Kıskanmak elbette insani bir duygudur ve herkes bu duyguyu aynı şekilde yaşamaz. Sosyal hayatın içinde kadın ve erkek bir arada bulunmak zorundayız. İş yerinde, arkadaş ortamında ya da günlük yaşamda... Bu ilişkilerde önemli olan, kişilerin kendi değerlerine ve yaşam tarzlarına göre sınırlarını belirlemesidir. “Onun konuşma tarzı böyle” diyerek her davranışı normalleştiremeyiz. Örneğin aynı iş yerinde birine “canım” diye hitap ederken bir başkasına etmezsiniz. Çünkü insanlar arasında çoğu zaman söylenmese bile hissedilen bir mesafe ve sınır vardır.
Buradaki asıl sorun ise konu sahibinin eşinin davranışına odaklanmak yerine, karşı taraftaki kadını boşanmış olması, alkol alması ya da geçmiş ilişkileri üzerinden aşağılamasıdır. Eşine karşı kırgın veya öfkeli olabilir, bu anlaşılabilir ancak bu durum boşanmış kadınlara ya da başka bir kadına bu şekilde çirkin yakıştırmalar yapmayı haklı çıkarmaz.
Eğer kişi eşinin bir kadın ya da erkek iş arkadaşıyla yemeğe gitmesini istemiyorsa ve eşi buna rağmen gidiyorsa, bu eşler arasında çözülmesi gereken bir sorundur. Konunun odağı başkaları değil, doğrudan ilişkideki sınırlar ve beklentiler olmalıdır. Ben daha önce boşanmış bir kadın olarak konu sahibinin üslubunu beğenmedim.