Merhaba. Umarım bir an önce kalbiniz ferahlar ve nasıl bir dertten kurtulduğunuzu anlarsınız. Kendi durumunuzla kıyaslayabilin diye biraz detay vereceğim.
Sizin konunuzu okuduğumda başlamadan bittiği için bir yandan şanslı olduğunuzu düşündüm. Çünkü benim eşimin ailesi düğün sürecinde yüzümüze karşı hep iyilerdi, konumda bahsettiğim saçma sapan talepleri hep eşim aracılığıyla veya bambaşka bahaneler arkasına saklayarak ilettiler. Sorun olduğunu sezdiğimde de ailem ve arkadaşlarım zorla sorun aradığımı, sorunların karşı tarafın tecrübesizliklerinden kaynaklandığını söyledi (bunun için benden daha sonra özür dilediler) ve ben de hep eşim onları hayatımıza karıştırmayacağını söylediği için kendimi ikna ettim. Bu oyunculuk böyle devam etti düğün gününe kadar. Düğünden önce annemi arayıp ne kadar iyi bir evlat yetiştirmişsiniz, bunun için sizi tebrik ederim diyen kadın düğün bittiğinde eşimle evimize giderken altınları alamadığı için hakaret mesajları atmaya başladı. Sonradan öğrendim ki eşimin düğün gecesi uyuyup dinlenmesine bile izin vermemiş ailesi. Sabaha kadar sürmüş dini nikahı iptal etme çabaları. Bildiğiniz en mutlu gününde eziyet ettiler evlatlarına. Böyle boynu bükük evlendi. Ailesini karşısına aldı, bana neyi nasıl istiyorsam her şeyi öyle yapacağını söyledi. Düğün günü eşimde çok büyük bir travma haline dönüştü, fotoğraflarımıza bile bakamıyor. Sonrasında da aylardır ne çektiğimizi Allah biliyor. Annesi ya çok sıcak ve sürekli konuşuyor, insanların karşısında çok yakınmışız gibi rolleniyor ya da suratımıza bile bakmıyor, eşimi kendi eşi gibi görüyor, hakkımızda insanlara yalanlar söylüyor, kıskanıyor, mutlu olmamızı istemiyor. Babası deseniz ayrı bir hikaye.
Eşim hastalıklı ve yalancı olduklarının farkında ama alıştığı düzen bu olduğundan vakit geçince unutuyor, unutmak istiyor. Mesela ben ağzımı bile açmadan kavgasını ediyor, laflarını ağızlarına tıkıyor, beni küçük düşürmüyor, ezdirmiyor. Aramız kötü olsa bile ne istersem yapıyor, rahat edeyim diye uğraşıyor, etrafımda dönüyor. Kendi kendimize kaldığımızda eşimle aramız çok iyi. Eğitimimi, işimi destekler, saygı duyar. Beni işe/kütüphaneye bırakır, bazen kapıda bekler yorulmayayım diye. Evde sorumluluk alır. İşten yorgun geldiğimde evi temiz bulurum. Canım ne çekerse girer mutfağa yapar, üşenmez. Hayatıma karışmaz, kısıtlamaz. Dışarıda gönlümce vakit geçiririm, arkadaşlarımla plan yaparım, bunlara mutlu olur. Bakın ben bunlara rağmen boşanmayı bir seçenek olarak değerlendiriyorum. Çünkü kavga anında ailesiyle nasıl kavga ediyorsa benimle de öyle ediyor. Ailesinin çıkardığı sorunların bendeki psikolojik etkisini kaldıramıyor, boşanma tehdidiyle beni bastırmaya çalışıyor. Ailesi ise diğer yanda durmak bilmiyor. Sürekli rahatsız etmenin bir yolunu buluyor, biz uzak durdukça yeni senaryolar uyduruyor, evliliğimizi insanların gözünde itibarsızlaştıracak şeyler söylüyorlar. Eşime bile iftira atıyorlar.
Eşim şu anda kavgacı yanını düzeltmeye, yapıcı olmaya, bana evliliği sevdirmeye çalışıyor. Terapi yoluna girdik zaten. Ailesinden de çok uzak bir yere taşınmayı teklif etti, görüşmek için beni zorlamayacağını söyledi. Ama evlilik içinde güveniniz bir kere zedelenince diken üzerinde yaşıyorsunuz. Kimliğimi benimseyemedim, bu insanlarla akraba olmak zoruma gidiyor, eşimin soyadını bile kullanamaz hale geldim. Devamlı kaygılıyım, sıradaki saçmalığı bekliyorum. Eşime karşı sevgi ve öfke hisleri arasında gidip geliyorum. Biz daha bir yıl dolmadan bu hale geldik. Ben eşime güvenerek çok zor bir yola soktum kendimi. Sizin erkek arkadaşınız arkanızda bile durmamış anladığım kadarıyla. Sakın hayatınızla oynamayın. Kendiniz yerine çok sevdiğiniz ve kıymet verdiğiniz kardeşiniz, yeğeniniz gibi birini hayal edin. Bu kişinin sizin yaşadıklarınızı yaşayıp bunca değersizliğe rağmen bu ilişkide kalmasını ister miydiniz? Cevabınız hayırsa, arkanıza bile bakmayın.