Bu adamın sorunu ne?

kritanzem

Üye
Kayıtlı Üye
28 Ekim 2017
205
302
Merhaba hanımlar, kaç gündür danışmak ve paylaşmak istediğim şeyler var ama bir türlü fırsatını bulamadım. Nereden başlasam onu da bilemiyorum. Konu erkek arkadaşım. Erkek arkadaşımla iki seneyi geçkin zamandır birlikteyiz, bundan evvel de birlikte yaşıyor sayılırdık ama benim bir ev arkadaşım daha vardı. Bu eylülde taşındık, sadece ikimiziz. Ev arkadaşımın da olduğu dönemde kızla aramdaki sorunlar ve kişisel problemlerim sebebiyle evde temizlik yapmayı tamamen bırakmıştım. O dönem erkek arkadaşım aklına estikçe mutfağı falan toparlıyordu. Ben dünyanın en titiz, en temiz insanı sayılmam. Keyfim yoksa, başka işim varsa ortalık dağılıp bulaşık biriktirdiğim çok olmuştur. Ama şöyle bir detay var; ortalık dağınık olduğunda ben de dağılıyorum. Yaşadığım ortamdan huzur bulamayıp kendimi salmaya, sorumluluklarımı salmaya başlıyorum. Çocukluğumdan beri bu böyle ve erkek arkadaşıma bunu bir çok kez anlattım.

Geçtiğimiz haftaya kadar oldukça iyi idare ettik işleri. Ben haftada bir kesin olmak üzere elim erdikçe evi temizledim. Günde iki tencere yemek bitiren erkek arkadaşıma tencere tencere yemekler yaptım. Bulaşıklarımızı yıkadım, çamaşırlarımızı yıkadım. Onun çalışma masasına kadar toplu, tertipli tutmaya çalıştım. Çünkü kendimi biliyorum. Bir kere salarsam bi daha ucu kaçıyor. Bu ev kadınlığı kariyerimin yanında bir de mühendislik fakültesinde okuyorum. İkimizde öğrenciyiz fakat benim aktif okula gitmem gerekiyor. O farklı bir şehirde yüksek lisans öğrencisi ama bunu paravan olarak kullanıyor aslında, faal öğrenci değil yani. Evle ilgili ondan istediğim tek şey alışveriş yapması. Çünkü ben taşıyamıyorum. Evimiz 4. katta ve ben 3 sene evvel merdivenlerden yuvarlanıp sol dizimi incittiğim için kireçlenmem var, merdiven inip çıkmam zorunlu olmadıkça yasak. Bir de bunu ağırlıkla yapmak benim için çok zor.

O bütün gün çalışma odasında bilgisayarının başında yarı çalışıp yarı abuk subuk şeylerle uğraşırken ben bu süreçte yemeğini önüne koyup tabağını önünden aldım, elimden geldiğince anlayışlı olmaya çalıştım. O da sağ olsun ben istedikçe alışverişimizi yaptı. Benim için sorun yoktu.

Geçtiğimiz pazartesi günü vize haftam başlıyordu, mutfak biraz dağılmıştı, dolap boştu ve evde kontrolü kaybetmek istediğim son zaman sınav dönemi. Kendisi her zamanki gibi çalışırken yanına gidip acıkıp acıkmadığını sordum, biraz dedi. Ben de ev aldı yürüdü gel iş bölümü yapalım. Sen git bir şeyler al ben mutfağı temizleyip yemek yapayım. Çıkasın yoksa ben alışveriş yapayım sen mutfağı toparla dönünce yemk yapayım dedim. Kalkasım yok yerimden dedi. Ona da eyvallah dedim, tamam ben dışarıdan söylüyorum o zaman yemek dedim, odama geldim. Sinirlendim evet, ama kavga edip ikimizin de gününü zehretmek istemedim. Tam odaya girdim arkamdan '' Ya ev işlerini ayırsak mı, herkes kendi yediğini toplasın.'' dedi.

Ben bir kaç saniye idrak etmeye çalıştım ne dediğini, yani kelimeleri anladım ama beynim cümleyi işleyemecek kadar sinirlendim ve öfke kontrolü konusunda bayağı kötüyüm. Bu cümle benim için sadece ev işlerini içmiyor hanımlar, maalesef ben bu tür şeylerde alt metinler buluyorum. Bana göre bu karşımdaki insan benimle bir hayatı paylaşmak istemiyor demek. Emeğime ve bana kıymet vermiyor demek. Ya bir sürü şey demek bu, anlatamıyorum.

Çalışma odasının kapısına gidip, bir saniye gelir misin hayatım dedim. Niyetim mutfağı göstermekti. Zira mutfaktakiler onun, affedersiniz, sıçıp bıraktıkları ya da benim onun önünden toplayıp tezgaha bıraktıklarımdı. Niyetimi anlayacak kadar beni tanıyor. Olduğu yerde tepinerek kalkmak istemiyorum buradan diye mıyklanmaya başladı çocuk gibi mi diyeyim salak gibi mi diyeyim bilmiyorum.

Odaya dönüp bir kaç saniye nefes egzersizleriyle sakinleşmeye çalıştım ama olmadı, çığlık çığlığa bağırmaya başladım. Çalışma odasına dönüp kendi notlarımı sağa sola fırlatarak bağırmaya devam ettim. İnanır mısınız, bütün süreç boyunca dönüp suratıma bakmaya tenezzül etmedi. Bilgisayara bakmaya devam etti, bu bana kendimi o kadar değersiz hissettirdi ki, iki üç kez koluna yumruk attım. Tek istediğin beni buradan kaldırmak başka niyetin yok dedi suratıma bakmamaya devam ederek. Ama benim niyetim ciddiye alınmak, insan yerine konulmaktı. Kalkıp, oldu mu, mutlu musun? Bu kadar baside indirgiyor olayları. Bir süre sonra evin muhtelif yerlerinde geze geze kavga edip sakinleştik.

Ya bu adam ilişkimizin başında ben uyanmadan çıkar alışveriş yapar yatağıma kahvaltı getirirdi, biraz ağlayacak olsam canımı sıkan her neyse değişeceğini, düzelteceğini söyler ağlamamam için yalvarırdı, bir şey istesem ben daha cümlemi bitirmeden hallederdi. Ne oldu o adama, ne değişti? Ben aynı benim. Beklentilerim aynı beklentiler. Değişenin ne olduğunu ona da sordum. Eskiden ben ne söylersem söyleyeyim ikimiz için de en doğru olanı söylüyorum diye düşünüyormuş. İkimiz için de en iyi olanı söylüyormuşum sanıyormuş. Ama bana artık o kadar güvenmiyormuş. Yani zıkkımın kökü markete gidip erzak almanın doğrusu yanlışı mı olur? İki senedir hayatımız kötüye gidiyormuş. O iki senedir hiçbir şey üretmemiş, gelişmemiş, ben de hakeza aynı şekilde. Bundan beni ve ilişkimizi sorumlu tuttuğu çok belli. O artık böyle şeylerle uğraşmak ve olur olmadık zamanlarda yerinden kalkmak istemiyormuş. Çok dışarı çıktığı varmış gibi bana dışarı çıktıkça alışveriş yapacağını söyledi. Ne yapayım ben? Bırakayım da evi bok mu götürsün? Aç mı kalalım?

Bulaşıkları ayırdık diyelim, ortak alan temizliğini nasıl ayırmayı düşünüyorsun dedim dalga geçmek için. Nasıl yapılmasın istediğimi madde madde anlatırsam ayda bir evi temizlermiş. Ona önceden bildirirsem her şeyi yaparmış, öyleymiş böyleymiş... Eve taşındığımızdan beri değişmesi gereken musluk contaları, monte edilmesi gereken banyo dolabı, duş başlığı, eylülden beri balkonda boyanmayı bekleyen somya ne oldu dediğimde cevap alamıyorum. Bunlar önceden bildiği ve kabul ettiği görevlerdi. Ben benimkileri yaptım, onunkiler duruyor. Ya yazdıkça öfkeleniyorum. Bana not programlarına yazdırıp kendisine mail falan attırdı gözümüzün önündeki işleri. Geri zekalı.

Zengin olmaya kafayı takmış durumda. Bilgisayar ve telefon uygulamaları yaparak, youtubetan yok boktan püsürden zengin olmaya çalışıyor. Bir işe girip çalışmayı sonuna dek bas bas bağıra bağıra reddediyor her kavgada. Okey çalışmasın. Beni ilgilendirmez, evden çalışsın, köyden çalışsın benim kendime bakacak gücüm de aklımda var çok şükür. Ama o günün 18 saatinde bilgisayar başında oturacak diye ya ben külkedisi olacağım ya bir evde iki yabancı gibi tabak çömlek ayıracağım. Oldu olacak mutfak masrafımızı, çamaşırlarımızı da ayıralım.

Biz böyle şeylerden, onun dağınıklığından, sorumsuzluğundan, yol yordam bilmezliğinden çok kavga ettik. Bir evin sorumluluğunu paylaşmak bu kadar mı zor arkadaşlar? Aklımı kaçıracağım artık. Ben mi abartıyorum, sorun bendeyse sizce nasıl çözebilirim? Yok abartmıyorsam ayrılmak dışında bir çözüm öneriniz var mı? Zira aşığım, seviyorum, ayrılmayı düşünmüyorum.

Çok uzun oldu, okuyanlara teşekkür ederim.
 
Adamın bi sorunu yok, düz adam. Yediğini önüne getirip, yemediğini önünden alırsan totosunu koltuktan kaldırmaz ki.

Aynı evde yaşananın zorlukları haricinde başka sorunlar var gibi esas. İki senedir hayatımız kötüye gidiyor cümlesini kurmak genel bir mutsuzluk emaresi değil mi?
 
Adamın bi sorunu yok, düz adam. Yediğini önüne getirip, yemediğini önünden alırsan totosunu koltuktan kaldırmaz ki.

Aynı evde yaşananın zorlukları haricinde başka sorunlar var gibi esas. İki senedir hayatımız kötüye gidiyor cümlesini kurmak genel bir mutsuzluk emaresi değil mi?

Kesinlikle öyle, mutsuzluğunun sebebi ben miyim? Madem birbirimizin hayatını olumsuz etkiliyoruz, çözüm önerin ne? dedim. Ayrılıyorum ben deyip hızlı hızlı dış kapıya gidip kapıyı açıp kapadı. Sonra geri gelip kahkahalarla gülerek korkup korkmadığımı sordu. Ben de korkmadım, sen beni terk edemezsin dedim, ne diyeyim ki?
 
Boşanın diyecegim olmayacak :) yani bunda ne bu kadar kafaya takiyorsunuz hayatinizi yasamak varken onunla eve girmis sultanliginizi zehir ediyorsunuz...
Okula yakin bi yurda gecin ne ev ne temizlik derslerinize verin kendinizi bence erkek arkadasiniz sizi sevse boyle yapmazdi kicini kaldirmayan bir adamdan nasil bir gelecek hayal edebilirsinki yaniii..
Aklini basina al hayatini mahvetme birak o yapsin bakalim istedigi gibi isleri ayirsaniz gine rezil olur hersey derslerine vermen gerekirken ugrasma sunla...
 
Yok abartmıyorsam ayrılmak dışında bir çözüm öneriniz var mı? Zira aşığım, seviyorum, ayrılmayı düşünmüyorum.

Çok uzun oldu, okuyanlara teşekkür ederim.[/QUOTE]

Yok canim evi ayir demekten baska cozum yok
 
Kesinlikle öyle, mutsuzluğunun sebebi ben miyim? Madem birbirimizin hayatını olumsuz etkiliyoruz, çözüm önerin ne? dedim. Ayrılıyorum ben deyip hızlı hızlı dış kapıya gidip kapıyı açıp kapadı. Sonra geri gelip kahkahalarla gülerek korkup korkmadığımı sordu. Ben de korkmadım, sen beni terk edemezsin dedim, ne diyeyim ki?

çocuk gibi:işsiz:
 
Merhaba hanımlar, kaç gündür danışmak ve paylaşmak istediğim şeyler var ama bir türlü fırsatını bulamadım. Nereden başlasam onu da bilemiyorum. Konu erkek arkadaşım. Erkek arkadaşımla iki seneyi geçkin zamandır birlikteyiz, bundan evvel de birlikte yaşıyor sayılırdık ama benim bir ev arkadaşım daha vardı. Bu eylülde taşındık, sadece ikimiziz. Ev arkadaşımın da olduğu dönemde kızla aramdaki sorunlar ve kişisel problemlerim sebebiyle evde temizlik yapmayı tamamen bırakmıştım. O dönem erkek arkadaşım aklına estikçe mutfağı falan toparlıyordu. Ben dünyanın en titiz, en temiz insanı sayılmam. Keyfim yoksa, başka işim varsa ortalık dağılıp bulaşık biriktirdiğim çok olmuştur. Ama şöyle bir detay var; ortalık dağınık olduğunda ben de dağılıyorum. Yaşadığım ortamdan huzur bulamayıp kendimi salmaya, sorumluluklarımı salmaya başlıyorum. Çocukluğumdan beri bu böyle ve erkek arkadaşıma bunu bir çok kez anlattım.

Geçtiğimiz haftaya kadar oldukça iyi idare ettik işleri. Ben haftada bir kesin olmak üzere elim erdikçe evi temizledim. Günde iki tencere yemek bitiren erkek arkadaşıma tencere tencere yemekler yaptım. Bulaşıklarımızı yıkadım, çamaşırlarımızı yıkadım. Onun çalışma masasına kadar toplu, tertipli tutmaya çalıştım. Çünkü kendimi biliyorum. Bir kere salarsam bi daha ucu kaçıyor. Bu ev kadınlığı kariyerimin yanında bir de mühendislik fakültesinde okuyorum. İkimizde öğrenciyiz fakat benim aktif okula gitmem gerekiyor. O farklı bir şehirde yüksek lisans öğrencisi ama bunu paravan olarak kullanıyor aslında, faal öğrenci değil yani. Evle ilgili ondan istediğim tek şey alışveriş yapması. Çünkü ben taşıyamıyorum. Evimiz 4. katta ve ben 3 sene evvel merdivenlerden yuvarlanıp sol dizimi incittiğim için kireçlenmem var, merdiven inip çıkmam zorunlu olmadıkça yasak. Bir de bunu ağırlıkla yapmak benim için çok zor.

O bütün gün çalışma odasında bilgisayarının başında yarı çalışıp yarı abuk subuk şeylerle uğraşırken ben bu süreçte yemeğini önüne koyup tabağını önünden aldım, elimden geldiğince anlayışlı olmaya çalıştım. O da sağ olsun ben istedikçe alışverişimizi yaptı. Benim için sorun yoktu.

Geçtiğimiz pazartesi günü vize haftam başlıyordu, mutfak biraz dağılmıştı, dolap boştu ve evde kontrolü kaybetmek istediğim son zaman sınav dönemi. Kendisi her zamanki gibi çalışırken yanına gidip acıkıp acıkmadığını sordum, biraz dedi. Ben de ev aldı yürüdü gel iş bölümü yapalım. Sen git bir şeyler al ben mutfağı temizleyip yemek yapayım. Çıkasın yoksa ben alışveriş yapayım sen mutfağı toparla dönünce yemk yapayım dedim. Kalkasım yok yerimden dedi. Ona da eyvallah dedim, tamam ben dışarıdan söylüyorum o zaman yemek dedim, odama geldim. Sinirlendim evet, ama kavga edip ikimizin de gününü zehretmek istemedim. Tam odaya girdim arkamdan '' Ya ev işlerini ayırsak mı, herkes kendi yediğini toplasın.'' dedi.

Ben bir kaç saniye idrak etmeye çalıştım ne dediğini, yani kelimeleri anladım ama beynim cümleyi işleyemecek kadar sinirlendim ve öfke kontrolü konusunda bayağı kötüyüm. Bu cümle benim için sadece ev işlerini içmiyor hanımlar, maalesef ben bu tür şeylerde alt metinler buluyorum. Bana göre bu karşımdaki insan benimle bir hayatı paylaşmak istemiyor demek. Emeğime ve bana kıymet vermiyor demek. Ya bir sürü şey demek bu, anlatamıyorum.

Çalışma odasının kapısına gidip, bir saniye gelir misin hayatım dedim. Niyetim mutfağı göstermekti. Zira mutfaktakiler onun, affedersiniz, sıçıp bıraktıkları ya da benim onun önünden toplayıp tezgaha bıraktıklarımdı. Niyetimi anlayacak kadar beni tanıyor. Olduğu yerde tepinerek kalkmak istemiyorum buradan diye mıyklanmaya başladı çocuk gibi mi diyeyim salak gibi mi diyeyim bilmiyorum.

Odaya dönüp bir kaç saniye nefes egzersizleriyle sakinleşmeye çalıştım ama olmadı, çığlık çığlığa bağırmaya başladım. Çalışma odasına dönüp kendi notlarımı sağa sola fırlatarak bağırmaya devam ettim. İnanır mısınız, bütün süreç boyunca dönüp suratıma bakmaya tenezzül etmedi. Bilgisayara bakmaya devam etti, bu bana kendimi o kadar değersiz hissettirdi ki, iki üç kez koluna yumruk attım. Tek istediğin beni buradan kaldırmak başka niyetin yok dedi suratıma bakmamaya devam ederek. Ama benim niyetim ciddiye alınmak, insan yerine konulmaktı. Kalkıp, oldu mu, mutlu musun? Bu kadar baside indirgiyor olayları. Bir süre sonra evin muhtelif yerlerinde geze geze kavga edip sakinleştik.

Ya bu adam ilişkimizin başında ben uyanmadan çıkar alışveriş yapar yatağıma kahvaltı getirirdi, biraz ağlayacak olsam canımı sıkan her neyse değişeceğini, düzelteceğini söyler ağlamamam için yalvarırdı, bir şey istesem ben daha cümlemi bitirmeden hallederdi. Ne oldu o adama, ne değişti? Ben aynı benim. Beklentilerim aynı beklentiler. Değişenin ne olduğunu ona da sordum. Eskiden ben ne söylersem söyleyeyim ikimiz için de en doğru olanı söylüyorum diye düşünüyormuş. İkimiz için de en iyi olanı söylüyormuşum sanıyormuş. Ama bana artık o kadar güvenmiyormuş. Yani zıkkımın kökü markete gidip erzak almanın doğrusu yanlışı mı olur? İki senedir hayatımız kötüye gidiyormuş. O iki senedir hiçbir şey üretmemiş, gelişmemiş, ben de hakeza aynı şekilde. Bundan beni ve ilişkimizi sorumlu tuttuğu çok belli. O artık böyle şeylerle uğraşmak ve olur olmadık zamanlarda yerinden kalkmak istemiyormuş. Çok dışarı çıktığı varmış gibi bana dışarı çıktıkça alışveriş yapacağını söyledi. Ne yapayım ben? Bırakayım da evi bok mu götürsün? Aç mı kalalım?

Bulaşıkları ayırdık diyelim, ortak alan temizliğini nasıl ayırmayı düşünüyorsun dedim dalga geçmek için. Nasıl yapılmasın istediğimi madde madde anlatırsam ayda bir evi temizlermiş. Ona önceden bildirirsem her şeyi yaparmış, öyleymiş böyleymiş... Eve taşındığımızdan beri değişmesi gereken musluk contaları, monte edilmesi gereken banyo dolabı, duş başlığı, eylülden beri balkonda boyanmayı bekleyen somya ne oldu dediğimde cevap alamıyorum. Bunlar önceden bildiği ve kabul ettiği görevlerdi. Ben benimkileri yaptım, onunkiler duruyor. Ya yazdıkça öfkeleniyorum. Bana not programlarına yazdırıp kendisine mail falan attırdı gözümüzün önündeki işleri. Geri zekalı.

Zengin olmaya kafayı takmış durumda. Bilgisayar ve telefon uygulamaları yaparak, youtubetan yok boktan püsürden zengin olmaya çalışıyor. Bir işe girip çalışmayı sonuna dek bas bas bağıra bağıra reddediyor her kavgada. Okey çalışmasın. Beni ilgilendirmez, evden çalışsın, köyden çalışsın benim kendime bakacak gücüm de aklımda var çok şükür. Ama o günün 18 saatinde bilgisayar başında oturacak diye ya ben külkedisi olacağım ya bir evde iki yabancı gibi tabak çömlek ayıracağım. Oldu olacak mutfak masrafımızı, çamaşırlarımızı da ayıralım.

Biz böyle şeylerden, onun dağınıklığından, sorumsuzluğundan, yol yordam bilmezliğinden çok kavga ettik. Bir evin sorumluluğunu paylaşmak bu kadar mı zor arkadaşlar? Aklımı kaçıracağım artık. Ben mi abartıyorum, sorun bendeyse sizce nasıl çözebilirim? Yok abartmıyorsam ayrılmak dışında bir çözüm öneriniz var mı? Zira aşığım, seviyorum, ayrılmayı düşünmüyorum.

Çok uzun oldu, okuyanlara teşekkür ederim.
Ya isleri ayiralim kismina kadar okudum.
Canim benim niye kendine bunu yapiyorsun?
Nedennnn diye bagirasim var sana.
Ya uni ogrencisisin kalsana ya tek ya da bi arkdla.
Evlenmeden evliligin sorumlulugunu almissin. Birlikte yasamaya karsi oldumdan degil kadindan beklenen işler evli de olsan birliktede yasasan ayni.
Niye ogrencilik hayatini evlilik provası yaparak geciriyorsun?
Ilerde evlenince isten kostur kostur gelio yemek yapacaksin. Evi toplayacaksin. Cocuk olunca ayri.
Taşın derim.
Bak ben yalniz yasadim uni de yok boyle bi keyf. Istedimde yıkadim istemedimde disardan yedim.
 
Boşanın diyecegim olmayacak :) yani bunda ne bu kadar kafaya takiyorsunuz hayatinizi yasamak varken onunla eve girmis sultanliginizi zehir ediyorsunuz...
Okula yakin bi yurda gecin ne ev ne temizlik derslerinize verin kendinizi bence erkek arkadasiniz sizi sevse boyle yapmazdi kicini kaldirmayan bir adamdan nasil bir gelecek hayal edebilirsinki yaniii..
Aklini basina al hayatini mahvetme birak o yapsin bakalim istedigi gibi isleri ayirsaniz gine rezil olur hersey derslerine vermen gerekirken ugrasma sunla...

Valla bence de ayırsak yine o rezil olur. Olsun da rezil. Ama ben de aynı evde olunca benim alanım da rezil olmuş oluyor. Alıp başımı anamın evine döneceğim üç otuzunda kadınlar gibi artık. Öyle yıldım.
 
Erkek arkadaşınızın ne yapmaya çalıştığını anlamak zor geldi bana. Ama evli çiftler gibi uzun süre birlikte olmanın verdiği erkeklerin o tuhaf rahatlığı, tekdüzeliği yaşıyor gibi geldi biraz.. Biraz sizin hissettiğiniz ve gönüllü üstlendiğiniz sorumluluk duygusunu kullanıyor gibi; dağınık ve süzensizlikyten rahatsız oldugunuzu bildiğinden nasil olsa yapar modunda sanki.. Tahmin bunlar, ama kesin gozuken bir sey var ki size, emeğinize, çabası, saygısı yok..
Ayrılmak değil ama madem herkes kendi ışini yapacak evlerinizi ayırsanız ve ilişkinizi öyle sürdürseniz.. O zaman onun hayatındaki yerinizi anlar belki..
Ama evlilik düşünüyorsanız ilerisi için, o pek parlak bir ışık vermiyor...
 
Ya isleri ayiralim kismina kadar okudum.
Canim benim niye kendine bunu yapiyorsun?
Nedennnn diye bagirasim var sana.
Ya uni ogrencisisin kalsana ya tek ya da bi arkdla.
Evlenmeden evliligin sorumlulugunu almissin. Birlikte yasamaya karsi oldumdan degil kadindan beklenen işler evli de olsan birliktede yasasan ayni.
Niye ogrencilik hayatini evlilik provası yaparak geciriyorsun?
Ilerde evlenince isten kostur kostur gelio yemek yapacaksin. Evi toplayacaksin. Cocuk olunca ayri.
Taşın derim.
Bak ben yalniz yasadim uni de yok boyle bi keyf. Istedimde yıkadim istemedimde disardan yedim.

Ne kadar içten yazmışsınız, teşekkür ederim. :KK70: Erkek arkadaşımla birlikteliğimizde büyük bir hata yapıp onu merkeze koydum, pek arkadaşım kalmadı doğrusu. Bir de yaşım geçkin biraz, hem küçüklerle anlaşamıyorum bu yüzden hem de var olan dostlarımın okulu bitti genellikle. Tek başıma yaşamak çok cazip fakat hem maddi olarak beni zorlar, hem erkek arkadaşım annesinden kaçıp yine bende yaşar. :)
 
Oy bu ne ya yok kaldır kopar temizle. Senin bu yaptiklarini ben kendi aileme yapmiyorum. Koskoca adam acikirsa yer dagittiysa toplar. Anne rolunden cik bence.
Yemegini yiyen bulasik makinesi var ise icine atsin yoksada elindekini 2 dk yikasin. Ailemle yasiyorum bizim evde de isler boyle yürüyor.
 
Bütün işi sana yıkmaya çalışıyor sanırım. İşleri ayırmak çok saçma. Herkes kendi bulaşığını mı yıkayacak? Eğer bir ev arkadaşıyla eve çıksaydın o zaman tabii ki herkes kendi bulaşığını yıkardı ama siz hayatı paylaşan bir çift olarak aynı eve çıktınız. Çiftler arasında sen bulaşığı yıkarsın, o süpürgeyi yapar gibi iş bölümü yapılır. Herkes kendi tabağını yıkasın diye yapılmaz ki. Birlikte yemek yiyip sonra sırayla tabak mı yıkayacaksınız?

Günün 18 saatini bilgisayar başında geçiriyorsa sana da vakit ayırmıyor demektir. Aynı evde yaşamak birlikte güzel vakit geçirmek anlamına gelmiyor. Bu konuyu da çözmeniz gerekiyor gibi.

Ev işleri konusunda sorumluluğunu yerine getirmezse evden ayrılmakla tehdit edebilirsin. Hatta bu şekilde devam ederse evleri ayırmak senin için daha iyi olur. Ayrılık anlamına gelmiyor bu sadece seninle aynı evde yaşamak düşündüğüm gibi değilmiş gibi şeyler söyler çeker gidersin, kafan da rahat eder.
 
Erkek arkadaşınızın ne yapmaya çalıştığını anlamak zor geldi bana. Ama evli çiftler gibi uzun süre birlikte olmanın verdiği erkeklerin o tuhaf rahatlığı, tekdüzeliği yaşıyor gibi geldi biraz.. Biraz sizin hissettiğiniz ve gönüllü üstlendiğiniz sorumluluk duygusunu kullanıyor gibi; dağınık ve süzensizlikyten rahatsız oldugunuzu bildiğinden nasil olsa yapar modunda sanki.. Tahmin bunlar, ama kesin gozuken bir sey var ki size, emeğinize, çabası, saygısı yok..
Ayrılmak değil ama madem herkes kendi ışini yapacak evlerinizi ayırsanız ve ilişkinizi öyle sürdürseniz.. O zaman onun hayatındaki yerinizi anlar belki..
Ama evlilik düşünüyorsanız ilerisi için, o pek parlak bir ışık vermiyor...

Tahminlerinizde bence de haklısınız. Çevremdeki kimse o ışığı göremiyor ama ben bu ilişkiye biraz da bile bile, düzeltip onu büyütebileceğime inanarak girdim. Sosyal sorunlarının çoğunu beraber yendik. Çok yol katettiğini, ettiğimizi düşünüyordum. Ama ne yazık ki bu son kavgamızda bana sosyal olarak gelişmenin onun için önemsiz olduğunu, sadece akademik bilgiler öğrenip bir şeyler üretmeye ilerlemek olarak baktığını söyledi. Çok kırıldım inanın, emeklerim boşaymış gibi hissettim. Bir kez ayrılmayı denediğimde intihara kalkıştı. Hem ben seviyorum hem de bu durum da biraz elimi kolumu bağlıyor, hem ev bozmak yeni bir başlangıç yapmak zor geliyor, biraz cesaretim kırık. Düzelmesini dilemek dışında yol bulamıyorum bir türlü.
 
Sormayın hem de ne çocuk... Kendini 8 yaşında hissediyormuş ve asla büyümeyecekmiş.

kendisimi söyledi bunu:))
bence fazla sorumluluk almışsınız ev içinde. e bu erkek cinsinin görmüşlüğü var kadının hizmet gören taraf olmasını beyinlerine kodlamışlığı var.
 
X