- Katılım
- 26 Ocak 2026
- Mesajlar
- 4
- Emoji Skoru
- -52
- Puanlar
- 1
- Yaş
- 26
- Konu Sahibi kmygrkiz45
- #1
Pek derdimi kimseye anlatan biri değilim. Pek arkadaşım yok. İçimde bir huzursuzluk var bunu paylaşmak istedim.
Ben 26 yaşına girmek üzereyim. Manisa'da oturuyorum. Bundan 7 ay önce Haziran zamanı tek ders sınavımı vermek için Balıkesir'e gittim. Orada biriyle tanıştım. Tanışmadan sonraki ilk buluşmamızda burası kadınlar için güvenli bir ülke değil. Benden korkacağın bir şey olursa çalıştığım işten evime kadar seninle her şeyimi paylaşmaya hazırım. Görüşmeyi sonlandırmak istediğin an benden ayrılabilirsin dedi ve bu bana o zaman çok hoş gelmişti. Neyse icra memuruydu. Bana göre tuhaf ve zor bir işti. Yaptığı işleri ve anıları ilginç ve farklıydı. Her neyse bana genellikle iyi bir yaklaşım sergiledi. Tavırları netti. Düşündüğünü çat diye söyler alındığımı görünce de kendi düşündüğümü söylemeyeyim mi? diye savunurdu. Tırnaklarını yiyen biriydi, nefret ettiğim halde sigara içiyordu(astım ve bronşitim var) ama yine de eli yüzü düzgün yanımdayken küfretmemeye gayret eden sürekli telefonu çalan kılık kıyafeti ve şekil şemali düzgün traşlı ve saçına başına dikkat eden biriydi. Ayrıca hayatımda bir başkasından aldığım ilk çiçeği bana o almıştı.
Başlarda uzak mesafe diye zorlanırım diye düşündüğümü söyledim ona o da 140 km önemli bir mesafe değil ben sana gelirim diyerekten hemen her hafta 1-2 defa görüştük. Fiziksel temastan çok hoşlanıyordu. Omzuna yatmamı ve saçlarımla oynamayı istiyordu. Bu benim de hoşuma gidiyordu. Neyse Ailemin durumu da pek olmadığından ben de yeni çalışma hayatına başladığımdan geldiğinde mümkün mertebe çay kahve ısmarlamaya çalışıyordum. Ama o elimi pek cebime attırmıyor. Basit şeylere izin veriyordu. Birlikte zamanımız oldukça gezdik eğlendik.
Ben biraz unutkan biriyim ve uyumayı da çok seviyorum. Bu konuda onunla tartışırdık. Genelde hafta sonu buluşacağımız zamanı kararlaştırırdık. Ben bazen buluşacağımız zamanı unuturdum. uyuyakalırdım bazen de evden izin almak zor olurdu falan neyse birkaç ay önce buluşma zamanı uyuduğum için bana kızdı ve benimle görüşmeyi kesti. Verilen en basit bir sözün bile tutulması konusunda hassastı. Yine de olur insanlık hali değil mi? uyuyakalamaz mıyım? Beni böyle kabul etmesi lazım. Ben yine de içim içimi yedi bir ay sonra aradım telefonu heyecanla açtı senin fotoğrafına bakarken beni aradın dedi ve içim bir hoş oldu yine görüşmeye başlamıştık. Yılbaşından birkaç gün önce bana hediye aldığını ve yılbaşında görüşmek istediğini söyledi. Ben de olur dedim saat 12-13 uygun mu dedim. O da sen uyanamazsın 13te buluşalım ama söz ver daha öncekiler gibi beni bekletme uyuma dedi. Tamam dedim yılbaşı günü sabah erken kalktım. 10-11 gibi yazışıyorduk her şey güzel. Yola çıktığını söyledi. Ben de evdeki birkaç işi yaptıktan sonra uyuyakalmışım. Saat 13:30 gibi aradı. Uyandım açtım toparladım kendimi. Sen uyudun mu dedi? Hayır falan dedim ama ses tonundan olacak anlamış olmalı. Bana yine sözünü tutmadın saat ikiye kadar geliyorsan gel gelmiyorsan gidiyorum dedi. Sinirlendim biraz konuştuk sonra başladı bağırıp çağırmaya çok sinirliydi ben de sonra görüşelim dedim. Ben ta nerden geldim sen 5 dakikalık yolu bile gelemiyorsun beni sakinleştirmen gereken yerde görüşmeyi kesiyorsun. Sana hakkımı helal etmiyorum. Bir daha görüşmeyelim dedi. Aradım açmadı. Sonra ben de sesli mesajla ağzıma geleni söyledim ve engelledim. Ara ara engeli kaldırıp bakıyorum ama yine de herhangi bir çabası yok sizce ben haksız mıyım? ne olmuş yani uyuyakaldıysam. Olamaz mı insanlık hali değil mi? Bunu anlayışla karşılaması gerekmez miydi? Kaç gün oldu halen çabalamıyor? Onu içimden bir türlü atamadım ne yapmalıyım.
Ben 26 yaşına girmek üzereyim. Manisa'da oturuyorum. Bundan 7 ay önce Haziran zamanı tek ders sınavımı vermek için Balıkesir'e gittim. Orada biriyle tanıştım. Tanışmadan sonraki ilk buluşmamızda burası kadınlar için güvenli bir ülke değil. Benden korkacağın bir şey olursa çalıştığım işten evime kadar seninle her şeyimi paylaşmaya hazırım. Görüşmeyi sonlandırmak istediğin an benden ayrılabilirsin dedi ve bu bana o zaman çok hoş gelmişti. Neyse icra memuruydu. Bana göre tuhaf ve zor bir işti. Yaptığı işleri ve anıları ilginç ve farklıydı. Her neyse bana genellikle iyi bir yaklaşım sergiledi. Tavırları netti. Düşündüğünü çat diye söyler alındığımı görünce de kendi düşündüğümü söylemeyeyim mi? diye savunurdu. Tırnaklarını yiyen biriydi, nefret ettiğim halde sigara içiyordu(astım ve bronşitim var) ama yine de eli yüzü düzgün yanımdayken küfretmemeye gayret eden sürekli telefonu çalan kılık kıyafeti ve şekil şemali düzgün traşlı ve saçına başına dikkat eden biriydi. Ayrıca hayatımda bir başkasından aldığım ilk çiçeği bana o almıştı.
Başlarda uzak mesafe diye zorlanırım diye düşündüğümü söyledim ona o da 140 km önemli bir mesafe değil ben sana gelirim diyerekten hemen her hafta 1-2 defa görüştük. Fiziksel temastan çok hoşlanıyordu. Omzuna yatmamı ve saçlarımla oynamayı istiyordu. Bu benim de hoşuma gidiyordu. Neyse Ailemin durumu da pek olmadığından ben de yeni çalışma hayatına başladığımdan geldiğinde mümkün mertebe çay kahve ısmarlamaya çalışıyordum. Ama o elimi pek cebime attırmıyor. Basit şeylere izin veriyordu. Birlikte zamanımız oldukça gezdik eğlendik.
Ben biraz unutkan biriyim ve uyumayı da çok seviyorum. Bu konuda onunla tartışırdık. Genelde hafta sonu buluşacağımız zamanı kararlaştırırdık. Ben bazen buluşacağımız zamanı unuturdum. uyuyakalırdım bazen de evden izin almak zor olurdu falan neyse birkaç ay önce buluşma zamanı uyuduğum için bana kızdı ve benimle görüşmeyi kesti. Verilen en basit bir sözün bile tutulması konusunda hassastı. Yine de olur insanlık hali değil mi? uyuyakalamaz mıyım? Beni böyle kabul etmesi lazım. Ben yine de içim içimi yedi bir ay sonra aradım telefonu heyecanla açtı senin fotoğrafına bakarken beni aradın dedi ve içim bir hoş oldu yine görüşmeye başlamıştık. Yılbaşından birkaç gün önce bana hediye aldığını ve yılbaşında görüşmek istediğini söyledi. Ben de olur dedim saat 12-13 uygun mu dedim. O da sen uyanamazsın 13te buluşalım ama söz ver daha öncekiler gibi beni bekletme uyuma dedi. Tamam dedim yılbaşı günü sabah erken kalktım. 10-11 gibi yazışıyorduk her şey güzel. Yola çıktığını söyledi. Ben de evdeki birkaç işi yaptıktan sonra uyuyakalmışım. Saat 13:30 gibi aradı. Uyandım açtım toparladım kendimi. Sen uyudun mu dedi? Hayır falan dedim ama ses tonundan olacak anlamış olmalı. Bana yine sözünü tutmadın saat ikiye kadar geliyorsan gel gelmiyorsan gidiyorum dedi. Sinirlendim biraz konuştuk sonra başladı bağırıp çağırmaya çok sinirliydi ben de sonra görüşelim dedim. Ben ta nerden geldim sen 5 dakikalık yolu bile gelemiyorsun beni sakinleştirmen gereken yerde görüşmeyi kesiyorsun. Sana hakkımı helal etmiyorum. Bir daha görüşmeyelim dedi. Aradım açmadı. Sonra ben de sesli mesajla ağzıma geleni söyledim ve engelledim. Ara ara engeli kaldırıp bakıyorum ama yine de herhangi bir çabası yok sizce ben haksız mıyım? ne olmuş yani uyuyakaldıysam. Olamaz mı insanlık hali değil mi? Bunu anlayışla karşılaması gerekmez miydi? Kaç gün oldu halen çabalamıyor? Onu içimden bir türlü atamadım ne yapmalıyım.