddi bir yarı zamanlı çalışma mefhumu var
ithal gelin/damatlar çok uzun yıllar hiç çalışamıyor ya da basit işlerde çalışıyor
banka tabi ki bu kişilere kredi verirken sorun çıkarır da. asıl konu şu ki: orada vatandaşlığı vs olan, ancak memur vs olmayan, çok iyi gelirli işlerde çalışmayan, çocuklu vs. kişilerin ev almamak işine gelebiliyor. sosyal yardımdı kira yardımıydı belediyenin sağladığı evdi vırttı zırttı gibi şeyler yüzünden. ama memur olan kişi zaten bu yardımları filan alamayacak, boşa kira veriyor şu durumda. dahası evi kötüymüş, güzel bir ev olsa neyse.
ha evler ucuz demiyorum da ev nerede ucuz ki. Almanya'da bir de üstüne ev "yok" baya arasan da yok
metropol yerler özelikle, kısa sürede çok göç aldığı, az inşaat olduğu için sıkıntı.
ama burada nasıl sabit işi, iyi geliri olana daha kolaysa orada da öyle.
bir de mesela adam evden çalışıyormuş.
daha şehir dışında bahçeli filan bir yer alabilirler. merkezi yerlerde uygun ev bulmak çok zor tabii ki
adam başında durup tamir tadilat yapabilir - yani uygun ev bulan çoğu kişi bunu yaptı bildiğim. kendileri yaptı çoğu işini. adamlar her haftasonu amele gibi evde mesai harcadı.
adam güya Türk erkeği, neredeyse hiç bir avantajı yok
Genelde eşiniz kötülenmiş yorumlarda ama bence eğer Türkiye ye dönerseniz eşinizin de işi iyiyse siz de çalışmayın. Hayat çalışmadan da daha güzel devam edebilir. Evinizin bir düzeni yemeği daha rahat bir piskolojiniz olur. Belki sosyal çevre edinir haftalık eğitim kurslarına yazılabilrisiniz.. yani sizde dengeler biraz bozulmuş kadın tüm gin dışarda erkek evde oturuyor ve hiçbir işe elini sürmeden. O bi fedakarlık yapmış siz de onun için deneyebilirsinizMerhaba hanımlar,
ben gerçekten o kadar çaresiz kaldım ki, beynim öyle dolu ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum.
Yaklaşık 4 senedir evliyim, öncesinde 8 sene yürüttüğümüz uzak mesafe ilişkisini de hesap edersek 12 yıldır eşimi tanıyorum. Ben Almanya’da doğup büyüdüm, eşim Türkiye’de. Eğitimi için kısa süreli Almanya’ya gelmesiyle tanıştık, sonra da çok zor da olsa bir şekilde ilişkiyi sürdürdük ve evlendik. Düğünden önce Türkiye’de yaşamaya karar vermiştik, eşim Almanya’da yaşamak istemiyordu ama ailemle tanışmaya gelince birden (bana da sürpriz olan bir bilgiydi) kendi işinden ayrıldığını, Almanya bağlantılı iş bulduğunu ve orada yaşayacağımızı söyledi aileme. Ben tabii şaşırdım, her ne kadar ilk yıllarda “kavuşalım yeter” kafasında olsam da, son yıllarda doğup büyüdüğüm yerden ayrılmak zor gelmişti. Psikolojik zorluklarla da olsa arkadaşlarımla vedalaşıp gitmiştim Türkiye’ye. Birden Almanya’da yaşama fikri çıkınca hem mutlu oldum hem endişelendim, çünkü onun Almanya’da mutsuz olacağından korktum. Ama o kendinden çok emindi. Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Eşim ilk başlarda burası için uğraşsa da zamanla bu motivasyonu azaldı, Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini sıkça dile getirmeye başladı. Ki normalde ailesinde düşkün değildir. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Ben bunları doğal karşıladım, kolay bir durum olmadığının farkındayım. Ama zaman geçtikçe tüm o üzüntüsünü benden çıkarmaya başladı. Home office çalışıyor ben ise dışarda, işten eve geldiğimde soğuk davranmalar, terslemeler başladı. Uzun bi süre suyuna gitmeye, anlayış göstermeye çalıştım. Bi dönem onunla Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüm. Fakat artık orada mutlu olabileceğimden de kuşkuluyum. Türkiye’de hayat çok hızlı, çok hareketli. Onun tüm ailesi orda ve taşınırsak ailesinin yakınlarında yaşayacağız. Ben hiçbir zaman kalabalık aile insanı olmadım, tatillerde kaldığım birkaç haftada bile psikolojik olarak çok yoruluyorum. Bir diğer etken de ekonomik durumlar. Burdaki işime yakın bir işte çalıştığımda, burada kazandığımın 1/4ini alacağım. Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek. Son zamanda yaşadığımız anlaşmazlıklarla bu gözümü çok korkutuyor. Kafa yapılarımız da yer yer çok uyumsuz. Kendisi daha muhafazakar ben değilim. Bu evlilikte zorlanmamın bir başka sebebi de iş yüküm. Tam zamanlı çalışıyorum, çok yorgun halde eve geliyorum ve hiçbir şey yapmamış. Tüm iş bana bakıyor. Kaç kere söyledim kaç kere kavga ettik, en azından temiz tabakları yerleştir dolaba veya kirlileri musluğun yanına bırakmak yerine makineye koy diyorum, asla yapmıyor. Gerçekten öyle zorlanıyorum ki. En ufak şeyler için kavga eder hale geldik. Maddi durumumun iyi olmasına rağmen kırık dökük bir dairede kalıyoruz. Evliliğimizdeki ilk dönem para biriktiririz diye girdiğim daireden çıkamıyorum. Eşime göre taşınmak Almanya’ya daha da yerleşmek ve bundan çekiniyor. Ben ise her 10 güne bir tıkanık lavabolarla, su akıtan musluklarla mücadele ediyorum. Evim öyle kötü ki, kimseyi davet bile edemiyorum.
Ona göre tek çare Türkiye’ye gitmek. Sihirli değnek gibi. Bense orada mutsuz olacağımı, çevremi, işimi, ekonomik özgürlüğümü özleyeceğimden adım gibi eminim. Sanki oraya birlikte taşınmak rol değiştirmek gibi olacak. Bu sefer tersleyen, memnun olmayan taraf ben olacağım. Memur olmasam birkaç sene denemek isterdim ama bu durumda memuriyetimi yakmam gerekiyor taşınmak için. Eşime göre çok bencil ve para odaklı biriyim. Sürekli bu suçlamalarla yaşıyorum. Ayrıca yaptıklarımı beğenmiyor, dağınık ve tembel buluyor. 8-9 saat çalıştıktan sonra eve gelip uzanmam bile göze batıyor. Bir diğer sorun da tüm sosyal hayatımın bitmesi. Tamam belki taşınarak çevresinden ayrılan o oldu ama her dışarı çıktığımda “ha çıkıyosun yani?” Gibi sözlerle bana vicdan yaptıran ve zamanla benim de arkadaşlarımla düğünde bayramda görüşmemi sağlayan kendisi.
Ben boşanma taraftarı değilim ama hiçbir suçum yokken sürekli kötü davranması, evde zerre huzur olmaması, iş yerindeyken bile “acaba eve gidince yine surat mı asacak” korkusu artık o kadar ağır geliyor ki. Çok uğraşıyorum, yoruluyorum hiçbirini görmemesi de çok koyuyor. Şimdi kim haklı ne doğru ondan bile emin olamayacak hale geldim. Kendi hayat standartlarımı korumayı istemek, taşınmanın beni mutsuz edeceğini düşünmek bencillik mi? Burdan taşınmak tamamen geleceğimi ona bağlamak demek, ki birkaç yalanını yakaladım evliliğimizin öncesine dair, bunlar da güvensizlik oluşturuyor. Siz olsanız nasıl başa çıkardınız bu durumla? Dışardan gelecek yorumlara fikirlere çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim
Ay niye calismasin ya bunun emekliligi var yasliligi var ozaman ne yapicak bu kadinGenelde eşiniz kötülenmiş yorumlarda ama bence eğer Türkiye ye dönerseniz eşinizin de işi iyiyse siz de çalışmayın. Hayat çalışmadan da daha güzel devam edebilir. Evinizin bir düzeni yemeği daha rahat bir piskolojiniz olur. Belki sosyal çevre edinir haftalık eğitim kurslarına yazılabilrisiniz.. yani sizde dengeler biraz bozulmuş kadın tüm gin dışarda erkek evde oturuyor ve hiçbir işe elini sürmeden. O bi fedakarlık yapmış siz de onun için deneyebilirsiniz
Ciddi mi yazdınız şaka mı yapıyorsunuz? Olay sadece çalışmak değil. Kafa yapıları hayata bakış açıları aynı değil, biri muhafazakar diğer değil. Adam işten gelen karısından hizmet bekliyor, tembelsin dağınıksın diyip kavga çıkartıyor, daha iyi evde kalabilecekken kırık dökük evde oturtuyor. Orası niye sizce, parası pulu olan insanlar iyi evde yaşamak ister değil mi? Ailesinin yanına dönmek istiyor, biraz da sen gör eziyet mahrumiyet neymiş diyor. Burada açılan sorunlu evlilik konularının %90'ı eş ailesi üzerine. Erkek ailelerinin neler yaptıklarını her gün okuyoruz. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Bu cümle size tanıdık geldi mi, buraya geldiklerinde kadını neyin beklediği belli değil mi? Eşinizin de işi iyiyse çalışmayınmış, bu adama güvenip her şeyi silsin atsın, üstelik kaç kez yalanlarını yakalamış.Genelde eşiniz kötülenmiş yorumlarda ama bence eğer Türkiye ye dönerseniz eşinizin de işi iyiyse siz de çalışmayın. Hayat çalışmadan da daha güzel devam edebilir. Evinizin bir düzeni yemeği daha rahat bir piskolojiniz olur. Belki sosyal çevre edinir haftalık eğitim kurslarına yazılabilrisiniz.. yani sizde dengeler biraz bozulmuş kadın tüm gin dışarda erkek evde oturuyor ve hiçbir işe elini sürmeden. O bi fedakarlık yapmış siz de onun için deneyebilirsiniz
Yok yok yazdığınız tüm ayrıntılarda haklısınız. Sadece biz burda hep tek taraflı okuyoruz yazılanları. Silip almaktansa bi deneyip fırsat verebilir demek istedim belki herşey sandığı gibi kötü olmaz.. Sonuçta eşi de başta bi fedakarlık yaparak eşinin yanına gelmiş. Tabi kırık dökük yerde oturmaları normal değil de..Ciddi mi yazdınız şaka mı yapıyorsunuz? Olay sadece çalışmak değil. Kafa yapıları hayata bakış açıları aynı değil, biri muhafazakar diğer değil. Adam işten gelen karısından hizmet bekliyor, tembelsin dağınıksın diyip kavga çıkartıyor, daha iyi evde kalabilecekken kırık dökük evde oturtuyor. Orası niye sizce, parası pulu olan insanlar iyi evde yaşamak ister değil mi? Ailesinin yanına dönmek istiyor, biraz da sen gör eziyet mahrumiyet neymiş diyor. Burada açılan sorunlu evlilik konularının %90'ı eş ailesi üzerine. Erkek ailelerinin neler yaptıklarını her gün okuyoruz. Şu an bana karşı yaptığı tüm hatalara ve yanlışlara rağmen annesinden haklısı ve iyisi yok. Bu cümle size tanıdık geldi mi, buraya geldiklerinde kadını neyin beklediği belli değil mi? Eşinizin de işi iyiyse çalışmayınmış, bu adama güvenip her şeyi silsin atsın, üstelik kaç kez yalanlarını yakalamış.
Almanya'da memur olarak çalışan kadınla niye evlenmiş? Görücü usulü acele evlilik de değil öncesinde 8 sene görüşmüşler. Bilmiyor muydu bu kadının kariyerini mesleğini? Niye evlenmiş, niye 8 sene devam ettirmiş? Orada işler böyle yürüyor, erkekler işten gelen karılarından bir de ev işi beklemiyor. Kim önce geldiyse o yapıyor yemeği masa kurmayı. Çocuk bakımı da eşit. Asıl oradaki kadınlar daha huzurlu yaşıyor. Bir kadın için her şey koca mı? Kariyeri işi mesleği iyi kaliteli yaşama isteği çok mu? Kadın üniversite okumuş yüksek lisans yapmış Türkçe dahil 3 lisan konuşuyor ama haftalık eğitim kursuna yazılın yazıyorsunuz şaka gibi. Evin düzenli yemeği olur ne demek? Gel kayın ailenin dibine yerleş, onlar ve kocan ne derse onu yap, yemeğin çamaşırın düzenli olsun kocanı üzme mi yazıyorsunuz? Çalışan kariyeri olan iyi eğitim almış kadınlara bu düşmanlık niye? Çocuğunun ek gıdasını meyvesini etini almayan, şampuanla bulaşık yıkattıran koca konusuna biraz bakın isterseniz.
Ayrıca nezaketli saygılı seven değer veren başka adam mı yok, bunla evlendi diye ömrünü mü çürütsün?
Denemekle olacak iş mi, olmazsa ne yapacak? Sizin kızınız yüksek lisans yapıp yurt dışında memur olsa 3 lisan bilse her şeyi bırak gel kocana yemek yap der misiniz? Ben demem hatta kocası batsın derim. Hep haklı olan kayınvalide gün yüzü gösterecek mi? Adamın lisanı yok kariyeri yok yurt dışında tutunacak azmi yok. Millet reyon yerleştiriyor, sosyal hizmetler kendisine ne iş verse yapıyor. Eşim çocuklarım ailem diyorlar. Ben bir süre böyle ailelerle muhatap oldum, bu erkek tipini iyi biliyorum. Ben yapamazsam sen de yapamazsın kafası bu. Kendi yukarı çıkamadığı için yukardakini aşağı çeken bir tip. Adam fedakarlık falan yapmamış, 8 sene boyunca kadının ne okuduğunu ne iş yaptığını yapacağını biliyordu. Benim işime gelmez evlenmem deseydi. Ayrıca konu sahibi başta yanaşmış gelme fikrine ama kocası kafasına göre sen dur iş buldum ben geliyorum demiş.Yok yok yazdığınız tüm ayrıntılarda haklısınız. Sadece biz burda hep tek taraflı okuyoruz yazılanları. Silip almaktansa bi deneyip fırsat verebilir demek istedim belki herşey sandığı gibi kötü olmaz.. Sonuçta eşi de başta bi fedakarlık yaparak eşinin yanına gelmiş. Tabi kırık dökük yerde oturmaları normal değil de..
Bu arada ben Almanya’da üniversite mezunuyum, yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık bi staj daha yaparak memur olma hakkım vardı. Türkiye’de yaşayıp onunla evlenmek için bundan vazgeçmiştim, ama Almanya’da yaşama durumu olunca bu stajımı yaptım, sınavını geçtim ve şu an memurum.
Muhtemelen eğitiminiz dahi denk değil, 4 yılda yaşadığı ülkenin dilini bile doğru düzgün öğrenmediği halde “basit” diye tabir ettiği işlere bile burun kıvırıyor, yine muhtemelen Türkiye’de yaşama fikrinden vazgeçip işini bile bırakması Almanya’da yaşarsa çok zengin olup ailesine mal mülk alma hayalindendir.Memur olmak için canımı dişime takıp çalışmıştım halbuki, memuriyetim yanacak. Eşim buradaki işinden memnun değil, işini değiştirmek istiyor ama dile tam olarak hakim olmadığı için istediği gibi bir iş bulmakta zorlanıyor. Daha “basit” işleri de yapmak istemediğini söylüyor. Ona göre yurtdışında okuduğum için Türkiye’de kolay iş bulurmuşum. Ayrıca dil sorunum olmadığı için çabuk ayak uydururmuşum. Onun yaşadığı zorluklara kıyasla böyle ama benim için bu geleceğimi tamamen yakmak ve ona bağlamak demek.